T.C.
ANTALYA
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2024/984
KARAR NO: 2025/880
DAVA: Tazminat (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 30/12/2024
KARAR TARİHİ: 06/11/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ...'un , gerçek kişi tacir olduğunu, ... plakalı ... marka ... ticari aracın maliki olduğunu, müvekkilinin ... özelliğe sahip aracıyla bilfiil anlaşması bulunduğu firmanın yönlendirmesi ile çeşitli ürün taşıma işleri yaptığını, müvekkilin aracında yaşadığı bir sıkıntıdan ötürü ... marka araçların ... ili yetkili servisi olan ...'e gittiğini ve davalı yetkili servis tarafından araç üzerinde yapılan incelemede aracın turbo ünitesi ile turbo ünitesine bağlantılı bir kısım parçaların değiştirilmesini ve araca yeni motor yağı konulması gerektiğini kendisine bildirdiğini, davalı ... aracın turbosu ile sair parçalarını değiştirdiğini ve aracın motor yağını da yenileyerek aracı hazır olduğunu müvekkiline bildirdiğini, izah edilen işlemler işçilik bedeli de dahil olmak üzere toplamda ... TL tuttuğunu ve fatura bedelinin davalı yetkili servise ödenerek ... günü araç yetkili servisten teslim alındığını, müvekkili tarafından kullanılmaya başlanılan araçta gariplik olduğunu sezdikten sonra ... günü aracını bir özel servise götürdüğünü ve yapılan inceleme sonucunda kısa süre önce değiştirilen turbo ünitesinin kullanılamaz hale geldiğinin görüldüğünü, bu durumunun görülmesi üzerine zaman kaybedilmeksizin davalı yetkili servise araç götürülerek mağduriyetin belirtilmek suretiyle turbonun kullanılmaz halde olduğunun ve ücretsiz olarak onarımının talep edildiğini ancak davalı yetkili servis tarafından arızanın kullanım hatası olduğunu ve arıza sebebiyle sorumluluklarının bulunmadığının bildirildiğini, Antalya ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin .../... D.iş sayılı dosyası ile kapsamında alınan raporda aracın turbo pervanelerinin ağır hasar görerek kullanılamaz hale geldiğinin, turbo arızasının kompresör pervanesindeki kırılmalara bağlı olarak oluştuğunun, kompresör pervanelerinin yabancı nesne hasarına bağlı olarak oluştuğunu ve bu hasarın kullanıcı hatasından olmadığının rapor edildiğinin görüldüğünü, araç ayıplı ifa sebebiyle arızalandığının görüldüğü ve bilirkişiden rapor alınması sebebiyle yeniden onarım için 15 gün aracın kullanılamadığını, müvekkil bu süreçte ticari zarara uğradığını bildirerek davanın kabulü ile davalıya ödenen fatura bedeli olan ...-TL'sinin davalıya ayıp bildiriminin yapıldığı tarihinden itibaren işleyecek temerrüt faiziyle birlikte, müvekkilin uğradığı ticari zararın/kar kaybının şimdilik ...-TL'sinin arabuluculuk başvuru tarihinden itibaren işleyecek temerrüt faiziyle birlikte tahsiline, delil tespiti dosyası sebebiyle doğan harç ve masrafların dosyanın açıldığı tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket tarafından yapılan tamiratın ayıplı olduğunu kabul anlamına gelmemekle birlikte davacı yanca müvekkili şirkete herhangi bir şekilde ayıp ihbarının yapılmadığını, yargılamaya konu ... plakalı aracın bakımı müvekkili şirket tarafından yapılarak ... tarihinde davacıya teslim edildiğini, bu tarihten sonra davacı araçta bir gariplik olduğunu iddia ettiğini ve aracını ... tarihinde özel bir servise götürdüğünü, bu serviste yapılan incelemede turbo ünitesinin kullanılamaz hale geldiğini iddia ettiğini, durumun gerekli kıldığı