(5237 S. K. m. 53, 58, 62, 63, 220, 314) (5271 S. K. m. 100, 267, 280, 286) (3713 S. K. m. 1, 5, 7) (YCGK. 26.09.2017 T. 2017/16-956 E. 2017/370 K.) (16.CD. 24.04.2017 T. 2015/3 E. 2017/3 K.)
TÜRK MİLLETİ ADINA
Yukarıda açık kimlik bilgileri yazılı bulunan sanık hakkında, ilk derece mahkemesince verilen hüküm ile dosya içeriği birlikte değerlendirilerek davanın yeniden görülmesine karar verilmiş olmakla, Dairemizce yapılan yargılama sonunda;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
İDDİA:
Yozgat Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 09.02.2017 tarih, 2017/30 sayılı iddianamesiyle sanığın, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyesi olduğu iddiasıyla, TMK'nin 7/1 maddesi delaletiyle TCK'nin 314/2, 3713 sayılı TMK'nin 5/1, TCK'nin 53, 58/9, 63, maddeleri gereğince cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN UYGULAMASI:
Yozgat Ağır Ceza Mahkemesi 06.07.2017 gün 2017/38 esas ve 2017/125 sayılı kararı ile yüklenen suçtan dolayı sanığın TCK'nin 314/2, 3713 sayılı TMK'nin 5/1, TCK'nın 62/1, maddeleri gereğince neticeten 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, TCK'nin 53/1-2-3, 58/9 ve 63. maddelerinin uygulanmasına, tutukluluk halinin devamına karar verilmiştir.
İSTİNAF İNCELEME AŞAMASI:
İlk derece mahkemesinin hükmüne karşı, sanık müdafii tarafından ayrıntıları 07.07.2017, 06.09.2017 tarihli dilekçelerinde açıklandığı biçimde istinaf kanun yoluna başvurmaları üzerine yapılan inceleme sonucunda, Dairemizin yer ve konu bakımından yetkili olduğu, hükmün istinaf edilebilir olduğu, istinaf edenin kanun yoluna başvurmaya hakkının bulunduğu, istemin süresinde olduğu kabul edilerek; "sanığın kriptolu Bylock haberleşme ağına dahil olup olmadığının teknik verilerle tespitinin sağlanması, istinaf kanun yolu aşamasında elde edilen deliler ile dosya içerisinde bulunan bilgi ve belgelerin birlikte tartışılması, istinaf aşamasında dosyaya giren delillere yönelik savunma yapılmasına olanak sağlanması amacıyla" CMK'nin 280/1-e maddesi gereğince davanın yeniden görülmesine ve duruşma açılmasına karar verilerek yargılama yapılmıştır.
SAVUNMA:
Sanık .... 08.05.2017günü ilk derece mahkemesinde yaptığı savunmasında: "Suçlamaları kabul etmiyorum. Ben söz konusu yapı ile herhangi bir şekilde bağlantım olmadı. Gerek tahsil hayatımda gerek iş hayatımda bağlantım mevcut değildir. .... derneği ve .... Eğitim Sen'e mesleki faaliyetim doğrultusunda üye oldum. Bu yapı ile bağlantılı olduklarını bilmiyordum. Yine sendikal faaliyet olarak adliye önünde yapılan gösterilere katıldım. Bylock kullanmadım buna dair tespit en son emniyet yazısı ile sabittir. ....'un beyanlarını kabul etmiyorum. ....'i tanırım ancak beyanlarını kabul etmem. Belirttiği gibi ....'nun sohbetine katılmışlığım yoktur. ....'nu dernek başkanı olarak tanıyorum. Ancak cemaat ile bağlantısının olup olmadığını bilmiyorum. Onun bir sohbetinde bulunmadım. " şeklinde savunmada bulunmuştur.
Sanık 12.07.2018 günü Dairemizde gerçekleştirilen duruşmada yaptığı savunmasında: "Masak raporunda hakkımda herhangi bir suçlama yoktur. Bylock ile ilgili düzenlenen bilirkişi raporunun ilk bölümünde benim bylock kullanıcısı olmadığım ortaya konmuştur, sonuç bölümünde ise bilirkişi kişisel değerlendirme yaparak bylock kullandığımı iddia etmektedir, kabul etmek mümkün değildir, dayanaktan yoksundur. Dernek ve sendika üyeliği ise yasalar çerçevesinde kurulmuş bu yapılara üye olmanın ötesinde bir suç unsuru yoktur." şeklinde savunmada bulunmuştur.
