T.C.
ANTALYA
1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/538 Esas
KARAR NO : 2025/728
DAVA : Ticari Şirket (Ortaklıktan Çıkma Veya Çıkarılmaya İlişkin)
DAVA TARİHİ : 15/08/2023
KARAR TARİHİ : 16/10/2025
Mahkememizde görülmekte olan Ticari Şirket (Ortaklıktan Çıkma Veya Çıkarılmaya İlişkin) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: Davacı şirketin ... tarihinde, ... TL sermaye ile 2000 paya bölünmüş şekilde üç ortaklı; ... (680 pay), ... (660 pay) ve ... (660 pay) olarak kurulmuş olup, ortaklardan ... ... tarihinde payını diğer ortak ...’a devrettiğini, hisse bedelinin ise ... nam ve hesabına davalı ... tarafından ...’e ödendiğini, şirket müdürünün ise kuruluş tarihinden itibaren vekil eden davacı ... olduğunu, ancak şirketin devamının vekil eden yönünden artık çekilmez bir hale geldiğini, aradan geçen uzun zamana rağmen şirket tarafından ...’e ödenen hisse bedelini ...'ın geri şirkete ödemediğini, şirketin duran varlıkları arasında yer alan ... plakalı motosikletin ... tarihinde, vekil edenin şahsi malvarlığından ödeme yapılarak ve kredi çekilerek alındığını, şirket aktifine katıldığını, tüm taksit ödemelerinin vekil edence ifa edildiğini, işbu motosiklet bedeline ilişkin de henüz müvekkiline ödeme yapılmadığını, şirket müdürü olarak müvekkilinde bulunan karar defterinin ... tarihinde odasından gizlice dava dışı diğer ortak tarafından alınarak şirket dışına çıkarıldığını, bon olarak diğer hakim ortak tarafından şirketin faaliyeti sebebiyle kazanılmış ve şirket hesabına aktarılması gereken paraların elden teslim alındığını, şirket defter görüntülerinin ofis ... grubuna muhasebeci tarafından atılması ile durumun öğrenildiğini, hakim ortağın şirket hesabına geçmesi gereken paraları kendi uhdesine aldığını, tüm bu hususlarda Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı'nın .../... Soruşturma sayılı dosyası ile suç duyurusunda bulunulduğunu, mevcut durumda ortaklar arasındaki yönetimsel anlaşmazlıklar, huzursuzluklar, güven duygusunun yitirilmiş olması ve bu olumsuzlukların giderek artması haklı nedenleriyle, vekil edenin şirket ortaklığına ve müdürlüğüne devam etmesi mümkün olmadığından, müvekkilinin haklı sebeple şirket paylarını gerçek değeri üzerinden satmak ve ortaklıktan çıkmak istediğini, neticeten; davanın kabulü ile, müvekkilin ortaklıktan çıkma talebinin kabulüne, fazlaya ilişkin her türlü talep ve dava hakkımız saklı kalmak kaydıyla, hüküm tarihine en yakın, gerçek /piyasa rayiç değeri üzerinden bilirkişice tespit edilecek hisse ve ayrılma payı değerlerinin, ileride ıslah suretiyle arttırılmak üzere şimdilik ... TL olarak hak kazanıldığı günden itibaren işletilecek reeskont faiziyle tahsiline, ... tarihinden bu yana hakim ortak tarafından genel kurulda karar alınmamış olması sebebiyle kar dağıtılmadığı için yine işbu tarihten dava tarihine kadar geçen süredeki gerçek karın bilirkişilerce tespit edilerek müvekkilinin hissesine düşen kısmın ileride ıslah suretiyle arttırılmak üzere şimdilik ... TL olarak dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte tahsiline, mümkün olmaz ise şirketin tasfiyesine, şirketin duran varlıkları arasında yer alan ve ödemeleri vekil edence yapılmış olan ... plakalı motosikletin vekil edene iadesine, mümkün olmaz ise rayiç değerinin vekil edene ödenmesine, dava sonuna kadar geçerli olmak üzere şirketin devri kabil mal varlığı üzerine takdiren teminatsız olarak ihtiyati tedbir konulmasına, yine dava sonuna kadar geçerli olmak üzere, müvekkilimin şirket ortağı ve müdürü olması sebebi ile yasaların yüklediği hukuki ve cezai sorumluluklarının doğmaması için borç ve yükümlülüklerinin dondurulması ve şirkete kayyum atanması yönünde de tedbir kararı verilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı Şirket Kayyımı cevap dilekçesinde özetle: Davalı ...'ne Antalya ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... tarihli, .../... Esas ve .../... Karar sayılı dosyası üzerinden temsil kayyımı olarak atandığını, davacının şirkete esas sözleşme ile müdür olarak atandığını tespit ettiğini, temsil kayyımından ziyade şirkete yönetim kayyımı atanmasi gerektiğini, Zira, davacı dava dilekçesinde müdürlük görevine devam etmek istemediğini açıkça belirttiğini, TMK madde 427/4 gereği, davalı şirketin gerekli organlarından yoksunluk durumu ortaya çıktığını, bu andan itibaren şirketin yönetimi için kayyım atanması gerektiğini, Öte yandan, davacı yan dava dilekçesi ile bu zamana dek yapılmayan kar paylaşımının yapılmasını; davacının ortaklıktan çıkmasını, mümkün olmaması halinde şirketin tasfiyesini, şirketin mal varlığının ve gerçek değerinin tespitini, şirketin davacıya olduğu iddia edilen borçlarının ödenmesini ve benzeri talepleri mahkemeye bildirdiğini, davacının ortaklıktan çıkma talebine ilişkin takdir mahkemenin olmakla birlikte; tüm