(2709 S. K. m. 141) (5271 S. K. m. 34, 230, 280, 289) (5237 S. K. m. 3, 52, 61) (5941 S. K. m. 5) (ANY. MAH. 26.07.2017 T. 2016/191 E. 2017/131 K.) (YCGK 18.11.2014 T. 2013/8-830 E. 2014/502 K.)
İlk derece mahkemesince verilen hükme karşı istinaf kanun yoluna başvurulmakla, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya incelenip görüşüldü:
İstinaf başvurusunun reddi sebeplerinin bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına geçildi.
Suç adının "Çekle ilgili karşılıksızdır işlemi yapılmasına sebebiyet verme" olduğu halde gerekçeli kararda "Karşılıksız Çek Düzenleme" olarak gösterilmiş ise de, bu hususun mahallinde düzeltilmesi mümkün görülmüştür.
Türkiye Cumhuriyeti Anayasa'sının 141/3. maddesi, Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 34 ve 230. maddeleri ve Ceza Genel Kurulu'nun 18.11.2014 gün, 2013/8-830 esas ve 2014/502 sayılı kararı uyarınca hükmün gerekçesinde, iddia ve savunmada ileri sürülen görüşlerin yazılması, delillerin tartışılarak değerlendirilmesi, hükme esas alınan ve reddedilen deliller ile mahkemece ulaşılan kanaatin, sanığın suç oluşturduğu veya oluşturmadığı sabit görülen fiilin belirtilmesi ve bu fiilin nitelendirilmesinin yapılması suretiyle infazı kabil bir hüküm kurulması gerekmektedir.
Türk Ceza Kanunu'nun "Adalet ve kanun önünde eşitlik ilkesi" başlıklı 3. maddesinde "Suç işleyen kişi hakkında işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunur." hükmüne ve aynı Kanun'un "Cezanın belirlenmesi" başlıklı 61. maddesinde de "Hâkim, somut olayda; a) Suçun işleniş biçimini, b) Suçun işlenmesinde kullanılan araçları, c) Suçun işlendiği zaman ve yeri, d) Suçun konusunun önem ve değerini, e) Meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığını, f) Failin kast veya taksire dayalı kusurunun ağırlığını, g) Failin güttüğü amaç ve saiki, göz önünde bulundurarak, işlenen suçun kanunî tanımında öngörülen cezanın alt ve üst sınırı arasında temel cezayı belirler." hükmüne yer verilmiştir.
Anayasa Mahkemesi'nin 26.07.2017 tarihli ve 131 sayılı iptal kararı sonrasında 5941 Sayılı Kanun'un 5/1. maddesinde de "Üzerinde yazılı bulunan düzenleme tarihine göre kanuni ibraz süresi içinde ibrazında, çekle ilgili olarak “karşılıksızdır” işlemi yapılmasına sebebiyet veren kişi hakkında, hamilin şikâyeti üzerine, her bir çekle ilgili olarak, binbeşyüz güne kadar adli para cezasına hükmolunur. Ancak, hükmedilecek adli para cezası; çek bedelinin karşılıksız kalan miktarı, (…)(2) az olamaz. Mahkeme ayrıca, çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağına; bu yasağın bulunması hâlinde, çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağının devamına hükmeder. Yargılama sırasında da resen mahkeme tarafından koruma tedbiri olarak çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağına karar verilir. Çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı, çek hesabı sahibi gerçek veya tüzel kişi, bu tüzel kişi adına çek keşide edenler ve karşılıksız çekin bir sermaye şirketi adına düzenlenmesi durumunda ayrıca yönetim organı ile ticaret siciline tescil edilen şirket yetkilileri hakkında uygulanır...." hükmü yer almaktadır.
1-Buna göre;
5941 Sayılı kanunun 5. maddesindeki, "...hamilin şikâyeti üzerine, her bir çekle ilgili olarak, binbeşyüz güne kadar adli para cezasına hükmolunur. Ancak, hükmedilecek adli para cezası; çek bedelinin karşılıksız kalan miktarı (dan) az olamaz" şeklindeki düzenleme nazara alınarak; öncelikle TCK'nın 61. maddesi ve 5941 sayılı kanunun 5. maddesindeki azami gün miktarı gözetilip temel gün adli para cezasının belirlenmesi, belirlenecek gün sayısı üzerinden arttırma ve eksiltmeler yapıldıktan sonra ortaya çıkacak sonuç gün sayısı ile bir gün karşılığı aynı kanunun 52. maddesi uyarınca 20-100 TL arasında takdir olunacak miktarın çarpılması neticesinde adli para cezasının tespit edilmesi, tespit edilen miktarın da çek bedelinin karşılıksız kalan miktarından az olması durumunda cezanın karşılıksız kalan miktara yükseltilmesi, bu hesaplama yapılırken de banka tarafından sorumluluk kapsamında ödenmiş, takas sistemi kapsamında ödeme yapılamamış ya da ibraz eden tarafından ödenmesi kabul edilmemiş miktar var ise, bu miktarın çek bedelinden düşülmesi gerektiği hususları gözetilmeksizin, ceza belirlenirken yazılı şekilde uygulama yapılması ve cezanın belirlenmesi yönünden hükmün gerekçesiz olması,
2-Uygulamaya göre de;
a-Yukarıda gösterildiği üzere, sanık hakkında temel ceza belirlenirken TCK'nın 3. ve 61. maddesinde yer alan kıstas gözetilmeksizin kanuna aykırı olarak en üst sınırdan ceza tayin edilmesi ve kararda bunun gerekçesine yer verilmemesi;
b-Yargılama gideri, vekalet ücreti ve güvenlik tedbirine hükmolunurken sanık dışında Mahmut Divan isimli başka bir kişi aleyhine hüküm tesis edilmesi;
Hukuka aykırı, sanığın ve müşteki vekilinin istinaf talepleri bu itibarla yerinde görülmekle, sair yönleri incelenmeksizin Ceza Muhakemesi Kanununun 280/1-d, 230, 289/1-g maddeleri uyarınca hükmün BOZULMASINA,
Dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine, kesin olmak üzere, 24.10.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)