(2709 S. K. m. 141) (5271 S. K. m. 34, 216, 230, 232, 280, 289) (5237 S. K. m. 61, 63) (3713 S. K. m. 7) (YCGK 14.10.2014 T. 2014/1-441 E. 2014/421 K.) (YCGK 24.05.2011 T. 2011/9-92 E. 2011/105 K.) (15.05.2012 T. 2012/15-116 E. 2012/191 K.)
İlk derece Mahkemesi tarafından verilen hükme karşı istinaf kanun yoluna başvurulmakla, istemin reddini gerektirir neden bulunmadığı görüldü, dosya incelendi gereği düşünüldü:
1-Sanıklar … ve …'ın savunmalarının alındığı 06.10.2016 tarihli (1) nolu celsede Av. …'un sanıklar müdafii olarak görev yaptığı, kısa kararın okunduğu 19.01.2017 günlü oturumda Av. …'un sanık … dışındaki diğer sanıkların vekaletini aldığını belirtmesine rağmen, sanıklar … ve … yönünden müdafilik görevini sonlandırdığına dair bir beyanının olmadığı gibi, sanıklar … ve … yönünden hükmü istinaf etmesi nedeniyle bu sanıklar yönünden de müdafilik görevini sürdürdüğü konusunda tereddüt bulunmadığı,
Cumhuriyet savcısının esas hakkındaki mütalaasını okuduğu, kısa kararın açıklandığı ve hükmün özünü oluşturan 19.01.2017 günlü oturumda, esas hakkındaki mütalaaya karşı Av. …'un sanıklar … ve … ile sınırlı olarak son savunma yaptığı, sanıklar sanık … ve … yönünden ise bir savunma yapmadığı ve savunmaya olanak tanınmadığının anlaşılması karşısında; ismi geçen sanıklar … ve … yönünden müdafi olarak Av. …'a son savunma hakkının tanınmayarak CMK'nin 216/3. maddesine aykırı davranılması,
2- Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 14.10.2014 gün ve 20140/1-441-421 sayılı, 24.05.2011 gün ve 2011/9-92-105 sayılı, 15.05.2012 gün ve 2012/15-116-191 sayılı kararlarında açıklandığı gibi, TCK'nin 61. maddesi uyarınca hakim somut olayda, suçun işleniş biçimini, suçun işlenmesinde kullanılan araçları, suçun işlendiği zaman ve yeri, suçun konusunun önem ve değerini, meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığını, failin kast veya taksire dayalı kusurunun ağırlığını ve failin güttüğü amaç ve saiki göz önünde bulundurarak, işlenen suçun kanunî tanımında öngörülen cezanın alt ve üst sınırı arasında temel cezayı belirlemesi gerektiği, temel cezanın belirlenmesinde göz önünde bulundurulacak hususlardan bazıları, kanundaki genel ve özel hükümler arasında, cezanın belirlenmesinde dikkate alınacak unsurlar olarak düzenlenmesi halinde, temel cezanın belirlenmesinde artık dikkate alınamayacağı ve mükerrer değerlendirme yapılmaması gerekli olacaktır. Bu ilkeler doğrultusunda temel cezayı belirlemek hâkimin takdir ve değerlendirme yetkisi içinde olmakla birlikte, Anayasanın 141, 5271 sayılı CMK'nin 34, 230 ve 232. maddeleri uyarınca, hükümde anılan takdirin denetime olanak sağlayacak biçimde, hak ve nesafet kurallarına uygun, dosya içeriği ile uyumlu yasal ve yeterli gerekçesinin gösterilmesi zorunludur. Bu açıklamalar ışığında, sanıkların sosyal medya hesabı üzerinden, yorum, fotoğraf ve video paylaşımlarının içeriğiyle ilgili somut olay değerlendirildiğinde;
Hükmün gerekçe kısmında sanıkların sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı fotoğraf ve video paylaşımlarının, tarih ve sıraları gösterilip, kürtçe olarak yer alan paylaşımların ne anlama geldiği, video olarak yapılan paylaşımların ise içeriğinin ne olduğu açıkça gösterilip, tüm paylaşımların ayrı ayrı değerlendirmesi yapılarak, hangi tarihli paylaşımların ve yorumların 3713 sayılı Kanunun 7/2. maddesinde düzenlenen terör örgütü propagandası yapma suçunun, "cebir, şiddet ve tehdit içeren yöntemlerini meşru gösterme veya bu yöntemleri övme ya da bu yöntemlere başvurmayı teşvik" unsurlarını oluşturduğu, açıkça gösterilip tartışılmadan, terör örgütü propagandası suçuna esas alınan veya alınmayan paylaşımlar ile sanıklar tarafından yapılan yorumun neler olduğu, denetime olanak verecek biçimde tarihleri gösterilip açıklanarak hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden "sanıkların sosyal medya üzerinden farklı tarihlerde yoğun bir şekilde yapmış oldukları paylaşımlarla terör örgütü propagandası yapma suçunun tüm unsurları ile oluştuğu" şeklinde yasal ve yeterli olmayan gerekçeyle ayrıca Facebook üzerinde yapılan paylaşımları inkar eden sanıklar yönünden ise suçun sanık tarafından işlendiği hususunda, yargılama makamının tam bir vicdani kanaate ulaşma faaliyeti ve bu kanaate ulaşma sürecini gösterir delillerin nelerden ibaret olduğunun karar yerinde gösterilmeden, Facebook'ta yapılan paylaşımları inkar eden sanıkların bilgisayar ve cep telefonlarında yapılan inceleme sonucu inkar edilen Facebook sayfalarına giriş yapılıp yapılmadığı yönünde rapor alınmadan, paylaşım tarihleri, paylaşım sayısı ve içeriği farklı olan sanıkların tamamı hakkında alt sınırdan uzaklaşılarak aynı oranda ceza tayin edilmek suretiyle, Anayasanın 141, CMK'nin 34, 230, 232 ve 289/1-g maddeleri aykırı davranılması,
2-Kabul ve uygulamaya göre;
a-Sanıkların gözaltında kaldığı sürelerin TCK'nin 63 maddesi gereğince verilen cezadan mahsubuna karar verilmemesi,
b-Suç tarihinin paylaşım tarihi olduğu gözetilmeden karar başlığında tüm sanıklar hakkında suç tarihinin 14.03.2016 olarak gösterilmesi,
Hukuka aykırı, sanıklar müdafiilerinin ve sanığın istinaf istemleri bu nedenlerle yerinde görülmekle, CMK'nin 289/1-g-h ve 280/1-b maddeleri uyarınca hükmün BOZULMASINA, dosyanın yeniden incelenmek ve karar verilmek üzere hükmü bozulan ilk derece mahkemesine gönderilmesine, kesin olarak 15.03.2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)