T.C.
ANTALYA
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2022/524
KARAR NO : 2025/554
DAVA : Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 11/08/2022
KARAR TARİHİ : 19/06/2025
Mahkememizde görülmekte bulunan Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı şirkete ait, ... bölgesinde bulunan ...'de uygulanmak üzere, davalı ...'un ... satış noktası olan, diğer davalı ...'den, ... tarihinde, 250 m2 ... ... 60*60*20 ... ... yer döşeme ürünü satın alındığı, ... tarih ve ... TL fatura bulunduğu, ürünlerin uygulaması yapıldığında ürünler arasında renk farkı olduğu, farkın gözle görülür şekilde olduğu , davalılara sözlü ve yazılı olarak defalarca bildirildiği ,yapılan bildirim yanıtsız kaldığını ve müvekkili şirketin mağduriyetinin giderilmediğini, Antalya ...Noterliği'nin ... tarih ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile davalı ...'ye ve ... tarih ... yevmiye numaralı ihtanamesi ile ...'na, ürünlerin ayıplı olması nedeniyle, şirketin maddi zarara uğradığını, şirket tarafından alınan ürünlerin tümünün değiştirilmesini, ilk uygulamadaki işçilik ücretinin ve ayrıca ilk işçilik ücreti ile ayıpsız ürünlerin uygulaması için ödenecek işçilik ücreti arasındaki farkın davalılarca karşılanmasının istendiği, davalı ...'nin Kadıköy ... Noterliği ... tarih ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile üretici firmanın sorumlu olmadığı, davacı şirketin kendi tercihi ile ... birinci kalite olmayan ürün satın aldığı, talebinin kabul edilemeyeceğinin cevaben bildirildiğini, davalı ..., Antalya ... Noterliğinin ... tarih ... yevmiye numaralı cevabi ihtarnamesi ile davacının ... birinci kalite olmayan ürün satın aldığı, talebin kabul edilemez olduğu, davacının Antalya ... Noterliğinin ... tarih, ... ve ... yevmiye numaralı ihtarnameleri ile cevap verdiği, mağduriyetinin giderilmediği, TBK m.194 vd. ve 85/374 sayılı ...'nin 6. Maddesi ve ... m.35 malların ayıplı olduğu, bildirildiği, ... ürünlerin uygulama sonrası ... ye dönmesi, ürünler arasındaki mevcut renk farkının oluşması, satıcı tarafından açıklanan ve vaad edilen vasıfları taşımadığını gösterir nitelikte olduğu, iddianın aksine ürünlerin ... mal olarak davalıdan talep edilmediği, sipariş formunda sipariş verilen ürünün ... olmadığı, bu hususun başlı başına tarafların hukuki sorumluluğunu gerektiren bir durum iken kabul anlamına gelmemekle birlikte ... malın ayıplı ürün anlamına gelmediği, davalıların davaya konu edilen ayıplı ürünlerin ... mal olduğuna ilişkin açıklama ile hukuki sorumluluktan kurtulmaya çalıştığını, TBK m.219'da üretici ile zarar gören arasında sözleşmesel böyle bir bağ olmasa bile üreticinin sözleşme dışı sorumlu tutulabileceğini, üreticinin sorumluluğuna ilişkin ... tarihinde yürürlüğe giren 7223 sayılı Ürün Güvenliği ve Teknik Düzenlemeler Kanunu ile üreticinin sorumluluğu hüküm altına alındığını, Yargıtay 11. HD., 2020/5083 E., 2021/5398 K. sayılı kararı bulunduğunu belirterek, TBK m.227 gereği davacının ayıplı ürünlerin ayıpsız misli ile değiştirilmesini talep ettiği, mümkün olmadığı takdirde satış bedeli olan ... TL nin ... tarihinden itibaren işlemiş olan ticari temerrüt faizi ile birlikte davalılardan tahsiline, ilk uygulamadaki işçilik ücretinin ve ayrıca ilk işçilik ücreti ile ayıpsız ürünlerin uygulaması için ödenecek işçilik ücreti arasındaki farkın tazminat miktarı belirlenebilir olduğunda arttırılmak üzere şimdilik ... TL olmak üzere davalılardan tahsiline karar verilmesinini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; TBK m. 223 alıcı imkan bulur bulmaz inceleme ve satıcının sorumluluğunu gerektiren bir ayıp varsa bunu uygun süre içinde bildirme yükümlülüğü altında olduğu, ayıp sonradan