(5271 S. K. m. 223, 280, 28) (5237 S. K. m. 32, 257)
TÜRK MİLLETİ ADINA
İlk derece mahkemesince verilen hükme karşı katılan vekili ve o yer Cumhuriyet savcısı tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmakla, başvuruların süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya incelendi.
Gereği görüşülüp düşünüldü:
İstinaf başvurusunun, usul yönünden reddini gerektirir neden bulunmadığından işin esasına geçildi.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma ve kovuşturma sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre, sanığın zorunlu müdafiiliğini üstlendiği katılan ...hakkında, Ulus Asliye Ceza Mahkemesince TCK'nın 32. maddesi uyarınca verilen, ceza verilmesine yer olmadığına ve sanık hakkında akıl hastalarına özgü güvenlik tedbirlerine hükmedilmesine ilişkin hükmü, sanık lehine kabul ederek, temyiz etmemekten ibaret eyleminin, sanığın müdafiilik görevini ifa ettiği, dosyadaki yargılamanın safahatı, kanıtlar ve yargılamanın tüm celselerinde hazır bulunması birlikte değerlendirildiğinde sanık müdafii olarak temyiz kanun yoluna başvurulmaması şeklindeki fiilinin, tek başına TCK'nın 257. maddesinde tanımlanan görevi kötüye kullanma suçu kapsamında değerlendirilemeyeceği anlaşıldığından; ilk derece mahkemesince yüklenen fiilin kanunda suç olarak tanımlanmadığı gerekçesiyle CMK'nın 223/2-a maddesi uyarınca verilen beraat hükmünde usul ve esasa ilişkin herhangi bir aykırılık bulunmadığından, katılan vekilinin suçun oluştuğuna ilişkin istinaf başvuru talepleri yerinde görülmemiş olmakla, CMK'nın 280/1-a maddesinin ilk cümlesi ve 286/2-f maddeleri uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine,
Kararın bir örneğinin, Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığına, dosyanın ise hükmü veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine,
İlk derece mahkemesince kararın bir örneğinin, istinaf başvurusunda bulunana tebliğine, CMK'nın 286/2. maddesi uyarınca kesin olarak 22.02.2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)