T.C.
ANTALYA
1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/703 Esas
KARAR NO : 2025/141
DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 22/08/2023
KARAR TARİHİ : 27/02/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ... 'in ... Mah. ... Cad. N... .../... adresindeki dükkanı mal sahibi ...'dan ... tarihinde kiraladığını, ... tarihin de mal sahibi ... ve muhtar ... tarafından imzalanan tutanakla dükkanı boş olarak kiraladığını kayıt altına alındığını, ... tarihinde ... Vergi Dairesinin dükkanın boş olduğuna dair tuttuğu tutanak ve fotoğraflar, yine ... Vergi Dairesinin ... tarihinde dükkanın faaliyete başladığına yönelik tuttuğu tutanakların dosyada mevcut olduğunu, tüm bu delillerin Müvekkili ...'in işletmesini bir önceki dükkan sahibi ... ile organik bir bağı olmadan ondan bağımsız olarak işlettiğinin kanıtı olduğunu, ... tarihinde davalı ... İstanbul ...İcra Müdürlüğünün .../... E. Sayılı dosyasından Antalya Genel İcra Dairesinin .../... talimat sayılı dosyası vasıtasıyla müvekkile ait işyerin de haksız olarak haciz işlemi yapıldığını, müvekkilin eşi ... tarafından istihkak iddiasında bulunulmuşsa da geçerli olmadığı gerekçesiyle İstanbul ... İcra Hukuk Mahkemesi'nin .../... E. .../... K. sayılı ilamıyla karar verilmesine yer olmadığına hükmedildiğini, bu kararın müvekkiline tebliğ edilmediğini, müvekkili yapılan istihkak iddiasının geçerli olduğu düşüncesiyle tekrardan istihkak iddiasında bulunmadığını, müvekkili ile davalı ... arasında organik bağ olmadığının aşikar olmasına rağmen davalı şirketin ... tarihinde müvekkilinin işlettiği işletmeye İstanbul ... İcra Müdürlüğünün .../... E. Sayılı dosyasından Antalya Genel İcra Müdürlüğünün .../... talimat sayılı dosyası vasıtasıyla yeninden hacze gelinip haciz işlemi yapıldığını, müvekkili tarafından Antalya ... İcra Hukuk Mahkemesi'nin .../... E. .../... K. Sayılı dosyasından açılan istihkak davası müvekkili lehine sonuçlanıp kararın kesinleştiğini, her iki esas icra dosyasından yapılan hacizler haksız haciz niteliğinde olup müvekkili ile davalılar arasında bir borç ilişkisi bulunmadığı halde müvekkilinin malları ve nakit parasının haczedilip paraya çevrilerek davalı ... ne ödendiğini, söz konusu olayda, alacaklı davalı ve borçlu davalı müvekkiline ait mallar üzerinden sebepsiz zenginleştiğini, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 77. Maddesinde "Haklı bir sebep olmaksızın, bir başkasının malvarlığından veya emeğinden zenginleşen, bu zenginleşmeyi geri vermekle yükümlü olduğunu, bu yükümlülük, özellikle zenginleşmenin geçerli olmayan veya gerçekleşmemiş ya da sona ermiş bir sebebe dayanması durumunda doğmuş olur." dendiğini, müvekkilinin maddi zararları, İstanbul ...İcra Müdürlüğünün .../... E. Sayılı dosyasından Antalya Genel İcra Dairesinin .../... talimat sayılı dosyası vasıtasıyla haciz edilip ... tarihli Taşınır Açık Arttırma İlanı'nında belirtilen malların haciz tarihindeki değeri ... TL olup dava tarihindeki değeri ... TL, ... tarihinde haciz edilip kasaya alına ... TL, ... tarihinden haciz edilip kasa alınan edilen ... TL, ve ... tarihinden haciz edilen ... TL olmak üzere toplam ... TL olduğunu, müvekkili, borçlu olmadığı halde iş yerine haciz gelmesi, mallarının haciz edilerek muhafaza alınması, ticaretinin sekteye uğratmış ve çevresine karşı sahip olduğu güvenilir esnaf kimliğine