(AİHS m. 6) (2709 S. K. m. 38) (5237 S. K. m. 7, 21, 26, 33, 43, 49, 52, 53, 66, 102, 104, 155, 168, 204, 207, 245) (765 S. K. m. 525) (5271 S. K. m. 223, 226, 280) (5252 S. K. m. 9) (6762 S. K. m. 688) (6102 S. K. m. 776)
İlk derece mahkemesince verilen hükme karşı istinaf kanun yoluna başvurulmakla yapılan yargılamada;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Resmi belgede sahtecilik, banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması suçlarından sanıklar Z. S. ve Z. G. hakkında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 02.05.2011 gün ve 2011/18954 esas sayılı iddianamesi ile TCK'nın TCK'nın 245/1, 43 (ayrı ayrı 7'şer kez), 245/1 (ayrı ayrı 24'er kez), 204/1, 43 (ayrı ayrı 9'ar kez), 204/1 (ayrı ayrı 21'er kez), 53. maddeleri uyarınca cezalandırılmaları istemiyle kamu davası açılmıştır.
Ankara 4. Asliye Ceza Mahkemesince 31.01.2017 gün ve 673-132 sayılı karar ile sanık Z. G.'ın üzerine atılı resmi belgede sahtecilik suçu yönünden TCK'nın 204/1, 43 ve 53. maddeleri gereğince iki yıl altı ay hapis (on kez), TCK'nın 204/1 ve 53. maddeleri gereğince iki yıl hapis (yirmi kez) cezası ile cezalandırılmasına, mağdur H. A.'e yönelik banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması suçu yönünden TCK'nın 245/1, 168/1, 52 ve 53 maddeleri gereğince bir yıl üç ay hapis ve 40 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına,
Sanık Z. S.'in üzerine atılı resmi belgede sahtecilik suçu yönünden TCK'nın 204/1, 43 ve 53. maddeleri gereğince iki yıl altı ay hapis (on kez), TCK'nın 204/1 ve 53. maddeleri gereğince iki yıl hapis (yirmi kez) cezası ile cezalandırılmasına, mağdur H. A.'e yönelik banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması suçu yönünden TCK'nın 245/1, 168/1, 52 ve 53 maddeleri gereğince bir yıl üç ay hapis ve 40 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
Bu hükümlere karşı sanıklar müdafiileri tarafından istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, dosya Dairemizce değerlendirilmiş, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre duruşma açılmasına karar verilerek açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.
Sanıklar Z. S. ve Z. G.'ın üzerlerine atılı banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması suçu yönünden dosya tefrik edilerek Dairemizin 2017/2505 esasına kaydedilerek duruşmasının 12.12.2017 tarihine atılı olduğu anlaşılmıştır.
İDDİANAME: Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 02.05.2011 gün ve 2011/18954 esas sayılı iddianamesi ile; "B. Elektronik Ltd. Şti'nin sahibi ve yetkilisi olan şüphelilerden Z. G.'ın vekili Av. N. O. Cumhuriyet Başsavcılığımıza verdiği dilekçe ile aynı şirkette çalışmakta olan şüphelilerden Z. S. (K.)'ın;
Firma müşterilerine peşin hesap yada vadeli sattığı mal bedellerini kendisinde alıkoyup daha önce kredi kartları ile mail order yolu ile satış yapılan ve satış bedelleri tahsil edilmiş olan müşterilerinin bu kredi kartlarından yine mail order yoluyla usulsüz para çekerek paraları şirkete iade etmeyerek şirketi zarara uğrattığı,
Yine Z. S. (K.)'ın müşterilerine peşin sattığı mallara ilişkin paraları zimmetine geçirip satışları vadeli satışlar gibi gösterip var olan ve olmayan kişiler adına sahte senetler düzenlemek suretiyle şirketi zarara uğrattığından bahisle Z. S. (K.) hakkında suç duyurusunda bulunduğu,
Yapılan soruşturma sonucu, şüphelilerden Z. S. (K.)'ın diğer şüphelinin şirketinde uzun zaman çalıştıktan sonra intihara kalkıştığı ve intihara kalkışmadan önce H. L. E. isimli şahısla gönül ilişkisinin başladığı, 14.11.2005 tarihinde ise ablasına hitaben 'iş yerinde işe başladığından beri Z. G.'ın kendisini taciz ettiğini daha sonra Z. ile özel ilişkisinin olduğunu ve ondan ayrılıp H. L. E. ile ilişkisi olduğu için kendisine senaryo hazırlandığı, kredi kartlarından Z.'ın çekimler yapıp kendisine zorla senetler imzalattığı ondan ayrıldığı ve arkadaşının olduğu için bütün bunları yaptığını, bütün derdinin kendisinin erkek arkadaşının olması olduğunu belirterek tek isteğim L.'le evlenip çocuğumun olmasıydı, annemi çok seviyorum, beni affet abla annemi sana emanet ediyorum' şeklinde mektup bırakarak, incidal ve fulidex isimli ilaçlardan birer kutu içip iki şişe bira içmek suretiyle D. Otel'in 6.katından atlayarak intihara teşebbüs ettiği ve 18.11.2005 tarihinde intihar evrakı ile ilgili olayda patronu Z. G.'ın sorumlu olduğu yolunda ifade verdiği,
Şüphelilerden Z. S. (K.)'ın alınan savunmalarında ise işe başladıktan bir yıl sonra Z. G.'ın ısrarı üzerine Z. ile ilişkisinin olduğu ve dost hayatı yaşamaya başladıklarını, son yıllarda şirketin ödemelerinde sıkıntı çekmeye başlandığı ve Z. G.'ın mail order sistesi ile müşterilerin kredi katlarından fazla çekimler yaptığını bu çekimlere ilişkin paralarında kendi hesabına gittiğini, fazla çekimi gören müşterilerin şirkete geldiklerinde ise paralarını ödediği, Z.'ın eşiyle boşanıp kendisiyle evleneceğini vaad ettiğini, evlenmeyeceğini anlayınca kendisinin L.'le gönül ilişkisi kurması üzerine Z. G.'ın kendisine bazı senetleri zorla imzalattırdığı bunun üzerine kendisinin intihara teşebbüs ettiğini, yoğun bakımda yattığı sırada kendisinin öleceğini düşünerek Z. G.'ın bu konulara ilişkin kendisini suçlayıcı şikayet dilekçesi verdiğini,
Yapılan soruşturma sonucu alınan bilirkişi raporlarına göre şüphelilerden Z. S. (K.)'ın iddia edilen eylemlerden dolayı zimmetine para geçirdiğinin belgelenemediği, şüphelilerden Z. G.'ın sahteliğini iddia ettiği emanetteki bir çok senetteki yazıların Z. G. eli ürünü olduğunun tespit edildiği, şirketin ekonomik sıkıntıya düşmesinden dolayı müştekilerin kredi kartlarından usulsüz fazla çekimlerin iş yeri sahibi Z. G. ve çalışanı Z. S. tarafından birlikte gerçekleştirildiği kanaatine varıldığı, ilk çekimleri takip eden aylarda müştekilerin Z. G.'ı durumdan haber ettiği halde sonraki aylarda başka müştekilerin hesaplarından da usulsüz çekimlerin devam ettiği Sahte senetlerin işleme konulmamış olup ne amaçla düzenlendiklerinin tespit edilememekle birlikte, bu senetleri de Z. ve Z.'ın iş birliği halinde düzenledikleri kanaatine varılmış olup,
Bu şekilde şüphelilerden Z. S. ve Z. G.'ın birlikte hareket ederek, tespit edilebilen aşağıdaki müştekilerin hesabından,
1-Müştekilerden R. M.'nun kredi kartından mailorder yolu ile 06.09.2005 günü 200 TL
2-N. E.'ın kredi kartından mail order yolu ile 31.05.2005 tarihinde 225 TL, 02.06.2005 tarihinde ise 330 TL olmak üzere toplam 555 TL,
3-N. K.'ın kredi kartından mail order yolu ile 30.07.2005 tarihinde 500 TL,
4-H. N.'ın kredi kartından mail order yolu ile 07.11.2005 tarihinde 240 TL,
5-M. A.'ın kredi kartından mail order yolu ile 12.09.2005 tarihinde 360 TL,
6-H. S.'nın kredi kartından mail order yolu ile 25.07.2005 tarihinde 150 TL
7-S. T.'in kredi kartından mail order yolu ile 23.09.2005 tarihinde 315 TL
8-T. E.'ın kredi kartından mail order yolu ile 24.09.2005 tarihinde 380 TL,
9-Dayısı M. Ç.'nin kredi kartının onun rızası ile kullanmakta olan müştekilerden H. Ç.'nin kredi kartından mail order yolu ile 13.10.2005 tarihinde 800 TL,
10-G. K.'in kredi kartından mail order yolu ile 06.2005 tarihinde 380 TL,
11-M. T.'ın kredi kartından mail order yolu ile 22.08.2005 tarihinde 100 TL
12-S. G.U. 'un kredi kartından mail order yolu ile 08.2005 tarihinde 480 TL
13-H. T. 'nın kredi kartından mail order yolu ile 30.06.2005 tarihinde 500 TL,
14-O. Z.'ın kredi kartından mail order yolu ile sonuncusu 02.09.2005 tarihinde olmak üzere birden çok kez toplam 620 TL,
15-H. A.'in yine kredi kartından mail order yolu ile sonuncusu 31.05.2005 tarihinde olmak üzere birden çok kez toplam 220 TL,
16-M. B.'ün yine kredi kartından mail order yolu ile sonuncusu 19.09.2005 tarihinde olmak üzere birden çok kez toplam 465 TL,
17-M. K.'ın yine kredi kartından mail order yolu ile sonuncusu 13.10.2005 tarihinde olmak üzere birden çok kez toplam 1.330 TL,
18-Ö. E.'ın kredi kartından mail order yolu ile 24.08.2005 tarihinde 145 TL,
19-H. Ç.'un kredi kartından mail order yolu ile 20.09.2005 tarihinde 650 TL
20-Y. M. A.'ın kartından mail order yolu ile 08.2005 tarihinde 415 TL
21-K. Ç.'in kredi kartından mail order yolu ile 03.07.2005 tarihinde 100 TL, 09.2005 tarihinde 40 TL olmak üzere birden çok kez toplam 140 TL,
22-İ. G.'ün yine kredi kartından mail order yolu ile sonuncusu 06.2005 tarihinde olmak üzere birden çok kez toplam 1.530 TL,
23-H. Ö.'ın kredi kartından mail order yolu ile 03.07.2005 tarihinde 450 TL,
24-M. Y.'ün kredi kartından mail order yolu ile 30.06.2005 tarihinde 242 TL
25-M. N. B.'ın kredi kartından mail order yolu ile 07.06.2005 tarihinde 100 TL,
26-H. D.'in kredi kartından mail order yolu ile sonuncusu 29.07.2005 tarihinde olmak üzere birden çok kez toplam 285 TL,
27-M. A.'ın kredi kartından mail order yolu ile 27.08.2005 tarihinde 480 TL
28-H. B.'in kredi kartından mail order yolu ile 30.06.2005 tarihinde 150 TL
29-N. G.'in kredi kartından mail order yolu ile 23.07.2005 tarihinde 250 TL,
30-T. B.'nun kredi kartından mail order yolu ile 19.09.2005 tarihinde 160 TL
31-R. O.'ın 20.07.2005 tarihinde kredi kartından mail order yolu ile 100 TL usulsüz çekim yaptıkları,
Yine her iki şüpheli Z. S. (K.), Z. G.'ın müştekileri tespit edilebilen adli emanetteki,
1-Borçlusu müştekilerden F. K. olan taahhütname ekinde bulunan 440 TL'lik senedi,
2-Borçlusu müştekilerden A. İ. (H. B.) olan 06.10.2005 vade tarihli 500 TL'lik senedi,
3-Borçlusu müştekilerden S. A. (S. İnşaat) olan taahhütname ekindeki 330 TL'lik senedi,
4-Borçlusu müştekilerden N. K. olan taahhütname ekindeki açık senedi,
5-Borçlusu müştekilerden F. Ç. olan taahhütname ekindeki 250 TL'lik açık senedi,
6-Borçlusu F. T. B. (B. Fotokopi) olan 25.10.2005 vade tarihli 75 TL bedelli, 25.11.2005 vade tarihli 75 TL bedelli, 25.12.2005 vade tarihli 75. TL, 25.01.2006 vade tarihli 75 TL, 26.02.2006 vade tarihli 75 TL bedelli olmak üzere toplam 5 adet senedi,
7- Borçlusu müştekilerden L. M. (L. Tatlıcılık) olan 20.10.2005 vade tarihli 760 TL bedelli senedi,
8-Borçlusu F. M. T. olan 29.09.2005 vade tarihli 1.200 TL bedelli senedi,
9-Borçlusu O. T. olan 05.11.2005 vade tarihli 50 TL bedelli senedi,
10-Borçlusu H. Ç. olan 22.10.2005 vade tarihli 100 TL, 22.11.2005 vade tarihli 100 TL, 22.12.2005 vade tarihli 100 TL, 22.01.2006 vade tarihli 100 TL olmak üzere toplam 4 adet senet ile bu senetlere ilişkin 400 TL'lik taahhütnameyi,
11-Borçlusu S. Ö. olan 25.09.2005 vade tarihli 90 TL bedelli senedi,
12-Borçlusu İ. B. olan 325 TL'lik taahhütname ekindeki senedi,
13-Borçluları müştekilerden N. Y. ve İ. Y. olan 17.09.2005 vade tarihli 900 TL'lik senedi,
14-Borçlusu Y. M. A. olan 30.07.2005 vade tarihli 150 TL, 30.08.2005 vade tarihli 150 TL ve 30.09.2005 vade tarihli 150 TL bedelli toplam 3 adet senedi,
15-Borçlusu S. A. (A. Nakliyat) olan 15.10.2005 vade tarihli 380 TL bedelli senedi,
16-Borçlusu A. S. (Ş. Kuruyemiş) olan taahhütmane ekinde 400 TL'lik senedi,
17-Borçlusu S. Ş. olan 28.09.2005 vade tarihli 100 TL'lik senedi,
18-Borçlusu müştekilerden A. A.'in önceden ölmüş olan babası M. A. olan 01.09.2005 vade tarihli 100 TL, 01.10.2005 vade tarihli 100 TL, 01.11.2005 vade tarihli 100 TL, 01.12.2005 vade tarihli 100 TL olmak üzere toplam 4 adet senedi,
19-Boçlusu müştekilerden K. A. olan taahhütname ekindeki tarihsiz ve miktarsız açık senedi,
20-Boçlusu müştekilerden İ. K. olan 21.10.2005 vade tarihli 450 TL bedelli senedi,
21-Borçlusu müştekilerden B. D. olan 01.10.2005 vade tarihli 115 TL, 22.10.2005 vade tarihli 115 TL, 22.11.2005 vade tarihli 115 TL ve 22.12.2005 vade tarihli 115 TL'lik toplam 4 adet senedi,
22-Borçlusu N. Ş. (Ş. E.) olan 19.10.2005 vade tarihli 70 TL. 19.11.2005 vade tarihli 70 TL, 19.12.2005 vade tarihli 70 TL, 19.01.2006 vade tarihli 70 TL, 19.02.2006 vade tarihli 70 TL bedelli toplam 5 adet senet ile 350 TL'lik taahhütname ekindeki senedi,
23-Borçlusu R. A. olan 12.10.2005 vade tarihli 100 TL, 12.11.2005 vade tarihli 100 TL, 12.12.2005 vade tarihli 100 TL bedelli toplam 3 adet senedi,
24-Müştekilerden H. S. K.'nun iş yeri adresi ile G. G. sahte ismiyle 01.10.2005 vade tarihli 460 TL'lik senedi,
25- Borçlusu A. T. olan 08.10.2005 vade tarihli 100 TL, 08.11.2005 vade tarihli 100 TL, 08.12.2005 vade tarihli 100 TL, 08.01.2006 vade tarihli 100 TL'lik toplam 4 adet senedi,
26-Borçluları S. A. olan 31.10.2005 vade tarihli 395 TL'lik senet ile 375'lik senede bağlı olan taahhütnameyi,
27-Borçlusu müştekilerden G. C. olan 70 TL'lik taahhütname ekindeki senet ile 75'er TL'lik toplam 3 adet senedi,
28-Borçlusu F. M. olan 15.10.2005 vade tarihli 75 TL''lik senedi,
29-Borçlusu D. B. olan 480 TL'lik tarihsiz senedi,
30-Borçlusu Ş. B. olan 26.09.2005 vade tarihli 465 TL'lik taahhütname ekindeki senedi sahte olarak düzenledikleri, sahte senetlerin iğfal kabiliyetlerinin bulunduğu anlaşılmakla sanıkların cezalandırılmasına karar verilmesi, " istemiyle kamu davası açılmıştır.
