(AİHS. m. 6) (5271 S. K. m. 180, 193, 194, 195, 196, 200, 204) (694 S. KHK. m. 147) (Ceza Muhakemesinde Ses ve Görüntü Bilişim Sisteminin Kullanılması Hakkında Yönetmelik m. 9) (YCGK. 10.06.2008 T. 2008/9-148 E. 2008/169 K.)
DAVA: İlk derece mahkemesince verilen hükme karşı istinaf kanun yoluna başvurulmakla dosya incelenip görüşüldü, istinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi:
KARAR: Ceza yargılamasının temel ilkelerinden biri “doğrudan doğruyalık-vasıtasızlıktır”. Yargılamanın yüze karşı olması, savunma hakkının kısıtlanamaması ve cezanın bireyselleştirilmesi ilkelerinin doğal bir sonucu olarak sanığın duruşmada hazır bulunması gerekir. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun yerleşik kararları ile uyum gösteren Özel Daire kararlarında açıklandığı üzere; mahkemeye gelmemiş olan sanık hakkında duruşma yapılamayacağı temel kuraldır. Bu sebeple 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunun 193/1. maddesinde “kanunun ayrık tuttuğu haller” saklı tutularak, “sanık olmaksızın yargılama olmaz” genel kuralına yer verilmiş ve sonra istisnaları aynı Kanunun 193/2, 194, 195, 196/1-5, 200, 204. maddelerinde teker teker gösterilmiştir. CMK'nin 196/4. maddesindeki düzenlemeye göre ayrıca görüntülü ve sesli iletişim tekniği (SEGBİS) kullanılarak sanığın sorgusunun yapılabilmesi ve duruşmalara katılması olanaklı kılınmıştır.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 12.11.2013 gün ve 1442-451 Sayılı kararında açıklandığı üzere "mahkemede hazır bulunmayan sanık hakkında duruşma yapılamayacağı, duruşmada hazır bulunmanın sanık açısında bir yükümlülük olmakla birlikte, öncelikle kendisi açısından bir hak olduğu" kabul edilmiştir.
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6/1. maddesi, cezai bir suç ile itham edilen herkesin, kendini savunma, iddia tanıklarını sorguya çekme veya çektirme, duruşmada kullanılan dili anlamadığı veya konuşamadığı takdirde bir tercüman yardımından para ödenmeksizin yararlanması haklarını güvence altına almıştır. Kural olarak bu hakların kullanılması için sanığın, duruşmada hazır bulunması zorunludur. ( Colozza v. İtalya 12 Şubat 1985, Lala v. Hollanda 22 Eylül 1994) Sözleşme ile garantiye alınan hakkın kullanılmasından vazgeçilmesi, bunun açıkça söylenmesi ile mümkün olabilecektir. ( Zana/Türkiye)
Görüntülü ve sesli iletişim tekniği ( SEGBİS) kullanılarak sorgu yapma ve sanığın duruşmaya katılması ile ilgili iç hukukumuzdaki düzenlemeler şu şekildedir:
CMK'nin tanık ve bilirkişinin naiple veya istinabe yoluyla dinlenmeleri başlığını taşıyan 180. maddesinin 3. fıkrası;
"Davayı görmekte olan mahkeme, zorunluluk olmadıkça, büyükşehir belediye sınırları içerisinde bulunan şikâyetçi, katılan, sanık, müdafi veya vekil, tanık ve bilirkişilerin istinabe yoluyla dinlenmesine karar veremez",
Sanığın duruşmada bağışık tutulması başlığını taşıyan CMK'nin 196. maddesinin 4. fıkrası;
"Yukarıdaki fıkralar içeriğine göre sanığın aynı anda görüntülü ve sesli iletişim tekniğinin kullanılması suretiyle sorgusunun yapılabilmesi olanağının varlığı halinde bu yöntem uygulanarak sorgu yapılır" şeklinde iken,
23.07.2016 tarihinde yürürlüğe giren 667 Sayılı KHK'nin soruşturma ve kovuşturma işlemleri başlığına taşıyan 6/1-i. maddesiyle;
”Hâkim veya mahkemenin uygun gördüğü durumlarda, aynı anda görüntülü ve sesli iletişim tekniğinin kullanılması suretiyle şüpheli veya sanığın sorgusu yapılabilir veya duruşmalara katılmasına karar verilebilir” şeklinde genel bir düzenleme yapılmış,
25.08.2017 tarih ve 30165 Sayılı Resmi Gazete de yayımlanan 15.08.2017 gün ve 694 Sayılı KHK'nin 147. maddesiyle CMK'nin 196. maddenin dördüncü fıkrası;
"Hâkim veya mahkemenin zorunlu gördüğü durumlarda, aynı anda görüntülü ve sesli iletişim tekniğinin kullanılması suretiyle yurt içinde bulunan sanığın sorgusu yapılabilir veya duruşmalara katılmasına karar verilebilir." şekilde değiştirilmiştir.