zarar verdiğini, ayrıca kendisine ait olmayan bir borcun haciz ve muhafaza yolu ile ödemek ve sonrasında yaşadığı sıkıntılar müvekkilinin ruh hali üzerinde kötü bir etki bıraktığını, manen yıpranmasına sebep olduğunu, bu nedenle müvekkilinin uğradığı manevi zararın da tanzim edilmesi gerektiğini, davalıların maddi ve manevi tazminattan sorumlu olduklarını, davalı ..., her iki haciz tarihi öncesinde müvekkiline mal satmakta olup iş yerinin müvekkile ait olduğunu bilebilecek konumda olduğunu, haciz esnasında kendi mallarının da iş yerinde bulunmasına rağmen başka firmaların mallarını haciz ve muhafaza ettirdiğini, ... tarihli ve diğer hacizlerde iş yerinde yapılan evrak kontrolünden iş yerinin müvekkiline ait olduğu belirlenmesine rağmen haciz işlemi yapıldığını, işletmenin bulunduğu dükkanın boş olarak kiralandığına ilişkin muhtar imzalı ... tarihli tutanak ve iş yerinin açılışına ilişkin vergi dairesi yoklama fişleri sunulmasına rağmen haciz ve muhafaza yapıldığını, davacı, oğlunun borçlu olarak göründüğü senedin davalı tarafından kendisine gösterilerek borcun ödenmemesi halinde oğlunu öldüreceğini beyan etmesi üzerine dairesini davalıya temlik etmek zorunda kaldığını, daha sonra görüştüğü oğlunun böyle bir senede imza koymadığını belirtmesi üzerine şikayetçi olduğunu ve davalının ceza mahkemesinde dolandırıcılık suçundan mahkum olduğunu ileri sürerek davalı tarafından da üçüncü kişilere satılmış dairenin dava tarihindeki değerini ve kira gelir kaybını istediğini, davacının dava açtığı tarihte taşınmaz mülkiyetini isteyebilme olanağı bulunduğuna göre taşınmaz değerinin dava tarihine göre belirlenmesi gerektiğini, tüm bu nedenlerle haksız haciz sebebiyle el konulan malların güncel değeri olan ... TL nın dava tarihinden itibaren en yüksek banka mevduat faizi ile davalılardan tahsiline, ... TL manevi tazminatın ... tarihinden itibaren en yüksek banka mevduat faizi ile davalılardan tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
YANIT:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle: davacı tarafından açılan bu dava birçok yönden birçok yönden hukuka aykırı olduğunu, haciz tatbik edilen adrese, başkaca icra dosyaları üzerinden başlatılan takipler nezdinde de hacze gidildiğini, 3. şahıslar huzurunda istihkaksız haciz yapıldığını, mahcuzların muhafaza altına alındığını, hatta bu mahcuzların satışı dahi gerçekleştiğini, nitekim; İstanbul ... İcra Hukuk Mahkemesi'nin ... tarihli, .../... esas, .../... karar sayılı ilamı ile, davacı tarafından istihkak iddiasının hukuka aykırı olduğunu kanıtladığını, müvekkilinin taraflarınca haklı alacağına kavuşmak adına İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün .../... Esas sayılı dosyası üzerinden icra takibine başladığını, söz konu icra dosyası üzerinden Antalya Genel İcra Müdürlüğü'nün .../... Talimat sayılı dosyasına talimat yazılarak ... Mahallesi, ... Caddesi, No:.. ... / ... adresine hacze gidildiğini, haciz işlemi yapıldığını, haciz esnasında davacının eşi olan ...'in haciz esnasında orada olduğunun tutanağa geçirildiğini, ... tarafından haciz esnasında mahcuzlar üzerinde istihkak iddiasında bulunulduğunu, akabinde İstanbul ... İcra Hukuk Mahkemesi'nin .../... Esas sayılı dosyası üzerinden İstihkak İddiası nedeniyle takibin taliki veya devamı şeklinde davanın ikame edildiğini, İstanbul ... İcra Hukuk Mahkemesi'nin ... tarihli, .../... Esas, .../... Karar sayılı ilamı ile "...Haciz mahallinde hazır bulunan ...'in, işyerinin eşi ... adına kayıtlı olduğunu, ileri sürerek istihkak iddiası ileri sürdüğü, 3. kişinin başka bir 3. Kişi adına istihkak iddiası ileri sürmeye yetkili olduğuna dair dosya kapsamında bilgi - belge bulunmadığı, bu durumda geçerli bir istihkak iddiasının varlığından söz edilemeyeceği ve İİK 97 maddesi kapsamında karar verilemeyeceği anlaşılmakla İİK 97 maddesi kapsamında KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA " şeklinde karar verildiğini, verilen bu karar, tarafımızdan tatbik edilen haciz işleminin hukuka ve usule uygun bir biçimde gerçekleştirildiğini kanıtlayıp davacının istihkak iddialarının gerçeği yansıtmadığını mahkeme tarafından verilen bu karara binaen tekrar aynı adrese hacze gidildiğini, haciz esnasında davacı tarafın hazır bulunduğunu, tatbik edilen bu haciz esnasında icra müdürlüğü tarafından mahcuzlar muhafaza altına alındığını, haciz tatbik edilen mahcuzların satışı için gerekli olan usuli işlemler hukuka uygun bir biçimde gerçekleştirildiğini, ilgililere tebliğ edildiğini, akabinde satış ilanı askıya çıkarılmış ve mahcuzlar açık artırma ile satıldığını, yapılan bu hukuka uygun satış işlemi sebebi ile davacı tarafından hiçbir itirazda bulunulmadığını, hiçbir işlem/ dava da icra edilmediğini, her ne kadar, davacı tarafından dava dilekçesinde, ... tarihinde ilgili dosyaya vekil kaydı talebinde bulunulduğu ancak dosyaya vekil kaydının ... tarihine kadar yapılmadığı şeklinde bir iddia da bulunulmuş olunsa da dosyaya vekil kaydının yaptırılmamasının müvekkili ile hiçbir alakası bulunmadığını, davacının icra dosyasındaki işlemler hakkında her türlü hususta bilgisi olmasına rağmen, sırf kendisini haklı çıkarmak için bu şekilde asılsız iddialarda bulunduğunun ortada olduğunu, davacı taraf ile borçlu taraf arasındaki organik bağ sabit olduğundan huzurdaki haksız, hukuka aykırı ve mesnetsiz iddialarla ikame edilen davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
KANITLAR VE GEREKÇE :
İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün .../... Esas sayılı dosyası, Antalya Genel İcra Dairesi'nin .../... talimat ve .../... talimat sayılı dosyası celp edilmiştir. Görevsiz mahkemece bilirkişi raporu aldırılmıştır. Tanıklar dinlenmiştir.
Toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre dava, borçlu olmadığı halde cebri icra ile ödeme yapmak zorunda kalan davacının, sebepsiz zenginleşen alacaklı ve borçluya karşı açmış olduğu alacak ve manevi tazminat davasıdır.
Davacı yan, davalı ... ile bağlantısı bulunmadığını bildiği halde davalı şirketin mal haczi yaparak davalı ...'dan olan alacağını kendisinden tahsil ettiğini ve bu sayede davalı ...'ın da borcundan bu ölçüde kurtulduğunu iddia etmiştir. Davalı ise davacının istihkak iddialarının İstanbul ... İcra Hukuk Mahkemesi'nin .../... E. .../... K. Sayılı dosyasında itibar görmediğini, yapılan haczin hukuka uygun olduğunu, aynı adreste, aynı faaliyet kolunda iş yapan davalı ve diğer davalının organik bağı bulunduğunu savunmaktadır.
Eldeki dava İİK 72/5 . Maddede düzenlenen istirdat davasına ilişkin değildir, zira bu davanın davacısı maddenin açık lafzı uyarınca, takibe itiraz etme yetkisini haiz takip borçlusu olabilir. Davacının ancak İİK 99 uyarınca istihkak iddia etme hakkı bulunabilir.
