T.C.
ANTALYA
1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/309 Esas
KARAR NO : 2025/378
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 24/04/2024
KARAR TARİHİ : 02/06/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: Davalı ...'ın ... 'da ... isimli işletmeyi işlettiğini, davacı müvekkili şirketin, davalı ...' a farklı tarihlerde ürün sattığını ve fatura düzenlediğini, ancak davalı tarafından fatura bedellerinin ödenmediğini, davacı şirket tarafından, zamanında ödenmeyen fatura bedelleri nedeniyle Antalya Genel İcra Müdürlüğü .../... Esas sayılı icra takibi başlatıldığını, davalının bu takibe haksız ve kötü niyetle itiraz ettiğini ve takibin durdurulduğunu, davanın kabulü ile; davalı yanca Antalya İcra Müdürlüğü’nün .../... E. sayılı dosyası üzerinden açılan takibe yapılmış bulunan haksız ve kötüniyetli itirazın iptali ile takibin devamına
alacağın ticari avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, asıl alacağın %20 si oranında icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalıya dava dilekçesinin usulüne uygun olarak tebliğ edildiği, davalının davaya cevap vermediği bu sebeple H.M.K. 128. maddesi uyarınca davacının dava dilekçesinde ileri sürdüğü vakıaların tamamını inkar etmiş sayılacağı kabul edilmiştir.
DAVACI TANIĞI ... BEYANINDA: Ben üç yıl kadar önce davacı firmada ön muhasebe işinde çalışıyordum, bizim firmamız alkollü içecekler satışı yapmaktadır, davalı ... da ... isimli ... işleticisi olarak bizim müşterimizdi, ona da ürünler satıyorduk, yaklaşık üç yıl kadar önce ürün teslim edildikten sonra yapılan tahsilatlar için makbuz düzenliyorduk, bu makbuz üç nüsha halinde oluyordu, en üstte ıslak imzalı aslı oluyor diğer iki nüsha da altında kopyası oluyordu, kopyanın bir tanesi ödeme alındıktan sonra müşteriye bırakılıyordu, kopyanın bir tanesi de makbuzda kalıyordu, aslı da ticari deftere işleniyordu, ben makbuzları incelerken bir makbuz aslı ve kopyalarıyla birlikte üçünün olmadığını fark ettim numarası vardı, numaralar atlanmıştı, bu hususu yetkili ... ve ... ye bildirdim, ... ödeme almaya gittiğinde makbuz bir seferinde davalının dükkanında unuttuğunu, geriye dönüp aldığını bu süre içeresinde herhangi bir tahsilat yapmadığını, makbuz da düzenlemediğini söyledi, makbuzların davalıya ait iş yerinde alınmış olabileceğini tahmin etmiş olduğunu söylediğini, sonrasında da bu makbuzlar davalının iş yerinde ödeme tahsilatı olarak çıktığı, davalı ben size ödeme yaptım, siz benim ödememi düşmemişsiniz dedi, telefonla konuştuğumda bunu söyledi, hem diğer yetkililere de davalı beyanda bulunmuş, o tarihte maliye açıdan ...-TL üzeri nakit tahsilatları elden alamıyorduk, elden alınanlar için zaten tahsilat makbuzu düzenleniyordu, tek makbuz ...-TL nakit tahsilat makbuzunu düzenlendiğini fark ettik, ...-TL bir ödemeyi nakit olarak elden makbuz karşılığı o tarihte alamayız, hiçte almadık, zaten ...-TL üzeri makbuz karşılığı nakit ödeme karşılığı para tahsil etmemiz halinde vergi dairesince maliye olarak cezası da vardır, olaylar böyle gelişince satış temsilcisi ...'in davalının iş yerinde unutmasından kaynaklı bir makbuzun alınarak bu şekilde tahsilat olarak girildiğini düşündük, ticari defter kayıtlarına bu husus kayıt edildi mi bilmiyorum, o tarihte davalıya alkol satışı yaptığımız için alkol satışı yapılmış ancak teslim edilen ürünlerin parası tahsil edilmedi, taraflar arasında bu olaydan kaynaklı ceza dosyası oluştu mu bilmiyorum, şuanda orada çalışmıyorum, tanıklık ücreti talep etmiyorum" demiştir.
