GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması suçundan sanık .... hakkında Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının 21.04.2014 gün ve 2014/17385 esas sayılı iddianamesi ile; TCK'nın 245/1 ve 53/1. maddeleri uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.
Bakırköy 7. Asliye Ceza Mahkemesinin 29.04.2014 gün ve 242-292 sayılı kararı ile .... İletişim Şirketinin genel merkezinin İstanbul olduğu, menfaatin sağlandığı yerin Sincan olması nedeniyle mahkemenin yetkisizliğine ve dosyanın Ankara Batı Asliye Ceza Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
Ankara Batı 5. Asliye Ceza Mahkemesince de 11.05.2017 gün ve 604-459 sayılı karar ile sanığın TCK'nın 245/1, 62, 52/2 ve 53/1. maddeleri gereğince iki yıl altı ay hapis ve 80,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına dair hüküm kurulmuştur.
Bu hükme karşı sanık müdafii ve katılan tarafından istinaf yasa yoluna başvurulmaları üzerine, dosya Dairemizce değerlendirilmiş, başvuruların süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre duruşma açılmasına karar verilerek açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.
İDDİANAME: Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının 21.04.2014 gün ve 2014/17385 esas sayılı iddianamesi ile; "Şikayetçiye ait ....bank Rize şubesinden verilen .... numaralı kredi kartından olay tarihinde 300 TL lik .... adlı şirket harcamasının yapıldığı,
Bu firmayla şikayetçinin herhangi bir irtibatı ve görüşmesi olmadığı, ....'den sorulduğunda; bu çekimi kendilerine ait pos cihazıyla .... İletişim'in sahibi ....'in yaptığını bildirdiği,
Şüphelinin alınan ifadesinde; işlemi .... adlı alt bayisinin yaptığını bildirmiş ise de; adresinde bu şahsın bilinmediği, .... adlı firmanın ise; .... adlı bir kişiye ait belge olmadığından gönderilemediğini bildirdiği,
Bu doğrultuda şüphelinin verdiği .... isminin gerçeği yansıtmadığının düşünüldüğü, bu tür suçlarda suç yerinin hesap yeri olmasına rağmen başsavcılığımızın yetkili kılındığının görüldüğü, şüphelinin müsnet suçu işlediği kuvvetle muhtemel olduğundan eylemine uyan sevk maddeleri gereğince cezalandırılmasına ve hakkında güvenlik tedbirleri uygulanmasına karar verilmesi. " istemiyle kamu davası açılmıştır.
İLK DERECE MAHKEMESİ HÜKMÜ:
İlk derece mahkemesince; "Sanığın savunması, katılanın beyanı, banka kayıtları ve dosyadaki belgeler birlikte değerlendirildiğinde sanık .... savunmasında .... İletişim isimli iş yerinin sahibi olduğunu, suç tarihinde Türkiye genelinde .... GSM şirketinin hatlarının dağıtımını yapan .... İletişim Hizmetleri A.Ş.'nin alt bayiliğini yaptığını, kendisine ait alt bayilik verildiğini, müştekiye ait kredi kartının alt bayilik yapan .... Firması sahibi .... tarafından yapıldığını kredi kartı çekimi yapmadığını söylemiştir. Katılan .... beyanında ....'i tanımadığını 2013 yılının Haziran ayında .... Bankasına ait kredi kartı limitinin dolmuş olduğunu fark ettiğini ve kredi kartı ile alış veriş yapıldığını anladığını 30 bin TL zararı olduğunu söylemiştir. Hazırlık aşamasında ....'den sorulduğunda çekimin .... İletişim ....'in yaptığının bildirildiği bu şekliyle sanığın müsnet suçu işlediği anlaşıldığından mahkumiyetine karar vermek gerekmiştir. Etkin pişmanlık hükümleri içerisinde herhangi bir ödeme yapılmadığından TCK'nın 168. maddesi uygulanmamıştır. Sanığın duruşmadaki tutum ve davranışları lehine değerlendirilerek TCK'nın 62. maddesi uygulanmıştır." şeklindeki gerekçe ile sanığın TCK'nın 245/1, 62, 52/2 ve 53/1. maddeleri gereğince iki yıl altı ay hapis ve 80,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
İSTİNAF BAŞVURUSU:
Katılan; "Mahkemenin kararı usul ve yasaya aykırı olduğunu düşünüyorum. Zira sanık adıma sahte düzenlediği kredi kartları ile beni çok büyük miktarlarda zarara uğratmıştır. Bu zararlar neticesinde hakkımda açılan icra borçlarını ödeyebilmek için ben adıma kayıtlı araçlarımı sattım ve icra borçlarını ödedim. Sanık daha önce bildirmiş olduğum zararları tarafıma ödememiştir. Bu nedenle sanığın cezası miktar olarak azdır. Sanığın daha fazla süre ile hapis cezasına mahkum edilmesini talep ediyorum. Bu nedenle kararı istinaf ediyorum."
