Rekabet Kurumu Başkanlığından,
REKABET KURULU KARARI
Dosya Sayısı : 2005-4-157 (Muafiyet)
Karar Sayısı : 05-75/1028-286
Karar Tarihi : 28.10.2005
A.TOPLANTIYA KATILAN ÜYELER
10
Başkan : Mustafa PARLAK
Üyeler : Tuncay SONGÖR, Prof. Dr. Zühtü AYTAÇ,
Rıfkı ÜNAL, Prof. Dr. Nurettin KALDIRIMCI,
M. Sıraç ASLAN, Süreyya ÇAKIN, Mehmet Akif ERSİN
B. RAPORTÖRLER : Sezin Elçin CENGİZ, Esin ÇERÇİOĞLU
C. BAŞVURUDA
BULUNAN : Ankara Ticaret Odası
20
D. TARAFLAR : Ankara Ticaret Odası
2. Cd. No:5 Söğütözü/Ankara
E. DOSYA KONUSU: Ankara Ticaret Odası (ATO)’nın konfeksiyon ve
ayakkabı satıcılarına yönelik “indirim günleri” kararına menfi tespit belgesi
verilmesi veya muafiyet tanınması talebi.
F. DOSYA EVRELERİ: Kurum kayıtlarına en son 9.9.2005 tarih ve 6313 sayı ile
ile giren başvuru üzerine düzenlenen 10.10.2005 tarih, 2005-4-157/MM-05-SEC
sayılı Muafiyet Ön İnceleme Raporu 14.10.2005 tarih, REK.0.08.00.00-130/304 30
sayılı Başkanlık önergesi ile 05-74 sayılı toplantıda görüşülmüş olup 05-74/994-M
sayı ile soruşturma açılıp açılmayacağı hususuna ilişkin olarak “4054 sayılı
Kanun’un 51. maddesinde öngörülen karar yeter sayısının oluşmadığı
anlaşıldığından anılan maddenin ikinci fıkrasında öngörülen yöntemin
izlenmesine” karar verilmiştir.
Bu çerçevede, dosya konusu, 05-75 sayılı Kurul toplantısında görüşülerek karara
bağlanmıştır.
G. RAPORTÖRLERİN GÖRÜŞÜ: İlgili Raporda, 40
- başvuru konusu teşebbüs birliği kararına, 4054 sayılı Rekabetin Korunması
Hakkında Kanun’un 4. maddesi çerçevesinde bir ihlal teşkil etmesi nedeniyle,
menfi tespit verilemeyeceği,
05-75/1028-286
2
- başvuru konusu teşebbüs birliği kararının 4054 sayılı Kanun’un 5. maddesinde
sıralanan muafiyet şartlarının hiçbirini taşımadığı, bu nedenle anılan karara
muafiyet verilemeyeceği,
- başvuru konusu teşebbüs birliği kararının alınmasından bildirim için başvurulan 50
tarihe kadar 4054 sayılı Kanun’un ihlal edildiği, ancak gerek 5388 sayılı Kanun ile
getirilen değişiklik çerçevesinde bildirim yükümlülüğünün kaldırılması, gerek ATO
tarafından 19.7.2005 tarihinde bildirimde bulunulması, gerekse ihlalin “ağır ihlal”
niteliği taşımaması hususları dikkate alınarak usul ekonomisi esasları
bakımından soruşturma açılmasının yerinde olmayacağı,
- bununla birlikte, Kurul tarafından takdir edilecek bir süre içerisinde, başvuru
konusu Karar’ın uygulamasının durdurulması, tüm üyelere duyurulması ve bu
yönde yapılacak düzenlemelerin Kurum’a tevsik edilmesi, aksi halde haklarında
soruşturma açılacağı hususunda anılan teşebbüs birliğine bildirimde 60
bulunulmasının gerektiği
görüşülerine yer verilmiştir.
H. İNCELEME VE DEĞERLENDİRME
H.1. İlgili Pazar
H.1.1. Ürün Pazarı
70
Bildirim Formu’nda ATO Meclisince alınan dosya konusu “indirim günleri”
kararının ATO üyesi konfeksiyon ve ayakkabı satıcılarına yönelik olduğu
belirtilmiştir. Bu çerçevede ilgili ürün pazarı “konfeksiyon ve ayakkabı satışı
pazarı” olarak belirlenmiştir.