Sanık müdafii Av. .... 04.07.2018tarihinde Dairemizde gerçekleştirilen duruşma sırasında yaptığı savunmasında: "Daha önce yazmış olduğumuz lahiyamızı tekrar ediyoruz, Bank.......ya çağrı üzerine yatırılmış bir para olmadığı, MASAK raporu ile de belirlenmiştir. Daha önce Ağır Ceza Mahkemesinde yapılan yargılamada ve yapılan araştırmalarda sanığın bylock kullanıcısı olmadığı belirlenmiştir, sonradan istinaf kanun yolu aşamasında aldırılan bilirkişi raporu ilk kısmında da sanığın bylock kullanıcısı olmadığı anlatıldığı halde son kısmında bilirkişi varsayıma dayalı olarak bir tespit yapmış olup buna katılmak mümkün değildir. Müvekkilin telefonunda böyle bir programın kullanıldığı tespit edilmiş olunsaydı şimdiye kadar ortaya çıkardı, bilirkişi niyet okumaktadır ve tespitine katılmıyoruz. Sendika üyeliği, dernek üyeliği Anayasal Haklar olup üye olunduğu dönemde suç değildi, hatta sendika aidatının bir kısmını devlet karşılamaktaydı. Adliye önünde yapılan basın açıklamasını geriden izlemek suç değildir, zaten suç olsaydı sanık hakkında tahkikat açılırdı. Bunun dışında sanığın terör örgütü ile ilgisinin bulunmadığı suçlamaların ispat edilemediği ortada olup müvekkilin beraatına karar verilmesi gerekmektedir. Müvekkil hakkında TCK'nin 30. maddesi hükümleri değerlendirilmelidir ve bihakkın tahliyesine karar verilmesini talep ediyoruz. Aksi düşünülüyor ise yargılamanın tutuksuz sürdürülmesi lehe hükümlerin uygulanması ve müvekkilin adli kontrol ile salıverilmesini talep ediyoruz" şeklinde savunmada bulunmuştur.
DELİLLER:
-İfadeler, ByLock kullanımına ilişkin bilirkişi raporu, Yozgat Valiliği İl Milli Eğitim Müdürlüğü'nün 22.08.2016 tarihli sanığın .... Sendikası üyesi olduğuna ilişkin yazısı, Yozgat Valiliği İl Dernekler Müdürlüğü'nün 22.02.2017 tarihli sanığın, KHK ile kapatılan Yozgat .... derneği üyesi ve son yönetim kurulu başkanı olduğuna ilişkin yazısı, Bank ....... kayıtları, tanık beyanları, olay, yakalama ve arama tutanakları.
-Adli bilişim uzmanı tarafından hazırlanan 02.05.2018 tarihli bilirkişi raporu içeriğine göre:"....... numaralı telefon hattının sanık .... tarafından kullanıldığı, ....... ID numarasını kullandığı bildirilmiştir. Yapılan ilk tespit işlemlerinde ....'nun ....... USER ID nolu Bylock kullanıcısı olduğun belirtilmiştir. Bu tespitin dışında bir ....... USER ID nolu Bylock kullanıcı hesabının detay kayıtları incelendiğinde USER (Kullanıcı) tablosundaki kullanıcı adının ".......", şifresini ise ".......", olarak kayıt edildiği, burada yer alan "......." ibaresinin ....'nun ismini, "66" ibaresinin ise ....'nun bulunduğu Yozgat ilini ifade ettiği, Roster kayıtlarına göre ....... USER ID nolu Bylock kullanıcısı .... tarafından ".......", ....... USER ID nolu Bylock kullanıcısı .... tarafından "......." olarak adlandırıldığı, mesaj içeriklerinde dernek ve sendika ile ilgili mesajların yer aldığı, söz konusu içeriklerin sanık ....'nu tanımlar nitelikte olduğu, ayrıca ....'un Yozgat C. Başsavcılığında verdiği ifadesinde .... ile hakkındaki Bylock kullanımı ile ilgili beyanlarını doğrular nitelikte olduğu tespit edilmiş olup, ....... USER ID nolu Bylock kullanıcı hesabının .... tarafından kullanıldığı" mütalaa edilmiştir.
-Bank ....... kayıtları;....... müşteri nolu Bank ....... hesabının bulunduğuna ilişkin kayıtlar,
- Sendika-dernek kayıtları; sanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne müzahir olması nedeniyle KHK kapsamında kapatılan .... Sen üyeliği ve Yozgat .... Derneği üyeliği ve son yönetim kurulu başkanı olduğu belirlenmiştir.
-Sanığın, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisaklı olması nedeniyle KHK ile kapatılan .... isimli Sendikanın düzenlemiş olduğu, örgütün yayın organlarından olan ....... gazetesine yapılan operasyonları protesto eylemlerine iştirak ettiği, Yozgat Adliyesi önündeki gösteriye katıldığının belirlendiği,
Tanık beyanları:
....'un Yozgat Cumhuriyet Başsavcılığının 2016/3623 Soruşturma dosyasında 21.11.2016 tarihinde müdafii refakatinde şüpheli sıfatı ile beyanında özetle; "Yozgat .... Derneği kapsamında düzenlenen toplantılara katıldım. Toplantılarda Fetullah Gülen propagandası çok görmedim. Genelde eğitimle alakalı konuşulurdu. Toplantılarda dernek başkanları ......., ....konuşma yaparlardı. Himmet parası toplanmıyordu, ancak yukarıda belirttiğim aidat adı altında para toplanıyordu. Parayı makbuz karşılığında dernek başkanına veriyorduk. Fetullah Gülen ile ilgili islam alimi olduğu anlatılıyordu. Öğrencilere yönelik olarak etkinlikler yapılırdı. Peygamber efendimizin hayatı ile ilgili yarışma yapılmıştı. Bu konuda valilikten yasal izin alınmıştı. Bunun dışında örgütsel herhangi bir eyleme şahit olmadım. Öğretmenler arasındaki eylemsel tek faaliyet .... Sen ve .... Derneğine üyelik yapmaktır. Bunun dışında başkaca herhangi bir faaliyet olmamıştır. Bu nedenle Yozgat FETÖ yapılanmasına ilişkin verebileceğim bir bilgi yoktur.