Somut olayda davalı diğer davalı ...'ın borcu için ilk kez ... İcra Müdürlüğü'nün .../... Esas sayılı dosyası üzerinden .../... Talimat sayılı dosyası ile ... tarihinde davacının iş yerinde haciz tatbik edilmiş, ... TL değerindeki mal ile ... TL nakit para haczi yapılmış, bu sırada davalının eşi istihkak iddiasında bulunmuştur. İcra müdürlüğünce dosya değerlendirme yapılmak üzere İstanbul ... İcra Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmiş olup, mahkemece davacı yerine eşinin istihkak iddiasında bulunduğu gerekçesi ile istihkak iddiasının varlığından söz edilemeyeceğinden karar verilmesine yer olmadığına dair karar vermiştir. Verilen bu karar davalının savunmasının aksine taraflar arasındaki uyuşmazlığı çözecek, esasa etki edebilecek ve delil teşkil edecek nitelikte görülmemiştir. Devamında davalı şirket lehine aynı icra dosyasından Antalya Genel İcra Müdürlüğünün .../... talimat sayılı dosyası ile yeniden hacze gelindiği,... tarihinde ... TL, ... tarihinde ... TL nakit haczi yapıldığı anlaşılmıştır. Davacı ... tarihinde ... TL haciz yönünden usulüne uygun istihkak başvurusunda bulunmuş, Antalya ... İcra Hukuk Mahkemesi'nin .../... E. .../... K. Sayılı dosyası ile görülen istihkak davası davacı lehine sonuçlanmış ve karar kesinleşmiştir. Yargıtay 12 HD. 2022/5105 E. 2023/3724 K. Sayılı ilamında da değinildiği üzere, istihkak davası sadece takip hukuku alanında ve derdest somut icra takibi bakımından sonuç doğurabilir. Bu nedenle dava sonunda verilen karar da yalnız derdest takip bakımından kesin hüküm teşkil edebilir. Söz konusu karar başka bir takip bakımından kesin hüküm teşkil etmez. Öyle ise kararın mefhum-ı muhalifinden verilen istihkak kararı İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün .../... Esas sayılı dosyası bakımından kesin hüküm teşkil etmektedir. Karar ... de haczedilen nakte ilişkin olup, organik bağ iddiası yönünden aynı takip dosyasında yapılan tüm haciler için kuvvetli delil teşkil eder. Bu bakımdan davalının organik bağ savunmalarına itibar edilmemiş, asıl takip dosyasında davacıya karşı farklı talimat dosyaları ile haksız haciz yapıldığı, kesin hüküm teşkil eden Antalya ... İcra Hukuk Mahkemesi'nin .../... E. .../... K. Sayılı ilamına göre kabul edilmiştir.
Yapılan haczin haksızlığı açığa kavuşturulduktan sonra davalı alacaklıya husumet düşüp düşmediği hususunun irdelenmesi gerekir. Yargıtay 19 HD 2013/11618 E. 2014/8909 K. Sayılı ilamında "davacının borcu ödeyen 3. kişi konumunda olup yapılan bu ödemenin İİK'nun 12. maddesi uyarınca borca mahsuben ödenmiş sayılacağı, 3. kişi durumunda olan davacının sebepsiz zenginleşme kurallarına göre ödediğini asıl borçludan geri isteme hakkının olduğu, davalının haksız zenginleşen kişi olmadığı, borca karşılık yatan paranın davalıdan istenemeyeceği gerekçeleriyle davanın husumet nedeniyle reddine" dair yerel mahkemece verilen karar isabetli bulunup onanmış ise de; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2022/3-80 E. 2022/107 K. Sayılı ilamında somut olayla benzer mahiyette olan bir başka uyuşmazlıkta "Davacının icra dosyasına haciz tehdidi altında yatırmış olduğu parayla kim menfaat temin ediyorsa onun sebepsiz zenginleşme davasının muhatabı olacağı hususunda kuşku bulunmamaktadır. İİK’nın 12. maddesine göre icra dairesi takip edilen para alacağına mahsuben üçüncü şahıs tarafından ödenen paraları kabule mecburdur. Bununla borçlu bu miktar kadar borcundan kurtulur. Somut olayda da, yapılan ödemeyle ilk bakışta icra dosyasının borçlusunun borcunun söndüğü, bu nedenle menfaat temin edenin dava dışı asıl borçlu şirket olduğu, sebepsiz zenginleşme davasının muhatabının da anılan şirket olması gerektiği düşünülebilirse de, davacı ihtirazî kayıtla yatırdığı parayı asıl borçlunun borcundan kurtulması amacıyla kendiliğinden değil, haciz tehdidinden korunmak amacıyla ve bu hususu da haciz tutanağında açıkça belirterek yatırmıştır. Yatırılan para davalı alacaklının mal varlığına dâhil olmuştur. Davacının istemi, kendisinden haksız şekilde tahsil edilerek davalının mal varlığına giren paranın iadesi olduğuna göre muhatap da davalı olmalıdır. Aksinin kabulü, davacıyı muhatabı olmayan, borcu ödeme kabiliyetinin olup olmadığı belirsiz dava dışı borçluya yönelmeye zorlayacaktır ki, bu tür bir riskin davacıya yüklenmesi adil olmaz." gerekçesiyle alacaklıya husumet düştüğü sonucuna varmış olup, Hukuk Genel Kurulu kararında anılan gerekçeler sebepsiz zenginleşme hükümleri ile birlikte değerlendirildiğinde davalı alacaklının, pasif husumeti bulunduğu vicdani kanaatine varılmıştır.