H.1.2. Coğrafi Pazar
Bildirimi yapılan karar, Ankara’da faaliyet gösteren ATO üyelerine yönelik
olduğundan, dosya konusu bakımından ilgili coğrafi pazar “Ankara ili” olarak
tespit edilmiştir. 80
H.2. Yapılan Tespitler ve Hukuki Değerlendirme
H.2.1. Menfi Tespit Değerlendirmesi
4054 sayılı Kanun’un uygulaması bakımından, ATO bir teşebbüs birliğidir ve
ATO’nun dosya konusu ‘indirimli günler’ kararı da bu çerçevede bir teşebbüs
birliği kararıdır.
4054 sayılı Kanun’un 8. maddesinde “İlgili teşebbüs veya teşebbüs birliklerinin 90
başvurusu üzerine Kurul, elinde bulunan bilgiler çerçevesinde bir anlaşmanın,
kararın, eylemin veya birleşme ve devralmanın bu Kanunun 4., 6. ve 7.
05-75/1028-286
3
maddelerine aykırı olmadığını gösteren bir menfi tespit belgesi verebilir.” hükmü
yer almaktadır.
İnceleme konusu karar, Ankara’da faaliyet gösteren konfeksiyon ve ayakkabı
satıcılarının, indirim günlerinin tespit edilmesine ilişkindir. Karar uyarınca,
belirlenen tarihlerde yapılacak indirim oranları önceden ATO’ya bildirilecek,
bildirilen indirim oranlarının dışında ve ATO tarafından belirlenen günler haricinde
indirim yapılamayacaktır. Bu durum, 4054 sayılı Kanun’un 4(a) maddesi ile 100
yasaklanan “mal veya hizmetlerin alım ya da satım fiyatının, fiyatı oluşturan
maliyet, kar gibi unsurlar ile her türlü alım yahut satım şartlarının tespit edilmesi”
haline bir örnek teşkil etmektedir. Bu çerçevede inceleme konusu karar, 4054
Kanun’un 4. maddesi anlamında rekabeti sınırlayıcı bir teşebbüs birliği kararıdır.
Dolayısıyla dosya konusu karara 4054 sayılı Kanun’un yukarıda anılan 8.
maddesi çerçevesinde menfi tespit verilmesi mümkün değildir.
H.2.1. Muafiyet Değerlendirmesi
4054 sayılı Kanun’un “Muafiyet” başlıklı 5. maddesine göre, bu maddede yer 110
verilen dört şartın tamamının varlığı halinde Kurul, teşebbüsler arası anlaşma,
uyumlu eylem ve teşebbüs birlikleri kararlarının 4. madde hükümlerinin
uygulanmasından muaf tutulmasına karar verebilir.
Buna göre, başvuru konusu Teşebbüs Birliği Kararı’na muafiyet verilebilmesi için,
kararın bu şartların tamamını taşıdığının tespit edilmesi gereklidir. ATO’nun
“indirim günleri” kararı, muafiyet şartları bakımından değerlendirilmiştir:
a) Malların üretim veya dağıtımı ile hizmetlerin sunulmasında yeni gelişme
ve iyileşmelerin ya da ekonomik veya teknik gelişmelerin sağlanması 120
Bu hüküm çerçevesinde hangi hallerin ekonomik yarar sağladığının somut olayın
özelliklerine göre değerlendirilmesi gerekmektedir. Bununla birlikte, üretim ve
dağıtım maliyetlerinin düşürülmesi, kalitenin artırılması, malın arzında
devamlılığın sağlanması, yeni piyasalara girişin kolaylaştırılması ve yeni ürünlerin
ya da üretim tekniklerinin bulunması ekonomik yararın sağlandığı hususlar
arasında görülmektedir.
Bildirim Formu’nda, konfeksiyon ve ayakkabı satıcılarının ATO tarafından
belirlenen tarihler arasında “indirimli günler” adı altında satış yaptıkları takdirde, 130
ellerindeki stokları eritebilecekleri, iş kollarında yeni üretim modelleri
geliştirebilecekleri ve kalite artışına gidecekleri ifade edilmektedir.
