T.C.
ANTALYA
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2022/682 Esas
KARAR NO : 2024/710
DAVA : Tazminat (Rücuen Tazminat)
DAVA TARİHİ : 20/10/2022
KARAR TARİHİ : 01/11/2024
Mahkememizde görülmekte bulunan Tazminat (Rücuen Tazminat) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ... plakalı aracın davalı ... şirketi tarafından Zorunlu Koltuk Kaza Sigorta Poliçesi, zorunlu Karayolları Taşımacılık ve Mali Sigorta Poliçesi ve Zorunlu Mali Mesuliyet Poliçesi kapsamında sigortalı olduğunu, müvekkili ile acentelik ilişkisi içerisinde olan davalı ...'e ait ... plakalı aracın kazaya karıştığını ve bu kazada ... isimli şahsın yaralandığını, ...'ın ... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ... E. sayılı dosyası ile tazminat davası açtığını, davanın davalı ... şirketine ihbar edildiğini, ihbar dilekçesinin ... tarihinde tebliğ edildiğini, daha sonra dosyanın yetkisizlikle ... Asliye Hukuk Mahkemesi'ne gönderildiğini, mahkemenin verdiği kararın ... İcra Müdürlüğünün ... (...) sayılı dosyası ile takibe konulduğunu, bozma neticesinde ... E. ... K. sayılı karar ile mahkemenin tekrar karar verdiğini, müvekkilinin ... işi yaptığını, müvekkili şirketin işleten sıfatının bulunmadığını, ... İcra Müdürlüğü'nün acenteli; ... E. sayılı dosyasına yapılan tüm ödemelerin davalı ... firması tarafından ödenmesi gerektiğini, kazaya karışan aracın davalı ... şirketi tarafından sigortalı olduğunu, sigorta şirketinin tazminata ilişkin hiç bir ödemeyi yapmadığını beyanla; davalı ... şirketi yönünden sigorta limiti ile sınırlı olmak kaydı ile ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyasında ...'a ödenen alacağın (manevi tazminat alacağı hariç) ferileri ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsili ile davalı ... bakımından va ödenen alacağın ferileri ile birlikte müştereken ve mütesesilen tahsiline, davanın kabulüne ve yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; zamanaşımı itirazında bulunduklarını, davacının işleten iddiaların kesin hüküm sebebiyle reddinin gerektiğini, müvekkili şirketin sigortalının Kişilere verdiği zararı kusuru oranında ve poliçe teminat limiti kadar karşılamakta olduğunu, davacı tarafından yapılan ödemenin müvekkili şirketten rücuen tahsilini talep etmesinin kabul edilemez olduğunu, tazminat davası ilamı dayanak yapılan başlatılan ... İcra Dairesi'nin ... E. sayılı dosyasında sigortalı ve davacının her biri borcun yarısını ödeyerek zararı karşıladıklarını, müvekkilinin ise sigortalının verdiği zararı poliçe teminat limiti uyarınca teminat altına aldığını, dolayısıyla müvekkili şirketin sorumluluğunda olmayan alacağın tazminin talep edilmesinin mümkün olmadığını beyanla; davanın reddi ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; kaza neticesinde icra dosyasına ödenmesi gereken tutarların ödenmesi için sigorta şirketi ile yapılan yazışmaların sonuçsuz kaldığını, ödemenin sigorta şirketi tarafından yapılmaması nedeniyle müvekkili şirketin ve müteselsil borçlu şirketin ödemeleri ile icra dosyasının infazen kapatıldığını, müvekkili şirketin toplamda ... TL ödeme yaptığını, davanın sadece sigorta şirketine yöneltilmesi gerektiğinden müvekkili şirketi yönünden pasif husumet yokluğundan davanın reddinin gerektiğini, davacı tarafın işleten sıfatı bulunduğunu ve kesinleşen mahkeme ilamı uyarınca sorumluluğun müştereken ve müteselsilen olduğunu, taraflar arasındaki sözleşmede sadece müvekkili şirketin sorumlu olacağına dair bir hükmün mevcut olmadığını beyanla davanın reddi ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE :
Davacı vekili dava dilekçesi ekinde acentalık sözleşmesini, arabuluculuk son tutanağını sunmuş , mahkememizce hasar dosyası, ... Asliye Hukuk Mahkemesi ... E. Sayılı dosyası, ... Asliye Hukuk Mahkemesi ... E-... Karar sayılı dosyası, ... İcra Dairesi ... E. Sayılı takip dosyası, ... Asliye Ticaret Mahkemesi ... E. Sayılı dosyasının dosyamız içerisine celbedilmiş, Sigorta Hukuku konusunda uzman bilirkişiden rapor alınmıştır.
