T.C.
ANTALYA
1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO: 2022/667 Esas
KARAR NO: 2024/160
DAVA: Tazminat
DAVA TARİHİ: 24/06/2008
KARAR TARİHİ: 27/02/2024
Mahkememizin ... K sayılı kararı Antalya Bölge Adliye Mahkemesi ...Hukuk Dairesi'nin ... K sayılı kararı ile kaldırılmış olmakla yukarıdaki esas sırasına kaydedilerek yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: Müvekkilinin ... Şubesi nezdinde bulunan ... numaralı hesabına ... tarihinde ... TL ve ... tarihinde ... TL yatırdığını, 91 günlük vadeye yatırdığı parasına davalı ...’nin ... tarihinde ... TL kar ettiğini söylendiğini, ihtiyacı olan ... TL’yi çektiğini ve ... TL’sinin kaldığını, kalan paranın da 91 gün vadeye yatırıldığını ve vadenin ... tarihi olduğunu, ancak ... tarihinde ...’nin babası ve erkek kardeşinin kendisine paranın ihtiyacı olduğu için ... tarafından kullanıldığını ve iade edeceklerini söylediklerini, bir ev ve bir ... araba teklif ettiklerini, ertesi gün abisi ve yakınları olan ... ile bankaya gittiklerinde kendilerine teminat olarak çekler verildiğini ve halen ödenmediğini, durumu müdüre söylediklerinde ...’den şüphelendikleri için takipte oldukları ve bu çekleri daha önceden teminat için vermek isteyen müşteriden almadıklarını söylediğini, hesap dökümü çıkarıldığında hesabın boşaltılmış olduğunun görüldüğünü, ... tarihinde ...’nin çekleri asıl sahibine vermek üzere geri istediğini, banka teftişinin düzenlediği rapora göre ... ve ... şirketlerine para aktarıldığı, sahte hesaplar düzenlendiği, bazı işlemlere dair fişlerin yazdırılmadığı, bazılarının çekmecede tutulduğu, kasa yetkilisi olmamasına rağmen çekmecesinde para bulundurduğunun anlaşıldığını, davacı tarafından Cumhuriyet savcılığına yakınmada bulunulduğunu başlatılan ... numaralı soruşturma ile davalının yakalanarak tutuklandığını, ... şirketi sahibi ...’ın ... tarihinde yakalandığını, ifadesinde davalı ... ’in abisi ... ... ile daha önce ticari iş ortağı olduklarını, kendisinin davalı banka müşterisi olduğunu, 7-8 ay önce birlikte gelerek ailenin ... TL’si olduğunu, bu parayı değerlendirmesini ve kardan %50 pay vermesini istediğini, bunun üzerine ... TL para geldiğini, bu para ile değişik arabalar alarak galerilerine koyduğunu, elde ettiği kazanç ile ...’e ev, araba, senet ve çek ile ödeme yaptığını, gelen paraların aile parası olduğunun söylendiğini, toplamda ... TL para yatırıldığını söylediğini, bankaların kendilerine yatırılan paraları mudilerine istendiğinde veya belli bir vadede aynı veya misli olarak iade etmekle yükümlü olduklarını, ayrıca davalı bankanın adam çalıştıran sıfatı ile sorumlu olduğunu, davalı bankanın objektif özen yükümlülüğünü açıkça kötüye kullandığını, bankaların hafif kusurlarından dahi sorumlu olduklarını, sonuç olarak davacı müvekkilin uğradığı zarar bedeli olan ... TL’nin ... tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekilinin ... tarihli cevap dilekçesinde özetle; davacının müvekkil banka ... Şubesi nezdinde bulunan ... no.lu hesabından yapılan tüm işlemlerinin davacının talimatı üzerine yapıldığını ve tüm işlem dekontlarında imzasının bulunduğunu, davacı ... ile diğer davalı ... ’in banka dışında da görüşüyor olduklarını, birlikte hareket ederek müvekkil bankadan haksız menfaat temin etmeye çalıştıklarını, müvekkil banka yetkililerinin gerekli denetim ve kontrolleri yerine getirdiklerini ve bu nedenle sorumluluk isnat edilemeyeceğini, haksız ve yasal dayanaktan yoksun davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekilinin ... tarihli cevap dilekçesinde özetle; dava konusu olayla ilgili Antalya ... Ağır Ceza Mahkemesi ... Esas sayılı ceza davasının devam ettiğini, müvekkilinin 16 yıldır ...’ta kredi operasyon yetkilisi olarak çalıştığını, Aralık 2007 tarihinde ... isimli davacının kardeşi olan banka müşterisinin ... TL mevduat getirerek gizli bir hesaba yatırmak istediğini söylediğini, hatta kendi hesabına yatırmasını teklif ettiğini, kabul etmeyince kardeşi ... adına dolar ve Euro olarak para yatırdığını, bir süre sonra ... TL’sini ...’i bizzat bankaya getirerek imza attırmak suretiyle çektiğini, kalan ... TL’nin hesapta kaldığını, müvekkilin bankada halen devam etmekte olan kredisi dolu olan sağlam müşterilerine bir başka müşterinin kredisini veya mevduatını banka ticari kredi faizi karşılığında kullandırdıklarına dair bir sistem olduğunu ifade ettiğini, ...’in imzası ve bilgisi ile ...’in imzası dahilinde ... TL’yi 3 aylık ...L faiz ödemesi şartı ile ... şirketine aktardığını, ...’in gizli tutulmasını söylemesi sebebiyle ...’e bilgi verilmediğini, 3 aylık süre dolduğunda paranın faizi olan ... TL ile anaparadan ... TL olmak üzere toplam ... TL çektiğini, kalan ... TL’nin de 3 aylık ... TL faiz talebi ile aynı şekilde işletilmesinin istediğini, müvekkilin bu paraları ... ve ...’tan alamadığı için zor duruma düştüğünü ve başka mudilerin hesaplarıyla kapatmaya çalıştığını, bu şekilde durumun içinden çıkılmaz hal aldığını, ...’e ailesi ile birlikte durumu bildirdiğini, ...’in ...’