T.C.
ANTALYA
1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/303 Esas
KARAR NO : 2025/152
DAVA : Tazminat (Özel Sigorta Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 09/05/2023
KARAR TARİHİ : 05/03/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Özel Sigorta Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
I. İDDİANIN ÖZETİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;
... tarihinde ... İli, ... İlçesi, ... Mahallesinde Davalı Sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plakalı araç ile, ... caddesini takiben ... sokak istikametine seyir halinde iken aracının sol ön çamurluk kısımlarıyla, ... caddesi istikametinden ... istikametine doğru. .. caddesi üzerinde seyir halinde olan sürücü ... sevk ve idaresindeki ... renkli elektrikli bisikletin ön kısımlarının çarpışması neticesinde ölümlü ve maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, müteveffa ... kaza sebebiyle kaldırıldığı hastanede vefat ettiğini, mağdurun vefatı sonucu desteğinden yoksun kalan ... ve ... tarafından Müvekkilimiz Şirket nezdindeki .../... no'lu Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesinden tazminat talebinde bulunulduğunu, Müvekkili Şirket tarafından yapılan değerlendirme neticesinde davadışı mağdurlara toplam ... TL tazminat ödemesi yapıldığını, bu davanın müvekkili Şirket tarafından davadışı mağdurlara yapılan ödemenin davalılardan rücuen tazmini talebiyle ikame edildiğini, kazaya karışan sigortalı araç Davalı Sigortalı .... tarafından Müvekkili Şirket nezdinde sigortalandığını, sigortalıya poliçe düzenlenirken %10 prim indirimi de uygulanarak bir poliçe tanzim edildiğini, poliçenin düzenlenmesi sırasında Davalı Sigortalı tarafından; aracın, grup şirketler arasında kullanılacağına veya onlara ücretli veya ücretsiz tahsis edileceğine veya bu aracın faaliyet alanları arasında olmayan kiralama faaliyetine konu edileceğine dair herhangi bir beyan ve bildirimde bulunulmadığını, davalı Sigortalı Şirketin, Davacı Müvekkili Sigorta Şirketine karşı sorumluluğu bulunduğunu, davalı Sigortalı, sözleşme, genel şart ve TTK gereğince kanundan ve sözleşmeden kaynaklı yükümlülüklerini yerine getirmediğini, bu nedenle davacı müvekkili şirketin sorumluluğunun sona erdiğini, davacı Müvekkili, zarar görene karşı tazminat ödemesini, yukarıdaki gerekçelerle sigortalısına karşı sorumlu olmamasına karşılık, KTK md. 95 ve ilgili genel şart hükmü gereğince zarar gören karşı ileri süremediğinden zararı karşıladığını, davalı Sigortalı /sigorta Ettiren Şirkete karşı rücu hakkı bulunduğunu, davalı Kiralama Şirketi ...'in Sorumluluğu Sigortalı araç, Müvekkili Şirket'e herhangi bir bilgi ve beyan sunulmaksızın Davalı ....'ne uzun süreli kiralandığını, davalılar tarafından hasar sürecinde Müvekkili Şirket'e herhangi bir yazılı kiralama sözleşmesi olmadığı belirtildiğini, davalı Sigortalı tarafından sigortalı aracın ne zaman kiraya verildiğinin belirsiz olduğunu, belirli olan husus, sigortalı aracın Davalı Kiralama Şirketi tarafından işletilmesi sırasında kazanın meydana gelmiş olduğunu, bu durumda, Davalı sigortalı ...’nın aracın işleteni olarak ve bu araç için zorunlu mali sorumluluk sigortası yapan Davacı Müvekkili Sigorta Şirketi bu zararlardan sorumlu olmadığını, davalı Sürücü ...'