Bu noktada, firmalar tarafından yapılan indirimlerin ATO tarafından tespit edilen
günler dışında yapıldığında da yukarıda aktarılan avantajların sağlandığı
söylenebilir. Belli dönemlerde oluşan stok fazlasından kurtularak bunları kazanca
dönüştürmek, müşteri bağımlılığını pekiştirmek, bunun yanında da rekabet
avantajıyla diğer firmalar karşısında güçlü konuma geçmek amacıyla
yapılabilecek indirimlerin, ATO tarafından belirlenen günlerde yapılması, bu
05-75/1028-286
4
avantajların gerçekleşmesi için ön koşul olarak gözükmemektedir. Aksine, indirim 140
yapma özgürlüğünün belirli dönemlerle sınırlanması, firmaların rekabet güdülerini
zayıflatacak, stok fazlasından kurtulmak isteyen firmalar, öngörülen indirim
dönemlerini beklemek zorunda kalacaklar ve bu durumda ticari hayat olağan
akışından ziyade, ATO’nun belirlediği doğrultuda devam edecektir. İndirim
günlerinin herhangi bir takvime bağlanmadığı koşullarda, mal arzında devamlılık
firma tarafından kendi döngüsünde sağlanacak, fazla mallarını kazanca
dönüştüren veya rekabet avantajına sahip olan firmalar, kazançlarını yeni ürünleri
piyasaya sürerek veya yeni üretim teknikleri geliştirerek kullanabileceklerdir.
Aktarılan bu değerlendirmeler çerçevesinde, ATO tarafından alınan kararın 150
muafiyetin ilk koşulunu sağlamadığı sonucuna ulaşılmıştır.
b) Tüketicinin bundan yarar sağlaması
Muafiyetin ikinci şartı; anlaşmanın, tüketicilere bir önceki şart sonucunda ortaya
çıkan objektif faydadan adil bir pay alma imkanı tanıması gereğidir. Kanun'un 4.
maddesi anlamında rekabeti sınırlayıcı etkileri olan bir anlaşmanın muafiyet
alabilmesi için, ilgili malların dağıtımı veya hizmetlerin sunulmasından elde edilen
iyileşmenin tüketiciye yansıtılması ve ortaya çıkan ekonomik fayda ile tüketicinin
elde edeceği menfaat arasında makul bir denge olması gerekmektedir. Bu 160
çerçevede, fiyatlar seviyesindeki düşüş, satış sonrası etkin hizmetler, ürün
çeşitliliğinin artması, tüketicinin ürüne daha kolay ulaşabilmesi, malın arzında
devamlılığın sağlanması gibi koşullar da tüketicinin elde edeceği menfaat
kapsamında değerlendirilebilmektedir.
Bildirim Formu’nda muafiyet talep edilen karar ile tüketicilerin daha ucuz mal
edinme imkânı elde edecekleri ifade edilmektedir. Ancak, indirim günlerinin ATO
tarafından belirlenen günler dışında yapılması durumunda da aynı, hatta daha
fazla faydaya ulaşmak mümkündür. Zira,
170
- tasfiye halindeki teşebbüs stoklarının likide edilmesi,
- tüketici tarafından talep edilmeyen, pazarları daralan ve ortadan kalkan malların
kısa sürede elden çıkarılarak, tüketici tercihlerine daha uygun mal paletlerinin
oluşturulması ve pazara sunulması,
- ticari faaliyetine yeni başlayan teşebbüslerin tüketiciye tanıtımı
gibi amaçlarla teşebbüsler, yalnızca sezon sonlarında değil, yılın her döneminde
indirimli mal satışları yapabilmektedirler. Ancak ATO’nun dosya konusu kararı ile,
teşebbüsler yukarıda anılan amaçlarla indirim yapabilmek için dahi, ATO
tarafından belirlenen tarihleri beklemek zorunda kalacaklardır. Bu durum da, 180
tüketicilerin söz konusu tarihler dışında indirimli ürün satın almalarını
engelleyecektir. Bu durum ATO’nun, alınan kararın tüketiciler lehine olduğu
savını geçersiz kılmaktadır.