Sanık müdafi; "Başkasına ait banka veya kredi kartının izinsiz kullanılması suretiyle yarar sağlama suçu nedeniyle müvekkil sanık hakkında iki yıl altı ay hapis ve 80,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına kararı verilmiştir. Söz konusu karar usul ve yasaya aykırı olup kaldırılmasını talep ediyoruz.
Müvekkil açısından başkasına ait banka veya kredi kartının izinsiz kullanılması suretiyle yarar sağlama suçu oluşmamıştır. Müvekkil, Türkiye genelinde .... GSM şirketinin hatlarının dağıtımını yapan .... İletişim Hizmetleri San. ve Tic. A.Ş. nin alt bayiliğini yapan ve kendiside alt bayilik veren .... iletişim adlı işyeri sahibidir. Kim tarafından gerçekleştirildiği bilinmeyen bu olayla ilgili olarak her türlü kuşkudan uzak, yeterli, kesin ve inandırıcı delil olmadığı için şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereğince de müvekkilimin beraatı gerekmektedir. Ayrıca müvekkile isnad edilen suç ile ilgili verilen mahkumiyet kararı da hukukun genel ilkelerinden olan cezaların şahsiliği ilkesine aykırıdır. Somut olayda müvekkilin şirket yetkilisi olması dışında başkaca da bir eylemi de yoktur.
Müvekkilin yetkilisi olduğu .... İletişim 2007 yılında faaliyete başlamış 7 mağaza 2 kurumsal hat bayiliği ile yüzünüzerinde istihdam sağlamış bir şirkettir. Kurulduğu yıldan itibaren sektörün büyük firmaları ile doğrudan çalışmış yıllık 40-50 milyon ciro yapmıştır. Müvekkile ait şirket bu rakamlara ulaşıldığında ödeme araçlarını çeşitlendirmek için ....-F6- F5 gibi ülkemizdeki ana distribütörlerle yaptığı ticarette ödeme seçeneklerinden “.... yani …” kullanmaya başlamıştır. ....'nin kullanım amacı ana firmada alınan ürünlerin ödemelerini alt bayi-son kullanıcı kredi kartı satışlarını direk bu firmaların sunmuş olduğu internet platformu üzerinden yaparak ödeme yapmaktır. Bu işlem sırasında müşteri onayı zorunlu olup müşteriye öncesinde ve sonrasında bildirim mesajı gitmektedir. Müşterinin ayrıca bir sonraki ekstre sonuna kadar direk bankaya itirazı ile işlemin iptali söz konusu olmaktadır. Müvekkil bu sektörde milyonluk cirolar yapmış olup hakkında daha önce böyle bir şikayet dahi yapılmamıştır. Bu anlamda müvekkilin çalıştığı firmalar ve bankalardan bu bilgiler dahi istenmeksizin eksik inceleme ile hukuka aykırı hüküm tesis edilerek müvekkil aleyhine isnat olunan suç bakımından gerekli araştırma yapılmadan ceza verilmiştir.
Bu hususlara binaen; müvekkilin mesleği icabı, ticari hayatın tam içerisinde yer aldığı ve müşterileriyle arasında “güven ilişkisi” kurularak alım-satım işleminin yapıldığı göz önüne alındığında; “kesin delil” niteliğini haiz olmayan deliller neticesinde, yalnızca afaki kanaatlere dayandırılarak kamu davası açılması; müvekkilin sosyal hayatındaki itibarını çok büyük ölçüde zedeleyerek, toplumdan ticari sıfatı bakımından soyutlanmasına neden olmaktadır.