ün Sorumluluğu Müvekkili Şirket, sigortalı aracın işleteninin değişmiş olması sebebiyle herhangi bir sigorta koruması sağlamadığı kazadan kaynaklı bir tazminat bedelini mağdur tarafa ödediğini, davalı Sürücü, kazaya %100 oranında kusurlu olarak sebebiyet verdiğini, davalı Sürücü'nün TBK md.49 "Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür." hükmü gereği doğan zarardan sorumluluğu bulunduğunu, bu doğrultuda Müvekkili Şirket tarafından ödenerek temlik alınan tazminat bedelini, Davalı Sürücü ...'ün Müvekkilimiz Şirket'e ödemesi gerektiğini, izah olunan tüm bu sebeplerle, davalılara karşı yapılan arabuluculuk başvurusunun da anlaşmama olarak neticelenmesi sebebiyle, işbu huzurdaki dava ikame edilmek zorunda kalındığını, haklı davalarının tüm davalılar yönünden kabulüne karar verilmesini talep ettiklerini, fazlaya ilişkin haklarının saklı kalmak kaydıyla, ... TL tazminatın ... ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılara yüklenmesine, ek olarak AAÜT md.16/c hükmü gereği, arabuluculuk faaliyeti anlaşmazlıkla sonuçlandığı için, davalıların arabuluculuk vekalet ücretini ödemesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. SAVUNMANIN ÖZETİ:
Davalı ... ile davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle;
Sigortanın hukuki bir işlem olması ve gelecekte ortaya çıkma ihtimali olan zararın güvence altına alınması sebebi ile bir sözleşme ile düzenlenmesi gerektiğini, TTK m. 1435 ve 1446 hükümleri incelendiğinde; sigorta ettirenin sözleşme kurulurken, sözleşme devam ederken ve rizikonun gerçekleşmesinden sonra olmak üzere üç ayrı aşamada beyan yükümlülüğünün bulunduğunu, ancak bilhassa sigorta sözleşmesi kurulurken sigorta ettirenin beyan yükümlülüğünü yerine getirmesi hususunda sigortacı da üzerine düşen yasal yükümleri yerine getirmesi gerektiğini, işleten sıfatının belirlenmesinde araç üzerinde fiili hakimiyet ve ekonomik yararlanma unsurlarının birlikte bulunması ve fiili hakimiyetin uzun süreli olması gerektiğinin ve ayrıca araç üzerindeki eylemsel egemenliğin kesin biçimde bu yere geçtiğinin yazılı bir belge ile ispat edilmesi gerektiği, ne var ki somut uyuşmazlıkta davacı sigorta şirketi tarafından, diğer müvekkili ...'nin davaya konu araç üzerinde uzun süreli olacak şekilde fiili hakimiyet ve ekonomik yararlanması olduğu ve bu sebeple kayıt maliki müvekkili ...'nin işleten sıfatının değişerek diğer davalı müvekkil ...'ne kesin şekilde geçtiğine dair yazılı bir belge sunulamadığını, zaten böyle bir durum da söz konusu olmayıp, kayıt maliki davalı ..., yasanın aradığı şekilde işleten sıfatını haiz olduğunu, dolayısıyla ZMSS konusu araç nedeniyle meydana gelen zararın tazmini sorumluluğunda davacı sigorta şirketinde herhangi bir değişiklik olması, sorumluluğun kalkması ve davacının da rücu davasına hak kazanması mümkün olmadığını, bu sebeple müvekkili ... yönünden davanın öncelikle husumet, aksi halde esastan reddi gerektiğini, davacının talep ettiği ihtiyati haciz veya tedbir şartları somut olayda mevcut olmadığını, bu taleplerin de reddi gerektiğini, üstelik hasar dosyasına konu ödeme tutarı fahiş nitelikte olup, bu uğurda yeniden rapor aldırılması ve dosyaya kazandırılması gerektiğini, zira rücu talebi ile hareket eden davacı sigorta şirketi karşısında, işbu hesaplamanın mahkeme eliyle alanında uzman bilirkişi heyeti marifetiyle yaptırılması ve neticeten aksi yöndeki bir karar ihtimaline binaen müvekkili şirketin sorumlu olacağı rakamın tarafsız şekilde belirlenmesi zaruret arz olunduğunu, bu sebeplerle davalı ... yönünden davanın esastan reddine, davalı ... yönünden ise davanın öncelikle husumet yokluğu, mahkeme aksi kanaatte ise esastan reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin haksız davacıya yükletilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; ... Caddesi üzerinden ... sokak istikametine doğru seyir halindeyken kazanın gerçekleştiği kavşağa geldiği esnada, ... Caddesini takiben ... Caddesi istikametine doğru düz olarak kavşaktan geçiş yapan ...'