T.C.
ANTALYA
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2025/311
KARAR NO: 2025/845
DAVA: Alacak (Emanet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 24/04/2025
KARAR TARİHİ: 23/10/2025
Mahkememizde görülmekte bulunan Alacak (Emanet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 09/10/2016 tarihli 29852 sayılı Resmi Gazetede yayımlana Yenilenebilir Enerji Kaynak Alanları Yönetmeliği esasları çerçevesinde ... tarafından yayımlanan ... ilanı ile 5 adet rüzgar enerji santralinin kurulması amacıyla belirlenmiş bağlantı kapasitelerinin ve ilgili ...'ların kullanım hakkının 49 yıl süreyle tahsis edilmesine yönelik uygulanacak usul ve esaslar çerçevesinde ... şartnamesi ve ... ... - ... ... nın ilan edildiğini, ilan akabinde müvekkili şirketin ... ... kapasiteli "...-... ... ..." şartname kapsamında yer alan belgelerin düzenlendiğini ve bakanlığa teslim edildiğini, bakanlık tarafından ... ya hak kazanan şirketler arasında müvekkili şirketin de ilan edildiğini, müvekkili tarafından ... tarihinde en yüksek teklifin müvekkili şirket tarafından verildiğini ve kazanıldığını, ... sonrasında Bakanlık Makam Olur'u ile ... Kullanım hakkı sözleşmesinin imzalanması için müvekkili şirketin ... tarihli yazısı ile davet edildiğini, şartnameye göre taahhüt edilen katkı payının ödenmesi gerektiğinin bildirildiğini, müvekkili şirket tarafından ... USD tutarlı katkı payının ödendiğini, ... ilanında, gerek şartnamede, gerek sürecin herhangi bir aşamasında düzenlemesi bulunmayan ancak ... tarafından sözleşme imzası öncesinde şifahi olarak KDV ödemesinin talep edildiğini ve talep edilen KDV bedelinin 1/12'si ... tarihinde ihtirazi kayıtla ödendiğini, daha sonra müvekkili şirket arasında ... tarihinde Kullanım Hakkı Sözleşmesi imzalandığını, müvekkili şirketin davalı ...'a şartname gereği ödemiş olduğu katkı payı tutarı KDV kanunu'na göre KDV'ye tabi olmadığı için ..., haksız ve hukuka aykırı şekilde KDV ödenmesi talebinde bulunulduğunu, ... tarafından katkı payı ödemesini yapan yatırımcıya ödemenin yapıldığı anda vermiş olduğu bir hizmetin söz konusu olmadığının her türlü izahtan vareste olduğunu, katkı payı bedeli üzerinde KDV tahsil edileceğine dair ... belgelerinde herhangi bir kayıt ve mevzuatta da herhangi bir düzenleme bulunmadığından müvekkili tarafından ödenen ... USD içerisinde KDV'nin de dahil olduğunun kabul edilmesi gerektiğini, ... tarafından KDV ödenmesi şeklinde ek yükümlülük getirilmesi şartnameye aykırı olduğu gibi açıkça bakanlığın beyan ve taahhüdüne de aykırı olduğunu, mahkemenin dava konusu uyuşmazlık yönünden görevli ve yetkili olduğunu, arabuluculuk dava şartının yerine getirildiğini bildirerek,davalıya KDV adı altında ihtirazi kayıtla ödenen ...-TL'nin fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik ... TL'sinin ödeme tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; ... nın işlemi olan ... ... şartnamesindeki ... maddesini uygulamakla yükümlü olduğunu, buna göre davacıdan katkı payı ödemesini aldığını, şartname hükmüne uygun olarak katkı payı bedelini ... kapsamında değerlendirmeye başladığını, Yenilenebilir Enerji Kaynaklarının Belgelendirilmesi ve Desteklenmesine İlişkin Yönetmeliğin 21/f.2b.c maddesi Elektrik Piyasası Dengeleme ve Uzlaştırma Yönetmeliği 132A/f.4 