05-75/1028-286
5
Yukarıda aktarılan değerlendirmeler çerçevesinde, ATO tarafından alınan kararın
muafiyetin ikinci koşulunu da sağlamadığı sonucuna ulaşılmıştır.
c) İlgili piyasaların önemli bir bölümünde rekabetin ortadan kalkmaması
Muafiyetin üçüncü şartı, anlaşmanın veya kararın teşebbüse ilgili piyasanın 190
önemli bir bölümünde rekabeti ortadan kaldırma imkânı tanımaması gereğidir. Bu
şartın amacı, rekabetin kısmen sınırlandırılmasına izin verilen piyasalardaki reel
ve potansiyel rekabetin devamının teminidir.
Muafiyet kararı verilmesinde aranan bu şarta göre, muafiyete konu anlaşma veya
karar, ilgili piyasanın önemli bir bölümünde rekabetin ortadan kalkmasına neden
olmamalı, bir başka deyişle ekonomik gelişme veya fayda ile tüketicinin bundan
yarar sağlaması kazanımlarına rekabetin ortadan kaldırılması sonucunda
ulaşılmamalıdır.
200
Bildirim Formu’nda “indirimli günler”in belirli tarihler arasında olması nedeniyle
rekabet ortamına zarar vermeyeceği ifade edilmektedir. Burada önemli olan
husus, teşebbüslerin özgür iradelerinin önüne geçilerek onlar adına karar
alınması, belirlenen günler dışında indirim yapma özgürlüklerinin kısıtlanmasıdır.
İndirim günlerinin belli tarihler arasında olması; rekabetin bu dönemler dışında
sona ermesi, bu dönemlerde ise yine ATO’ya bildirilen oranlarla sınırlı kalması
anlamına gelmektedir. Nitekim ATO’nun söz konusu kararı uyarınca indirim
günleri yaz dönemi ve kış dönemi için ikişer ay süreceğinden, teşebbüsler yılın
geri kalan sekiz ayı boyunca indirimli satış yapmak suretiyle rekabet
edemeyeceklerdir. 210
Bunun yanısıra, ATO’nun kararı Ankara’da faaliyet gösteren tüm konfeksiyon ve
ayakkabı satıcılarına yönelik olduğundan, yukarıda aktarılan rekabet kısıtlaması
pazarın tümüne etki edecektir. Bu durum da, ilgili piyasada rekabetin önemli
ölçüde azalması sonucunu doğuracaktır.
Bu çerçevede, ATO tarafından alınan kararın muafiyetin üçüncü koşulunu da
sağlamadığı sonucuna ulaşılmıştır.
d) Rekabetin (a) ve (b) bentlerindeki amaçların elde edilmesi için zorunlu 220
olandan fazla sınırlanmaması
Kanun’un 5. maddesinde öngörülen bu koşul gereği, tüketicilere yansıtılan
ekonomik gelişme ve iyileştirmenin elde edilmesinde rekabeti daha az sınırlayan
bir yöntem mevcut ise anlaşmaya muafiyet tanınamayacaktır. Bu koşula aykırılık,
ya izlenen amacın elde edilmesi için rekabetin gereğinden fazla sınırlanması ya
da rekabetin sınırlanması gereğinin dahi bulunmaması halinde olabilir.
Teşebbüsler prensip olarak anlaşma ile amaçladıkları ekonomik yararların
gerçekleştirilmesinde rekabeti en az sınırlayıcı yöntemi tercih etmekle
yükümlüdürler. 230
05-75/1028-286
6
ATO’nun dosya konusu kararı ile mağazaların ATO tarafından belirlenen tarihler
dışında indirim yapmaları yasaklanmaktadır. Ticari faaliyetin ve rekabet
özgürlüğünün asli bir unsuru olarak kabul edilen indirimli satış yapmanın bu
şekilde kısıtlanmasının, ATO tarafından karara gerekçe olarak gösterilen;
firmaların ellerindeki stokları eritmeleri, iş kollarında yeni üretim modelleri
geliştirmeleri ve kalite artışına gitmeleri gibi amaçlara ulaşılması ile herhangi bir
bağlantısının bulunmadığı değerlendirilmektedir.