muayene ile anlaşılamayan ayıpların gizli ayıp olduğunu, alıcı gizli ayıpları araştırmakla yükümlü değil ise ayıp meydana çıkar çıkmaz derhal ihbar etmesi gerektiğini, malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı 2 gün içinde durumu satıcıya bildirmeye mecbur olduğunu, açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra 8 gün içinde muayene etmeye veya ettirmeye ve bu muayene neticesinde malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa haklarını korumak için bu durumu bu süre içerisinde satıcıya bildirmeye mecbur olduğunu, eserde açık bir ayıp varsa iş sahibi makul süre içerisinde bunu yükleniciye ihbar etmek zorunda olduğunu, davacı tarafından müvekkiline herhangi bir ihbar yapılmadığından müvekkili şirketin davacıya karşı herhangi bir sorumluluğunun kalmadığını, davacı tarafça sunulan delil tespitinin müvekkilinin yokluğunda yapılmış olup hükme esas alınmaması gerektiğini, aracın kullanılamamasından kaynaklı ticari kazanç kaybı miktarının nasıl hesaplandığının belli olmadığını bildirerek, davacının davasının reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE :
Davacı vekili tarafından servis iş kartı, müşteri beyan ve talep formu, Antalya ... ATM'nin .../... D.iş sayılı dosyası delil olarak sunulmuş olup, mahkememizce Antalya ... Vergi Dairesi, Antalya Ticaret Sicil Müdürlüğü, Antalya Esnaf ve Sanatkarlar Odasına ve ...'in müzekkere cevabı dosyamız arasına celbedilmiş, Uyap sistemi üzerinden trafik tescil kayıtları dosyamız arasına alınmak suretiyle tüm deliller toplanmıştır.
Dava, eser sözleşmesi kapsamında ayıplı araç servis hizmeti nedeniyle fatura bedeli, kar kaybı ve delil tespiti masraflarına ilişkin maddi tazminat istemine ilişkindir.
Mahkememizce öncelikle görev hususu incelenmiş olup, bu kapsamda gerçek kişi davacının tacir olup olmadığı araştırılmıştır.
Davacının tacir olup olmadığının tespiti için Antalya Sanayi ve Ticaret Odası'na, Antalya Esnaf ve Sanatkarlar Odası'na ve Antalya Vergi Dairesi Başkanlığı'na müzekkereler yazılmış olup, gelen müzekkere cevaplarının incelenmesinde, Ticaret Sicil Müdürlüğü'nde kaydının bulunmadığı, davalının esnaf sicilinde kaydının bulunduğu, davalının işletme esasına göre defter tuttuğunun ve 2024 yılına ait gayri safi hasılat miktarını gösteren YGV beyannamelerinin gönderildiği görülmüştür.
01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanununun 4. maddesinde ticari davalar belirlenmiş olup, 5. Maddede ticari davalara Ticaret Mahkemelerince bakılacağı düzenlenmiştir. Mahkemelerin görevlerini belirleyen usul hukuku kuralları kamu düzenine ilişkin olup, davaya bakan mahkeme görevli olup olmadığı hususunu kendiliğinden değerlendirmelidir.
Mutlak ticari davalar yanında nisbi ticari davalar da bulunup, TTK'nun 4 maddesi 1 bendine göre, bir davanın nisbi ticari dava sayılabilmesi için her iki tarafın tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili olması gerekir. Maddedeki ticari işletme kavramının neyi ifade ettiği hususunun değerlendirilmesi gerekmektedir. 6102 Sayılı TTK'nun 11 maddesinde ticari işletme tanımı yapılmış ticari işletme ile esnaf arasındaki sınır Bakanlar Kurulunca çıkartılacak kararnamede gösterilir hükmüne binaen, 21/07/2007 tarih 26589 sayılı resmi gazetede yayınlanan 2007/12362 sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile esnaf, sanatkar ve tacir sanayici ayrımı belirlenmiştir.
Bu belirlemeye göre VUK 177.maddesinde belirtilen hadlerden 1. ve 3. bendindeki konularda faaliyette bulunanların yarısını, 2.bendindeki faaliyetlerde bulunanların tamamı dikkate alınarak bu rakamları aşanlar tacir olarak kabul edilmiştir. TÜİK verilerine göre, davacının yaptığı işe göre 2.bentteki sınırlara ilişkin 2024 yılında defter hadlerine göre gayrisafi hasılat ... TL olarak belirtilmekle davalının en son (2024) gayrisafi hasılatı vergi beyannamesi ile ... TL olduğu bildirildiğinden davalının esnaf olarak kabulü gerekmektedir.
Nispi ticari dava yönünden yukarıdaki açıklamalara göre davalı gerçek kişinin durumu incelendiğinde, davalının işletme hesabına göre defter tuttuğu, ticaret sicil müdürlüğünde kaydının bulunmadığı ,esnaf sicil kaydının bulunmadığı, V.U.K.177. Maddeye tabi olmadığı ve buna göre de esnaf sınırının aşılmadığı görülmüştür.
Yukarıdaki tespitlere göre, olayda TTK 4.maddesi anlamında mutlak ve nispi ticari davanın söz konusu olmadığı, her ticari işin de ticari dava olmayacağı, yine görev hususunun kamu düzenine ilişkin olup yorum yolu ile genişletilemeyeceği, davalı tacir olup, uyuşmazlık kendi işletmesini ilgilendirse de, davacı tacir olmadığından mahkememizin görevli bulunmadığı, görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğu anlaşılmakla, göreve ilişkin dava şartının olayda bulunmaması ve tamamlanmasının da mümkün olmaması sebepleri ile görevsizlik kararı vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Somut olayda, dava konusu uyuşmazlık, eser sözleşmesi kapsamında ayıplı servis hizmetinden kaynaklanmaktadır. Eser sözleşmeleri Türk Borçlar Kanunu'nda düzenlendiğinden, uyuşmazlık bu Kanun hükümlerine göre irdelenip çözüme kavuşturulacaktır. Dolayısıyla eldeki dava konusu itibariyle ticaret kanununda yer alan herhangi bir düzenlemeden kaynaklanmamaktadır. Yukarıdaki tespitlere göre, olayda TTK 4.maddesi anlamında mutlak ve nispi ticari davanın söz konusu olmadığı, her ticari işin de ticari dava olmayacağı, yine görev hususunun kamu düzenine ilişkin olup yorum yolu ile genişletilemeyeceği, davalı tacir olup, uyuşmazlık kendi işletmesini ilgilendirse de, davacı tacir olmadığından mahkememizin görevli bulunmadığı, görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğu anlaşılmakla, göreve ilişkin dava şartının olayda bulunmaması ve tamamlanmasının da mümkün olmaması sebepleri ile görevsizlik kararı vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere,
1-Dava dilekçesinin göreve ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle usulden REDDİNE, mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE,
2-HMK'nın 20. maddesi gereğince karar kesinleştiğinde ve süresinde (iş bu kararın kararın kesinleştiği tarihten; kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde) başvurulması halinde dava dosyasının yetkili ve görevli Antalya Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
3-HMK'nın 331/2 maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra:
a-Davaya görevli mahkemede devam edilmesi halinde yargılama giderlerinin görevli mahkemece değerlendirilmesine,
b-Dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesi talep edilmezse talep üzerine dosya üzerinden bu durumun tespitine ve davacının yargılama giderlerine mahkum edilmesine ilişkin karar verilmesine,
Dair, davacı vekilinin e-duruşma ile davalı vekilinin yüzüne karşı, 6100 sayılı HMK'nun 345 maddesi uyarınca bu gerekçeli kararın kendilerine tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde kararın Bölge Adliye Mahkemeleri ilgili hukuk dairesince incelenmesi için istinaf kanun yoluna başvurma haklarının bulunduğuna dair, verilen karar, açıkça okunup, anlatıldı. 06/11/2025
Katip ...
¸e-imzalıdır
Hakim ...
¸e-imzalıdır