T.C.
ANTALYA
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2025/47 Esas
KARAR NO: 2025/263
DAVA: Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 20/03/2015
KARAR TARİHİ: 14/03/2025
Mahkememizde görülmekte bulunan Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin ... abone numarası ile 2013 yılı 5, 6, 7, 8, 9, 10, 11, 12. aylarda, 2014 yılı 1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10, 11. aylarda, 2015 yılı 1. ay ve sonraki dönemlerde, ... abone numarası ile 2013 yılı 7, 8, 9. aylarda davalıdan enerji satın aldığını ve kullanılan tüketim miktarı üzerinden müvekkili şirkete fatura tahakkuk edildiğini, bu faturalarda kayıp kaçak bedeli adı altında hizmet bedeli olmayan meblağların da müvekkiline yüklendiğini, kayıp kaçak miktarının dağıtım sistemine göre enerji ile dağıtım sisteminde tüketicilere tahakkuk ettirilen enerji miktarları arasındaki farkı gösterdiğini, elektrik sisteminde ortaya çıkan teknik ve teknik olmayan kaybın maliyetinin belli oranlar ölçüsünde karşılanması amacıyla belirlenen bu bedelin tüketimleri sonucu yapılan faturalandırmaya istinaden düzenli olarak ödemelerini zamanında yapan müvekkiline yansıtıldığını, enerji kullanılan yıllar içinde haksız ve hukuksuz olarak alınan bedellerin toplamının müvekkiline iadesi gerektiğini ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla müvekkili tarafından ödenen meblağın ödeme tarihinden itibaren uygulanacak yasal faizi ile birlikte şimdilik ...-TL'nin iadesine karar verilmesini talep ve dava etmiş, ... tarihli dilekçesi ile ...-TL'nin ıslah tarihinden, diğer alacakların dava tarihiden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın zaman aşımına uğradığını, mahkememizin görevli olmadığını, yargı yolunun idari yargı olduğunu, kayıp kaçak bedellerinin tahsil edip etmeme noktasında müvekkili şirketin herhangi bir inisiyatifinin bulunmadığını, söz konusu bedellerinin EPDK tarafından belirlenen ve lisans sahibi şirketlerin uymakla yükümlü olduğu tarifelere dayandığını, aksine bir uygulama yapılmasının yasal olarak mümkün olmadığını, davacı tarafından tarife uygulamasının iptali için idari yargıya dava açılmasının gerektiğini, davalının sözleşme ile uymayı kabul ettiği ve mevzuat gereğince alınan bedellerin iadesi için açtığı davanın sözleşmeye aykırı olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE :
Davacı vekili tarafından sözleşme, dava konusu dönemlere ilişkin faturalar ve ödeme belgeleri ile bilirkişi incelemesine dayanılmış, davalı şirket vekili tarafından da şirket kayıtları ile EPDK kararlarına delil olarak dayanılmış, mahkemece tarafların bildirdiği tüm deliller toplanarak davalı şirket nezdinde bulunan davacı şirket ile düzenlenen sözleşme ve abonelik dosyası getirtilerek bilirkişi kurulundan rapor alınmıştır.
Davalı vekili tarafından zaman aşımı def'inde bulunulmuş ise de; taraflar arasında abonelik sözleşmesinin düzenlendiği uyuşmazlığın sözleşmeden kaynaklandığı, TBK'nun 146 maddesinde düzenlenen 10 yıllık zaman aşımı süresine tabi olduğu anlaşılmakla, yerinde görülmeyen zaman aşımı def'inin reddine, davacı tarafça mahkemenin yetkisine itiraz ederek aynı zamanda derdestlik ve kesin hüküm itirazında bulunduğu, itirazda yetkili mahkemenin gösterilmediği, derdestlik ve kesin hüküme ilişkin mahkeme ve dosya numarasının bildirilmediği, taraflar arasındaki uyuşmazlıkta adli yargının görevli olduğu anlaşılmakla yerinde görülmeyen itirazların reddine karar verilmiştir.
