T.C.
ANTALYA
1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2024/795 Esas
KARAR NO: 2025/740
DAVA: Tazminat (Rücuen Tazminat)
DAVA TARİHİ: 13/09/2023
KARAR TARİHİ: 20/10/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Rücuen Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: Kamu İhale Kanununa göre personel çalıştırılmasına dayalı hizmet alımı ihalelerinde ve aynı kanunun işçilik hizmeti alımı doğrudan temini kapsamında davalı şirketlere ihale edilerek davacı tarafından hizmet satın alındığını, dava dışı işçi ...'un farklı ihale dönemlerinde çalıştığını ancak İş Kanunu gereği ihale yüklenicileri ve belediye iş yeri devri kuralı gereği sorumlu tutulduğunu, işçinin davalıların işçisi olduğunu, dava dışı işçinin iş sözleşmesinin haksız feshi nedenine dayalı ödenmeyen ücret alacaklarının ödenmesi hususunda davacı aleyhine açmış olduğu Antalya ... İş Mahkemesinin .../... Esas sayılı dosyasından verilen .../... Karar sayılı ve ... tarihli Antalya BAM ... HD'nin .../... E, .../... K sayılı ve ... tarihli kararı ile kesinleşen kararı dava dışı işçi tarafından Antalya ... İcra Müdürlüğü'nün .../... Esas sayılı dosyası ile takibe konulduğunu, ... TL'nin ... tarihinde icra faiz ve masrafları ile birlikte icra dosyasına idare bütçesinden ödendiğini beyan ederek fazlaya ilişkin her türlü hak ve alacağı saklı kalmak kaydı ile şimdilik hizmet alımı işi sözleşmeleri ve şartnameleri nedeniyle dava dışı işçiye yapılan ödemeler tutarı olan toplam ...-TL'nin ödeme zamanından itibaren işleyen faizi ile birlikte sorumluluklarına göre davalılardan rücuen tahsiline, vekalet ücreti ve diğer yargılama giderlerinin davalı şirketlerin üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle: Açılan davadaki dava dilekçesinde ileri sürülen hususların hiçbiri hukuken kabul edilebilir olmadığını, davacı tarafı iddialarının reddedilmesi gerektiğini, müvekkil şirketin iki yıllık sorumluluk süresinin dolduğunu, asıl işveren olarak davacı tarafın tüm işçilik alacaklarından sorumlu olduğunu, mevcut davadaki alacaklara dayanak sözleşme ve şartnamelere bakıldığında uda davaya konu alacak yönünden bir açıkça düzenleme bulunmadığını beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... Şti vekili cevap dilekçesinde özetle: Zamanaşımı itirazında bulunduklarını, husumet itirazında bulunduklarını, müvekkili tarafından dava dışı işçinin iş akdinin feshi söz konusu olmadığını, dava dışı işçinin işçilik haklarının ödenip ödenmediğinin tespitinin gerektiğini, müvekkilinin dava dışı işçinin tüm işçilik ücretlerinin İş Kanununun ilgili hükümlerine uygun olarak hesaplamış ve eksiksiz ödediğini beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Eldeki davanın Antalya ... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin .../... esas sayılı dosyasından ... Şti yönünden tefrik edilerek, kayıt kabul davası olarak görülmesi gerektiği gerekçesiyle tefrik sonrası .../... esas, .../... karar sayılı görevsizlik ilamı ile mahkememiz esasına kaydedildiği anlaşılmıştır.
... ye ve SGK'ya yazılan müzekkerelere ikmalen cevap verildiği dosyanın bilirkişiye tevdi edildiği;
Bilirkişi ... tarafından düzenlenen ... tarihli bilirkişi raporunda özetle:
1-Davacı ve davalı şirket arasında, Kamu İhale Kanunu kapsamında Hizmet Alım Sözleşmeleri imzalandığı, dava dışı işçinin davalı şirket işçisi olarak, davacı asıl işveren işyerinde çalıştırıldığı,
2-Rücu ilişkisi yönünden;
Alt işveren davalı şirketlerin, dava dışı işçi ...'u çalıştırdığı gün sayıları ve sorumlu oldukları tutarların hesaplanarak tabloda gösterildiği,
Alt İşveren
Kıdem Tazminatı
Faiz
Yargılama Gideri ve ferileri
Rücu edilebilir Toplam Tutar
... ... Şti.
... TL
... TL
... TL
... TL
... ... Şti.-... ... Şti. (Önceki Ünvanı: ... Şti.) ... ...
... TL
... TL
... TL
... TL
sonucuna varılmıştır.
Yasal Düzenleme, deliller ve tespitler ışığında, tüm dosya kapsamı hep birlikte değerlendirildiğinde; Dava, davacı idare tarafından dava dışı işçi ...'a yapılan işçi alacakları ödemesinin davalı işverenden rücuen tahsili istemine ilişkindir.
Davacı vekili dava dilekçesinde davalıların alt işvereni olduğu, dava dışı işçi ...'un işçi alacaklarının tahsili için Antalya ... İş Mahkemesinin .../... Esas .../... Karar sayılı dosyası ile talepte bulunduğunu, bu dosyadan verilen kararı Antalya ... İcra Müdürlüğü'nün .../... Esas sayılı dosyası ile icra takibine konu ettiğini ve icra dosyasına istinaden ... tarihinde toplam ... TL ödeme yaptıklarını, dava dışı işçinin davalı firmalarda çalıştığını, davalı işverenlerin çalıştırdıkları süre ile sınırlı sorumlu olduklarından bahisle ödemiş olduğu işçi alacaklarını rücu etmiştir.