ın sevk ve idaresindeki motosiklet ile çarpışması neticesinde çift taraflı, ölümlü ve maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, meydana gelen kaza nedeniyle müvekkili hakkında Antalya ... Asliye Ceza Mahkemesine ( .../... esas sayılı dosya ) taksirle bir kişinin ölümüne neden olmak suçundan kamu davası açıldığını, Antalya ... Asliye Ceza Mahkemesinin .../... esas ve .../... karar sayılı dosyası kapsamında yapılan yargılama neticesinde; müvekkili hakkında TCK'nın 85/1 maddesi uyarınca mahkumiyet kararı verildiğini, verilen hükmün açıklanması CMK'nın 231. maddesi uyarınca geri bırakıldığını, mahkemenin kararı kesinleştiğini, Antalya ... Asliye Ceza Mahkemesinin hükmüne esas aldığı ... tarihli trafik bilirkişi raporuna bakıldığında; meydana gelen kazada hem müvekkiline hem de motosiklet sürücü olan maktul ...'a kusur verildiğini, Antalya ... Asliye Ceza Mahkemesinin .../... esas ve .../... karar sayılı dosyasında yer aldığı üzere; müvekkilinin kaza anında ... makamından verilmiş sürücü belgesi bulunduğunu, buna dair olarak apostil edilmiş sürücü belgesini Antalya ... Asliye Ceza Mahkemesinin dosyasına ibraz ettiklerini, dava dilekçesinde belirtildiği üzere; ... plaka sayılı araç, müvekkiline ait olmayıp, diğer davalıya ait olduğunu, yani müvekkili aracı ... isimli firmadan alıp kazanın akabinde aracı ... isimli firmaya iade ederek kaza olayını bildirdiğini, ... isimli firma, aynı zamanda ... yetkili servisi olduğunu, kazaya karışan araç, ... markadır. Aracın tamiri de burada yaptırıldığını, bu aşamadan sonra davacı tarafın diğer davlılara yüklediği tüm iddialar müvekkiline ilgilendirmediğini, yargılamaya konu dava; davacı sigorta şirketinin, dava dışı kişilere ödemiş olduğu ... TL tazminatın müvekkiline dahil olmak üzere davalılardan rücuen tazmin ettirilmesine ilişkin olduğunu, Antalya ... Asliye Ceza Mahkemesinin kararına esas teşkil eden bilirkişi raporuna bakıldığında; meydana gelen kazada müvekkilinin %100 kusurlu olmadığı belirtildiğini, başka bir ifade ile kazaya karışan müvekkili ... ile maktul ...'ın kusurlu olduklarının belirtildiğini, rücu talebinde bulunulması için kast veya ağır kusurun bulunması gerektiğini, asli kusur hali, ağır kusur olmadığını, davaya konu olayda, Antalya ... Asliye Ceza Mahkemesinin dosyası içerisinde yer alan Kaza Tespit Tutanağına veya Bilirkişi Raporuna bakıldığında, müvekkili ...'e atfedilebilecek kast veya ağır kusur hali söz konusu olmadığını, iş bu nedenle de müvekkiline rücu edilebilecek bir durum olmadığını, müvekkili ... açısından davacı tarafın diğer davalılara atfettiği hususların da müvekkili ile bir ilgisi olmadığını, bu nedenlerden dolayı; davacı sigorta şirketinin, müvekkili açısından rücu etme şartları oluşmadığından dolayı davanın reddine, yargılama gideri ve ücreti vekaletin davacı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
III. ÇEKİŞMELİ VAKIALAR HAKKINDA TOPLANAN DELİLLER
Trafikçi bilirkişi ... ile Aktüerya bilirkişi ... tarafından düzenlenen ... tarihli bilirkişi heyeti raporunda özetle;
"Hukuksal olarak delilerin takdir ve kabulü Sayın Hakimliğinize ait olmak üzere, dosyada
mevcut belge ve bilgilere dayalı olarak yapılan ve yukarıda gösterilen inceleme sonucunda;