Davalı vekili tarafından husumet itirazında bulunulmuş olup, 4628 Sayılı Enerji Piyasası Kanununun 4/1. maddesinde bu kanun ile verilen görevleri yerine getirmek üzere Enerji Piyasası Düzenleme Kurumunun kurulduğu belirtilmiş, aynı maddenin 2. fıkrasında "Kurum tüzel kişilerin yetkili oldukları faaliyetleri ve bu faaliyetlerden kaynaklanan hak ve yükümlülüklerini tanımlayan kurul onaylı lisansların verilmesinden, işletme hakkı devri kapsamındaki mevcut sözleşmelerin bu kanun hükümlerine göre düzenlenmesinden, piyasa performansının izlenmesinden ... bu kanunda yer alan fiyatlandırma esaslarını tespit etmekten, piyasa ihtiyaçlarını dikkate alarak serbest olmayan tüketicilere yapılan elektrik satışında uygulanacak fiyatlandırma esaslarını tespit etmekten ve bu fiyatlarda enflasyon nedeniyle ihtiyaç duyulacak ayarlamalara ilişkin formülleri uygulamaktan ve bunların denetlenmesinden ve piyasada bu kanuna uygun şekilde davranılmasını sağlamaktan sorumludur." hükümlerine yer verilmiştir. EPDK bu maddeye dayanarak 11.08.2002 tarih 24843 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan "Perakende Satış Hizmet Geliri ile Perakende Enerji Satış Fiyatlarının Düzenlenmesi Hakkında Tebliği" yayımlamış ve lisans sahibi şirketler de bu tebliğe uygun olarak tüketicilerden kayıp kaçak, iletim bedeli, dağıtım bedeli, perakende satış hizmet bedeli adı altında bedeller tahsil edilmiştir. EPDK'nın 12.09.2012 tarih 4019 Sayılı Kararı ile; Elektrik Piyasası Kanununun 3. Maddesinin 1. fıkrasının c bendi hükmü çerçevesinde dağıtım ve perakende satış faaliyetlerinin dağıtım şirketleri tarafından 01.01.2013 tarihinden itibaren ayrı tüzel kişilikler altında yürütülmesine ilişkin usül ve esaslar belirlenmiş, dağıtım ve satış faaliyetlerinin ayrılması ve ayrı tüzel kişilerce yürütülmesi 3. maddede kısmi bölünme olarak tanımlanıp TTK'nun 159 ve 173. maddelerine atıfta bulunulmuştur. Kurul kararında kısmi bölünme işlemlerine başlanmadan önce dağıtım şirketleri tarafından bir anonim şirket kurulacağı, dağıtım şirketinin perakende satış lisansını ... tarihinden itibaren geçerli olmak üzere sona erdirileceği ve perakende satış şirketine ... tarihinden itibaren geçerli olmak üzere eskisinin devamı niteliğinde yeni lisans verileceği düzenlenmiş olup, kurul kararında dağıtım ve perakende satış faaliyetlerinin hukuken ayrıştırılmasına karar verilmiş ise de, TTK'nun 159. maddesine göre tam bölünmede şirketin tüm mal varlığının diğer şirketlere devredileceği, bölünen şirketin ortaklarını devralan şirketin paylarını ve haklarını iktisap edeceklerini, tam bölünmede devralınan şirketin tüzel kişiliğinin sona ereceği kabul edilmiş olup, ... tarihinden önce var olan ... ve bu tarihten sonra kurulan ... varlıklarını devam ettirdiklerinden ortada bir tam bölünmeden söz edilemez. Aynı maddede düzenlenen kısmi bölünmede bölünen şirket devredilen mal varlığı bölümlerinin karşılığında devralan şirketlerdeki paylarını ve haklarını devralacağı, dağıtım şirketi olan davalının ... tarihinden itibaren satış lisansının Yasa ve incelenen kurul kararı ile sona erdirildiği tartışmasız ise de, dağıtım ve satış faaliyetinin hukuken ayrıştırılması kararının TTK'nun bölünmeye ilişkin hükümlerini tam olarak karşılamadığı, bölünme sözleşmesi veya bölünme planı ile şirketlerin borçlardan sorumluluklarının düzenlenmediği, bölünen şirketin dağıtım şirketi olduğunun kabul edilmesi halinde borçlardan birinci derecede sorumlu olduğu, ayrıştırma nedeniyle dağıtım ve perakande satış faaliyetlerinin ayrı şirketler tarafından yerine getirilmesinin işletme devri olarak da nitelendirilemeyeceği, EPDK'nun 12.09.2012 tarih 4019 Sayılı kararının lisans işlemleri başlıklı 11/3 maddesinde dağıtım şirketlerinin perakende satış lisansının 31.12.2012 tarihinden geçerli olmak üzere sona erdirileceği ve perakende satış şirketine 01.01.2013 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere eskisinin devamı mahiyetinde yeni lisans verileceğinin düzenlendiği gözetildiğinde davalının husumet itirazının yerinde olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