İLK DERECE MAHKEMESİ HÜKMÜ:
İlk derece mahkemesince; ..."Tüm dosya kapsamı ve deliller birlikte değerlendirildiğinde; Sanıklardan Z. G.'ın sahibi olduğu B. Elektronik Ltd. Şti. adına vekili aracılığıyla Ankara C.Başsavcılığına vermiş olduğu 07/12/2005 tarihli şikayet dilekçesiyle Z. K., P. Z., H. L. E., İ. K., Ö. G. hakkında şebeke halinde dolandırıcılık, sahtecilik, zimmete para geçirme, itibarı sarsma, güveni kötüye kullanma, hakaret, tehdit, iftira suçlarını işledikleri iddiasıyla suç duyurusunda bulunulması sonrası açılan soruşturma sırasında sanık Z. S. (K.)'ın diğer sanığın firmasında uzun süre çalışması sonrası Ankara C.Başsavcılığının 09/02/2006 tarih 2005/156833 soruşturma 2016/12522 karar sayılı mağdure (intihara teşebbüs eden) Z. K. hakkında intihara teşebbüs olayına ilişkin kovuşturmaya yer olmadığına dair karar dosyasında delil olarak muhafaza edilen intihar mektubundan ve beyanlarda da değerlendirilerek soruşturmanın yürütüldüğü, soruşturma kapsamında incelemeye konu edilen firmaya ilişkin belgeler, senetler üzerinde Ankara C.Başsavcılığınca bilirkişi incelemeleri yaptırıldığı, Ankara C.Başsavcılığına 07/12/2005 tarihli şikayet dilekçesindeki iddialara ilişkin 14/11/2007 tarihli bilirkişi raporunda ayrıntıları yazılı olduğu üzere "gerek şikayetçi vekilinin listeden başka belge ibraz etmemesi , gerekse ibraz ettiği listede iki adet senede sahte senet iddiasında bulunması (sahte bir senedin şüpheli Z. K. tarafından nasıl bir şekilde tahsil edilerek zimmete geçirildiği anlaşılamamıştır) nedenleri ile şikayetçinin bu iddiası ile ilgili bir tespitin yapılamadığı kanaatine varıldığının bildirildiği, Ankara C.Başsavcılığında daha sonra yaptırılan bilirkişi incelemesi sonrası dosyaya sunulan 23/03/2009 tarihli bilirkişi raporunda ayrıntıları yazılı olduğu üzere borçlusu A. T. olan 08/10/2005 , 08/11/2005, 08/12/2005, 08/01/2006 vade tarihli 100'er YTL'lik 4 adet senet muhteviyatındaki yazı ve rakamlar ile borçlu imzalarının A. T. elinden çıkmadığı, ancak bu senetler muhteviyatındaki yazı ve rakamlar ile borçlu imzalarının Z. K. eli mahsulü oldukları, G. G. adına düzenlenmiş 01/10/2005 vade tarihli 460 YTL'lik taahhütname ekindeki senet muhteviyatındaki yazı ve rakamlar ile borçlu imzalarının H. S. K. elinden çıkmadığı, ancak bu senet muhteviyatındaki yazı ve rakamların Z. K. eli mahsulü oldukları, borçlu imzalarının ise kimin elinden çıktığının belirlenemediği, borçlusu R. A. olan 12/10/2005, 12/11/2005 ve 12/12/2005 vade tarihli 100'er YTL'lik 3 adet senet muhteviyatındaki yazı ve rakamlar ile borçlu imzalarının R. A. elinden çıkmadığı, ancak bu senetler muhteviyatındaki yazı ve rakamların Z. K. eli mahsulü olduğu, borçlu imzasının ise kimin elinden çıktığının belirlenemediği, borçlusu Ş. E. olan 19/10/2005, 19/11/2005, 19/12/2005, 19/02/2006 ve 19/01/2006 vade tarihli 70'şer YTL'lik 5 adet senet ile Ş. E. N. Ş. adına düzenlenmiş 350 YTL'lik taahhütname ekindeki senet muhteviyatındaki yazı ve rakamlar ile borçlu imzalarının N. Ş. elinden çıkmadığı, ancak bu senetler muhteviyatındaki yazı ve rakamların Z. K. eli mahsulü oldukları, borçlu imzalarının ise kimden çıktığının belirlenemediği, borçlusu B. D. olan 01/10/2005 , 22/10/2005, 22/11/2005, 22/12/2005 vade tarihli 115'er YTL'lik 4 adet senet muhteviyatındaki yazı ve rakamlar ile borçlu imzalarının B. D. elinden çıkmadığı, ancak bu senetler muhteviyatındaki yazı ve rakamların Z. K. eli mahsulü oldukları, borçlu imzalarının ise kimden çıktığının belirlenemediği, borçlusu Ulusoy Mühendislik olan 28/08/2005 vade tarihli 150 YTL'lik senet muhteviyatındaki yazı ve rakamlar ile borçlu imzalarının Y. U. ve R. U. elinden çıkmadığı, borçlu imzalarının R. U. elinden çıktığı, bu senet muhteviyatındaki yazı ve rakamların Z. K. eli mahsulü oldukları, borçlusu İ. K. olan 21/10/2005 vade tarihli 450 YTL'lik senet muhteviyatındaki yazı ve rakamlar ile borçlu imzalarının İ. K. elinden çıkmadığı, ancak bu senetler muhteviyatındaki yazı ve rakamların Z. K. eli mahsulü oldukları, borçlu imzalarının ise kimden çıktığının belirlenemediği, borçlusu K. A.adına düzenlenmiş taahhütname ekindeki senet muhteviyatındaki yazı ve rakamlar ile borçlu imzalarının K. A.elinden çıkmadığı, ancak bu senetler muhteviyatındaki yazı ve rakamların Z. K. eli mahsulü oldukları, borçlu imzalarının ise kimden çıktığının belirlenemediği, borçlusu M. A. olan 01/09/2005, 01/10/2005, 01/11/2005, 01/12/2005 vade tarihli 100'er YTL'lik 4 adet senet muhteviyatındaki yazı ve rakamlar ile borçlu imzalarının A. A. elinden çıkmadığı, ancak bu senetler muhteviyatındaki yazı ve rakamların Z. K. eli mahsulü oldukları, borçlu imzalarının ise kimden çıktığının belirlenemediği, borçlusu S. Ş. olan 28/09/2005 vade tarihli 100 YTL'lik senet muhteviyatındaki yazı ve rakamlar ile borçlu imzalarının S. Ş. elinden çıkmadığı, ancak bu senetler muhteviyatındaki yazı ve rakamlar ile borçlu imzalarının Z. K. eli mahsulü oldukları, borçlusu Ş. Kuruyemiş kaşesi yazılı 400 YTL'lik taahhütname ekinde senet muhteviyatındaki yazı ve rakamlar ile borçlu imzalarının A. S. elinden çıkmadığı, ancak bu senetler muhteviyatındaki yazı ve rakamların Z. G. eli mahsulü oldukları, borçlu imzalarının ise kimden çıktığının belirlenemediği, borçlusu A. Nakliyat-S. A. olan 15/10/2005 vade tarihli 380 YTL'lik senet muhteviyatındaki yazı ve rakamlar ile borçlu imzalarının S. A. elinden çıkmadığı, ancak senetteki borçlu isim ve adres yazılarının Z. G. eli mahsulü olduğu, geriye kalan yazıların Z. K. eli mahsulü olduğu, borçlu imzalarının ise kimden çıktığının belirlenemediği, borçlusu Y. M. A. olan 30/07/2005, 30/08/2005, 30/09/2005 vade tarihli 150'şer YTL'lik 3 adet senet düzenlendiğine dair taahhütname muhteviyatındaki yazı ve rakamlar ile borçlu imzalarının Y. M. A. elinden çıkmadığı, ancak 3 adet senet düzenlendiğine dair taahhütnamedeki imzaların ise kimin elinden çıktığının belirlenemediği, borçlusu N. Y. ve İ. Y. adına düzenlenmiş 17/09/2005 vade tarihli 900 YTL'lik senet muhteviyatındaki yazı ve rakamlar ile borçlu imzalarının N. Y. ve İ. Y. elinden çıkmadığı, ancak bu senetler muhteviyatındaki yazı ve rakamların Z. K. eli mahsulü oldukları, borçlu imzalarının ise kimden çıktığının belirlenemediği, borçlusu İ. B. adına düzenlenmiş 325 YTL'lik taahhütname ekindeki senet muhteviyatındaki yazı ve rakamlar ile borçlu imzalarının İ. B. elinden çıkmadığı, senet kısmındaki yazıların Z. K. eli mahsulü olduğu, senet dökümü kısmındaki el yazılarının ise Z. G. elinden çıktığı, borçlu imzalarının ise kimden çıktığının belirlenemediği, borçlusu S. Ö. olan 25/09/2005 tarihli 90 YTL'lik senet muhteviyatındaki yazı ve rakamlar ile borçlu imzalarının S. Ö. elinden çıkmadığı, ancak bu senetler muhteviyatındaki yazı ve rakamların Z. K. eli mahsulü oldukları, borçlu imzalarının ise kimden çıktığının belirlenemediği, borçlusu H. Ç. olan 22/10/2005, 22/11/2005, 22/12/2005, 22/01/2006 vade tarihli 100'er YTL'lik 4 adet senet ile 400 YTL'lik taahhütname muhteviyatındaki yazı ve rakamlar ile borçlu imzalarının H. Ç. elinden çıkmadığı, senetlerin 2 adedindeki borçlu adres yazılarının Z. G. elinden çıktığı, bu iki adet senette geriye kalan el yazıları ile diğer iki adet senedin tamamındaki el yazılarının Z. K. eli mahsulü olduğu, borçlu imzalarının ise kimin elinden çıktığının belirlenemediği, borçlusu O. T. olan 05/11/2005 vade tarihli 50 YTL'lik senet düzenlendiğine dair taahhütname muhteviyatındaki yazı ve rakamlar ile borçlu imzalarının O. T. elinden çıkmadığı, senetteki el yazıları ile borçlu imzalarının kimin elinden çıktığının belirlenemediği, borçlusu F. M. T. adına düzenlenmiş 28/08/2005 tanzim 29/09/2005 vade tarihli 1200 YTL'lik senet muhteviyatındaki yazı ve rakamlar ile borçlu imzalarının F. M. T. elinden çıkmadığı, senetteki el yazılarını Z. K. elinden çıktığı, borçlu imzalarının ise kimin elinden çıktığının belirlenemediği, borçlusu İ. S. L. M. ve L. Tatlıcılık adına düzenlenmiş 20/10/2005 vade tarihli 760 YTL'lik senet muhteviyatındaki yazı ve rakamlar ile borçlu imzalarının İ. S. L. M. elinden çıkmadığı, senetteki el yazıları ile borçlu imzalarının kimin elinden çıktığının belirlenemediği, senetteki el yazılarını Z. K. elinden çıktığı, borçlu imzalarının ise kimin elinden çıktığının belirlenemediği, borçlusu F. T. B. adına düzenlenmiş 25/10/2005, 25/11/2005, 25/12/2005, 25/01/2006, 26/02/2006 vade tarihli 75 YTL'lik 5 adet senet muhteviyatındaki yazı ve rakamlar ile borçlu imzalarının F. T. B. elinden çıkmadığı, senetteki el yazılarının Z. K. elinden çıktığı, borçlu imzalarının ise kimin elinden çıktığının belirlenemediği, borçlusu F. Ç. adına düzenlenmiş taahhütname ekindeki 150 YTL'lik senet muhteviyatındaki yazı ve rakamlar ile borçlu imzalarının F. Ç. elinden çıkmadığı, senetteki el yazılarının Z. G. eli mahsulü olduğu, borçlu imzalarının ise kimin elinden çıktığının belirlenemediği, borçlusu N. K. adına düzenlenmiş taahhütname ekindeki 280 YTL'lik senet muhteviyatındaki yazı ve rakamlar ile borçlu imzalarının N. K. elinden çıkmadığı, senetteki el yazılarının Z. K. eli mahsulü olduğu, senetteki senet dökümü kısmındaki el yazılarını ise Z. G. eli mahsulü olduğu, borçlu imzalarının ise kimin elinden çıktığının belirlenemediği, borçlusu S. İnş. adına düzenlenmiş taahhütname ekindeki 280 YTL'lik senet muhteviyatındaki yazı ve rakamlar ile borçlu imzalarının S. A. elinden çıkmadığı, senetteki el yazılarının kimin elinden çıktığının belirlenemediği, senetteki senet dökümü kısmındaki el yazılarının ise Z. G. eli mahsulü olduğu, borçlu imzalarının ise kimin elinden çıktığının belirlenemediği, borçlusu H. B. adına düzenlenmiş 06/10/2005 vade tarihli 500 ve 280 YTL'lik senet muhteviyatındaki yazı ve rakamlar ile borçlu imzalarının A. İ. elinden çıkmadığı, senetteki el yazılarının Z. K. eli mahsulü olduğu, borçlu imzalarının ise kimin elinden çıktığının belirlenemediği, borçlusu F. K. G. adına düzenlenmiş taahhütname ekindeki 330 YTL'lik senet muhteviyatındaki yazı ve rakamlar ile borçlu imzalarının F. K. G. elinden çıkmadığı, senetteki el yazılarının Z. K. eli mahsulü olduğu, borçlu imzalarının ise kimin elinden çıktığının belirlenemediği, borçlusu G. C. adına düzenlenmiş taahhütname ekindeki 70 YTL'lik senet muhteviyatındaki yazı ve rakamların Z. K. eli mahsulü olduğu, borçlu imzalarının ise kimin elinden çıktığının belirlenemediği, borçlusu G. C. adına düzenlenmiş 75 YTL'lik 2 adet senet muhteviyatındaki yazı ve rakamlar ile borçlu imzalarının kimin elinden çıktığının belirlenemediği, borçlusu F. M. adına düzenlenmiş 75 YTL'lik senet muhteviyatındaki yazı ve rakamlar ile borçlu imzalarının kimin elinden çıktığının belirlenemediği, borçlusu Son Aile.. adına düzenlenmiş 225 YTL'lik senet muhteviyatındaki yazı ve rakamların Z. K. eli mahsulü olduğu, borçlu imzalarının ise kimin elinden çıktığının belirlenemediği, borçlusu Ö. L. ve İ. L. adına düzenlenmiş 350 YTL'lik taahhütnamedeki yazı ve rakamların Z. K. eli mahsulü olduğu, borçlu imzalarının ise kimin elinden çıktığının belirlenemediği, borçlusu Ö. Ö. adına düzenlenmiş meblağ yazılı olmayan taahhütnamedeki yazı ve rakamların Z. G. eli mahsulü olduğu, borçlu imzalarının ise kimin elinden çıktığının belirlenemediği, borçlusu M. Y. adına düzenlenmiş 960 YTL'lik taahhütnamedeki yazı ve rakamların Z. K. eli mahsulü olduğu, kefil kısmındaki telefon nosu ile senet dökümü bölümündeki yazıların ise Z. G. eli mahsulü olduğu, borçlu imzalarının ise kimin elinden çıktığının belirlenemediği, borçlusu M. Y. adına düzenlenmiş 970 YTL'lik taahhütnamedeki yazı ve rakamların Z. K. eli mahsulü olduğu, kefil kısmındaki telefon nosu ile senet dökümü bölümündeki yazıların ise Z. G. eli mahsulü olduğu, borçlu imzalarının ise kimin elinden çıktığının belirlenemediği, borçlusu D. K. G. adına düzenlenmiş 55 YTL'lik senetteki yazı ve rakamların Z. K. eli mahsulü olduğu, borçlu adres yazılarının ise Z. G. eli mahsulü olduğu, borçlu imzalarının ise kimin elinden çıktığının belirlenemediği, borçlusu Ü. B. adına düzenlenmiş 430 YTL'lik taahhütnamedeki yazı ve rakamların Z. K. eli mahsulü olduğu, borçlu imzalarının ise kimin elinden çıktığının belirlenemediği, borçlusu G. T. adına düzenlenmiş 230 YTL'lik senet muhteviyatındaki yazı, rakam ve borçlu imzalarının Z. K. eli mahsulü olduğu, borçlusu U. A. adına düzenlenmiş 240 YTL'lik taahhütnamenin senet kısmındaki yazı, rakamlar ve borçlu imzalarının Z. K. eli mahsulü olduğu, senet dökümü kısmındaki yazıların ise Z. G. eli mahsulü olduğu, borçlusu A. Kitapevi adına düzenlenmiş 380 YTL'lik taahhütnamenin senet kısmındaki yazı, rakamlar ve borçlu imzalarının Z. K. eli mahsulü olduğu, borçlusu S. Ö. adına düzenlenmiş 200 YTL'lik taahhütnamedeki yazı ve rakamlar ile borçlu imzalarının kimin elinden çıktığının belirlenemediği, ancak senet dökümü kısmındaki yazıların ise Z. G. eli mahsulü olduğu, borçlusu L. G. adına düzenlenmiş 500 YTL'lik taahhütname ile 100 YTL'lik senetlerde; senetlerin borçlu adres kısmındaki yazıların Z. G. eli mahsulü olduğu, geriye kalan yazı ve rakamların Z. K. eli mahsulü olduğu, borçlu imzalarının kimin elinden çıktığının belirlenemediği, taahhütnamedeki tüm yazı ve rakamların Z. G. eli mahsulü olduğu, fakat taahhütnamedeki borçlu imzalarının kimin elinden çıktığının belirlenemediği, borçlusu M. Ç. adına düzenlenmiş 500 YTL'lik taahhütnamedeki yazı ve rakamların Z. K. eli mahsulü olduğu, borçlu imzalarının kimin elinden çıktığının belirlenemediği, borçlusu N. E. adına düzenlenmiş 450 YTL'lik taahhütnamedeki yazı ve rakamların Z. K. eli mahsulü olduğu, borçlu imzalarının kimin elinden çıktığının belirlenemediği, borçlusu D. B. adına düzenlenmiş 480 YTL'lik senetteki yazı ve rakamlar ile borçlu imzalarının Z. K. eli mahsulü olduğu, borçlusu M. Ö. adına düzenlenmiş 175 YTL'lik senetteki yazı ve rakamların Z. K. eli mahsulü olduğu, borçlu imzalarının kimin elinden çıktığının belirlenemediği, borçlusu A. T. adına düzenlenmiş 100 ve 110 YTL'lik 2 adet senetteki yazı ve rakamlar ile borçlu imzalarının Z. K. eli mahsulü olduğu, ancak senet dökümü kısmındaki el yazılarının ise Z. G. eli mahsulü olduğu, borçlusu Ş. B. adına düzenlenmiş 465 YTL'lik taahhütnamedeki yazı ve rakamların Z. K. eli mahsulü olduğu, borçlu imzalarının kimin elinden çıktığının belirlenemediği, borçlusu Hakan Ünsay adına düzenlenmiş 70 YTL'lik taahhütnamedeki yazı ve rakamların Z. K. eli mahsulü olduğu, borçlu imzalarının kimin elinden çıktığının belirlenemediği, borçlusu Ö. T. adına düzenlenmiş 200 YTL'lik 2 adet senetteki yazı ve rakamların Z. K. eli mahsulü olduğu, borçlu , adres yazılarının ise Z. G. elinden çıktığı, borçlu imzalarının kimin elinden çıktığının belirlenemediği, borçlusu N. K. adına düzenlenmiş 558 YTL'lik taahhütnamedeki yazı ve rakamların Z. G. elinden çıktığı, borçlu adına atılan imzaların ise (ifade tutanağındaki imzasına atfen) N. K. elinden çıktığı , borçlusu S. A.- Z. K. olan 395 YTL'lik senet muhteviyatındaki yazı ve rakamların Z. K. eli mahsulü olduğu, borçlu imzalarının da Z. K.'ın samimi nitelikteki imzaları olduğu, senedin borçlu kısmındaki S. A. isim yazıları ile adres kısmındaki telefon nosu rakamları yine senedin sol yan tarafına yazılı (31/10/2005, S. A. senedine) şeklindeki ibarelerin Z. G. elinden çıktığı, bu senede bağlı 375 YTL'lik taahhütnamedeki yazı ve rakamların Z. K. eli mahsulü olduğu, taahhütnamedeki borçlu adına atılı imzaların kimin elinden çıktığının belirlenemediği, bilirkişi raporunda "tetkik konusu sahte imzalı senetler ve taahhütnameler üzerinde ilk nazarda dikkate çekip , kolaylıkla anlaşılabilir nitelikte herhangi bir sahtecilik arıza ve emaresi bulunmadığı cihetle iğfal kabiliyetini haiz olacakları" kanaatine varıldığı bildirilmiş, toplanan deliller, 23/03/2009 tarihli bilirkişi raporu, müştekilerin ve katılanların beyanları, tanık beyanları ve tüm dosya kapsamına göre her iki sanığın fikir eylem birliği içerisinde birlikte hareketle sanık Z. G.'ın firmasının ekonomik sıkıntıya düştüğü dönemlerde sahte senetler düzenlemek suretiyle para tahsil etmeye çalıştıkları, ayrıca kendilerinden alış veriş yapan kişilerin kart bilgilerinden mail order denilen yöntem ile çekim yapıldığı sırada gerçek borcun dışında fazladan çekimler yapıldığı, kişilerin fark etmesi üzerine ancak bunları ödeme yoluna gittikleri, mail order yoluyla tespit edilebilen müştekilerin ve katılanların hesabından Müştekilerden ....H. A.'in yine kredi kartından mail order yolu ile sonuncusu 31.05.2005 tarihinde olmak üzere birden çok kez toplam 220 TL.... .....usulsüz çekim yaptıkları, yine tespit edilebilen müştekilere ilişkin; borçlusu müştekilerden F. K. olan taahhütname ekinde bulunan 440 TL'lik senedi, Borçlusu müştekilerden A. İ. (H. B.) olan 06.10.2005 vade tarihli 500 TL'lik senedi, borçlusu müştekilerden S. A. (S. İnşaat) olan taahhütname ekindeki 330 TL'lik senedi, borçlusu müştekilerden N. K. olan taahhütname ekindeki açık senedi, Borçlusu müştekilerden F. Ç. olan taahhütname ekindeki 250 TL'lik açık senedi, Borçlusu F. T. B. (B. Fotokopi) olan 25.10.2005 vade tarihli 75 TL bedelli, 25.11.2005 vade tarihli 75 TL bedelli, 25.12.2005 vade tarihli 75. TL, 25.01.2006 vade tarihli 75 TL, 26.02.2006 vade tarihli 75 TL bedelli olmak üzere toplam 5 adet senedi, Borçlusu müştekilerden L. M. (L. Tatlıcılık) olan 20.10.2005 vade tarihli 760 TL bedelli senedi, Borçlusu F. M. T. olan 29.09.2005 vade tarihli 1.200 TL bedelli senedi, Borçlusu O. T. olan 05.11.2005 vade tarihli 50 TL bedelli senedi, Borçlusu H. Ç. olan 22.10.2005 vade tarihli 100 TL, 22.11.2005 vade tarihli 100 TL, 22.12.2005 vade tarihli 100 TL, 22.01.2006 vade tarihli 100 TL olmak üzere toplam 4 adet senet ile bu senetlere ilişkin 400 TL'lik taahhütnameyi, Borçlusu S. Ö. olan 25.09.2005 vade tarihli 90 TL bedelli senedi, borçlusu İ. B. olan 325 TL'lik taahhütname ekindeki senedi, borçluları müştekilerden N. Y. ve İ. Y. olan 17.09.2005 vade tarihli 900 TL'lik senedi, borçlusu Y. M. A. olan 30.07.2005 vade tarihli 150 TL, 30.08.2005 vade tarihli 150 TL ve 30.09.2005 vade tarihli 150 TL bedelli toplam 3 adet senedi, borçlusu S. A. (A. Nakliyat) olan 15.10.2005 vade tarihli 380 TL bedelli senedi, borçlusu A. S. (Ş. Kuruyemiş) olan taahhütmane ekinde 400 TL'lik senedi, borçlusu S. Ş. olan 28.09.2005 vade tarihli 100 TL'lik senedi, borçlusu müştekilerden A. A.'in önceden ölmüş olan babası M. A. olan 01.09.2005 vade tarihli 100 TL, 01.10.2005 vade tarihli 100 TL, 01.11.2005 vade tarihli 100 TL, 01.12.2005 vade tarihli 100 TL olmak üzere toplam 4 adet senedi, boçlusu müştekilerden K. A.olan taahhütname ekindeki tarihsiz ve miktarsız açık senedi, boçlusu müştekilerden İ. K. olan 21.10.2005 vade tarihli 450 TL bedelli senedi, borçlusu müştekilerden B. D. olan 01.10.2005 vade tarihli 115 TL, 22.10.2005 vade tarihli 115 TL, 22.11.2005 vade tarihli 115 TL ve 22.12.2005 vade tarihli 115 TL'lik toplam 4 adet senedi, Borçlusu N. Ş. (Ş. E.) olan 19.10.2005 vade tarihli 70 TL. 19.11.2005 vade tarihli 70 TL, 19.12.2005 vade tarihli 70 TL, 19.01.2006 vade tarihli 70 TL, 19.02.2006 vade tarihli 70 TL bedelli toplam 5 adet senet ile 350 TL'lik taahhütname ekindeki senedi, borçlusu R. A. olan 12.10.2005 vade tarihli 100 TL, 12.11.2005 vade tarihli 100 TL, 12.12.2005 vade tarihli 100 TL bedelli toplam 3 adet senedi, müştekilerden H. S. K.'nun iş yeri adresi ile G. G. sahte ismiyle 01.10.2005 vade tarihli 460 TL'lik senedi, Borçlusu A. T. olan 08.10.2005 vade tarihli 100 TL, 08.11.2005 vade tarihli 100 TL, 08.12.2005 vade tarihli 100 TL, 08.01.2006 vade tarihli 100 TL'lik toplam 4 adet senedi, Borçluları S. A. olan 31.10.2005 vade tarihli 395 TL'lik senet ile 375'lik senede bağlı olan taahhütnameyi, borçlusu müştekilerden G. C. olan 70 TL'lik taahhütname ekindeki senet ile 75'er TL'lik toplam 3 adet senedi, borçlusu F. M. olan 15.10.2005 vade tarihli 75 TL'lik senedi, borçlusu D. B. olan 480 TL'lik tarihsiz senedi, borçlusu Ş. B. olan 26.09.2005 vade tarihli 465 TL'lik taahhütname ekindeki senedi sahte olarak düzenledikleri, bilirkişi raporuna göre sahte senetlerin iğfal kabiliyetlerinin bulunduğunun belirlendiği, bu suretle üzerlerine atılı müsnet suçları işledikleri kanaatine varılmış, sanıkların toplanan deliller, bilirkişi raporları karşısında olayla örtüşmeyen birbirlerini suçlayıcı iddia ve savunmalarının suçtan ve cezadan kurtulmaya yönelik olduğu kanaatine varılmakla hükme esas alınmamış, katılanlar ve müştekilerden T. E., N. G., O. Z., S. T., Ö. E., T. B., H. A., G. K., H. Ö., R. M., M. A., H. T., H. N., M. A., K. Ç., M. K., H. B., S. G. U. , H. Ç. , M. B. 'ün zararlarının soruşturma safhasında giderilmesi nedeniyle sanıkların suçlarının subutu halinde hakkında tatbik ihtimali bulunan TCK.nun 245/5, 168/1 (20 kez), ayrıca TCK.nun 43 (iki kez) maddelerinin uygulanması ihtimaline binaen CMK.nun 226 maddesi uyarınca ek savunmaları alınmış..." şeklindeki gerekçe ile sanık Z. G.'ın üzerine atılı resmi belgede sahtecilik suçu yönünden TCK'nın 204/1, 43 ve 53. Maddeleri gereğince iki yıl altı ay hapis (on kez) cezası ile cezalandırılmasına, TCK'nın 204/1 ve 53. maddeleri gereğince iki yıl hapis (yirmi kez) cezası ile cezalandırılmasına, mağdur H. A.'e yönelik banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması suçu yönünden TCK'nın 245/1, 168/1, 52 ve 53 maddeleri gereğince bir yıl üç ay hapis ve 40 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına,
Sanık Z. S.'in üzerine atılı resmi belgede sahtecilik suçu yönünden TCK'nın 204/1, 43 ve 53. maddeleri gereğince iki yıl altı ay hapis (on kez) cezası ile cezalandırılmasına, TCK'nın 204/1 ve 53. maddeleri gereğince iki yıl hapis (yirmi kez) cezası ile cezalandırılmasına, mağdur H. A.'e yönelik banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması suçu yönünden TCK'nın 245/1, 168/1, 52 ve 53 maddeleri gereğince bir yıl üç ay hapis ve 40 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
İSTİNAF BAŞVURUSU:
Sanık Z. S. müdafii; "Müvekkil sanık hakkında iddianame ile TCK 204/1 sevk maddesinin müteakip Kez uygulanması ile resmi belgede sahtecilik suçlaması ile kamu davası açılmıştır. Hazırlık safhasında C. Savcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında yaptırılan bilirkişi heyeti incelemesi sonucunda 14.11.2007 tarihli heyet raporu düzenlenmiştir. Raporda müvekkilimin sanığın sahtecilik fiilini ika ettiğine ilişkin bir değerlendirme bulunmamaktadır. Sahteliği iddia olunan senetler işleme konulmamıştır. Tahsili için bankaya veya icraya konulmuş değildir. Senetlerin iğfal kabiliyetinin bulunmadığı ve bunun ilk bakışta anlaşılabileceği bilirkişi heyeti tarafından tespit edilmiştir. Daha da önemlisi senetlerdeki alacaklı görünen diğer sanık Z.’m sahibi ve tek yetkilisi olduğu B. Ltd.Şti.’dir. Müvekkilim sanığın ise hiçbir yetkisi bulunmamaktadır. Bu durumda sahtecilik fiilini ika etmesi fiilen ve de hukuken imkansızdır. Senetleri takibe koyması ve bu suretle zarar veya zarar riski oluşturması ihtimali bulunmamaktadır. Bu nedenledir ki müvekkil sanık hakkında bu hususta üçüncü kişilerin şikayeti de yoktur. C. Savcılığına bu hususta şikayette bulunan diğer sanık ve şirkettir. Bir kısım belge ve senette Z.’ın imzası mevcuttur.