ve 132a/f.6 maddeleri uyarınca fatura düzenlemeye devam ettiğini, bakanlık şartnamesi ve ilgili mevzuat hükümleri hem müvekkili hem de davacının uymakla yükümlü olduğu idari ve yasal nitelikte düzenlemeler olduğundan davacının müvekkili faturalama işlemleriyle ilgili itirazlarının idari yargıda çözümlenmesi gerektiğini, bu kapsamda yargı yolunun caiz olmaması nedeniyle davanın usulden reddinin gerektiğini, davaya bakmakla yetkili mahkemenin müvekkilinin yerleşim yeri mahkemeleri olduğunu, bu sebeple yetkili yargı yerinin ... Mahkemeleri olduğunu, ... tarafından katkı payı ödemesi gereken davacı dahil ... şirketin müvekkiline bildirildiğini, davacı müvekkiline ...-TL katkı payı ödemesi yaptığını, davacı gibi diğer şirketlerde şartname uyarınca katkı payı bedellerini ...'a ödediğini, müvekkiline toplam ...-TL katkı payı ödemesi yapıldığını, şartnamede bahsedilen ... maddesinde göre ... kazanan tüm şirketler tarafından ödenen katkı paylarının ... tarafından 1 yıl içerisinde aylık eşit taksitler halinde ... kapsamında değerlendirileceğini, davacı tarafından müvekkile ödendiği katkı payı bedelinin avans olduğunu, mücbir sebep halinde bu bedelin iade edilebileceğini ve bu nedenlerle KDV'ye tabi olmadığını iddia ettiğini, şartnamedeki düzenlemeler incelendiğinde davacı tarafından ödenmiş olan katkı payı tutarının avans kavramı ile ilgisinin bulunmadığını, davacının kendisine katma değer vergisi yansıtılmaması veya KDV'nin katkı payı tutarının içinde oludğu yönündeki iddialarının vergi kaybına ve kamu gelirinin azalmasına yol açacak nitelikte, tüketicinin zararına yol açacak kamu düzenine aykırı iddialar olduğu sonucuna varıldığını bildirerek davacının davasının yargı yolu itirazları dikkate alınarak görevli olmayan mahkemede açılan davanın reddine, tahkim itirazı nedeniyle davanın reddine, davacının haksız ve hukuka aykırı davasının reddini talep etmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE :
Davacı vekili tarafından Resmi Gazete ilanı, fatura, ödeme dekontu, kullanım hakkı sözleşmesi, şartnameler delil olarak sunulmuş, mahkememizce tüm belgeler istenilmiş, deliller toplanmıştır.
Dava, davacı ... tarafından ...'nca düzenlenen Rüzgar Enerjisine Dayalı Yenilenebilir Enerji Kaynak Alanları ve Bağlantı Kapasitelerinin Tahsisine İlişkin Şartnamesi gereği kazanılan ... ...-... ... (“...”) projesi için davalıya ödedikleri ... USD tutarında Katkı Payı sebebiyle ...'a KDV adı altında ihtirazi kayıtla ödenen paranın istirdadı istemine ilişkindir.
...'nca düzenlenen Rüzgar Enerjisine Dayalı Yenilenebilir Enerji Kaynak Alanları ve Bağlantı Kapasitelerinin Tahsisine İlişkin Şartnamesi gereği kazanılan ... ... ...-... ... (“...”) projesi için davacının davalıya ödediği ... USD tutarında Katkı Payı sebebiyle ...'a KDV adı altında ödenen ... TL'nin ...'ın tahsil işleminin dayanağı olan ... kararlarının hukuka uygun olup olmadığı, davacının yaptığı ödemelerin Elektrik Piyasası mevzuatı hükümlerine göre kendisinden alınıp alınmayacağı hususları uyuşmazlık konusudur.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 114. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi gereği yargı yolunun caiz olması dava şartıdır.
Aynı Kanun'un 115. maddesine göre; mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler.