Bununla beraber Yargıtay yerleşik içtihatlarıyla da sabit olmak üzere; görülmekte olan davada, hukuki dayanaktan yoksun soyut deliller neticesinde suçun “şüphe” boyutunda kalmış olmasına rağmen müvekkiller aleyhine cezaya hükmedilmesi, mutlak bozma sebebidir.
Müvekkil sanık duruşmadaki beyanında kendisinin .... in alt bayiliğini yaptığını ve isnad edilen suçun işlendiği dönemde üst bayi olduğunu, kendisinden bağımsız olan alt bayiliklerden .... Firması sahibi .... tarafından müştekiye ait kredi kartının çekiminin yapıldığını ileri sürmüştür. Bu hususla ilgili de bir araştırma yapılmamıştır. Gerçekte, müvekkil üst bayidir. Bu üst bayilerin altlarında yüzlerce alt bayi bulunmaktadır. İsnad edilen kredi çekiminin ....den sorulduğunda çekimin .... İletişimden yapıldığının bildirilmesinin sebebi müvekkilin üst bayi olması sebebiyledir. Ancak gerçekte müvekkilin hiçbir ilgisi olmamasına suç isnadıyla karşı karşıya kalmıştır.
Asla kabul anlamına gelmemekle birlikte yerel mahkemede yapılan yargılamada sanığa zararın giderip giderilmediği sorulmadan, etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağı tartışılmadan ve sair ceza hukukunun sanık lehine hükümleri değerlendirilmeden eksik inceleme ile hüküm kurulmuş olup bu hususlar CMK uyarınca bozma nedenidir.
İddianamede yer alan suçun oluşabilmesi için sahtecilik eylemini yapan kişinin varlığı önemlidir. Suç unsurlarında istihdam eden veya kontrol eden bu suçtan sorumlu kabul edilmemiştir. Suça konu sözleşmedeki eylem müvekkil tarafından gerçekleştirmemiştir. Müvekkilin suçu işlediğine dair yeterli, kesin ve inandırıcı delil dosyada bulunmamaktadır. Böyle bir durumda müvekkilin sorumlu tutulması hukuka aykırıdır. Ceza hukukunda kıyas veya yorumlama yapılamaz, şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereğince de müvekkilin beraatine karar verilmesi gerekir." şeklindeki gerekçe ile istinaf başvurusunda bulunmuştur.
DURUŞMA AÇILMASI KARARI:
Dairemizce sanık müdafiinin 05.06.2017 ve katılanın 20.06.2017 tarihli istinaf dilekçeleri ve dosya kapsamı gözetilerek yapılan incelemede, sübut hususunun değerlendirilmesi amacıyla 5271 sayılı CMK'nın 280/1-e maddesi uyarınca davanın yeniden görülmesine ve duruşma hazırlığı işlemlerinin başlanılmasına karar verilmiştir.
KOVUŞTURMA İŞLEMLERİ:
Sanık .... ve müdafiisi Dairemizin 02.10.2018, 27.11.2018 ve 19.02.2019 tarihli duruşmalara katılmışlar ve savunmaları alınmıştır.
Katılan ....'ın beyanının tespiti için Rize Nöbetçi Asliye Ceza Mahkemesine talimat yazılmış, katılan 03.10.2018 tarihli talimat duruşmasına katılmış ve beyanı alınmıştır.
Dairemizce Mersin Ticaret Odasına .... İletişim isimli kendi firma sahibi olan sanık ....'in beyanlarında, suça konu şüpheli işlemin alt bayii olan ve yetkilisinin ise "...." isimli kişi olduğunu belirttiği, halen .... adresinde faaliyet gösterdiği belirtilen .... veya .... isimli şirketi....5.02.2015 tarihinde ortaklarının ve suç tarihinde şirketi temsile yetkili sorumlu müdür veya ortağının açık kimlik bilgileri ve adreslerinin bildirilmesi için yazı yazılmış, verilen yazı cevabında .... veya .... ünvanlı herhangi bir şirket veya şahıs firmasının kaydına rastlanmadı, benzer ünvanda ....'ın şirket ortağı ve .... Telekomünikasyon Ltd. Şti olduğu, Ticaret Odasında 41715 numarada kaydının olduğu bildirilmiştir.
