T.C.
ANTALYA
1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2023/669 Esas
KARAR NO: 2024/147
DAVA: Tazminat (Şirket Yöneticilerinin Sorumluluğundan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 09/10/2023
KARAR TARİHİ: 20/02/2024
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Şirket Yöneticilerinin Sorumluluğundan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı aleyhine açılan işbu sorumluluk davası öncesinde TTK m. 5/A uyarınca; dava şartı olarak arabuluculuk kapsamında arabuluculuk başvurusu yapıldığını, .../... numaralı dosya kapsamında yapılan arabuluculuk görüşmelerinde taraflar arasında anlaşma sağlanamadığını, anlaşamamaya ilişkin son tutanağın mahkemeye sunulduğunu, sorumluluk davası kapsamında tazminat talepli olarak açılan işbu dava, HMK m. 107 uyarınca, belirsiz alacak davası olarak açıldığını, zira uyuşmazlığa konu alacağın miktar veya değerinin tam ve kesin olarak davacı tarafça belirlenemediğini, dava değeri dava içinde yapılacak keşif ve uzman bilirkişi incelemesi ile objektif olarak mümkün olabileceğini, alacağın miktarının belirlenebilmesinin, tahkikat aşamasında sunulacak ve getirtilecek delillerin birlikte değerlendirilmesi, konularında uzman bilirkişi incelemesi yapılmasıyla ve keşif gibi sair işlemlerin yapılmasına bağlı olduğunu, bu sebeple, davanın tazminata yönelik kısmı belirsiz alacak davası olarak görülmeli ve karara bağlanması gerektiğini, davalının yönetim kurulu üyeleri arasında bulunduğu ... Mahallesi ... Sokak No:... ... adresinde yerleşik ... ... ... ... ... A.Ş. ... Ticaret Sicili Müdürlüğüne ... sicil ile ... yılında kurularak tescil edilmiş bir özel hukuk tüzel kişisi ticaret ve sermaye şirketi olduğunu, davacı ise söz konusu şirkette her biri yirmi Türk Lirası itibari değerde ... adet paya ve ... TL sermaye payına sahip şirket ortağı olduğunu, şirketin esaslı faaliyet konusu ..., ... ve ... ile ... düzenlenmesi faaliyetlerinden oluşmakta ve ...’nın ortak sayısı fazla olan şirketlerinden birisi olduğunu, ... ... ... ... ... Anonim Şirketi’nin kuruluşta pay sahibi ortakları kısaca ve özetle ... grubu pay sahipleri ... grubu pay sahiplerinden ibaret olduğunu, şirketin yönetimi ... grubu pay sahiplerinden 2 kişi, ... grubu pay sahiplerinden 5 kişi olmak üzere toplam 7 kişiden oluştuğunu, davacı söz konusu şirketin kurucu ortakları arasında olup kurucu yönetim kurulu başkanı ve yardımcısı olarak ... yılına kadar görev yapan bir kişi olduğunu, davalı ise hâlihazırda ... ... ... ... ... Anonim Şirketi yönetim kurulu üyesi ve başkanı olduğunu, davalının halen birlikte görev yapmakta olduğu yönetim kurulu üyeleri ise ... ... ..., ... ..., ... ..., ... ..., ... ... ve ... ... isimli kişilerden oluştuğunu, davalının yönetim kurulu üyesi ve başkanı bulunduğu ... ... ... ... ... Anonim Şirketi’nin ... yılında ... ( günümüz Türk Lirası ile ... ) TL olan sermayesi 213 Sayılı Vergi Usul Kanunu m.298 mükerrer uyarınca ... Türk Lirası Değer Artış Fonundan, ... Türk Lirası ..., ..., ..., ..., ... ve ... yılları geçmiş yıllarda elde edilen ve ortaklara dağıtılmayan geçmiş yıllar kârlarından ( İçkaynaklardan) olmak üzere toplam ... Türk Lirası (günümüz ... Türk Lirası) bedelsiz pay olmak üzere sermaye artırımı yapıldığını, şirketin sermaye artırımı sonucu sermayesi günümüz rakamları ile toplam ... Türk Lirası olmuş ve sermaye artırımı Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi’nin ... tarih ... sayı ve ... sayfada ilân edildiğini, şirketin sermaye artırımı sonrası ... adet payı ve ... TL sermayesi bulunduğunu, yapılan işbu sermaye artırımının tamamı iç kaynaklardan tamamen bedelsiz olarak yapıldığını, şirketin ... yılından itibaren özensiz ve basiretten uzak yönetimi sonucu meydana gelen ödeme güçsüzlüğü ve yetersizliğinin giderilmesi için finans temininde zorluk çekilmiş ve oluşan zorluğu gidermek için şirketin ... tarihli olağanüstü genel kurulunda şirket esas sözleşmesinin “sermaye” başlıklı 6 maddesinde tekrar değişiklik yapılarak, her biri yirmi Türk Lirası itibari değerde olmak üzere yüzde yüz sermaye artırımı ile ... adet pay çıkarılarak ( sermaye artırımı yapılarak) ... adet pay sayısı ... adet ve sermaye ise yüzde yüz artırım ile ... Türk Lirasından dış