T.C.
ANTALYA
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/639 Esas
KARAR NO : 2025/188
DAVA : Alacak (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 05/09/2024
KARAR TARİHİ : 25/02/2025
Mahkememizde görülmekte bulunan Alacak (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili mahkememize verdiği dava dilekçesinde özetle; Davalı ... müvekkiline olan borcu zamanında ödemediğini, işbu nedenle Antalya Genel İcra Dairesinin ... sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, işbu icra dosyasının borcu vade tarihinden yaklaşık 17 yıl sonra ... tarihinde ödediğini, işbu nedenle alacağın değerinin düştüğünü, davalı borç para vermeden önce eşi ... adına kayıtlı 2 adet taşınmazı, kendi adına kayıtlı ... plakalı ... aracını sattığını, müvekkilinin abisi ...'dan bir miktar borç alarak davalı ...'e verdiğini, davalı zamanında borcu zamanıda vermeyerek müvekkilini sıkıntıya soktuğunu, abisine olan borç nedeniyle kendi adına kayıtlı dükkanı abisine devretmek zorunda kaldığını, icra dosyasından gelen para ile işbu dava konusu borç para için sattıklarını yerine koyamadığını, arabuluculuk yoluna başvurulduğunu, arabulculuk görüşmelerinin anlaşamama ile sonuçlandığını, fazlaya ilişkin haklarının saklı kalmak kaydı ile ...-TL munzam zararın, ... tarihinden itibaren işleyecek olan reeskont faiziyle ile birlikte davalıdan alınarak müvekkiline verilmesine, yargılama gideri ve avukatlık ücretinin davalı üzerine bırakılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve dava etmiş, bu talebini duruşmada tekrarlamıştır.
Davalıya usulüne uygun tebligat yapılmış olup, davalı vekili ibraz ettiği cevap dilekçesinde özetle; Tarafların tacir olmadığından davanın Antalya Asliye Hukuk Mahkemelerinde olduğunu, davacı Antalya Genel İcra Müdürlüğü ... E. Sayılı dosya alacağının geç ödenmesinden dolayı munzam zarar iddiasında bulunduğunu, icra takibine konu alacak senedi, şekil şartları yönüyle bono vasfını taşımaması sebebiyle ilamsız takibe konu edilerek %9 adi faiz işletilmesi gerektiğini, ancak %29 faiz oranı uygulandığını, işbu nedenle davacının %20 haksız kazanç elde ettiğini, davacının işbu borç için malları sattığını, abisinden borç aldığı iddiaları ile davayı kendi lehine çevirme çabası ile uydurulduğunu, işbu satılan malların ve alınan borcun müvekkili ile ne ilgisi olduğunu, dava konusu alacak için müvekkilinin davacıya 13 adet bilezik verildiğini, davacıya ait bina yıkımı ve temel kazınması işini yaptığını, maddi yönden de yardım ettiğini, davacı tarafça ilgili icra dosyasında müvekkili adına olan taşınmazlara haciz konulduğunu, birçok kez satışa çıkartıldığını ve kıymet takdirinin yapıldığını, işbu nedenlerle davacı tarafın söz konusu hacizler sebebiyle alacağını her zaman tahsil imkanı mevcut olduğunu, işbu nedenle müvekkiline kusur yüklenilmesi söz konusu olmadığını, davacının munzam zarar iddiası farazi olduğunu, somut delillere dayanmamakta ve munzam zarar şartlarını taşımamakta olduğunu, işbu nedenle öncelikle davanın görev yerinden reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yüklenmesine ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE :
Davacı vekili tarafından arabuculuk dosyası, senet aslı, davalı vekili tarafından yargıtay kararları, mahkememizce icra dosyası mahkememiz dosyası ile ilişkilendirilmiş olmakla tüm deliller toplanılmıştır.
Dava, kambiyo senedine dayalı olarak girişilen takibe bağlı alacağın borçlunun temerrüdü sebebiyle geç ödenmesinden kaynaklanan munzam zarar alacağına ilişkindir.