ı arayarak teminat istemesi üzerine ...’ın bir daire teklif ettiğini, ... adına satış yapılacakken taşınmazın ipotekli olduğunun anlaşılması üzerine almaktan vazgeçtiğini ve müvekkili sıkıştırmaya başladığını, ...’ın alacaklı olduğu iki adet ... Bankası ... Şubesi müşterisi ... tekstile ait toplam ... TL’lik çeki gönderdiğini, istihbaratını yaptıran ...’in ...’la gelerek kırdırmak üzere çeklerin asıllarını aldığını, sonra kendisini tehdit ettiğini ve abisine ait arabayı aldığını, müvekkilin davacının talimatları doğrultusunda işlem yaptığını ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Antalya ...Ağır Ceza Mahkemesi'nin ... E- ... K sayılı dosyasından alınan tüm bilirkişi raporları dosyaya temin edilerek, iki bankacı ve bir tazminat hesabında uzman hesapçı-hukukçu bilirkişiden, davacının davalılardan tazminini talep edebileceği alacaı bulunup bulunmadığı, varsa miktarının belirlenmesi istenmiş;
Bankacı bilirkişiler ... ve nitelikli hesaplama uzmanı bilirkişi ... tarafından düzenlenen 18.01.2020 tarihli bilirkişi heyeti raporunda özetle:
"1)Davacı ... tarafından ... tarihinde ... TL, ... tarihinde ... TL olmak üzere hesabına toplam ... TL nakit yatınldığı, Ağustos 2007 tarihinde 91 gün vadeli hesap açıldığı kabulü ile işlemesi gereken faiz tutannın ... TL olarak hesaplandığı, bu durumda ... tarihinde davacının bankada toplam ... TL parasının olduğu, davacının ... tarihinde bankadan nakit olarak çektiğini beyan ettiği ... TL tutarın tenzili ile kalan ... TL’nin ... tarihi itibari ile davacının zarar gördüğü tutar olarak tespit edildiği,
2)Davacı yanın ... tarihi itibari ile zarar gördüğü tutar olarak tespit edilen ... TL’ye ... tarihine kadar geçen 215 gün için ticari avans faiz oranından faiz işletilmesi halinde, işletilecek faiz tutarının ... TL olduğu,
3)Davacı ... hesabından kendi eli ürünü imzaı dekontlar ile yapılmış olmakla birlikte, hesabından bilgisi ve onayı olmaksızın bir çok işlemin yapıldığı, dosya kapsamında yapılan inceleme ve tespitlerde ilgili dekontlara davacının imzasının önceden boş olarak - açığa alındığının anlaşıldığı ve davalı ...’nin bu işlemleri davacının bilgisi dışında yaptığı - dekontlara açığa imza aldığı yönünde beyanı ve kabulünün olduğu,
4)Ceza mahkemesince verilen beraat kararının, kusur ve derecesi, zarar tutan, temyiz gücü ve illiyet gibi esasların hukuk hakimini bağlamayacağı, ceza mahkemesinde alınan bilirkişi raporlarında davacının bilgisi ve talimatı onayı olmaksızın çekildiğine ilişkin olarak dosya kapsamında şüpheden uzak, kesin ve inandıncı delilin bulunmadığının belirtildiği, özel hukuk bakımından ceza mahkemesindeki belirlemenin davalının sorumluluğunu etkileyecek ve hukuk hakimini bağlayacak nitelikte bir olgu içermediğinin değerlendirildiği,
5)Davalı banka çalışanının yaptığı işlemlerin açıkça hukuka aykırı ve usulsüz olduğunun tartışmasız olduğu, davacı yönünden yapılan işlemlerin davacının istemi ve talimatı ile yapıldığı iddiasının ise hayatın olağan akışına aykırı olduğu, bunun aksini iddia edenin ispat yükü altına gireceği,
6)818 sayılı BK.100 (TBK.116) maddesi gereğince davalı banka, çalışanının kusurundan ötürü tamamen sorumlu olup, davalı bankanın çalıştırdığı personelin işi yürüttüğü sırada müşterilere verdikleri zararı gidermekle yükümlü olduğu,
7)Banka çalışanı ...’in mesleki davranışının Bankacılık Kanunu’nun 75. Maddesinde yer alan etik ilkelere ve imzaladığı etik ilkeler taahhütnamesine aykın olduğu, Yargıtay emsal kararlan ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 15.06.1994 ve 21.12.2012 tarihli karannda bankalann mevduatı korumak zorunda olan ve adam çalıştıran kuruluşlar olarak objektif özen borcu adı altında olduklan, hafif kusurlanndan dahi sorumlu olduklan esas alındığında, davacının mevduat hesabından iradesi dışında, önceden imzası alınmış olan boş dekontlar kullanılmak sureti ile yapılan işlemler sonucunda, hesabındaki mevcut ... TL tutannda oluşan zararından, davalılar ... (...) ve ....’nin sorumluluğunun bulunduğu" sonuç ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir.
