(AİHS m. 6) (2709 S. K. m. 37, 90) (5549 S. K. m. 3) (5237 S. K. m. 43, 44) (5271 S. K. m. 272, 285) (5235 S. K. m. 37) (GÜRBÜZ VE BAYAR - TÜRKİYE DAVASI) (ANY. MAH. 05.05.2004 T. 2002/170 E. 2004/54 K.)
İlk derece mahkemesince verilen hükme karşı istinaf kanun yoluna başvurulmakla, dosya incelendi, gereği görüşüldü;
Aksaray Emniyet Müdürlüğü görevlilerinin 25/10/2014 tarihinde Aksaray Sulh Ceza Hakimliğinin 17/10/2014 tarih ve 2014/775 Değişik İş sayılı önleme araması kararı gereğince oluşturdukları uygulama noktasında durdurulan ........ Kargo firmasına ait yükleri taşıyan ........ plakalı çekici ve bu çekiciye bağlı dorsede yapılan arama neticesinde olay tutanağına göre 35 ayrı alıcı ve göndericisi bulunan kargolar içerisinde kaçak eşyanın bulunduğu, bu eşya arasında bulunan göndericisi ........, alıcısı ........ olup irtibat numarası olarak ........ nolu telefon numarasının yazılı olduğu Mardin-Nusaybin ........ Kargo şubesinden İstanbul iline gönderilen kargo paketlerinin içerisinde 500 adet kaçak cep telefonunun ele geçirildiği, kargo göndericisi ........'ın suçu kabul etmemesi ve kargo ambar tesellüm fişi altındaki imzanın bu şahsın elinden çıkmadığına ilişkin kriminal rapor üzerine kargo alıcısının isim ve soyisimden ibaret olması ve açık adresinin bulunmaması nedeniyle açık kimlik ve adresinin tespit edilemediği, kargo çalışanı olan ........'nın 5549 sayılı Kanun'un 3. maddesi gereğince zorunlu olan gönderici ve alıcıya ait açık kimlik ve adres bilgilerini almadığı ve kargo ebatları itibariyle kargoda çalışanların içeriğini sormadan böyle bir kargoyu teslim alması nedeniyle bu eylemden sorumlu olacağı, kaçak cep telefonu miktarı göz önünde alındığında şüphelinin ticari amaç için naklettiğinin kabulü gerektiği iddiasıyla açılan kamu davasının Aksaray 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2016/481 esasına kaydedilerek yargılama yapıldığı anlaşılan olayda;
İlk derece mahkemesince sanık ........'nın ........ kargo Mardin Nusaybin şubesinde operatör olarak çalıştığı dikkate alındığında kargo paketlerinin içini açıp kontrol etmek gibi bir yükümlülüğünün olmaması nedeniyle, sanığı mahkum etmeye yeter derecede vicdani kanaati tesis edecek başkaca somut delil olmadığı gerekçesiyle beraatine karar verilmiş ise de;
Dairemizin 2018/1234 esas sırasında kayıtlı olan Aksaray 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2016/437 Esas, 2018/116 Karar sayılı dosyasında, 25/10/2014 tarihinde aynı kargo aracında yakalanan 398 karton bandrolsüz ve kaçak sigara ile 131 adet cep telefonu nedeniyle sanık ........ hakkında 5549 sayılı Kanun'un 3. maddesi uyarınca zorunlu olan gönderici ve alıcıya ait açık kimlik ve adres bilgilerini almadığı, kargo ebatları itibariyle içeriğini sormadan böyle bir kargoyu teslim alması dikkate alındığında eylemden sorumlu olacağı kabul edilerek iki kez ayrı ayrı cezalandırılmasına karar verildiğinin anlaşılması nedeniyle aradaki bağlantı gözetilerek istinaf incelemesine tabi her iki dosyanın da birlikte değerlendirilmesi suretiyle yapılan incelemede;
Her ne kadar ilk derece mahkemesince sanık hakkında beraat kararı verilmiş ise de; dosya kapsamında bulunan 25/10/2014 tarihli arama tutanağında ........ Kargo firmasına ait yükleri taşıyan ........ plakalı çekici ve bu çekiciye bağlı dorsede yapılan arama neticesinde 35 ayrı alıcı ve göndericisi bulunan kargo içerisinde kaçak eşya ele geçirildiği ve anılan kaçak eşyadan bir kısmı yönünden ayrı ayrı soruşturmalar yürütüldüğünün tespit edilmesine karşın bunun haricinde kalan eşya yönünden soruşturma yapılıp yapılmadığının anlaşılamaması nedeniyle 25/10/2014 günü yapılan aramada aynı araçta ele geçen tüm kargo eşyası hakkında soruşturma yapılıp yapılmadığının belirlenmesinden ve soruşturma yapılmış ise akibetleri araştırılıp sanık ........ yönünden kamu davası açılıp açılmadığının tespitinden sonra, kamu davası açılmış ise istinaf incelemesine konu işbu dosya ile birleştirilmeleri suretiyle delillerin birlikte değerlendirilmesinin ve dava açılan dosyalar kapsamında sanığın eylemlerinin tek suç oluşturup oluşturmadığı ya da TCK'nın 44. maddesinde düzenlenen fikri içtima hükmü veya anılan Kanun'un 43. maddesinde düzenlenen zincirleme suç hükümleri kapsamında değerlendirilip değerlendirilemeyeceğinin karar yerinde tartışılmasından sonra sanığın hukuki durumunun tayin edilmesinin gerektiği,