kaynaklardan olmak üzere tamamen nakdi olarak ... Türk Lirasına çıkarıldığını, söze konu sermaye artırımı tescil ve Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinin ... tarih ... sayı ... sayfasında ilân edildiğini, davalı ile diğer yönetim kurulu üyelerinin görevlerini tedbirli bir yöneticinin özeniyle yerine getirmemek ve şirketin menfaatlerini dürüstlük kurallarına uyarak gözetmemeleri, ... ... dayanağı bulunan Turizm, otel ve konaklama sektörünün en yüksek performansta olduğu ..., ..., ... yıllarında ... gelirlerini yükseltecek tedbirleri almamaları sonucu eş anlatımla özen ve bağlılık yükümlülüklerini ihlâl etmeleri nedeniyle; hiçbir şekilde gerekli değil ve Türk Lirası olarak kredi alınabilmesi mümkün iken, bankalardan ... Euro fazla döviz kredisi kullanılması ve aşırı derecede artan kur farkları ile birlikte bankalara faiz ve anapara ödeme ile diğer alacaklılarına olan borçlarında ödeme güçsüzlüğünden çıkamayan ... ... ... ... ... Anonim Şirketi ... tarihli olağanüstü genel kurulunda ... Türk Lirası olan ödenmiş sermayesini her biri yine yirmi Türk Lirası itibari değerde ... adet pay ve ... Türk Lirası artırım yaparak ... adet pay ve ... TL’ye artırmış bulunduğunu, genel kurulun sermaye artırımına konu bu kararı ... tarihinde tescil edilip TTSG ... sayı ... sayfada ilan edildiğini, davalının mevcut konumunu bilen bir kısım ortaklar zarar görmemek ve şirketteki sermaye paylarının oranının azaltmamak için tüm ekonomik imkanlarını zorlayarak sermaye artırımlarına katıldıklarını, bir kısım ortaklar ise sermaye artırımına iştirak edemediklerini ve şirketteki paylarının oranları ilk sermaye artırımı sonrası yarı yarıya (1/2 ye), ikinci sermaye artırımı sonrası ise tamdan çeyreğe ( ¼ e) düştüğünü ve giderilmesi olanaksız miktarı belirsiz maddi zararlara uğradıklarını, davacının şirketteki payı ... adet olup ilk oranı .../... iken, son sermaye artırımı ile .../... daha sonrasında ise .../... oranına gerilemiş ve yüzde yetmiş beş oranında azaldığını, ... tarihinde ... ilçesi ... Mahallesi ... ada ... parselden ... Türk Lirası (günümüz Türk Lirası olarak yaklaşık ... TL ye yakın bir rakam) ... ... ...dan bedelsiz sermaye artırımı yapılabilmiş iken, o tarih itibariyle şirketin ana işletmesinin bulunduğu tek taşınmazın değer artışından yapılabilirken, daha sonra da ayrıca aynı mahalle ... ada ... parsel sayılı taşınmaz ... yılında o tarih itibariyle ... $ Doları karşılığı Türk Lirasına satın alındığını, şirkete ait iki taşınmazın satın alınmasının üzerinden ... ve ... yaklaşık ortalama ... yıl gibi uzun bir süre sonra ... yılında birinci sermaye artırımı yapıldığını, şirketin mülkiyetinde bulunan taşınmazların bilanço değerleri yüz katını aşabilecek şekilde gayrimenkul değer artışına konu olabilecek ve şirketin bedelsiz olarak önemli miktarda sermaye artırımı yapabilmesi olanak dahilinde olduğunu, çünkü ülkemizdeki son 15-16 yıllık paranın alım gücündeki düşüş, meydana gelen enflasyon ve gayrimenkullerdeki değer artışları konusunda uzman kişilerce ciddi bir hesaplama ile belirlenebileceğini, hatta son üç yıl içinde dahi ... merkez ve ilçeleri de dahil olmak üzere gayrimenkul değerleri aşırı bir şekilde artış gösterdiğini, şirketin bilançosu şirketin gerçek değerini ve özkaynaklarını tam olarak yansıtmadığını yönetim kurulu özenli olma görevlerini yerine getirmediklerini, davalının yönetim kurulu başkanı olduğu ... ... ... ... Anonim Şirketi’nin Merkezi Sicil Sistemi No (Mersis) ... vergi kaydı ise ... Kurumlar Vergi Dairesi ... ile kayıtlı olduğunu, ilgili vergi dairesinde şirkete ait finansal tablolar ile yıllık bilançoları bulunmakta olup ilgili kurumlardan bilanço kayıtları temin edilebileceğini, şirketin ... tarihli olağanüstü genel kurulunda ... TL olan ödenmiş sermayesinin ... TL daha artırımı ile ... TL çıkarılmasının kararlaştırıldığı genel kurulun, hazırlıkları ile finansal tablolar ve bilançosunu hazırlayan yönetim kurulu üyeleri; ..., ... ..., ... ..., ... ..., ... ..., ... ... ve ... ... şirketin genel kurul çağrısını da yapan yönetim kurulu üyeleri olduğunu, şirketin ... tarihli olağanüstü genel kurulunda ise ... TL olan ödenmiş sermayesinin ... TL artırımı ile ... TL'ye çıkarılmasının kararlaştırıldığı