Tarafların bilirkişi raporuna itirazları doğrultusunda, dosya aynı hususta rapor tanzimi için başka bir bilirkişi heyetine tevdi edilmişi;
Bankacı bilirkişiler ... tarafından düzenlenen 22/06/2020 tarihli bilirkişi heyeti raporunda özetle:
" ...’in davalı bankanın ... Şubesi müşterisi olduğu ve işlemlerin banka çalışanı ...’in tarafından gerçekleştirildiği dosyada mevcut bilirkişi raporları ile savcılık soruşturmasında ve mahkeme duruşmalarında verilen ifadelerden anlaşılmaktadır.
Önceki bilirkişi kurulu raporunda; işlem dekontlarının olması gereken sıra numarasıyla değil de karışık devam etmesi ve imza bilirkişisinin de bütün işlem dekontlarındaki imzaların davacının eli ürünü olduğu yönündeki tespiti de dikkate alınarak, dekontların işlem tarihlerinden önce boş olarak açığa imza alındığı yönünde görüş bildirilmiştir.
Davacı ...’in katılan sıfatıyla Ağır Ceza Mahkemesi'ne verdiği ... tarihli ifadesinde; ...’taki hesabından yaklaşık ... TL’nin rızası dışında şifahi ya da yazılı hiçbir talimat vermemesine rağmen herhangi bir boş valer ya da boş kağıdı imzalamamasına rağmen farklı sürelerde 15-20 kez olmak üzere çekildiğini öğrendiği, zararının karşılanmadığı ve şikayetçi olduğu ifade edilmiştir.
Dava konusu olayda işlemler yasal prosedüre uygun olarak hesap sahibinin adı ve imzası bulunan dekontlar ile işlem yapılmıştır. Davacı ise ... tarihinde kalan ... TL’si bulunduğunu iddia etmekte ve işlemlerden bilgisi ve onayı bulunmadığını ifade etmektedir. Ancak, Yargıtay’ın emsal kararları dekontların yazılı delil niteliğinde olduğu ve aksinin yazılı delillerle kanıtlanması gerektiği yönündedir. Yüksek Mahkeme kararları gereği, her ne kadar ceza mahkemesinin beraat veya mahkumiyet kararı hukuk hakimini bağlamaz ise de maddi vakıalara ilişkin ceza hakiminin tespitinin hukuk hakimini bağlayacağı, davacı tarafından inkar edilen dekont ve belgeler üzerindeki imzaların davacıya ait olduğu bilirkişi raporu ile tespit edilmiştir. Diğer eylemler nedeniyle hakkında mahkumiyet kararı verilen ...’in işbu davaya konu işlemler nedeniyle davacı ceza almamıştır.
Banka çalışanı ...’in mesleki davranışının Bankacılık Kanunu’nun 75. Maddesinde yer alan etik ilkelere ve imzaladığı etik ilkeler taahhütnamesine aykırı olduğu, Yargıtay emsal kararları ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 15.06.1994 ve 21.12.2012 tarihli kararında bankaların mevduatı korumak zorunda olan ve adam çalıştıran kuruluşlar olarak objektif özen borcu adı altında oldukları, çalışanlarının hafif kusurlarından dahi sorumlu oldukları esas alındığında,
Davacının imzasının bulunduğu, işlemlerin mudiin bilgisi dışında gerçekleştiğini ortaya koyabilecek kesin ve inandırıcı bir belgenin dosyada mevcut olmadığı, davacının ceza yargılamasında hesabından rızası dışında şifahi ya da yazılı herhangi bir yetki vermemesine ve herhangi bir boş valer ya da boş kağıt imzalamamasına karşın işlem yapıldığını beyan ettiği ancak işlem dekontlarındaki imzanın kendisine ait çıkması karşısında işlemlerin davacının bilgi ve talimatı kapsamında yapılmış olmasına ilişkin değerlendirmenin Mahkemeye ait olduğu, davacının müterafik kusurlu olduğu ve kusur oranlarının Mahkemenin takdirinde bulunduğu," kanaat ve sonucuna varıldığı bildirilmiştir.
Antalya ...Ağır Ceza Mahkemesi'nin ... E- ... K sayılı dosyasının tetkikinden; katılanların ... Genel Müdürlüğü , ... mağdurların ... olduğu, sanıklar ... ve ... hakkında yapılan yargılama sonucu sanıkların imzasız ve talimatsız olarak ... Ltd.Şti ve ...'a ait hesaplardan toplam ... TL tutarındaki işlem ile basit zimmet suçunun zincirleme olarak işledikleri kabul edilerek 5411 sayılı Bankacılık Kanununun 160/1 maddesi, TCK 43/1,62,52/2. maddeleri uyarınca neticeten 8 yıl 4 ay hapis ve 16.660 TL adli para cezası verildiği, ... hakkında verilen mahkumiyet kararının 29.06.2017 tarihinde kesinleştiği tespit edilmiştir.