Sanık ........'nın istinaf incelemesine tabi işbu dosya kapsamında, ........ Kargo Nusaybin Şubesinde operatör olarak çalıştığı dikkate alındığında kargo paketlerinin içini açıp kontrol etmek gibi bir yükümlülüğünün olmaması nedeniyle beraatine karar verilmesine karşın Dairemizin 2018/1234 Esas sayılı dosyasında ise sanığın kargo görevlisi olarak kargonun içeriğini kontrol etmeyip görevini tam olarak yapmadığı kabul edilerek ana ve birleşen dosyadaki eylemlerden iki ayrı kez cezalandırılmasına karar verildiğinin anlaşılması nedeniyle her iki dosyanın birleştirilerek delillerin birlikte değerlendirilmesinde zorunluluk bulunduğu,
Sanık ........ hakkında istinaf incelemesine tabi iş bu dosyadaki suç ile Dairemizin 2018/1234 Esas sayılı dosyasında istinaf yoluyla incelenen Aksaray 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2016/437 Esas, 2018/116 Karar sayılı dosyasına konu ana ve birleşen dosyadaki eylemlerinin tek suç oluşturup oluşturmadığı ya da TCK'nın 43 veya 44. maddeleri hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının tartışılmasının gerektiği,
Sanık ........'nın UYAP suç kayıtlarında yapılan incelemede hakkında istinaf incelemesine esas davaya konu suç ile aynı nitelikte ve TCK'nın 43. maddesinde düzenlenen zincirleme suç hükümlerinin uygulanması bakımından irtibatlı olma ihtimali bulunan dosyalarının bulunduğu gözetilerek yapılan incelemede;
Bölge Adliye Mahkemelerinin inceleme ve kovuşturma usulleri ile istinaf kanun yolunun ceza yargılamasına ilişkin başvuru şartlarının düzenlendiği CMK'nun 272-285. Maddeleri ile 5235 sayılı Kanun'un 37. maddesi uyarınca; ilk derece mahkemesi hükmünü, üst derece mahkemesi sıfatıyla inceleyen Bölge Adliye Mahkemesi, ilk derece mahkemesi kararının maddi ve hukuki yönünü denetlemesi bakımından “ikinci derece” bir kanun yoludur. Anılan Kanun'un 272/1. maddesinde, "ilk derece mahkemelerince verilen hükümlere karşı istinaf yasayoluna başvurulabileceği" şeklinde düzenleme yer almakta olup, Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairelerinin de ilk derece mahkemesi sıfatıyla yargılama yapma görevi de bulunmamaktadır.
Bölge Adliye Mahkemelerinin henüz soruşturması yapılmamış bir sanık hakkında soruşturma yapma yetkisi bulunmadığı gibi, soruşturma yapılıp dava açılmasının sağlanması halinde bile ilk derece mahkemesinde derdest olan bir dosyanın bulunduğu hal üzerinden, istinaf incelemesi yapılan dosya ile birleştirilmesine karar verilmesinin, mahkemeler arasındaki derece farklılığı nedeniyle mümkün olamayacağı gibi Bölge Adliye Mahkemesinde birleştirme kararı verilebileceği kabul edilse dahi, istinaf incelemesi sonucunda verilen bir kısım kararların kesin nitelikte olduğu da dikkate alındığında, 25.03.2016 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 10.03.2016 tarih ve 6684 sayılı Kanun'la onaylanan 11 No’lu Protokol ile Değişik İnsan Haklarını ve Ana Hürriyetleri Korumaya Dair Sözleşme’ye Ek 7 No’lu Protokol'ün "Cezai Konularda Temyiz Hakkı" başlıklı 2. maddesinde yer alan "kural olarak herkes aleyhine verilen mahkumiyetin veya hükmolunan cezanın yüksek bir mahkeme tarafından yeniden incelenmesini sağlama hakkına sahiptir" düzenlemesi uyarınca, bu yöndeki kabul, “istinaf kanun yolu” adı altında ikinci derece yargılama yetkisinin Bölge Adliye Mahkemesine verilmesinin gerekçe ve amacına da aykırı olacaktır.
