T.C.
ANTALYA
1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/347
KARAR NO : 2025/11
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 21/11/2019
KARAR TARİHİ : 13/01/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesi ile; davalı şirketin yan dükkanında yangın meydana geldiğini, yanan dükkanın müvekkillerince sigortalandığını ve sigorta sözleşmesi çerçevesinde zararın ödendiğini yangının davalı şirketin dükkanındaki diğer davalı tarafından tamirat nedeniyle ortaya çıktığını bu sebeple her iki davalının ödenen zarar bedelinden sorumlu olduklarını öne sürmüştür.
Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin işlettiği dükkan ile yan dükkanın aile şirketi olarak beraber işletildiğini, bir bütün olduklarını aynı şekilde sigorta yaptırdıklarını somut olayda alacaklı ve borçlu sıfatının birleştiğini bu sebeple davacının rücu şartının oluşmadığını öne sürmüş davanın reddini talep etmiştir.
İhbar olunan ... vekili ... tarihli cevap dilekçesinde özetle; Müvekkil şirketi, yalnızca sigorta şirketleriyle sözleşmeler yaparak acentelik faaliyetleri yürüttüğünü, bu kapsamda sigortacılık faaliyeti bulunan ana şirketlerin müvekkil şirkete açtığı ekran üzerinden müşterilerinin poliçelerini düzenlemek suretiyle faaliyetini sürdürmekte olduklarını, Müvekkilinin, tek sorumluluğu poliçenin gereği gibi düzenlenmesi olup bunu da eksiksiz şekilde yerine getirdiğini, müvekkil şirketin poliçe tanzim aşamasında herhangi bir kusuru bulunmadığını, sigorta poliçelerinin; teklif aşamasında müşterilerinin kendilerine beyan ettiği bilgiler çerçevesinde kesildiğini, davaya konu olan olayda da müşterisinin beyan ettiği bilgiler ilgili sigorta şirketine aktarıldığını ve poliçe/poliçeler de müşterisinin beyan ettiği bilgilerle tanzim edildiğini, müvekkilinin acente olarak bunun dışında bir sorumluluğu bulunmadığı gibi müvekkiline husumet de yönetilemeyeceğini, İhbar keyfiyetini müvekkiline hatalı olarak gönderildiğini düşündüklerini bu nedenle davanın müvekkili yönünden husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Delillerin Değerlendirilmesi ve Gerekçe
Eldeki dava sigorta sözleşmesi gereğince rücu davasıdır. Davacı vekili sigorta sözleşmesi kapsamında sigortalıya ödediği bedelin sorumlulardan tahsilini talep etmiştir. Davalı şirket ise zarar gören sigortalı şirket ile davalı şirketin aynı aile şirketi olduğunu alacaklı ve borçlunun aynı olduğunu belirtmiş davanın reddini talep etmiştir.
Mahkememizin ... Esas-... K. Sayılı ... tarihli ilamı ile : ".... Davalı tarafların sorumluluk şartları incelendiğinde hem yangın sonrası alınan rapor hem de mahkememizce alınan bilirkişi raporuna göre yangının davalı ...'ın kusurlu davranışı ile meydana geldiği açıktır. Bu halde davalı ... meydana gelen zarardan kusuru nedeniyle sorumludur. Yine kolluk ifadelerinde tamirat eyleminin davalı şirket nezdinde yapıldığı anlaşılmaktadır. Bu halde davalı şirket adam çalıştıran konumundadır ve TBK'nın 66/1.maddesi gereğince sorumludur. Aynı maddenin 2.fıkrası kapsamında bir kurtuluş kanıtı da sunulmuş ve kanıtlanmış da değildir. Bu sebeplerle her iki davalı için de sorumluluk şartları gerçekleşmiş ve davanın kabulü gerektiği anlaşılmıştır. Fakat davaya konu alacağın miktar ve sorumluluk şartları bakımından yargılamayı gerektirdiği bilinebilir ve likit olmadığı anlaşılmakla icra inkar tazminatı şartlarının oluşmadığı anlaşılmakla icra inkar tazminatı talebinin reddine"...." şeklinde karar verildiği, karara karşı, davalı ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Antalya Bölge Adliye Mahkemesi ... Hukuk Dairesinin ... Esas ... Karar sayılı ... tarihli ilamı ile ".... 