Türk Borçlar Kanunu’nun 122. maddesi kapsamında aşkın (munzam) zararın talep edilebilirliğinin bir koşulu da alacaklı yönünden mevcut olan zararın açık ve somut bir biçimde ispatıdır. Bu bağlamda ekonomik koşullardaki olumsuzluklar nedeniyle paranın satın alma gücünde meydana gelen azalma, alacaklı yönünden aşkın (munzam) zarar olarak nitelendirilemeyeceği gibi salt bu olguya dayanılması neticesinde zararın ispatına dair koşulun gerçekleştiği söylenemez. Zira burada zararın olgusunun, HMK’nın 194. maddesi kapsamında ispata elverişli bir şekilde somutlaştırılarak zarar iddiasının ispatı için gerekli tüm deliller ortaya konulmalıdır.
Bu itibarla davacı tarafından ileri sürülen, ülkemizdeki belirli dönemlerde mevcut olan ekonomik olumsuzluklardan enflasyon, yüksek faiz, para değerindeki düşüş gibi olgulara dayalı aşkın (munzam) zarar talebi, zarar olgusunun delili olarak kabul edilemez. Zira ülkemizdeki belirli dönemlerde var olan ekonomik koşullardaki olumsuzluklar nedeniyle paranın satın alma gücünde meydana gelen azalma veyahut satışı yapılan taşınmazın değerinin artmış olması, tek başına davacının temerrüt faizi dışında bir zararının varlığının ispatı değildir. Dolayısıyla ekonomik şartlar sebebiyle ortaya çıkan yüksek enflasyon, döviz kurlarındaki dalgalanma, serbest piyasadaki faiz oranlarının yüksek oluşu, paranın satın alma gücünde meydana gelen azalma, taşınmaz değerlerinin artmış olması gibi olumsuzluklar, bir karine olarak kabul edilip davacıyı, kendi somut durumuna özgü vakıalarla oluştuğu iddia olunan zararı ispat yükümlülüğünden kurtarmayacağı gibi davacıya bu yönde herhangi bir ispat kolaylığı da sağlamaz.
Hâl böyle olunca, TBK’nın 122. maddesinde karşılanması öngörülen faizi aşan aşkın (munzam) zararın, genel ekonomik olumsuzlukların (ülkede cari enflasyon oranı, yüksek ve değişken döviz kurları, mevduat faizleri, paranın satın alma gücünde meydana gelen azalma) dışında davacının durumuna özgü somut vakıalarla ispatlanması gerekir. Burada kanıtlanacak olgular; ekonomik şartlar sonucu ortaya çıkan olumsuzluklar gibi genel ve soyut hususlardan ziyade geç ödeme nedeniyle davacının kendisinin, şahsen ve somut olarak uğradığı zarardır. Ancak yargılama sırasında, davacı tarafından yukarıda belirtildiği şekilde bir zarar olgusunun ileri sürülüp yasal çerçevede ispatlandığı söylenemez.
Davacı, para alacağını zamanında tahsil etmesi halinde ne şekilde kullanacağını, paranın zamanında verilmemesi nedeniyle faiz dışında ne gibi maddi zararlarının oluştuğunu; somut delilerle ispat edemediğinden munzam zarar isteminin reddine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. ( Benzer mahiyette İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi Esas no: 2023/2156 Karar no: 2025/134 , İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 39. Hukuk Dairesi Dosya no : 2025/86 Karar no: 2025/80 içtihatları vardır.)
HÜKÜM: Neden ve kanıtları yukarıda açıklandığı üzere,
1-Davanın reddine,
2-Alınması gerekli ...-TL harçtan peşin alınan ...-TL harcın mahsubu ile bakiye ...-TL harcın davacıdan tahsiline,
3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendisi üzerinde bırakılmasına, arta kalanın karar kesinleştiğinde iadesine,
4-Arabuluculuğa ilişkin dava şartı nedeniyle Adalet Bakanlığı Bütçesinden ödenen ...-TL yargılama giderinin 6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/a-13 maddesi gereğince davacıdan alınarak hazineye irat KAYDEDİLMESİNE,
5-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesaplanan ...-TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Davacı tarafından yatırılan gider avansı bakiyesinin karar kesinleştiğinde davacıya iadesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Bölge Adliye Mahkemesi'nde ilgili Hukuk Dairesi'nde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okundu, usulen anlatıldı. 25/02/2025
Katip ...
(e-imzalıdır)
Hakim ...
(e-imzalıdır)