Bylock programını çok kullanmadım. Bu programı bana 2015 yılında Fatma Temel Turhan İlköğretim okulunda bilgisayar kullanan .... isimli şahıs çarşıda saat kulesinin civarında telefonuma mesaj programı olarak yüklemişti. Birbirimizle alakalı ayet ve hadisleri paylaşacağız demişti. Niye normal mesaj olarak göndermediğini anlayamadım. Benim kullanıcı adım .... idi, şifremi hatırlamıyorum bu program üzerinden bana dernek veya sendika programlarına ilişkin mesajlar geliyordu. Dini içerikli yazılarda geliyordu. Ancak Fetullah Gülen'e ilişkin herhangi bir propaganda olmuyordu. Yine hükümet aleyhine siyasi içerikli mesaj gelmiyordu. Mesajlar kendiliğinden 3 gün sonra siliniyordu. Program da ...., .... vardı. Başkaca kimse görünmüyordu. Programı yaklaşık bir hafta kadar kullandım..." şeklinde beyanda bulunduğu.
Tanık ....'un Yozgat Ağır Ceza Mahkemesinin 10.04.2017 tarihli duruşmasındaki beyanında; Ben şüpheli olarak savcılıkta ifade vermeden önce emniyette ifade vermiştim. Emniyetteki ifadelerimi kabul ediyorum ancak savcılıktaki ifademi okumadan imzaladım. İfadeyi bana okutmadılar. İfadeyi sonradan savcılıktan aldığımda 11-12 yerde söylemediğim şeylerin ifadeye eklenmiş olduğunu gördüm. Ben savcılıkta bylock kullandığımı söylemedim. Savcı bey bana ....... isimli programın simgesini gösterdi. Ben o programı telefonuma kurduğumu ancak kullanamadığımı ifade ettim. Kesinlikle bylok kullandığımı ve ....nun da o programda ekli olduğunu söylemedim. 30/03/2017 tarihinde mahkemenizde yine ifade vermiştim. Ben .... ile bylockta görüşmedim, kendisi dernek başkanıydı, dernek ile ilgili olarak normal telefondan görüşmüşümdür..... derneğinde herhangi bir cemaat faliyeti olmamıştır. Bu yöndeki savcılıktaki beyanlarım da doğru değildir
....'in Vezirköprü Ağır Ceza Mahkemesinde 30.03.2017 tarihinde tanık olarak beyanında; " Sanık ....'nu yakınen tanımam, sadece örgüte ait derneğin veya sendikanın üyesi olduğunu bilirim, sanık o dönemde devlet okulunda fen ve teknoloji öğretmeni olarak çalıştığını hatırlıyorum, üye olduğunda Yozgat'ta idi, bildiğim kadarıyla dernek veya sendikada yönetici konumundaydı, ben de 2014 yılının Şubat ayında .... vasıtasıyla .... Sendikası'na üye oldum, bu yönden sanıkla tanışıklığım oldu, sanığın eşi ile benim eşim aynı dersanede çalıştığı için bu yönden de bir tanışıklığım vardır, ben Yozgat ilinde sınıf öğretmeni olarak 2011-2015 yılları arasında çalıştım, eşim örgütün dersanesinde çalıştığından dolayı benle irtibata geçildi, ben o zaman devlet okulunda çalışıyordum, eşim aracılığıyla beni sohbetlere davet ettiler, ben de bu sohbetlere iştirak ettim fakat düzenli değildi, bu sohbetlere 2011 yılında başladım, 2014 yılının Ekim ayına kadar devam ettim, 2011 yılında dersanelerin kapatılma sürecine kadar hükümet lehine çok olumlu şeyler konuşuluyordu fakat dersanelerin kapatılma sürecinden itibaren hükümet aleyhine konuşmalar yapılmaya başlandı, bu durum da beni rahatsız ediyordu, bu yüzden 2014 yılının Ekim ayında sendikadan istifa ettim ve sohbetlere gelmeyeceğimi söyledim fakat ısrarla sohbetlere devam etmemi istediler, ısrarlara dayanamayıp sohbetlere bir süre daha devam ettim, sohbetleri genelde .... yapıyordu, .... sadece katılımcı konumundaydı, iddianamede yer alan sanığın protesto eylemine katıldığı olayla ilgili herhangi bir bilgim yoktur, sohbetlere katıldığım dönemde Bylock'tan haberdardım ve sohbeti yapan .... arada bir Bylock'tan bahsederdi fakat Bylock'un kriptolu bir haberleşme programı olduğunu bilmiyordum, ....'nun Bylock kullandığı konusunda bir bilgim yoktur" şeklinde beyanda bulunmuştur.
