(2709 S. K. m. 141) (5271 S. K. m. 34, 230, 232, 279, 281, 289) (5237 S. K. m. 3, 43, 53, 61) (3713 S. K. m. 7) (11.10.2016 T. 2015/23 -1232 E. 2016/351 K.) (14.10.2014 T. 2014/1-441 E. 2014/421 K.) (15.05.2012 T. 2012/15-116 E. 2012/191 K.)
İlk derece Mahkemesi tarafından verilen hükme karşı istinaf kanun yoluna başvurulmakla, istemin reddini gerektirir neden bulunmadığı görüldü, dosya incelendi gereği düşünüldü:
1-Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 15.03.2016 gün ve 2014/4-698-2016/135 sayılı, 11.10.2016 gün ve 2015/23-1292-2016/351 sayılı, 14.10.2014 gün ve 2014/1-441-421, 15.05.2012 gün ve 2012/15-116-191sayılı kararlarında açıklandığı gibi, mahkeme kararlarının Anayasanın 141/3, 5271 sayılı CMK’nin 34, 230. maddelerine göre, davanın tarafları olan sanıkları, katılanları, C. Savcısını ve herkesi inandıracak ve kanun yolu denetiminin sağlaması ve disiplin işleminin yerine getirilebilmesine olanak verecek biçimde olması, kararın dayandığı tüm veriler ile bu veriler konusunda mahkemenin ulaştığı sonuçların, bu bağlamda iddia, savunma ve kanıtlara ilişkin değerlendirmelerin açık olarak gerekçeye yansıtılması, kanıtların tartışılması ve değerlendirilmesi, hükme esas alınan ve reddedilen kanıtların belirtilmesi, yargılama sonucunda oluşan vicdani kanıya göre, sanığın suç oluşturduğu sabit görülen eylemleri ve bunların hukuki nitelendirilmesine ilişkin değerlendirmelerin açıkça gerekçeye yansıtılması gerektiği; TCK'nin 61. maddesi uyarınca hakim somut olayda, suçun işleniş biçimini, suçun işlenmesinde kullanılan araçları, suçun işlendiği zaman ve yeri, suçun konusunun önem ve değerini, meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığını, failin kast veya taksire dayalı kusurunun ağırlığını ve failin güttüğü amaç ve saiki göz önünde bulundurarak, işlenen suçun kanunî tanımında öngörülen cezanın alt ve üst sınırı arasında temel cezayı belirlemesi gerektiği, hâkimin takdir ve değerlendirme yetkisi içinde olmakla birlikte, anılan takdirin denetime olanak sağlayacak biçimde, hak ve nesafet kurallarına uygun, dosya içeriği ile uyumlu yasal ve yeterli gerekçesinin gösterilmesi zorunludur.
Bu açıklamalar ışığında sanıkların sosyal medya hesapları üzerinden paylaştıkları içerikler ile ilgili somut olay değerlendirildiğinde; her bir sanığın yaptığı paylaşımlar ayrı ayrı değerlendirilerek hangi tarihli paylaşımlar ve yorumların 3713 sayılı Kanunun 7/2. maddesinde düzenlenen terör örgütü propagandası yapma suçunun, "cebir, şiddet ve tehdit içeren yöntemlerini meşru gösterme veya bu yöntemleri övme ya da bu yöntemlere başvurmayı teşvik" unsurlarını oluşturduğu açıkça gösterilip tartışılmadan, terör örgütü propagandası suçuna esas alınan veya alınmayan paylaşımlar ile sanıklar tarafından yapılan yorumların neler olduğu, denetime olanak verecek biçimde tarihleri gösterilip açıklanarak hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden; "bu şekilde sübut bulan olayda sanıkların sosyal medya üzerinden farklı tarihlerde yoğun bir şekilde yapmış oldukları PKK-KCK terör örgütüne ait bayrak, flama, liderlerinin resimleri, silahlı örgüt mensuplarının resimleri ve ifadelerine ilişkin paylaşımlar ile şiddete çağrı, tahrik, silahlı direnişe ve isyana davette bulundukları, insanlarda saldırgan duygular oluşturacak biçimde nefret söylemi dile getirdikleri ve bu şekilde üzerlerine atılı terör örgütü propagandası yapmak suçunun tüm unsurları itibariyle oluştuğu" biçiminde, iddianamede yapılan anlatım sıralanarak yasal ve yeterli olmayan gerekçe ile alt sınırdan uzaklaşılarak ceza tayin edilmek suretiyle, Anayasanın 141, CMK'nin 34, 230, 232 ve 289/1-g maddeleri aykırı davranılması,
2-Kabul ve uygulamaya göre de;
TCK'nin 61. maddesi uyarınca suçun işleniş biçimi, suçun işlendiği zaman ve yer, suç konusunun önem ve değeri, güdülen amaç ve saik, suç kastının ağırlığı dikkate alınarak aynı Kanunun 3/1. maddesindeki "suç işleyen kişi hakkında işlenen fiilin ağırlığı ile orantılı ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunur" şeklindeki yasal düzenleme ile dosyaya yansıyan bilgi ve kanıtlara göre her bir sanığın farklı sayıda ve nitelikte paylaşımda bulunmuş olmasına rağmen, temel ceza ve artırım oranı belirlenirken tüm sanıklar yönünden aynı uygulama yapılarak ceza adaleti ilkesine aykırı davranılması,
Kanuna aykırı, sanıklar müdafiinin istinaf istemi bu nedenlerle yerinde görülmekle, CMK'nin 289/1-g ve 280/1-b maddeleri uyarınca, ceza süresi yönünden kazanılmış hak korunmak suretiyle hükmün BOZULMASINA, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine, bir örneğinin de mahkemesince istinaf başvurusunda bulunan sanıklar müdafiine tebliği ile yeniden incelenmek ve karar verilmek üzere hükmü bozulan ilk derece mahkemesine gönderilmesine, kesin olarak 21.04.2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)