Mahkememizce yapılan yargılama sonucu;
"Davalı ... (...) 'ın davalı banka çalışanı olduğu, davalı bankadaki hesabına ... tarihinde ... TL, ... tarihinde ... TL yatırdığı, 91 gün vadeli olarak açılan hesaptan davacının ... tarihinde hesabından paraya çekmeye gittiğinde ... tarafından kendisine ... TL ödeme yapıldığı, bu tarih itibariyle hesabında bakiye ... TL kalması gerektiği halde, davalı ...'nin davacının hesabında davacının bilgisi ve onayı olmaksızın virman, döviz alış satış, para çekme, para yatırma, havale gönderme vb. birçok usulsüz olarak işlem yaptığı banka kayıtları, alınan bilirkişi raporları ve davacının beyanı ile sabittir.
Ceza yargılaması sonucunda her ne kadar davacının hesabından yapılan işlemler nedeniyle sanık hakkında mahkumiyet hükmü kurulmamış ise de; TBK 74.maddesi uyarınca ceza mahkemesince verilen beraat kararının, kusur ve derecesi, zarar tutadı, temyiz gücü ve illiyet gibi esasların hukuk hakimini bağlamayacağı, ceza mahkemesinde alınan bilirkişi raporlarında davacının bilgisi ve talimatı onayı olmaksızın çekildiğine ilişkin olarak dosya kapsamında şüpheden uzak, kesin ve inandıncı delilin bulunmadığının belirtildiği, özel hukuk bakımından ceza mahkemesindeki belirlemenin davalının sorumluluğunu etkileyecek ve hukuk hakimini bağlayacak nitelikte bir olgu içermediği, sanık ...'nin soruşturma ve yargılama sırasında verdiği çelişkili beyanlar ve davacının hesabından ... tarihil ... TL bedelli virman, ... tarihli ... TL bedelli hesaptan nakit çekilerek firma hesabına yatırma şeklindeki ... tarafından gerçekleştirilen banka işlemlerinin hakkında zimmet suçuna iştirakten mahkumiyet kararı verilen ...'ın yetkilisi olduğu ...Ltd. Şti lehine gerçekleştirildiği, ... TL bedelli virman dekontunda davacının imzası bulunsa dahi bu belgenin davacının önceden imzalayarak ...'ye verdiği belgelerin davacının bilgisi dışında kullanılması sonucu oluşturulduğu, nitekim ...'nin ... tarihli kolluk ifadesinde ...'ın hesabından bilgisi dışında para çektiğini ikrar ettiği, davacının ilk bilirkişi heyetince belirlenen zararı olan ... TL den davalı ...'nin haksız fiilden kaynaklı olarak sorumlu olduğu,
Davalı bankanın sorumluluğunun değerlendirilmesinde;
Emsal yargı kararlarında değinildiği üzere; 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 6/1’inci maddesinde; Türkiye'de bir bankanın kurulmasına veya yurt dışında kurulmuş bir bankanın Türkiye'deki ilk şubesinin açılmasına, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulunun alacağı kararla izin verileceği belirtilmiştir. Aynı Kanun’un 3’üncü maddesinde; yazılı ya da sözlü olarak veya herhangi bir şekilde, halka duyurulmak suretiyle ivazsız veya bir ivaz karşılığında, istendiğinde ya da belli bir vadede geri ödenmek üzere kabul edilen para, mevduat olarak tanımlanmış ve anılan Kanun’un 60/1’inci maddesinde; Kredi kuruluşları ile özel kanunlarına göre yetkili olanlar dışında hiçbir gerçek veya tüzel kişinin, aslen veya fer'an meslek edinerek mevduat veya katılım fonu kabul edemeyeceği, ticaret unvanları ve kamuya yapacakları açıklamalar ile ilân ve reklamlarında bu izlenimi yaratacak ifade ve deyimleri kullanamayacağı düzenlenmiştir. Ayrıca anılan Kanun’un 63’üncü maddesi gereğince halkın parasının bankalarca değerlendirilmesi sırasında halka güven vermek için kredi kuruluşları (mevduat bankaları ile katılım bankaları) tasarruf mevduatı ve gerçek kişilere ait katılım fonlarının Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu tarafından sigorta edileceği açıklanmıştır.