20.09.2011 tarih ve 28060 Sayılı Resmi Gazete de yayımlanan Ceza Muhakemesinde Ses ve Görüntü Bilişim Sisteminin Kullanılması Hakkında Yönetmeliğin 9. maddesinin 1. fıkrası;
"Görüntülü ve sesli iletişim tekniğinin kullanılması olanağının varlığı hâlinde, kanunlardaki usul ve esaslar dairesinde, soruşturma veya kovuşturma aşamasında yapılan her türlü işlem SEGBİS ile kayda alınır." düzenlemesi bulunmaktadır.
Türk Dil Kurumu Türkçe Sözlüğünde "istinabe" kelimesi, "davanın görülmekte olduğu mahkemeye gönderilmek için başka bir yerde bulunan bir tanığın oradaki mahkeme tarafından ifadesinin alınması" olarak tarif edilmiş,
CMK'nin 196. maddesi 4. fıkrasının Hükümet Tasarı Gerekçesi;
"186. maddenin gerekçesinde de belirtildiği gibi sorgunun istinabe yoluyla yapılmasının neden olacağı sakıncaların giderilmesi veya en aza indirilebilmesi için, olanak bulundukça esas hakkında hükmü verecek mahkemece görüntülü olarak izlenip gerekli soruların da sorulabileceği video marifetiyle yayın yönteminden yararlanılması uygun görülmüştür.
Böylece Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. maddesinde konu edilen “adil yargılanma hakkı” ilkesiyle Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin bu konudaki kararı gözetilerek, hâkimlerin hüküm vermeden önce sanığı bizzat görmeleri sağlanmaya çalışılmıştır." şeklindedir.
İstinabe kelimesinin TDK Türkçe Sözlüğündeki anlam, CMK'nin 180. maddesinin 3. fıkrası ile aynı Kanunun 196. maddesi 4. fıkrasına dair Hükümet Tasarı Gerekçesi bir bütün halinde değerlendirildiğinde, "istinabe yoluyla" ifade alınması yöntemi, davanın görülmekte olduğu mahkemeden başka bir yerde bulunan bir kişinin, oradaki mahkeme tarafından dinlenilerek, alınan ifadesinin asıl mahkemesine gönderilmesi amaçlanmakta ve sorgunun istinabe yoluyla yapılmasının neden olacağı sakıncaların giderilmesi veya en aza indirilebilmesi için, olanak bulundukça esas hakkında hükmü verecek mahkemece görüntülü olarak izlenip gerekli soruların sorulabileceği SEGBİS yönteminden de yararlanılmasına imkan sağlanmıştır. Yani istinabenin sakıncalarını gidermek için SEGBİS yöntemiyle başka yerde bulunan kişilerin görüntülü ve sesli biçimde dinlenilmeleri olanaklı hale gelmiştir. Ancak davayı görmekte olan mahkemenin, zorunluluk bulunmadıkça, yargı sınırları içerisinde bulunan şikâyetçi, katılan, sanık, müdafi veya vekil, tanık ve bilirkişileri istinabe yoluyla değil yüz yüzelik ilkesi gereği bizzat dinlenmesi uygun olacaktır.