Müvekkilim sanığın diğer sanık Z. ile 'birlikte hareket' ettiği ileri sürülerek ve bu gerekçeyle kamu davası açılmıştır. Oysa bilirkişi tarafından da değerlendirilen deliller arasında müvekkilimi şirkete borçlu gösteren senetler mevcuttur. Bu senetler müvekkilime iradesi dışında imzalattırılmıştır. Sayın Mahkemenin suç duyurusu üzerine yargılanan sanık Z. Ağır Çeza Mahkemesinde beraat etmiştir, Diğer sanıkla birlikte hareket etmesi söz konusu olmadığı gibi somut olayın gerçeğine uygun düşmemektedir. Kaldı ki, müvekkilimin şirkette hiçbir yetkisi bulunmadığı gibi, sigortalı dahi değildir. Şirkette yetkisi bulunmadığı gibi, şirketin banka hesaplarında da hiçbir yetkisi ve tasarrufu söz konusu değildir.
Müvekkil sanığın bilirkişi raporu doğrultusunda beraatına karar verilmesi gerekirken mahkumiyet kararı verilmesi hatalı ve kanuna aykırıdır.
Müvekkil hakkında başkasına ait kredi kartlarını izinsiz ve kötüye kullanılması İddiası ile müteakip kez cezalandırılması iddiası ile dava açılmıştır. Öncelikle, gerek soruşturma ve gerekse kovuşturma safhasında toplanan tüm delillerden, müvekkilim sanığın şirkette hiçbir sıfat ve yetkisinin bulunmadığı sabittir. Gene, dosyaya celp edilen ayrı ayrı banka cevabi yazı ve hesap kayıtlarından müvekkilim sanığın hiçbir yetkisi bulunmadığı sabit ve ihtilafsızdır. Müvekkilimin isnat edilen bu fiilleri işlemesi fiilen ve hukuken olanak dışındadır. Gelen cevabi yazılardan ve tüm kayıtlardan, B. Ltd.Şti.’nin sanka hesap ve kayıtlarındaki yegane yetkilisinin sanık Z. G. olduğu sabit olup, bu hususta hiçbir kuşku mevcut değildir. İkinci olarak yapılan işlemlerin internet bankacılığı yoluyla yapılmıştır. Bankalar tarafından sanık Z.’a verilen şifre ile gerçekleştirilmiştir. 02.05.2005 ila 12.09.2015 tarihleri arasında gerçekleştirilen bu işlemlerde, müştekilerin banka hesaplarından fazla para çekilmesi işlemleri gerçekleştirilmiştir. Bunun banka tarafından kendisine şifre verilen sanık Z. tarafından gerçekleştirildiği hususunda bir tereddüt bulunmamaktadır. Bu şekilde şirketini adeta finanse etmekte, bilahare yanlışlık olmuş gibi bir kızım müşteriye de paralarını iade etmektedir. Eylemlerin gerçekleştiği uzun zaman aralığı ve müşteki sayısı göz önüne alındığında bunların yanlışlıkla olduğunu ileri sürmeye veya sanık Z.’m bundan haberi olmadığını ileri sürme olanağı bulunmamaktadır. Zira sanık Z. şifreleri değiştirme olanağına sahiptir. Bu sürede şifreleri değiştirmemesi kendisinin suç kastını kanıtlamaktadır.
Müvekkilimin ika edilen suç fiillerinin asli faili olmadığı şirket ve banka kayıtları ile açık olarak anlaşılmaktadır.
İştirak ve birlikte hareket yoktur.
Kararda müvekkilimin müsnet suçları diğer sanık Z. ile birlikte hareket ederek ika etmekten suçlanmaktadır, karardaki bu kabul ve değerlendirme hatalıdır. Şöyle ki:
Öncelikle C. Savcılığınca yürütülen soruşturma esnasında yaptırılan bilirkişi incelemesinde düzenlenen raporun 16. Sayfasında B. Elektronik Şirketinin Pos makinesi kullanılarak Z. K.ın kredi kartından yapılan çekimlerin dökümü yer almaktadır. Müvekkil sanığın B. Elektronik şirketine 01.10.2005 tarihinde 30.000.TL. para makbuzu ve 55.000.TL. senetle borçlandırıldıktan sonra, 11.10.2005 tarihinde 1.500.TL. 13.10.2005 tarihinde ise 750 TL.’nın POS makinesi kullanılarak müvekkil sanık Z.’in kredi kartından çekilmesinin nedeninin anlaşılamadığı değerlendirilmiştir.
Bu hususun iddianamede de yeterince değerlendirilmediğini düşünmekteyiz. Bu sebeple açıklamak gerekmektedir.
Sanık Z. kendisini evlilik vaadiyle kandıran Z. ile ilişkisini sonlandırmıştır. Bunun üzerine diğer sanık Z. tarafından tarafından B. Ltd.Şti. ‘ne 1.10.2005 tarihinde yüklü miktarda haksız surette borçlandırılan müvekkil sanık Z.’in şirketle ilişkisi kesildikten sonra dahi kredi kartlarından pos makinası kullanılarak para çekilmiştir.
Müvekkil sanığın gördüğü zarar ve konumu davaya katılan müştekilerden daha ağırdır. Zira müştekilerin paralarını iade edildiği ve zararları giderildiği halde Sanık Z.’in zararı giderilmemiştir.
Sanık Z.’in SGK sigortası bile yoktur. Üzüntü ile ifade etmek gerekirse diğer sanık tarafından istismar edilmiştir. Müvekkil sanık Z.’in diğer sanığın fiillerine iştiraki söz konusu değildir. Müvekkil sanığın diğer sanığın eylemlerini engelleme imkan ve kabiliyeti de yoktur. Şirkette ve bankalarda hiçbir yetkisi yoktur. Bunların sadece farkına varması sanık tarafından şikayet edilmesine yetmiştir. Diğer bir deyişle sanık Z. ika ettiği yaygın suç fiilerini müvekkile yıkmak için şikayetçi olmuştur.
Yerel Mahkemece bu husus yeterince değerlendirilmemiş, karar yerinde irdelenmemiştir. Bu sebeple de karar hatalı olup kaldırılmasını istemekteyiz.
Ölümden öte köy yoktur.
Binlerce yıllık deneyimlerin ürünü olan atasözlerimiz ve deyimlerimiz Gerçekliğini ve geçerliliğini bugünde sürdürmekle, yanılgıya düşmemizi engellemektedir.
Müvekkil sanık Z. K. intihar girişiminde bulunmuş, yüzde yüz muhakkak olan ölümden kıl payı kurtulmuştur. Bu husus Ankara C. Savcılığı’nm 2005/156833 no.lu soruşturma dosyasında sabittir. Uzun süre hastanede yatmış ve uzun süre tedavi görmüştür. Tüm aşamalarda verdiği ifadeleri samimi ve gerçektir. Zira anlatımlarda kendisini utandıran, aile ve toplumda küçük düştüğüne inanarak intihara sürükleyen diğer sanıkla özel ilişkisini dahi ifşa etmiştir. Gerçekleri bütün samimiyetiyle ifade etmiştir. Zira ölümden öte köy yoktur. Hayatını ortaya koyması da kanaatimizce ifade ve anlatımlarının gerçekliğine delalet eden bir ölçüttür. Bu durumun Sayın Bölge Mahkemenizce değerlendirileceğine inanmaktayız.
Yeterli delil yoktur.
Müvekkil sanığın masum olduğu, kendisine isnat edilen suç fiillerini ika etmediği Diğer sanığın eylemlerine iştirak etmediği dosyadaki mevcut delillerle sabittir kanaatindeyiz.
Bununla birlikte, bir kimsenin cezalandırılması için yeterli, inandırıcı, kesin ve her türlü şüpheden uzak delillerin olması gerekmektedir. Dava konusu somut olayda müvekkilimin Z. hakkında mahkumiyetine yeterli delil de bulunmaktadır.
Hal böyle iken yetersiz delil ve eksik gerekse ile mahkumiyet kararı verilmesi kanuna aykırıdır. Kararın kaldırılmasını talep etmekteyiz.
Usul yönünden mahkemece mahkumiyet hükmü kurulan TCK 204/1 maddesi yönünden TCK/66 maddesinin (1)/e maddesinin uygulanmasının koşulları bulunduğu halde tartışılmadan mahkumiyet hükmü kurulması kanuna aykırı olup, bu sebeple de kararın kaldırılması, "
Sanık Z. G. müdafii; "Müvekkil 07/12/2005 tarihli şikayet dilekçesi ile yürürlükte olan eski TCK 765 sayılı yasa döneminde işlendiği saptanan söz konusu eylemlerle ilgili olarak o dönemde muhasebe personeli olarak çalışan sanık Z. K.’ın şirketin banka kart hesap şifrelerini bilmesinin kolaylığı, muhasebe bilgilerine vakıf olarak bir takım muhasebe hilelerini kullanarak, müşterilere peşin- vadeli- açık hesap tarzında sattığı mallara ilişkin peşinatları uhdesine geçirerek şirket ön muhasebe kayıtlarına düzenlediği sahte senetleri ve daha önce kredi kartı ile peşin alışveriş, kredi kartından vadesi gelene dek borç kapanana dek çekilmesi koşulu ile müşteri kredi kartının bilgilerini kart olmadan mail order denilen yöntemle borcunu kapatmış müşterilerden para çekerek nakit alıp cebine attığı müşteri paraları yerine bu meblağları peşinat yerine vadeli satış göstererek ön muhasebe defterine işlediği , şirketin zararına neden olduğu bir takım müşterilerin ektrelerinden fazla çekim yapıldığını bildirmeleri üzerine durumun ortaya çıktığı ikazlara rağmen sanık Z.’in fazladan aldığı meblağları iade etmediği gibi şirkete verdiği maddi zararıda karşılamadığı,
Sanık Z.’in, bu kez müvekkili cinsel taciz suçlaması ile tehdit ile şantajda bulunduğu bu konuda müvekkil hakkında ağır ceza mahkemesince beraat kararı verilmiş ve kesinleşmiştir.
Müvekkil şikayetçi olarak başvuru yapmış ne yazık ki sanık olarak yer almış asli maddi fail Z. K. ile fikir eylem birliği gerekçesi ile mahkum edilmiştir.
Bu durum dosyadaki maddi gerçeklerle asla bağdaşmamaktadır.
Aşamalarda alınan beyanlar iddianame mahkeme gerekçesi ve tanımlamaya göre;
Mahkemenin verdiği kararda müvekkil açısından suçun unsurlarının bulunmamasına rağmen verilen karar hukukun temel prensiplerine aykırıdır.
Kabüle yönelik beyan olmadığı aksinin de kanıtlanamamış olmasına rağmen sırf fikir birliği gerekçesinden söz edilerek vicdani kanıyı oluşturacak şüpheden uzak delil de yoktur.
Müşteki Beyanları:
1-N. Y. ‘Dükkanımıza aldığımız yazar kasa için biraz nakit , kalanı için senet vermiştik karşılığını ödeyip senedi aldık. Ancak icra takibine konulmayan sahte senet söz konusudur zararımız yoktur şikayetçi değilim' biçiminde,
2-T. E. "İşyerime gelen satış sözleşmesini yaptığımız bir bayandan kredi kartıyla aldığım yazar kasa için fazladan para çekildiğini gecikmeli geri ödendiği geç iade nedeni ile şikayetçiyim’ tarzındaki,
3-N. G. "Bana ait kardeşim Ramazan Güney'in kullandığı kredi kartı ile yazar kasa aldık fazla çektikleri ve sonradan iade ettiler Şikayetçi değilim’ tarzındaki,
4-A. A. ‘Senet karşılığı aldığımız yazar kasa için paramızı ödedik senedi aldık. Ölen babam M. A. adına düzenlenmiş icraya konulmayan sahte senet düzenlenmiş şikayetçi değilim tarzındaki,
5-O. Z. 'Yazar kasa aldığımızda bir bayan bir erkek kredi kartı numarasını aldılar form düzenlediler ekstreler geldiğinde fazladan çekim yapıldığını gördüm sonradan iade ettiler, konuştuğum bayandı tarzındaki,
6-S. A. 'Yazar kasa aldım ödemelerimi yaptım sonra belge var dediler herhangi zararım yoktur şikayetçi değilim tarzındaki,
7-S. T. 'Kredi kart numarasını telefonla vermiştim tek çekimle aldığımız halde ekstreden bir çekim yapıldığını gördüm. Yanlışlık olmuş deyip iade ettiler şikayetçi değilim' tarzındaki,
8-Ö. E. 'İşyerime gelen bir bayan bir bey form doldurdular kredi kartımın numarasını aldılar ekstreye baktığımda fazla çekim yapıldığını gördüm hesabıma yatırdılar şikayetçi değilim' tarzındaki,
9-S. Ö.‘İki adet yazar kasa almıştım verdiğim senetlerin karşılığını ödeyip aldım Karakola çağrıldığımda sahte senet düzenlendiğini öğrendim şikayetçi değilim’ tarzındaki,
10-T. B. 'Yazar kasayı getiren Z. beye kart numarasını vererek senet düzenledim. Fazla çekim yapıldığını görünce aradım iade ettiler. Daha sona fazladan çekim yaptılar gidip konuştum fazla çekilen miktarları bakiye borca sayıp kapattım ancak senedi iade etmediler tarzındaki,
11-H. A. 'İş yerime bir bayan ve bir bay geldi kart numaramı verdim çekim yaptılar ekstreden fazladan çekim yaptıklarını görünce aradım işlemi yapan bayanın işten ayrıldığını söylediler paramı iade ettiler.’ tarzındaki,
12-F. Y. "2005 yılında mağazaya gittim bir bayandan yazar kasa aldım kart numaramdan çekim yapıldı. emniyetten çağırdılar sahte senet düzenlendiğini öğrendim. daha önce firmadan bir bey aradı mağduriyetimi sordu çalışanının ayrıldığını söyledi zararım yok şikayetçi değilim ‘ tarzındaki,
13-A. İ. 'Ben firmadan bir şey almadım sonradan senet düzenlendiğini öğrendim şikayetçi değilim.' Tarzındaki beyanına,
14-G. K. 'Firmadan yazar kasa almıştım fazla çekim yapıldığını görünce aradım iade ettiler şikayetim yoktur' tarzındaki beyanına,
15-F. Ç. 'A. E. adlı müşterime yazar kasa almıştım taahhütname imzalamadım benim adıma yapıldıysa şikayetçiyim' tarzındaki,
16-H. Ö. 'Görüştüğüm bayana kredi kartı bilgilerimi verdim kasayı bayan getirdi . fazladan yapılan çekimi ödediler aradığımda bayanın işten ayrıldığını söylemişlerdi şikayetçi değilim' tarzındaki,
17-S. Ş. "100 TL nakitle bir erkekten yazar kasa almıştık , oğlum Şenol Şahin adına senet vermiştik borç bitip ödemeleri yapıp senetleri almıştık.