ATO’nun internet sitesinde yayınlanan Bülten’de yer alan “İndirimlere Çeki Düzen
Geliyor” başlıklı haberde yer alan, ATO Yönetim Kurulu Başkanı Sinan AYGÜN 240
ile yapılan röportajdan, ATO’nun dosya konusu kararının, esas itibarıyla, gerçek
anlamda bir indirim olmadığı halde indirim ilanında bulunularak tüketicinin
yanıltılmasının engellenmesi amacıyla alındığı anlaşılmaktadır. Ancak, söz
konusu karar ile ticari faaliyet başlangıcında tanıtım amacıyla gerçekleştirilen ya
da ürün paletinin yenilenmesi amacıyla stokların mevsimsel olmayan tasfiyesini
amaçlayan indirimli satış uygulamaları da yasaklanmaktadır. Bu durum ise,
müteşebbisin fiyat tespit etme ve ticari karar alma özgürlüğüne gereksiz ve
amacını aşan bir müdahale niteliğindedir.
Bu bilgiler ışığında, ATO’nun dosya konusu kararının, rekabeti zorunlu olandan 250
daha fazla kısıtladığı, dolayısıyla muafiyetin dördüncü koşulunu da sağlamadığı
sonucuna ulaşılmıştır.
H.2.3. Bildirime İlişkin Değerlendirme
17.3.2005 tarihinde ATO Meslek Komiteleri tarafından hazırlanan ve 24.3.2005
tarihinde ATO Meclisi tarafından onaylanarak bağlayıcılık kazandırılan
konfeksiyon ve ayakkabı satıcılarına yönelik “indirim günleri” kararı, bu tarihten
itibaren, ATO üyelerine duyurularak uygulanmaya başlamıştır. 19.7.2005
tarihinde de, Kurum’a konuya ilişkin muafiyet başvurusunda bulunulmuştur.
Kurum’a bildirim yapılmadan önce yaklaşık 4 ay boyunca uygulanan karar, halen 260
uygulanmaya devam etmektedir.
Bu noktada, anılan süreç boyunca uygulamanın 4054 sayılı Kanun’u ihlal ettiği;
ancak gerek 5388 sayılı Kanun ile getirilen değişiklik çerçevesinde bildirim
yükümlülüğünün kaldırılması, gerek ATO tarafından 19.7.2005 tarihinde
bildirimde bulunulması, gerekse ihlalin “ağır ihlal” niteliği taşımaması hususları
dikkate alınarak usul ekonomisi esasları bakımından soruşturma açılmasının
yerinde olmayacağı kanaatine varılmıştır.
I. SONUÇ 270
Düzenlenen rapora ve incelenen dosya kapsamına göre;
1. 13.7.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5388 sayılı yasa nedeniyle 8 kurul üyesinin
katılımıyla toplantının yapılabileceğine OYÇOKLUĞU ile,
05-75/1028-286
7
2. başvuru konusu teşebbüs birliği kararına, 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesi
çerçevesinde ihlal teşkil etmesi nedeniyle, menfi tespit belgesi verilemeyeceğine
OYBİRLİĞİ ile,
3. başvuru konusu teşebbüs birliği kararının 4054 sayılı Kanun’un 5. maddesinde
sıralanan muafiyet şartlarını taşımaması nedeniyle anılan karara muafiyet de 280
tanınamayacağına OYÇOKLUĞU ile,
4. dosya mevcudu bilgi ve belgeler çerçevesinde anılan teşebbüs birliği hakkında
soruşturma açılmasına gerek olmadığına OYÇOKLUĞU ile,
5. bununla birlikte, 60 gün içerisinde, başvuru konusu Karar’ın uygulamasının
durdurulması, tüm üyelere duyurulması ve bu yönde yapılacak düzenlemelerin
Kurumumuza tevsik edilmesine, aksi takdirde haklarında soruşturma açılacağının
ve aynı Kanun'un 16. ve 17. maddeleri uyarınca işlem yapılacağının ilgili taraflara
bildirilmesine OYBİRLİĞİ ile,
karar verilmiştir. 290
05-75/1028-286
8
(28.10.2005 tarihli 05-75/1028-286 sayılı Kurul Kararı’na)
KARŞI OY GEREKÇESİ
1- Kararın 1. bendine dair Karşı Oy;
13.07.2005 tarih ve 25874 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe
giren 5388 sayılı “Rekabetin Korunması Hakkında Kanunun Bazı Maddelerinin
Değiştirilmesine Dair Kanun”un 3. maddesi ile, 4054 sayılı Kanun’un 22. maddesi
;
“Rekabet Kurulu, biri Başkan, biri İkinci Başkan olmak üzere toplam yedi
üyeden teşekkül eder” şeklinde değiştirilmiştir.