Dava; davalı ... şirketine ait aracın yapmış olduğu tek taraflı trafik kazasında araçta bulunan yolcu tarafından açılan maddi ve manevi tazminat talepli ... Asliye Hukuk Mahkemesinin ... E. ... K. Sayılı dosyasında verilen ilam sebebiyle başlatılan icra takibinde davacı tarafından ödenen tutarın sorumlulardan rucüen tahsiline ilişkin tazminat davasıdır.
... Asliye Hukuk Mahkemesi’nin ... E. ... K. Sayılı dosyasının incelenmesinde; ... tarihinde gerçekleşen trafik kazası neticesinde; zarar gören dava dışı ... tarafından, ..., ..., ..., ... aleyhine maddi ve manevi tazminat talepli dava açıldığı, ... Asliye Hukuk Mahkemesi’nin ... E. ... K. sayılı kararında; ... yönünden açılan davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine, ... dışındaki diğer davalılar yönünden açılan maddi tazminat davasının kabulü ile, ... TL nin kaza tarihi olan ... tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan ..., ..., ...'nden alınarak davacıya verilmesine, davacının manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile, ... TL manevi tazminatın kaza tarihi olan ... tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan ..., ..., ...'nden alınarak davacıya verilmesine şeklinde karar verilmiş, ilgili karara karşı taraflarca temyiz yoluna başvurulması neticesinde Yargıtay ... Hukuk Dairesi’nin ... E. ... K. sayılı düzelterek onama ilamı ile kararın onandığı, düzeltilen kısmın davalı ... ile ilgili karardaki kısmın “(...) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı ... vekilinin temyiz itirazının kabulü ile mahkeme kararının hüküm bölümünün ... bendinde yer alan “… ...” ibaresinin çıkartılmasına, hüküm bendine ... bent olarak “Davalı ...’a karşı açılan dava husumet nedeniyle reddedildiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan ... TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalı ...’a verilmesine” ibaresinin eklenmesine...” şeklinde düzeltilmesine ilişkin olduğu, kararın temyiz incelemesinden geçerek ilamın ... tarihinde kesinleştiği görülmüştür.
... Ağır Ceza Mahkemesinin ... esas ... karar sayılı dosyasında davaya konu kaza nedeni ile taksirle ölüme ve yaralamaya neden olma suçundan başlatılan kamu davasında davalı ... şirketine ait aracın sürücüsü ...'ün tam ve asli kusurlu olacak şekilde kazanın oluşuna sebebiyet verdiğinden hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, verilen kararın temyiz incelemesi sonucu kesinleştiği anlaşılmıştır. Ceza dosyasının kapsamı, kaza tespit tutanağı, ceza dosyası içerisinde bulunan Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinin raporu dikkate alındığında sürücü ...'ün seyir halinde iken sert direksiyon manevrası bulunması neticesinde aracı kaplama içerisinde devirerek tam ve asli kusurlu olacak şekilde kazanın oluşuna sebebiyet verdiği kabul edilmiştir.