genel kurul hazırlıkları ile finansal tablolar ve bilançosunu hazırlayan yönetim kurulu üyeleri ise; ..., ... ... ..., ... ..., ... ..., ... ..., ... ..., ... ...’lar genel kurul çağrısını da yerine getiren yönetim kurulu üyelerinden olduklarını, Yönetim kurulu üyelerinin devredilemez görev ve yetkileri arasında; genel kurul toplantılarının hazırlanması da TTK m. 375/1 (f) bulunduğunu, yönetim kurulu üyelerinin zarar görene karşı sorumluluğu diğer yönetim kurulu üyeleriyle birlikte müteselsilen sorumluluk olduğunu, şirketin finansal tablolarını (bilanço da dahil olmak üzere), eklerini ve yönetim kurulunun yıllık faaliyet raporunu hazırlayıp genel kurula sunmak, yönetim kurulunun kurul olarak görevi olduğunu, hatta yönetim hakkının devri söz konusu olsa dahi bu görevin de devri sonucunu doğuramaz TTK m.514/1) TTK m.513/1 uyarınca; kanun yönetim kurulu üyelerine, bilançonun tedbirli bir tarzda düzenlenmiş olmasını görev ve emir olarak verdiğini, keza "Bilançonun içeriği” başlıklı TTK m.73/1 gereği; Türkiye Muhasebe Standartlarında aksi öngörülmemişse bilançoda, duran ve dönen varlıkların, özkaynaklar ile borçlar ve dönem ayırıcı hesapların ayrı kalemler olarak gösterilmesi ve yeterli ayrıntıya inilerek düzenlenmesini gerektiğinin emredildiğini, davalının diğer kişilerle birlikte yönetim kurulu üyesi olduğu ... ... ... ... ... A.Ş’nin gerek ... tarihli gerekse ... tarihli olağanüstü genel kurullarında yönetim kurulunca hazırlanan bilanço gerçeği yansıtmadığını, Maddi Duran Varlıklar - Arazi ve Arsalar ... TL (... Türk Lirası ... kuruş), binalar ise ... Türk Lirası olarak kayıtlı olduğunu, ancak, ... ... ... ... ... A.Ş’nin genel kuruldan beş gün sonra ... tarihli talebi ile ... ... ... ... A.Ş’ye yaptırılan raporda; şirkete ait ... ili ... ilçesi ... Mahallesi ... ada ... parsel ile ... ada ... parsel sayılı taşınmazlara üzerindeki yapı ile birlikte ... TL ( ...-USD, ...-EURO) değer belirlendiğini, söz konusu belirlenen değerin günümüze güncellenmesi halinde değerin ... (...) Türk Lirası civarında olduğunu, şirketin ... tarihli genel kurul tutanaklarının incelenmesinde ... sayılı genel kurulun kararında davacı ... temsilcisi ... ... bizzat “sermaye artırımı yapılan şirket "... A.Ş” nakdi sermaye artırımı öncesi TTK m.462 uyarınca, gayrimenkul değer artışları fon yaratılmak (oluşturulmak) suretiyle içkaynaklardan sermaye artırımı yapılması olanaklı iken bu fonlar yaratılmaksızın nakdi sermaye artışına karar verilmesi, bu gün itibariyle geçmişten bugüne pay sahibi olanların sermaye artırımına iştirak edememesi halinde azlık ve küçük pay sahipleri ekonomik olarak ciddi bir zarar görecektir. Öncelikle fonların yaratılıp içkaynaklardan bedelsiz payların ortaklara verilmesinden sonra nakdi sermaye artırımı yapılması hakkaniyete daha uygun ve dürüstlük ilkelerine uygun olacaktır” şeklinde bildirildiğini, aynı genel kurulun ... tarih ... sayı ve ... sayfasında yapılan çağrı davetinin ... nolu gündem maddesinde; "Şirketimize ait taşınmazların yeniden değerlemeye tabi tutulması suretiyle oluşacak fonun sermayeye ilavesi suretiyle ortaklara bedelsiz hisse verilmesi konusunda gerekli inceleme ve girişimlerde bulunması konusunda yönetim kuruluna görev ve yetki verilmesi hususunda görüşülerek karara bağlanması maddesi müzakereye açıldı. Yapılan görüşmeler sonucunda maddede belirtilen şekliyle oy birliği ile kabul edildi” şeklinde genel kurulun kararı oy birliği ile alındığını, genel kurulun yönetim kurulunu görevlendirdiği “Şirketimize ait taşınmazların yeniden değerlemeye tabi tutulması suretiyle oluşacak fonun sermayeye ilavesi suretiyle ortaklara bedelsiz hisse verilmesi konusunda gerekli inceleme ve girişimlerde bulunması konusunda yönetim kuruluna görev ve yetki verilmesi hususunda görüşülerek karara bağlanmasına” karar verildiğini ve bu kararın üzerinden tam üç yıl geçtiğini, genel kurul bu kararı ile yönetim kuruluna görev ve yetki ile bir emir verdiğini, genel kurulun bu kararından ... tarihli sermaye artırımı kararının alınmasından sonra ... tarihinde değerleme raporu alınmış ise de yapılacak sermaye artırımında bilançoda oluşturulduğu belirtilen bir “gayrimenkul değer artış fonu” henüz bilançoya konulmadığını, genel