Ayrıca, Rekabet Kurulu’nun mevcut üye sayısı bugün itibarıyla 8 olmasına
rağmen, üye sayısı 7’ ye düşünceye kadar toplantıların 8 üyenin katılımı ile
yapılacağına dair geçici bir hükme de yer verilmemiştir.
Karar nisabı da aynı yasanın 5. maddesinde 7 üye için belirlenmiş olup, bu
sayının 8 üye için kıyasen uygulanmasının mümkün olmadığı kural olarak
getirilmiştir.
Bu nedenle, 5388 sayılı Kanun’un yürürlüğe girdiği tarih olan 13.07.2005
tarihinden itibaren Kurul toplantılarının en fazla 7 üyenin katılımı ile yapılması
gerektiği kanaatında olduğumuzdan, toplantının 8 üyenin katılımı ile yapılmasına
dair çoğunluk görüşüne karşıyız.
2- Kararın 4. bendine dair Karşı Oy;
ATO Meslek Komiteleri ile ATO Meclisi tarafından alınan “indirim günleri”
kararına ilişkin olarak soruşturma açılmasına gerek olmadığı yönündeki çoğunluk
görüşüne aşağıda yeralan nedenlerden dolayı karşıyız.
ATO Meslek Komitelerinin ve daha sonrada ATO Meclisi’nin “Uyulması
Zorunlu Mesleki Karar” aldığı ve indirim günlerinin belli bir takvime bağlandığı
ATO’nun “Ankara İndirim Günleri Konusunda Üyelerimize Önemli Duyuru”
başlıklı duyuru metninde şu ifadeler yer almaktadır.
“Bu karar uyarınca;
- Yaz dönemi indirimleri 1 Temmuz-31 Ağustos 2005, kış dönemi indimleri 1
Şubat-31 Mart 2005 tarihleri arasında yapılacak,
- Bu tarihler dışında indirim yapılmayacak.
05-75/1028-286
9
- Mağazalar, Ankara Ticaret Odası’ndan indirim izin belgesi almadan indirime
gidemeyecek.
- Yaz indirimine katılmak isteyen mağazalar en geç 30 Haziran 2005 tarihine
kadar ATO’ya başvurarak alacakları indirim izin belgesini, mağaza girişinin
görünür bir yerine asacaklardır.
- İndirimlerin zamanında ve taahhütler doğrultusunda yapılıp yapılmadığı
Ankara Ticaret Odasınca denetlenecek.”
İndirim zamanı ve oranlarına uyulmaması halinde Türkiye Odalar ve
Borsalar Birliği (TOBB) yasası uyarınca ATO tarafından uyarma, kınama ve
üyelikten çıkarmaya varan disiplin cezaları ile 3 milyar liraya kadar para cezası
verilebileceği de Duyuru’da ayrıca belirtilmiştir.
Söz konusu karar, Ankara’da faaliyet gösteren konfeksiyon ve ayakkabı
satıcılarının, indirim günlerinin tespit edilmesine ilişkindir. Karar uyarınca,
belirlenen tarihlerde yapılacak indirim oranları önceden ATO’ya bildirilecek,
bildirilen indirim oranlarının dışında ve ATO tarafından belirlenen günler haricinde
indirim yapılamayacaktır. Bu durum, 4054 sayılı Kanun’un 4(a) maddesi ile
yasaklanan “mal veya hizmetlerin alım ya da satım fiyatının, fiyatı oluşturan
maliyet, kar gibi unsurlar ile her türlü alım yahut satım şartlarının tespit edilmesi”
haline bir örnek teşkil etmektedir. Bu çerçevede inceleme konusu karar, 4054
sayılı Kanun’un 4’üncü maddesi anlamında rekabeti sınırlayıcı bir teşebbüs birliği
kararıdır.