DAVACI TANIĞI ... : BEYANINDA: "Ben davacı firmada şirket satış şefi olarak üç yıl önce çalışıyordum, halen çalışmıyorum, ...'de benim personelimdi, o tarihte davalıya ait ... ürün vermeye başladık, firmada davalıdan daha ziyade eşi ... ve oğlu ... ile muhatap oluyorduk, benim çalıştığım firma alkol satışı yapmaktaydı, davalı da bizden alkol satın alıyordu, çalışma olarak biz müşterilerimize ürün verdiğimizde onlara senet düzenliyorduk, senet karşılığında ürünü teslim ediyorduk, o tarihlerde personelim ... davalı iş yerine gittiğinde bir ara markette şirketimize ait tahsilat makbuzunu unutmuş, senedi tahsil edilemeyeceğinde davacı firma icra takibi başlattı, davalı da senedin tahsilat makbuzu karşılığında tahsil ettiğini iddia edince bizde makbuzlarımızı kontrol ettik, makbuzdan birinin eksik olduğunu fark ettik, makbuz üç sayfa düzenleniyordu, üç sayfanın da eksik olduğunu fark ettik, sonrasında ... makbuzun bir keresinde davalının iş yerinde unutulduğunda makbuzun eksik sayfasının davalı tarafından alındığını düşündük, bununla ilgili taraflar arasında ceza dosyası var mıdır bilmiyorum , makbuzun o sayfası atlanarak diğer numaraya geçmektedir, bildiğim kadarıyla makbuzda imza incelemesi de yapıldı, tahsilat makbuzundaki o sayfada da davacı şirket çalışanının imzası olmadığı tespit edildi, halen tahsil edildi mi bilmiyorum, şuanda orada çalışmıyorum, tanıklık ücreti de istemiyorum" demiştir.
DAVACI TANIĞI ... BEYANINDA: "Ben davacı şirkette satış temsilcisi olarak çalışıyordum, üç yıl veya beş yıl önceki bir olaydı, davalıya ait ... isimli iş yerine de ürün teslimatı yapıyorduk, davacı firma alkol satışı yapmaktadır, davalıya da alkol satışı yapıyorduk, normalde müşterilerimize ilk iki satışını peşin olarak yaparız , sonraki satışlarda da senet düzenlemek sureti ile ürün teslimatı yapıyorduk, davalı firma da başlarda nakit olarak bir iki fatura karşılığı ürün teslim aldı, sonraki siparişlerinde ise -senet düzenledik, senetler davalı tarafça ödenmedi, ödeme olmayınca o bölgeden ben sorumlu olduğum için davalının iş yerine ara sıra uğrayıp ödenmeyen senetlerin ödenmesi için talepte bulunuyordum, davalıya ait iş yerinde ben davalı ile hiç karşılaşmadım, davalının eşi ... bizimle muhatap oluyordu, birde manevi oğlu olduğunu söyleyen ... kasada bulunuyordu, o gün de sabahtan hiç tahsilat yapmamıştım, tahsilat günümüz değildi, davalının iş yerine uğradım, iş yerinde ... vardı, bana telefon geldi ve sigara da içecektim, beklerken kapının önüne çıktım, davacı şirkete ait makbuzda diğer eşyalarımla birlikte dükkanda kaldı, tekrar dükkana girdiğimde makbuzun üç suretinin alındığını fark etmedim, çünkü o gün başka tahsilatta yapmamıştım ve üç nüshası da alındığı için o an fark edemedim, ben o gün ilk davalının iş yerine uğramıştım, o gün davalı iş yerinde de ödenmeyen senetler yine ödenmedi, açık hesapta da davalının borçları vardı, onlarda ödenmemişti, ben makbuzu gün sonunda davacı iş yerine götürdüm, ön muhasebede ki ... Hanım makbuzdaki eksikliği fark etmiş, o gün beni muhasebede ki ... Hanım ve şefim ... bey beni çağırdılar, makbuzun eksik olduğunu söylediler, benim içinde çok kötü oldu, yetkililerin bana güveni vardı ancak ben o an kendimi kötü hissettim, makbuzu bir ara davalının iş yerinde bıraktığımı dışarıya çıktığımı söyledim, sonrasında araştırdım, davalının bu tarz işleri varmış, ben sonrasında karakola müracaat ettim, imza incelemem yapıldı, benim imzam ile makbuzdaki imzanın uyuşmadığı da tespit edildi, ben o olaydan sonra bu iş yerinden de ayrıldım, davalıdan o gün tahsilatta almadım, halen davacı şirkette çalışmıyorum, tanıklık ücretim yoktur" demiştir.