Davacı ... firması ile ... firması arasında Antalya ... Noterliği ... Yevmiye nolu ... tarihli Acentalık Sözleşmesi’nin incelenmesinde; tarafların “Taşımacı” sıfatıya ... ile “Acenta” sıfatıyla .... olduğu, “Acentaya Verilen Yetki ve Görevler” başlıklı 3. Maddenin; “... taşımacı firmasına ait ... satış işlemleri ile diğer acentalık hizmetleri acenta olarak tayin edilen, ... tarafından yapılacaktır.” şeklinde düzenlendiği, “Sorumluluk ve Yükümlülük” başlıklı 4. Maddesinin; “Bu sözleşme kapsamında yapılacak işlemlerden dolayı taraflar ... ve üçüncü şahıslara karşı Karayolları Taşıma Yönetmeliğinde öngörülen sorumluluk ve yükümlülükler bakımından müştereken ve müteselsilen sorumlu ve yükümlüdür.” şeklinde düzenlendiği görülmüştür.
... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... E. sayılı dosyasının incelemesinde;
... firması tarafından ... aleyhine aynı kazadan kaynaklı ödediği bedellerinin iadesi için başlattığı icra dosyasına yapılan itirazın iptali davası açtığı, dava değerinin ... TL olduğu, davanın kabulüne karar verildiği görülmüştür.
... İcra Müdürlüğünün ... (...) sayılı dosyası incelendiğinde; ilgili icra dairesinde ... tarihinde ... Asliye Hukuk Mahkemesinin ... esas, ... karar sayılı ... karar tarihli ilamını dayanak göstererek alacaklı tarafça ..., ... ve ... aleyhine ... TL maddi tazminat, ...-TL manevi tazminat, ...-TL geçmiş gün faizi, ...-TL geçmiş gün faizi yargılama gideri ...-TL, geçmiş gün faizi ...-TL, ilam vekalet ücreti ... TL, geçmiş gün faizi ... TL olmak üzere toplam ... TL ilamlı icra takibi başlatıldığı, alacak kalemlerine yıllık %9 yasal faiz işletildiği ve talep edildiği, dosya kapsamında İcra Dairesi tarafından ... tarihli Dosya hesabının yapıldığı, takipte kesinleşen miktar olarak icra dosyası kapsamında ilk ilama dayalı hazırlanan takip talebi/icra emrinin dikkate alındığı, dosya borcunun ... TL hesaplandığı, Borçlu ... tarafından ... tarihinde dosya borcuna istinaden ... TL ödeme yapıldığı, yine aynı gün ... tarihinde ... tarafından dosya borcuna istinaden ... TL ödeme yapıldığı, daha sonra İcra Dairesi tarafından ... dosya hesabının yapıldığı, ilgili dosya hesabına istinaden bakiye borç tespit edilen ... TL’nin ... tarafından aynı gün ... tarihinde icra dosyasına ödendiği görülmüştür.
Sigorta Hukuku konusunda uzman bilirkişinin ... tarihli raporunda özetle; icra dosya hesabının ve ödemelerin ... Asliye Hukuk Mahkemesinin ... esas, ... k. sayılı ilamı dayanak alınarak hazırlanan ilk icra emri kapsamında yapıldığı ancak ... Asliye Hukuk Mahkemesi’nin ... E. ... K. sayılı ilamı ile karşılaştırıldığında asıl alacak tutarlarının değişmediği, ilam vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin ikinci ilamda daha yüksek olduğu, icra dosyasının infaz olduğu da dikkate alınarak tespit ve incelemelerde sonuç olarak; ... İcra Dairesi’nin ... E. sayılı dosya kapsamındaki ... TL borcun; ... TL’sinin ... tarafından ödendiği,... TL’sinin ... tarafından ödendiği, kazaya karışan aracın davalı ... firmasına ait olması, % 100 kusuru ile tek taraflı kazaya sebebiyet veren sürücünün davalı ... firması personeli olması ve ilgili sürücünün işe alınması süreçlerinin davalı firma tarafından gerçekleştirilmesi, meydana gelebilecek kazalara karşı sigorta yaptırma yükümlülüğü ve zorunluluğunun davalı taşıma firmasına ait