18-R. M. "Firmada Z. ile görüştüm kredi kartı ile ödeme yaptım. Çok sayıda belge imzalattı. Ekstrelerde fazla ödeme yapıldığını gördüm. Karakoldan aradılar senet imzalatmış olabilir şikayetçi değilim’ tarzındaki,
19-B. D.'Z. hanımdan yazar kasa aldım. Para verdim senet vermemiştim' tarzındaki,
20-H. S. K. 'G. firması adına bir bayandan yazar kasa aldım. Nakit ödedim faturayı aldım. G. G. adına düzenlene senet nedeni ile Z. adlı şahısla görüştüm. Zararım yok ama şikayetçiyim' tarzındaki beyanına nazaran,
21-H. Ç. "peşin para ile yazar kasa almıştım. Adıma düzenlendiği bildirilen sahte Senetten icra takibi yapılmadı şikayetim yok’’ tarzındaki,
22-M. A. "Z. K.’dan 2005 yılında aldığım yazar kasa sözleşme yaptık .kredi kartımdan 240 TL çekecekti 400 çekilmiş. Daha sonraları da çekilen paralar iade edildi. Z.’ dan aldım.' tarzındaki,
23-H. T. 'Firmada 150 peşinle yazar kasa aldım. Sözleşme düzenlendi. Sonra defalarca para çekildiğini gördüm. Şikayetçi değilim..' tarzındaki,
24-H. N. 'Z.'dan taksitle yazar kasa almıştım. Taksit sayısını hatırlamıyorum. Ekstrem de fazla çekildiğini gördüm. Gittim Z. Bey yanlarında çalışan bayandan kaynaklandığın söyledi. Z. BEY iade etti. Tarzındaki,
25-O. T. 'Z. Hanımdan 50 peşin 300 TL senet düzenledik. Sonra senetleri ödeyip aldım. Sonradan beş senet geldi icra takibi olmadı. Şikayetçi değilim.' tarzındaki beyanına,
26-M. A. 'Yazar kasa için bir bayan geldi. Peşin ödemedim. Kredi Kartından çekimler yapılmış fazladan 480 tl. idi, aradım bayan çıktı düzelteceğiz dedi. Şikayetçi değilim. Tarzındaki beyanına nazaran,
27-K. Ç. 'Z. hanım ile şöförü getirdi. peşinat verdim kalanınıda oğlum N. Ç. ait kredi kartından taksitler halinde ödedik. Ancak çekmeye devam edildiğini gördüm Z. hanımı aradım dönmedi ayrıldığını söylediler. Z. bey zararımı karşıladı faks cihazı verdi alacağıma mahsuben şikayetim yoktur tarzındaki beyanına nazaran,
28-İ. K. 'Serbest avukatım Z.’i çocukluğumdan beri tanırım. Adıma senet düzenlenmiş, zararım yok. Çocukluk arkadaşım Z.’ten şikayetim yok, Z.’dan şikayetçiyim' tarzındaki beyanına nazaran,
29-K. A. 'İşyerine gittim, bayanla tanıştım kredikart numaramı verdim, tek çekimlik sözleşme yaptık, sonra hakkımda senet düzenlendi denildi kaybım yok şikayetçiyim tarzındaki beyanına,
30-M. K. "İşyerime gelen bayan idi sözleşme yaptık. Taksitle ödemeye anlaşıp sözleşme yaptık ancak kartımdan fazla çekildiğini gördüm. Firmayı aradım iade ettiler zararım yok şikayetçi değim tarzındaki beyanına nazaran,
31-İ. S. L. M. 'Ortağımla firmaya gittim ödemeyi peşin yaptım. BİR BAYANLA konuştum. Sonradan adıma düzenlenen senet nedeni ile kaybım yok şikayetçi değilim tarzındaki beyanına nazaran,
32-H. B. "Bayan bir kişi ile geldi, kredi kartı ile yazarkasa alışverişi yaptım. Beş ay taksit bittiği halde 3 taksit daha çekilmişti, telefon açtım bir bayan beni oyaladı. sonra bir bey aradı .. fazla ödememi sordu iade etti. Şikayetim yoktur. Tarzındaki beyanına naran,
33-S. G. 'yazar kasa almak için firmaya gittim. Z. beni Z.'e yönlendirdi. Ona kredi kartı bilgilerimi verdim beş taksitle almıştım bittiği halde çekimlerin yapıldığını gördüm 400 TL fazla çekimi iade ettiler şikayetçi değilim tarzındaki beyanına nazaran,
34-G. C. "görüştüğüm bayanla anlaştım peşin yazar kasayı aldım kredi kartı ya da senet vermedim. Birisi arayıp adıma senet düzenlenmiş dedi böyle öğrendim zararım yoktur şikayetçi değilim tarzındaki beyanına nazaran,
35-R. A. '2005 yılında bir bayanla görüştüm yazar kasa için, yazar kasayı getirdiler nakit ödedim faturayı sunuyorum. Adıma düzenlenen senetten haberdar oldum ancak zararım yok şikayetim yok ' tarzındaki beyanına nazaran, imza ve yazılar sanık Z.’e ait olduğunun kesin olmasına rağmen,
36-M. B. (KATILAN):Orada bayanla konuştum kredi kartımdan çekim yapıldı. 3 ay sonra ekstreyi kontrol ettiğimde fazla çekim yapıldığını anladım. Paramın iade edilip edilmediğini hatırlamıyorum tarzındaki beyanına nazaran.
37-H. Ç. 'Firmadan bir bayanla görüştüm bir miktar peşin verdim kredi kartından çekilecekti, ödedim sonra borç çıkarıldı. Çekilen miktar iade edildi tazındaki beyanına nazaran,
38-H. Ç. "Dayıma ait kredi kartından alınması şartı ile Z. beyden yazar kasa aldım. 300 TL'ye anlaşmıştık ancak 800 TL çekilmiştir. 2 ay sonra iade edildi tarzındaki beyanlarına nazaran,
39-A. T. 'Ürünü Z.'ten aldım' peşin ödedim derken ön muhasebe defterine satış senedi olarak gösterilmiştir.
TANIKLAR:
B.A. çalışan işçi olarak müşteri aramalarını Z.’e bağlıyordum muhasebe işlerini Z. hanım bakıyordu, Z. hanım zaman zaman fazla para çekmişim dedi bir kez bankaya, birkez müşteri adresine para götürdüm' dediği yolundaki beyanlarına nazaran,
Sanık Z.’in tanık olarak alınan K. soy adlı kardeşlerinin müvekkil aleyhine beyanlarına itibar edilemeyeceği muhakkaktır.
K. B.: Şirkette çalışan diğer bir işçi olan K., zaman zaman Z. hanım fazla para çekim yapmışız diye söylüyor ve bana para veriyordu, bende o söylenen müşterilere ben parayı götürüyordum, 3-4 kez bu şekilde gittim, Z. beyin bu durumdan haberi yoktu, yazar kasa satışlarını ve tahsilatlarını Z. hanım yapardı ‘ tarzındaki beyanlar, müvekkile isnat edilen suçun maddi unsuru her türlü kuşkudan uzak vicdani kanıyı oluşturacak kanıtların olmadığı ortadadır.
10/06/2010 tarihli bilirkişi raporu müvekkile İsnat edilen suçların kanuni dayanaklarının olmadığını ortaya koymuştur. Söz konusu bu rapor mahkemece irdelenmemiş ve söz edilmemiştir unutulduğunu düşünüyoruz.
Mahkumiyet hükmünün kurulması için suçun sabit olması aksi durumda günümüzde kabul görmüş evrensel ilke olan Şüpheden sanık yararlanır ilkesi uyarınca beraata hükmolunması elzemdir. (CGK 26/6/2012/776-252) nitekim Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararı bu açıdan belirleyicidir.)
Keza müvekkil aleyhine diğer sanığın kardeşi olan tanıkların husumet içeren beyanlarda bulunmaları da atfı cürüm olarak değerlendirilmesi gerektiği aşikardır.
Kesin ve inandırcı delil ortaya çıkarılması gerekmektedir. Bu yönden de kuşkunun sanık lehine değerlendirileceği aşikardır ( CGK 12/7/2005/62-64)
Her şeyden önce müvekkilin diğer sanıkla fikir ve eylem birliği yoktur.
Olayın mağduru bir takım muhasebe hileleri ile şirketin içini boşaltmış kendine çıkar sağlayan sanık Z.’tir.
Sanık Z. K. (sahte senetlerdeki borçlu imzası ve yazıların Z.’in eli mahsulü olan mağdurların listesi)
23/3/2009 tarihli grafoloji raporu ve sayın mahkemenin gerekçesinde kabulü A. T., adına atfen 4 adet,
G. G. adına düzenlenen müştekisi H. S. K. olan bir senet
-R. A. adına düzenlenen 3 adet
-N. Ş. adına 4 adet,
-B. D. adına düzenlene 4 adet senet,
-R.U. VE Y. U. ADINA 1 adet
-K. A.1 adına
-M. A. (A. A.) adına 4 senet
-S. Ş. adına bir adet
-S. A. adına bir adet
-Y. M. A. adına 3 adet,
-N. Y.-İ. Y. adına bir adet
-İ. B. adına bir adet
- S. Ö. adına düzenlenen senet ( düzenleyeni belirsiz)
-H. C. adına 4 adet
-O. T. adına bir adet(düzenleyen belirlenememiş)
-F. M. T. adına 2 adet
-L. M. adına bir adet
-F. T. B. adına beş adet (kimin elinden çıktığı belirsiz)
-F. Ç. adına atfen (borçlu imzası belirsiz)
-N. K. adına atfen düzenlenen senette
-S. A. bir adet ( belirsiz)
-A. İ.–F. K. G. - G. C.-F. M. – S.Ö. adına düzenlene birer adet senetlerdeki
-Ö. L.- İ. L.adına atfen
-Ö. Ö.(BELİRSİZ)
-Ü. B.- D. K. ( borçlu imzası belirsiz) YAZILAR Z.
-U. A. - G. T.-A. KİTABEVİ-D. B.- M. Ö.-Ş. B.-H. Ü.-Ö. T.- S. A. adına birer adet,
-M. Ç.- S. Ö. (belirsiz) senetlerdeki yazılar ve borçlu imzalarının diğer sanık tarafından atıldığının saptanmasına rağmen müvekkilin sanık yapılması hukuki değildir.
Müvekkil Z.’ın şirket sahibi olarak bir kısım müşteri senetlerinde müvekkilin yazı örnekleri görülmesi ise tamamlanmış Z.’in sahte olarak düzenlediği senetlerdeki adres tarih noksanlıklarını tamamlamaktan ibarettir.
Kaldıki senetler işleme konulmamış bir kısım müşterilerden kart eksterelerinden fazla çekim nedeni ile aranmalar üzerine ortaya çıkmış zaten 350 TL maaş alan muhasebeci Z. işten ayrılmıştır.
Müvekkil ile sevgili olduğu yolundaki beyanlar, dosyaya işlenen suçların fikir ve birliği kanısını yaratmaya yönelik bir komplo olduğu da kuşkusuzdur. Sanık Z. işlediği suçlar nedeni ile kendine ortak aramıştır.
Beyanlarına itibar edilmesini temine yönelikte mektup bırakıp intihar girişiminde bulunmasına sayın mahkemece bu hususun delil olarak kabulü kabul gerekçesi olarak yer vermiştir ki yasal dayanağı yoktur.
Müvekkilin firması asla ekonomik olarak zor duruma düşmemiştir. Bu durumun vergi incelemesi, gelir gider tabloları ile kanıtlanması gerekirdi bu durumun kanıtlanması gerektiği halde aksi durumun kabul görmesi hukuka aykırıdır.
Muhasebenin tek sorumlusu müşteriler ile birebir ilişkisi olan sanık Z. nakitleri uhdesine tevdi edip şirket kasasına sahte senetleri geçirdiği de kanıtlanmıştır.
Güveni kötüye kullanarak çıkar sağladığı nakitler şirketçe (müvekkil Z. tarafından) ilgilerine iade edilmiştir.
Nakitleri hesabına geçiren Z. sahte senetleri şirket hesabına aktardığı gibi şirketin hesaplarından Garanti Bankası 7-2-2006 tarihli dökümde de tespit edildiği gibi banka şifrelerini bilmesi nedeni ile (10/06/2010 tarihli bilirkişi raporu) 17.425.00 TL Kendi hesaplarına aktarmış, şirket zararına kendi çıkarına davranmıştır.
Şirketin ekonomik durumu hiçbir şekilde araştırılmamış, afaki ve soyut suçlamalarla hüküm kurulmuştur. Eğer gerçekten bir araştırma yapılmış olsaydı, şirketin Garanti Bankası’ndan 20.000.00 tl hazır hesabı ve Z.’in şirket hesaplarından aşırmış olduğu 17.425.00 tl (7.02.2006 Garanti Bankası dekont dökümünden de anlaşıldığı üzere) 37.500.00 tl nakit’e sahip olduğu görülecekti. Kredi kartlarından Z.’in aşırdığı toplamda 12.692.00 tl olduğu sabit olduğuna göre, hesaplarında hemen kullanacağı 37.425.00 tl nakit olan bir şirketin Z.’le birlikte böyle bir suça tevessül etmesi hayatın olağan akışına uygun değildir. Şirket dimdik ayaktadır. Böylece mahkemenin EKONOMİK sıkıntıya düşen şirket şeklindeki karara gerekçe yazması yasal dayanaklardan oksundur. Suçun işleniş şekli hem sahte senet hem kredi kartından fazla çekimler,
1- Müşteriden nakit alır . adına sahte senet yapılarak şirket hesabına aktarılır (Bazı senetlerde borçlu imzası dışında müvekkilin yazılarının olması müşterinin adres telefon bilgilerinin tamamlamaya yönelik olduğu unutulmamalıdır) sanık Z. eylemlerini 2005 yılının başından itibaren işlemeye başladığı ortadadır.
2- Kredi kartı ile yapılan dolandırıcılık (mail order)
a)Müşteri peşin alış veriş yapıyor (sipariş formu-fatura ön muhasebe defter kaydı),
b)Kredi kartı hesabından fazla çekim yapılan (daha önceden kredi kartı ile mail order yöntemi ile alış veriş yapılan kişi) sanık Z.’in sahtekarlık işlemlerinin nasıl yaptığını açıklarsak
Döngünün işleyişi, aşamalar,
1-Peşin satış yapılan A kişisinden para peşin alınıyor Z. cebine atıyor
2-A kişisinden peşin satış yaptığı halde kredi kartı ile satış olarak gösteriyor,
3-Ancak kredi kartı ile satışı daha önce kredi kartı ile alım yapan B kişisinin kredi kartından çekim yapıp A kişisinin peşinatı olarak gösteriyor ve ön muhasebe kayıtlarına da A kişi adına işliyor. esasen peşinatı eski müşterinin kayıtlarda bulunan mail order bilgilerini kullanarak çekiyor.
4-Kredi kartı ekstrelerinde fazla çekim yaptığını anlayan müşteriler tıpkı olayımızda olduğu gibi şirkete başvuruyor fazladan çekilen parayı iade istiyor ve iade ediliyor.
5-Müvekkil bu durumu fark edene kadar kartlarından fazladan çekim yapılanlarla muhatap olan Z. müvekkilden habersiz bazı müşterilerin paralarını iade ediyor bazılarını oyalıyor (bu tespit bir çok müşteki beyanlarında da sabittir)
6-Müvekkil Sanık Z.’in şirketten ilişiğini kesmesinden sonra fazladan çekim yapılanların paralarını iade ediyor.
Dinlenmeyen tanıklar ve mağdurlar olduğu halde dinlenmemeleri hukuka aykırıdır.
245 madde de tarif edilen suçun unsurları yoktur. taksitli satışlar- kredi kartı ile tek çekimlik bedel yada tamamı nakit verilerek yapılan satışlarda ticari ilişki söz konusudur. eylem haksız ele geçirilen kredi kartı ile değil daha önceden kredi kartı ile alışveriş yapmış müşterinin kart bilgilerini kullanmaktır. Suç tarihi itibari ile TCK'nın 155 yada 157 madde kapsamında değerlendirilmesi gerektiği suç kamu güvenine karşı işlendiğinden eylem tek fiildir.
TCK'nın uygulaması yasal değildir. 5237 sayılı yasa sonradan yürürlüğe girdiği hangi müştekiye karşı hangi tarihte suç işlendiği belirtilmemiş ve TCK'nın 43 maddenin uygulanması söz konusu olmadığı halde fazla ceza verilmesi de yasal değildir.
TCK'nın 245/1 maddesi başkasına ait kredi kartından söz ettiği halde olayda mail order sistemi ile sanık Z.’in yukarda anlattığımız mail order yolu ile suçu tek başına işlediği halde,
Müvekkilim açısından olayda TCK 204 maddenin de uygulanma alanı yoktur suç tarihleri eskidir. Bu husus incelenmemiştir.
Sahtecilikte söz konusu değildir zira daha önce alışveriş yapan müşterilerin kart bilgilerini kullanarak fazla çekim yapan ve sahte oldukları belirtilen senetlerin sanık Z.’in eli mahsulü olduğu ortaya çıktığı kesindir.
Nakit veren müşterilerin nakitlerini cebe indirip eski müşterinin kart bilgilerini kullanarak çektiği parayı taksitli alışveriş yapanların yada tek çekimlik peşin ödeyenlerin peşinatı olarak ön muhasebe defterine işleyen muhasebeci sanık Z.’tir.
Müvekkil ile ilişkilendirilmesi şirketin ekonomik zorluğu gösterilmiş ise de böyle bir tespit yoktur. kaldı ki suç tarihinde şirket kasasında kırk milyara yakın nakit vardır.
Olay müşteri satıcı arasında cereyan ettiğine göre müşteriler açısından zararlar karşılanmıştır. iddia edilen Z. K.‘ın eli mahsulü olan 65 senetten sadece şirket zarar görmüştür.
Olsa olsa bu eylem kredi kart bilgilerini mail order yöntemi ile kullanmak TCK 155/2 maddesi kapsamında suçtur. var olan rızanın kötüye kullanılmasıdır.
Ortada kamu güvenine karşı suç söz konusudur, kısa aralıklarla kamu güvenine karşı suç tek suç olmalıdır diyoruz.
O halde müvekkil açısından suçun maddi öğesi yoktur.
Manevi unsur (kast) TCK'nın 21 maddesi.
Bir sucun işlenmesi için en önemli unsurdur bilerek isteyerek işlenmesi gerekir Nitekim bu konuda kast yoksa suç yoktur. Kuşku varsa sanık lehine yorumlanmalıdır.
Teoride ; "Şüpheden sanık yararlanır" ilkesi, ceza yargılaması hukukunda geçerli olan ve mevzuatımızda yazılı olarak hükme bağlanmamış bulunan bir ispat kuralıdır. Ancak bugün için öğretide ve uygulamada tartışmasız kabul edilmiş bir ilkedir.
Buna göre, bir suç işlediği iddiasıyla yargılanan kimse hakkında mahkûmiyet kararının verilebilmesi için, o kimsenin o suçu işlediğinin yüzde 100 oranında kesin olması, ispatlanmış bulunması gerekir. Bu noktadaki yüzde 1'lik şüphe dahi, sanığın beraat etmesine yol açar. Basit bir suç işleme şüphesiyle başlayan ceza muhakemesi, bu şüphenin yenilmesiyle sona erecektir. Bu süreç içerisinde bir çok muhakeme işlemi yapılmaktadır. örneğin fiilin sanık tarafından işlendiğinin veya işlenmediğinin sabit olduğu sonucuna varılmaması durumunda sanığın mahkûm edilemeyeceğini ifade eden ilkeye de şüpheden sanık yararlanır ilkesi denilmektedir.
Böylece masum bir kimsenin cezalandırılmasındansa, suçlu bir kimsenin serbest bırakılması daha üstün tutulmaktadır. Başka bir anlatımla masumluk karinesidir. Jüri sisteminin bulunduğu Amerika Birleşik Devletleri'nde jürinin tek görevi, sanığın suçu işleyip işlemediği konusunda, yani ispat hususunda karar vermektir. Jüri 11 üyeden oluşmaktadır ve bir kimsenin suçu işlediğine karar verilebilmesi için 11 üyeden, 11'inin de sanığın suçu işlediğine kanaat getirmesi gerekir. 10 üye sanığın suçu işlediği; ancak bir üye işlemediği yönünde oy kullandığı takdirde, sanığın beraatına karar verilir. Bu örnek, şüphenin yüzde 100 oranında yenilmemesi dolayısıyla, sanığın beraatına karar verilmesi gerektiğini göstermektedir.
Yargıtay da kararlarında bu ilkeye gerekli önemi vermektedir. Zira Yargıtay'ın 19.04.1993'de verdiği son derece önemli bir karara göre 'ceza yargılamasının amacı, hiçbir duraksamaya yer vermeden maddî gerçeğin ortaya çıkarılmasıdır. bu araştırmada, yani gerçeğe ulaşmada mantık yolunun izlenmesi gerekir. gerçek; akla uygun ve realist, olayın bütünü veya bir parçasını temsil eden kanıtlardan veya kanıtların bütün olarak değerlendirilmesinden ortaya çıkarılmalıdır, yoksa bir takım varsayımlara dayanılarak sonuca ulaşılması, ceza yargılamasının amacına kesinlikle aykırıdır.'
Anayasanın 38/4. ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6/2.maddelerinde düzenlenmiş bulunan suçsuzluk karinesi, suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar kişinin suçsuz sayılması gerektiğini ifade etmektedir. Bu karine uyarınca, suçsuz olduğunu varsayılan kişinin suçlu kabul edilmesi için kesin hükümle mahkum olması, mahkumiyet için de fiilin ispatlanması, yani şüphenin bertaraf edilmesi gerektiğinden, şüpheden sanık yararlanır ilkesi suçsuzluk karinesinin bir uzantısı olarak karşımıza çıkmaktadır.
Ceza davasında, sanık suçsuzluğunu, savcı da sanığın suçlu olduğunu ispatlamak yükü altında değildir. Mahkeme resen yapacağı araştırma sonunda, yargılamaya getirilen ve tartışılan delillerin değerlendirilmesi ile sanığın suçluluğu veya suçsuzluğu konusunda bir hükme varacak, maddi gerçeğin ortaya çıkarılmasını sağlayacaktır. Ancak maddi gerçeğin araştırılmasının da bir sınırı olarak; delil yasakları ile bu ilkeye bazı sınırlamalar getirilmektedir.
