T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 4. HUKUK DAİRESİ
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
4. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2024/1303
KARAR NO: 2024/1718
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
BAŞKAN: ... (...)
ÜYE: ... (...)
ÜYE: ... (...)
KATİP: ... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: ANKARA 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 22/12/2023
NUMARASI: 2020/525 E. - 2023/890 K.
DAVACI:
VEKİLİ
DAVALI:
DAVANIN KONUSU: Tazminat
KARAR TARİHİ: 07/11/2024
KARARIN YAZIM TARİHİ: 08/11/2024
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonucunda mahkemece verilen karara karşı davacı tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dosya incelendi. Gereği görüşülüp düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davacı, ... kurulu bulunan ... Proton Hızlandırıcı Tesisi (PHT)'nde radyafarmasotik ilaç aktif maddesi ve radyafarmasotik üretimi yapılmasına yönelik olarak T.C. Sağlık Bakanlığı'nın Beşeri Tıbbi Ürünler İmalathaneleri Yönetmeliği, Beşeri Tıbbi Ürünler Ruhsatlandırma Yönetmeliği, İyi İmalat Uygulamaları (GMP) Kılavuzu ve TS EN ISO 9001:2008 standardı kapsamında Farmasotik Kalite Güvence Sistemi kurulması, TS EN ISO 9001:2008 ve GMP belgelerinin alınması, T.C. Sağlık Bakanlığı'ndan Üretim Yeri İzni ve FDG, Nal, TICI3, Ga|Cit) ve InCI3F ürünleri için ürün ruhsatlarının alınmasına yönelik yapılacak çalışmalar için danışmanlık hizmeti alınması amacıyla davalı ile 17/05/2013 tarihli danışmanlık hizmet alım sözleşmesi imzalandığını, sözleşmenin imzalanması ile birlikte sözleşmenin 12. maddesi gereğince 42.000,00 TL bedelli teminat mektubunu teslim ettiğini, sözleşme ile yüklendiği edimleri yerine getirdiğini, sözleşme kapsamında olmamasına rağmen yaptığı işlerin bedellerinin ödenmediğini, hak edişlerinin geç ödendiğini, sözleşme süresinin uzaması nedeniyle alacaklarının bulunduğunu, 12 ay olarak planlanan işin 6 yıldan fazla sürmesi nedeniyle kaçırdığı ve alamadığı işlerle ilgili mahrum kaldığı kazançların hesaplanması gerektiğini, ulaşım ve konaklama masrafları ile ruhsat alınması istenilen 5 adet ürünün çalışmalarının aynı anda yapılması gerekirken ayrı ayrı yapılmasından dolayı çıkan ekstra masraflarının bulunduğunu, davalının haberi olmaksızın danışmanlarla organizasyonlar yapması nedeniyle danışman ücretlerini ödemek zorunda kaldığını, sözleşmenin kurulmasıyla verilen 42.000,00 TL bedelli teminat mektubunun süresinin sürekli uzatılması nedeniyle faiz ve giderlere katlandığını ileri sürerek fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla 50.000,00 TL maddi tazminat ve 50.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı, zaman aşımı def'inde bulunmuş, davacının eksik bilgi ve hatalı öngörüleri sonucu sözleşmenin süresi içinde tamamlanamayarak uzatıldığını, imzalanan sözleşme ile üzerine düşen yükümlülüklerini yerine getirdiğini, bir kusurunun bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ :
Mahkemece,7445 sayılı İcra ve İflâs Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun ile 13/01/2011 tarihli ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 4 üncü maddesinin ikinci fıkrasının değiştirilerek “Ticari davalarda da deliller ile bunların sunulması 12/01/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümlerine tabidir; miktar veya değeri bir milyon Türk lirasını geçmeyen ticari davalarda basit yargılama usulü uygulanır.” hükmünün getirildiği, yargılamanın 19/10/2023 tarihli oturumunda birinci kez dosyanın HMK'nın 150/1. maddesi uyarınca işlemden kaldırıldığı, takiben dosyanın 21/12/2023 tarihinde ikinci kez takipsiz bırakıldığı gerekçesiyle, HMK'nın 150. maddesi uyarınca davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiş; karara karşı davacı tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :
Davacı istinaf dilekçesi ile; mahkemece açılan tüm duruşmalara fiziken yahut e-duruşma yoluyla katılım gösterdiğini, davayı takip iradesinin bulunduğunu, 17/10/2023 tarihli e-duruşma katılım talep dilekçesiyle 19/10/2023 tarihli duruşmaya e-duruşma yolu ile katılmak istediğini bildirdiğini, mahkemece talebinin değerlendirilmediğini, son anda e-duruşma talebinin kabulüne karar verildiğini, duruşma açılan saatte Salihli İş Mahkemesinin 2023/40 Esas sayılı dosyasında duruşmada olduğuna dair zaptı dosyaya gönderdiğini, buna rağmen 19/10/2023 tarihli duruşmada dosyanın müracaata bırakıldığını, dosyanın yeniden işleme alınması talebi üzerine 21/12/2023 tarihinde yeni duruşma gününün verildiğini, 21/12/2023 tarihli e-duruşma için mahkeme kalemine beklediğinin bilgisini verdiğini, hak kaybına uğramamak adına oturum açılmaması halinde mazeretli sayılmasına ilişkin beyan dilekçesini gönderdiğini, oturum için aranmadan ve mazeret dilekçesi işleme alınmadan davanın açılmamış sayılmasına karar verildiğini, mazeret dilekçesi dikkate alınmadan ikinci kez duruşmanın takip edilmediği gerekçesiyle davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesinin doğru olmadığını, mahkemenin duruşma yoğunluğunun ve e-duruşmada yaşanan oturum açılma sıkıntılarının tarafına yüklenmesinin hakkaniyete aykırı olduğunu, davanın devamının sağlanarak esasa yönelik işlem yapılması gerektiğini belirterek ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasına davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE :
Dava, danışmanlık sözleşmesine dayalı maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
Gerek istinaf sebebi yapılan ve gerekse HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni nedeniyle resen dikkate alınması gereken hususların incelenmesinde;
Taraflar arasındaki esasa ilişkin uyuşmazlığın çözümünden önce, davada HMK'nın 355. maddesi gereğince kamu düzeni nedeniyle re'sen dikkate alınması gereken usule ilişkin aykırılıkların mevcut olup olmadığının tespiti gereklidir. Usule ilişkin aykırılıklar konusunda da öncelikli olarak ve mahkemece re'sen dikkate alınması gereken husus ise, mahkemenin görevli olup olmadığı sorunudur. Zira görev, kamu düzenine ilişkin olup, mahkemece kendiliğinden dikkate alınabileceği gibi taraflarca da davanın her aşamasında ileri sürülebilir.