anlaşılırsa hemen satıcıya bildirmesi gerektiği , bildirmezse ayıpla birlikte malı kabul etmiş sayılacağı, avacının yasanın öngördüğü sürede ayıp ihbarında bulunmadığı ... tarihinde satın alınan mallarla ilgili olarak ... tarihinde ihtar çekildiği, yasal sürede gerekli ihbarlarda bulunmayan davacının dava açma hakkı bulunmadığı, yasanın satıcının sorumluluğunu düzenlemiş olduğunu , üreticinin bu satış nedeniyle sorumluğunu düzenlemediğini davacının , alıcı olup, .. nin satıcı olduğunu , ticari ilişki nedeniyle davalının davacıya karşı bir sorumluluğu olmadığı, davacının aldığı malları kullandığı ve artık iadesi mümkün olmadığı, bu malların kullanıldığı alanda davacının hatalı iş yapmasından kaynaklanan kusur olması ihtimali daha yüksek olduğu , zira satın alınan malın 1. kalite olmadığı açık olduğu, döşeme sırasında kullanılan kimyasal maddelerde bu renk farklılığının oluşmasına neden olabileceği ,bu açıdan öncelikle yapılan işin kim tarafından ve ne kullanılarak yapıldığının tespiti gerekli olduğu, satın alınan malların iadesi ya da yerinden zarar görmeden sökülmesi mümkün olmadığı bu nedenle eğer satıcının bir sorumluluğu varsa madde 228 gereğince ancak indirim talep edebileceği, davacının bu davayı açarken gerekli incelemeleri yapmadan ve birinci kalite olmayan bir malı satın alarak döşemiş olduğu seramikler ile ilgili olarak ayıbın niteliği ve nasıl oluştuğu tespit edilmeden ve yasal sürelerde gerekli ihbarlarda bulunmadığını bu nedenle dava açma hakkı olmadığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ...-... vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının ayıplı malın ihbar süresini kaçırdığını, TTK m.23/1-c hükmü getirildiğini, fatura ... tarihinde düzenlendiği, bu tarihten itibaren davalıya iletilmiş ilk ihbarın tarihi ... olduğu, aradan 4 ay geçtiği, davacı malları alıp kontrol ettirmiş, uzunca bir süre kullanmış ve malları kendisine sorunsuz teslim edildiğini zımnen kabul ettiğini, bu durumda satıcının sorumlu olmayacağını, TBK m.233/2 gereği geçen süre zarfı göz önünde bulundurularak ürünlerin istenildiği gibi geldiği kabul edilirse kusur daha sonrada ortaya çıkmış olabileceğini, eğer kusurun gerçekleşmesine davacı sebebiyet vermiş ise davalının sorumlu olmadığı, davacının ihtarlarına ... tarihinde ... yevmiye nolu Antalya ... Noterliğinde düzenlenmiş ihtarla cevap verildiğini , ihtarda davacı ürünleri ... mal olduğunu bilerek satın aldığı ,bu mallar ihracat fazlası olup orijinalleriyle aynı kalite ve dayanıklılıkta olmadığını ,ihracat fazlası ürünlerin en büyük özelliğinin ucuz olması olduğu, alınan ... ürünün m2 fiyatı ile 1. Kalite ürünün m2 fiyatı arasında iki kat fark bulunduğunu, davacıya bu ürünler yarısı fiyatına satıldığını, dolayısıyla 1. Kalite mal beklentisi içerisine girmemesi gerektiğini, davacıya istediği ürünler sorunsuz şekilde teslim edildiğini ,davacının iddia ettiği gibi ürünler kusurlu gelmiş ise davacı basiretli bir tacir gibi davranmadığı ve ürünleri alırken kontrol etmediği, davacının ürünleri ucuza aldığı bu malların ... olduğunu ve sorunlu çıkabileceğini bilerek aldığını, buna rağmen haksız ve hukuka aykırı bir şekilde kazanç elde etme amacıyla iş bu davanın açıldığını, ayıp olup olmadığını, varsa ayıbın ne zaman gerçekleştiğinin tespitinin gerektiği, İstanbul ... Asliye Ticaret Mahkemesi .../... Esas, .../... Karar, ... tarihli emsal karar bulunduğundan bahisle davanın reddini talep etmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE :
Davacı vekili tarafından arabuluculuk son tutanağı, fatura sureti, ihtarname sureti delil olarak dosyaya sunulmuş olup mahkememizce bilirkişi heyetinden kök ve ek rapor aldırılarak tüm deliller toplanmıştır.
Dava, alım satım sözleşmesinden kaynaklı ayıp nedeniyle satın alınan ürünlerin ayıpsız misli ile değiştirilmesi olmadığı takdirde bedelin iadesi ve zarar istemine ilişkindir.
... Asliye Hukuk Mahkemesi'ne talimat yazılarak İnşaat Mühendisi bilirkişiden rapor aldırılmış olup ... tarihli raporda; Dosyaya konu uygulama için yerinde yapılan incelemede mevcut imalatın “bir müddet sonra uygulama alanında renk değişikliği göstermesi ürünün kusurlu-ayıplı olduğunu kanıtlar nitelikte olduğu, renk değişikliğinin daha sonradan oluşmuş olması nedeniyle uygulama esnasında kullanılan malzemelerden oluşmayacağı, dosyaya konu uygulamanın 250 m2 olduğu belirtilmiş olup kusurlu kısmın ayrıştırılmasının teknik olarak mümkün olamayacağından uygulamanın tamammının değiştirilmesi gerektiği, renk değişikliğinin genel bir solma yada deforma olma gibi nedenlerle olmayacağı uygulamanın bazı yerlerinin renk değiştirip bazı yerlerinde orijinal rengin mevcut olması durumundan anlaşıldığını, imalattaki bir müddet sonra oluşan bu renk değişikliği ürünün gizli ayıplı olduğunun işareti olduğunu, mevcut uygulamanın değiştirilmesi durumunda yeniden uygulamanın da yaklaşık ... TL olabileceğini bildirmiştir.
İnşaat Mühendisi bilirkişinin ... tarihli ek raporunda özetle; Dava tarihi itibari ile Çevre ve Şehircilik Bakanlığı birim fiyat poz analizleri ve serbest piyasa şartları da göz önüne alındığında uygulamanın teknik olarak yapılması için oluşacak olan uygulama bedeli serbest piyasada bu ve benzeri işlerde 250 m2'lik bir alan için dava tarihi olan ... tarihlerinde yaklaşık ... TL gibi bir bedelle yaptırılabilecek bir iş olduğunu, uygulamanın 250 m2 olduğu, tüm masrafının tespiti tarafımızdan istenmiş olup, söz konusu imalatın ... dosyasında net tarihi belirtir bir evrak, belge, bilgi yada herhangi bir veri olmadığından, uygulamanın yapıldığı zaman net tespit edilmediğinden kesin hesaplama mümkün olmamakla beraber; uygulamanın dosyada bulunan malzemenin alındığı tarih olan 2021 yılı ... ayında yapıldığı kanaatine karşı, söküm işçilik bedeli uygulama tarihinde birim fiyat piyasa araştırması ve benzer uygulamaların fiyatları ile Çevre ve Şehircilik Bakanlığı birim fiyat uygulama standartları da göz önüne alınarak yapılan hesaplamalarla 2021 yılı ... ayı için söküm işçilik bedelinin davaya konu alanda ... TL bedelle söküm işi yaptırılabileceğini, söz konusu imalatın sökülmesinin mümkün olduğunu belirttiği görülmüştür.
İnşaat Mühendisi bilirkişinin ... tarihli 2. ek raporunda özetle; "Dava tarihi itibari ile Çevre ve Şehircilik Bakanlığı birim fiyat poz analizleri ve serbest piyasa şartları da göz önüne alındığında uygulamanın teknik olarak yapılması için oluşacak olan uygulama bedeli serbest piyasada bu ve benzeri işlerde 250 m2’lik bir alan için dava tarihi olan ... tarihlerinde yaklaşık ... TL gibi bir bedelle yaptırılabilecek bir iştir." diye önceki raporda bahsedilmiş olup ilaveten; bölgede bu ve benzeri uygulamaları yapan serbest piyasa çalışmalarında dava konusu durumun olduğu zamanlara araştırma yapılarak hesaplanmış olup, uygulamanın yapımı için herhangi bir sözleşme yada kullanılan birim fiyat konusunda yada uygulamanın nasıl yapıldığının açıklandığı herhangi bir teknik şartname vb dosya muhteviyatında işin-uygulamanın yapımı için teknik şartname-belge bulunmamakta olup hesaplamalar genel geçer işçilik uygulaması gibi değerlendirilmiştir. Davaya konu uygulama sadece seramikler için araştırılarak tespiti yapılmış olup seramiklerin işçilik marifetiyle sökülmesi halinde alt zeminde mevcut uygulamalara vereceği tahribat oranı göz önünde bulundurulduğunu, dosyaya konu uygulamanın 250 m2 olduğu belirtilmiş olup uygulamanın yapıldığı tarihteki işçilik söküm masrafının tespiti tarafımızdan istenmiş olup, Uygulamanın dosyada bulunan malzemenin alındığı tarih olan 2021 yılı ... ayında yapıldığı kanaatine karşı, söküm işçilik bedeli uygulama tarihinde birim fiyat piyasa araştırması ve benzer uygulamaların fiyatları ile Çevre ve Şehircilik Bakanlığı birim fiyat uygulama standartları da göz önüne alınarak yapılan hesaplamalarla 2021 yılı ... ayı için söküm işçilik bedelinin davaya konu alanda ... TL bedelle söküm işi yaptırılabileceğini, ... tarihli ek raporumuzu aynen tekrarlar bu tespitlerin nasıl yapıldığının açıklaması olarak Piyasada tamirat ve tadilat yapan işçilik maliiyetleri araştırması ile bu fiyatlara ulaşıldığını, dosya muhteviyatında yapılan işe ait herhangi bir teknik şartname bulunmadığından işçilik hesaplamaları genel uygulamalar değerlendirilerek hesaplandığını belirttiği görülmüştür.
İnşaat Mühendisi bilirkişinin ... tarihli 3. ek raporunda özetle; Dosyanın daha önce rapor sunan bilirkişiye tevdi ile, Borçlar Kanunu 475. Maddedeki bedelde indirim seçeneği de göz önünde bulundurularak yapılan ayıplı işin mevcut haliyle fatura tarihindeki bedelini ( faturada tarihindeki ayıplı bedelin belirlenmesi ) ne kadar olduğu hususunda ek rapor aldırılmasına, Mevcut kusurlu imalat oranının yerinde yapılan gözlemsel muayene yöntemiyle yapılan tespitte imalatın yerinde döşenmiş olduğu ve mevcut haliyle haliyle kök raporda da bahsedildiği üzere dosyaya konu imalat için ürün ve işçilik bedeli yapılan araştırmalarımla oluşturduğum 1. Kök raporumda ... TL olarak tespit edilmiş olup ayıplı kusurluluk oranın bedel üzerinde tespiti durşmada tarafımdan istenmiştir. ... TL tutarındaki işin ayıplı kusurlu imalatının yerinde yapılan gözlemsel muayene yöntemiyle 9040 oranında olduğunu, maliyet üzerinden bu kusurlar düşülerek hesap yapılacak olursa ... TL X (1-0,4) > ... TI edeceğini belirttiği görülmüştür.
Taraf vekillerinin itirazları ve talepleri doğrultusunda dosya İnşaat Mühendisi, Kimya Mühendisi ve Nitelikli Hesaplama Uzmanından oluşan farklı bilirkişi heyetine tevdi edilmiş, bilirkişi heyeti ... tarihli raporunda; teknik bilirkişi değerlendirmesi gereği dava konusu kullanılan ürünlerin montaj sahasına getirildikten sonra ve uygulama yapıldıktan sonra, zaman içerisinde renk farklılıkları gösterdiği, bu farklılıkların zeminde kullanılan kimyasal ürünler veya temizlik amaçlı kullanılan ürünlerden kaynaklı olmadığı, renk farklarının dış etkenlerden dolayı olmuş olması halinde tüm seramiklerde bu değişimlerin olacağı ve sonuç olarak hepsinde aynı değişimlerin gözlemlenmiş olacağı, yerinde yapılan incelemede ürünün tamamında değil bir kısmında düzensiz (motif veya tasarım olarak atfedilemeyecek şekilde düzensiz) renk farkları oluşmasının teslim ve uygulamadan sonra ortaya çıkan ayıp olduğu, teknik bilirkişilerin tespiti doğrultusunda dava konusu üründe çıkan ayıbın gizli ayıp olarak değerlendirilip değerlendirilmeyeceği hususunda takdirinin mahkemeye ait olduğunu, zeminde döşenmiş olan seramiklerin iddia edildiği gibi altında bulunan ve içerisinde çelik hasır olduğu iddia edilen zemin betonuna herhangi bir zararı olmadığından sadece seramiklerin ve seramik yapıştırıcısının sökülerek zemin temizliği yapıldıktan sonra yeni ürünlerin döşenebileceği altındaki zemine herhangi bir zararının olmayacağı, fatura tarihi itibariyle zeminde bulunan seramiklerin söküm bedelinin ... TL ve tekrar montaj bedelinin ... TL olmak üzere ... TL olduğu, fatura tarihinin ..., ihtarname tarihlerinin ... olduğu, aşağıda alıntılanan Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararında belirtilen TBK “nın “Satıcının Ağır Kusurunun Sonuçları” başlığını taşıyan 225. Maddesi uyarınca alıcının TTK m.23 uyarınca bildirim külfetinden kurtulabilmesi için satıcının ağır kusurunun arandığı ve TTK'nın m. 23. kapsamındaki ticari satış sözleşmelerine de TBK'nın 225/1. Hükmü uygulanabileceğini, satıcının ve üreticinin ağır kusurlu olduğu veya TTK m. 23/1-c göndermesi ile TBK m.225 uyarınca ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa ve anlaşılır anlaşılmaz, hemen satıcıya bildirildiği kabul edilirse veya satıcının ağır kusurlu sonucuna varılırsa davacının ayıba karşı tekeffül hükümleri kapsamında talepte bulunabileceği, davalı tarafından belirtilen fatura detayında ... (...) ürün olduğu ifade edilen ürünün bu şekilde ayıplı olabileceği ifade edildiği, ... ürünler ihracat amaçlı ürünler olarak imal edildiğinden iç piyasada satışa sunulan ürünlerden herhangi bir farkı olmadığı, davalı taraf piyasada ... ürün olarak atfedilen ürünlerden olduğu iddiasında ise, bu ürünlerin ebatlarında farklılıklar olup renk farklılıklarının zamanla oluşmasına sebep olacak ürünlerden olamayacağı, palet içerisinde bazı kutularda 0,5cm veya ... aralığında ebatlarında farklılıklar olan ürünler olup bazı durumlarda da kutularda kırık parçalara rastlanabildiği ve böyle durumları alıcı montajlamadan önce görebileceği farklılıklar olarak ortaya çıkabileceğinini bildirmişllerdir.
Davacı vekili... tarihli ıslah dilekçesi ile ayıplı ürününün ayıpsız misli ile değiştirilmesine, söküm maliyeti ... TL’nin ve yeniden montaj bedeli ... TL’nin ... fatura tarihinden itibaren işlemiş olan ticari temerrüt faizi ile birlikte davalılardan tahsiline, ayıpsız misli ile değiştirilmesi mümkün olmadığı takdirde, satış bedeli olan ...-TL’nin ... fatura tarihinden itibaren işlemiş olan ticari temerrüt faizi ile birlikte davalılardan tahsiline, söküm maliyeti ... TL’nin ve yeniden montaj bedeli ... TL’nin ... fatura tarihinden itibaren işlemiş olan ticari temerrüt faizi ile birlikte davalılardan tahsilini talep etmiştir.
Yargıtay HGK.nun 24.05.2017 tarih ve 2017/19-1633 E. 2017/1013 K.sayılı ilamında da işaret edildiği üzere, satım sözleşmesi 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 207. maddesinde “Satış sözleşmesi, satıcının, satılanın zilyetlik ve mülkiyetini alıcıya devretme, alıcının ise buna karşılık bir bedel ödeme borcunu üstlendiği sözleşmedir.” şeklinde tanımlanmıştır. Satım sözleşmesi tam iki tarafa karşılıklı borçlar yükleyen bir sözleşmedir. Tam iki yanlı sözleşmelerde, her iki yan birbirine karşı birer asli edim ile çeşitli yan ve tali edimler yüklenirler. Diğer bir deyişle bu sözleşmeler nitelikleri gereği yanlardan her birini zorunlu olarak alacaklı ve borçlu kılar. Yanlardan her biri karşı edimi elde etmek için borç altına girer. Satıcının malın teslimi ve mülkiyetinin alıcıya geçirilmesi yükümlülüğü yanında satılanın ayıplardan ari olmasını sağlama yükümlülüğü de bulunmaktadır.
Ayıba ilişkin hukuki düzenleme, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 219. maddesinde yer almaktadır. Düzenlemede “Satıcı, alıcıya karşı herhangi bir surette bildirdiği niteliklerin satılanda bulunmaması sebebiyle sorumlu olduğu gibi, nitelik veya niteliği etkileyen niceliğine aykırı olan, kullanım amacı bakımından değerini ve alıcının ondan beklediği faydaları ortadan kaldıran veya önemli ölçüde azaltan maddi, hukuki ya da ekonomik ayıpların bulunmasından da sorumlu olur. Satıcı, bu ayıpların varlığını bilmese bile onlardan sorumludur” denilmektedir.
Öğretide ayıp satılanda, hasarın geçtiği anda, vaad edilen nitelikleri bir diğer ifade ile bulunması gereken bir özelliğin bulunmaması ya da bulunmaması gereken bir kusurun ya da eksikliğin bulunması ya da dürüstlük kuralı gereğince ondan beklenen lüzumlu vasıfları taşımaması hali olarak tanımlanmakta ve maddi, hukuki ya da ekonomik ayıp şeklinde sınıflandırılmaktadır. Maddi ayıp bir malda madden hata bulunmasıdır (örneğin malın yırtık, kırık, bozuk, lekeli olması gibi). Hukuki ayıp malın kullanımının hukuken sınırlandırılmış olmasıdır (malın üzerinde rehin, haciz, intifa hakkı gibi kısıtlamalar bulunması gibi). Ekonomik ayıp ise malın iktisadi vasıflarında eksiklik olmasıdır.
Ayıba ilişkin diğer sınıflandırma, ayıbın açık ve gizli olup olmamasına göre yapılmaktadır. Açık ayıp hemen ilk bakışta ya da yüzeysel bir muayene ile tespit edilebilen ayıptır. Durumun gerekli kıldığı, muayene ile anlaşılamayan ayıplar, gizli ayıptır. Alıcı gizli ayıpları araştırmakla yükümlü değilse de ayıp meydana çıkar çıkmaz hemen ihbar etmelidir Derhal kavramı, halin icabına uygun fazla vakit geçirmeden bildirim olarak anlamak gerekir. Ancak TTK 25/4’de zamanaşımı süresi altı ay olduğunun belirlenmesi nedeniyle gizli ayıplarda azami ihbar süresi altı aydır. Eğer alıcı iğfal edilmiş, yani maldaki ayıp ondan bilerek saklanmış ise Kanunun öngördüğü çözüm satıcı bakımından ağırlaştırılmış bir sorumluluğu gerektirmektedir. Nitekim 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 225. maddesine göre alıcıyı iğfal etmiş olan satıcı, ayıbın kendisine vaktinde ihbar edilmemiş olduğunu ileri sürerek sorumluluktan kurtulamaz.