Eğer mahkeme, eylemi sanığın gerçekleştirip gerçekleştirmediği konusunda vicdani bir kanaate varamıyorsa ve eylemi sanığın gerçekleştirmiş bulunduğunu delillere dayanarak vicdani kanaati ile söyleyemiyorsa, sanığın o fiili gerçekleştirmediği kabul edilir. Bu ilkeye, ceza yargılaması hukukunda, “şüpheden sanık yararlanır” (in dubio pro reo) ilkesi denilir.
Şüpheden sanık yararlanır ilkesi yabancı mahkeme kararlarında çok sık tekrarlanmakta ve beraatin gerekçesi olarak ifade edilmektedir. Bizde ki uygulama ise böyle bir durumda bazen ‘delil yetersizliğinden beraatine’ denilmekte, bu da öğretide eleştirilere neden olmaktadır. Öğretiye göre, ‘delil yetersizliğinden beraat’ tabirinden mahkemenin sanığın suçlu olduğuna inanması, fakat yeterli delil bulunmadığı için mahkumiyet kararı verememesi anlamı çıkmaktadır; oysa ki, şüphenin yenilememesi hallerinde verilen beraat kararlarının gerekçelerinde “eylemin sabit olmaması”’ veya “suçsuzluk karinesini ortadan kaldıracak güçte delil bulunmadığı ve şüpheden sanığın yararlandırılmasının temel bir hukuk ilkesi olduğu”nun ifade edilmesi, dürüst yargılama kuralına daha uygun düşer, denilmektedir.
Şüpheden sanık yararlanır ilkesi bir çok durumda uygulanma kabiliyeti olan ve uygulaması da görülen bir ilkedir. Buna göre; Suçun ispatına ilişkin, manevi unsura ilişkin, suçun indirim sebeplerine ilişkin, hukuka uygunluk sebeplerine, haksız tahrike ilişkin şüphe bütün bu ve benzeri durumlarda eğer mahkeme kesin bir kanaate varamıyor ise şüpheyi sanık lehine yorumlamalı ve öyle hüküm kurmalıdır.
Ancak yargılama makamı, yargılama sırasında, bir hukuki sorunla karşılaştığında, bu alanda bir sanığın lehine, bir de sanığın aleyhine çözümün varlığı halinde, durumun şüpheli olduğunu ve bu nedenle şüpheden sanığın yararlanacağına ilişkin ilkeyi uygulayarak, sanığın lehine olan sonucu benimseyeceğini ileri süremez. Örneğin bir fillin hırsızlık mı yoksa yağma mı olduğu ile ilgili hukuki bir sorunla karşılaşıldığında sanığın daha lehine olan hırsızlık fiili benimsenip ona göre hüküm kurulamaz. Bunun doğal sonucu olarak hukuki nitelendirmelerle ilgili şüpheden sanık yaralanır ilkesi uygulanamaz.
Uygulama alanı oldukça geniş olan ve suçsuzluk karinesi ile birlikte günümüz ceza muhakemesi hukukunun vazgeçilmezleri arasında bulunan şüpheden sanık yararlanır ilkesinin, yapılanması ve işlerliği etkin olmayan bir ceza adalet sisteminde sorgulanmadan başvurulan bir mazeret sebebi olma ihtimali büyüktür.
Ceza yargılaması, şüphenin ortadan kaldırılması suretiyle maddi gerçeğe ulaşmayı amaçlar. Bu noktada yargılama konusu olayın mahkemece aydınlatılması mecburidir. Bunun için de hazırlık soruşturmasının eksiksiz yapılması ve toplanması gereken bütün delillerin toplanmış olması, mahkemenin de son soruşturma aşamasında maddi olayın sübuta erip ermediği konusunda sonuca varmadan önce, her türlü delili, eksiksiz, boşluksuz, çelişkisiz değerlendirmiş olması gerekir. Buna aykırı olarak, mahkemece kanıtlar yeterince araştırılmadan, toplanmadan ve değerlendirilmeden şüpheden sanık yararlanır ilkesini gerekçe yaparak karar vermek yanlıştır.
Şüpheden sanık yararlanır ilkesi; özenle yapılmış bir hazırlık soruşturmasına, her türlü araştırma - soruşturma sonucu toplanmış ve değerlendirilmiş bütün delillere rağmen sanığın suçluluğu veya aleyhe durum konusunda var olan makul şüphenin giderilmemesi halinde uygulanmalıdır. Bu durumun aksi, bu kez de mağdur tarafın, adaletin ve toplumun zarar görmesine sebep olacaktır. Uygulama alanı çok geniş ve hukukumuzda da vazgeçilmez bir yere sahip olan şüpheden sanık yararlanır ilkesi doğru uygulandığı ve doğru anlaşıldığı takdirde adalet sistemine ve hukuka hizmet edebilir.
Müvekkil açısından şirket sahibi olmaktan öte kasasından muhasebe hileleri ile diğer sanık Z.’in kendine çıkar sağlamaya yönelik tespit edilen eylemleri söz konusudur. TCK 21 maddede belirtilen kast öğesi yoktur.
Sanık Z.’in tek başına muhasebe bilgilerini şirket şifrelerini kullanarak işlediği eylemlerde müvekkilin dahili yoktur .
Hukuka aykırılık TCK'nın 26/2
Olaya bir takım saiklerle dahil edilen müvekkilin hukuka aykırı bir eylenmi saptanmamıştır.
Yukarıda tespit ettiğimiz nedenlerle müvekkilin beraat etmesi gerekir.
Müvekkil Z. G. açısından;
1-Eksik soruşturma, vicdani kanıyı oluşturacak kanıtların olmaması suç tarihi itibari ile eski 765 sayılı yasanın ilgili maddelerinin incelenmeden suç tarihlerinin kesin net saptanmadan,
2-10/06/2010 tarihli heyet bilirkişi raporu incelenmeden,
3-Bir kısım tanıklar ve mağdurlar dinlenmeden,
4-Eylemde uygulanan yasa maddelerinde tarif edilen eylemlerin kanuni tarifine uygun eylemler olmadan TCK'nın 43 maddesi ile artırılarak, karar verilmesi yöntem ve yasaya aykırıdır, kararın müvekkil lehine bozulması, " şeklindeki gerekçelerle ile istinaf başvurusunda bulunulmuşlardır.
DURUŞMA AÇILMASI KARARI:
Dairemizce sanıklar müdafiilerinin 30.01.2017 tarihli istinaf dilekçeleri ve dosya kapsamı gözetilerek yapılan incelemede, 5271 sayılı CMK'nın 280/1-c. maddesi uyarınca Z. S. ve Z. G.'ın hakkındaki resmi belgede sahtecilik ve şikayetçi H. A.'e yönelik olarak banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması suçları yönünden dosyanın tefriki ile davanın yeniden görülmesine ve duruşma hazırlığı işlemlerinin başlanılmasına karar verilmiştir.
KOVUŞTURMA İŞLEMLERİ:
Sanıklar ve müdafiileri 31.10.2017 tarihli Dairemizdeki duruşmaya katılarak savunmaları alınmıştır.
SAVUNMA:
Sanık Z. S. soruşturma aşamasındaki savunmasında; "Ben B. Elektronik Ltd. Şti.'ne 2000 Yılı Haziran ayı içerisinde sekreter olarak girdim. Ben girdiğimde Z. G. kardeşleri ile ortaktı. Ancak kardeşleri 1-1, 5 yıl sonra ayrıldılar. Şirketin muhasebecileri A. ve H. adlı iki kişiydi. Ben 2003 yılında ön muhasebe işlerine bakmaya başladım. Ben sekreter olmasına rağmen ön muhasebe işine baktıktan sonra sekreterliğe de bakıyordum. Kardeşleri ile ayrılmadan hemen önce ben şirkete girdikten 1 yıl kadar sonra benim patronum Z. G.'la bir gönül ilişkimiz başladı. Patronum evli idi fakat ben kendisi ile dost hayatı yaşıyordum. Benim ilişkim patronumla tam gün olarak hatırlamamak ile birlikte 2005 yılı mart ayı sonları veya nisan ayında bitti. Kendisi ilişkimiz boyunca eşinden ayrı yaşadığını söylüyordu. Fakat ben sonradan ayrı yaşamadığını anladım. Bana eşimi boşayıp seninle evleneceğim diye umutlar veriyordu. Benimle evlenmeyeceğini anlayınca kendisi ile ilişkime son verdim ve kendisi ile bir daha birlikte olmayacağımı söyledim. Bana kendisi "senin kafan karışık bu ilişkiyi bırakma "şeklinde söylüyordu. Benim Z. G.'ı bırakmadan önce kimse ile gönül ilişkim yoktu. Benim daha sonra 2005 yılı nisan ve mayıs aylarında H. L. E.la gönül ilişkim başladı. P. Z. Gençlik ve Genel Spor müdürlüğünde çalışır. Benim arkadaşımdır. Bizim şirketle herhangi bir alakası yoktu. Şirketin hesabıyla alacağıyla vereceğiyle hiçbir zaman ilgisi alakası olamaz. Beni her an iş yerleri yakın olduğu için ziyaretime gelirdi. L. ise Ben H. L. E.u Ocak 2005 yılından beri tanırım. P. ile L. normal arkadaştılar. Bizim şirketle hiç bir ticaret alış verişi olmadı. Sadece P. ile birlikte gelirdiler benim arkadaşlarımdı. Biz samimi konuşurduk. 2005 yılı mart ayı içerisinde şirketin çok yüklü bir ödemesi vardı. Ancak ben şu anda tam miktarını hatırlayamıyorum. Çünkü bir süre bulanım geçirdim hatta intihara teşebbüs ettim. Bu dönemde bazı müşterilerimiz gelerek kendi kredi kartlarından borçları miktarında çekim yapıldıktan sonra ayrıca fazladan miktarlarda da çekim yapıldığı yolunda yoğun şikayetler geldi. Bu kredi kartları ile şu şekilde çalışılıyordu. Bu kredi kartları Mail Order Sistemi adını verdiğimiz çıktılarını imzalamaya gerek olmadan sadece kart numarası müşteri tarafından verildiği takdirde çekim yapılabilecek kredi kartlarıydı yani bizim bu müşterilerimizin hepsiyle Mail Order Sözleşmemiz vardı. Bu müşteriler kredi kartını fiilen bize bırakmıyorlardı numaralarını vermişlerdi. Bu müşterilerin hepsi ile Mail Order Sözleşmemiz vardı. Patorunumuz Z. G. 2004 sonlarından başlamak üzere 2005 yılında yoğunlaşır şekilde bu müşterilerin kredi kartlarından çekimler yaptırıyordu. Bu çekimler yani çekimler derken normal taksitlerin çekimleri yapıldığı gibi fazladan çekimler yapılıyordu. Bu çekimleri Z. G. bizzat yaptığı gibi bazan bana ve orada çalışan diğerlerinede şuradan şu kredi kartından şu kadar çekim yapın diyordu. Biz de yapıyorduk ancak ben ilk etapda olayın mahiyetini anlayamamıştım. Biraz şüphelenmiştim sonradan insanlar gelip bizim kartımızdan fazla çekim yapıldı diye şikayet etmeye başlayınca olayı algıladım. Önceden müşterilerimiz dosyaları görünür yerdeydi. Bu çekimleri yaparken müşterilerin dosyalarına bakabiliyorduk ancak 2005 yılında Z. G. bütün dosyaları kendi odasına topladı. Bu sebeple dosyalarına bakamıyorduk. Belirttiğim gizi zaten çekimlerin çoğunu Z. G. kendisi yapmıştır. Şirket çok borçluydu. Belirttiğim gibi Mart ayında da mart ayından sonrada çok yüklü ödemesi vardı. Benim kredi kartımdan da şirket ödemesi var diye nakit para çektirip kullanıyordu şirkette çalışanlardan da aynı şekilde nakit para çektirip kullanıyordu. Benim kredi kartında ve şirkette çalışanların kartlarından da direk şirketten alışveriş yapmış gibi para çekiyordu. Şirketin post manikasından çekim yapıyordu. Ben fiilen şirketten ayrıldıktan sonra fakat resmi olarak ayrılmadan benim kredi kartım dan rızam olmadan da para çekilmiştir. Şirketteki bu durumdaları algıladığım için patronum ile olan gönül ilişkime de son vermede ve daha sonra iş yeriden ayrılmamda etkisi olmuştur.
Benim açık hesap ya da vadeli olarak satılan mallardaki bedelleri alıp şirkete vermemem diye birşey söz konusu olamaz. Bu miktarları şirkette tahsilatçılar toplardı bazen de sekreter B. A.'a paralar verilirdi. Bazen de bana verilirdi ben kendisine verirdim. Kendisi gönül ilişkim bittikten sonra bana seni her tarafa rezil edecem aileme rezil edecem diyerek benden teminat senedi adı altında bana bir senet imzalattırdı. Ben bu senedi imzalamak zorunda kaldım çünkü kendisi sürekli aramızdaki ilişkiden herkese bahsedeceğini söylüyordu. bu teminat senedinde borçlu bendim. Ben 14 Kasım 2005 tarihinde D. otelinin 6. Katınan atlamak üzere intihara teşebbüs ettim. 15 - 20 gün kadar önce tam tarihini hatırlayamıyorum. Z. G. telefonla beni arayıp sana teminat senedi olarak imzalattıım senedi vereceğim dedi bende inanarak şirkete gittim. Bana bu senedi vermediği gibi orda bir çok belge imzalattırdı. Benim psikolojim çok bozuk olduğu için önüme ne konduysa imzaladım. Ben senetlere de imza attırdılar yine bana "seni rezil edeceğim" diye söylediler. Bana zorla imzalattırdıkları senetlerdeki borçlu isimleri bizim müşterilerimizle çoğunun tutuyordu. Şirkete bu gittiğimden bir çok kez önce telefon açıp "seni herkese rezil edeceğim" diye beni tehdit ediyordu. Kredi kartlarında yaptığı bu yolsuzluktan sonra beni bu şekilde senet imzalamaya zorlayarak kredi kartlarına ilişkin yolsuzluklarıda benim yaptığım kanaatini uyandırmak için bunları yapıyordu yoksa bu senetleri bir yere verildiği yok. Ben eğer bu senetleri değişik tarihlerde her ay imzalayıp paraları peşin aldığım halde borçlu olarak müşterileri göstermiş olsaydım bu sattığım gösterilen mallar faturaların kesilmesi lazım idi. Çünkü bu şirket Ağırlıklı yazarkasa satmaktadır baskül ve terazi de satmaktadır. Alıcı faturası olmadan bu malı yani yazar kasaları kullanması mümkün değildir. Çünkü zaten bu kasalar Maliye Bakanlığının izni ile satılmaktadır. Dosya içerisinde bulunan fotokopi senetlerden 720 YTL'lik olan Borçlusu İlkay Z. K. olan senedi bana kendisi üzerinide yazdırıp bizzat imzalattırdı. Dosya içerisindeki Fetih Mucuk adına imzalı 75 YTL'lik senedin senet tarihi kısmını ben doldurdum Fetih Mucuk ismini kendi yazdı ve Fetih Mucuk'un imzasını taklit ederek kendisi atmıştır. Beni büroya çağırdıktan 15 gün önce de yine büroya çağırarak dosya içerisinde fotokopisi bulunan 395 YTL'lik senede S. A. ismini yazdı sonra benim ismimi yazarak imza attırdı. Çünkü S. A.'a ben aracılık yapmıştım Borcunu ödemezse diye bana imzalattırdı fakat S. A. borcunu daha sonra ödedi. Sanıyorum S. A.'tan borcuna mukabil senet almışlar o da vade tarihi gelinci '2 gün sonra vereceğim' demiş bana bu şekilde imza attırtılar. 6/12/2005 vade tarihli 500 YTL mikarlı Borçlusu H. B. olan senedi ise bana imzalattırdı. Yazılarını da bana yazdırdı. En son çağırdığında bana imzalattırdı. Bu senedi imzalayacaksın dedi. Borçlusu İ. K. olan 27/05/2005 vade tarihli senedi de bana yazdırıp imzalattı. İ. K. eski avukattır ailece tanışırız. Seni ona rezil edeceğim dedi. Yine borçlusu Z. T. 765 YTL'lik senedi de bana yazdırıp imzalattı. Bizim müşterimizdir ancak onlar senet veya peşin ödeme yapmazlar paralarını interaktif hesaptan aktarıp öderler. Diğer senetler ise bazılarındaki yazılar bana aittir fakat imzalar bana ait değildir. Biz müşterilerimize senet karşılığında satış yaptığımız için teslimatçılar müşterilerden senet alırlardı imzalarını attırırlardı. Boş kalan unutulan kısımları var sa bunları borç miktarına uygun bende dolduruyordum. Başkaları da dolduruyordu. Benim başkaların adına imza bulunan senetleri bahsettiğim gibi son olarak beni büroya çağırdığı vakit önceki ilişkimizi herkese anlatacağım rezil edeceğim. Baskı tehdit yaparak bana zorla imzalattırdı. Ben zaten baskılardan bunalmış biçimdeydim. 15 gün sonra intihara teşebbüs ettim. Bana bu şekilde imza attırmasının asıl sebebi ise benim bu kredi kartlarında olan yolsuzlukları bildiğim için ve aramızda bozulduğu için şikayet etmemi önlemek ve beni susturmaktır.
Benim hiçbir bankada interaktif hesabım yoktur. Şirketin internet bankacılığı şifresini kullanarak hesabıma para aktarmadım. Zaten şifresini benim bilmem mükün değildir. Benim şifresini de bilmediğim için virman yapabilmem mümkün değildir. Şirketin hesabını kullanmaya yetkim de yoktur. İnter aktif hesabın şifresini Z. G. bilir. Şirkette kimseye vermez bütün işlemleri kendisi yapar.
İddia edilen sahte kredi kartları satış sözleşmelerini de kendisi önceden müşterilerin hesabından fazladan çekim yaptırdığı için baskı ile imzalattırmıştır. Benim kredi kartlarından fazlaca çekim yapmamın bana hiçbir faydası olamaz ve yapmam da söz konusu olamaz çünkü müşterilerin mail order sistemiyle kredi kartlarından fazla çekim yapıldığında para şirket hesabına gitmektedir. Şirket hesabı üzerinde benim hiçbir tasarruf yetkim yoktur. Para alıp verme yetkim yoktur. Bu hesaplardan para çekebilmem mümkün değildir. Para çekme yetkisi tamamen Z. G.a aittir. Benim böyle bir yetkim yok ancak önceden kardeşlerinin böyle bir yetkisi olup olmadığını bilmiyorum. Şirket çalışan birine de yetki vermemiştir vermişse de bilemem ancak benim böyle kesinlikle bir yetkim yoktur. Benim şirketin 2002 - 2003 -2004 yıllarına ait vergiye ilişkin defterlerini yok etmem diye birşey söz konusu olamaz. Bu defterleri ben tutmam bu defterleri muhasebeciler tutar bu defterler üzerinde işlem yapmam bu defterler tamamen muhasebecinin kasasında kilitli durur. Bunun amacı sanıyorum şirketin defterlerini vergi dairesine incelemek için ibraz etmemek isteğinden kaynaklanarak bana böyle bir suç yüklemeye çalışmışlardır. Şirkette vergi kaçaklıkçılığı defterlerin usulsüz tutulması durumu ben bilemem.
Benim ağabeyim İ. K. Mamak Belediyesinde işçidir. Benim ağabeyimin kendisini tehdit etmesi söz konusu değildir.
Ö. G. benim G. G.'in esi olur. Onunda kendisini tehdit etmesi mümkün değildir.
Benim intihara kalkışma nedenim ilişkimin duyulması söz konusu çünkü sürekli ilişkimi açıklayacağını söylüyordu. İlişkimi bitirdiğimi kendisine söyledikten sonra zaten bir süre işte çalışmaya devam ettim. Zaten kendisi ilişkimizin bitmesine bir türlü rıza göstermiyordu. İlişkim bitince işten ayrılacağım da kesin gibiydi. Ben orda ayrılacaktım ancak maaşlarımı ödememişti alacaklarım vardı. İşten ayrılınca korkusu kredi kartındaki yolsuzlukları açıklamamdan çekiniyordu bu yüzden beni de suçlu duruma düşürmek için yukarıda yazdığım belgeleri zorla imzalattırdı ve olayların ortaya çıkacağı korkusuyla da şikayet etti. Olaylar anlattığım şekilde olmuştur. İntihara teşebbüs ettikten sonra 1 aya yakın yoğun bakım da yattım. Sonra ortopedik ameliyatlar geçirdim. Sonra 2, 5 ay kadar da psikiyatri bölümünde tedavi gördüm. Olaylar anlattığım gibi olmuştur. Asıl amaç şirkete para sağlayıp borçlarını çevirmektir. Bunlar dışında kendi bir çok yakınında post makinasından para çekmiştir. Ben şikayet tarihi olan aralık 2005 tarihinde yoğun bakımda yatıyordum. Belkide benim öleceğimi düşünüp önceden bana bir kısım belgeleri de imzalattırdıkları için beni bu şekilde şikayet ettiler. Zaten bahsedilen senetlerden yani sahte olarak düzenlenen senetlerden de bankaya verilen icraya verilen veya ciroya verilen yoktur varsa da bilmiyorum. Ben suçsuzum."