İDDİA MAKAMININ ESAS HAKKINDAKİ MÜTALAASI:
Yapılan yargılama sonucunda düzenlenen bilirkişi raporunun sonuç kısmında sanığın bylock sunucu sistemlerini kullandığının belirtilmesi karşısında, sanığın dosyada mevcut diğer delillerle birlikte örgüt hiyerarşisi içerisinde hareket ettiği ve FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyesi olduğunun sabit olduğu anlaşılmakla;
Sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan ilk derece mahkemesi tarafından kurulan mahkumiyet hükmünde bir isabetsizlik bulunmadığından; sanık ve müdafiinin istinaf talepleri yerinde görülmemiş olmakla 5271 sayılı CMK'nin 280/2 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine,
Sanığın üzerine atılı suçun vasıf ve mahiyetine ve mevcut delil durumuna göre tutukluluk halinin devamına karar verilmesi kamu adına talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ / KABUL ve GEREKÇE:
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26.09.2017 gün ve 2017/956-370 sayılı ilamı, Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 24.04.2017 gün ve 2015/3-2017/3 sayılı kararı ve benzer nitelikteki kararlarında ayrıntılı biçimde açıklandığı üzere;
a) Genel Olarak Suç Örgütü:
Örgütlü suçluluk daha ziyade kriminolojik bir kavram olup, maddi ceza hukuku bakımından "örgüt mensubu suçlu" deyiminden; suç işlemek için örgüt kurmak, yönetmek, bu örgüte üye olmak veya örgütün faaliyeti çerçevesinde suç işlemek anlaşılmaktadır (TCK. md. 6/1-j). Yapılanma biçimi ne olursa olsun kanunlarda suç olarak tanımlanan fiillerin işlenmesi amacıyla oluşturulmuş yapılanmalara suç örgütü denmektedir.
TCK’nın 220. maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen "suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma suçu", örgüt kuran ya da yönetenlere göre daha hafif cezalandırılmıştır.
Tipik eylem unsuru; Örgüte üye olanlar, örgütte kurucu ya da yönetici konumunda olmayan, örgütün amacına yönelik nedensel hareketi olan, örgüt disiplinine bağlı, örgüt hiyerarşisi içinde yer alan kişilerdir (Çetin Özek, “Organize Suç”, Prof. Dr. Nurullah Kunter’e Armağan, İstanbul, 1998, s.241).
Örgüt üyesi, örgüt amacını benimseyen, örgütün hiyerarşik yapısına dahil olan ve bu suretle verilecek görevleri yerine getirmeye hazır olmak üzere kendi iradesini örgüt iradesine terk eden kişidir. Örgüt üyeliği, örgüte katılmayı, bağlanmayı, örgüte hakim olan hiyerarşik gücün emrine girmeyi ifade etmektedir. Örgüt üyesi, örgütle organik bağ kurup faaliyetlerine katılmalıdır. Organik bağ, canlı, geçişken, etkin, faili emir ve talimat almaya açık tutan ve hiyerarşik konumunu tespit eden bağ olup, üyeliğin en önemli unsurudur. Örgüte yardımda veya örgüt adına suç işlemede de, örgüt yöneticileri veya diğer mensuplarının emir ya da talimatları vardır. Ancak örgüt üyeliğini belirlemede ayırt edici fark, örgüt üyesinin örgüt hiyerarşisi dahilinde verilen her türlü emir ve talimatı sorgulamaksızın tamamen teslimiyet duygusuyla yerine getirmeye hazır olması ve öylece ifa etmesidir.
Örgüt üyesinin bu suçtan cezalandırılması için örgüt faaliyeti kapsamında ve amacı doğrultusunda bir suç işlemesi gerekmez ise de, örgütün varlığına veya güçlendirilmesine nedensel bir bağ taşıyan maddi ya da manevi somut bir katkısının bulunması gerekir. Örgüt üyelerinin birbirlerini tanımaları şart olmadığı gibi, örgüt kurucularını, yöneticilerini de tanımaları şart değildir. Ancak kişinin bir örgüte katıldığını ve kendisiyle birlikte başka kişilerin de var olduğunu bilmesi gerekir.
b) Genel olarak Terör Tanımı:
Ceza Hukukumuzda terörün tanımı ve hangi suçların terör suçu sayılacağı 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun 1. maddesinde gösterilmiş olup, bu tanıma göre bir eylemin terör eylemi sayılabilmesi için, eylemin cebir ve şiddet kullanarak; baskı, korkutma, yıldırma, sindirme veya tehdit yöntemlerinden birini içermesi gerekmektedir. Eylemle, Anayasada belirtilen Cumhuriyetin niteliklerini, siyasî, hukukî, sosyal, laik, ekonomik düzenini değiştirmek, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmak, Türk Devletinin ve Cumhuriyetin varlığını tehlikeye düşürmek, Devlet otoritesini zaafa uğratmak veya yıkmak veya ele geçirmek, temel hak ve hürriyetleri yok etmek, Devletin iç ve dış güvenliğini, kamu düzenini veya genel sağlığı bozmak amaçlanmalıdır. Eylemi gerçekleştiren kişi veya kişilerin bir örgüte mensup olmaları gereklidir.
