(5237 S. K. m. 158) (5271 S. K. m. 284, 286)
Yerel Mahkemece verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmakla, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
İstinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
5237 sayılı TCK'nın 158. maddesinin 1. fıkrasının (f) bendinde sayılan hallerde adli para cezasının tayininde tespit olunacak temel gün, suçtan elde olunan haksız menfaat olan 2.850 TL nin iki katından az olmayacak şekilde belirlenmesi gerektiği, bu kurala uyulmadan ve bu miktarın iki katı olan gün para cezası karşılığının 285 gün olacağı gözetilmeden 200 gün olarak belirlenmesi suretiyle eksik adli para cezasına hükmedilmesi aleyhe istinaf olmadığından bozma/düzeltme nedeni yapılmamış, ihbarına karar verilen sanığın sabıka kaydındaki ilamın Şanlıurfa 3.Ağır Ceza Mahkemesinin 2014/265 esas,2015/397 karar sayılı ilamı olduğu halde başka bir şahsa ait Şanlıurfa Asliye Ceza Mahkemesinin 2014/265 esas sayılı ilamı hakkında ihbarda bulunulması infaz sırasında düzeltilebilir hata olarak kabul edilmiştir.
Katılan ....'in arkadaşı olan katılan ....'e internet üzerinden lg-dunyasi.com uzantılı site üzerinden televizyon almak istemesi üzerine kredi kartını verdiği, katılan ....'in internet sayfası üzerinden bildirilen ve başka bir şahıs adına kayıtlı .... nolu telefonla yaptığı görüşmede, telefondaki görüşme yaptığı şahsın televizyon parasını verdiği .... IBAN nolu sanığa ait hesaba gönderilmesini talep ettiği, paranın katılanın kredi kartı üzerinden telefondaki şahsın vermiş olduğu hesaba gönderildiği, katılanın ilk etapta 950 TL paranın havale edildiği, şahsın paranın gelmediğini söylemesi üzerine, katılanların aynı gün 950 TL ve 950 TL olmak üzere iki defa daha bu miktarda paranın verilen aynı hesaba havale edildiği, böylece toplam 2.850 TL parayı sanığa ait olduğu belirlenen bu hesaba yollamış oldukları, daha sonra da telefonla iletişim kurmasına rağmen katılanı oyaladığı ve telefonun katılan ....'in yüzüne kapatıldığı, televizyonun katılanlara gönderilmediği, paranın havale edildiği hesabında sanık adına kayıtlı olduğunun tespit edildiği, sanığın bu şekilde TCK'nın 158/1-f-son maddesi kapsamında kalan üzerine atılı "Bilişim Sistemleri Banka veya Kredi Kurumlarının Araç Olarak Kullanılması Suretiyle Dolandırıcılık" suçunu işlediği, her ne kadar sanık savunmalarında banka kartlarını hesabında bloke olduğunu, hesabına para geleceğini kendisine söyleyen .... isimli arkadaşına verdiğini, eylemi onun gerçekleştirdiğini, .... isimli arkadaşına verdiği tüm kartlarının bir çok dolandırıcılık eylemlerinde kullanılması nedeniyle sonradan kartlarını iptal ettirdiğini savunmuş ise de, sanığın dosya kapsamından sadece bir kartını değil çok sayıda kartını bu şahsa verdiği, UYAP kayıtları üzerinden yapılan araştırmada bu nedenle sanık hakkında suç tarihine yakın zaman dilimlerinde gerçekleştirdiği iddia edilen benzer eylemler nedeniyle çok sayıda kamu davası açıldığı, bu davalardan birinin de İstanbul 2.Ağır Ceza Mahkemesinin 02.02.2017 tarih ve 2016/310 esas,2017/12 karar sayılı dava dosyası olup 08.12.2015 tarihinde işlenen bu suç nedeniyle sanığın TCK'nın 158/1-f-son maddesi gereğince cezalandırılmasına karar verildiği, bu karara konu olan olayda da dosyamıza konu olayda kullanılan .... nolu telefonun iletişim telefonu olarak kullanıldığı, ilanın televizyon satışına ilişkin olup dosyamızdaki aynı internet sitesine ait olduğu, bu dosyada da sanığın benzer savunmalar yaparak kartını arkadaşı ....'a verdiğini beyan ettiği, ancak bu dosyada aldırılan bilirkişi raporuna göre ATM den para çeken şahsın boy ve vücut tipi yapısının sanık ile uyumlu olduğunun tespit edildiği, anılan bu kararın istinaf edilmesi üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinin 23.03.2017 tarih ve 2017/694 esas,2017/704 karar sayılı kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilerek hükmün kesinleştiği, bu tespitler karşısında sanığın savunmasının suçtan ve cezadan kurtulmaya yönelik olduğunun anlaşıldığı, kaldı ki birden fazla kartını kendisine para geleceğini söyleyen bir arkadaşına vermiş olduğu yönündeki savunmalarının hayatın olağan akışına da uygun düşmediği, bu nedenle savunmalarına itibar edilemeyeceği, sadece bir kartın arkadaşına verilmesinin bir şekilde izahının bulunduğu ancak dosya kapsamından sanığın farklı bankalara ait bir çok kartının bulunduğu ve bu kartların tamamını kendisine para geleceğini söyleyen arkadaşına vermesinin mantıklı bir izahının bulunmadığı, dosyada tanık olarak beyanları alınan ...., ...., .... ve ....'nün kartın sanık tarafından .... isimli kişiye verildiği yönündeki beyanlarının sanık ile .... isimli kişi arasındaki ilişkinin mahiyetini açık şekilde ortaya koyacak nitelikte beyanlar olmadığı, sadece bir kart verilmesine ilişkin görgülerinin bulunduğu, bu savunma tanıklarının sanığın yönlendirmesi ile sanığı koruma amaçlı beyanda bulunmuş olmalarının mümkün bulunduğu, bu nedenle olayın oluş şekli ve dosya kapsamı ile uyumlu olmayan savunma tanıklarının beyanlarına itibar edilemeyeceği hususları gözetildiğinde, yerel mahkemece sanık hakkında atılı suçtan verilen mahkumiyet kararının eleştirilen husus dışında usul ve yasaya uygun olduğu, ispat bakımından değerlendirmenin yerinde olduğu, usul ve işlemlerde her hangi bir eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla, sanık müdafinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden, 5271 sayılı CMK'nın 280/1-a maddesi gereğince sanık müdafilerinin İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE,
Dosyanın hükmü veren ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
5271 sayılı CMK'nın 284 ve 286/2-(a) madde ve fıkraları gereğince KESİNolarak 15/03/2019 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)