İlk derece mahkemesindeki savunmasında; "Ben atılı suçlamaları kabul etmiyorum, B. Elektronik Limited Şirketinde önce sekreter olarak işe başladım. Daha sonra ön muhasebeye bakma görevini aldım. Bizim firmamızda yazar kasa, terazi ve faks gibi cihazlar satılıyordu. Bunları nakitle, senetle ve kredi kartı ödemesi şeklinde satıyorduk. Bir süre sonra kredi kartıyla taksitli satış yapılan müşterilerden şikayet gelmeye başladı. Fazla çekim yapıldığını söylüyorlardı. Meil Order sistemi ile kartlardan taksitli çekim yapılıyordu. Müşteri kart numarasını söylüyor belirlenen taksitlere göre de işlem yapılıyordu. Önceden bu sistem çok yaygın değildi yanlışlıkla fazladan para çekildiğini tespit ettik. Bu işlemleri bende yapıyordum diğer firma çalışanları da yapıyordu bu yanlışlığı hepimiz yapmış olabiliriz, fazla çekimler hakkında şikayetler devam edince ters giden bir şeyler olduğunu öğrendim ve şikayetçi olacağımı ve firmadan ayrılmak istediğimi söyledim. Bunları şirket sahibi diğer sanığa söyledim. Önceden işe girerken benden teminat senedi almıştı. Ayrılırken bana iade edileceğini söylemişti. Kendisinden istedim. İade etmedi. Ayrıca fazla ödemeleri ben yapmışım gibi davrandı ve başkaları adına birçok senedi bana imzalattı. Senetlerin çoğunu diğer sanık Z. düzenledi bir kısmını da bana yazdırdı. Ayrıca senetlerin bir kısmını ben bir kısmını da o imzaladı. Soruldu: Oradan biran önce çıkıp gitmek için bu senetleri imzaladım. Soruldu: Daha önce sanıkla bir birlikteliğim olmuştu bunları anlatırım dediği için ortaya çıkmasın diye senetleri söylediğim gibi birlikte hazırladık ve bir kısmını da ben imzaladım. Bu konuda ayrıntılı olarak soruşturma safhasında ifademi vermiştim, Bu aşamada başka söyleyeceklerim yoktur ben soruşturma safhasında avukatım huzurunda ayrıntılı savunmamı yaptım dedi, devamla; Bu olaylar olduktan sonra benim haberim olmadan benim kartımdan para çekilmiş. Z. G. 'ın ödemelerde sıkıştığı sırada meail order sistemiyle alışveriş yapan müşterilerin kredi kartı bilgilerini kullanarak alacağı olmadığı halde firmasına finans temin edebilmek için müşterilerin kredi kartlarından fazla slip çektiğini sonradan anladım. İşlemleri yaptığından ben haberdar değilim sonradan böyle olduğunu öğrendim. Ben firmadan yapılan alışverişlere ilişkin senet düzenleme yükümlülüğüm yoktur normal alışverişler için senet düzenlemedim ancak mahkemenizde anlattığım şekilde firmadan ayrılacağımı söylediğimde özel hayatıma ilişkin bilgileri söyleyeceğini diğer sanık bana söylediği için onun söylediği şekilde senetleri düzenledim ve imzaladım, meil order sisteminde kart şifresi yoktur sadece kart numarası ve son kullanma tarihiyle işlem yapılmaktadır. Ben zarara uğrayan kişiler için kendi adıma herhangi bir ödemede bulunmadım."
Dairemizdeki savunmasında; "Önceki savunmalarımı tekrar ederim, ekleyecek bir husus yoktur, ben bu şirkette 2000 yılında çalışmaya başladım, sözde intihar girişiminde bulunduğum iddia edildi, oysa ben bulaştığım pisliğin sebebi ile uğradığım depresyon üzerine intihar girişiminde bulundum, intihar için de D. otelini seçmemin sebebi bir bayanın tek başına girebileceği bir yerdi, ben bu intihar girişiminden sonra iki ay boyunca komada yattım, vücudumun her tarafı platinlidir ve halen de olmam gereken ameliyat var, bunun insanları aldatmaya yönelik olduğunu söylemek doğru değil.
Maddi durumuma gelince polis ifademde ayrıntılı olarak ifade verdim, şirkette son yıllarda maaşımızı alamıyorduk, hatta son yılda maaşımızı alamıyorduk, kredi kartımızla harcama yapıyorduk, ancak kredi kartımızın ödemesini şirket zaman zaman yapıyordu, olay tarihi itibariyle şirketten bir yıl maaş alacağım mevcuttu, benim o tarihlerdeki maaşım 750 TL civarındaydı, 31 Mart 2005 yılı kayıtlarına bakıldığında kendisinin usulsüz yaptığı görülecektir, zira kendi çek borçlarını ödemediğinden çeklerin karşılığını ödemek için kredi kartını kendi pos cihazından geçirerek çeklerin belli karşılığını ödemeye çalışıyordu, ayrıca diğer çalışanların ve yakınlarının kartlarını da bu şekilde kullanıyordu, o dönemdeki pos cihazı işlemleri ve sliplar incelenseydi bu kolaylıkla anlaşılacaktı, zira kayınpederininde şirketinden yazar kasa almasının söz konusu olmadığı ortaya çıkacaktı. 17.500 TL parayı kendi hesabıma geçirdiğim iddiasına gelince olay şu şekilde olmuştur. Benim maaşım zamanında ödenemediği için maaş ödememe karşılık olarak zaman zaman sanık Z. kendi internet banka hesabından benim kredi kartıma para havale etmiştir. Bu tek bir kalemde değil bu değişik kalemlerde gerçekleşmiştir, bizim çalıştığımız ve şirket olarak ifade edilen yer iki artı bir büro olup çalışanların birbirlerini görmemesi yada birbirlerinden habersiz işlemler yapması mümkün değildir. Tapu olayına gelince, tapudaki tahribatı ben yapmadım sanık Z. kendisi yapmıştır, ancak tefecilik olayı doğrudur, çünkü ben diğer çalışanlar gibi sanığın şirketine girdiğimde kendisine miktarını hatırlayamadığım teminat senedi vermiştim, bu senedimi alabilmek için tefecilerden para çektim ve peyderpey sanız Z.'a verdim, kendisinin hesapları incelendiği takdirde on onbeş günlük süre içinde para akışı olduğu görülecektir. Ben, sanık Z.'ın internet bankacılığı şifresini bilmem, kesinlikle onun hesabına girerek hiçbir yere para aktarmadım, kendisi banka hesaplarını incelediğinde böyle bir usulsüzlük olsa bunun hesabını sorardı. Senetlerdeki yazıların bir kısmının bana ait olması doğaldır, çünkü satış işlemleri sonrası senetleri ben düzenliyordum, daha önceki ifadem de belirtmiş olduğum gibi senetlerin iki tanesine sanık Z. bana imza attırdı, imza örnekleri alınması sırasında çelişkili imza attığım iddia edilmiş ise de, o dönemde elim alçılı olduğu için imzalarımda tutarsızlık olmuş olabilir."
Sanık Z. S. müdafii Dairemizdeki savunmasında; "Sanık Z. şirket yetkilisi değildir, şirkette çalışandır, ancak kendisinin herhangi bir sigorta kaydı mevcut değildir ve çalıştığına dair bir kayıtta yoktur, şirketin tüm gelirleri sanık Z.'a akmaktadır, yani değirmenin suyu oraya gidiyor, sanık Z.'in şirkette yetkisi olmadığı gibi banka işlemlerinde de herhangi bir yetkisi söz konusu değildir, kayıtlar incelendiğinde bunlar görülecektir. Duruşmalar sırasında bu konuda bazı belgelerde ibraz edildi, ancak değerlendirme yapılmadı, yine sanık Z. tarafından sanık Z.'e dolanbaçlı iftiralar yapılmaktadır. Sanık Z. 17 Kasım 2005 tarihinde intihar etmiştir. Kendisi altıncı kattan atlamıştır. İddia edildiği gibi sözde intihar girişimi değildir. Sanık Z. soruşturma aşamasında beyanları alınırken daha sonra gündeme getirdiği hiçbir hususu değinmemiştir, ancak banka kayıtları getirtirilip incelendikten sonra olayın kendisine doğru yöneldiğini anlayınca şuanda belirttiği şekilde iftiralar yön değiştirmiştir, ayrıca sanık Z.'in peşin satış yapıp paraları aldığını karşılığında slip çekip yada senet düzenleyip kendisinin cebine indirdiğini bu konuda peşin satış yapılan müşterileri dinlenmesini istemektedir, ancak aradan uzun zaman geçtiği için bu tanıkların gerçekliğinin denetimi de kalmamıştır, şirketin o dönemlere ait defter ve belgeleri mevcut değildir, bütün bu işlemlerin yanında vergiden de kurtulmuştur. Yine mail order yöntemi ile yapılan işlemlerin sanık Z.'ın takip etmesi mümkündür, çünkü yapılan işlemler sonrası form doldurularak bankaya ibraz edip kurum bunu karşılıyor. Resmi belgede sahtecilik suçuna konu senetlere gelince senetler incelendiğinde diğer sanığın da bu durumdan yararlanması mümkün olduğu gibi senetlerin aldatma yeteneği yoktur, bu senetler sanık Z. tarafından sanık Z.'e zorla imzalattırılmıştır, sanık Z. ve Z. arasında gönül ilişkisi olduğu da bir gerçektir. Olaylar hazırlık soruşturması aşamasında ayrıntılı şekilde anlatılmıştır ve somut olarak gerçektir. Yukarıda belirttiğim gibi sanık Z.'in bankada herhangi bir işlem yapması yetkisi yoktur, diğer sanık Z.'ın suçlarını da iştirak ettiğine dair bir delil de yoktur, iştirak etmemiştir, sanık Z. suçsuzdur, hazırlık soruşturması aşamasında Cumhuriyet savcılığınca bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. İnceleme sonunda bilirkişiler sanık Z.'in yasal bir sorumluluğunun olmadığını gündeme getirmişlerdir."
Sanık Z. G. soruşturma aşamasındaki savunmasında; "Ben bu suçların işlenmesi ile ilgili Z. K.ın fiilerine hiçbir şekilde katılmadım onunla ortak hakeret etmedim. Kredi kartlarına ilişkin olarak peşin olarak satış yaptığı müşterilerin paralarını alarak kendi cebine koyup daha önce kendileri ile mail order yoluyla kredi kartlarından çekim yapılmak üzere sözleşme düzenlenmiş müşterilerimizin kredi kartı numara ve diğer bilgilerini kullanarak peşin satış yapıp parasını peşin aldığı ve cebine koyduğu müşteri adına sahte mail order ve kredi kartı satış sözleşmesi düzenleyip bu mail order ve kredi kartı satış sözleşmesindeki bilgilere önceki müşterilerin kredi kartı numara ve bilgilerini yazmış, bundan çekim yaparak sanki peşin satış yaptığı müşteri adına vadeli satış gibi kasa giriş yapmış.
Bizim bilmediğimiz şikayet dilekçemizde yer almayan bilirkişiler tarafından belirlenen Z. K.'ın kendi kredi kartından çektiği dökümlerle ilgili sunacağımız delillerde izahlarımız vardır. Bu kısaca müşteri adına mail order düzenleyerek kendi kredi kartı numarasını yazıp çekim yaparak müşteriden tahsilat gibi gösterip kasaya girilmesinden ibarettir. Bunu müşteriye peşin sattığı parayı cebine atıp açığı kapatmak için yapmış. Suç ortaklarından P. Z.'e ilişkin P. Z.'in kredi kartlarından çekimleri de yine bu yöntemle yapmıştır. Senetle vadeli satış yapılmış vadesi gelen senetler tahsil edilmiş bu tahsilat kasaya yazılmayarak zimmetine geçirmiş bu açığı kapatmak için ise başka bir müşterinin kredi kartından sahte mail order sözleşmesi yaparak haksız çekim yapmış ve kasaya senet ödemesi olarak girmiş. Yine senetlere ilişkin, senet tahsilatlarını kasaya girmemiş bu tahsil edilen senet borçlusu adına tahsil edilmedi kaydıyla şirkete senedi iade etmiştir. Yine peşin satış yaptığı bazı ürünlerin parasını almış bunları kasaya vermeyerek zimmetine geçirmiş, bu satışı vadeli satış olarak göstererek bu müşteri adına sahte senetler düzenlemiştir. Bunlara ilişkin 5 sayfadan ibaret iddia ve savunmalarımızı sunuyoruz ayrıca 3 klasörden oluşan açıklamalı delillerimiz ile kasa defteri fotokopisini sunuyoruz. Önceki deliller çok karmaşık olduğundan bilirkişiler yanlış değerlendirmiştir. Bu sunduğumuz savunma ve klasör halindeki deliller üzerinden yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılmasını talep ediyoruz. Savunmanın başında belirttiğimiz peşin satış yapılıp aldığı paraları cebine koyduğu müşteriler ile kredi kartlarından bunu kapatmak için çekim yapılan müşterilerin açık adreslerinide deliller içerisinde sunduk. Sahte senetlere ilişkin de imza incelemesi istiyoruz."
İlk derece mahkemesindeki savunmasında; "Diğer sanık şirketimde sekreter olarak işe başladı. İki yıl içerisinde tüm işlere vakıf duruma geldi. Sekreterlikten sonra ön muhasebeye geçti. Oradaki yaptığı işlemler meil order sistemiyle kredi kartından para çekilmesi, senetlerin düzenlenmesi, satış yapılması, teslimat yapılması, senetlerin tahsil edilmesi işlemleridir. Bende satış yapıyordum, teslimat yapıyordum, senet düzenlemesi yapıyordum ancak meil order sistemiyle kredi kartından ben para çekmiyordum. Benim kendi şirketimi dolandırmam hayatın olağan akışına ve akla mantığa aykırıdır. Suça konu kredi kartından fazla çekim işlemlerini ve sahte senet olaylarının tamamını diğer sanık yapmıştır. Daha sonra şirketimin onurunu ve kendi şerefimi kurtarmak için sanığın mağdur ettiği insanların tüm zararlarını giderdim. Diğer sanığın senetlerden 11 tanesini kendisinin değişik tarihlerde düzenlediği grafolojik raporlarda tespit edilmiştir. Ben hiçbir şekilde senet düzenlemedim. Düzenlenen senet tarihleri kasa defterlerine de aynen geçmiştir. Yaptığı sahte satışlara ilişkin defterlere bilgileri aktarmış ve senetler de bunlarla uyumludur. Ayrıca şirketim hiçbir zaman zor durumda kalmamıştır. Bu zamana kadar çekim senedim yazılmamıştır bu nedenlerle müşterilerin kredi kartlarını kullanarak firmama finans sağlamak amacıyla para çekmek söz konusu değildir ben böyle bir işlem yapmadım. Ayrıca para miktarları da küçük rakamlardır benim 2005 yılı cirom 511.000TL dir. Mart ayı cirom 145.000TL dir bu nedenle başkalarının kartıyla para çekmek de söz konusu değildir. Önceki ifadelerimi de tekrar ederim, benim durumumum aksine diğer sanık mali bakımdan sıkışık durumdadır. 20.000TL borcu vardır."
Dairemizdeki savunmasında; "Önceki savunmalarımı tekrar ederim, ekleyecek bir husus yoktur.
Adalet aramak için mahkemeye başvurdum, adalete susamış bir kişinin susuzluğunun tüm nehirleri getirirseniz bile gideremezsiniz, sanık Z. benim yanımda işçi olarak çalışıyordu, ön muhasebe bakıyordu, 2005 yılında YTL'nin TL'ye dönüştürülmesi sırasında yoğun işlerim içerisinde kendisi işyerimde bazı usulsüzlükler yapmış, biz bu dönemde yazar kasa ticareti yapıyorduk, müşterilerden Z.'in yapmış olduğu usulsüzlüklerden dolayı sürekli şikayet gelemeye başlayınca şirketin tüm işyerini ve belgelerini incelemeye başladım, yaptığım incelemede bazı usulsüzlüklerin olduğunu ve Z.'in yaptığını tespit ettim, bu dönemde şirketimde ayrıca üç eleman daha çalışıyordu, inceleme sonucunda tespit ettiğim eksiklikler üzerine sanık Z.'i çağırdım, kendisine olayı sorduğumda pişman olduğunu belirtti ve bu zararları gidereceğini söyledi, ben de bunun üzerine kendisine avukatımın da bulunduğu ortamda ve personelim Birsen Altuntaş'ın olduğu zaman diliminde bu eksiklikleri gidermesini söyledim, kendisi bu zararları gidereceğini söyledi, ben kendisine 350 TL maaşla bu kadar zararı nasıl ödeyeceğini ve kurtulacağını sordum, o da bir evi olduğunu satıp ödeyeceğini söyleyerek bana 30 Eylül 2005 tarihinden bir gün sonra fotokopi bir tapu getirdi, tapuda kendi adı yazıyordu, yine bu görüşmeden on gün sonra kendisi 1.500 TL ödeme yaptı, bu arada müşterilerin şikayeti devam ediyordu, ayrıca 13.10.2005 tarihinde 750 TL'lik bir ödeme daha yaptı, ben müşterilerin mağduriyetini gidermek için 20.10.2005 tarihine kadar müşterilerimin zararlarını gidermek için 26.500 TL ödeme yaptım, bu husus bilirkişi raporunda da belirlenmiştir, ine sanık Z.'in kardeşi İ. Kaygusuz'u da şirket merkezine çağırdım, kendisine Z.'in yaptığı işleri anlattım, Z. bu sırada ortamı terk etti, 15.11.2005 tarihinde Z. intihar ettiği için polis şirketimize geldi, hakkımda intihara azmettirmeden dolayı tahkikat yapıldı, ancak sonuçta Cumhuriyet savcılığı takipsizlik kararı verdi, bu olaydan sonra sanık Z. ve yakınları beni taciz etmeye başladılar, arabama zarar verdiler, ben bunların hepsini karakola bildirdim ve şikayetçi oldum, bundan dolayı da yine takipsizlik kararı verilmiştir, ben bundan sonra ya Orman Kanunlarına yada hukuka başvurmaya karar verdim, 07.12.2005 tarihinde sanık Z. hakkında dava konusu eylemlerden dolayı şikayetçi oldum, bu arada Z.'in kendisine ait olduğu tapudaki evin annesine ait olduğunu, tapudaki ismini silip kendi ismini yazdığını gördüm, tapuyu mahkeme dosyasına ibraz ettim, ben bu olaydan sonra şikayetçi oldum, ancak mahkeme yeterli kovuşturmayı yapmadan, keza Cumhuriyet savcılığı da soruşturma yapmadan benim hakkımda dava açtı ve mahkeme benim lehime olan gerekçeyi aleyhime kullanarak, yani benim tüm bu eylemleri iflas etmekte olan şirketimi kurtarmak için yaptığım belirterek mahkumiyet kararı verdi, oysaki ne Cumhuriyet savcılığı soruşturma aşamasında ne de mahkeme kovuşturma aşamasında benim şirketim hakkında araştırma yapmadı, benim bildirdiğim delilleri de dikkate almadı, benim şirketimin zor durumda olduğunu mahkeme nasıl karar vermiştir, ancak bir şirketin zor durumda olması çekin karşılıksız çıkması, senedinin protesto edilmesi, personel maaşının ödenmemesi, borcunun bulunması, hakkında icra takibinin bulunması ve kredi borçlarının bulunması gerekir, oysa benim böyle bir borcum yoktur, ayrıca geçmiş bir ödemem söz konusu değildir, ancak sanık Z. kendisi 350 TL maaşla çalışan olup, değişik bankalarda 17.500 TL borcu bulunmaktadır. Ayrıca benim şirketimden kendi hesabına 17.500 TL para aktardığı bilirkişi raporuyla da tespit edilmiştir. Yine tanık olarak dinlenen İ. Kaygusuz sanık Z.'in annesinin tapu kaydını kullanarak tefecilerden 20.000 TL borç aldığını bildirmiştir. Senetlerle ilgili olarak da dosyada yaklaşık otuz ayrı sahtecilik suçundan dava açılmıştır. Şirketimizde satım işlerini Z. yapmakta ve kasa defterini de sanık Z. tutmaktadır. Sanık Z.'in malları satarken önce sipariş alması ve fatura kesmesi ve ona göre işlem yapması gerekirken, sanık nakit olarak satış yapmış ancak alıcıların bilgisi dışında senetle satış yapmış gibi senet düzenleyip kasaya koymuş ve kasa defterine taksitle ve senetle yapıldığını şerh düşmüş, bu senetler üzerinde yapılan incelemede onyedi adet senetteki imzanın bana ait olmadığı, bir tanesindeki yazı ve imzaların sanık Z.'e ait olduğu, sekiz adet senette ise sonradan ilave edildiği belirtilmiştir, benim bu ilave yaptığım senetler sahte olduğunu bilmeden önce benim günlük yaptığım işlemlere ilişkindir.