c) TCK'nin 314. Maddesinde Düzenlenen Terör Örgütüne Üye Olma Suçu:
Maddede geçen temel kavram örgüttür. Dikkat edilmelidir ki, genel olarak suç işlemek amacıyla örgüt kurmak, yönetmek veya bu örgüte üye olmak TCK'nın 220. maddesinde yaptırım altına alınmış olmasına rağmen bu maddede, işlenmesi amaçlanan suçlar bakımından bir sınırlama getirilmiştir. Keza, her iki suç arasında örgütün niteliği bakımından da farklılık bulunmaktadır. Bu madde kapsamına giren örgütün silahlı olması gerekmektedir.
Bir oluşumun, bir yapılanmanın silahlı terör örgütü sayılabilmesi için, TCK'nin 220. maddesinde düzenlenen suç işlemek için örgüt kurma suçunda örgütün varlığı için gerekli koşulların yanında, TCK'nin ikinci kitap, dördüncü kısım, dördüncü ve beşinci bölümlerinde yer alan suçları "amaç suç" olarak işlemek üzere kurulmuş ve amaca matuf bir eylem gerçekleştirmeye yeterli derecede silahlı olması ya da bu silahları kullanabilme imkanına sahip bulunması gerekir. Bu maddedeki suçu, TCK'nin 220. maddesinde düzenlenen suçtan ayıran en önemli ölçüt budur.
d) FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütü:
Kendisini kısaca "Hizmet hareketi" olarak tanımlayan FETÖ/PDY; paravan olarak kullandığı dini, din dışı dünyevi emellerine ulaşma aracı haline getiren, siyasi, ekonomik ve toplumsal yeni bir düzen kurma düşüncesine sahip örgüt liderinden aldığı talimatlar doğrultusunda hareket eden, bu amaçla öncelikle güç kaynaklarına sahip olmayı hedefleyen, güçlü olmak ve yeni bir düzen kurmak için şeffaflık ve açıklık yerine büyük bir gizlilik içerisinde olmayı ilke edinen, gizlilikten görünmez bir duvar inşa edip bu duvarın arkasına saklanan, böyle bir örgütlenmenin olmadığına herkesi inandırmaya çalışarak ve bunda başarılı olduğu ölçüde büyüyüp güçlenen, bir yandan da bu düşman üzerinden mensuplarını motive eden, "Altın Nesil" adını verdiği kadrolarla sistemle çatışmak yerine sisteme sahip olma ilkesiyle devlete tabandan tavana sızan, bu kadroların sağladığı avantajlarla devlet içerisinde belli bir güce ulaştıktan sonra hasımlarını çeşitli hukuki görünümlü hukuk dışı yöntemlerle tasfiye eden, böylece devlet aygıtının bütün alt bileşenlerini ünite ünite kontrol altına almayı ve sisteme sahip olmayı planlayıp, ele geçirdiği kamu gücünü de kullanarak toplumsal dönüşümü sağlamayı amaçlayan kendine özgü bir terör örgütüdür.
FETÖ/PDY küresel güçlerin stratejik hedeflerini gerçekleştirmek üzerine kurulan bir maşa olarak, Anayasada belirtilen Cumhuriyetin niteliklerini, siyasi, hukuki, sosyal, laik, ekonomik düzeni değiştirmek, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmak, Türkiye Devletini ve varlığını tehlikeye düşürmek, Devlet otoritesini yıkmak ve daha sonra ele geçirmek, temel hak ve hürriyetleri yok etmek, Devletin iç ve dış güvenliğini, kamu düzenini bozmak amacıyla kurulmuş bir terör örgütüdür. Bu örgüt, kuruluşundan 15 Temmuz 2016 sürecine kadar, örgüt lideri Fethullah Gülen tarafından belirlenen ideolojisi doğrultusunda amaçlarını gerçekleştirmek üzere eylem ve fikir birliği içinde hareket etmiştir.