Tanık anlatımları nazara alındığında davalı çalışanlarından ...'ın, davalı ... ile davacı arasında bir bağlantı olmadığı kanaati, her ikisine de ayrı ayrı mal teslimi yaptığı, davalı ...'dan sonra dükkanın bir süre boş kaldığı, daha sonra davacının başladığı, sevkiyat yapması sebebiyle itibar edilen beyanında haczedilen içkilerin davacıya ait olduğunu bildiği, bunu da iş verenine söylediği; beyanları ile kesinleşen istihkak davası birlikte değerlendirildiğinde, davalı şirketin çalışanının dahi uyarısına ve davacıya davacı adına fatura kesip satış yapmasına rağmen, kötü niyetle haciz yaptığı, basiretli bir tacirden beklenecek asgari dikkat ve özeni gösterdiği takdirde haciz yapmaması gerektiği kabul edilmiştir. Bu bakımdan davalı ... yönünden geçerli bir sebep olmaksızın pasifinin azalması nedeniyle sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre alacak talep edilebileceği, hacze sebebiyet verecek eylemi bulunmadığından yani kusuru ispatlanamadığından, iyi niyetli sebepsiz zenginleşen olduğu kabul edilmişken, davalı şirketin borçlu davalı ...'ın aksine kötü niyetli olduğu ve eyleminin aynı zamanda haksız fiil teşkil ettiği kabulüne varılmıştır. Özetle davalı ... yalnızca sebepsiz zenginleşme ile sorumlu tutulurken, davalı şirket hem sebepsiz zenginleşme hem de haksız fiilden sorumlu tutulabilir. Bu durumda davalı şirketin haksız fiil hükümleri veya sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre mi sorumlu tutulacağı TBK 60. Madde uyarınca belirlenmelidir. İlgili maddeye göre: “Bir kişinin sorumluluğu, birden çok sebebe dayandırılabiliyorsa hâkim, zarar gören aksini istemiş olmadıkça veya kanunda aksi öngörülmedikçe, zarar görene en iyi giderim imkânı sağlayan sorumluluk sebebine göre karar verir.” Bu hükme göre davacı talebini hangi hukuki sebebe dayandırdığını belirttiyse hakim buna göre tazminata karar verir ancak belirtmediyse hakimin davacıyı zorlama yetkisi olmadığından, hakim zararı en iyi giderim imkanı veren talep sebebine göre hüküm kurar. Davacı yan dava dilekçesinde davalının, TBK 77 vd hükümleri ile sebepsiz zenginleşme uyarınca sorumlu tutulmasını istemiş olmakla alacak her iki davalı bakımından da sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre değerlendirilmelidir.