Kredi kartlarının kötüye kullanılması suçuna ilişkin olarak yukarıda belirttiğim gibi işyerinde çalışan sanık Z. aynen diğer peşin işlemlerinde olduğu gibi burada da yazar kasaları müşterilere peşin olarak sattığı halde müşterilerden önceden almış olduğumuz kredi kartı bilgilerini kullanarak müşterilerin kart hesaplarından mail order yöntemi ile para tahsil etmiş ve kasa defterine de işlemlerin mail order ile yaptığını yazmış, sipariş formlarına da bunu yazmış, ben ilk derece mahkemesinde de bu işlemleri yapan yani alım işlemini yapan müşterilerin dinlenmesini istemiştim, ancak mahkeme bu talebimizi reddetti, eğer yazar kasaları peşin alıp giden müşteriler olarak dinlenseydi bu olay aydınlatılacaktı, ancak mahkeme bu müşterileri dinlenmekten sakındı.
Şirkette satış işlemleri ön muhasebe olarak yapılır, nakit yada kredi kartı ile yapılan satışlar kasa defterine işlenir, hesap verirken de bana nakit işlemlerin parası verilir, kredi kartı ile palına işlemlerin slipleri verilir, eğer senetler ile satış yapılmışsa senetler ibraz edilir, ben mail order yöntemi ile yapılan satışların gerçek olup olmadığını denetleyemedim, çünkü sliplerde kredi kartlarının ilk dört ve son dört rakamları yer aldığından ayrıca isim de yer almadığından kimden çekildiğini tespit edemedim. Ben müşterilerden gelen şikayetler üzerine mail order yöntemi ile yapılan satışların mümkün olduğunca azaltılmasını istedim, ancak sanık bu seferde nakit yapmış olduğu satışları da nakitleri cebine atarak yerine sahte senetler düzenleyerek kasaya işlemiş. Ben senetlerin vadesi gelmeden durumu tespit ettim.
Sanık Z. suçtan kurtulmak için benim kendisini evlenme vaadiyle kandırdığımı, evlenmediğim için de intihar etmeye teşebbüs ettiğini söyledi, ayrıca kendisini tehdit ederek senetleri imzalattırdığımı iddia etti, zorla senet imzalattırma iddiası sebebiyle hakkımda Ağır Ceza Mahkemesine kamu davası açıldı, mahkeme beraat kararı verdi, Yargıtay tarafından da onandı, ben adaletin tecelli edeceğine inanıyorum. Sözde intihar girişimi olarak ifade etmemdeki sebebim şudur, sanık ekonomik durumu kötü olan bir kişidir, ancak olay günü kendisi D. oteline giderek intihara teşebbüs etmiştir."
Sanık Z. G. müdafiilerinin Dairemizdeki savunmasında; "Bu aşamada müvekkilimin beyanlarına iştirak ediyoruz, sanık olayı ayrıntıları ile anlatmıştır. Kendisi mahkemece aleyhine hüküm verilmesine sebep olan belgeleri bizzat mahkemeye şikayetçi olarak sunmuştur, istinaf dilekçemizde ayrıntılı olarak savunmalarımızı belirttik. Mahkeme sahtecilik suçunun mağduru olan sekiz kişiyi dinlememiştir. Cumhuriyet savcılığı ancak altı yıl aradan sonra kamu davası açabilmiştir. Biz kamu davası açıldıktan sonra mahkemeye klasörlerce belge ibraz ettik, tanık dinlenmesini talep ettik, ayrıca bilirkişi incelemesi yapılmasını istedik, mahkeme bu isteklerimizi reddetti, olayın mağduru olmamıza rağmen müvekkilim Z. hakkında mahkumiyet kararı verdi."
Şikayetçi A. T. soruşturma aşamasındaki beyanında; "Yeni açmış olduğum işyerini şube olarak açtım. Hanımeli Sokak 51/D Sıhhiye adresinde faaliyet gösteren işyeriıııe 2005 yılı Eylül ayında B. Elektronik’ten yazar kasa aldım. Yazar kasa alırken B. Elektronik’ten Z. K. isimli bayan işyerimize yazar kasayı getirdi. Anlaşmış olduğumuz fiyat olan 350 YTL.yi peşin olarak kendisine verdim, o da benim adıma 350 YTL.lik faturayı kesti. Bana göstermiş olduğunuz 4 ayrı senet olarak düzenlenen ve 2005 yılının 10.ayında başlayıp 2006 yılının Ocak ayında biten 100 YTL.lik toplam 400 YTL.lik senet adet senette bulunan imzalar bana ait değildir. Ben yazar kasa alınlından dolayı hiçbir şekilde senet imzalamadım. Bu senetlerden de haberim yoktur. Zaten yazar kasayı peşin aldığım için düzenlenen senetleri imzalamam söz konusu değildir. Bu senetlerden dolayı herhangi bir şekilde icra takibi gelmedi. Ancak ileride oluşabilecek icra takibinden B. Elektronik isimli işyerinin yetkilileri sorumludur. İşyerimiz adına sahte olarak senet düzenleyen şahıs ve B. Elektronik yetkililerinden davacı ve şikayetçiyim."
Mağdur A. A. ilk derece mahkemesindeki beyanında; "Ben daha önce poliste ifademi vermiştim o ifademi tekrar ediyorum, senet karşılığı yazar kasa almıştım. Parasını ödedim senetlerimi aldım. Senet de M. A. ismi yazılıydı Mustafa benim babamdır 1990 yılında Sudi Arabistanda vefat etmiştir 2005 yılında onun adına sahte senet düzenlenmiştir senet icraya konulmadı. Soruldu: Ben yazarkasayı şu anda kimden aldığımı hatırlamıyorum B. firmasından almıştım, şikayetçi değilim."
Mağdur A. S. soruşturma aşamasındaki beyanında; "2005 yılı Haziran ayı içerisinde B. Elektronik isimli firmadan bir adet Olivetti 2002 marka yazar kasa aldım ve bu yazar kasanın parasını peşin olarak firmada ismini Z. olarak bildiğim bayana verdim bu bayanda bana faturamı ibraz etti.
B. isimli firmadan 2006 yılı Ocak ayı içerisinde ismini şuan hatırlamadığım bir şahıs gelerek B. firmasının sahibi olduğunu, Z. isimli bayanın firmayı dolandırdığını ve benim peşin aldığım yazar kasayı kredi kartı ile almış gibi gösterdiğini beyan ederek konu ile ilgili benide karakoldan çağırabileceklerini söyledi,
Ben bu firmadan peşin olarak alış veriş yaptım ve yaptığımı bu peşin alış verişe ait faturamıda Z. isimli bayan bana teslim etti.
Ayrıca bana göstermiş olduğunuz B. Elektronik isimli firmanın benim adıma düzenlenmiş olan Kredi kartı satış sözleşmesindeki imza ve yazılar bana ait değildir, daha öncede söylediğim gibi ben bu firmadan aldığım yazar kasayı peşin alarak aldım ve faturamı da buradaki Z. isimli bayan bana ibraz etti. Benim bu konu ile ilgili söyleyeceklerim bunlardan ibarettir. Şikayetçi değilim."
Mağdur A. İ. ilk derece mahkemesindeki beyanında; "Ben adı geçen firmadan hiçbir şey almadım ancak sonradan senet düzenlendiğini öğrendim. Şikayetçi değilim."
Mağdur B. D. ilk derece mahkemesindeki beyanında; "Ben terazi tamir firmasında çalışırım, Sanık Z. 'ı da zaman zaman tamire terazi gönderdiği için tanırım bende onlara müşteri gönderirim. Yazar kasa alacaklara onlara yönlendiririm yiğenim yazar kasa almak için gelmişti. Z. hanımdan bir yazar kasa aldım iki ayrı sanığa 115TL ödedik ayrıca 230TL lik iki senet düzenleyip verdim bunun dışında suça konu senetleri ben düzenlemedim. Şikayetçi değilim."
Katılan F. Ç. ilk derece mahkemesindeki beyanında; "Ben soruşturma safhasında ifade vermiştim muhasebe bürosu sahibiyim A. E. isimli müşterim adına yazar kasa almıştım. Ancak ben kendi adıma hiç yazar kasa almadım. Herhangi bir taahhütname düzenlemiş değilim, benim adıma bu yapıldıysa şikayetçiyim, davaya da katılma talebim vardır."
Mağdur F. T. B. soruşturma aşamasında alınan beyanında; "Emekli öğretmenim, Tuna Caddesi Çanakcı İşhanı No:11/1 Kızılay/Ankara adresinde faaliyet gösteren, oğlum R. B. B.'nın işlettiği B. Fotokopi isimli işyeri benim adımadır, oğlumun işlettiği B. Fotokopi isimli işyerine 2005 yılı Ekim Ayında B. Elektronik'in yazar kasa alındı, yazar kasayı peşin olarak 350 YTL'ye satın aldı, bana göstermiş olduğunuz sipariş ve dört adet senette bulunan imzalar bana ait değildir, ben yazar kasa alımından dolayı hiçbir şekilde senet imzalamadım, zaten peşim aldığımız için düzenlenen senetlere benim ve oğlumun imzalaması söz konusu değildir, ancak ileride oluşabilecek icra takibinden B. Elektronik isimli işyerinin yetkilileri sorumludur."
Mağdur F. Y. A. ilk derece mahkemesindeki beyanında; "Ben 2005 yılında mağazaya giderek bir bayandan yazar kasa aldım şu anda kim olduğunu bilemem nakit aldım emniyetten çağrıldığımda adıma senet düzenlendiğini öğrendim. Emniyete çağrılmadan önce de firmadan bir bey tarafından arandığımı hatırlıyorum, Bana bir mağduriyet yaşayıp yaşamadığımı, çalışanının ayrıldığını söylemişti bende bir problem yaşamadım dedim. Şikayetçi değilim"
Mağdur G. C. ilk derece mahkemesindeki beyanında; "Olay tarihinde yazar kasa almam gerekiyordu iş yerine gittim bir bayanla konuştum ancak görüştüğüm bayan huzurda bulunan sanıkmıydı yoksa bir başkasımıydı hatırlamıyorum yazar kasayı görüştüğüm bayan teslim etti bende nakit olarak bedelini ödedim kredi kartı çekimi ya da senet düzenlemem söz konusu değildir. Ben yazar kasayı 2005 yılında aldım 3-4 yıl sonra firmadan bir bay aradı kendisini tanıtmadı ancak benim adıma senet düzenlenmiş olduğunu yazar kasayı senet karşılığı almış gibi gösterildiğini ancak borcun benim olmadığını bun düzenleyen arkadaşı mahkemeye verecez dedi gerekirse mahkemeye gelirmisin dedi bende gelirim dedi senetten dolayı benim herhangi bir zararım olmadı şikayetçi değilim."
Şikayetçi H. S. K. ilk derece mahkemesindeki beyanında; "G. Tıp Gereçleri ve İlaç San. Ltd. Şti. de genel koordinatör olarak çalışıyordum, iş yerine B. firmasından yazar kasa aldık, bir bayan geldi, yazar kasayı o teslim etti, nakit olarak da parayı ödedim ve faturayı aldım, böylece aramızda alacak borç ilişkisi kalmadı, bu olaydan bir yıl kadar sonra beni iş yerinin sahibi olduğunu söyleyen Z. G. telefonla aradı ve G. G. ile görüşmek istediğini söyledi, ben de öyle birisi yok dedim, kendisi bana Z. hanımdan yazar kasayı nakit mi aldınız dedi, ben de evet dedim, G. G. adına senet var dedi, ben G. G. diye birisi yok o uydurulmuş dedim, benim ismimi sordu, ben de ismimi söyledim, daha sonra emniyetten beni çağırdılar, senette ismimin olduğunu gördüm, benle konuştuktan sonra benim kim olduğumu ismimi öğrenen kişi Z. G.'dır, bu nedenle Z. G.'dan şikayetçiyim, diğer bayandan şikayetçi değilim, davaya katılma talebim yoktur" demiş, Dosya içerisinde bulunan 29.05.2006 tarihli ifadesi okunup, fatura gösterilip sorulduğunda; " okunan ifadem doğrudur, gösterilen fatura da yazar kasayı aldığımıza ilişkin ve bedelini ödediğime dair faturadır."
Şikayetçi H. Ç. ilk derece mahkemesindeki beyanında; "Ben Peşin para ile yazar kasa almıştım. Herhangi bir senet de düzenlememiştim. Buna ilişkin daha önce poliste ifademi vermiştim o ifademi aynen tekrar ediyorum düzenlenen senetten dolayı icra takibi yapılmadı. Maddi anlamda bir zararım olmadı Ancak şikayetçiyim, davaya katılma talebim yoktur, yazar kasayı eşim Muzaffer Özdemir almaya gitmişti. Parayı da ödedi Bu nedenle yazar kasayı kimden aldı kime ödedi bilmiyorum."
Mağdur H. A. ilk derece mahkemesindeki beyanında; "Bende B. firmasının broşüründen bir yazar kasa beğendim işyerime bir bay ve bir bayan geldi sonra kart numaramı verdim çekim yaptılar. Ekstreden fazladan para çekildiğini gördüm Firma sahibi Z. ile görüştüm. Kasayı satan elamanın fazladan çektiğini söyledi daha sonra param yatırıldı şikayetçi değilim."
Mağdur İ. S. L. M. ilk derece mahkemesindeki beyanında; "Ben firmaya ortağımla beraber gittim. Ödemesi peşin yapıldı. Yazar kasayı aldım bir hanfendi ile görüştüm. Sanık Z. miydi değil miydi bilemiyorum, Sonradan soruşturma safhasında adıma düzenlenmiş bir senet olduğu ortaya çıktı ben herhangi bir senet düzenlemedim maddi bir kaybım yoktur şikayetçi de değilim."
Şikayetçi İ. K. ilk derece mahkemesindeki beyanında; "Ben serbest Avukatlık yapıyorum. Sanıkların firmasıyla herhangi bir ticari alışverişim olmadı yalnızca sanıklardan Z.'i çocukluğundan beri tanırım alışverişim olmamasına rağmen daha önce soruşturma safhasında söylediğim gibi adıma senet düzenlenmiş, Sanık Z.'ten şikayetçi değilim, diğer sanık Z. G.'dan şikayetçiyim, bu senetden dolayı maddi anlamda bir zararım yoktur, davaya da katılma talebim yoktur" demiş, Sanık Z. G. müdafinin talebi üzerine müştekiden sorulduğunda; Ben sanık Z.'ı tanımıyorum, kendisiyle görüşmüşlüğümüzde yoktur Beni serbest avukatlık yaptığım için başkaları beni tanıyabilir kendisi de tanıyabilir kartımı bir yerden bulmuş olabilir. ancak ben kendisini tanımıyorum."
Mağdur İ. B. soruşturma aşamasındaki beyanında; "Pınarbaşı Mah. Akarsu Sok.61/E Keçiören/Ankara adresinde faaliyet gösteren B. Medikal isimli iş yerinin sahibiyimdir. Sormuş olduğunuz B. Şirketinden hatırladığım kadarıyla 2005 yılı sekizinci ay içerisinde iş yerim için bir adet yazar kasa satın aldım, satın alırken burada çalışan isimlerini bilmediğim iki adet bayanla muhatap oldum, aldığım yazar kasanın fiyatı olan yine hatırladığını kadarıyla 400.YTL'yi peşin olarak bu şahıslara verdim ve karşılığında fatura aldım. Bana göstermiş olduğunuz borçlu kısmında ismimin yazılı olduğu 325.YTL. lik senet fotokopisi üzerindeki imza kesinlikle bana ait değildir, benim böyle bir senetten haberim yoktur, dediğim gibi ben bu şirketten fotokopi makinasını peşin olarak almıştım."
Mağdur İ. Y. soruşturma aşamasında alınan beyanında; "Kuru temizleme dükkanını 2005 yılı Ağustos ayından beri eşim ile birlikte işletirim. 2005 yılı Ağustos ayında yeni açacağımız kuru temizleme dükkanımıza araştırmalarımız sonucu bulduğumuz B. Elektronikten yazar kasa almaya karar verdik. B. Elektroniği eşim Y. Y. arayarak Z. Hanım ile görüştü. Kendisi ile yazar kasa almam konusunda anlaştıktan sonra yazar kasayı işyerimize gelerek kurabileceklerini söylediler. 2005 Eylül ayı içerisinde Z. Hanım isimli şahıs işyerimize geldi. Bizim işyerimize ve eşimin ağabeyinin dükkanına da yazar aldığı için ikisini beraber getirdi. yazar kasaları benim ve eşimin ağabeyinin hanımı olan N. Y. adına peşin olarak hatırladığım kadarı ile 380 YTL. ye aldık. Biz paramızı işyerinde peşin verdik ve faturamızı aldık. Bunun haricinde herhangi bir şekilde senet imzalamadık. Bana göstermiş olduğunuz senetten haberim yoktur ve senette bulunan imzalar bana ait değildir. Bu senet karşılığı herhangi bir icra takibi gelmedi. Bu senedi ne amaçla yaptıklarını bilmiyorum."
Katılan K. A.ilk derece mahkemesindeki beyanında; "Ben işyerine gittim. Bir erkekle görüştüm. Ancak kim olduğunu şu anda hatırlamıyorum, soruldu: huzurda bulunan sanıkları ben tanımıyorum. bir bayla görüştüm. yazar konusunda anlaştık. İşyerine gitmiştim. Kredi kartıyla tek çekimde ödemek üzere sözleşme yaptık. Anlaştığımız gibi tek çekimde yazar kasa parası ödendi. Soruşturma safhasında hakkımda senet düzenlendiği söyledi ben senet filan vermedim" demiş, Soruşturma safhasındaki beyanı okunup, aykırılık nedeniyle sorulduğunda; "Aradan zaman geçtiği için olayı hatırlayamamış olabilirim. Okunan ifadem doğrudur. Sanıklardan şikayetçiyim, maddi anlamda kaybım olmadı ancak psikolojim bozuldu şikayetçiyim davaya da katılma talebim vardır."
Şikayetçi N. Ş. soruşturma aşamasında alınan beyanında; "Ş. E. isimli işyerimi 1995 yılında beri çalıştırırım, 2005 Eylül ayı içerisinde işyerime yazar kasa almaya karar verdim, dağıtmış oldukları broşürden kendilerini arayarak ismini hatırlamadığım bir bayan ile telefonla görüştüm, 16.09.2006 günü işyerine yine aynı bayan geldi ve yazar kasayı kurdular, anlaşmış olduğumuz 320 TL'yi peşin olarak ödedim, bu ödemenin karşılığında bana 320 YTL'lik tutar karşılığı 004058 nolu faturayı kesti. Ben peşin altığım için herhangi bir şekilde senet imzalamadım. Bana göstermiş olduğunuz borçlusu Ş. E. yazılı 19.10.2005, 19.11.2005, 19.12.2005 ve 20.01.2006 tarihli beş adet ayrı senetten haberim yoktur ve bu senetlerde bulunan imzalar bana ait değildir, bu nedetler karşılığı işyerimize herhangi bir icra takibi gelmedi, ancak ileride oluşabilecek icra takibinden B. Elektronik isimli işyerinin yetkilileri sorumludur, benim adıma sahte senet düzenleyen şahis ve B. Elektronik yetkililerinden davacı ve şikayetçiyim, "
Mağdur N. K. soruşturma aşamasında alınan beyanında; "E. Collection isimli işyerini yaklaşık bir senedir işletirim. Ben 2005 yılı Mayıs ayı içerisinde kendi adıma açmış olduğum işyerime araştırmalarım sonucu bulduğum B. Elektronik’ten yazar kasa almaya karar verdim. B. Elektroniği aradım, Z. K. ile görüştüm, kendilerinin gelebileceklerini söylediler. Z. Hanım işyerime gelerek kendisi ile yazar kasa almam konusunda konuştuk ve 486.00 YTL.ye anlaştık, paranın hatırladığım kadarı ile sözleşmeyi yaptığımızda biraz peşin verdim, geri kalan 434.00 YTL'yi kendi adıma olan İş Bankasına ait kredi kartımdan çekilmek üzere 7 taksite bölündü, işyerimde Z. K. tarafından Kredi Kartı Satış Sözleşmesi yapıldı ve ben de imzaladım. Kredi kartımdan taksitlerim ödenmeye başlanmıştı, ancak ikinci taksit olan 27.07.2005 tarihinde 62.00 YTL.lik çekimden sonra 30.07.2005 tarihinde 500.00 YTL.lik çekim yapıldığını hesap ekstremde gördüm. Ben de bunun üzerine bankadan Kredi kartı hesap ekstremi detaylı çıkardıktan sonra B.’a gittim. Z. K. bana kendi işyerlerinde çalışan elemanlarının yanlışlık yaptığım, bir başka müşterinin hesabından çekilmesi gereken tutarın benden çekildiğini söyledi. Ben de öncelikle kredi kartı sözleşmesini iptal ettirdim, kredi kartımın ödeme gününün son günü olduğunu, bu gün saat 16.00'a kadar ödemeleri gerektiğini söyledim. Bundan sonraki taksitleri işyerime gelerek elden ödeyeceğimi, bundan sonra herhangi bir şekilde kredi kartı satış sözleşmesi imzalamayacağımı söyledim. Akabinde Z. K. da bana elden 500 YTL. elden getirdi, ben de elden aldığıma dair yazı yazarak imzaladım ve parayı kredi kartı borcuma karşılık ödedim. Daha sonraki taksitlerimi gelerek elden aldı ve ben de bulunan kredi kartı sözleşmesinin yanına imzasını attı. Ancak son iki taksitimi almaya gelmedi. Daha öncede beyan ettiğim gibi taksitim 2006 Şubat ayında bitmiyordu, aksine son taksitimin ödeme günü 27 Aralık 2005 tir.