Örgütün kurucusu, yöneticileri ve üyeleri arasında sıkı bir hiyerarşik bağın mevcut olduğu, gizliliğe riayet ettiği, görünür yüzüyle gerçek yüzü arasındaki farkı gizlediği, amaca ulaşabilmek için yeterli eleman, araç ve gerece sahip olduğu, amacının Anayasada öngörülen meşru yöntemlerle iktidara gelmek olmayıp örgütün yarattığı kaos ortamı sonucu ayrıca devletin yanında oluşturduğu Paralel Devlet Yapılanmasıyla demokratik olmayan yöntemlerle cebir şiddet kullanmak suretiyle parlamento, hükumet ve diğer Anayasal kurumları fesih edip iktidara gelmek olduğu, bu amacı gerçekleştirmek için polis ve jandarma teşkilatı, MİT ve Genel Kurmay Başkanlığı gibi kuvvet kullanma yetkisine haiz kurumlardaki üyeleri vasıtasıyla meşru organlara ve halka karşı silah kullanmak suretiyle amaç suça elverişli öldürme, yaralama gibi çok sayıda vahim eylem gerçekleştirdiğinin, anılan örgüt mensupları hakkında 15 Temmuz darbe girişiminden ya da örgüte mensubiyetlerinden dolayı açılıp bir kısmı derdest olan ya da mahkemelerce karara bağlanan davalar, bu davalarda dinlenen itirafçı sanıkların savunmaları ve gizli-açık tanık anlatımları, örgüt lider ve yöneticilerinin açık kaynaklardaki yazılı ve sözlü açıklamaları, Emniyet Genel Müdürlüğü'nün örgüt hakkındaki raporu gibi olgu ve tespitler dikkate alındığında, 3713 sayılı Kanunun 1. maddesinde tanımlanan, amaca ulaşmak için silah başta olmak üzere her türlü cebir ve şiddeti araç olarak kullanan, 5237 sayılı TCK'nın 314/1-2 maddesi kapsamında silahlı bir terör örgütü olduğu anlaşılmıştır.
e) Bylock İletişim Sistemi ve Hukuki Alt Yapısı:
Bylock uygulaması, güçlü bir kripto sistemi ile internet bağlantısı üzerinden iletişim sağlamak üzere, gönderilen her bir mesajın farklı bir kripto anahtarı ile şifrelenerek iletilmesine dayanan bir sistemdir. Bu iletişim programı özel bir server üzerinden yalnız örgüt üyelerinin kullanabileceği özel bir yazılım olarak üretilen, üyelerin deşifre olmadan özel bir şifreleme yöntemi kullanarak kendi aralarındaki iletişimini sağlayan bir programdır.
Bylock isimli programın indirilmesinin yeterli olmadığı, kullanılması için özel kurulum gerektiği, Bylock uygulamasına kayıt işlemlerinin programın, internetten indirme, taşınabilir hafıza kartları, bluetooth uygulamaları vb. yöntemlerle kullanılmak istenilen telefona yüklenebildiği, istisnai olarak 2014 yılı başlarında bir süre herkesin yüklemesine açık olduğu, daha sonra ise ifadeler, mesaj ve maillerde geçtiği gibi, örgüt mensubu aracılar tarafından USB bellek, hafıza kartları ve bluetooth kullanılarak yüklemeler yapıldığı anlaşılmıştır. Programı indirmenin mesajlaşma için yeterli olmadığı, mesajlaşmanın gerçekleşmesi için sistem tarafından kayıt olan kullanıcılara otomatik olarak atanan ve kullanıcıya özel olan ID (kimlik numarasının) bilinmesi ve karşı taraftan onaylanması gerektiği, aksi halde kişiler listesine eklenemeyeceği ve mesajlaşmanın gerçekleşmeyeceği, programın kayıt esnasında kullanıcıdan sadece bir kullanıcı adı ile parola üretmesini istediği anlaşılmaktadır.
Arkadaş ekleme işlemi, anılan uygulamaya kayıt olurken kullanıcı tarafından verilen “kullanıcı adı” (kodu/rumuzu) olarak isimlendirilen şahsa özel kodun girilmesi suretiyle gerçekleştirilmektedir. Uygulama üzerinde telefon numarası veya “ad soyad” bilgileri ile arama yapılarak kullanıcı eklenmesine imkan bulunmamaktadır. Diğer taraftan Bylock uygulamasına benzer veya yaygın mesajlaşma uygulamalarında bulunan; telefon rehberindeki kişilerin uygulamaya otomatik olarak eklenmesi özelliği bulunmamaktadır. Kullanıcıların birbirleri ile Bylock uygulaması üzerinde iletişime geçebilmeleri için tarafların birbirlerinin “kullanıcı adı/kodu” bilgilerini bilmeleri ve her iki tarafından diğerini arkadaş olarak eklemesi gerekmektedir. Kısaca, programı kullanmak için ilk önce konuşulacak kişinin ID’sinin (kimlik numarasının)eklenmesi gerektiğinden, isteyen her kişinin istediği zaman bu sistemi kullanma imkanının olmadığı anlaşılmaktadır.
Kişi mobil telefon cihazında veya bilgisayarında, özel bir iletişim ağına dahil olarak bir program kullanılabilir. Ancak, bu iletişim ağının suç işlemek amacıyla oluşturulmuş ve münhasıran bir suç örgütünün mensupları tarafından kullanılmakta olan bir ağ olduğunu somut delillere dayanması halinde, kişinin, suç örgütünün mensupları tarafından kullanılmakta olan bir ağa bu özelliğini bilerek (kasten) dahil olması ve hatta bu ağı iletişim için kullanılması, iletişim içerikleri tespit edilmese bile, suç örgütü ile bağlantısını gösterir bir delil olarak kabul etmek gerekmektedir.