Bununla birlikte; 17.03.2005 tarihinde ATO Meslek Komiteleri tarafından
hazırlanan ve 24.03.2005 tarihinde ATO Meclisi tarafından onaylanarak
bağlayıcılık kazandırılan ATO’nun konfeksiyon ve ayakkabı satıcılarına yönelik
“indirim günleri” kararı, bu tarihten itibaren, ATO üyelerine duyurularak
uygulanmaya başlamıştır. 19.07.2005 tarihinde de, Kurumumuza konuya ilişkin
muafiyet başvurusunda bulunulmuştur. Kurumumuza bildirim yapılmadan önce
yaklaşık 4 ay boyunca uygulanan karar, halen uygulanmaya devam etmektedir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle alınan ve uygulanan kararın 4054 sayılı
Kanun’u ihlal ettiği kanaatında olduğumuzdan soruşturma açılmasının yerinde
olacağını düşünüyoruz ve çoğunluk görüşüne bu nedenle karşıyız.
Tuncay SONGÖR Süreyya ÇAKIN
İkinci Başkan Kurul Üyesi
05-75/1028-286
10
(28.10.2005 tarihli 05-75/1028-286 sayılı Kurul Kararı’na)
KARŞI OY GEREKÇESİ
ATO Meslek Komiteleri ile ATO Meclisi tarafından alınan “indirim günleri”
kararına ilişkin olarak soruşturma açılmasına gerek olmadığı yönündeki çoğunluk
görüşüne aşağıda yeralan nedenlerden dolayı karşıyız.
ATO Meslek Komitelerinin ve daha sonrada ATO Meclisi’nin “Uyulması
Zorunlu Mesleki Karar” aldığı ve indirim günlerinin belli bir takvime bağlandığı
ATO’nun “Ankara İndirim Günleri Konusunda Üyelerimize Önemli Duyuru”
başlıklı duyuru metninde şu ifadeler yer almaktadır.
“Bu karar uyarınca;
- Yaz dönemi indirimleri 1 Temmuz-31 Ağustos 2005, kış dönemi indimleri 1
Şubat-31 Mart 2005 tarihleri arasında yapılacak,
- Bu tarihler dışında indirim yapılmayacak.
- Mağazalar, Ankara Ticaret Odası’ndan indirim izin belgesi almadan indirime
gidemeyecek.
- Yaz indirimine katılmak isteyen mağazalar en geç 30 Haziran 2005 tarihine
kadar ATO’ya başvurarak alacakları indirim izin belgesini, mağaza girişinin
görünür bir yerine asacaklardır.
- İndirimlerin zamanında ve taahhütler doğrultusunda yapılıp yapılmadığı
Ankara Ticaret Odasınca denetlenecek.”
İndirim zamanı ve oranlarına uyulmaması halinde Türkiye Odalar ve
Borsalar Birliği (TOBB) yasası uyarınca ATO tarafından uyarma, kınama ve
üyelikten çıkarmaya varan disiplin cezaları ile 3 milyar liraya kadar para cezası
verilebileceği de Duyuru’da ayrıca belirtilmiştir.
Söz konusu karar, Ankara’da faaliyet gösteren konfeksiyon ve ayakkabı
satıcılarının, indirim günlerinin tespit edilmesine ilişkindir. Karar uyarınca,
belirlenen tarihlerde yapılacak indirim oranları önceden ATO’ya bildirilecek,
bildirilen indirim oranlarının dışında ve ATO tarafından belirlenen günler haricinde
indirim yapılamayacaktır. Bu durum, 4054 sayılı Kanun’un 4(a) maddesi ile
yasaklanan “mal veya hizmetlerin alım ya da satım fiyatının, fiyatı oluşturan
maliyet, kar gibi unsurlar ile her türlü alım yahut satım şartlarının tespit edilmesi”
haline bir örnek teşkil etmektedir. Bu çerçevede inceleme konusu karar, 4054
sayılı Kanun’un 4’üncü maddesi anlamında rekabeti sınırlayıcı bir teşebbüs birliği
kararıdır.