6100 sayılı HMK'nın yukarıda belirtilen ilgili hükümleri dikkate alındığında, davalı ...'nin ihbar dilekçesinin ihbar olunan şirkete tebliğ edilmeksizin ya da usulüne uygun olarak tebliğ edildiğine dair tebligat parçası dosyaya alınmaksızın ve özellikle ihbar talebi konusunda ara karar kurulmaksızın, hüküm kurulması hatalıdır. Bu itibarla, mahkemece davanın ihbarı talep edilen şirkete ihbar dilekçesi ve dava dilekçesinin tebliği sağlanarak ve tebliğ edildiğine dair tebligat parçası dosyaya alınmalı, ihbar olunanın sunması halinde beyan dilekçesi ile varsa delilleri toplanmalı, neticesine göre hüküm kurulmalıdır. Davalının bu talebini 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 61. maddesinde öngörülen sürede, tahkikat sonuçlanmadan, Mahkemeye ilettiğinin anlaşılması karşısında; Mahkemece, davanın ihbarı hakkında olumlu ya da olumsuz bir karar verilmeden yargılamaya devamla hüküm kurulması hatalıdır. ( Yargıtay 22. HD'nin 01.06.2020 tarih ve 2017/26836 E. - 2020/5128 K. 9. HD'nin 25.04.2013 tarih ve 2023/1170 E. - 2023/5956 K )
Sonuç olarak, davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun esastan kabulü...." denilerek ilk derece mahkemesinin KALDIRILMASINA karar verildiği, kaldırma sonrası dosyanın mahkememiz ... E. Sayılı dosyasına tevzi olduğu ,İstinaf kaldırma kararı sonası yapılan yargılamada ;İhbar edilen ...'ye dava dilekçesi, ihbar dilekçesi tebliğ edildiği, İhbar olunanın beyan dilekçe sunduğu, ihbar olunanın beyan dilekçesinin de taraflara tebliğ edildiği, Davalı cevap dilekçesinde belirtilen Antalya ... Asliye Ticaret Mahkemesinin ...- ...Karar sayılı ilam dosyası celbedilmiş , Davanın sigorta sözleşmesinden doğan ve eksik ödendiği iddia edilen maddi tazminat istemine ilişkin olduğu, dosyada .".... gerek Antalya Bölge Adliye Mahkemesi ... Hukuk Dairesi'nin ... tarih ... Esas -... Karar sayılı ilamı öncesinde toplanan ve değerlendirilen deliller gerek karar sonrası alınan bilirkişi raporu kapsamında davacı iki ayrı tüzel kişiliğe ait, poliçe teminatları ve prim bedelleri farklı iki ayrı sigorta poliçesi düzenlendiği, davacı ... şirketinin kayıtlı olduğu adreste yangın başladığı ve işyerinin yanındaki işletme olan diğer davacı ... şirketinin de yangından hasar gördüğü, ...'ın yangın poliçesi kapsamında ... şirketi de komşu zarar gören olarak değerlendirilerek poliçe teminatı çerçevesinde işlem yapıldığı, bilirkişilerce de eksik bir ödeme tespitinin yapılmadığı, yine ilk kararda belirtildiği şekilde iki şirketin tek bir şirketmiş gibi kabul edilmesinin mümkün olmadığı, davacıların iddialarının ispat edilemediği anlaşılmakla davanın reddine...." şeklinde ... tarihinde karar verildiği, karara karşı ilgili dosyanın davacıları(-... ve ... tarafından istinaf yasa yoluna başvurulduğu, henüz istinaf incelemesinde olduğu görülmüştür.
Eldeki mahkememiz davanın esası haksız fiilden kaynaklanan zarar nedeniyle sigorta sözleşmesi kapsamında ödenmiş bedelin sigortalı haklarına halef olarak sorumlulardan tahsilidir. Davalı ... için kusura dayanan haksız fiil hükümleri diğer davalı şirket için ise adam çalıştıranın kusursuz sorumluluğuna ilişkin borçlar kanunu hükümleri uygulama alanı bulacaktır.