Bylock iletişim sistemi, açıklanan somut delillerle kanıtlandığı üzere, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanmaları amacıyla oluşturulan ve münhasıran bu suç örgütünün bir kısım mensupları tarafından kullanılan, global bir uygulama görüntüsü altında münhasıran FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanımına sunulan bir ağ olması nedeniyle; örgüt talimatı ile bu ağa dahil olunduğunun ve gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla kullanıldığının her türlü şüpheden uzak, kesin kanaate ulaştıracak teknik verilerle tespiti halinde, kişinin örgütle bağlantısını gösteren delil olacaktır.
f) Yukarıda sıralanan ilkeler doğrultusunda sanığın FETÖ/PDY terör örgütü ile olan ilişkisi ve bu bağlamda yapılan duruşma sonucunda hukuki durumunun tespiti:
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 28.02.2018 tarihinde gönderilen, benzer suçlardan dolayı sanık olarak yargılanan kişilere ait tespit ve değerlendirme tutanağına ilişkin kayıtlar üzerinden alınan 02.05.2018 tarihli adli bilişim uzmanı raporu, tanık beyanları, Bank ....... kayıtları, sanığın KHK ile kapatılan .... Sendikası üyeliği ile Yozgat .... Derneği üyeliği ve derneğin son yönetim kurulu başkanı olduğuna ilişkin kayıtlar, FETÖ/PDY silahlı terör örgütün yayın organlarından olan ....... gazetesine yapılan operasyonları protesto eylemlerine iştirak ettiğine ilişkin sanık ikrarı ve kamera görüntüleri dosya kapsamına uygun, ayrıntılı, karşılaştırmalı ve denetime açık olması nedeniyle benimsenerek hükme esas alınmıştır.
Tanık ...., Ağır Ceza Mahkemedeki beyanında savcılıkta verdiği ifadelerin doğru olmadığını ve kabul etmediğini beyan etmişse de, Cumhuriyet Savcılığında şüpheli sıfatıyla alınan beyanı sırasında yanında müdafinin hazır bulunup imza etmesi nedeniyle, tanığın sonradan ifadelerini değiştirerek farklı beyanda bulunması inandırıcı görülmeyerek soruşturma aşamasındaki ifadelerine itibar edilmiştir.
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 28.02.2018 tarihinde gönderilen tespit ve değerlendirme tutanağı içeriğine göre ....... ID numarası, "......." kullanıcı adı, "......." şifresi ile ByLock sunucuları/sistemlerine dahil olduğu, ByLock kullanım detay kayıtlarına ait kullanım istatistiklerine göre ....... ID nolu kullanıcı olan sanık ....'nun mesaj alma ve gönderme, mail alma ile sesli arama gibi aktif kullanımları bulunduğu, roster kayıtlarına göre kullanıcı bilgileri belirlenen .... ve .... ile ByLock programı içerisinden irtibatlı olduğu, anılan tespitlere ilişkin kayıtlar üzerinde adli bilişim uzmanı tarafından hazırlanan 02.05.2018 tarihli ....... ID nolu Bylock kullanıcı hesabının sanık .... tarafından kullanıldığı tespit edilmiş, istinaf kanun yolu aşamasında elde edilen deliler ile dosya içerisinde bulunan bilgi ve belgelere yönelik savunma yapılmasına olanak sağlanmıştır.
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26.09.2017 gün ve 2017/956-370 sayılı ilamı, Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 24.04.2017 gün ve 2015/3-2017/3 sayılı kararı ve benzer nitelikteki kararlarında ayrıntılı biçimde açıklandığı üzere; ByLock uygulaması global bir uygulama görüntüsü altında münhasıran FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanmaları amacıyla oluşturulan ve münhasıran bu suç örgütünün bir kısım mensupları tarafından kullanılan bir ağ olması nedeniyle, örgüt talimatı ile bu ağa dahil olunduğu ve gizliliği sağlamak amacıyla kullanıldığının, her türlü şüpheden uzak, kesin kanaata ulaştıracak teknik verilerle tespiti halinde, kişinin örgütle bağlantısını gösteren delil olacağı kabul edilmiştir.