Mali müşavir bilirkişi ... tarafından düzenlenen ... tarihli bilirkişi raporunda özetle:
İcra dosyasına esas olan ... tarih ...-TL bedelli faturanın ... tarih ... yevmiye numarasında kayıtlı olduğu,
... tarihi itibariyle davalının toplam ...-TL bedelli mal alışının olduğu, karşılığında toplam ...-TL ödeme yapıldığı, davacının 2022 yılı sonunda ...- TL davalıdan alacağının olduğu kayıtlıdır.
2023 yılı davacı şirket ticari defter incelemesinde davalı tarafından yapılmış herhangi bir ödemeye rastlanmamıştır.
Davacı şirketin 2022-2023 yılı E defter beraatlarının süresi içerisinde yüklendiği tespit edilmiştir.
Antalya Genel İcra Dairesi .../... e. sayılı dosyasında davacı şirketin takip öncesi faiz talebinin olmadığı görülmüştür." sonucuna varıldığı bildirilmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE
Dava, İİK 67.maddesi uyarınca açılan itirazın iptali davasıdır. Davacı taraflar arasında ticari ilişki olduğunu, davalının ... isimli işletmeyi işlettiği, ürün alım satımına dair taraflar ticari ilişki sözkonusu olduğu, faturadan kaynaklı davalının davacıya borcu olduğunu davalının ödemediğini , bu alacağın tahsili içi başlatılan icra takibine davalının haksız olarak itiraz ettiğini, davalı taraf da süresi içerisinde cevap dilekçesi sunmadığı , HMK128 maddesi uyarınca dava dilekçesindeki iddiaları inkar etmiş sayıldığı kabul edilerek ,
Davalı gerçek kişinin yapılan tacir araştırmasında tacir olduğu tespit edilmekle , tarafların her ikisi de tacir olmakla TTK 4 maddesi uyarınca mahkememiz görevli kabul edilerek yargılamaya devam olunmuştur.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) hükümlerine göre: Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir (HMK 222/1). Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır (HMK 222/2). Bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması ve defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiği ise üçüncü fıkrada düzenlenmiştir. Yine 28.07.2020 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 7251 sayılı yasanın 23.maddesi ile değişik HMK 222/3.maddesi (3. Fıkraya birinci cümleden sonra gelmek üzere eklenen cümlele uyarınca) diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi halinde ticari defterler sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur (HMK 222/4).
Taraflar, kendilerinin veya karşı tarafın delil olarak dayandıkları ve ellerinde bulunan tüm belgeleri mahkemeye ibraz etmek zorundadırlar. Elektronik belgeler ise belgenin çıktısı alınarak ve talep edildiğinde incelemeye elverişli şekilde elektronik ortama kaydedilerek mahkemeye ibraz edilir (HMK 219/1). Ticari defterler gibi devamlı kullanılan belgelerin sadece ilgili kısımlarının onaylı örnekleri mahkemeye ibraz edilebilir (HMK 219/2).
İbrazı istenen belgenin, ileri sürülen hususun ispatı için zorunlu ve bu isteğin kanuna uygun olduğuna mahkemece kanaat getirildiği ve karşı taraf da bu belgenin elinde olduğunu ikrar ettiği veya ileri sürülen talep üzerine sükut ettiği yahut belgenin var olduğu resmî bir kayıtla anlaşıldığı veya başka bir belgede ikrar olunduğu takdirde, mahkeme bu belgenin ibrazı için kesin bir süre verir (HMK 220/1). Belgeyi ibraz etmesine karar verilen taraf, kendisine verilen sürede belgeyi ibraz etmez ve aynı sürede, delilleriyle birlikte ibraz etmemesi hakkında kabul edilebilir bir mazeret göstermez ya da belgenin elinde bulunduğunu inkâr eder ve teklif edilen yemini kabul veya icra etmezse, mahkeme, duruma göre belgenin içeriği konusunda diğer tarafın beyanını kabul edebilir (HMK 220/3).
Bu kurallar birlikte değerlendirildiğinde ticari davalarda yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Karşı taraf ticari defterlerini sunmadığı takdirde ise; 28.07.2020 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 7251 sayılı yasanın 23.maddesi ile değişik HMK 222/3.maddesi uyarınca davacının usulüne uygun tutulan ticari defterlerinin; davalının ticari defterlerini ibraz etmemesi veya davacının defter kayıtlarının aksini senet veya diğer kesin delillerle ispatlayamamış/ispatlamamış olması halinde davacı lehine kesin delil niteliğini haiz olduğu kabul edilecektir.