kurulun aldığı kararın yürütülmesi (yerine getirilmesi) yönetim kurulunun devredilemez görev ve yetkisi (TTK m.375/1-f-) olmakla birlikte, yönetim kurulu kanundan kaynaklı görevlerini yerine getirmediğini ve davacı miktar olarak aşırı düzeyde doğrudan zarara uğratıldığını, zararın giderilmesi hakkaniyet gereği olduğunu, ne yazık ki yönetim kurulu genel kurul tutanağına geçen yazılı hatırlatma ve uyarıları göz ardı ederek aksine dış kaynaklardan nakdi sermaye artırımına gidilmesini tercih etmiş ve genel kurul gündemine “içkaynaklardan sermaye artırımı” hususunu almadığını, bir kısım ortaklar nakdi sermaye artırımına iştirak etmiş ise de davacı da dahil bazı ortaklar sermaye artırımına iştirak edememiş olup ciddi oran ve miktarda maddi zararlara uğradıklarını, MADDE 549 -(1) Şirketin kuruluşu, sermayesinin artırılması ve azaltılması ile birleşme, bölünme, tür değiştirme ve menkul kıymet çıkarma gibi işlemlerle ilgili belgelerin, izahnamelerin, taahhütlerin, beyanların ve garantilerin yanlış, hileli, sahte, gerçeğe aykırı olmasından, gerçeğin saklanmış bulunmasından ve diğer kanuna aykırılıklardan doğan zararlardan, belgeleri düzenleyenler veya beyanları yapanlar ile kusurlarının varlığı halinde bunlara katılanlar sorumludur. MADDE 553- (1) Kurucular, yönetim kurulu üyeleri, yöneticiler ve tasfiye memurları, kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal ettikleri takdirde, hem şirkete hem pay sahiplerine hem de şirket alacaklılarına karşı verdikleri zarardan sorumludurlar. MADDE 559 - (1) Kurucuların, yönetim kurulu üyelerinin, denetçilerin, şirketin kuruluşundan ve sermaye artırımından doğan sorumlulukları, şirketin tescili tarihinden itibaren dört yıl geçmedikçe sulh ve ibra yoluyla kaldırılamaz. Bu sürenin geçmesinden sonra da sulh ve ibra ancak genel kurulun onayıyla geçerlilik kazanır. Bununla beraber, esas sermayenin onda birini, halka açık şirketlerde yirmide birini temsil eden pay sahipleri sulh ve ibranın onaylanmasına karşı iseler, sulh ve ibra genel kurulca onaylanmaz. şirket kâr etmeyip zarar etmiş olsa dahi şirketin işletmesinin bulunduğu ... ili ... ilçesi ... Mahallesi ... ada ... parsel - ... Mahallesi ... ada ... parsel sayılı taşınmazı 213 Sayılı Vergi Usul Kanunu mükerrer m. 298 uyarınca; mali tablolarda yer alan parasal olmayan kıymetlerin enflasyon düzeltmesi, yeniden değerleme oranı ve yeniden değerleme hükümlerine göre enflasyon düzeltmesine tabi tutulması sonucu elde edilecek malvarlığı değeri yüksek enflasyon ile faizin var olduğu ülkemizde şirketin mali tablolarda yer alan ve değeri parasal olmayan kıymetleri de sermaye artırımı öncesi enflasyon düzeltmesine tabi tutularak fon oluşturulup iç kaynaklardan sermayeye ilavesinin yapılmasından sonra yapılması gerektiğini, aksi durumda nakdi sermaye artırımına iştirak edemeyen pay sahibi telafisi olanaksız zarara uğradığını, çünkü 213 Sayılı Vergi Usul Kanunu Mükerrer 298 madde uyarınca; davalı şirket kazançlarını bilanço esasına göre belirleyen kurumlar vergisi mükellefi konumunda olduğunu, kazançlarını bilanço esasına göre tespit eden gelir ve kurumlar vergisi mükellefleri fiyat endeksindeki artışın olması halinde mali tablolarını enflasyon düzeltmesine tabi tutacaklarını, kapsama giren mükellefler, geçici vergi dönemlerinin sonu itibarıyla mali tabloları düzenlemek ve enflasyon düzeltmesi yapmak zorunda olduklarını, TTK m.462/3 fıkra gerekçesinin incelenmesinde ve somut olayımıza bire bir uygun olan niteleme olarak “Uygulamada, bazı şirketlerin, bilançoda sermayeye eklenebilecek bir fon mevcutken veya böyle bir fonun hesaplanıp bilançoya konulması yolu açık iken, önce nakdi sermaye artırımı yaparak ve çoğu kez bunun miktarını yüksek tutarak, artırıma bazı pay sahiplerinin katılamamalarından diğer bir grup pay sahibine yarar sağladıklarını, tasarı birinci cümle ile buna cevaz olmadığını emredici bir şekilde ifade edildiğini, kural hakim öğretinin ve Yargıtay'ın görüşlerinin kanunlaştırıldığını, dava konusu olayda gayrimenkul yeniden değerleme ile enflasyondan kaynaklı fon oluşturulup bilançoya konularak içkaynaklardan sermaye artırılarak bedelsiz paylar ortaklara verilebileceğini, sonrasında ise nakdi sermaye artırımı yapılabilir