(2709 S. K. m. 141) (5237 S. K. m. 3)
İstinaf başvurusunun reddi sebeplerinin bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına geçildi.
Suç adının "Çekle ilgili karşılıksızdır işlemi yapılmasına sebebiyet verme olduğu halde gerekçeli kararda "Karşılıksız Çek Düzenleme" olarak gösterilmesi hususunun mahallinde düzeltilmesi mümkün görülmüştür.
Türkiye Cumhuriyeti Anayasa'sının 141/3. maddesi, Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 34 ve 230. maddeleri ve Ceza Genel Kurulu'nun 18.11.2014 gün, 2013/8-830 esas ve 2014/502 sayılı kararı uyarınca hükmün gerekçesinde, iddia ve savunmada ileri sürülen görüşlerin yazılması, delillerin tartışılarak değerlendirilmesi, hükme esas alınan ve reddedilen deliller ile mahkemece ulaşılan kanaatin, sanığın suç oluşturduğu veya oluşturmadığı sabit görülen fiilin belirtilmesi ve bu fiilin nitelendirilmesinin yapılması suretiyle infazı kabil bir hüküm kurulması gerekmektedir.
Türk Ceza Kanunu'nun "Adalet ve kanun önünde eşitlik ilkesi" başlıklı 3. maddesinde "Suç işleyen kişi hakkında işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunur." hükmüne ve aynı Kanun'un "Cezanın belirlenmesi" başlıklı 61. maddesinde de "Hakim, somut olayda; a) Suçun işleniş biçimini, b) Suçun işlenmesinde kullanılan araçları, c) Suçun işlendiği zaman ve yeri, d) Suçun konusunun önem ve değerini, e) Meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığını, f) Failin kast veya taksire dayalı kusurunun ağırlığını, g) Failin güttüğü amaç ve saiki, göz önünde bulundurarak, işlenen suçun kanuni tanımında öngörülen cezanın alt ve üst sınırı arasında temel cezayı belirler." hükmüne yer verilmiştir.
Suç tarihinden sonra, hükümden önce yürürlüğe giren ve ceza miktarı itibariyle sanığın lehine olmasın nedeniyle ilk derece Mahkemesince hükme esas alınan, Anayasa Mahkemesi'nin 26.07.2017 tarihli ve 131 sayılı iptal kararı ile değişik, 5941 Sayılı Kanun'un 5/1. maddesinde "Üzerinde yazılı bulunan düzenleme tarihine göre kanuni ibraz süresi içinde ibrazında, çekle ilgili olarak “karşılıksızdır” işlemi yapılmasına sebebiyet veren kişi hakkında, hamilin şikayeti üzerine, her bir çekle ilgili olarak, binbeşyüz güne kadar adli para cezasına hükmolunur. Ancak, hükmedilecek adli para cezası; çek bedelinin karşılıksız kalan miktarı, (...) (2) az olamaz..." hükmü yer almaktadır.
Buna göre; öncelikle TCK'nın 61. maddesi ve 5941 sayılı kanunun 5. maddesindeki azami gün miktarı gözetilip temel gün adli para cezasının belirlenmesi, belirlenecek gün sayısı üzerinden arttırma ve eksiltmeler yapıldıktan sonra ortaya çıkacak sonuç gün sayısı ile bir gün karşılığı aynı kanunun 52. maddesi uyarınca 20-100 TL arasında takdir olunacak miktarın çarpılması neticesinde adli para cezasının tespit edilmesi, tespit edilen miktarın da çek bedelinin karşılıksız kalan miktarından az olması durumunda cezanın karşılıksız kalan miktara yükseltilmesi, bu hesaplama yapılırken de banka tarafından sorumluluk kapsamında ödenmiş, takas sistemi kapsamında ödeme yapılamamış ya da ibraz eden tarafından ödenmesi kabul edilmemiş miktar var ise, bu miktarın çek bedelinden düşülmesi gerekmektedir.
Somut olayda da, yapılan yargılamaya, dosya içeriğine, toplanıp karar yerine gösterilen ve değerlendirilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonucunda oluşan inanç ve takdirine, suçun niteliğine uygun kabul ve uygulamasına, hukuka uygun ve yeterli olan açıklanan gerekçeye göre yerinde görülmeyen sair istinaf başvurusunun reddine, ancak,
Temel ceza belirlenirken TCK'nın 3. ve 61. maddesinde yer alan kıstas gözetilmeksizin fiilin ağırlığıyla orantısız olacak şekilde adli para cezası tayin edilmesi,
Hukuka aykırı ve istinaf talebi bu sebeplerle yerinde görüldüğünden ancak bu hususlar yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, Ceza Muhakemesi Kanununun 280/1-a,c ve 303. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendi uyarınca;
Hüküm fıkrasının birinci bendinin kaldırılarak yerine;
"Sanığın sübuta eren fiiline uyan çekle ilgili karşılıksızdır işlemi yapılmasına sebebiyet vermek suçundan (20.000 TL bedelli çekten dolayı) 5941 Sayılı Çek Kanununun 5/1. maddesi gereğince suçun işlenmesiyle meydana gelen zarar gözetilerek takdiren ve teşdiden 200 gün karşılığı adli para cezası ile cezalandırılmasına,",
"-Verilen gün karşılığı adli para cezasının, sanığın sosyal ve ekonomik durumuna göre TCK’nin 52. maddesi gereğince bir gün karşılığı takdiren 20,00 TL hesabıyla 4.000 TL adli para cezası olarak belirlenmesine,",
"5941 Sayılı Kanun'un 5/1. maddesinin ikinci cümlesi uyarınca hükmedilmesi gereken adli para cezası çek bedelinin karşılıksız kalan miktarından az olamayacağından sanığın neticelen 18.590 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına", bentleri yazılmak suretiyle HÜKÜM DÜZELTİLEREK İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE,
Kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine, bir örneğinin de mahkemesince istinaf başvurusunda bulunana tebliğine,
Dair; dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 286. maddesi uyarınca kesin olarak, 15/05/2018 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
MUHALEFET ŞERHİ
Sanığın suçunun sübutuna ve diğer hususlara ilişkin çoğunluk görüşüne katılmakla ve TCK'nun 61. maddesi gereğince temel gün adli para cezası belirlenirken, suç nevine göre çekin karşılıksız kalan miktarı nedeniyle meydana gelen zarar öğesi özellikle gözetilerek ve 5941 sayılı kanunun 5/1. maddesinde öngörülen ceza hadleri dikkate alınıp, farklı miktarları karşılıksız kalan çekler yönünden ceza tayininde yapılması gerekecek uygulamalar da gözetilip, TCK’nın 3. maddesindeki orantılılık ilkesine ve hakkaniyete uygun şekilde, maddede belirtilen ceza hadlerine göre temel gün miktarının belirlenmesi gerekirken, çekin karşılıksız kaldığı kabul edilen miktarına göre sanık hakkında temel gün para cezasının orantısız ve hakkaniyete uygun olmayacak şekilde yüksek belirlenmesinin hukuka aykırı olduğu kanaatinde olmakla birlikte, temel gün miktarının belirlenmesinin takdire ilişkin olması ve CMK.nun 280/1-a-b-c ve 303. maddelerinde belirtilen, hükmün düzeltilmesi suretiyle istinaf başvurusunun esastan reddedilebileceği hallerden olmaması nedeniyle, istinaf başvurusu hakkında dava yeniden görülerek ve duruşmalı olarak karar verilmesi gerektiği düşüncesinde olduğumdan, hükmün temel gün miktarı yönünden düzeltilmesi suretiyle istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin çoğunluk görüşüne katılmıyorum. (¤¤)