Yukarıda yapılan açıklama ve sözü edilen kurallarla birlikte somut olay değerlendirildiğinde; mahkemece taraflara ticari defterlerini sunmaları için süre verilmiş olup, davacının yasal süre defterlerini ibraz ettiği, davacının ticari defterlerinin incelendiği ve rapor düzenlendiği, davalının duruşmalara iştirak etmediği , davalıya defter inceleme günü meşruhatı bulunan ... tarihli duruşma zaptı (defter inceleme gününde ticari defterlerinin hazır etmesi için) çıkartılan meşruhatlı davetiyenin ... tarihinde tebliğ edildiği, davalı tarafından belirlenen günde ticari defterlerin ibraz edilmediği görülmüştür. Faturaya alacağına dayalı icra takibi olduğundan tarafların ticari defterleri üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmiş, davalı verilen kesin sürede ticari defterlerini incelemeye sunmadığı, davacıya ait ticari defterlerinin TTK 64/3.maddesine uygun tutulduğu ve HMK 222.maddesi uyarınca kesin delil vasfına haiz olduğu, kayıtlara göre davalı şirketin davacıya ... TL borcu olduğunun anlaşıldığı, bu durumda dosya kapsamında davalı ticari defter kayıtlarını sunmadığından davacı ticari defter kayıtlarına göre davacının faturadan kaynaklı ... TL alacaklı olduğu kanıtlanmıştır. Davacının icra takibi talep miktarı ... TL olmakla , davacı ticari defterleri uyarınca davanın kısmen kabulüne, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir
Tanık beyanları sahte fatura iddiası yönünden dinlenmekle, borcun varlığın ispata yeter kesin delil olmamakla birlikte defter kayıtları ile benzer mahiyete olduğu anlaşılmıştır.
Tüm bu nedenlerle; davacı takip konusu alacağını ispatlamış olup davalı taraf süresinde ve usulüne uygun biçimde savunmasını ispatlayamadığından davanın kabulüne karar vermek gerekmiş, davalının da takip konusu kadar borçlu olması gözönüne alınarak davalının itirazının tümden iptaline, alacak fatura alacağı olmakla birlikte davalı boca itiraz dilekçesinde ödeme makbuzu ibraz ettiği ve borcunun bulunmadığını beyan ettiği, davalı işletmesi olan ... davalıya ait olamakla birlikte davacı tanık beyanlarında da anlaşılacağı üzere davalı işyerinde davacı şirket çalışanlarının davalının eşi ve oğlu ile muhatap oldukları, davalının mal teslimi ve makbuz ve alınan ürünlerin miktarı hususunda mevcut elindeki belgelere göre değerlendirme yapıp- makbuzu sunmak suretiyle - borcu olmadığı kanaatiyle borca itiraz ettiği kabul edilerek , ayrıca da faturaya konu ürün(alkollü içecek) bedellerinin hesabı bilirkişi tarafından yapılabileceği likit olmadığı da kabul edilerek icra inkar tazminat talebinin reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davanın KISMEN KABULÜ İLE; davalının Antalya Genel İcra Müdürlüğü'nün .../... E sayılı icra takip dosyasına yaptığı vaki itirazın ... TL alacak yönünden İPTALİ İLE TAKİBİN DEVAMINA, fazlaya ilişkin talebin REDDİNE,
İcra inkar tazminatı talebinin şartları oluşmadığından REDDİNE,
2-Alınması gerekli ... TL harçtan, peşin alınan ... TL harcın mahsubu ile bakiye ... TL harcın davalıdan tahsiline, Hazine'ye gelir kaydına.
3-Davacı tarafından yatırılan ... TL peşin harç ile ... TL başvurma harcının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-Davacı tarafından yapılan ... bilirkişi ücreti, ... tebligat ve posta masrafları olmak üzere toplam ... TL yargılama giderlerinden, davada kabul edilen miktar dikkate alınarak hesaplanan ... TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, geri kalan kısmın kendi üzerinde bırakılmasına,
5-A.A.Ü.T uyarınca hesaplanan ... TL vekalet ücretinin, davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7-Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği ve Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen ... TL (davada kabul edilen miktar dikkate alınarak hesaplanan) ara buluculuk ücretinin (yargılama gideri) ... TL'sinin davalıdan, ... TL'sinin davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı davalı tarafın yokluğunda ararın tebliği tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde İstinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, anlatıldı.02/06/2025
Katip ...
¸e-imzalı
Hakim ...
¸e-imzalı