bilgi ve belgeler toplandıktan sonra alınacak raporlar ite davacı yanın taleplerinin somutlaşabileceğini, Davacının çıkma talebi TTK'nın 638/2.maddesine dayalı olup, davacı, çıkma için haklı sebeplerinin mevcut olduğunu kanıtlamakla yükümlü olduğunu, hangi sebeplerin haklı sebep olduğu konusunda kollektif şirketlere ilişkin TTK.'nın 245.maddesindeki tanımdan kıyasen yararlanmanın mümkün olduğunu, Ortaklıktan çıkmanın mümkün olmaması halinde şirketin tasfiyesi de terditli olarak talep edildiğini, Mahkemenin tasfiye talebini kabulü halinde ise şartları sağlanmışsa dosyaya tasfiye memuru atanması gerektiğini, Kaldı ki, şirketin kapanması sonucunu başlatan bir süreç olan tasfiye halinde, şirketin tüm aktif, pasifleri; kayıt içi/dişi gelir/giderlerinin hesaplanması gerekmektedir. Bu halde bu hususta da bilirkişi raporu alınmasının önem arz ettiğini, ikame edilen davanın reddi ile yargılama giderlerinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı Tanık ... Beyanında: "Ben diş teknikeriyim, 2019 yılından beri de şirkette çalışıyorum, bir ara işten ayrıldım ancak tekrar başladım, 2019 yılında 3 ortaktılar, daha sonra ... ayrıldı, ... ve ... ortaklıklarına devam ettiler, her ikisi de diş hekimidir, 2019 yılında ... askere gitti, o dönemde veznede ... ile kız kardeşi ... hanım vardı, tahsilatları kendileri yapıyorlardı, ben bir ara dediğim gibi işten ayrıldım ve tekrar geri döndüm, ben tekrar işe gireli yaklaşık 2 yıl oldu, ben tekrar işe döndüğümde ...'ın kendi hastaları tarafından yapılan ödemelerin asistanı tarafından ...'a verildiğini, veznede bırakılmadığını, davacı ... beyden yapılan tahsilatlar ise direk şirketin kasasına, hesabına girdiğini gördüm, zira ... Bey'in asistanı ... hanım soy ismini hatırlamıyorum, alınan ücreti şirketin hesabına aktarılmadan tahsil edip ... Bey'e veriyordu, bunun yanında şirketin deposunda bulunan stoktaki mallar - malzemeler dahil şirketin tüm gelir giderleriyle ... ilgileniyordu, yaklaşık 1 yıldır da ... kliniğe gelmiyor, bildiğim kadarıyla yeni klinik açtı, hastaları bizim kliniğimizi de aramıyor, biz şuan sadece ...'ın hastalarına bakıyoruz, fiilen iki ortak ayrılmış durumdalar, dedi.
Soruldu: Benim duyduğum kadarıyla ... şirketin gelirlerini kendi hesabına aktarmış yani bir nevi şirketin parasını kaçırmış, son zamanlarda dediğim gibi kendi hastalarının ücretlerini bizzat kendisi tahsil eder, şirket hesabına yatırılmasına izin vermezdi, dedi.
Soruldu: Normalde gelen hasta hangi doktor tarafından tedavi edilirse edilsin, alınan ücret doğrudan klinikte bulunan veznede tahsil edilir, nakit yada kredi kartı ile yapılmış tüm ödemeler doğrudan şirket hesabına aktarılırdı, ortaklık pay oranlarını bilmiyorum,
Soruldu: Şirketin ticari defterleri klinikte giriş kattaki müdüriyet odasında bulunurdu, anahtar şirket ortaklarındaydı, her ikisinde de anahtar vardı, personelde yoktu, şirket defterleri ... tarafından alındı ve götürüldü, şöyle ki kendisi odaya girdi, küçük bir koliye şirket defterlerini ve evrakları yerleştirdi toparlayıp götürdü, ben kendim gözümle gördüm, biz çalışan olduğumuz için bir şey demedik, ... orada değildi, akşam saatlerindeydi, o gün içerisinde ikisi de kliniğe geri dönmediler,"demiştir.
Davacı vekili ... tarihli feragat dilekçesinde özetle; .../... Numaralı İhtiyari Arabuluculuk dosyası ile uyuşmazlık konusu hususlarda taraflar tam bir anlaşmaya vardığını, davadan feragat ettiklerini, karşı taraf lehine bir vekalet ücreti ve yargılama giderine hükmedilmemesini talep etmiştir.
Tüm dosya kapsamına göre, 6100 sayılı HMK. 307. maddesinin "Feragat davacının talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesidir.". HMK. 310. maddesinin "Feragat ve kabul hüküm kesinleşinceye kadar her zaman yapılabilir." hükümleri uyarınca, davacı vekilinin davadan feragat ettiği ve vekaletnamesinde feragat yetkisinin bulunduğu anlaşılmakla, davanın feragat nedeniyle reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davanın feragat nedeniyle REDDİNE,
2-Alınması gerekli ... TL harçtan, peşin alınan ... TL harcın mahsubu ile bakiye ... TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına.
3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Tarafların vekalet ücreti talepleri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
5- 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-11-13. Maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen ... TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,
6-Sarf edilmeyen gider avansının HMK.'nun 333. maddesi uyarınca davacıya iadesine,
Dair, TARAFLARIN YOKLUĞUNDA gerekçeli kararın tebliği tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde İstinaf yasa yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 16/10/2025
Başkan ...
¸e-imzalıdır
Üye ...
¸e-imzalıdır
Üye ...
¸e-imzalıdır
Katip ...
¸e-imzalıdır