(2004 S. K. m. 111) (5237 S. K. m. 257) (5271 S. K. m. 280, 286)
TÜRK MİLLETİ ADINA
İlk derece mahkemesince verilen hükme karşı katılan vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmakla, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya incelendi.
Gereği görüşülüp düşünüldü:
İstinaf başvurusunun usul yönünden reddini gerektirir neden bulunmadığından, işin esasına geçildi.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma ve kovuşturma sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre, 2004 sayılı İİK'nın 111/3. fıkrası uyarınca gerçekleştirilen taksit anlaşması uyarınca, borçlunun taksitleri zamanında ödediği müddetçe borçlunun hacizli malları satılamaz ve satış isteme süreleri işlemez ise de; bu hükme aykırı olarak alacaklı vekili sıfatıyla sanık tarafından hacizli malların satışına ilişkin talebi tek başına hukuki sonuç doğurmaya elverişli olmadığı ve bu talebin hukuka uygun olup olmadığının, aynı Kanunun 18. maddesi uyarınca şikayet yoluyla denetlenebileceği, mevcut hukuk sistemi içerisinde denetlenmesi mümkün istemlerin hukuka veya etik ilkelerine aykırı olmasının, tek başına TCK'nın 257. maddesinde tanımlanan görevi kötüye kullanma suçu kapsamında değerlendirilemeyeceği anlaşılmakla, ilk derece mahkemesince yüklenen fiilin kanunda suç olarak tanımlanmadığı gerekçesiyle, CMK'nın 223/2-a maddesi uyarınca verilen beraat hükmünde usul ve esasa ilişkin herhangi bir aykırılık bulunmadığından, katılan vekilinin suçun oluştuğuna ilişkin istinaf başvuru talepleri yerinde görülmemiş olmakla, CMK'nın 280/1-a maddesinin ilk cümlesi ve 286/2-f maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine,
Kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığına, dosyanın ise hükmü veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine,
İlk derece mahkemesince kararın bir örneğinin istinaf başvurusunda bulunana tebliğine, CMK'nın 286/2-f maddesi uyarınca kesin olarak 23.02.2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)