a)- ... plakalı otomobil sürücü ...’ün iki yönlü trafiğin işlediği tali yol konumunda bulunan ... Caddesi üzerinden seyir halinde iken bölünmüş tek yönlü trafiğin işlediği ana yol konumunda bulunan ... caddesinin kesiştiği kavşağa yaklaştığında hızını hız limitlerinin altına indirmeden kavşak girişinde bulunan DUR trafik işaretin dikkate almadan geçiş önceliği olan elektrikli bisikleti ilk geçiş hakkını vermeden dikkatsiz tedbirsiz ve tehlikeli bir şekilde kavşağa giriş yaptığı esnada meydana gelen kazada 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu Madde 47/c,(Trafik işaret ve levhaları, cihaz ve yer işaretlemeleri ile belirtilen veya gösterilen hususlara uymak zorundadır) Madde-57/a(Kavşağa yaklaşan sürücüler, kavşaktaki şartlara uyacak şekilde yavaşlamak, dikkatli olmak, geçiş hakkı olan araçların önce geçmesine imkan vermek zorundadır) Madde 84/h-bendi (Kavşaklarda geçiş önceliğine uyma) dikkat ve özeni göstermeyerek dikkat ve özen yükümlülüklerine aykırı hareket ederek %75 (YÜZDE YETMİŞBEŞ) KUSURLU olduğu,
b)- Elektrikli Bisiklet Sürücüsü ...’ın aracını hızını teknik özelliğini görüş yol, hava ve icap ettiği trafik durumunun gerektirdiği şatları dikkate almadan dikkatsiz, tedbirsiz ve dikkatini yola vermeden seyir halinde iken geçiş önceliğine sahip olsa da kavşağa hızını asgari seviyeye indirmeden mevcut hızıyla giriş yaptığı esnada meydana gelen kazada 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu Madde-52/1-b (Hızlarını kullandıkları aracın yük ve teknik özelliğini görüş, yol, hava ve trafik durumunun gerektirdiği şartlara uydurmak, zorundadır) dikkat ve özeni göstermeyerek dikkat ve özen yükümlülüklerine aykırı hareket ederek %25 (YÜZDE YİRMİ) KUSURLU olduğu;
c)- Hukuki takdiri Sayın Mahkemeye ait olmak üzere; Yargıtay 17. ve 4. Hukuk Dairesi’nin yeni tarihli içtihatları çerçevesinde tazminat hesabında TRH-2010 Yaşam Tablosu, Progresif Rant Metodu, %10 artırma ve iskonto hesabı kullanıldığı; desteğin gelirine, destek paylarına ve desteklik sürelerine ilişkin yukarıda yapılan detaylı izahatın hesaplamada aynen tatbik edildiği; hesaplanan zarardan desteğin kusuru nispetinde kusur indirimi yapıldığı; tüm detaylı hesaplama tablolarının işbu rapora eklendiği;
d)-Davacının dava dışı üçüncü kişiye ödediği tazminatı davalıya rücu hakkı olup olmadığı, temerrüt tarihi ve talep edilen faiz türü gibi hukuki konularda takdir Sayın Mahkemeye ait olmak üzere, davacının dava dışı hak sahiplerine ... TL destekten yoksun kalma tazminatı ödediği ... tarihinde hak sahiplerinin toplam destekten yoksun kalma zararının (%25 kusur indirimi sonrası) ... TL olduğunun hesaplandığı ve dolayısıyla davacının yersiz tazminat ödemediğinin belirlendiği" sonuç ve kanaatine varılmıştır.
IV. DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEPLER VE VARILAN SONUÇ
Dava, trafik kazasından kaynaklanan rücuen tazminat istemine ilişkindir.
Davaya konu kazanın, ... tarihinde ... İli, ... İlçesi, ... Mahallesinde davalı sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plakalı araç ile, ... caddesini takiben ... sokak istikametine seyir halinde iken aracının sol ön çamurluk kısımlarıyla, ... caddesi istikametinden ... Caddesi istikametine doğru ... caddesi üzerinde seyir halinde olan sürücü ... sevk ve idaresindeki ... renkli elektrikli bisikletin ön kısımlarının çarpışması neticesinde ölümlü ve maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiği anlaşılmaktadır.