5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun 6. maddesi ve 6100 sayılı HMK'nın 2. maddesi gereğince, genel görevli mahkeme asliye hukuk mahkemesidir. Asliye ticaret mahkemeleri ise özel mahkeme niteliğindedir.
01/07/2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 sayılı TTK'nın 4. ve 5'inci maddelerinde ticari dava düzenlenmiş olup TTK'nın 4. maddesine göre bir davanın ticarî dava sayılması için ya uyuşmazlık konusu işin tarafların her ikisinin birden ticari işletmesiyle ilgili olması ya da tarafların tacir olup olmadıklarına veya işin tarafların ticari işletmesiyle ilgili olup olmadığına bakılmaksızın Türk Ticaret Kanunu veya diğer kanunlarda o davaya asliye ticaret mahkemesince bakılacağı yönünde bir düzenleme bulunması (mutlak ticari dava olması) gereklidir. Aynı Kanun'un 5'inci maddesinde ticari davaların Asliye Ticaret Mahkemelerinde görüleceği ve Asliye Hukuk Mahkemeleri ile Asliye Ticaret Mahkemeleri arasındaki ilişkinin de görev ilişkisi olduğu belirtilmiştir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/II. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticarî iş sayılan işin, diğeri için de ticarî iş sayılması, davanın niteliğini ticarî hale getirmeyecektir. Zira; Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticarî dava sayılan davalar haricinde, ticarî davayı ticarî iş esasına göre değil, ticarî işletme esasına göre belirlemiş olup işin ticarî nitelikte olması veya sayılması, davanın ticari dava olarak kabulü için yeterli değildir.
Bu açıklamalardan sonra somut olaya bakıldığında; dava, taraflar arasındaki danışmanlık hizmet sözleşmesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkin olup, davalının tacir sıfatına haiz olmadığı, dolayısıyla olayda nispi ticari dava bulunmadığı anlaşılmaktadır. Taraflar arasındaki akdi ilişki incelendiğinde, davanın mutlak ticari davalardan da olmadığı sonucuna varılmaktadır. Bu durumda tarafların sıfatına ve davanın niteliğine göre; olayda nispi ya da mutlak nitelikteki bir ticari dava söz konusu olmadığından, davada görevli mahkeme, asliye ticaret mahkemesi değil, genel görevli mahkeme olan asliye hukuk mahkemesidir. Bu nedenle dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken, davanın açılmamış sayılmasına dair hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırıdır.
O halde, 6100 sayılı HMK'nın 353/1/a/3. maddesi gereğince, mahkemenin görevli olmadığı halde davaya bakmış olması karşısında, esas yönünden inceleme yapılmaksızın, ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılarak yargılamanın Asliye Hukuk Mahkemesince yapılması için dosyanın mahalline gönderilmesine karar vermek gerekmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacının istinaf başvurusunun kabulü ile, davanın Asliye Hukuk Mahkemesince görülmesi gerektiği halde, Asliye Ticaret Mahkemesinde görülmesi, usul ve yasaya aykırı olup, HMK’nın 353/1/a/3. maddesi uyarınca Ankara 9. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 22/12/2023 tarihli, 2020/525 Esas ve 2023/890 Karar sayılı KARARININ KALDIRILMASINA,
2-Gereği yapılmak üzere dosyanın mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
3-Kararın niteliğine göre davacının diğer istinaf sebeplerinin incelenmesine yer olmadığına,
4-Davacı tarafından yatırılan istinaf karar ve ilam harcının istek halinde kendisine iadesine,
5-İstinaf kararının yerel mahkemece taraflara tebliğine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda 07/11/2024 tarihinde oybirliği ile kesin olarak karar verildi.
Başkan ...
E-İmzalı
Üye ...
E-İmzalı
Üye ...
E-İmzalı
Katip ...
E-İmzalı