Mersin Ticaret Odası tarafından açık kimlik ve adres bilgileri bildirilen tanık ....'ın olaya ilişkin beyanının SEGBİS aracılığıyla tespiti için Mersin Nöbetçi Asliye Ceza Mahkemesine talimat yazılmış, talimat mahkemesince tanık hakkında zorla getirme emri çıkarılmış, tanığın adresinin sürekli kapalı olduğu bildirilmiş ve Dairemizin 19.02.2019 tarihli duruşmasında dosyaya yenilik getirmeyeceğinden tanık ....'ın dinlenmesinden vazgeçilmiştir.
Dairemizce Sincan Vergi Dairesi Başkanlığına 23725980624 TC kimlik numaralı vergi mükellefi ....0 İletişim ....'in bu faturayı vergi matrahında gösterip göstermediği, sahte fatura olup olmadığının sorulması, ayrıca adı geçen firmanın 2013 mali yılı gelir gider ve vergi matrahı rakamlarının bildirilmesi için yazı yazılım, verilen yazı cevabında ....'in 10.07.2006 tarihinde belirli bir mala tahsis edilmiş mağazalarda telekomünikasyon teçhizatının perakende ticareti (Telefon, cep telefonu, faks vb.) faaliyeti nedeniyle işe başlamış olduğu ve adres değişikliği nedeniyle 15.02.2018 tarihinde Mithatpaşa Vergi Dairesi Müdürlüğüne naklinin olduğu, mükellef hakkında daha önce Vergi Müfettişi Recep Özçelik tarafından 2012 dönemi pos tefecilik, sahte belge düzenleme ve kullanma nedeniyle incelenmesi neticesinde düzenlenen 28.01.2015 tarih ve 2015-A-1898/3 sayılı vergi tekniği raporunda pos tefecilik faaliyeti yürüttüğüne dair somut bir tespite ulaşılamadığının bildirildiği ve .... nolu faturaya ilişkin belge basım bilgisinin gönderildiği anlaşılmıştır.
Dairemizce Uray (Mersin) Vergi Dairesi Müdürlüğüne .... vergi nolu mükellef olduğu belirtilen .... Asist .... tarafından bu faturanın vergi matrahında gösterip göstermediği, sahte fatura olup olmadığının sorulması, ayrıca adı geçen firmanın 2013 mali yılı gelir gider ve vergi matrahı rakamlarının ve mükellefin açık kimlik ve adres bilgilerinin bildirilmesi için yazı yazılmış, verilen yazı cevabında ....'ın 31.12.2014 tarihinde resen terkin edildiği, mernis adresi bulunmadığından defter ve belgelerinin temin edilemediği, bu nedenle faturanın defter kayıtlarında yer alıp almadığının bilinemediği, 2013/03 vergilendirme dönemine ait vermiş olduğu KDV beyannamesi matrahının fatura tutarını kapsayacak şekilde olduğunun tespit edildiği, 2013 gelir ve gider bilgilerini yer aldığı 2013 yılına ait yıllık gelir vergisi beyannamesinin bir suretinin gönderildiği anlaşılmıştır.
SAVUNMA:
Sanık ....'in soruşturma aşamasında alınan savunmasında; "Ben .... İletişim sahibiyim Firmamda toptan ve perakende cep telefonu aksesuar ve kontör satışı yapılmaktadır. Toptan satışlarımızı Türkiye' nin bir çok iline yapmaktayız. Bu firmalar ile nakit veya sanal post aracılığı ile ticaret yapmaktayız sanal post çalışmalarımızda firmalar müşteri kartı veya kendi kredi kartları ile ödeme yaparlar. Ödeme karşılığında da bizden ürün alırlar. Şikayete söz konu işlem Burk iletişim tarafından yapılmamıştır. Bizim bayilik çalışması yaptığımız .... firması tarafından yapılmıştır. .... .... .... adresinde bulunmaktadır. İşlemi bu firma yapmıştır."