Davacı sigortacı, poliçenin düzenlenmesi sırasında davalı sigortalı .... tarafından; ... plakalı aracın, grup şirketler arasında kullanılacağına veya onlara ücretli veya ücretsiz tahsis edileceğine veya bu aracın faaliyet alanları arasında olmayan kiralama faaliyetine konu edileceğine dair herhangi bir beyan ve bildirimde bulunulmadığından bahisle kendi sigortacına rücu isteminde bulunmaktadır.
... plakalı aracın davalı ....'ne uzun süreli kiralandığı, herhangi bir yazılı kiralama sözleşmesi olmadığı, sigortalı aracın ne zaman kiraya verildiği belirsiz olduğu, kazanın aracın Kiralama Şirketi tarafından işletilmesi sırasında meydana geldiği iddiasıyla işleten sıfatına dayanılarak ....'ne rücu isteminde bulunmaktadır.
Davalı Sürücü ... yönünden ise TBK md.49 "Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür." hükmü gereği doğan zarardan sorumluluğu bulunduğundan bahisle rücu isteminde bulunmaktadır.
Sigorta sözleşmesi TTK'nın 1401. maddesinde; "(1) Sigorta sözleşmesi, sigortacının bir prim karşılığında, kişinin para ile ölçülebilir bir menfaatini zarara uğratan tehlikenin, rizikonun, meydana gelmesi hâlinde bunu tazmin etmeyi ya da bir veya birkaç kişinin hayat süreleri sebebiyle ya da hayatlarında gerçekleşen bazı olaylar dolayısıyla bir para ödemeyi veya diğer edimlerde bulunmayı yükümlendiği sözleşmedir." şeklinde tanımlanmıştır.
Sigorta sözleşmelerinde sigortacı, sigorta ettirene bir prim karşılığında belirli bir rizikoya karşı korumayı sağlamayı üstlenir. Sigorta sözleşmeleri tam iki tarafa borç yükleyen sözleşmelerdendir. Genellikle sigorta ettiren ile sigortalı aynı kişidir. Ancak, bazen sigorta ettiren kendi menfaatini değil de, bir başkasının menfaatini sigorta ettirebilir, sigorta ettiren bu durumda sigortalı sıfatını taşımaz. Sigorta bedelini alma, zararı tazmin ettirme hakkı lehine sözleşme yapılan kimseye aittir ve bu kişiye sigortalı denir. Yani sigortalı sigorta sözleşmesi ile menfaati sigorta güvencesi altına alınan kişidir. Bu şekilde yapılan sözleşmelerde sigorta akdinden doğan borç ve yükümlülükler sigorta ettirene aittir. Sigorta lehtarı ise sigortalı sıfatını taşır.
2918 sayılı KTK'nın 3. maddesinde; araç sahibi, araç için adına yetkili idarece tescil belgesi verilmiş veya sahiplik veya satış belgesi düzenlenmiş kişi, işleten ise; araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydı ile satışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görünen veya aracı uzun süreli kiralama, ariyet veya rehin gibi hallerde kiracı, ariyet veya rehin alan kişi olarak tanımlanmıştır. İlgili tarafından başka bir kişinin aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendine ait olmak üzere işlettiği ve araç üzerinde fiili tasarrufu bulunduğu ispat edilirse, bu kimsenin de işleten sayılacağı belirtilmiştir. İşleten ile sigorta ettiren kişi de farklı kavramlardır.
İşleten ve araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibinin hukuki sorumluluğuna KTK'nın 85. maddesinde yer verilmiş, aynı kanunun 91. maddesi ile poliçenin geçerlilik süresinde meydana gelen kaza tarihinde ve davanın açıldığı tarihte yürürlükte olan ZMSS Genel Şartlarının A-1 maddesinde; sigortacının poliçede belirtilen aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermiş olmasından dolayı 2918 sayılı KTK'ya göre işletene düşen hukuki sorumluluğu zorunlu sigorta limitlerine kadar temin edeceği düzenlenmiştir. KTK'nın 91. maddesi ile işletenlerin 85. maddenin 1. fıkrasına göre olan sorumluluklarının karşılanması amacıyla mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunlu kılınmıştır.