idi ki bu şekliyle davacı doğrudan zarara uğratılmamış olacaktı ve aksine bu durum davalının sorumluluğunu gerektirdiğini, davalı bir an için bunun aksini iddia etse dahi bu husus TBK m.49/II uyarınca da, zarar verici fiili yasaklayan bir hukuk kuralı bulunmasa bile, ahlaka aykırı bir fiille başkasına kasten zarar veren de, bu zararı gidermekle yükümlü olduğunu, davacı zararının davalı tarafından birlikte sorumlu olanlarca giderilmesi için işbu davanın açıldığını, bu nedenlerle; davanın belirsiz alacak davası olarak kabulüne, davacının belirsiz bulunan zararından fazlaya ilişkin haklarının saklı kalmak üzere, şimdilik ... TL zararının, zararın doğduğu ... ve ... tarihlerinden itibaren ticari faizleriyle birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, yargılama giderlerinin davalıdan tahsiline, karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Yapılan sermaye artışında Şirket menfaatleri ve ihtiyaçları gözetildiğini, sermaye artırımına katılsın katılmasın -davacı dahil- tüm ortaklar da yapılan uygulamadan fayda sağladıklarını, sermaye artışıyla temin edilen finansman şirketin davacı döneminde imza edilen Kredi Sözleşmesi gereğince kullanılan döviz kredisinin kapatılması için kullanıldığını, normalde ... yılına kadar devam edecek olan ödemeler döviz kurlarındaki artış sebebiyle Şirkete ciddi manada külfet getirebilecekken tüm kredinin kapatılmasıyla daha bugünden şirkete ve dolayısıyla tüm ortaklara fayda sağlamış olup (Uzman Görüşüne göre Rapor tarihi itibariyle kapatma tarihindeki kur 22,19-TL iken Rapor tarihinde 30,50-TL olmakla sağlanan fayda ...-TL'ye tekabül etmektedir), 2025'e kadarki olası artışlar da dikkate alındığında daha da fayda sağlamaya devam edeceğini, davalı müvekkil de tıpkı sermaye artışına katılan diğer paydaşlar gibi, şahsı adına sermaye artırımına katılma taahhüdünde bulunmuş ve bu taahhüdün gereğini yerine getirdiğini, müvekkilinin hakim ortağı ve yöneticisi olduğu ... ... A.Ş. ise kendi iç sebeplerinden dolayı sermaye artırımına katıladığını, bu hakkını devretmek zorunda kaldığını, bu durum dahi müvekkilinin küçük ortakları ezmek gibi bir arzusu olmadığının göstergesi olduğunu, müvekkilin sermaye artışını tek başına diğer ortaklara dayatacak bir sermaye hakimiyeti bulunmadığı gibi, sermaye artışının Şirket menfaatlerini gözeterek objektif sebeplerle yapılmış olduğunu bu nedenlerle; haksız ve yersiz davanın reddine, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Davacı anonim şirket ortağının davalı yönetim kurulu başkanından; ... ve ... yıllarında yapılan genel kurul toplantılarında sermaye artırımı kararlarının alınmasına neden olan finansal tabloların ve bilançonun hazırlanmasında Kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusuruyla ihlal edip etmediği, şirketin bedelsiz olarak sermaye artırımı yapabilecekken tamamen nakdi olarak sermaye artırımına gidilmesinden ve bu sebeple davacının şirketteki hisse oranının azalmasından kaynaklı olarak davalıdan TTK 550.maddesi uyarınca doğrudan tazminini talep edebileceği zararı bulunup bulunmadığı, ... yılında alınan sermaye artışı kararı nedeniyle TTK 560.maddesi uyarınca 2 yıllık zamanaşımı süresinin dolup dolmadığı ve somut olayda TTK 559.maddesinin uygulama alanının bulunup bulunmadığı taraflar arasında ihtilaflı olup,
Mahkememiz 21.11.2023 tarihli ara kararı ile; taraf vekillerine ... ve ... yıllarında yapılan genel kurul toplantılarında alınan kararlar hakkında iptal davası açılıp açılmadığı hususunda yazılı beyanda bulunmak üzere 2 hafta kesin süre verilmiş,
Davalı vekilin vermiş olduğu yazılı beyan üzerine Antalya ...ATM.nin .../... E sayılı dolyası celp edilmiş tetkikinden; davacı ... ... tarafından ... tarihli olağanüstü genel kurul toplantısı ve toplantıda alınan tüm kararların batıl olduğunun tespitine, Mahkemenin aksi görüşte olması halinde toplantıda alınan kararların iptaline karar verilmesi için açtığı davanın feragat nedeniyle reddine karar verildiği, .../... sayılı kararın taraflar tebliğ edildiği, sonuç olarak davalı şirketin ... ve ... yıllarında yapılan genel kurul toplantılarında alınan kararlar hakkında iptal davası açılmadığı, tek açılan iptal davasının da feragat ile sonuçlandığı belirlenmiştir.