Ayıba ilişkin bu genel açıklamadan sonra belirtmek gerekir ki satıcının ayıptan sorumluluğuna da "ayıba karşı tekeffül" denmektedir. Ayıba karşı tekeffül şartlarının gerçekleşmesi durumunda alıcının kendisine tanınan hakları kullanabilmesi için Kanun tarafından kendisine yükletilmiş olan külfetleri yerine getirmelidir. Külfet, alıcının satın aldığı malı muayene etmesi ve bir ayıbın ortaya çıkması halinde bunu satıcıya ihbar etmesidir. Alıcı külfetleri yerine getirmediği takdirde ayıba karşı tekeffül hükümlerinden yararlanamaz. Külfet teknik anlamda bir yükümlülük veya borç değildir. Külfet, mülkiyetten farklı olarak herhangi bir borç yaratmayan, yerine getirilmediği takdirde o konuda sağlanmış olan hakların kaybedilmesi sonucunu doğuran bir davranış olarak tanımlanabilir. Burada muayene ve ihbar külfetini yerine getirilmemesi halinde alıcının satılanı kabul etmiş sayılacağına dair yasal bir karine söz konusudur. Dolayısıyla külfetlerin yerine getirilmemesi seçimlik hakların kullanılmasına engel olur, alıcı malı o haliyle kabul etmiş sayılır.
Ticari satımlarda muayene ve ihbar külfeti TTK.nun 25/3. maddesinde düzenlenmiştir. Bu hükme göre “Emtianın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde keyfiyeti satıcıya bildirmeye mecburdur. Açıkça belli değilse alıcı emtiayı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde muayene etmeye veya ettirmeye ve bu muayene neticesinde emtianın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını muhafaza için keyfiyeti bu müddet içinde satıcıya bildirmeye mecburdur.” Ancak ayıp ihbarının bu süre içinde satıcıya ulaşması şart değildir. Bu süre içinde satıcıya ulaşmasa bile alıcı haklarını korumuş olur. TTK 25/3. maddede gizli ayıbın sonradan ortaya çıkması halinde Türk Borçlar Kanunun 223. maddesinin uygulanacağı belirtilmiştir. Borçlar Kanunun 223/2. maddesinde ayıbın sonradan ortaya çıkması halinde bildirimin derhal yapılması aksi halde alıcı malı ayıp ile beraber kabul edilmiş sayılacaktır.
Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; Davacı şirket tarafından, şirkete ait ...'de uygulanmak üzere, davalı Davalı ...'nin ... satış noktası olan, diğer davalı ...-...'nden ... tarihinde, 250 m2 porselen yer döşeme ürünü satın alındığı, satın alınan döşeme ürünlerinde uygulama yapıldıktan sonra zamanla bir kısmında renk farklılığı görüldüğü, ürünlerin ayıplı olması nedeniyle her iki davalıya noter aracılığıyla ihtarname gönderildiği ve ayıplı ürünlerin değiştirilmesi ve zararın giderilmesinin talep edildiği ancak olumsuz yanıt verilmesi nedeniyle, satın alınan ürünlerin ayıpsız misli ile değiştirilmesini, mümkün olmadığı takdirde fatura bedelinin ve maddi zararın davalı satıcı ve üretici firmadan sorumlu oldukları belirtilerek tahsili için dava açıldığı, davalıların ise davanın reddini talep ettiği anlaşılmıştır. Mahkememizce aldırılan bilirkişi heyet raporunda da belirtildiği üzere,dava konusu kullanılan ürünlerin montaj sahasına getirildikten sonra ve uygulama yapıldıktan sonra, zaman içerisinde renk farklılıklar gösterdiği, bu farklılıkların zeminde kullanılan kimyasal ürünler veya temizlik amaçlı kullanılan ürünlerden kaynaklı olmadığı, renk farklarının dış etkenlerden dolayı olmuş olması halinde tüm seramiklerde bu değişimlerin olacağı ve sonuç olarak hepsinde aynı değişimlerin gözlemlenmiş olacağı, yerinde yapılan incelemede ürünün tamamında değil bir kısmında düzensiz (motif veya tasarım olarak atfedilemeyecek şekilde düzensiz) renk farkları oluşmasının teslim ve uygulamadan sonra ortaya çıkan ayıp olduğu, dava konusu üründe çıkan ayıbın gizli ayıp olduğu, uygulamanın yapıldığı alanın 250 m2 olduğu, kusurlu kısmın ayrıştırılmasının teknik olarak mümkün olamayacağından uygulamanın tamamının değiştirilmesi gerektiği, ürünlerin imalatın sökülmesinin mümkün olduğu, ayıbın ortaya çıkması ve niteliğinin derhal tespit edilmesinin satış anında ve belirli bir zaman kullanım süresi geçmeden mümkün olmadığı, davacının uygulama ile ortaya çıkan gizli ayıbı hemen davalılara noterden ihtarname göndererek süresinde ihbarda bulunduğunun kabulü gerektiği, hem satıcının hem de piyasaya sürdüğü ürünün hatalı olmasından dolayı üretici firmanın kullanımdan kaynaklı olmayan gizli ayıptan sorumlu oldukları, fatura tarihi itibariyle zeminde bulunan seramiklerin söküm bedelinin ... TL ve tekrar montaj bedelinin ... TL olmak üzere tüm masrafın ... TL olduğu, ürünlerin bir kısmındaki ayıbın ayrıştırılmasının mümkün olmaması, davacının bu haliyle ürünleri kullanımına katlanmasının beklenemeyeceğinden tamamının ayıpsız misli ile değiştirilmesi gerektiği ve ayrıca davacının ayıp kapsamında oluşan toplam zararı talep edebileceği anlaşılmakla davanın kabulüne karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere,
1-Davanın KABULÜ ile; ... tarihli fatura kapsamındaki ... TL değerindeki ürünlerin ayıpsız misliyle değiştirilmesine, (ayıpsız misliyle değişimin mümkün olmaması halinde İİK. 24 md. İnfaz aşamasında dikkate alınmasına, davacı tarafından ayıplı ürünlerin davalıya teslimine)
... TL tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
2-Alınması gerekli ... TL harçtan peşin alınan ... TL ve ... TL ıslah harcının harcın mahsubu ile bakiye ... TL harcın davalılardan tahsili ile hazineye irat kaydına,
3-Davacı tarafından yapılan ... TL ilk masraf, ... TL tebligat gideri, ... TL bilirkişi ücreti olmak üzere ... TL yargılama gideri ile peşin alınan ... TL ve ... TL ıslah harcı toplamı ... TL'nin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
4-Davacı tarafından yatırılan gider avansı bakiyesinin karar kesinleştiğinde talep halinde davacıya iadesine,
5-Arabuluculuğa ilişkin dava şartı nedeniyle Adalet Bakanlığı Bütçesinden ödenen ... TL yargılama giderinin 6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/a-13 maddesi gereğince davalılardan alınarak hazineye irat kaydedilmesine,
6-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesaplanan ... TL nispi vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
Dair, davacı vekilinin ve davalı ... vekilinin ile davalı ... vekilinin yüzüne karşı, diğer davalıların yokluğunda HMK'nun 345 maddesi uyarınca gerekçeli kararın kendilerine tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde Antalya Bölge Adliye Mahkemesi ilgili hukuk dairesinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça, okunup, usulen anlatıldı. 19/06/2025
Katip ...
(E-İmzalıdır)
Hakim ...
(E-İmzalıdır)