olması dikkate alındığında tehlike sorumluluğunun tüm süreçleri yöneten davalı ... firmasında olduğu, bilet kesmekle görevli davacı Acentanın ise araç bakımları, sürücü istihdamı ve risklere karşı sigortalama süreçlerinin hiç birinde etkisi ve kanunen dahli bulunmadığından, müteselsil sorumlu olan davacının iç ilişkide, gerçekleşen kazada herhangi bir etkisi, tehlikeden sorumluluğu olmadığı, TBK 62 ve 167. Madde kapsamında davacının zarar görene ödediği ... TL'nin tamamını davalı ... firması ...'ye rücu edip edemeyeceği hususunun mahkemeye ait olduğu, davalılar arasında düzenlenen öncelikle dayanağını 2918 sayılı KTK 91. Maddesinden alan Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası ve sonrasında dayanağını 4925 sayılı Karayolu Taşıma Kanunu 18. Maddeden alan Zorunlu Karayolu Taşımacılık Mali Sorumluluk Sigortası poliçelerindeki limitler 3. Kişilerin uğradığı bedeni zararlardan taşımacının/işletenin sorumluluğunu teminat altına aldığından, sigorta için ödenen maddi tazminat ve ferilerinden poliçeler kapsamında sorumluluğun doğacağı, manevi tazminatın poliçe teminatı kapsamında olmadığı, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası poliçesinde kişi başı bedeni zarar limitinin ... TL, Zorunlu Karayolu Taşımacılık Mali Sorumluluk Sigortası poliçelerindeki kişi başı bedeni zarar limitinin ... TL olduğu dikkate alındığında davalı ... şirketinin bu iki sigorta poliçesi kapsamında ... TL olduğu, icra dosyasına ödenen ... TL maddi tazminat tutarının teminat limitini aşmadığı, ... TL maddi tazminat ve bu maddi tazminata denk gelen ferilerin tamamından davalı ... şirketinin sorumluluğunun takdirinin mahkemeye ait olduğu, sonuç olarak davacının ... İcra Dairesi'nin ... E. sayılı dosyasına yaptığı ... TL ödemeden davalı ... şirketinin rücu edebileceği tutarın ... TL olduğu mütalaa edilmiştir.
Davacı vekili ... tarihli ıslah dilekçesi ile dava değerini sigorta şirketi yönünden ...-TL'ye yükselterek gerekli harcı tamamlamış, bu miktarın ... İcra Müdürlüğü’nün ... E. (... eski Esas) sayılı dosyasına yapılan ödeme tarihinden itibaren avans faizi işletilerek davalı ... şirketinden alınarak kendisine ödenmesini, ... yönünden talep ettikleri ...-TL'lik tazminat talebinin ... İcra Müdürlüğü’nün ... E. (... eski Esas) sayılı dosyasına yapılan ödeme tarihinden itibaren avans faizi işletilerek kendisine ödenmesini talep etmiştir.
Müteselsil sorumluluğu doğuran sebepler 818 sayılı (mülga) Borçlar Kanunu’nun 50’nci maddesinde ve Türk Borçlar Kanunu’nun 61’inci maddesinde ortaya konulmuştur.
818 sayılı (mülga) Borçlar Kanunu’nun “Müteselsil mesuliyet” ana başlığını, “Haksız fiil halinde” alt başlığını taşıyan 50’nci maddesinin birinci cümlesi “Birden ziyade kimseler birlikte bir zarar ika ettikleri takdirde müşevvik ile asıl fail ve fer'an methali olanlar, tefrik edilmeksizin müteselsilen mesul olurlar.” şeklinde düzenlenmiştir. Benzer açıklama 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) “Müteselsil sorumluluk” ana başlığını, “Dış ilişkide” alt başlığını taşıyan 61. maddesinde de yer almaktadır. Madde;“Birden çok kişi birlikte bir zarara sebebiyet verdikleri veya aynı zarardan çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu oldukları takdirde, haklarında müteselsil sorumluluğa ilişkin hükümler uygulanır.” düzenlemesini içermektedir.