Bu düzenlemelerden çıkan sonuca göre, Bankalar, özel yasa ile kurulan ve kendilerine alanlarında çeşitli imtiyazlar tanınan, topladıkları mevduatı ve katılım fonlarını sahteciliklere karşı özenle korumak zorunda olan ve hem mudileri hem de üçüncü kişileri koruyucu tedbirler almak ile yükümlü kuruluşlardır. Bankalar sahip oldukları bu vasıfları sebebiyle bankacılık işlemlerinin güvenilen tarafı konumundadırlar. Bu durum, bankaların bir güven kurumu olarak kabul edilmesini ve bankanın sorumluluğunun özel güven sebebiyle ağırlaştırılmasını gerektirir (Battal, Ahmet; Güven Kurumu Nitelendirmesi Işığında Bankaların Hukuki Sorumluluğu, Ankara, 2001, s. 106). O hâlde, bankalar, ağırlaştırılmış sorumluluğun bir gereği olarak objektif özen yükümlülüğü altında bulunmakta olup, buna karşılık hafif kusurlarından dahi sorumludurlar. Ayrıca, bu sorumluluğu kaldırmaya yönelik sözleşmeler de geçerli değildir. Zira sorumsuzluk sözleşmesi hükümlerine sınırlama getiren ve somut olaya uygulanması gereken 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun (818 sayılı BK) 99/2’nci ve 100/3’üncü (6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (6098 sayılı TBK) 115/3’üncü ve 116/3’üncü) maddeleri gereğince, özel yasa ile kuruldukları ve kendilerine alanlarında çeşitli imtiyazlar tanındığı için bankaların, hafif kusurlarından dolayı ortaya çıkan sorumluluğunu kaldıran sözleşme hükümleri geçersiz olacaktır.
6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (6762 sayılı TTK) 20/2’nci (6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (6102 sayılı TTK) 18/2’nci) maddesi gereğince; tacir, ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli iş adamı gibi hareket etmesi lazımdır. Nitekim bankaların, tacir olarak bütün işlemlerinde basiretli davranma yükümlülüğü herhangi bir tacirden farklıdır. Bu sebeple bankalardan beklenen basiret ölçüsü ve özen yükümlüğü şüphesiz daha ağırdır. Özellikle birer itimat kurumu olan bankaların, aldıkları mevduatları ve açtıkları çek hesapları ile çek hamillerini sahtecilere karşı özenle koruma yükümlülüğünün daha da arttığının kabul edilmesi gerekmektedir (Yılmaz, Süleyman; Hukuki Açıdan İnternet Bankacılığı, Ankara, 2010, s. 152) .
Ayrıca bankalar, adam çalıştıran sıfatı ile de sorumludur. Adam çalıştıranın sorumluluğu 818 sayılı BK’nın 55’inci (6098 sayılı TBK’nın 66’ncı) maddesinde “İstihdam edenlerin mesuliyeti” başlığı altında düzenlenmiştir. Anılan maddede; “Başkalarını istihdam eden kimse, maiyetinde istihdam ettiği kimselerin ve amelesinin hizmetlerini ifa ettikleri esnada yaptıkları zarardan mesuldür. Şu kadar ki böyle bir zararın vuku bulmaması için hal ve maslahatın icabettiği bütün dikkat ve itinada bulunduğunu yahut dikkat ve itinada bulunmuş olsa bile zararın vukuuna mani olamıyacağını ispat ederse mesul olmaz.” hükmü öngörülmüştür. Bu madde gereğince adam çalıştıranlara genel nitelikte objektif bir özen yükümlülüğü yüklenmiş ve adam çalıştıranın bir özel hukuk ve bağımlılık ilişkisi içerisinde çalışanlarının kendilerine bırakılan işleri gördükleri sırada hukuka aykırı bir fiille üçüncü kişilere vermiş oldukları zarardan sorumluluğu düzenlenmiştir. Buna göre adam çalıştıranın sorumluluğu, kusursuz sorumluluk türlerinden özen sorumluluğudur. Başka bir deyişle adam çalıştıranın sorumluluğunun kaynağı, adam çalıştıranın çalışanlarını seçerken ve onları çalıştırırken çalışanlar üzerindeki denetim ve gözetim ödevini yerine getirmemesine, kanun tarafından kendisine yükletilen bu tür objektif bir ödevi ihlal etmesine dayanmaktadır (Eren, Fikret; Borçlar Hukuku Genel Hükümler, Ankara, 2017, s. 643).
Adam çalıştıran, yapılacak iş için uygun fikri, mesleki bilgi ve yeteneklere sahip bir kişi seçmekle yükümlüdür. Seçeceği yardımcı kişinin yapacağı iş için vasıflı, yeterli eğitim görmüş, yeni bilgi, yöntem ve tekniği özümsemiş ve izlemiş olmasını arayacaktır.
Adam çalıştıranın sorumluluğu bir kusur sorumluluğu olmadığı için sorumluluk, kendisinin veya emrinde çalışan yardımcı kişinin kusurlu olup olmamasına bakılmaksızın, kusurdan bağımsız olarak doğmaktadır. Sorumluluğun doğması için objektif özen yükümlülüğünün ihlaliyle meydana gelen zarar arasında, uygun illiyet bağının bulunması yeterlidir (Eren, s. 644).
Sonuç olarak Antalya ...Ağır Ceza Mahkemesi'nin ... E- ... K sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporları ve mahkeme gerekçesine göre mevduatı koruma adına objektif özen yükümlülüğü altındaki davalı bankanın bu yükümlülüğünü ağır şekilde ihlal ettiği ve davalı ...'nin davacıya verdiği zarardan sorumlu olduğu değerlendirilerek, davanın kısmen kabulüne dair karar verilmiştir. " gerekçesi ile verilen;
... tarih ve ... E, ... K sayılı karara karşı, davalı ... Genel Müdürlüğü vekili ile davalı ... vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş, Antalya Bölge Adliye Mahkemesi ...Hukuk Dairesi'nin ... E, ... K sayılı kararı ile;
"1-Davacı dava dilekçesinde özetle; davalı bankadaki hesabından bilgisi ve talimatı dışında para çekildiğini beyanla zararın tazminini talep etmiştir.