Sebepsiz zenginleşenin geri verme yükümlülüğünün kapsamını düzenleyen TBK’nın 79 uncu maddesinin birinci fıkrasına göre sebepsiz zenginleşen, zenginleşmenin geri istenmesi sırasında elinden çıkmış olduğunu ispat ettiği kısmın dışında kalanı geri vermekle yükümlüdür. Maddenin ikinci fıkrasında zenginleşen, zenginleşmeyi iyi niyetli olmaksızın elden çıkarmışsa veya elden çıkarırken geri vermek zorunda kalabileceğini hesaba katması gerekiyorsa, zenginleşmenin tamamını geri vermekle yükümlü olduğu düzenleme altına alınmıştır. Somut olayda davacı her ne kadar haczedilip satılan malların güncel değerini talep etmişse de, haczedilen mallar davalının uhdesine hiçbir zaman girmemiş, icra müdürlüğünce mal ihale edilip, bedeli davalıya ödenmiştir. Bu yönüyle davalı şirketin zenginleşmesi ihale bedeli kadardır. Bu kanaatle davacıdan tahsil edilen ve davalıya ödenen toplam ... TL nin talep doğrultusunda dava tarihinden işleyecek avans faizi ile iadesine hükmedilmiştir. Davacının güncel değere ilişkin talepleri sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre yerinde görülmemiş, dilekçesinde bahsi geçen emsal kararlar haksız fiile ilişkin olmakla somut uyuşmazlığa uygulanamayacağı düşünülmüştür.
Davalılar arasında TBK 61 uyarınca müteselsil sorumluluk bulunsa da bu yönde tahsile ilişkin talep olmadığından talep gibi davalılardan tahsile ilişkin hüküm kurulmuştur.
Manevi tazminat talebi yukarıda ayrıntısı ile anlatıldığı üzere davalı ...'ın kusuru bulunmadığından reddedilmiş, davalı şirket yönünden ise, yönünden haksız haciz yapılması, davacının iş yerinde birçok kez borcu olmadığı halde icra aracılığıyla işlem yapılması, çevresi ve ticari hayatına etkisi nazara alınarak ve anayasada güvence altına alınan temel hak ve hürriyetlerden mülkiyet hakkına yapılan açık bir ihlal niteliğini taşıması birlikte değerlendirildiğinde, tarafların ekonomik durumları, paranın alım gücü, birden fazla kez hacze gelinmesinin yarattığı huzursuzluk nazara alınarak hakkaniyetli görülen tutarda manevi tazminata hükmedilmiş anlatılanlara göre aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davanın KISMEN KABULÜNE KISMEN REDDİNE,
... TL nin ... tarihinden işleyecek avans faizi ile davalılardan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine,
... TL manevi tazminat ... tarihinden işleyecek avans faizi ile davalı ... den alınarak davacıya verilmesine,
Davalı ...'e açılan manevi tazminat talebinin reddine,
Maddi tazminat yönünden;
2-Kabul edilen ... TL üzerinden binde 68,31 oranında hesaplanan ... TL karar ve ilam harcından peşin alınan ... TL harcın düşümü ile eksik kalan ... TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irad kaydına,
3-Davacı tarafından yatırılan ... TL başvuru harcı, ... TL peşin harç olmak üzere toplam ... TL harcın davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
4-Davacının karşıladığı ... TL tebligat gideri, ... TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam ... TL yargılama giderinin, kabul / talep oranına göre hesaplanan ... TL sinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, geri kalan ... TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
5-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca kabul edilen ... TL üzerinden davacı lehine takdir edilen ... TL vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
6-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca, reddedilen ... TL üzerinden davalı lehine takdir edilen ... TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
Manevi tazminat yönünden;
7-Kabul edilen ... TL üzerinden binde 68,31 oranında hesaplanan ... TL karar ve ilam harcından peşin alınan ... TL harcın düşümü ile eksik kalan ... TL harcın davalı ... den tahsili ile hazineye irad kaydına,
8-Davacı tarafından yatırılan ... TL başvuru harcı, ... TL peşin harç olmak üzere toplam ... TL harcın davalı ... den alınarak davacıya verilmesine,
9-Davacının karşıladığı ... TL tebligat gideri olmak üzere toplam ... TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
10-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca kabul edilen ... TL üzerinden davacı lehine takdir edilen ... TL vekalet ücretinin davalı ... den alınarak davacıya verilmesine,
6-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-11-13. Maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen ... TL arabuluculuk ücretinin (yargılama gideri) kabul ve ret oranına göre ... TL sinin davalılarda tahsili ile, ... TL sinin davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,
Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı, kararın tebliği tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde Antalya Bölge Adliye Mahkemesinde İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, anlatıldı.27/02/2025
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır