T.C.
ANTALYA
1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/704
KARAR NO : 2025/91
DAVA : Menfi Tespit (Ticari İlişkiden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 01/03/2021
KARAR TARİHİ : 17/02/2025
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Ticari İlişkiden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı, müvekkili davacı aleyhine ... İcra Müdürlüğü kanalıyla .../... Nolu kambiyo senetlerine özgü ödeme emrini göndermiş ve ilgili bu takipte müvekkilin kendisine takip masraflarıyla beraber ... TL (iddia edilen asıl borç ... TL) borçlu olduğunu iddia ettiğini, ancak bu iddia hukuki ve fiili mesnetten yoksun olduğunu, Müvekkili davalı şirketin ortağı olup, hisse devri ortaklıktan ayrıldığını, taraflar arasında hiç bir ticari ilişki olmadığını, Dava konusu bono sermaye artırımı için teminat senedi olarak verildiğini, Müvekkilinin karşı tarafa hiç bir şekilde borcu bulunmadığını, Teminat senetleri ile ticari hayatta sıklıkla karşılaşıldığını, Dava konusu bono da teminat niteliğinde olup müvekkilinin davalıya hiç bir borcu bulunmamasına rağmen karşı taraf kötüniyetli olarak takip başlattığını, Taraflar arasındaki defter kayıtları incelendiğinde durum açıklığa kavuşacağını, taraflar arasındaki temel ilişki teminat senedi verilmesine uygun olduğunu, aksi halde Dava konusu senedin tanzim tarihi ..., vade tarihi ..., takip tarihi ise ... olduğunu, Dava konusu senede bakıldığında tanzim tarihi ile vade tarihi arasında 10 yıllık bir sürenin olduğu görüldüğünü, öncelikle Bu durum hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, Nitekim enflasyona dayalı bir ekonomimiz olduğu düşünüldüğünde hiç bir alacaklı alacağının 9 yıl sonra eline geçmesini istemeyeceğini, yine senedin icraya konulma tarihi ise vadeden hemen sonra olmadığını, 9 yıl boyunca alacağını bekleyen bir kişinin 2 yılı aşkın süre beklemesi de yine hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, Her nasılsa dava konusu senet zamanaşımına uğramadan hemen önce icraya konduğunu, yine her borcun 10 yıllık zamanaşımı süresi düşünüldüğünde senedin tanzim tarihi ile vade tarihi arasındaki 9 yıllık süre de adeta sonradan düşünülmüş gibi olduğunu, bu bakımdan hayatın olağan akışına aykırı olan bu şekildeki senedin bono vasfının haiz olduğu düşünülemeyeceğini, nitekim söz konusu senette vade tarihinin sonradan doldurulmuş olunması kuvvetle muhtemel olduğunu, hatta tüm veriler tetkik edildiğinde dava konusu senetteki tarihler başka şekilde açıklanamayacağını, bu nedenlerle öncelikle eldeki senedin vade tarihi ile diğer yazıların (özellikle tanzim tarihi ile imzaların) tetkiki yapılarak yaşlarının aynı olup olmadığı aynı dönemde yazılmış olup olmadıkları, aynı mürekkep olarak aynı kalemin kullanılıp kullanılmadığının tespiti gerekmekte olup garafoloji uzmanlarınca mahkemenin takdir edeceği şekilde tespitin yapılmasını talep ettiklerini, nitekim vade tarihi kambiyo senetleri için zorunlu unsurlardan olup, senette vade tarihin yer almaması ya da somut olayda olduğu gibi sonradan doldurulması senedi kambiyo senedi olmaktan çıkaracağını, Müvekkili aleyhine başlatılan icra takibi hakka, hukuka ve ahlaka aykırı olduğunu, davalı taraf, kötü niyetli olarak müvekkili aleyhine icra takibi başlattığını, Müvekkili icra takibi sebebiyle mağdur olduğunu, yukarıda izah edilen ve mahkemenin resen dikkate alacağı sebeplerle; davanın kabulünü, Müvekkilinin davalıya herhangi bir borcu bulunmadığının tespitini, Takibin iptalini; %20’den aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesini, teminat doğrultusunda takibin durdurulmasını, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili ... tarihli cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafından açılan menfi tespit davası hukuki ve maddi dayanaktan yoksun olduğunu, Davacının dava dilekçesinde beyan etmiş olduğu teminat senedi iddiasını kabul etmediğini, davacının bu iddiasını yazılı belge veya müvekkilden sadır olmuş imzalı bir sözleşme ile iddia ve ispat etmesi gerektiğini, gerek TTK. Gerek HMK göre gerekse de içtihatlara göre kambiyo vasfında olan bir belgenin teminat senedi olduğunu iddianın ispatı ancak yazılı bir delil ile mümkün olduğunu, böyle bir yazılı belge veya delil olmadığı için davanın reddi gerektiğini, Davacı davaya konu kambiyo senedinin imzasına ve kendisi tarafından bizzat verildiğini kabul ettiklerini, davacının yine dava dilekçesinde senedin içeriğine ve unsurlarına yapmış olduğu itirazlar hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, TTK, İçtihatlar ve ticari teamüllere göre kambiyo senetleri tanzim edilirken doldurabileceği gibi imza dışındaki diğer unsurlar piyasaya çıkmadan önce de doldurulabildiğini, Kanunen bu engel bir durum söz konusu olmadığını, davacı senedin anlaşmaya aykırı bir şekilde yazıldığını iddia ediyorsa yine bu iddiasını yazılı belge veya aynı değerdeki imzalı bir sözleşme ispat etmesi gerektiğini, Davaya konu kambiyo senedi Ticaret kanunu ve diğer ilgili kanunlar çerçevesinde usulüne uygun ve tüm şartlarına taşıyan geçerli ve gerçek bir belge olduğunu, Kanunda belirtilen usullere uygun bir şekilde de talep edildiğini, senet düzenlenirken farklı kalem ve renklerde de yazdığı iddiası senedin geçerliliğine ve muhteviyatına halel getirmeyeceğini, bu itiraz ve definin yasal dayanaktan yoksun olması nedeniyle ileri sürülmesi ve dinlenilmesi de mümkün olmadığını, Hukukumuzda kambiyo senetlerinin sebepten mücerret ve soyut bir hukuki statüsü olduğunu, gerek yasada, gerek içtihatlarda gerekse doktrinde; tartışmaz olarak senedin ilkeleri, vasıfları ve mücerretliği açıkça ortaya konulduğunu, dava konusu somut senette bedel kaydı ihdas edilmemiş olup bu manada tam bir mücerretlik vasfına sahip olduğunu, bu sebeple davacı senede dayalı olarak borcunun olmadığını, müvekkilden sadır olmuş imzalı bir belge veya sözleşme ile ispat etmesi gerektiğini, bunun dışındaki tüm iddia ve delilleri kabul etmediklerini ve ayrıca aksini gösterir imzalı bir belge dışındaki tüm delillere muvafakatlerinin de olmadığını, yukarıda izah edilen nedenlerle, menfi tespit davasının reddine, %20 tazminata ve yargılama giderleri ile ücreti vekaletin davacıya tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
Tüm dosya birlikte değerlendirildiğinde ;
Davanın davacı aleyhine kambiyo senedine dayalı (bono)... İcra Müdürlüğü kanalıyla .../... Nolu dosyasında davacının davalıya borcunun bulunmadığına dair menfi tespit davası olduğu,
Davanın ... Asliye Hukuk Mahkemesinde açıldığı ve ... Asliye Hukuk Mahkemesi (Asliye Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla) ... tarih .../... E., .../... K. sayılı kararıyla Antalya Asliye Ticaret Mahkemesinin yargı çevresinin Antalya ili mülki idare çevresi olarak belirlenmesi ile birlikte, Antalya ili mülki idare sınırları içinde bulunan iş bu mahkememiz dava konusu somut uyuşmazlık bakımından görevsiz hale geldiği gerekçesiyle görevsizlik ve yetkisizlik kararı verildiği , dosyanın birlikte Antalya ... Asliye Ticaret Mahkemesinin .../... E. Sayılı dosyasına tevzi olduğu, bu dosyada yapılan yargılama sonucunda Antalya ... Asliye Ticaret Mahkemesi ... tarih .../... E., .../... K. sayılı kararıyla ... Asliye Hukuk Mahkemesinin kararının kesinleşmediği, kararın kesinleşmesi sonrasında dosyanın Antalya Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesi, süresinde gönderme talebi gelmez ise bu kez görevsizlik kararı veren mahkeme tarafından davanın açılmamış sayılmasına dair ek karar verilmesi gerektiği belirtielerek dosyanın ... Asliye Hukuk Mahkemesine iadesine karar verildiği davacı tarafın bu kararı istinaf etmesi üzerine dosyanın istinaf incelemesine gönderildiği ve Antalya Bölge Adliye Mahkemesi ... Hukuk Dairesi .../... Esas .../... Karar sayılı ... tarihli karar ilamı özetle: ... Asliye Hukuk Mahkemesi taraflara tebligat yaparak dosyayı yargı yerinin belirlenmesi için Dairemize göndermiş ise de ... Asliye Hukuk Mahkemesinin gönderme kararına karşı Antalya Asliye ... Ticaret Mahkemesi tarafından verilen karşı görevsizlik kararı olmadığı anlaşıldığından yargı yeri belirlenmesi koşulları bulunmayan dosyanın mahalline iadesine karar verilerek ;"1-HMK'nun 22.maddesi gereğince merci tayini koşullarının somut olayda mevcut olmadığı anlaşıldığından, dairemizce merci tayini hakkında KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA ve DOSYANIN GERİ ÇEVRİLMESİNE,"
2-Dosyanın ... Asliye Hukuk Mahkemesi' ne iadesine," şeklinde karar verildiği,
... Asliye Hukuk Mahkemesi (Asliye Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla) ... tarih .../... E., .../... K. Sayılı ilamını ... tarihinde kesinleştirdiği anlaşılmakla;
Sonuç olarak Antalya ... Asliye Ticaret Mahkemesince ... Asliye Hukuk Mahkemesi'ne iade edilen dosyanın Antalya ... Asliye Ticaret Mahkemesi'ne tevzi edilmesi gerekirken sehven mahkememiz birimini seçtikleri anlaşılmakla; davaya bakmakla Antalya ... Asliye Ticaret Mahkemesi görevli olduğundan aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1- Dosyanın Antalya ... Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesine,
2- Esasın bu şekilde kapatılmasına,
Dair, davalı vekilinin yüzüne karşı davalının yokluğunda, kesin olarak karar verildi.17/02/2025
Katip ...
¸e-imzalıdır
Hakim ...
¸e-imzalıdır