Dava dilekçesinde dava değeri ... YTL harca esas değer olarak gösterilmiş, bu tutar üzerinden harç yatırılmıştır. Dava dilekçesinin sonuç kısmında ise uğranılan zarar ... YTL talep edilmiştir. Yargılama sonunda harca esas gösterilen tutar üzerindeki miktara (harcı yatırılmayan ve harcı tamamlatılmayan kısım içinde) kısmen kabulüne karar HMK'nın 26/1. maddesi gereği verilmesi usulen yerinde görülmemiştir.
2-Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının kardeşi ...'in bankaya gelerek ... YTL tutarında gizli hesap açılmasını istediğini, mümkün olmadığını söyleyince davacı ... adına hesap açıldığını, çekilen paraların ...'in ve ...'in imzası ve bilgisi dahilinde olduğunu, ...'in dekontları abisinin isteğiyle imzaladığını, bankada kredisi dolu olan sağlam müşterilere bir başka müşteri kredisini veya mevduatını banka ticari kredi faizi karşılığında kullandırdıklarına dair bir sistemin olduğunu, ... YTL'yi 3 aylık ... YTL faiz ödenmesi şartıyla ... Şti.'ne aktardığını, davalı ...'nin yargılandığı Antalya ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyası içerisindeki kolluk ifadesinde davacının bankaya gelerek parayı gizli hesaba yatırmak istediğini ve hesabındaki parayı kullanabileceğini söyleyerek bir kaç dekont imzalattığını, parayı bilgisi dışında çektiğini, Sulh Ceza Mahkemesindeki sorgusunda davacının ... YTL tutarındaki parasını yeni bir hesaba aktarması için talimat verdiğini, banka çalışanlarının kendi hesabına para yatırması yasak olduğu için ...'in sahibi ve güvendiği kişi ...'ın hesabına aktardığını, ...'ın mali durumu bozulunca bu parayı ödemediğini beyan etmiş, Ağır Ceza Mahkemesindeki ifadesinde ise, cevap dilekçesindekine benzer ifadelerde bulunduğu anlaşılmıştır.
Ceza yargılamasında bilirkişi raporları alınmıştır. 16/05/2016 tarihli heyet raporunda özetle; işlemin mudi ...'in bilgisi dışında gerçekleştirildiğine ilişkin delil olmadığı, ...'e ait bir kısım dekontlarda imzaların ...'e ait olduğu, bir kısım dekontlardaki imzaların ise davacıya ait olduğu, 11/11/2015 tarihli raporda ise, tabloda belirtilen dekontlardaki imzaların ... iddiasının aksine ...e ait olduğunun tespit edildiği, ...'e ait ifadeler incelendiğinde, hesabın ... adına açılmış olmakla birlikte paranın kullanımına ilişkin talimatların ... tarafından verildiği, ... hesabında bulunan itiraz konusu ... YTL tutarlı paranın sanık ...'ın kullanımına aktarılması işleminin mudinin talimatıyla mı yoksa sanığın insiyatifiyle mi yapıldığı hususu ile ilgili, işlem fişlerinde mudinin imzasının bulunması, aktarılan bu paraların mudinin talimatına istinaden olduğu ihtimalini güçlendirdiği, gerçeğin böyle olmadığı, sanığın bir takım yöntemlerle mudinin bilgisi dışında işlemler gerçekleştirdiğinin şüpheye yer bırakmayacak şekilde kesin olmadığı açıklanmıştır.
Davalı ...'ın yargılandığı Antalya ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... Esas sayılı, aralarında davacı ve kardeşi ... ile dava dışı diğer mağdurların olduğu dosyada yapılan yargılama sonucunda, ...'ın davacıya yönelik iddia edilen eylemleri nedeniyle herhangi bir hüküm kurulmadığı, ..., ..., ..., ... İnş. ... Ltd. Şti ve ...'ın hesabındaki paraları imzasız dekontlarla mal ödendiği gerekçesiyle ... ve ...'ın mahkumiyetine karar verildiği ve kararın kesinleştiği anlaşılmıştır.
Ceza yargılamasında bilirkişi raporları da hükme esas alınmıştır.
3-Davacının Antalya ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... sayılı dosyasındaki ifadeleri ile bu dosyadaki ifadeleri arasında da çelişki bulunmaktadır. Ağır Ceza Mahkemesindeki ifadesinde dekontlardaki imzaların kendisine ait olmadığını iddia etmiş, dava dilekçesinde ise; paranın bilgisi dışında kullanıldığını, imzaların kendisine ait olmadığını, hesabını kontrol etmek için bankaya gittiğinde hesaptaki bazı işlemler için davalı ...'nin müvekkilden imza aldığını, bunların mal edinme işleminde kullanılmış olabileceğini, davacının iradesinin sakatlandığını ifade etmiştir. Ancak Bilirkişi raporu ile imzaları inkar edilen dekontlardaki birçok imzanın kendisine ait olduğu tespit edilmiştir. (Ağır Ceza mahkemesinde alınan 16.05.2016 heyet raporurun 3. sayfasında dekontlarda imza aidiyetileri ayrı ayrı açıklanmıştır.)
4-Yargılama sırasında iki ayrı bilirkişi kurulu raporu alınmıştır.