KTK'nın 20/d. maddesinde; tescil edilmiş araçların her çeşit satış ve devirlerinin, satış ve devri yapılacak araçtan dolayı motorlu taşıtlar vergisi, gecikme faizi, gecikme zammı, vergi cezası ve trafik idari para cezası borcu bulunmadığının tespit edilmesi ve taşıt üzerinde satış ve / veya devri kısıtlayıcı herhangi bir tedbir veya kayıt bulunmaması halinde, araç sahibi adına düzenlenmiş tescil belgesi veya trafik tescil kayıtları esas alınarak noterler tarafından yapılacağı ve noterce yapılmayan her çeşit satış ve devrin geçersiz olduğu hükme bağlanmış; 24. madde ile de araç muayene raporu tanzim edilebilmesi için araç tescil belgesi veya sahiplik belgesi ile zorunlu sorumluluk sigortalarının ibrazını zorunlu kılmış ve tescil belgesi için gerekli esasları yönetmelik ile düzenlenmiştir.
Sigorta sözleşmesinin devredilmesi ve işletenin değişmesi halinde yapılacak işlemler KTK'nın 94. maddesinde; "sigortalı aracı işletenlerin değişmesi halinde, devreden kişi 15 gün içinde sigortacıya durumu bildirmek zorundadır. Sigortacı sigorta sözleşmesini durumun kendisine tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde feshedebilir. Sigorta fesih tarihinden 15 gün sonrasına kadar geçerlidir." şeklinde düzenlenmiştir. Bu madde hükmüne uymayanların para cezası ile cezalandırılacağı belirtilmiştir. Tazminatın azaltılması veya kaldırılması sonucunu doğuran haller ise 95. maddede hüküm altına alınmış ve sigorta sözleşmesinden veya sigorta sözleşmesine ilişkin kanun hükümlerinden doğan tazminat yükümlülüğünün kaldırılması veya miktarının azaltılması sonucunu doğuran hallerin zarar görene karşı ileri sürülemeyeceği ve ödemede bulunan sigortacının sigorta sözleşmesine ve bu sözleşmeye ilişkin kanun hükümlerine göre, tazminatın kaldırılmasını veya azaltılmasını sağlayabileceği oranda sigorta ettirene başvurabileceği kuralı getirilmiştir. İşbu yasal düzenlemelere paralel olarak ZMSS Genel Şartların'da da sigorta ettirene bir takım yükümlülükler yüklenmiştir. Poliçenin geçerli olduğu ve davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan ZMSS Genel Şartları'nda sigorta ettirenin sözleşmeden sonra rizikoyu ağırlaştırıcı mahiyette meydana getirecek değişiklikleri durumu öğrenir öğrenmez en geç 8 gün içinde sigortacıya ihbarla yükümlüdür. Sigorta sözleşmesinin, sözleşmeye taraf olan araç işletenini takip edeceği, sigorta sözleşmesi süresi içerisinde işletenin değişmesi halinde sigorta sözleşmesinin, işletenin değiştiği tarihten itibaren 10 gün süresince herhangi bir işleme gerek kalmaksızın ve prim ödenmeksizin yeni işleten için de geçerli olacaktır.
Yukarıdan beri açıklanan yasal düzenlemeler dikkate alınarak somut uyuşmazlık değerlendirildiğinde; davacı sigorta şirketi ile davalı .... arasında, ... plakalı araç yönünden ... tanzim tarihli ZMSS sözleşmesi yapıldığı, düzenlenen poliçenin başlangıç tarihinin ..., sona erme tarihinin ... tarihi olduğu, davaya konu kazanın ... tarihinde meydana geldiği, kazanın poliçenin geçerli olduğu süre içerisinde gerçekleştiği sabittir. Sigorta sözleşmesini yapan davalının, yazılı bir kira sözleşmesi sunulmasa da, dava konusu aracın davalı ... tarafından ...-... tarihleri arasında ...'den kiralandığının sabit olması karşısında dava konusu aracın zamanı muayyen olmasa da bir süre .... uhdesinde bıraktığı anlaşılmaktadır.