Açıklanan yasal düzenlemeler ışığında somut olay değerlendirildiğinde; silahlı terör örgütüne üye olma suçundan dolayı Kastamonu Ağır Ceza Mahkemesinde yargılanan sanığın, bu suçtan dolayı anılan mahkemenin yargı çevresi içerisinde Kastamonu E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda tutuklu bulunduğu, 02.05.2017 tarihli oturumda müdafii yardımı ile sanığın savunmasını yaptığı, duruşmalardan bağışık tutulması yönünde sanık veya müdafisinin bir talebinin bulunmadığı, sanığın bizzat mahkemeye getirilerek duruşmalarda hazır bulundurulmasına engel olacak biçimde yargılamanın yapıldığı yerde yakın zamanlarda meydana gelen doğal veya toplumsal bir olay, salgın, bulaşıcı hastalık, sağlık sorunu, terör eylemi ve güvenlik problemi yaşandığının ifade edilmediği gibi, sanığın yüzüne karşı suç ortaklarından birinin veya bir tanığın gerçeği söylemeyeceği endişesi, sanığın davranışları nedeniyle, hazır bulunmasının duruşmanın düzenli olarak yürütülmesini tehlikeye sokacağı yönünde haklı bir gerekçe bulunduğu bildirilmediği ve duruşma tutanaklarına yansıtılmadığı halde; yerel mahkemece 02.05.2017 günü yapılan oturumun (1) numaralı ara kararında, tutuklu sanığın 17.05.2017 tarihinde yapılacak bir sonraki duruşma gün ve saatinde SEGBİS odasında hazır edilmesi için Kastamonu E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna yazı yazılmasına karar verildiği, Cumhuriyet Savcısının esasa dair görüşünü bildirdiği, sanığın son savunmasını yaptığı ve hükmün özünü oluşturan kısa kararın açıklandığı 17.05.2017 günü yapılan oturuma önceki ara kararda belirtildiği gibi, sanık getirtilmeden tutuklu bulunduğu Kastamonu E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumundan SEGBİS ile bağlantı kurulmak suretiyle hükümlülüğüne kararı verildiği görülmüştür.
Kanunun ayrık tuttuğu yukarda sıralanan istisnai haller (CMK 193/2, 194, 195, 196/1-5, 200, 204. maddeleri) saklı kalmak kaydıyla, mahkemede hazır bulunmayan sanık hakkında duruşma yapılamayacağı, duruşmada hazır bulunmanın sanık açısında bir yükümlülük olmakla birlikte, öncelikle kendisi açısından bir hak olduğu gözetilerek; ilk ve son savunmanın yapıldığı, esasa dair delillerin toplandığı oturumlara sanığın SEGBİS yolu ile katılması "Hâkim veya mahkemenin zorunlu gördüğü durumlarda" mümkün olabileceğinden; Yargılandığı suçtan dolayı, aynı mahkemenin yargı çevresi içinde tutuklu bulunan, duruşmalardan bağışık tutulmayı açıkça talep etmeyen ve bağışık tutulmasına dair zorunlu görülen nedenler gerekçelendirilerek alınmış bir karar da olmayan sanığın, Ceza Genel Kurulu'nun 12.11.2013 gün ve 1442-451 sayılı, 10.06.2008 gün, 148/169 Sayılı kararlarında açıklandığı üzere duruşmada bizzat hazır bulundurulması ve savunma imkanı sağlandıktan sonra hüküm kurulması gerekirken, CMK'nin 196/4. maddesine yanlış anlam verilerek SEGBİS yoluyla yargılama yapılıp cezalandırılmasına karar vermek suretiyle, CMK'nin 193/1 ve 196/4. maddeleri hükümlerine aykırı davranılarak savunma hakkının kısıtlanması,
SONUÇ: Hukuka kesin aykırılık teşkil ettiğinden, sanık müdafiinin istinaf istemi bu sebeple yerinde görülmekle, CMK'nin 289/1-h ve 280/1-b maddeleri uyarınca, ceza süresi yönünden kazanılmış hak korunmak suretiyle diğer yönleri incelenmeyen hükmün BOZULMASINA, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine, bir örneğinin de mahkemesince istinaf başvurusunda bulunan sanık müdafiine tebliği ile yeniden incelenmek ve karar verilmek üzere hükmü bozulan ilk derece mahkemesine gönderilmesine, KESİN olarak 02.10.2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)