Davaya konu şirkete ait ticari kayıtların tetkikinden:
... tarihinde yapılan olağan üstü genel kurul toplantısında davacı ...'ı vekaleten ... ...'nin temsil ettiği, ... nolu karar ile şirket esas sözleşmesinin "Sermaye" başlıklı ... ve "Sermayenin Artırılması ve Azaltılması" başlıklı ... maddelerinin değiştirilmesine ilişkin tadil metninin oy çokluğu ile kabul edildiği, vekil ... ... olumsuz oy kullanarak, muhalefet şerhini işlettiği, ... nolu karar ile "Genel Kurulda sermayesinin ... TL'ndan ... TL na artırılmasına karar alınması halinde; rüçhan haklarını kullanıp kullanmayacakları konusunda ortaklarımıza en geç ... tarihine kadar sür tanınması, bu süre zarfında rüçhan hakkını kullanmayan ortaklarımıza ait sermaye artışlarının, diğer ortaklara veya ortak olmayanları kullandırılması konusunda yönetim kuruluna yetki verilmesi" ne ilişkin gündem maddesinin müzakere edilerek oy birliği karar alındığı, bu kararlara karşı yukarıda belirtildiği gibi açılmış bir iptal davası olmadığı,
... tarihinde yapılan olağan üstü genel kurul toplantısında davacı ...'ı vekaleten ... 'nin temsil ettiği, ... nolu karar ile şirket esas sözleşmesinin "Sermaye" başlıklı ...maddesinin değiştirilmesine ilişkin tadil metninin oy çokluğu ile kabul edildiği, vekil ... ... olumsuz oy kullanarak, muhalefet şerhini işlettiği, ... nolu karar ile "Genel Kurulda sermayesinin ... TL den ... TL na artırılmasına karar alınması halinde; rüçhan haklarını kullanıp kullanmayacakları konusunda ortaklarımıza en geç ... tarihine kadar sür tanınması, bu süre zarfında rüçhan hakkını kullanmayan ortaklarımıza ait sermaye artışlarının, diğer ortaklara veya ortak olmayanları kullandırılması konusunda yönetim kuruluna yetki verilmesi" ne ilişkin gündem maddesinin müzakere edilerek oy çokluğu ile karar alındığı, bu karara karşı da vekil ... ... olumsuz oy kullanarak, muhalefet şerhini işlettiği ancak alınan bu kararlara karşı yukarıda belirtildiği gibi açılmış bir iptal davası olmadığı anlaşılmıştır.
Davalı şirketin ...-...-... ve ... yıllarında yapılan toplantıların hiç birinde TTK 420.maddesinde düzenlenen " toplantının ertelenmesi " hükümlerinin uygulanmadığı görülmüştür.
Uyuşmazlıklı ilgili TTK ilgili hükümleri şu şekildedir:
Madde 514- (1) Yönetim kurulu, geçmiş hesap dönemine ait, Türkiye Muhasebe Standartlarında öngörülmüş bulunan finansal tablolarını, eklerini ve yönetim kurulunun yıllık faaliyet raporunu, bilanço gününü izleyen hesap döneminin ilk üç ayı içinde hazırlar ve genel kurula sunar.
Madde 549- (1) Şirketin kuruluşu, sermayesinin artırılması ve azaltılması ile birleşme, bölünme, tür değiştirme ve menkul kıymet çıkarma gibi işlemlerle ilgili belgelerin, izahnamelerin, taahhütlerin, beyanların ve garantilerin yanlış, hileli, sahte, gerçeğe aykırı olmasından, gerçeğin saklanmış bulunmasından ve diğer kanuna aykırılıklardan doğan zararlardan, belgeleri düzenleyenler veya beyanları yapanlar ile kusurlarının varlığı hâlinde bunlara katılanlar sorumludur.
Madde 553- (1) Kurucular, yönetim kurulu üyeleri, yöneticiler ve tasfiye memurları, kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini (Ek ibare: 26/06/2012-6335 S.K./28.md.) kusurlarıyla ihlal ettikleri takdirde, hem şirkete hem pay sahiplerine hem de şirket alacaklılarına karşı verdikleri zarardan sorumludurlar.
(2) Kanundan veya esas sözleşmeden doğan bir görevi veya yetkiyi, kanuna dayanarak, başkasına devreden organlar veya kişiler, bu görev ve yetkileri devralan kişilerin seçiminde makul derecede özen göstermediklerinin ispat edilmesi hâli hariç, bu kişilerin fiil ve kararlarından sorumlu olmazlar.