İlk derece mahkemesince alınan savunmasında;"Ben bu konuda soruşturma aşamasında ifade vermiştim. Bu ifadelerimi aynen tekrar ederim. Ben .... İletişim isimli işyerinin sahibiyim, suç tarihlerinde Türkiye genelinde .... GSM şirketinin hatlarının dağıtımını yapan .... İletişim Hizmetleri San. ve Tic. A.Ş.'nin alt bayiliğini yapıyorduk, kendimizde ait bayilik verebiliyorduk, iddiaya konu müştekinin kredi kartı ile yapılan işlem o tarihlerde alt bayiliğimizi yapan ve .... adresinde .... firmasının sahibi .... tarafından yapılmıştır, iddia edildiği gibi müştekinin kredi kartıyla herhangi bir çekim yapmadım, suçsuzum, beraatimi isterim."
Dairemizce alınan 02.10.2018 tarihli savunmasında; "Önceki savunmalarımı tekrar ederim, ben 2006 yılından itibaren .... İletişim Sistemleri adı altında esnaflık yaparım. Başkalarının kredi kartlarını kullanarak haksız yarar sağlamam söz konusu değilim, katılan ....'ı da tanımam, bizim yıllık ciromuz 30.000.000 TL civarında olup davaya konu miktar bizim ciro üzerinde çok az kalmaktadır, yaptığımız araştırmada bu işlemin alt bayimiz olan .... (.... Asist) tarafından yapıldığını tespit ettik, bu işlemler yapılırken işlemi yapan firma tarafından katılanın cep telefonuna bilgi gönderilmiştir ve işlemde onun bilgisi dahilinde ve onayı ile yapılmıştır. Bu işlemi alt bayimiz olan .... bizim sistem üzerinden yapmıştır, bu sebeple işlemi yapan biz gözüküyoruz, biz alt bayii olarak kendisine .... ödeme aracını kullanmasına yetki verdik, bu sebepten dolayı işlemi yapan biz gözüküyoruz ancak gerçekte işlemi yapan ....'dır. .... ile aramızda alt bayii sözleşmesi mevcuttur, ancak şuanda sözleşmeyi bulamıyorum, bu ilişkiye ilişkin olarak kendisi ile yapmış olduğumuz ödemeleri gösteren fatura suretini ibraz ediyoruz. Bu işlem tarafımızca yapılmadı, bugüne kadar binlerce işlem yaptık, hiçbirinde sorun olmadı, hakkımda bu ve benzeri eylemlerden dolayı açılmış kamu davası ve devam eden bir soruşturma yoktur..... Asist - .... faturada gösterilen .... adresinde bulunmaktadır, kendileri ile bir iletişimiz söz konusu değildir. Bu işlemlerin .... Asist tarafından yapıldığına ilişin herhangi bir elimizde ekran görüntüsü yada dijital belge yoktur, ancak .... HTS kayıtlarının incelenmesi sonunda iletişimin Ankara'dan değil Mersin'den yapıldığı, işlemlerin .... Asist tarafından yapıldığı belli olacaktır."
Dairemizce alınan 27.11.2018 tarihli savunmasında; "Suçlamayı kabul etmiyorum. Ancak etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanmak amacıyla katılanın zararını gidermek isterim, ayrıca şikayetçinin beyanında belirttiği üzere zararı 30.000 TL değil 300 TL'dir, kaldı ki dava konusu işlem 3D kullanılarak yapılmış olup katılan tarafından iptal edilmemiştir. .... bu işlemleri yaparken bizim firmamız tarafından verilen şifreyi kullanarak bu işlemleri yapmıştır. Bu şifrede o firmaya tahsis edilmiştir. Kaldı ki IP dökümüne ulaşılabilseydi işlemlerin Ankara'dan yapılmadığı tespit edilecekti."
Sanık müdafiinin 02.10.2018 tarihli Dairemizdeki savunmasında; "Savunmaya iştirak ediyoruz, .... tarafından yapılan dava konusu işleme ait belgelerin aradan geçen bu süre içerisinde bulmamız mümkün değildir, burada bizim anlatabileceğimiz yalnızca müvekkilinin ticari işlemlerinin nasıl yürütüldüğünün ortaya konmasıdır, belgesini de sunacağım gibi 2013 yılında Mobil Telle visa ödemesi ile yapılan işlem miktarı 1.604.865 TL'dir ve bu işlemler arasında itiraza konu işlem de dava konusu 300 TL'lik olaydır, buda sanığın suç kastı ile hareket etmediği ortadır, müvekkilimin suç kastı yoktur, beraatine karar verilmesini talep ederiz."