2918 sayılı KTK’nın 94. ve ZMMSGŞ’nin C.9. uyarınca araç işleteninin devri on beş gün içinde sigortacıya bildirmesi gerekmektedir. Sigortacının sigorta sözleşmesini yeni işletenle devam ettirip ettirmemek konusunda takdir hakkı vardır. Yani araç işleteninin değişmesi hâlinde sigortacıya sadece fesih imkânı getirilmiştir. Bu nedenle KTK’nın 94. maddesi uyarınca gerekli ihbarı sigortacıya yapıp sigorta sözleşmesinin iptali imkânını sigortacıya vermediği sürece, aracı takip eden sigorta poliçesi geçerlidir ve poliçenin tarafları arasındaki yükümlülükler devam eder. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2017/2701 esas ve 2020/494 karar sayılı ilamından)
Somut olayda, KTK’nın 20/d maddesi kapsamında işletenin değiştiği hususunda sigorta şirketine usulünce yapılmış bir bildirim olmadığı gibi bu konuda düzenlenen bir zeyilname de bulunmamaktadır. İşleten değişmiş olsa bile kendisine fesih hakkı bakımından bildirim yapılmayan sigortacının sözleşmeyi feshetmediği de ortadadır. KTK madde 94/son hükmüne göre sigorta fesih tarihinden sonra 15 gün daha devam edecektir. Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın iş bu hükme aykırı düzenleme içermesi mümkün değildir. İdare tarafından yapılan düzenleyici işlemin kanuna aykırı olması halinde bağlayıcı olduğundan bahsedilemez. Bu nedenlerle kaza tarihi itibariyle geçerli poliçenin bulunduğu anlaşılmıştır. Aracı takip eden sigorta poliçesi geçerli kabul edildiği şu durumda, tazminatı gerektiren olay, sigortalının veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin kasti bir hareketi veya ağır kusuru sonucunda meydana gelmediğinin elektrikli bisiklet sürücüsünün kazanın cerayanında %25 kusurlu olduğuna mahkemece de kanaat getirilmesi ile sabit olduğundan ve genel şartlarda sayılan diğer rücu sebeplerinin de somut olay açısından sigortalı aleyhine doğmamasından davalı ... aleyhine açşılan davannın reddine karar vermek gerekmiştir.
Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Poliçe Genel Şartlarının B.4/2.maddesinde “Ödemede bulunan sigortacı, sigorta sözleşmesine ve bu sözleşmeye ilişkin kanun hükümlerine göre, tazminatın kaldırılmasını veya azaltılmasını sağlayabileceği oranda sigorta ettirene rücu edebilir” hükmü mevcuttur. Şu halde, davacı söz konusu davayı ancak kendisiyle sözleşme yapan akidine karşı açabilecektir. (Yargıtay 17.H.D.'nin 2018/1410 E. 2018/4696 K. Sayılı ilamı) Bu nedenle, davalı ... ve ... aleyhine açılan davanın pasif husumet ehliyeti yokluğundan reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davalı ... ve ... aleyhine açılan davanın pasif husumet ehliyeti yokluğundan reddine,
2-Davalı ... aleyhine açşılan davannın Reddine
3-Alınması gerekli ... TL harcın peşin alınan ... TL harçtan mahsubu ile artan ... TL harcın istemi halinde davacıya iadesine,
4-A.A.Ü.T. uyarınca hesaplanan ... TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak kendisini vekil ile temsil ettiren ... ve ... ve Davalı ... verilmesine,
5-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendisi üzerinde bırakılmasına,
6-Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği ve Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen ... TL arabuluculuk ücretinin (yargılama gideri) davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,
7-Sarf edilmeyen gider avansın kararın kesinleşmesinden sonra iadesine,
Dair, davalı ... ve diğer davalılar vekili ...'in yüzlerine karşı, davacı vekilinin yokluğunda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Antalya Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 05/03/2025
Katip ...
¸e-imzalıdır
Hakim ...
¸e-imzalıdır