T.C.
ANTALYA
1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2024/12 Esas
KARAR NO: 2024/38
DAVA: İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 10/10/2022
KARAR TARİHİ: 16/01/2024
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ... Sulama Birliği 1580 sayılı kanunun 133…148 maddeleri gereğince kurulan ve 17/02/1994 resmi gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren ... Sulama Birliğinin kamu tüzel kişiliğine sahip olduğunu, birliğe üye köy ve mahallelere sulama hizmetlerinin müvekkili tarafından verildiğini, Birlik 5355 sayılı kanuna tabi iken 22.03.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6172 Sayılı Sulama Birliği Kanuna tabi olduğunu, gerek mülga belediye kanunu gerekse 5355 sayılı mali idareler kanunu, 22.03.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6172 Sayılı Sulama Birliği Kanunu birliğin hukuksal kimliğini kamu tüzel kişiliklerini düzenlemekte olduğunu, itiraz dilekçesinin içeriği tamamının hukuksal dayanaktan yoksun olduğunu, davacı tarafından ödenmesi istenen su kullanım hizmet bedeli yasal dayanağını 6172 Sayılı Sulama Birliği Kanunundan aldığını, davalı tarafta sulama yaptığını kabul etmekte ama sulamayı kuyu sondaj suyu ile yaptığı için müvekkili birliğin bu parayı almasının haksız olduğunu iddia ettiğini, müvekkili birliğin amacı ... Sulama Birliği Tüzüğünün 5. Maddesinde de belirtildiği üzere tarımsal sulama faaliyetlerini yürütmek ve birlik yetkisi dahilindeki sulama alanları içerisindeki belediye ve köy sahaları için gerekli işletme, onarım ve bakım hizmetlerini kapsayacak şekilde her türlü çalışmayı yapmak olduğunu, davalı ... Ltd.Şti.’ye ait arazi sulama projesi alanı içerisinde olduğunu sulama yapmakla birlikte gerektiğinde sulama birliğinin yani davalının hizmetlerinden yararlanma hakkına sahip olduğunu, davalı kendi imkanıyla sulama yaptığını iddia etse bile yeraltı sularının da boşaltımı sulama birliklerinin kurmuş olduğu drenaj borularıyla yapıldığını ve bu drenaj boruları sayesinde bitki kök bölgesindeki zararlı suların boşaltımı yapıldığını, Drenaj borularının bakımı da sulama birliklerince yapıldığını, sonuç olarak davalının saha sınırları içerisi içerisinde sulama yapmasından dolayı davaya konu takip başlatıldığını itiraz üzerine takipin durdurulduğunu, davalı tarafından yapılan itirazın iptali ile icra takibinin devamına, kötü niyetli karşı taraf aleyhine % 20 ‘ den az olmamak üzere icra inkar tazminatı ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin ne sulama yaptığına yönelik ne de kuyu sondaj suyu kullandığına yönelik beyanı bulunmamakla davacının davasına dayanak olarak gösterdiği iddiaların gerçeğe aykırı olduğunu, davacı taraf dilekçesinin 4 numaralı paragrafında "Davalı tarafta sulama yaptığını kabul etmekte ama sulamayı kuyu sondaj suyu ile yaptığı için müvekkil birliğin bu parayı almasının haksız olduğunu iddia etmektedir." ifadesine yer verdiğini, devamında da buna yönelik açıklamalarda bulunarak dilekçesini sonlandırdığını, ancak müvekkili şirketin ne 2011 yılında su kullandığına ne de kuyu sondaj suyu kullandığına yönelik bir beyanı bulunmadığını, bu husus icra takibi içeriği ile sabit olduğunu, davacının ileri sürdüğü beyanların taraflarına ait olmadığını, davacının iddialarının gerçeğe aykırı olduğunu, müvekkili şirketin 2011 yılında belirtilen tarla ve bahçelerde ekili / dikili herhangi bir ürünü bulunmadığı gibi hiçbir şekilde su kullanımı da olmadığını, nitekim bu husus davacı birliğe keşide edilerek gönderilen ve ekte yer alan ... ve ... tarihli ihtarnameler ile de sabit olduğunu, söz konusu ihtarnamelerde müvekkili şirketin sulama hizmeti almadığını, dava konusu edilen parsellerin 2011 yılında boş olduklarının açıkça ifade edildiğini, davacı tarafça alacağa aylık %2 (yıllık %24) oranında temerrüt faizi işletilmesi talep edildiğini, bunun yanı sıra asıl alacağın 2 katından da yüksek tutarda 732,71-TL işlemiş temerrüt faizinin ödenmesi talep edildiğini, davacının talep ettiği faiz oranı fahiş ve yasal dayanaktan yoksun olduğu gibi henüz muacceliyet kazandırılmamış bir alacağa temerrüt faizi işletilmiş olmasının da hatalı olduğunu, daha önce de belirttiğimiz üzere taraflar arasında akdedilmiş herhangi bir sözleşme de bulunmadığını, davacının faize yönelik taleplerinin de yasal dayanaktan yoksun olduğunu, davanın reddi gerektiğini, işbu davaya bakmakla görevli mahkeme Asliye Ticaret Mahkemeleri olmakla öncelikle davanın görev yönünden reddine, dava şartı arabuluculuk yoluna başvurulmamakla davanın usulden reddine, talep edilen alacağa yönelik zamanaşımı ve hak düşürücü süreler dolmakla davanın zamanaşımı ve hak düşürücü süre yönünden reddine, davanın esasına girilmesi halinde haksız ve dayanaksız olarak açılan davanın esastan reddine, haksız ve kötü niyetli takip ve dava nedeniyle dava değerinin % 20 sinden az olmamak üzere tazminatın davacıdan tahsili ile müvekkiline ödenmesini talep etmiştir.
Antalya ... Asliye Hukuk Mahkemesinin ... tarih ... esas ... karar sayılı görevsizlik kararı ile dosya mahkememize gönderilmiş olmakla mahkememiz esasının yukarıda belirtilen sırasına kaydı yapıldı.
Delillerin Değerlendirilmesi ve Gerekçe;
Eldeki dava birlik alacağına ilişkin bir ticari davadır. 6102 sayılı T.T.K.'nın 5. maddesinden sonra gelmek üzere eklenen 5/A maddesine göre eldeki dava arabuluculuk dava şartına tabi davalardan olmasına rağmen dava açılırken arabuluculuğa başvurulmadığı görülmektedir. Her ne kadar davacı kendisine gönderilen ihtardan sonra ara buluculuk yoluna başvurmuşsa da Arabuluculuk Kanunu 18/A maddesinde aranan şart arabuluculuk son tutanağının ibrazı olup, sadece başvuru yapılması bu şartı sağlamayacaktır. Zira ara buluculuğa başvuru giderilebilir bir dava şartı değildir. Uygulamada kabul edilen istisnası görevsizlik kararı üzerine dosya görevli ticaret mahkemesine gitmeden önce bu eksikliğin tam anlamıyla giderilmesidir ki davacı bu yolu da yerine getirmediğinden davanın dava şartı yokluğundan reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davanın dava şartı yokluğu nedeniyle USULDEN REDDİNE,
2-Alınması gerekli 427,60 TL harçtan peşin alınan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 346,90 TL harcın davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,
3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden 1.093,66 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine
5-Sarf edilmeyen gider avansının HMK.'nun 333. maddesi uyarınca iadesine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, kesin olmak üzere dosya üzerinden karar verildi. 16/01/2024
Katip ...
✍e-imzalı
Hakim ...
✍e-imzalı