Eldeki davanın Antalya ... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin .../... esas sayılı dosyasından ... Şti yönünden tefrik edilerek, kayıt kabul davası olarak görülmesi gerektiği gerekçesiyle tefrik sonrası .../... esas, .../... karar sayılı görevsizlik ilamı ile mahkememiz esasına kaydedildiği anlaşılmıştır.
4857 sayılı İş Kanununun 2/6. maddesinde, “Bir işverenden, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerinde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran diğer işveren ile iş aldığı işveren arasında kurulan ilişkiye asıl işveren-alt işveren ilişkisi denir. Bu ilişkide asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak bu Kanundan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerinden alt işveren ile birlikte sorumludur.” hükmü bulunmaktadır.
Dava konusu olayda da davacı kurum ile davalılar arasında asıl işveren-alt işveren ilişkisi mevcut olup, davacı asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak İş Kanunu’ndan kaynaklanan yükümlülükler nedeniyle, alt işverenle birlikte müteselsilen sorumludur. Burada Kanundan kaynaklanan bir teselsül hali söz konusu olup, asıl ve alt işverenler, dış ilişki itibariyle (dava dışı işçiye karşı) müseselsilen sorumludurlar. Bu düzenleme, işçi alacağının güvence altına alınması amacıyla yapılmış olup, sadece işçilere karşı bir sorumluluktur. Asıl ve alt işveren arasındaki ilişkide ise iş hukuku değil, Borçlar Kanunu ve sözleşme hukuku esas alınacağından, uyuşmazlığın taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine göre çözümlenmesi gereklidir.
Alacaklıya karşı müteselsilen sorumlu olan borçlular, kendi aralarındaki iç ilişkide, bu husustaki nihai sorumluluğun hangi tarafa ait olduğu konusunda bir anlaşma yapabilirler. Nitekim 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 167. maddesinde düzenlenen, “Aksi karalaştırılmadıkça veya borçlular arasındaki hukuki ilişkinin niteliğinden anlaşılmadıkça, borçlulardan her biri, alacaklıya yapılan ifadan, birbirlerine karşı eşit paylarla sorumludurlar. Kendisine düşen paydan fazla ifada bulunan borçlunun, ödediği fazla miktarı diğer borçlulardan isteme hakkı vardır.” şeklindeki hükümde de, müteselsil borçlulardan her birinin alacaklıya yapılan ifadan birbirlerine karşı genel olarak eşit paylarla sorumlu oldukları, ancak bunun aksinin kararlaştırılabileceği de açıkça belirtilmiştir.
İşte müteselsilen sorumlu olan borçlular arasındaki iç ilişkide, bu konudaki sorumluluğun tamamen borçlulardan birine ait olacağı yönünde bir sözleşme yapılmış ise, tarafların serbest iradeleri ile düzenlemiş oldukları sözleşme hükümleri kendilerini bağlayacağından, dış ilişkide kanundan doğan teselsül gereğince borcu ödemiş olan müteselsil borçlunun, ödediği miktarın iç ilişkide borcun nihai yükümlüsü olan borçludan rücuen tahsilini talep edebileceği kabul edilmelidir.
Davacı kurum ile davalı şirket arasında imzalanmış olan sözleşmede de işçi alacaklarından davalı şirketin sorumlu olduğu belirlenmiştir. Davacıdan tahsil edilen işçilik alacakları, dava dışı işçinin sadece davalı şirket nezdindeki çalışmasını değil, dava dışı diğer alt işverenler nezdindeki çalışmalarını da kapsamaktadır. İşçinin çalışmış olduğu her bir alt işveren dönemine isabet eden işçilik alacaklarından, ilgili olan alt işveren sorumlu olacağından, davalı alt işverenlerin sorumluluğu da sadece kendi dönemleri ile sınırlı olmalıdır.
Somut davada; davacı kurum dava dışı işçiye ödemiş olduğu kıdem tazminatı bedelinden davalı şirketin dava dışı işçiyi çalıştırdığı gün sayıları ve sorumlu olduğu tutar dikkate alınarak rücu talebinde bulunmuş, toplanan belgeler ve kayıtlar dikkate alınarak hesap bilirkişisinden rapor aldırılmış alınan raporun hüküm kurmaya elverişli olduğu gibi, eldeki davanın tefrik edildiği Antalya ... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin .../... esas sayılı dosyasından aldırılan bilirkişi raporu ile uyumlu olduğu herhangi bir çelişki oluşturmadığı anlaşılmış, davalı şirketin, ... şirketiyle iş ortaklığında da dava dışı işçiyi çalıştırdığı bu halde ... Şirketiyle bu dönem için müteselsil sorumluluğunun bulunduğu ancak davalı yönünden tefrik edilen Antalya ... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin .../... esas sayılı dosyasında bu dönem için ... Şirketi aleyhine tazminata hükmedildiğinden, ... TL lik tazminat bakımında tahsilde tekerrür oluşturmamak kaydı düşülerek davanın kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davanın KABULÜ İLE; ... TL'nin (... TL yönünden tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla) ... tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
2-Karar tarihi itibariyle alınması gereken ... TL karar ve ilam harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,
3-Davacı tarafından yapılan ... TL bilirkişi ücreti, ... TL tebligat ve posta masrafları olmak üzere toplam ... TL yargılama gideri bedelinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-Karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T uyarınca hesaplanan ... TL vekalet ücretinin, davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Sarf edilmeyen gider avansının HMK 333.maddesi uyarınca yatırana iadesine
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı davalı tarafın yokluğunda MİKTAR İTİBARİYLE HMK 341/2 MADDESİ UYARINCA KESİN OLARAK verilen karar açıkça okundu, anlatıldı.20/10/2025
Katip ...
¸e-imza
Hakim ...
¸e-imza