Sorumluluğun şartları incelenmeden evvel davalı şirketin itirazları ele alınmak gerekirse; davalı ... firması her ne kadar ... firması ve ... firmasının her iki şirketin bir aile şirketi olarak işletildiğini öne sürse de her iki şirkete ilişkin iki bağımsız bölüm iki ayrı sigorta sözleşmesi ve iki farklı kişiliğe sahip mülkiyet/kira hakkı sahibi bulunmaktadır. Bu husus Antalya ... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... E. Sayılı dosyasında da ayrıntılı olarak incelenmiş ve irdelenmiştir. Şirketler arasında organik bağ olması onları sorumluluktan kurtarmak için bir gerekçe değildir. Davalı alacaklı ve borçlunun aynı olduğunu öne sürse de dava dışı sigortalı (... firması)şirket zarar nedeniyle tazminatını tahsil etmiştir. Aksinin kabul etmemeiz halinde yani davalının alacaklı ve borçlu sıfatının birleştiği, her iki dükkanın sahibinin aynı ve işletmelerin bir olduğu iddiası kabul edilecek olursa dava dışı şirket olan ... firmasının kendisi ile bir ve aynı olan bir şahıs tarafından meydana gelen zararı talep edememesi gerekirdi. Yani bu mantıktan hareketle dava dışı şirket kendi (davalı şirketle aynı olduğu öne sürülmekle) sorumlu olduğu zarar nedeniyle sigorta şirketinden para alamaması gerekirdi. Ancak kişiler hukukunun temel ilkelerine ters olan bu düşüncenin kabulü elbette mümkün değildir. Ortakları yöneticileri aynı olsa dahi sicile ayrı tüzel kişilikler olarak kaydedilen her şirket birbirinden tamamen farklıdır ve kendi hak ve borçlarına sahiptir., poliçe teminatları ve prim bedelleri farklı iki ayrı sigorta poliçesi düzenlendiği, davalı ... şirketinin kayıtlı olduğu adreste yangın başladığı ve işyerinin yanındaki işletme olan dava dışı ... şirketinin de yangından hasar gördüğü,davalı ...'ın yangın poliçesi kapsamında ... şirketi de komşu zarar gören olarak değerlendirilerek poliçe teminatı çerçevesinde işlem yapıldığı,poliçe teminatları ve prim bedelleri farklı iki ayrı sigorta poliçesi düzenlendiği, davalı ... şirketinin kayıtlı olduğu adreste yangın başladığı ve işyerinin yanındaki işletme olan dava dışı ... şirketinin de yangından hasar gördüğü, ...'ın yangın poliçesi kapsamında ... şirketi de komşu zarar gören olarak değerlendirilerek poliçe teminatı çerçevesinde işlem yapıldığı ve zararın giderildiği anlaşılmakla, dosyamızdan alınan ... tarihli heyet bilirkişi raporunda :"....a-)Yangının kaynak çalışması sırasında sıcak ... yanıcı maddeleri bir süre sonra tutuşturması sonucu meydana geldiği,
b)Yangında Davalı ... ve ... firması tarafların kusurlu olduğu ancak aralarındaki hukuki bağ için Yorum yapılamayacağından kusur oranı tespit edilemeyeceği,
c)Piyasa rayiçlerine, poliçe özel ve genel şartlarına uygun olduğu görülen, ... TL tazminat tutarının farklı bir tüzel kişilik alan ve hasara sebebiyet veren ... firmasına rücu edebileceği kanaatine varılmıştır..." şeklinde kanaat bildirildiği de anlaşılmakla; davalı ... şirketi özen sorumluluğu içerisinde adam çalıştıranın sorumluluğu kapsamında hasardan sorumludur , davalı ... da da kusura dayalı hasardan sorumludur.
Davalı tarafların sorumluluk şartları incelendiğinde hem yangın sonrası alınan rapor hem de mahkememizce alınan bilirkişi raporuna göre yangının davalı ...'ın kusurlu davranışı ile meydana geldiği açıktır. Bu halde davalı ... meydana gelen zarardan kusuru nedeniyle sorumludur. Yine kolluk ifadelerinde tamirat eyleminin davalı şirket nezdinde yapıldığı anlaşılmaktadır. Bu halde davalı şirket adam çalıştıran konumundadır ve TBK'nın 66/1.maddesi gereğince sorumludur. Aynı maddenin 2.fıkrası kapsamında bir ... kanıtı da sunulmuş ve kanıtlanmış da değildir. Bu sebeplerle her iki davalı için de sorumluluk şartları gerçekleşmiş ve davanın kabulü gerektiği anlaşılmıştır. Fakat davaya konu alacağın miktar ve sorumluluk şartları bakımından yargılamayı gerektirdiği bilinebilir ve likit olmadığı anlaşılmakla icra inkar tazminatı şartlarının oluşmadığı anlaşılmakla icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Gerekçesi ekli kararda açıklanacağı üzere;
1-Davanın KABULÜNE, Antalya ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra takibine yapılan itirazın iptaline,
2-Alınması gerekli ... TL harçtan peşin alınan ...-TL harcın mahsubu ile bakiye ... TL harcın davalılardan alınarak Hazineye gelir kaydına,
3-Davacı tarafından yatırılan ... TL başvuru harcı, ... TL peşin harç olmak üzere toplam ... TL harcın davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
4-Davacının karşıladığı ... TL tebligat gideri, ... TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam ... TL yargılama giderinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
5-Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesaplanan ...-TL vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
6-Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan ...-TL arabulucu ücretinin davalılardan alınarak Hazineye gelir kaydına,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde İstinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okundu. Anlatıldı.13/01/2025
Katip ...
¸e-imzalıdır
Hakim ...
¸e-imzalıdır