Bununla birlikte; 17.03.2005 tarihinde ATO Meslek Komiteleri tarafından
hazırlanan ve 24.03.2005 tarihinde ATO Meclisi tarafından onaylanarak
05-75/1028-286
11
bağlayıcılık kazandırılan ATO’nun konfeksiyon ve ayakkabı satıcılarına yönelik
“indirim günleri” kararı, bu tarihten itibaren, ATO üyelerine duyurularak
uygulanmaya başlamıştır. 19.07.2005 tarihinde de, Kurumumuza konuya ilişkin
muafiyet başvurusunda bulunulmuştur. Kurumumuza bildirim yapılmadan önce
yaklaşık 4 ay boyunca uygulanan karar, halen uygulanmaya devam etmektedir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle alınan ve uygulanan kararın 4054 sayılı
Kanun’u ihlal ettiği kanaatında olduğumuzdan soruşturma açılmasının yerinde
olacağını düşünüyoruz ve çoğunluk görüşüne bu nedenle karşıyız.
Prof.Dr.Zühtü AYTAÇ Rıfkı ÜNAL
Kurul Üyesi Kurul Üyesi
05-75/1028-286
12
(28.10.2005 tarihli, 05-75/1028-286 sayılı Kurul Kararı’na)
KARŞI OY GEREKÇESİ
Ankara Ticaret Odası(ATO) Meslek Komiteleri ve ATO Meclisi tarafından
alınan ‘İndirimli Günler’ kararına ilişkin muafiyet tanınamayacağına dair Kararın 3
numaralı bölümündeki çoğunluk görüşüne aşağıdaki nedenlerden dolayı
katılınamamıştır:
Karar, ATO’nun konfeksiyon ve ayakkabı satıcılarına yönelik ‘İndirim
Günleri’ kararına menfi tespit veya muafiyet tanınması talebine ilişkindir.
ATO’nun talebine konu olan duyuru metninde; yaz dönemi indirimlerinin 1
Temmuz-31 Ağustos, kış dönemi indirimlerinin 1 Şubat – 31 Mart tarihleri
arasında yapılacağı, bu tarihler dışında indirim yapılmayacağı, mağazaların
ATO’dan indirim izin belgesi almadan indirime gidemeyeceğine dair bir takım
düzenlemelere atıf yapılmaktadır.
Mağazaların yapacakları indirimlerin zamanlamasına dair kamu kurumu
niteliğindeki meslek örgütlerinin düzenlemeler yapmasının rekabet kuralları ile
çelişen bir yönü olmadığı gibi; ATO’ca belirlenecek günlerin dışında indirim
yapılamayacağı şeklindeki bir düzenlemenin 4054 sayılı Kanunun 4(a)
maddesine aykırı olacağını düşünmenin de doğru bir yaklaşım olmadığı
düşünülmektedir. Böyle bir mantık kabul edilirse, kamu düzenine dair yapılan bir
çok düzenlemenin, örneğin; dükkânların belli saatler arası açık olacağı, hafta
sonu çalışılamayacağı şeklindeki tedbirlerin rekabet kuralları ile çelişeceğini
kabul etmek gerekir. Oysa, bu tür düzenlemeler kamu yararı ve tüketiciler
bakımından yararlı, hatta zorunludur. Serbest rekabet düzeninin bir kuralsızlık
sistemi olmadığı izahtan varestedir. Önemli olan, bu düzenlemelerin gerekli olup
olmadığıdır. İndirimlerin zamanlamasına ilişkin ayrımcılık içermeyen, objektif bir
düzenleme getirilmesi ve bunun tüm firmalar için eşit bir şekilde uygulanması
halinde rekabetin bozulacağı konusunda bir kanaate varılamadığından,
çoğunluğun muafiyet verilemeyeceğine dair görüşüne iştirak imkânı
bulunamamıştır.
Prof. Dr. Nurettin KALDIRIMCI Mehmet Akif ERSİN
Kurul Üyesi Kurul Üyesi
Full & Egal Universal Law Academy