Müteselsil sorumluluk aynı sebebe dayanabileceği gibi değişik sebeplere de dayanabilir. Müteselsil sorumluluğu doğuran sebeplerden ilki, birden çok kişinin aynı zarara birlikte sebep olmalarıdır. Buna göre doğan zarar aynı sebebe dayanmaktadır. Müteselsil sorumluluğu doğuran “aynı sebep” veya “birlikte sebep” kusur olabileceği gibi, sözleşme veya kanun da olabilir (Eren, s.834).Aynı zarara birlikte sebep olunmasından doğan müteselsil sorumluluğun ikinci başlığı, birden çok kişinin kusursuz sorumluluğuna dayanan tazminat yükümlülüğüdür. Burada birden çok zarar veren vardır ve aynı ya da değişik türden kusursuz sorumluluk durumuna göre tazminat ödeme yükümlülüğü altına girerler.
Aynı zararı doğuran çeşitli sebepler, kusur sorumluluğu (haksız fiil), sözleşme ve kusursuz sorumluluk (kanun) olabilir. Bu suretle, birden çok zarar verenden biri, aynı zararı haksız fiil, diğeri sözleşme, bir başkası da özen veya tehlike sorumluluğuna göre tazmin zorundadır (Eren, s.839)Müteselsil sorumluluk iki ilkeyi beraberinde getirir. Bu ilkelerden birisi zarar verenle zarar gören arasındaki ilişki, diğer bir anlatımla dış ilişki (BK’nın 50’nci, TBK’nın 61’inci maddesi); ikincisi ise zarar verenler arasındaki ilişki, diğer bir anlatımla iç ilişkidir (TBK’nın 62’nci maddesi).
Zarar gören ile zarar veren arasındaki ilişkiyi düzenleyen dış ilişki müteselsil sorumluluğun ilk ilkesi olarak karşımıza çıkmaktadır. Müteselsil sorumluluk, zarar görene diğer borç ilişkilerine oranla zarar verenler karşısında daha güçlü ve ayrıcalıklı bir durum sağlar. Buna göre, zarar gören tazminatın tamamını, dilediği taktirde zarar verenlerin tamamından talep edebileceği gibi, bir kısmından veya sadece birinden de talep edebilir (Eren, s.840). Diğer bir ifadeyle alacaklı, borçluların hepsini birden takip veya dava edebileceği gibi, bunların içinden dilediği birini veya bir kaçını da takip veya dava edebilir. İşte alacaklının, borçlulardan dilediğini ya da dilediklerini ifa istemine muhatap tutabilmesi, onun bir seçim hakkına sahip bulunduğunu gösterir. Alacaklının bu hakkı borç tamamen ödeninceye kadar devam eder (Tekinay/Akman/Burcuoğlu/Altop, s.285). Bu durumda kişilerin yarışmasından (...) bahsedilir (Antalya, G.: Borçlar Hukuku Genel Hükümler, Cilt II, İstanbul 2017, s.545).
Alacaklının, ifayı borçluların birinden istemesi ya da yalnız onu dava etmesi veya ifaya mahkûm ettirmesi, diğer borçluları borçtan kurtarmaya yetmez. Diğer borçluları ifa yükümünden kurtaran şey, ifa istemine muhatap olan borçlunun ifada bulunmasıdır; sadece mahkûm olması değil! Kısaca, alacaklı, borçlulardan birini takip veya dava ettikten, hatta onu mahkûm ettirdikten sonra bile ifayı tamamen elde etmedikçe diğer borçlulara başvurmak hakkını muhafaza eder (Tekinay/Akman/Burcuoğlu/Altop, s.286).
Tazminatın tamamının zarar verenlerden yalnız birisine karşı açılan davada talep edebilmesi, zarar görene ispat ve tahsil kolaylığı sağlar. Buna göre, zarar gören tazminat davasını en sağlam ispat araçlarına sahip olduğu zarar verene karşı açabileceği gibi, böyle bir davayı, tazminatı ödeme gücü en fazla olan zarar verene karşı da açabilir. Bu sayede zarar gören zarar verenlerden her birini ayrı ayrı dava edip, sayısız zahmetlere katlanacağı yerde, tamamı aleyhine açacağı bir tek dava ile de kolayca sonuca ulaşabilir. Keza, zarar görenin, tazminat alacağının bir kısmını, bir zarar verenden, diğer kısmını da diğer zarar verenden istemesi mümkündür. Ancak, burada “tek zarar, tek tazminat ilkesi” geçerli olduğundan, tazminat ödeme borcu, zarar verenlerden biri tarafından yerine getirildiği oranda sona erer. Zarar verenlerden biri, tazminatın tamamını ödediği taktirde, borç ortadan kalkar, dolayısıyla, zarar gören böyle bir halde artık diğer zarar verenlerden tazminat talep edemez (Eren, s.840). Zarar verenlerin her biri zarar görenin uğramış olduğu zararın nedeniyle doğan tazminatın tamamından sorumlu olup, bu sorumluluk borcun ödenmesine kadar devam eder.
Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) “Borçluların sorumluluğu” başlıklı 163’üncü maddesinin 1’inci fıkrasına göre (BK 142/1’inci maddesi); “…Alacaklı, borcun tamamının veya bir kısmının ifasını, dilerse borçluların hepsinden, dilerse yalnız birinden isteyebilir.” Bu maddede zarar görenin zarar karşılığı isteyeceği tazminatın nasıl ve ne miktarda talep edebileceği belirtilmiştir. Aynı Kanun’un 163’üncü maddesinin 2’nci fıkrasına göre ise (BK 142/2’nci maddesi); “…Borçluların sorumluluğu, borcun tamamı ödeninceye kadar devam eder.” şeklindeki düzenleme ile borcun ancak tamamen ödenmesi ile son bulacağına vurgu yapılmış; “Borcun sona ermesi” başlıklı 166’ncı maddesindeki “Borçlulardan biri, ifa veya takasla borcun tamamını veya bir kısmını sona erdirmişse, bu oranda diğer borçluları da borçtan kurtarmış olur.
Müteselsil sorumluluğun getirdiği ikinci ilke, zarar verenler arasındaki ilişki, diğer bir anlatımla iç ilişkidir. Zarar görenin zararını tazmin eden müteselsil sorumlu, giderdiği tazminatı kendi üzerinde mi yaşayacaktır; taşımayacaksa yerine getirdiği tazminatı diğer müteselsil sorumlularla mı paylaşacaktır: paylaşacaksa hangi oranda soruları, müteselsil sorumluların iç ilişkisinin konusunu teşkil eder (Antalya, s.553).TBK bu sorulara ilişkin olarak, tazminatın kendi payına düşeninden fazlasını ödeyen kişi, bu fazla ödemesi için, diğer müteselsil borçlulara karşı rücu hakkına sahip ve zarar görenin haklarına halef olacağı hükmünü getirmiştir (Antalya, s.554).
İç ilişki, rücu ilişkisidir. Yani tazminat borcunun ortaya çıkmasına neden olan sorumluların birbirleri ile olan ilişkisidir. Rücu ilişkisinden doğan hak ise rücu hakkıdır. Rücu, kendisine veya başkasına ait bir borç ifa ederek borçluyu tatmin eden kişinin, alacaklıya yaptığı edanın tamamını veya bir kısmını başka kişiden talep etmesidir.
Tazminatın kendi payına düşeninden fazlasını ödeyen kişi, bu fazla ödemesi için, diğer müteselsil sorumlulara karşı rücu hakkına sahip olur (Antalya, s.554).TBK’nın 62’nci maddesi iç ilişkiyi düzenlemiştir. Bu maddeye göre tazminatın kendi payına düşeninden fazlasını ödeyen kişi, bu fazla ödemesi için, diğer müteselsil sorumlulara karşı rücu hakkına sahiptir ve zarar görenin haklarına halef olur ve buradaki rücuda teselsül değil, pay esası geçerlidir.
TBK. m. 62, sorumluluk hukuku yönünden bir rücu düzeni öngörmüştür. TBK. m. 167 ise, sözleşmeye dayalı müteselsil borçlarda rücu düzenini belirlemiştir. Aynı husus KTK. m. 88/II’de de araç işletenin sorumluluğu yönünden düzenlenmiştir.
Müteselsil sorumlulukta sorumluların birbirlerine karşı rücu ilişkisinde göz önünde tutulacak ilkeler TBK. m. 62/I’de düzenlenmiştir. Bu maddeye göre “Tazminatın aynı zarardan sorumlu müteselsil borçlular arasında paylaştırılmasında, bütün durum ve koşullar, özellikle onlardan her birine yüklenebilecek kusurun ağırlığı ve yarattıkları tehlikenin yoğunluğu göz önünde tutulur.” Kusur, hafif ihmalden başlayarak en ağır şekli olan kasta doğru bir yükselme gösterir. Rücu ilişkisinde kasten zarar veren ihmali ile zarar verene oranla daha yüksek bir paya sahip olur. Birlikte zarar verenlerin yarattıkları tehlikenin yoğunluğundan amaç, onların davranış, faaliyet veya işletmelerinin zararlı sonucun doğmasındaki etkinlik ve elverişlilik derecesidir (Eren, s.844).
İç ilişkide sorumluluk, müteselsil sorumluluk olarak kabul edilmez. Burada herkes kendi kusur oranı doğrultusunda sorumlu olur. Bu sorumluluk dağılırken kişilerin yarattığı tehlike ile kusurun ağırlığı önem taşır. Ödemeyi yapan sorumlu eğer kendisinin ödemesi gereken miktardan daha fazlasını ödemek zorunda kalır ise zarar görene o oranda halef olur.
Müteselsil sorumluluğa ilişkin bu açıklamalardan sonra somut olaya bakıldığında; davalı ... şirketine ait ... plakalı aracın sürücü ...'ün sevk ve idaresinde iken ... tarihinde tek taraflı kazaya karıştığı ve bu kazada ... isimli şahsın yaralandığı ve iş göremezlik derecesinin %19 olarak belirlendiği, olayın meydana gelmesinde davalı şirketin işe aldığı sürücü ...'ün tam ve asli kusurlu olduğu, söz konusu kazanın meydana gelmesinde kazaya karışan aracın davalı ... firmasına ait olması, % 100 kusuru ile tek taraflı kazaya sebebiyet veren sürücünün davalı ... firması personeli olması ve ilgili sürücünün işe alınması süreçlerinin davalı firma tarafından gerçekleştirilmesi, meydana gelebilecek kazalara karşı sigorta yaptırma yükümlülüğü ve zorunluluğunun davalı ... firmasına ait olması dikkate alındığında tehlike sorumluluğunun tüm süreçleri yöneten davalı ... firmasında olduğu, ... görevli davacı Acentanın ise araç bakımları, sürücü istihdamı ve risklere karşı sigortalama süreçlerinin hiç birinde etkisi ve kanunen dahli bulunmadığından, müteselsil sorumlu olan davacının iç ilişkide, gerçekleşen kazada herhangi bir etkisi, tehlikeden sorumluluğu olmadığı anlaşılmıştır. Ayrıca taraflar arasında yapılan acentalık sözleşmesinde tarafların müteselsil sorumluluğa ilişkin anlaşmaya vardığı husus Karayolları Taşıma Yönetmelik hükümleri yani idari yaptırımlar kapsamında olup Karayolları Trafik Kanunu'ndan kaynaklanan hususlara ilişkin herhangi bir kaydın olmadığı görülmüştür.
Tarafların kusur oranları değerlendirildiğinde; meydana gelen zarar nedeniyle zarar gören yolcu, zararın tümünü dış ilişkide müteselsil sorumlu durumunda bulunan davacı ve davalı ... adlı şirketten isteyebileceği gibi dava dışı ...'den de talep etme hakkına sahip olduğu, taleplerin (sorumlulukların) yarışması ilkesine göre tazminat yükümlüsü davalı ... şirketinin, zarar gören yolcuya karşı sanki zarara tek başına sebebiyet vermiş gibi yükümlülüğünün bulunduğu, dolayısıyla zarardan sorumlu olan şirketin ve dava dışı 3. kişinin kusur oranlarının tazminat talebinde bulunan yolcuyu etkilemeyeceği açıktır. Bu durumda davacı şirket, zararın tamamını müteselsil sorumlu konumunda bulunan davalı şirketten aralarındaki iç ilişkide kusurunun bulunmaması sebebiyle isteyebilecektir. Ayrıca davalılar arasında düzenlenen dayanağını 2918 sayılı KTK 91. Maddesinden alan Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası ve dayanağını 4925 sayılı Karayolu Taşıma Kanunu 18. Maddeden alan Zorunlu Karayolu Taşımacılık Mali Sorumluluk Sigortası poliçelerindeki limitler 3. Kişilerin uğradığı bedeni zararlardan taşımacının/işletenin sorumluluğunu teminat altına aldığından, sigorta şirketinin ödenen maddi tazminat ve ferilerinden poliçeler kapsamında sorumluluğun doğacağı, manevi tazminatın poliçe teminatı kapsamında olmadığı, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası poliçesinde kişi başı bedeni zarar limitinin ... TL, Zorunlu Karayolu Taşımacılık Mali Sorumluluk Sigortası poliçelerindeki kişi başı bedeni zarar limitinin ... TL olduğu, davalı ... şirketinin bu iki sigorta poliçesi kapsamında toplam kişi başı bedeni zarar teminat limitinin ... TL olduğu, icra dosyasına ödenen ... TL maddi tazminat tutarının teminat limitini aşmadığı bilirkişi tespiti ile anlaşılmış, ... TL maddi tazminat ve bu maddi tazminata denk gelen ferilerin tamamından davalı ... şirketinin sorumluluğunun olduğu kanaatine varılmıştır. Ayrıca tarafların tacir olması nedeniyle davacı tarafın avans faizi talebi mahkememizce yerinde bulunmuştur. Sonuç olarak davacının ... İcra Dairesi’nin ... E. sayılı dosyasına yaptığı ... TL ödemeden davalı ... şirketine rücu edebileceği tutarın ... TL olduğu anlaşılmakla davanın ıslah dilekçesi doğrultusunda kabulüne karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere,
1-Davanın Kabulü ile ...-TL tazminatın (... ...-TL ile sınırlı sorumlu olmak üzere) ... tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
2-Alınması gerekli ...-TL harçtan peşin harç ...-TL, tamamlama harcı ...-TL olarak harcın mahsubu ile bakiye ... TL harcın (davalı ... ... TL ile sınırlı sorumlu olmak üzere) davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile hazineye irat kaydına,
3-Davacı tarafından yapılan ...-TL ilk masraf, ...-TL tebligat ve müzekkere gideri, ...-TL bilirkişi ücreti, peşin harç ...-TL, tamamlama harcı ...-TL olmak üzere ...-TL yargılama giderinin (davalı ... ... TL ile sınırlı sorumlu olmak üzere) davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
4-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesaplanan ...-TL nispi vekalet ücretinin (davalı ... ... TL ile sınırlı sorumlu olmak üzere) davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
5-Davacı tarafından yatırılan gider avansı bakiyesinin karar kesinleştiğinde davacıya iadesine,
6-Arabuluculuğa ilişkin dava şartı nedeniyle Adalet Bakanlığı Bütçesinden ödenen ... TL yargılama giderinin 6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/a-13 maddesi gereğince (davalı ... ... TL ile sınırlı sorumlu olmak üzere) davalılardan alınarak hazineye irat kaydedilmesine,
Dair, davacı vekili davalı ... vekilinin yüzüne karşı, davalı ... şirketinin yokluğunda HMK'nun 345 maddesi uyarınca gerekçeli kararın kendilerine tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde Antalya Bölge Adliye Mahkemesi ilgili hukuk dairesinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça, okunup, usulen anlatıldı. 01/11/2024
Katip ...
(E-İmzalıdır)
Hakim ...
(E-İmzalıdır)