Sanık müdafiinin 27.11.2018 tarihli Dairemizdeki savunmasında; "Müvekkilim olan sanığın alt bayilerinin suç tarihi itibariyle yapmış olduğu işlemlerin ve miktarlarını gösterir bilgisayar excel çıktılarını ibraz ediyoruz, çıktılardan 15.02.2013 tarihinde alt bayii olan .... tarafından 32.300 TL'lik işlem yapılmış, bunun ayrıntıları da 15.02.2013 tarihli toplam 32.300 TL'lik işlemin açılımına bakıldığından 15.02.2013 tarihli .... Bankası aracılığıyla yapılmış olan 300 TL'lik işlem sanığın alt bayisi olan .... tarafından yapılmıştır. Keza belgede gözüktüğü üzere bu işlem taksitle yapılmıştır, belgeden de anlaşıldığı üzere mutlaka katılanın bu işlemden haberi ve rızası vardır, ancak iddia edildiğinden aksine söz konusu işlem müvekkilim tarafından değil alt bayisi tarafından .... tarafından yapılmıştır. .... ile aralarında olan bayilik sözleşmesine ulaşamadık, çünkü .... İletişim ekonomik sebeplerden dolayı tasfiye halindedir, ancak diğer fatura ve diğer belgelerimiz mevcuttur. Önceki beyanlarımızı tekrar ederiz, katılanın zararı 300 TL olduğu halde 30.000 TL zararlarının olduğunu iddia etmesi iyi niyetli olmadığı ortadadır."
Katılan ....'ın soruşturma aşamasında alınan savunmasında;".... Bankası Rize şubesinden aldığım ….. numaralı Maximum kredi kart hesabımdan iznim olmadan .... Bankası Of Şubesinden ….bank Bireysel Emeklilik adına yaklaşık 1200 TL para çekilmiştir. .... Bankası İstanbul İstoç Şubesinden aldığım .... numaralı Maximum kredi kartı hesabımdan www.mobiltel.com.tr adına 300 TL para çekildiğini gördüm. Ben kesinlikle bireysel emeklilik hesabımdan haberim yoktur. www.mobiltel.com.tr isimli site ile benim bir alakam yoktur. Ben kesinlikle böyle bir ödeme yapmadım. Benim adıma bireysel emelilik hesabı açan bana haber vermeyen Of ….. Bankasından ve benim kart bilgilerim izinsiz veren Türkiye .... Bankasından ve www.mobiltel.com.tr isimli siteden davacı ve şikayetçiyim. Bireysel Emeklilik üyeliğimin iptalini ve mağduriyetimin giderilmesi istiyorum. Ayrıca .... Bankası kredi kartlarımda bulunan haksız borçlarının durdurulması ve geri iadesinin istiyorum."
İlk derece mahkemesince alınan savunmasında; "Ben .... isimli kişiyi tanımam, ancak 2013 yılının haziran ayında iş bankasına ait kredi kartımın limitinin dolduğunu fark ettim, anladım ki kredi kartı bilgilerim ele geçirilerek alışveriş yapılmış, yalnız bu olay öncesinde de benim hesabımdan para çekilmiş, kredi kardı ekstrem adresime gönderilmediği için farkında olmadım, ben çocuklar alışveriş yaptığını anladım, bu olaydan dolayı 30.000,00 TL kadar zararım vardır, zararım giderilmedi, şikayetçiyim, bu konuya ilişkin daha önceki ifadelerimi tekrar e derim, davaya katılmak isterim."
Dairemizce yazılan talimat mahkemesince alınan beyanında; "Ben daha önce ifade vermiştim aynen tekrar ederim. Şikayetim devam etmektedir. İddianameye konu olaya ilişkin 30.000,00 TL maddi zararım vardır. Zararım giderilmedi. Karşılanmasını istiyorum. Bu olay nedeniyle bankalardan kredi alamadım. Dava ve duruşmalara katılmak istiyorum." şeklinde beyanlarda bulunmuşlardır.
