T.C.
ANTALYA
1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2025/1012 Esas
KARAR NO: 2025/891
DAVA: Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 24/05/2021
KARAR TARİHİ: 15/12/2025
Antalya ... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ... tarih, .../... E, .../... K sayılı görevsizlik kararı ile Mahkememize tevzi edilen dosya yukarıdaki esas sırasına kaydedilerek yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekilinin dilekçesinde özetle; müvekkili ... ile davalı ... arasında uzunca süre çok yakın bir ticari ilişkinin yanı sıra arkadaşlık bağlarına dayanan güven ilişkişi oluştuğunu, bu süreçte müvekkili ile davalı arasında abi-kardeş ilişkisi oluştuğunu, davalının bu ilişkiyi kullanarak müvekkilini ticarete atılma konusunda cesaretlendirmeye çalıştığını, sürekli parasını değerlendirmesi adına ona yardımcı olabileceğini söyleyerek müvekkilini ufak çaplı kazançlar elde edebileceği ticari ilişkiler kurması yönünde ikna ettiğini, belli bir süre müvekkilinin sermayesi ile bazı ticari ilişkiler kuran müvekkili ile davalı arasında sık sık para alışverişi olduğunu, davalının büyük oranda bu meblağları gerek vadesinde gerek gecikmeli olarak müvekkiline geri ödediğini, müvekkili ile davalı arasında devam eden bu süreçte davalı ... yılının ... ayında davalının, sahibi olduğu mekanlardan ya da şirketlerden biri için müvekkile cüzi bir miktar karşılığında hisse devri yapabileceğini, müvekkilinin kendisine ortak edebileceğini söylediğini, daha sonra davalının, sahibi olduğu ...'de bulunan ...'nin müvekkil için en kazançlı seçenek olduğunu, bir kısım hissesini müvekkile satabileceğini, müvekkilin bu işten çok para kazanacağını söyleyerek müvekkilinin güvenini ve tecrübesizliğini suistimal ile kazanç elde etmeye çalıştığını, davalı ile müvekkili arasında imzalanan ekte sunulu hisse devir sözleşmesinde adi yazılı sözleşme karşılığında bahsi geçen ...'nin (...) %20 payına karşılık ...-TL karşılığında devri için müvekkili ile anlaşıldığını, işbu sözleşmenin imza tarihinde müvekkilin anonim şirketlerde hisse devrinin hangi geçerlilik şartlarına dayandığı bilgisine haiz olmamasından faydalanılarak ekte sunulu adi yazılı hisse devir sözleşmesi tanzim edildiğini, davalının müvekkiline daha fazla birikimi varsa daha yüksek meblağlar ile ortak olmasının onun için çok kârlı olacağını, birikimlerini bu şekilde yatırıma dönüştürebileceğini söylediğini, müvekkili ile davalının ...-TL karşılığında hisse devri yapmak üzere anlaştıklarını, müvekkilinin ... tarihinde ...-TL, ... tarihinde ...-TL, ve kalan bakiyeyi de sonraki süreçte peyderpey elden ödemek sureti ile toplamda ...-TL bedeli davalıya ödediğini, davalı tarafından hisse payı karşılığı olarak müvekkiline yalnızca birkaç defa ödeme yapıldığını, davalının müvekkilinin kredi notunun iyi olduğundan bahisle ve müvekkile 1 hafta içinde kârı ile geri ödeme vaadi ile müvekkile iki farklı bankadan yüksek meblağlarda kredi çektirdiğini ve daha sonra bu borçların da çok cüzi miktardaki kısımlarını geri ödedikten sonra kalan borcu müvekkili üzerine bıraktığını, bahsi geçen krediler ile ilgili taraflarınca yasal yollara başvurulduğunu, taraflar arasında yaşanan bahsi geçen hisse devrinden ve başkaca uyuşmazlıklardan doğan problemlerler sonrasında müvekkilinin ciddi anlamda ekonomik zarara uğradığını, ailesi ile arasının açıldığını ve psikolojik olarak çok zor günler geçirdiğini, müvekkilin alacağının tespiti yapılarak davanın kabulü ile müvekkilinin alacağının yasal faizi ile birlikte şimdilik ... TL'nin müvekkile ödenmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilesini talep etmiştir.
Davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle; davada görevli Mahkeme ticaret mahkemeleri olup görev yönünden davanın reddine karar verilmesini, zorunlu arabuluculuk yoluna başvurulmadan dava ikame edildiğinden davanın da dava şartı yokluğu nedeniyle ayrıca reddi gerekmekte olduğunu, Anonim şirketlerde pay devri için kanunun öngördüğü bir şekil şartı bulunmadığını, tarafların kendi aralarında akdettikleri sözleşme ile devri gerçekleştirebilmekte olduklarını, davacı da sunduğu sözleşme ile hisse devraldığını, bu devri ilgili şirket pay defterine işletme hakkı davacıda bulunduğunu, ancak davacı şirket kazanç sağlarken ortak gibi hareket edip şirket zarara uğrayıp ekonomik sorun yaşadığında ise ortaklığın geçerli olmadığını savunmakta olduğunu, söz konusu şirketin kayden devam etmekle birlikte işletmenin kapandığını, davacının da kar ve zarar ortağı olarak şirketin borçlarından da sorumlu olduğunu, davacının dayanak hisse devir sözleşmesi incelendiğinde müvekkilin şirket yetkilisi olarak imzaladığının görüldüğünü, devrin şirketi bağlamakta olup davacının ortak sıfatıyla şirkete başvuru hakkına haiz olduğunu, bu kapsamda müvekkilinin husumet yöneltilmesinin de hatalı olduğunu, davacı yanın ödeme iddialarının tamamen asılsız olduğunu, müvekkili ile yaptığı sözleşmeyi dahi davacının inkar ederek sözde elden veya banka ile daha fazla ödeme yaptığını iddia etmekte olduklarını, ancak bu iddialarını destekler hiçbir somut delil ibraz edilmediğini, davacının pay karşılığı ödeme iddiaları tamamen asılsız olduğunu, davacı müvekkili ile yaptığı bir kısım ... mesajlaşma uygulamasındaki kayıtlara delil olarak dayanmış ise de söz konusu kayıtlar müvekkilce kabul edilmediğini, söz konusu kayıtların yasal delil olarak kabulünün de mümkün olmadığını, davanın öncelikle görev ve zorunlu arabuluculuk dava şartı noksanlığı nedeniyle reddine, davanın esasına girilmesi halinde ise davacının davasını ispatlayamaması ve savunmalarımız ışığında haksız ve dayanaksız davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Antalya ... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin .../... esas, .../... karar sayılı ilamı ile yapılan yargılama neticesinde davanın kabulüne karar verildiği, anılan ilama karşı davalı tarafça istinaf kanun yoluna başvurulduğu, Antalya Bam ... HD'nin .../... esas, .../... karar sayılı ilamı ile görevli mahkemenin Ticaret Mahkemeleri olmasından bahisle ilk derece mahkeme kararının kaldırıldığı, neticeten Antalya ...Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ... tarih, .../... E, .../... K sayılı görevsizlik kararı ile dosyanın mahkememize gönderildiği görülmüştür.
Davacı tarafça arabuluculuk anlaşamama tutanağının sunulmadığının anlaşılması üzerine mahkememiz ... tarihli tensip zaptı ile davacı vekiline arabuluculuk anlaşamama tutanağını ibraz etmek üzere kanuni 1 haftalık kesin süre verildiği, davacı vekilinin süresi içinde anlaşamama tutanağını sunamayacağından bahisle ... tarihli dilekçesi ile bu hususta ek süre verilmesini talep ettiği, talebin hakim havalesi ile reddedildiği ve davacı vekilinin ... tarihinde süresinden sonra arabuluculuk anlaşamama tutanağını ibraz ettiği görülmüştür.
TTK'nın 5/a-1 maddesi:" Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır." şeklinde düzenlenmiştir.
6325 sayılı Kanun'un 18/A-2 maddesi: "Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir. " şeklinde düzenlenmiştir.
Yasal Düzenleme, deliller ve tespitler ışığında, tüm dosya kapsamı hep birlikte değerlendirildiğinde; Dava konusu uyuşmazlığın Anonim şirket hisse devrinden kaynaklandığı, davanın bu nedenle mutlak ticari dava olduğu, yukarıda anılan kanun hükümleri gereğince ticari davalarda davadan önce arabulucuya başvurmanın dava şartı olduğu, eldeki davanın görevsizlik kararı neticesinde mahkememiz esasına kaydedildiği, görevsizlik kararı sonrası tevzi edilen davanın yeni bir dava olmadığı, görevsiz mahkemede açılan davanın açılış tarihinin dava açılış tarihi olduğu, görevsizlik kararı sonrası görevli mahkemeye davanın gönderilmesine yönelik arabuluculuk dava şartı bakımından kanunda bir istisnanın düzenlenmemesine karşın üst mahkeme kararlarında hak arama hürriyeti ilkesi gereğince görevli mahkemeye davanın tevzi edilmesinden önce yapılan başvuruların da geçerli olduğuna dair görüşlerin ortaya çıktığı nitekim Antalya Bam ... HD'nin .../... esas, .../... karar sayılı ilamı ile '' Davadan önce arabuluculuğa ilişkin anlaşmazlık son tutunağının dosyaya sunulmadığı, arabuluculuk sürecinin başlangıç tarihinin ... olduğu son oturum tarihi ile anlaşamama tutanağının düzenlediği tarihin ise ... tarihi olduğu görülmekle menfi tespit davasının ilk açıldığı ... tarihi itibariyle davacının dava tarihinden tarihinden evvel arabuluculuğa başvurmadığı ve arabuluculuk işlemlerini tamamlamadığı gibi Yargıtay ... Hukuk Dairesinin .../... Esas- .../... Karar sayılı ilamında belirtildiği gibi görevsiz mahkemeden görevli mahkemeye dosyanın gönderildiği aşamada da arabuluculuğa başvurulmadığı, dava açıldıktan sonra arabuluculuk başvurusunda bulunulmasının ve arabuluculuk anlaşmama son tutanağının mahkemeye sunulmasının 6325 sayılı Kanun'un 18/A maddesi ve TTK'nın 5/A maddesinde düzenlenen dava açılmazdan evvel arabuluculuğa başvuruya ilişkin dava şartının gerçekleşmediğini değiştirmeyeceği, dava şartlarının mahkemece resen nazara alınacağı anlaşıldığından mahkemece yazılı gerekçeyle davanın usulden reddine karar verilmesi doğru olup davacı vekilinin istinaf başvurusu yerinde olmadığı anlaşılmıştır (Aynı yöndeki içtihat için bknz. Yargıtay 11.Hukuk Dairesi'nin 21/11/2022 tarih 2021/4438 Esas, 2022/8135 Karar sayılı ilamı).'' bu görüşün benimsendiği, buna karşın eldeki davada istisna olan bu görüşe dahi riayet edilmeksizin davanın mahkememize tevzi edilmesinden (...) sonra başvurunun yapıldığı (...), dolayısıyla arabuluculuk dava şartının yerine getirilmediği anlaşılmakla davanın usulden reddine karar vermek gerekmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davanın dava şartı yokluğundan USULDEN REDDİNE,
2-Karar tarihi itibariyle alınması gerekli ... TL harçtan, peşin alınan ... TL harcın mahsubu ile bakiye kalan ... TL harcın davacıdan tahsili ile Hazine'ye irad kaydına,
3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Davalı tarafça yapılan ... TL posta ve tebliğ giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. uyarınca hesaplanan ... TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Sarf edilmeyen gider avansının HMK 333.maddesi uyarınca yatırana iadesine
Dair, davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı kararın tebliği tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde İstinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, anlatıldı 15/12/2025
Katip ...
¸e-imza
Hakim ...
¸e-imza