Eğitim düzeyi, yaptığı görev nedeniyle edindiği bilgi, tecrübe ve konumu itibariyle örgütün nihai amacını, Devlet kurumlarında ve silahlı kuvvetlerdeki yapılanmasını ve burada devletin her türden silahını elinde bulunduran örgüt mensuplarının gerektiğinde bu gücü örgütün amacı doğrultusunda kullanacaklarını bilmesi beklenen sanığın, teknik özellikleri, indirilme ve kullanma yöntemi, kullanıcıları ve muhtevası itibariyle sadece FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanması amacıyla oluşturulan ve münhasıran bu suç örgüt mensupları tarafından kullanıldığı tespit edilen ByLock iletişim sistemine, bu özelliğini bilerek (kasten) dahil olduğu ve gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla birçok kez kullandığı, FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne müzahir olması nedeniyle kapatılan ....-Sen üyesi ve Yozgat .... Derneği üyesi ve derneğin son yönetim kurulu başkanı olduğu, FETÖ/PDY silahlı terör örgütün yayın organlarından olan ....... gazetesine yapılan operasyonları protesto eylemlerine katıldığı belirlenen sanığın, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyesi olduğu konusunda şüphe bulunmadığından, inkara dayanan savunmalarına itibar edilmeyerek dosya içerisinde bulunan diğer delillerle birlikte FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olduğu sonucuna ulaşan ilk derece mahkemesinin değerlendirmesi, kabul ve uygulamasında bir isabetsizlik bulunmadığından, istinaf isteğinin esastan reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere,
1-Sanık hakkında silahlı terör örgütü üyeliği suçundan ilk derece mahkemesi tarafından verilen hükümde bir isabetsizlik bulunmadığından, sanık ve müdafiinin istinaf dilekçelerinde ve duruşmada ileri sürdükleri tüm itiraz ve savunmalarının reddiyle, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 280. maddesinin 2. fıkrası uyarınca duruşmalı incelemesi yapılan hükme yönelik İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE,
2-Sanık ....'na yüklenen silahlı terör örgütü üyeliği suçunun niteliği, mevcut delil durumu, kuvvetli suç şüphesinin bulunduğunu gösteren dosya kapsamındaki bilgi ve belge içerikleri, atılı suçun CMK'nin 100/3-a-11 maddesinde öngörülen suçlardan oluşu, verilen ceza miktarı karşısında kaçma şüphesinin varlığı, adli kontrol hükümlerinin yetersiz kalacağı ve atılı suç bakımından tutuklama tedbirinin orantılı bir tedbir niteliğini taşıması, tutukluluk halinin devamının Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 5 ve 6. maddesindeki koşullara uygun bulunduğu anlaşılmakla, CMK'nin 100/3-a-11 ve 108. maddeleri gereğince TUTUKLULUK HALİNİN DEVAMINA,
Tutukluluğun devamına ilişkin bu karara karşı tefhim tarihinden itibaren 7 gün içerisinde Dairemize verilecek dilekçe veya tutanağa geçirilip hâkime onaylatmak üzere zabıt katibine beyanda bulunmak veyahut da bir başka ilk derece ceza mahkemesi veya Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi aracılığıyla dilekçe göndermek, ilgilinin cezaevinde bulunması halinde Ceza İnfaz Kurumu ve Tutukevi Müdürlüğüne beyanda bulunmak veya bu hususta bir dilekçe vermek suretiyle CMK'nin 267 ve devamı maddeleri uyarınca Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesi Başkanlığına İTİRAZ edilebileceğine,
Sanığın tutukluluk halinin devamına dair verilen kararın sanık yakınlarından birine veya belirlediği bir yakınına CMK'nin 107/1 maddesi gereğince kolluk marifetiyle tebliğine (sanık babası Mehmet Arapoğlu'na tebliğini istedi)
3-Sanığın gözaltında ve tutuklulukta geçirdiği sürelerin TCK'nin 63/1 maddesi uyarınca cezasından MAHSUBUNA,
4-CMK'nin 330/1. maddesi gereğince, ilk derece mahkemesinde yapılan yargılama gideri hariç, istinaf aşamasında yapılan 1 adet davetiye gideri 14 TL yargılama gideri ile bilirkişi ücreti olan 300 TL olmak üzere toplam 314 TL'nin sanıktan tahsili ile maliye hazinesine gelir kaydına,
5-Kararın kesinleşmesinden sonra dosyanın ilk derece mahkemesine iadesine, 5320 sayılı Kanunun 16. maddesi gereğince, hüküm kesinleştiğinde kesinleşme şerhli bir suretinin ilk derece mahkemesi tarafından soruşturmada görev alan kolluk birimine ve 657 saylı Kanunun 131/3 maddesi gereğince sanığın bağlı olduğu bakanlık veya kurum veya kuruluşa gönderilmesine,
Dair sanık ve müdafii Av. ....'nın yüzüne karşı, BAM Cumhuriyet Savcısı .......'un katılımıyla, mütalaaya uygun, CMK'nin 280/2 ve 286 maddeleri uyarınca verilen karara yönelik olarak, duruşmada hazır bulunanlar yönünden tefhim tarihinden, yokluğunda karar verilenler yönünden ise tebliğ tarihinden itibaren onbeş gün içerisinde hükmü veren Dairemize bir dilekçe verilmesi ya da zabıt kâtibine beyanda bulunup tutanak tutturup hâkime onaylatmak veya bir başka ilk derece ceza mahkemesi ya da bölge adliye mahkemesi ceza dairesi aracılığıyla dilekçe gönderilmek, ilgilinin ceza evinde bulunması halinde, ceza infaz kurumu ve tutukevi müdürüne beyanda bulunmak veya bu hususta bir dilekçe vermek suretiyle, CMK'nin 286 ve devamı maddeleri uyarınca Yargıtay ilgili Ceza Dairesinde TEMYİZ kanun yolu açık olmak üzere 12/07/2018 tarihinde oybirliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. (¤¤)