Bana göstermiş olduğunuz soyadının Kalay olarak yazıldığı 30.05.2005 tarihindeki senetteki imza benim imzama benziyor, ancak böyle bir senet imzaladığımı hatırlamıyorum., senette görüldüğü gibi taksitlerim 27.12.2005 te bitmekte idi ancak senette görüldüğü gibi fazladan iki aylık 62 YTL.den taksit yazılmış, bunun haricinde senet tarihi belli olmayan taksitlerin tarihi olarak 27.08.2005, 27.09.2005, 27.10.2005, 27.11.2005 tarihli olmak üzere toplam dört takside bölünmüş, aylık 70 YTL.den olmak üzere toplam 280 YTL.lik senet ve senette bulunan imza bana ait değildir. Senetlerden hiç bir şekilde haberim yoktur. Şikayetçi değilim."
Mağdur N. Y. ilk derece mahkemesindeki beyanında; "Ben daha önce poliste vermiş olduğum ifademi aynen tekrar ediyorum kuru temizleme dükkanımıza yazar kasa almıştık. Tam hatırlayamıyorum ancak bir kısmını ödemiştik kalana da senet vermiştik, karşılığını ödeyip senedi aldık ancak sonradan bir senet daha düzenlenmiş, o senet bizim tarafımızdan düzenlenmemiştir sahte olarak düzenlenen senet icraya konu edilmedi herhangi bir zararımız da yoktur şikayetçi değilim" demiş, sanık Z. müdafinin talebi üzerine sorulduğunda; " Yazar kasayı almaya Eşim Seyhan gitmişti satışı kimin yaptığını bilmiyorum."
Mağdur O. T. ilk derece mahkemesindeki beyanında; "Ben Z. hanımdan yazar kasa aldım. Sözleşme yaptım 300TL ye anlaştık 50TL peşin verdim. 300TL ye 5 tane senet düzenledi. Ben bu senetleri birebir ödedim. Ödedikten sonra 5 senedi de aldım dosyamda biriktirdim borcumun bitmesine rağmen vermediğim halde 6.senet geldi. Tahsilatçı bir bay getirdi. Ancak kim olduğunu bilemiyorum, ben borcumun olmadığını, senetlerimi ödediğimi söyledim bizi ilgilendirmez dediler. Ben de Sorumlu olan Z. Beyle görüştüm. Durumu anlattım. son getirilen senedin bana ait olmadığını söyledim kendisi de iyi düşünün dedi. Bende ısrar edince tamam hallederiz dedi. ve olay kapandı. Sonradan soruşturmaya konu edildi. İcra takibi vs. olmadı. Şikayetçi değilim."
Mağdur S. Ö. ilk derece mahkemesindeki beyanında; "Ben B. firmasından iki adet yazar kasa almıştım karşılığında senet vermiştim parasını ödeyip senetleri aldım daha sonra karakola çağrıldığımda başka senetlerin sahte olarak düzenlendiğini öğrendim ben imzaladığım senetleri geri almıştım başka senet düzenlemedim, şikayetçi değilim, yazar kasaları hangi şahıstan aldığımı hatırlamıyorum."
Mağdur S. Ş. ilk derece mahkemesindeki beyanında: "Bende yazar kasa almıştım. 100TL peşinle olarak satın almıştım 4 tane de oğlum Şenol Şahin ismine senet verdim. senetlerimin karşılığını ödedim senetlerimi aldım borcum bitmişti Emniyetten çağrıldığımda sahte senet düzenlendiğini öğrendim. Benim verdiğim senetleri geri almıştım suça konu senetleri ben düzenlemedim, şikayetçi değilim, yazar kasayı da bir erkekten almıştım kim olduğunu bilmiyorum."
Mağdur S. A. soruşturma aşamasında alınan beyanında; "S. İNŞAAT MAD.SAN.TİC.LTD.ŞTİ. isimli işyerinin sahibi ve yöneticisiyim, bu işyeri yaklaşık olarak sekiz yıldır inşaat yapımı ve inşaat kapı ve çelik kapı satımı üzerine faaliyet göstermektedir. İşyerimin Turan Güneş Bulvarı 72/ B Çankaya ve Ümitköy de kapı ve Çelik kapı üzerine showroomları vardır.
Firmamın showroomlarına yazar kasa ihtiyacını B. isimli Firmadan 23.06.2004 tarihinde bir hafta vadeli olarak satın aldım ayrıca 20.07.2005 tarihlerinde peşin olarak bir yazar kasa daha satın aldım, bana göstermiş olduğunuz. B. isimli firmaya ait ve benim firmamın borçlu olduğu taahütname ve satış sözleşmesindeki imza bana ait değildir, satış sözleşmesi üzerindeki kaşe ise benim sahibi olduğum firmaya aittir, ben yazar kasaları Z. G. isimli şahıstan almıştım. Zaten ifadem ekinde size sunmuş olduğum sipariş formunda da ismi ve imzası mevcuttur. Ben almış olduğum yazar kasaların fatura fotokopilerini de ifadem ekinde sunuyorum, ayrıca bana göstermiş olduğunuz satış sözleşmesine istinaden herhangi bir icra takibi gelmedi. Firmamın showroomlarını da tarihten yaklaşık 5-6 ay kadar önce devir ettim ve yazar kasaları da mâliyenin hurdalığına teslim ettik. Bu senedi ne amaçla yaptıklarını bilmiyorum."
Şikayetçi S. A. soruşturma aşamasında alınan beyanında; "Ben Çamlıca Mah.l. Sokak No:6 Yenimahalle adresinde faaliyet gösteren A.lar Nak.Taah.Pet.Pz.Ltd.Şti.nin yetkilisiyimdir, şirketimizin Ankara’da toplam dört tane şubesi bulunmaktadır. Bana göstermiş olduğunuz 15.10.2005 tarihli, 380.YTL. meblağlı, ödeyecek kısmında şirket ünvanımızın, telefonumuzun ve benim ismimin yazılı olduğu senet fotokopisi üzerindeki imzalar kesinlikle bana ait değildir, ben Sıhhiye semtinde faaliyet gösteren B. isimli bir Firmayı kesinlikle tanımıyorum, kendilerinden herhangi bir yazar kasa ve başka bir malzeme satın almadım, imzamı taklit ederek adıma sahte senet düzenleyen şahıslardan davacı ve şikayetçiyim, haklarında gerekli yasal işlemin yapılmasını istiyorum, Benim bu konu ile ilgili olarak bildiklerim ve söyleyeceklerim bunlardan ibarettir."
Katılan R. A. ilk derece mahkemesindeki beyanında; "2005 yılında yazar kasa almak istedim B. firmasını aradım bir bayanla görüştüm kim olduğunu hatırlamıyorum yazar kasa almak istediğimi söyledim peşin alacağımı söyledim bilgilerimi verdim daha sonra iş yerime 2 orta yaşta şahıs geldi yazar kasayı teslim etti parasınıda nakit olarak ödedim fatura fotokopisini ibraz ediyorum bir buçuk yıl sonra emniyetten aradılar gittiğimde nakit aldığım yazar kasa için benim yerime senet düzenlendiğini öğrendim başkaları imzalamış senet tahsilata konulmadan bunu öğrendim senetten dolayı bir zararım olmadı ancak şikayetçiyim soruldu: Bir bayanla görüştüm ancak huzurda bulunan bayanmı değilmi bilmiyorum senetlerle ilgili firmadan aranmadım emniyetten arandım davaya katılma talebim de vardır."
Mağdur Y. M. A. soruşturma aşamasındaki beyanında; "Ben 2005 yılı Temmuz ayı içerisinde yeni açmış olduğum işyerime araştırmalarım sonucu bulduğum B. Elektronikten yazar kasa almaya karar verdim. B. Elektronik’i arayarak Z. Hanım ile görüştüm. Kendisi ile yazar kasa almam konusunda konuştuk ve 450 YTL.ye anlaştıktan sonra yazar kasayı işyerime gelerek kurabileceklerini söylediler. 20.07.2005 günü Z. Hanım isimli şahıs işyerime geldi. Kendisine 150 YTL.sini nakit olarak verdikten sonra geri kalan 300 YTL tutarı İş Bankasından almış olduğum kendime ait kredi kart bilgilerinin yazılı olduğu Kredi Kartı Satış sözleşmesi hazırlandı ve imzaladık. daha sonra Yazar kasayı kurdular, garanti belgesini verdiler. Taksitlerim düzenli çekilerek iki taksit sonucu Ağustos ayı sonunda taksitlerim bitti. Daha sonradan benden kredi kartımdan fazladan 415 YTL.lik çekim yapılmıştı, daha sonra işyeri sahibi mağduriyetimi gidermişti. Bunun haricinde ben hiçbir şekilde senet imzalamadım. Bana göstermiş olduğunuz senet dökümünde görüldüğü gibi 30.07.2005-30.08.2005-30.09.2005 tarihlerinde ödenmek üzere düzenlenmiş toplam 450 YTL.lik senetten haberim yok ve hiçbir şekilde imzalamadım. Bana bu senet karşılığı herhangi bir icra takibi gelmedi. Bu senedi ne amaçla yaptıklarını bilmiyorum, benim bu konuda mağduriyetim olmadığı için herhangi bir şikayetim de yoktur, " şeklinde beyanlarda bulunmuşlardır.
DELİLLER:
-Emanet makbuzu,
-07.12.2015 tarihli bilirkişi raporu,
-Banka yazıları,
-Tanık beyanları,
-Sanıkların nüfus ve sabıka kayıtları,
ESAS HAKKINDA MÜTALAA:
Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Savcısı esas hakkındaki mütalaasında: "Sanıklar hakkında mağdur H. A.'e yönelik banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması iddiasıyla ve TCK'nın 245/1 maddesi cezalandırılmaları istemiyle ve bir kısım mağdur, müşteki ve katılana yönelik resmi evrakta sahtecilik suçunu işlediklerinden bahisle ve TCK'nın 204/1 maddesiyle cezalandırılmaları istemiyle açılan kamu davasının yapılan yargılaması sonucu, sanıkların ayrı ayrı mahkumiyetlerine karar verildiği anlaşılmakla yapılan incelemede, öncelikle hüküm fıkrasının 33 ve 49. maddelerinde sanık Z.'ın şikayetçi Hediye'ye yönelik resmi belgede sahtecilik suçundan açılmış tek dava olduğu halde iki kez cezalandırılması ve sanık Z. S.'e yönelik hüküm fıkrasının 94 ve 110 maddelerinde aynı şikayetçiye yönelik tek dava açıldığı halde iki kez hüküm kurulduğu görülmüşse de, 49 ve 110 bendlerdeki hükmolunan mahkumiyet kararlarının şikayetçi İlknur'a yönelik olduğunun kabulü ile yapılan incelemede,
1-Sanıkların mağdur H. A.'e yönelik banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması suçuna yönelik incelemede, suç tarihinin 31.05.2005 olduğu ve suçun 765 sayılı TCK'nın 525/b-son maddesi kapsamında bulunduğu ve yine TCK'nın 102/4 ve 104/2 maddeleri gereğince 7, 5 yıllık kesintili zaman aşımı süresine tabii olduğu, suç tarihi ile inceleme tarihleri arasında bu sürenin dolduğu anlaşılmakla sanıklara atılı bu suçun düşürülmesine karar verilmesine,
2-Sanıkların bir kısım şikayetçi, mağdur ve katılana yönelik resmi evrakta sahtecilik suçundan açılan kamu davasının yapılan incelenmesinde, suça konu senetlerin unsurlarının eksik olduğu dolayısıyla TCK'nın 204/1 maddesinde yazılı suçun unsurlarının oluşmadığı, TCK'nın 207 maddesinde yer alan özel belgede sahtecilik suçuna dönüşebileceği, ancak bu suçun oluşabilmesinin de suça konu senetlerin kullanılması gerektiği, yapılan incelemede senetlerin kullanıldığına dair herhangi bir iddia ve dosyaya yansıyan belge ve bilgi de bulunmadığı dikkate alındığında bu suçunda oluşmadığı dolayısıyla sanıkların atılı suçtan dolayı ayrı ayrı beraatlerine karar verilmesini, " talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Sanıkların savunmaları, şikayetçi ve katılan beyanları, bilirkişi raporları, suça konu senetler, suça konu bonolar üzerinde Dairemizce yapılan gözlem ve tüm dosya kapsamına göre;
Sanıklar Z. G. ve Z. S. hakkında şikayetçi H. Ç.'a yönelik tek bir resmi belgede sahtecilik suçundan açılmış kamu davası olduğu halde iki kez hüküm kurulduğu anlaşılmış ise de, ikinci hükümlerin şikayetçi İ. K.'a yönelik eylem nedeniyle oluşturulduğu ve bu hususun maddi hata olduğu ve sonuca etkili olmadığı anlaşılmış,
Sanıkların şikayetçi H. A.'e yönelik banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması suçundan 5237 sayılı TCK'nın 245/1. maddesi uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmış ise de; 5237 sayılı TCK'nın 7/2 ve 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanununun 9. maddeleri karşısında sanıklara yüklenen mağdur H. A.'e ait kredi kartı bilgilerini kullanarak 31.05.2005 tarihinde mail order yöntemi ile alış veriş yapmaktan ibaret eylemlerinin gerçek kişilere yönelik hileli bir davranışta bulunmaması nedeniyle dolandırıcılık suçunu, suç tarihinde yürürlükte bulunmaması nedeniyle sanık aleyhine olan 5237 sayılı TCK'nın 245/1. maddesindeki banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması suçunu oluşturmadığı, eylemlerinin suç tarihi itibariyle lehe olan 765 sayılı TCK'nın 525/b-2 maddesindeki bileşim sistemini kullanmak suretiyle yarar sağlama suçunu oluşturduğu, suç tarihinden itibaren kesici son işlem olduğu kabul edilen iddianamenin düzenlendiği 02.05.2011 tarihine kadar 765 sayılı TCK'nın 102/4. maddesinde öngörülen beş yıllık asli zaman aşımının gerçekleştiği anlaşıldığından sanıklar hakkındaki kamu davasının gerçekleşen zaman aşımı nedeniyle 765 sayılı TCK'nın 102/4 ve 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddeleri uyarınca düşürülmesine,
Her ne kadar sanıklar Z. S. ve Z. G.'ın haklarında resmi belgede sahtecilik suçundan 5237 sayılı TCK'nın 204/1. maddesi gereğince cezalandırılmaları istemiyle kamu davası açılmış ise de, ayrıntıları Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 14.12.1992 tarih ve 1/5 ve Ceza Genel Kurulu'nun 24.03.1998 gün ve 51/106 sayılı kararlarında açıklandığı üzere kambiyo senetlerinde yapılan sahtekarlığın resmi belgede yapılmış sayılabilmesi için, ilgili kambiyo senedinin Türk Ticaret Kanununda öngörülen bütün unsurları taşıması gerekir. Aksi takdirde yasal unsurları taşımayan bir kambiyo senedinde sahtekarlık yapılması halinde fiil, özel belgede sahtekarlık suçunu oluşturacaktır. 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunun 688. (6102 sayılı Kanunun 776.) maddesinin 6. fıkrası uyarınca senet metninde bulunması gerekli zorunlu unsurlardan olan "tanzim yerinin”, "miktarın", “kime ve kimin emrine ödenecek ise onun ad ve soyadının” ve “ tanzim tarihinin” bulunmaması halinde senedin özel belge niteliğinde olacağı, dosyada mevcut suça konu senet fotokopilerinden ve bilirkişi raporlarından anlaşıldığı üzere, suça konu senetler üzerinde borç miktarı, emrine ödenecek kişinin ad ve soyadı, tanzim yeri ile düzenleme tarihi bulunmamaktadır. Bu durumda zorunlu unsurları taşımayan senetlerin kullanılması halinde eylemler 5237 sayılı TCK'nın 207. maddesinde düzenlenen özel belgede sahtecilik suçunu oluşturacaktır. Ancak özel belgede sahtecilik suçu, sahte belgenin kullanılmasıyla oluşacaktır. İddianamedeki "Sahte senetlerin işleme konulmamış olup ne amaçla düzenlendiklerinin tespit edilememekle birlikte, bu senetleri de Z. ve Z.'ın iş birliği halinde düzenledikleri kanaatine varılmış" şeklindeki ifade ve tüm dosya kapsamına göre suça konu senetler sanıkların iş yerinde ele geçmiş ve kullanılmamıştır. Açıklanan nedenlerle sanıklara yüklenen resmi belgede sahtecilik suçunun unsurları oluşmadığından sanıkların yüklenen resmi belgede sahtecilik suçlarından CMK'nın 223/2-a maddesi uyarınca ayrı ayrı beraatlerine,
Sanıklar Z. S. ve Z. G. haklarında bu dosyada banka ve kredi kartlarının kötüye kullanılması suçundan dolayı zaman aşımı nedeniyle düşme kararı verildiğinden, müdafii tarafından sunulan avukatlık hizmetinin bölünmesi mümkün bulunmadığından sanıklar lehine beraat ettikleri suçlar yönünden ayrıca vekalet ücreti takdir edilmesine yer olmadığına,
Yapılan yargılama giderlerinin kamu üzerinde bırakılmasına karar vermek gerekmiş olmakla hükümler aşağıdaki şekilde kurulmuştur.
HÜKÜM:
Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Sanıklar Z. S. ve Z. G.'ın haklarında resmi belgede sahtecilik ve mağdur H. A.'e yönelik banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması suçlarından verilen Ankara 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 31.01.2017 gün ve 673-132 sayılı kararının Ceza Muhakemesi Kanununun 280. maddesinin 2. fıkrası uyarınca KALDIRILMASINA,
2-Her ne kadar sanıklar Z. S. ve Z. G.'ın haklarında mağdur H. A.'e yönelik banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması suçundan cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmış ise de, 5237 sayılı TCK'nın 7/2 ve 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanununun 9. maddeleri karşısında sanıklara yüklenen mağdur H. A.'e ait kredi kartı bilgilerini kullanarak 31.05.2005 tarihinde mail order yöntemi ile alış veriş yapmaktan ibaret eylemlerinin gerçek kişilere yönelik hileli bir davranışta bulunmaması nedeniyle dolandırıcılık suçunu, suç tarihinde yürürlükte bulunmaması nedeniyle sanık aleyhine olan 5237 sayılı TCK'nın 245/1. maddesindeki banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması suçunu oluşturmadığı, eylemlerinin suç tarihi itibariyle lehe olan 765 sayılı TCK'nın 525/b-2 maddesindeki bileşim sistemini kullanmak suretiyle yarar sağlama suçunu oluşturduğu, suç tarihinden itibaren kesici son işlem olduğu kabul edilen iddianamenin düzenlendiği 02.05.2011 tarihine kadar 765 sayılı TCK'nın 102/4. maddesinde öngörülen beş yıllık asli zaman aşımının gerçekleştiği anlaşıldığından sanıklar hakkındaki kamu davasının gerçekleşen zaman aşımı nedeniyle 765 sayılı TCK'nın 102/4 ve 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddeleri uyarınca DÜŞÜRÜLMESİNE,
3-Her ne kadar sanıklar Z. S. ve Z. G.'ın haklarında resmi belgede sahtecilik suçundan 5237 sayılı TCK'nın 204/1. maddesi gereğince cezalandırılmaları istemiyle kamu davası açılmış ise de, sanıklara yüklenen suçun unsurları oluşmadığından sanıkların yüklenen resmi belgede sahtecilik suçlarından CMK'nın 223/2-a maddesi uyarınca AYRI AYRI BERAATLERİNE,
4-Sanıklar Z. S. ve Z. G. haklarında bu dosyada banka ve kredi kartlarının kötüye kullanılması suçundan dolayı zaman aşımı nedeniyle düşme kararı verildiğinden, müdafii tarafından sunulan avukatlık hizmetinin bölünmesi mümkün bulunmadığından sanıklar lehine beraat ettikleri suçlar yönünden ayrıca vekalet ücreti takdir edilmesine yer olmadığına,
5-Yapılan yargılama giderlerinin kamu üzerinde bırakılmasına,
Dair, sanıklar ve sanıklar müdafiilerinin yüzlerine karşı, kararın tefhim tarihinden itibaren, katılanların yokluğunda, kararın tebliğ tarihinden tarihinden itibaren onbeş gün içerisinde hükmü veren Dairemize bir dilekçe verilmesi ya da zabıt kâtibine beyanda bulunup tutanak tutturup hâkime onaylatmak veya bir başka ilk derece ceza mahkemesi ya da bölge adliye mahkemesi ceza dairesi aracılığıyla dilekçe gönderilmek, ilgilinin cezaevinde bulunması halinde ceza infaz kurumu ve tutukevi müdürüne beyanda bulunmak veya bu hususta bir dilekçe vermek suretiyle Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Savcısı İsmail Ayhan Köksal'ın talebine uygun 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 286. maddesi uyarınca TEMYİZ yasa yolu açık olmak üzere 31.10.2017 tarihinde oybirliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. (¤¤)