18/01/2020 tarihli bilirkişi kurulu raporunda, boş dekontlara imza alındığı, davacının hesabında bilgisi ve talimatı dışında işlem yapıldığı, davacının zararının ... TL olduğu tespit edilmiş, itiraz üzerine alınan 22/06/2020 tarihi bilirkişi kurulu raporunda ise, bazı dekontlarda davacının imzası olup, işlemlerin mudinin bilgisi dışında gerçekleştiğine ilişkin belgenin olmadığı tespit edilmiştir. İki rapor arasında çelişki bulunmaktadır.
5-Varsa zarar miktarının kesin olarak tespiti için davalı banka kayıtları üzerinde gerekli inceleme yapılmamıştır.
6- YHGK 09.04.2014 gün ve 2013/4-1008 E 2014/490 karar sayılı ilamında da açıklandığı üzere; Hukuk hakimi ceza mahkemesinde verilen beraat karariyle bağlı değildir. ceza mahkemesi kararı, kusurun takdiri ve zararın miktarını tayin hususunda dahi hukuk hakimini bağlamaz Ceza mahkemesince verilen, beraat kararı, kusur ve derecesi, zarar tutarı, temyiz gücü ve yükletilme yeterliği, illiyet gibi esasların hukuk hakimini bağlamayacağı konusunda duraksama bulunmamaktadır. Ancak, hemen belirtilmelidir ki, gerek öğretide ve gerekse Yargıtay’ın yerleşmiş içtihatlarında, ceza hakiminin tespit ettiği maddi olaylarla ve özellikle “fiilin hukuka aykırılığı” konusu ile hukuk hakiminin tamamen bağlı olacağı kabul edilmektedir. Diğer bir anlatımla, maddi olayları ve yasak eylemlerin varlığını saptayan ceza mahkemesi kararı, taraflar yönünden kesin delil niteliğini taşır.
7- Varsa zarara ilişkin müterafık kusur hususu irdelenmemiştir.
Bu durumda; harca ilişkin usuli eksikliğin giderilmesi ile ceza yargılamasında davalı ... hakkında davacıya yönelik eylemi nedeniyle mahkumiyet hükmü kurulmaması ve ayrıca beraat kararı da verilmemesi nedeniyle, Antalya ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyası getirtilip, davacının, davalı ...'nin, dava dışı davacının kardeşi ...'in ve ...'ın soruşturma, savcılık ve mahkeme önündeki ifadeleri ile birlikte ayrıca bu dosyanın esasına etki edecek nitelikte diğer beyan, bilirkişi raporları ve delillerin incelenmesi, bu davanın esasına etki edecek maddi olayların tespiti, davalı banka kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yapılması, hesap sözleşmesinin incelenmesi, davacı hesabının açıldığı tarih, hesaptaki son işlem tarihi, iki tarih arasındaki işlemler, bu işlemlerden davaya konu edilen/edilmeyen ve benimsenen işlem bulunup bulunmadığı, (Ağır Ceza Mahkemesinde alınan bilirkişi raporlarında tespit edilen,imza aidiyeti davacıya ait olan dekontlarla davacı hesabına ait olup kardeşi ...'in imzaladığı anlaşılan dekontlar da değerlendirilerek. 16.05.2016 heyet raporurun 3. sayfasında dekontlarda imza aidiyetleri ayrı ayrı açıklanmıştır) davacının hesabındaki işlemlerin (havale/Eft/virman/nakit çekme) davacının bilgisi dahilinde olup olmadığı ile ileri sürülen faiz karşılığı başka hesaba para gönderilip gönderilmediği hususu da irdelenip bilirkişi raporları arasındaki çelişkinin de giderilerek değerlendirme yapılması gerekmektedir.
Özetle, Ağır Ceza dosyasındaki tespitler, alınacak bilirkişi raporu, iddia, savunmalar, dosyadaki tüm deliller birlikte değerlendirilip, gerektiğinde davacı isticvap da edilerek işlemlerin davacının bilgisi dışında olup olmadığının kesin tespiti, davacının zararı olup olmadığı ile varsa bu zararın oluşumunda davacının müterafik kusurunun bulunup bulunmadığı da değerlendirilerek yargılamaya devamla esas hakkında karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve araştırmaya dayalı olarak karar verilmesi usul ve yasaya uygun değildir." gerekçesiyle kaldırılmıştır.
Mahkememizce taraf teşkili sağlandıktan sonra yargılamaya devam edilmiştir.