(3) Hiç kimse kontrolü dışında kalan, kanuna veya esas sözleşmeye aykırılıklar veya yolsuzluklar sebebiyle sorumlu tutulamaz; bu sorumlu olmama durumu gözetim ve özen yükümü gerekçe gösterilerek geçersiz kılınamaz.
Madde 559- (1) Kurucuların, yönetim kurulu üyelerinin, denetçilerin, şirketin kuruluşundan ve sermaye artırımından doğan sorumlulukları, şirketin tescili tarihinden itibaren dört yıl geçmedikçe sulh ve ibra yoluyla kaldırılamaz. Bu sürenin geçmesinden sonra da sulh ve ibra ancak genel kurulun onayıyla geçerlilik kazanır. Bununla beraber, esas sermayenin onda birini, halka açık şirketlerde yirmide birini temsil eden pay sahipleri sulh ve ibranın onaylanmasına karşı iseler, sulh ve ibra genel kurulca onaylanmaz.
Madde 560- (1) Sorumlu olanlara karşı tazminat istemek hakkı, davacının zararı ve sorumluyu öğrendiği tarihten itibaren iki ve her hâlde zararı doğuran fiilin meydana geldiği günden itibaren beş yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. Şu kadar ki, bu fiil cezayı gerektirip, Türk Ceza Kanununa göre daha uzun dava zamanaşımına tabi bulunuyorsa, tazminat davasına da bu zamanaşımı uygulanır.
Somut olayda davacı, davaya konu anonim şirketin ... yılından beri özensiz ve basiretsiz yönetildiğini, yöneticilerinin özen ve bağlılık yükümlüklerini ihlal etmeleri nedeniyle ödeme güçsüzlüğüne girdiğini, şirketin yönetim kurulu başkanı olan davalının diğer yönetim kurulu üyeleri ile birlikte hazırladıklara ... ve ... tarihli olağan üstü genel kurullarda sundukları bilançoların gerçeği yansıtmadığını, maddi duran varlıkların-arazi ve arsaların güncel fiyatlarının bilançoya yansıtılması ve bu şekilde gayrı menkul değer artışı fonu yaratılarak TTK 462.maddesi uyarınca iç kaynaklardan sermaye artışı mümkün iken nakdi sermaye artışına gidildiğini, sermaye artışına iştirak edemediği, rüçhan hakkını kullanamadığı için mevcut payının düştüğünden bahisle doğrudan zararının tahsili için yönetim kurulu başkanı aleyhine tazminat davası açmış ve her iki genel kurul kararı için açılan tazminat davasının TTK 559.maddesi uyarınca 4 yıllık zaman aşımı süresine tabi olduğunu iddia etmiştir.
Öncelikle TTK 559.maddesi tazminat davaların da zaman aşımı süresini düzenleyen bir madde olmayıp, kuruluş ve sermaye artırımlarında yönetim kurulu üyelerinin ve denetçilerinin kuruluşta ve sermaye artırımının tescilinden itibaren dört yıl süre ile ibra edilemeyeceklerini düzenlemektedir. Bu maddenin düzenleniş amacı şirketin kuruluş işlemlerinden dolayı şirket alacaklıları ile münferit pay sahiplerine karşı sorumlu olan yönetim kurulu üyesi ve denetçilerin kuruluş işlemleri ve sermaye artırımı bittikten sonra sulh ve ibra ile sorumluluktan bir an önce kurtulmalarına mani olmaktır. Yani davacının sermaye artırımı kararı nedeniyle uğradığını iddia ettiği doğrudan zararının tazmini için açılacak davada zaman aşımı süresi TTK 560.maddede düzenlenen 2 yıllık zaman aşımı süresi olup ... tarihli olağan üstü genel kurul kararı nedeniyle açtığı davada davalının zaman aşımı savunmasının haklı olduğu kabul edilmiştir.
... tarihli olağan üstü genel kurul toplantısında sermaye artırımına ilişkin olarak alınan ... ve ... nolu kararlar için davacı tarafından olumsuz oy kullanılmasına ve muhalefet şerhinin de tutanağa geçirilmesine rağmen, TTK 445.maddesi uyarınca iptal davası açılmamıştır.
Dava dilekçesinde de değinilen Yargıtay 11.HD.nin 2017/2255 E-2018/7740 K sayılı kararı ve bu karara konu ... BAM ... Hukuk Dairesi ... tarihli .../...-.../... E.K sayılı kararında;.."Şirketin kanunen zorunlu yedek akçeleri dışında kaynak ve fonları bulunmasına rağmen dışardan sermaye girişi suretiyle sermaye artışı yapılmasının kanuna, ana sözleşmeye ve dürüstlük kuralına aykırı olup olmadığının değerlendirilmesi gerekir.
Anonim şirketlerde sermaye artışına ilişkin TTK.462/3.maddesi uyarınca, bilançoda sermayeye eklenmesine mevzuatın izin verdiği fonların bulunması halinde, bu fonlar sermayeye dönüştürülmeden, sermaye taahhüt edilmesi yoluyla sermaye artırılamaz. Davada bu hükmün limited şirketler yönünden uygulanıp uygulanmayacağı tartışılmıştır. Gümrük ve Ticaret Bakanlığının yukarıda anılan genelgesine göre, TTK.462/3.maddesinin limited şirketlerde uygulanmasının zorunlu olmadığı belirtilmiştir.