Danıştay 13. Hukuk Dairesi'nin 29/09/2016 tarih 2016/1992 E., 2016/3088 K nolu ilamında, "2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinin 1/a bendinde; idarenin kamu gücü kullanarak tek taraflı iradeyle tesis ettiği kesin ve yürütülebilir idarî işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı oldukları iddiasıyla, menfaati ihlal edilenler tarafından, idari yargı mercilerinde iptal davası açılabileceği düzenlenmiştir. İdari yargının görev alanının tespitinde belli başlı üç ölçüt kabul edilmektedir. Bunlardan kamu gücü ölçütüne göre, idare, tek yanlı, egemenliğin bir parçası olarak emretme gücü (kamu kudreti) kullanmaktadır ve ilgililere bu tek yanlı iradesini gerektiğinde zorla kabul ettirmek yetkisine sahiptir. Bu sebeple idarenin kamu gücü kullanarak yaptığı işlemler ve eylemler, idari yargının görev alanına girer. Kamu hizmeti ölçütüne göre ise idari yargının görev alanı kamu hizmeti kavramıyla açıklanmaktadır. İdarenin kamu hizmeti görmek için yaptığı işlem ve eylemler, idare hukukunun alanına girmektedir, ortaya çıkan uyuşmazlıkların çözüm yeri de idari yargıdır. Karma ölçüte göre ise idarenin üstlendiği hizmetlerin artması ve çeşitlenmesi, kamu hizmeti ölçütünü yetersiz kılmıştır. Günümüzde birçok kamu hizmeti, idare hukuku kurallarına göre değil özel hukuk kurallarına göre yürütülmeye başlanmıştır. Örneğin elektrik, doğalgaz dağıtım, iletim ya da elektronik haberleşme gibi. Bu sebeple, günümüzde idari yargının görev alanının tespitinde yürütülen faaliyetin niteliğinden daha ziyade, faaliyeti yürüten ya da işlemi tesis eden ve uygulayan kuruluşun özel hukuku aşan, özel hukukta rastlanmayacak yetkiler kullanıp kullanmadığı önem taşımaktadır. İdarenin özel hukuku aşan, özel hukukta rastlanmayacak yetkiler kullanarak yaptığı işlem ve eylemlerinin denetiminin idari yargının görev alanına girdiği kabul edilmektedir. Yukarıda yer verilen ölçütlere göre kamu gücü kullanılarak tesis edilen işlemler bakımından işlemi tesis eden kuruluşun; özel hukuk hükümlerine göre kurulmuş olması ya da yönetilmesi tesis edilen işlemin "idari" niteliğini değiştirmediği gibi, bu işlemlerin iptali için açılacak davaların da idari yargı mercilerinin görev alanına girdiği kuşkusuzdur." denilmiştir.
Somut olayda, davacı ve davalı taraf anonim şirket ve özel hukuk tüzel kişisidir. Ancak ... ile davacı arasında imzalanan ...-... ... ... Kullanım Hakkı Sözleşmesi kapsamında davacı tarafın davalı ...'a şartname gereği ödemiş olduğu katkı payı tutarı KDV tahsilat işlemi özel hukuku aşan yetkiler kullanılarak yapılmış bir işlemdir. İşlemi tesis eden davalının özel hukuk hükümlerine göre kurulmuş ve yönetiliyor olması kamu gücü kullanılarak tesis edilen işlemin idari niteliğini ortadan kaldırmayacağından uyuşmazlığın çözümünün idari yargının görev alanına girdiği kabul edilmelidir. Davalının yürüttüğü elektrik piyasası işletmeciliği kapsamındaki işlemleri kamusal faaliyet niteliğindedir. Davacının lisansının üzerinde yaptığı elektrik üretimi için aldığı ödemelerin tahsil edilmesine yönelik işlemin statü itibarıyla özel hukuk kurallarma tabi kılınmış olsa da "piyasa işletmecisi" olan ...'ın, Elektrik Piyasası Dengeleme ve Uzlaştırma mevzuatı çerçevesinde tek yanlı, kamu gücü kullanarak tesis ettiği idari bir işlem olduğu ve adli yargının görev alanında kalmadığı, idari yargı denetimine tabi olduğu anlaşılmakla, bu davalara bakma görevi idari yargı mercilerine ait olup, mahkememizin davaya bakma görevi bulunmadığından, davanın idari yargıda açılması gerekli olup yargı yolu caiz olmadığından 6100 sayılı HMK 114/1-b, 115/2 maddeleri gereğince yargı yolunun caiz olmaması nedeniyle dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere,
1-Davanın HMK 114/1-b ve HMK 115/2 maddesi gereğince yargı yolunun caiz olmaması nedeniyle dava şartı yokluğundan usulden reddine,
2-Alınması gerekli ... TL harç peşin alındığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,
3-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Davacı tarafça yatırılan gider avansından arta kalanının karar kesinleştiğinde talebi halinde davacıya iade edilmesine,
5-Arabuluculuğa ilişkin dava şartı nedeniyle Adalet Bakanlığı Bütçesinden ödenen ... TL yargılama giderinin 6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/a-13 maddesi gereğince davacıdan alınarak hazineye irat kaydedilmesine,
5- Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret tarifesi uyarınca davada reddedilen miktar dikkate alınarak hesap edilen ... TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı tarafa verilmesine,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı vekillerinin yokluğunda HMK'nun 345 maddesi uyarınca gerekçeli kararın kendilerine tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde Antalya Bölge Adliye Mahkemesi ilgili hukuk dairesinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça, okunup, usulen anlatıldı. 23/10/2025
Katip ...
(E-İmzalı)
Hakim ...
(E-İmzalı)