DELİLLER:
-29.04.2013 tarihli olay tutanağı,
-30.04.2013 tarihli araştırma tutanağı,
-Kalkandere Cumhuriyet Başsavcılığının 08.05.2013 tarih ve 2013/15 sayılı ayırma kararı,
-Kalkandere Cumhuriyet Başsavcılığının 08.05.2013 tarih ve 2013/29 sayılı yetkisizlik kararı,
-Türkiye .... Bankası Genel Müdürlüğünün 05.06.2013, 04.07.2013 ve 10.07.2013 tarihli cevabi yazıları,
-Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının 03.09.2013 tarih ve 2013/9279 sayılı yetkisizlik kararı,
-Rize Cumhuriyet Başsavcılığının 27.09.2013 tarih ve 2013/444 sayılı yetkisizlik kararı,
-Bakırköy 7. Asliye Ceza Mahkemesinin 29.04.2014 gün ve 242-292 sayılı yetkisizlik kararı,
-Sanık müdafii tarafından Dairemize sunulan sanığın 2013 yılına ilişkin işlem miktarlarını gösteren belge suretleri, ....0 İletişim başlıklı 26.03.2013 tarih ve 338414 nolu fatura sureti,
-.... İletişim Hizmetleri San. Tic. A.Ş'nin yazı cevabı,
-Mersin Ticaret ve Sanayi Odasının 23.07.2018 tarihli yazı cevabı,
-Sincan Vergi Dairesi Müdürlüğünün 04.12.2018 tarihli yazı cevabı ve ekindeki 2013/03 dönem KDV beyannamesi, 2013 yıllık gelir vergisi beyannamesi ve belge basım bilgisi sorgulaması,
-Uray Vergi Dairesi Müdürlüğünün 18.12.2018 tarihli yazı cevabı ve ekindeki 2013 dönemi yıllık gelir vergisi beyannamesi,
-Sanığın nüfus ve adli sicil kayıtları,
ESAS HAKKINDA MÜTALÂA:
Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Savcısı esas hakkındaki mütalaasında: "Sanık .... hakkında katılana ait kredi kartı bilgilerini öğrenerek 300 TL harcama yaptığı iddiasıyla ve TCK'nın 245/1. maddesiyle cezalandırılması istemiyle açılan kamu davasının yapılan yargılaması sonucu, sanığın anılan kanun maddeleriyle cezalandırılmasına karar verildiği ve sanık müdafiinin istinafı üzerine dosyanın Dairemize geldiği anlaşılmakla yapılan incelemede, sanığın aşamalarda suçlamaları kabul etmeyen beyanları ile suça konu katılanı arayan kişinin sanık olduğuna dair dosyaya yansıyan belge, bilgi ve delil bulunmadığı anlaşılmakla sanığın beraatine karar verilmesini," talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması suçundan sanık .... hakkında Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının 21.04.2014 gün ve 2014/17385 esas sayılı iddianamesi ile; TCK'nın 245/1 ve 53/1. maddeleri uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmış, Bakırköy 7. Asliye Ceza Mahkemesinin 29.04.2014 gün ve 242-292 sayılı kararı ile .... İletişim Şirketinin genel merkezinin İstanbul olduğu, menfaatin sağlandığı yerin Sincan olması nedeniyle mahkemenin yetkisizliğine ve dosyanın Ankara Batı Asliye Ceza Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiş, Ankara Batı 5. Asliye Ceza Mahkemesince 11.05.2017 gün ve 604-459 sayılı karar ile sanığın TCK'nın 245/1, 62, 52/2 ve 53/1. maddeleri gereğince iki yıl altı ay hapis ve 80,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiş, bu hükme karşı sanık müdafii ve katılanın süresi içerisinde istinaf yasa yoluna başvurdukları anlaşılmıştır.
Eksik araştırma ve sanığın üzerine atılı suçun sübutu hususunun değerlendirilmesi amacıyla Dairemizce duruşma açılmasına ve davanın yeniden görülmesine karar verilmiştir.