TTK sisteminde limited şirketlerdeki sermaye artışı konusu anonim şirketlerden farklı olarak ayrı maddelerle düzenlenmiştir. Limited şirketler için bazı anonim şirket hükümlerinin uygulanacağına dair atıflar var ise de, 462/3.maddeye yapılan bir atıf bulunmamaktadır. Bu nedenle, bu maddenin doğrudan limited şirketlere uygulanamayacağı düşünülebilir. Ancak TTK.622.maddesi atfıyla aynı Yasanın 445. maddesi uyarınca, kanuna, ana sözleşmeye ve dürüstlük kuralına aykırı genel kurul kararlarının iptali istenebilir. Bu nedenle böyle bir sermaye artış kararının dürüstlük kuralına aykırı olup olmadığının değerlendirilmesi gerekir.
Bir şirketin zorunlu yedek akçeleri dışında kaynakları ve fonları mevcut iken ve bunların sermayeye eklenmesine engel bir ekonomik gerekçe bulunmadığı halde, dışardan sermaye girişi suretiyle sermaye artışı yapılarak, bir ortağa ayrıcalık tanınması ve bir ortağın payı artırılarak diğer ortakların payının azaltılması dürüstlük kuralına aykırı bir uygulama olarak kabul edilmelidir. Gerçekten de mevcut yedek akçeler ve fonlar sermayeye eklendiğinde tüm ortaklar bu şekilde artırılan sermayeden otomatik olarak ve payları oranında ilave sermaye payı edineceklerdir. Dışardan sermaye girişinde ise durum tam tersinedir. Bu imkanın kullanılmamasının haklı bir gerekçesini davalı taraf ortaya koymamıştır. Bu nedenle dışardan sermaye girişi suretiyle yapılan bu artış, dürüstlük kuralına aykırı bulunmuştur. Bu nedenle de sermaye artış kararının iptali gerekir. " denilmek suretiyle sermaye artırımına ilişkin kararların iptal davasına konu olabileceği değerlendirilmiştir.
Sorumluluğu düzenleyen 6102 sayılı TTK'nun 553.maddesi hükmüne göre kurucular, yönetim kurulu üyeleri, yöneticiler ve tasfiye memurları kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurları ile ihlal ettikleri takdirde hem şirkete hem pay sahiplerine hem de şirket alacaklılarına karşı verdikleri zarardan sorumludurlar. Hukuk sistemi Anonim Şirket yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğu halinde de her türlü zarara tazminat sonucunu bağlamamaktadır. Yönetim kurulu üyelerinin Türk Ticaret Kanununa istinaden hukuki sorumluluklarına hükmedilebilmesi; zarar, hukuka aykırılık, kusur, illiyet bağı koşullarının gerçekleşmesine bağlıdır. İspat yükü bu unsurların varlığını iddia eden davacı üzerindedir. Eğer üçüncü kişinin ya da zarar görenin fiilleri ya da mücbir bir sebep uygun nedensellik bağını keserse o takdirde sorumluluktan söz edilemez.
Esas sözleşmenin değiştirilmesi TTK 408/2.a maddesi uyarınca genel kurulun devredilemez görev ve yetkileri arasında olup, nitelik itibariyle esas sözleşme değişikliğinde olan sermaye artırım kararı TTK 456.maddesi uyarınca şirket genel kurulunca verilebilmektedir.
Davacının TTK 553.maddesi uyarınca şirket yönetim kurulu başkanı aleyhine açtığı bu davada: yukarıda bahsedildiği gibi sermaye artışına ilişkin genel kurul kararına karşı olumsuz oy kullanıp muhalefet şerhi koyan davacı tarafından iptal talepli dava açılmamış olması, kararın bu şekilde zımnen benimsenmiş olması neticesinde; davacı şirket ortağının oluştuğunu iddia ettiği zararı ile sermaye artırımına ilişkin genel kurul kararı alınmasına neden olan ve var olduğu iddia edilen yöneticinin kusurlu fiili arasındaki illiyet bağının kesildiği açıktır. Bu halde davacının TTK 553.maddesi uyarınca tazminat talep etme hakkının bulunmadığı anlaşıldığından davanın reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davanın REDDİNE,
2-Alınması gerekli 427,60 TL harçtan peşin alınan ... TL harcın mahsubu ile artan ... TL harcın istemi halinde davacıya iadesine,
3-A.A.Ü.T. uyarınca hesaplanan 17.900,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendisi üzerinde bırakılmasına,
5-Sarf edilmeyen gider avansın kararın kesinleşmesinden sonra iadesine,
Dair, davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı kararın tebliği tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde İstinaf yasa yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup, anlatıldı.20/02/2024
Başkan ...
e-imza
Üye ...
e-imza
Üye ...
e-imza
Katip ...
e-imza