Bankacı bilirkişiler ..., ..., ... ve nitelikli hesaplama uzmanı bilirkişi ... tarafından düzenlenen 23/03/2023 tarihli bilirkişi heyeti raporunda özetle:
a)...’in hesaplarından yapılan imzasız / talimatsız işlem yapılmadığı, ... Ltd. Şti. ile bilgisi/talimatı dahilinde ticari para alışverişi yapıldığı,
b)Para çekme işlemlerinde imzasız işlem yapılmadığının anlaşıldığı,
c)Tüm para çekme dekontlarında imza bulunuyor olsa da: Mahkemenin, davacı beyanını kabul ederek, işlemlerin davacının bilgisi ve onayı dışında yapıldığı yönünde karar vermesi halinde zarar hesaplanması gerektiğinden;
İlk bilirkişi raporunda yer alan: "... Davacı ... tarafından ... tarihinde ... TL ve ... tarihinde ... TL olmak üzere toplam ... TL’nin davalı bankaya yatırıldığı, Ağustos 2007 tarihinde 91 gün vadeli hesap açıldığı kabulü ile işlemesi gereken faiz tutarının 8.635,83 TL olarak hesaplandığı, ... tarihinde davacının ... TL çektiğini beyan ettiği tarihte bankada ... TL olması gerektiği, kalan ... TL’nin ... tarihinden itibaren dava tarihi olan ... tarihine kadar 215 gün için ticari avans faiz oranından faiz işletilmesi halinde 34.698,10 TL faiz işlemesi gerektiği hesaplanmakta olup..." hesaplama ile örtüştüğü,
d)T.B.K. 52.maddesi gereği davacının müterafik kusurlu olduğu, ancak TMK 2.maddesi gereği davranışının, kasıt ya da ihmal ile gerçekleştiği hususu ile tazminatta yapılacak indirim oranı konusunda taktirin Mahkemede olduğu" sonuç ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir.
Bilirkişi heyetinin 29/01/2024 tarihli ek raporunda özetle:
"Davacı ...'in hesabından, dava konusu virman, tediye, havale gibi hesaptan para çıkışı gerektiren işlemlerin - incelememize esas olan işlemler dâhilinde - davacı ...'in imzalarının bulunduğu dekontlar aracılığı ile yapıldığı,
16.05.2016 tarihli bilirkişi heyeti raporunun, adli tıp bilirkişi rapor özeti bölümünde yer alan tespitlerden, dekontlardaki imzaların davacı ...'in eli ürünü olduğunun anlaşıldığı,
Davalı ... Antalya ... Ağır Ceza Mahkemesi'nin ... E sayılı kararında yer alan ifadesini doğrular nitelikte, ... tarihinde davacı ...'in hesabından ...-... hesabına ... TL. havale yapıldığı, havale işlemine ait işlem dekontun da davacı ... eli ürünü imzanın olduğu, ... tarihinde de ... tarafından ... hesabına ... TL. para yatırıldığı,
Davacının imzasının bulunduğu işlemlerin, davacı banka müşterisinin bilgisi dışında gerçekleştiğini ortaya koyacak bir belgenin dosyada mevcut olmadığı, dekontlarda atılı imzaların davacıya ait olduğunun 16.05.2016 tarihli bilirkişi raporu ile tespit edildiği, ilk bilirkişi heyet raporunda, imzaların davacı eli ile atılı olduğu tespitinin göz ardı edilerek, imzanın, işlem tarihinden önce boş olarak dekontlara alındığı yönünde görüş bildirildiği, ancak bu durumun kanıtlanmasının mümkün olmadığı, ikinci bilirkişi raporunda ise dava konusu işlemlerin yasal prosedüre uygun olarak hesap sahibinin adı ve imzası bulunan dekontlar ile yapıldığı yapıldığı yönünde görüş bildirildiği,
Bu durumda, davacının imzasının bulunduğu işlemlerin davacı banka müşterisinin bilgisi ve rızası dışında gerçekleştiğini ortaya koyabilecek kesin bir belgenin dosyada mevcut olmadığı, yapılan işlemlerin davacının bilgisi ve rızası ile yapıldığına ilişin değerlendirmenin ve davacının müterafık kusurlu olduğu ve kusur oranları tespitinin de Mahkeme'nin takdirinde olduğu" sonuç ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir.
Mahkememizce Antalya Bölge Adliye Mahkemesi ...Hukuk Dairesi'nin ... E, ... K sayılı kararı doğrultusunda yapılan inceleme sonucu alınan kök ve ek bilirkişi raporları ile; davacı ...'in hesabından imzası ve talimatı dışında işlem yapılmadığı, dekontlarda atılı imzaların davacı eli ürünü olduğu, dekontlara imzanın işlem tarihlerinden önce boş olarak alındığı yönündeki iddianın kesin delil ile kanıtlanmasının mümkün olmadığı, bu durumda, davacının imzasının bulunduğu işlemlerin davacı banka müşterisinin bilgisi ve rızası dışında gerçekleştiğini ortaya koyabilecek kesin bir belgenin dosyada mevcut olmadığı, davaya dayanak vakıanın HMK 226/1-c maddesi kapsamında olması nedeniyle davacı yanın davalı gerçek kişiye karşı yemin teklif etme hakkının da bulunmadığı değerlendirilerek davanın reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davanın REDDİNE,
2-Alınması gerekli 427,60 TL harcın, peşin alınan 2.902,50 TL harçtan mahsubu ile bakiye 2.474,90 TL harcın istek halinde davacıya iadesine,
3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendisi üzerinde bırakılmasına,
4-A.A.Ü.T 13/4. maddesi uyarınca 17.900,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
5-Sarf edilmeyen gider avansının HMK 333.maddesi uyarınca davacıya iadesine
Dair, davacı vekili Av...., davalı ... A.Ş. vekili Av. ..., davalı ... vekili Av. ...'in yüzüne karşı kararın tebliği tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde İstinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, anlatıldı.27/02/2024
Katip ...
¸e-imzalı
Hakim ...
¸e-imzalı