Sanık savunması ve katılanın beyanı alınmış, Dairemizce Mersin Ticaret Odasına, Sincan Vergi Dairesi Başkanlığına ve Uray (Mersin) Vergi Dairesi Müdürlüğüne yazılar yazılmış, gelen yazı cevapları ve dosyanın bir bütün halinde incelenmesinde; suç tarihinde katılan ....'a ait .... Bank Rize Şubesinden verilme .... numaralı kredi kartından www.mobiltel.com isimli internet sitesi aracılığıyla .... adlı firmadan 300 TL'lik harcamanın katılanın bilgi ve izni olmaksızın yapıldığı, soruşturma aşamasında .... isimli firma yetkililerinin suça konu işlemin alt bayileri olan .... İletişim-.... isimli firma tarafından yapıldığını belirtmeleri üzerine, firma sahibi olan sanık hakkında banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması suçunu işlediğinden bahisle başlatılan soruşturma ve kovuşturma sonucunda sanığın mahkumiyetine karar verilmiş ise de, sanığın aşamalardaki savunmaları ve bu savunmaları destekleyen tanık beyanları ile diğer kurumlardan getirtilen ve dosyada mevcut belge içerikleri karşısında; suça konu işlemin sanığın alt bayisi olan .... isimli kişiye ait Mersin de faaliyet gösteren .... Asist isimli firma tarafından yapıldığı, ancak sanık alt bayilik sözleşmesini temin edememiş ise de, bu firmaya .... firmasının ödeme aracını kullanmasına yetki verdikleri yönündeki samimi anlatımlarını destekleyen ve bu alt firma ile aralarındaki ticari ilişkiyi ispatlayan dosyaya sunduğu fatura sureti dikkate alındığında, katılanın kredi kartından şüpheli işlemin bizzat sanık tarafından yapıldığı hususunun kuşkulu kaldığı, ceza hukukunun şüpheden sanık yararlanır evrensel ilkesi de gözönüne alındığında; sanığın bu suçtan cezalandırılmasını gerektirir somut delil elde edilemediği anlaşılmakla, sanığın atılı suçtan beraatine karar verilmesi gerekirken mahkumiyetine karar verilmesi isabetsiz olduğundan, Ankara Batı 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 11.05.2017 gün ve 604-459 sayılı mahkumiyet hükmünün Ceza Muhakemesi Kanununun 280. maddesinin 2. fıkrası uyarınca kaldırılmasına, yüklenen suçun sanık tarafından işlendiği sabit olmadığından sanığın CMK'nın 223/2-e maddesi gereğince beraatine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:
Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Sanık .... hakkında banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması suçundan kurulan Ankara Batı 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 11.05.2017 gün ve 604-459 sayılı mahkumiyet hükmünün Ceza Muhakemesi Kanununun 280. maddesinin 2. fıkrası uyarınca KALDIRILMASINA,
2-Yüklenen suçun sanık tarafından işlendiği sabit olmadığından sanığın CMK'nın 223/2-e maddesi gereğince BERAATİNE,
3-5320 sayılı Yasanın 16. maddesi uyarınca karar takip formunun ilk derece mahkemesince soruşturmayı yapan kolluk birimine gönderilmesine,
4-Beraat eden sanık kendini vekil ile temsil ettirdiğinden ilk derece mahkemesindeki yargılama nedeniyle Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre belirlenen 2.725 TL ile Bölge Adliye Mahkemesine yargılama nedeniyle celse sayısı da dikkate alınarak 2.725 TL maktu vekalet ücretinin hazineden tahsili ile sanığa verilmesine,
5-Yapılan yargılama giderlerinin kamu üzerinde bırakılmasına,
Dair, sanık ve sanık müdafiinin yüzüne karşı, kararın tefhim, katılanın yokluğunda kararın tebliğ itibaren onbeş gün içerisinde hükmü veren Dairemize bir dilekçe verilmesi ya da zabıt kâtibine beyanda bulunup tutanak tutturup hâkime onaylatmak veya bir başka ilk derece ceza mahkemesi ya da bölge adliye mahkemesi ceza dairesi aracılığıyla dilekçe gönderilmek, ilgilinin cezaevinde bulunması halinde ceza infaz kurumu ve tutukevi müdürüne beyanda bulunmak veya bu hususta bir dilekçe vermek suretiyle Ankara Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Savcısı İsmail Ayhan Köksal'ın talebine uygun 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 286. maddesi uyarınca TEMYİZ yasa yolu açık olmak üzere 19.02.2019 tarihinde oybirliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. (¤¤)