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 90.maddesi gereğince iç hukukumuzun bir parçası haline gelen Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6. maddesinin 1. fıkrası ile Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan hak arama özgürlüğünün bir unsuru olan mahkemeye erişim hakkı sadece ilk derece mahkemesine dava açma hakkını değil eğer iç hukukta itiraz, istinaf veya temyiz gibi kanun yollarına başvurma imkanı tanınmış ise üst mahkemelere başvurma hakkını da içerir (Bayar ve Gürbüz/Türkiye, B. No:37569/06, 27/11/2012; Ali Atlı, B. No: 2013/500, 20/3/2014, ........ Özel Sağlık Hiz. İnş.Tur.San. ve Tic. Ltd. Şti, B.No: 2014/13156, 20/4/2017). Kanunyolu başvuruları hukuki güvenlik ve istikrarın sağlanması gibi önemli ve meşru bir amaca hizmet etmekte olup, AİHM ile Anayasa Mahkemesi kararlarında belirtildiği üzere, mahkemeye ulaşmayı aşırı derecede zorlaştıran ya da imkansız hale getiren uygulamalar mahkemeye erişim hakkının ihlaline yol açacaktır.
Ayrıca; Anayasa'nın 37. maddesinde düzenlenen ve adil yargılanma hakkının önemli bir ögesi olan kanuni hakim güvencesi, mahkemelerin kuruluş ve yetkileri ile izleyecekleri yargılama usulünün yasayla düzenlemesini ve dava konusu olay ortaya çıkmadan önce belirlenmesini gerektirir. Bu düzenleme Anayasa Mahkemesi kararlarında, kişinin hangi mahkemede yargılanacağını önceden ve kesin olarak bilmesini gerektiren ve doğal hakim ilkesini koruyan bir hüküm olarak ele alınmaktadır. (AYM, E.2002/170, K.2004/54)
Bu açıklamalar ışığında, taraf olduğumuz Uluslararası Sözleşmeler ve Anayasa ile yasalardan kaynaklanan temel hakların korunması hususları bir bütün halinde değerlendirildiğinde;
25/10/2014 tarihli arama tutanağında yer alan 35 ayrı alıcı ve göndericisi olup içerisinde kaçak eşya bulunan kargo eşyası hakkında ayrı ayrı soruşturma yapılıp yapılmadığı araştırılıp, soruşturma yapılmış ise akibetlerinin sorulması ile sanık ........ yönünden bu kaçak eşya yönünden kamu davası açılıp açılmadığının belirlenmesinden sonra, kamu davası açılmış ise tespit edilen dosyaların getirtilip incelenmesi ile mümkünse istinaf incelemesine konu işbu dosya ile birleştirilmeleri, kamu davası açılmamış ise soruşturma dosyası kapsamında verilmiş bulunan kararın kesinleşmiş örneği ile birlikte soruşturma evrakının aslının ya da onaylı suretinin dosya arasına intikalinin sağlanmasından ve dava açılan tüm dosyalar kapsamında sanık ........'nın eylemlerinin tek suç oluşturup oluşturmayacağı ya da TCK'nın 43 ve 44. maddeleri kapsamında değerlendirilip değerlendirilemeyeceğinin karar yerinde tartışılmasından sonra sanığın hukuki durumunun tayin edilmesi, sanığın UYAP suç kayıtlarında yer alan istinaf incelemesine esas davaya konu suç ile aynı nitelikte ve TCK'nın 43. maddesinde düzenlenen zincirleme suç hükümlerinin uygulanması bakımından irtibatlı olma ihtimali bulunan dosyalarının bulunup bulunmadığının araştırılması, ayrıca sanık ........ hakkında istinaf incelemesine tabi işbu dosya ile Dairemizin 2018/1234 Esas sayılı dosyasına konu olup bozma kararı verilen Aksaray 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2016/437 Esas, 2018/116 Karar sayılı dosyanın birleştirilerek delillerin birlikte değerlendirilmesi suretiyle bir karar verilmesi zorunluluğu gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması,
Hukuka aykırı ve katılan vekilinin istinaf nedenleri bu itibarla yerinde görülmekle hükmün, 11 No’lu Protokol ile Değişik İnsan Haklarını ve Ana Hürriyetleri Korumaya Dair Sözleşme’ye Ek 7 No’lu Protokol'ün 2., Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 90/son, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 280/1-d maddeleri uyarınca BOZULMASINA,
Kararın bir örneğinin Ankara Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine,
Kararın bir örneğinin de istinaf başvurusunda bulunana ilk derece mahkemesince tebliğine,
Dosyanın hükmü veren ilk derece mahkemesine iadesine,
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 284 ve 286. maddeleri gereğince KESİN olmak üzere 04.02.2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)