Davacı ile davalı ... arasında abonelik ilişkisinin bulunduğu, ihbar olunan ... ile de abonelik sözleşmelerinin devamı niteliğinde perakende satış sözleşmelerinin düzenlendiği, abonelik ilişkisi nedeniyle hizmetin alındığı, fatura bedellerinin tamamının ödendiği konusunda taraflar arasında uyuşmazlık yoktur. Uyuşmazlık, davalının davacıdan elektrik tüketim bedeline ilişkin faturalar nedeniyle kayıp-kaçak bedelini isteyip isteyemeyeceği konusundadır. Kayıp-kaçak miktarı, dağıtım sistemine giren enerji ile dağıtım sisteminde tüketicilere tahakkuk ettirilen enerji miktarı arasındaki farkı göstermektedir. Kayıp-kaçak bedeli elektrik sisteminde ortaya çıkan teknik ve teknik olmayan kaybın maliyetinin kayıp-kaçak bedeli oranları ölçüsünde karşılanabilmesi amacıyla belirlenen bir bedeldir. Davalı kurum tarafından elektrik enerjisinin üretiminden, tüketicilere ulaştırılıncaya kadar oluşan elektrik eksikliği kayıp bedeli olarak; enerji nakil hatlarından çeşitli sebeplerle sayaçtan geçirilmeksizin, herhangi bir bedel ödemeden kullanılan elektrik bedeli de kaçak bedeli olarak diğer kullanıcı abonelere yansıtılmaktadır. 4628 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu’nun 4.maddesinin 1.fıkrasında, bu kanun ile verilen görevleri yerine getirmek üzere Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu kurulduğu belirtilmiş, aynı maddenin 2.fıkrasında ise; “Kurum, tüzel kişilerin yetkili oldukları fâaliyetleri ve bu fâaliyetlerden kaynaklanan hak ve yükümlülüklerini tanımlayan Kurul onaylı lisansların verilmesinden, işletme hakkı devri kapsamındaki mevcut sözleşmelerin bu Kanun hükümlerine göre düzenlenmesinden, piyasa performansının izlenmesinden, performans standartlarının ve dağıtım ve müşteri hizmetleri yönetmeliklerinin oluşturulmasından, tadilinden ve uygulattırılmasından, denetlenmesinden, bu Kanunda yer alan fiyatlandırma esaslarını tespit etmekten, piyasa ihtiyaçlarını dikkate alarak serbest olmayan tüketicilere yapılan elektrik satışında uygulanacak fiyatlandırma esaslarını tespit etmekten ve bu fiyatlarda enflasyon nedeniyle ihtiyaç duyulacak ayarlamalara ilişkin formülleri uygulamaktan ve bunların denetlenmesinden ve piyasada bu Kanuna uygun şekilde davranılmasını sağlamaktan sorumludur…” hükümlerine yer verilmiştir. Madde metninden de açıkça anlaşılacağı üzere, Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu’na tüketicilere yapılacak elektrik satışlarında uygulanacak fiyatlandırmaya esas unsurları tespit etme görevi verilmiştir. Bu maddede de anlatılmak istenilen hususun 1 kw elektrik enerjisinin tüketicilere ulaşıncaya kadarki maliyet ve kâr payı olup, yoksa Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu’na sınırsız bir fiyatlandırma unsuru belirleme yetkisi ve görevi vermediği açıktır. Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu bu maddeye dayanarak 11/08/2002 gün ve 24843 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan “Perakende Satış Hizmet Geliri ile Perakende Enerji Satış Fiyatlarının Düzenlenmesi Hakkında Tebliğ”i yayımlamış ve lisans sahibi şirketlerde bu tebliğe uygun olarak tüketicilerden kayıp-kaçak ve sayaç okuma bedeli adı altında bir bedel tahsil etmişlerdir. Ancak yukarıda açıklandığı üzere tebliğin dayanağı olan 4628 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu’nun 4.maddesinde, Elektrik Piyasası Düzenleme Kurumu’na sınırsız bir fiyat belirleme hak ve yetkisi verilmemiştir. Elektrik enerjisinin nakli esnasında meydana gelen kayıp ile başka kişiler tarafından hırsızlanmak suretiyle kullanılan elektrik bedellerinin (kaçak) kurallara uyan abonelerden tahsili yoluna gitmek hukuk devleti ve adalet düşünceleri ile bağdaşmamaktadır. Hem bu hâl, parasını her halükarda tahsil eden davalı Kurum’un çağın teknik gelişmelerine ayak uydurmasına engel olur, yani davalı kendi teknik alt ve üst yapısını yenileme ihtiyacı duymayacağı gibi; elektriği hırsızlamak suretiyle kullanan kişilere karşı önlem alma ve takip etmek için gerekli girişimlerde de bulunmasını engeller. Oysa ki, elektrik kaybını önleme ve hırsızlıkları engelleme veya hırsızı takip edip, bedeli ondan tahsil etme görevi de bizzat enerjinin sahibi bulunan davalıya aittir. Bununla birlikte nihai tüketici olan vatandaşın faturalara yansıtılan kayıp-kaçak, trafo kaybı ve sistem kullanım bedellerinin hangi miktarda olduğunun apaçık denetlenebilmesi ve hangi hizmetin karşılığında ne bedel ödediğini bilmesi, şeffaflık ve hukuk devletinin vazgeçilmez unsurlarındandır. Aynı ilkeler Hukuk Genel Kurulunun 21/05/2014 tarih, 2013/7-2454 Esas, 2014/679 Karar sayılı ilamı ile de benimsenmiş olup, mahkemece bu ilkeler gözetilerek davacının talebi konusunda talimat yolu ile bilirkişi raporu alınmış, bilirkişi kurulunun raporu ile; davacının isteyebileceği kayıp kaçak bedeli konusunda hesaplamayı içeren ayrıntılı raporunu ibraz etmiş olup, raporda ödeme tarihinden dava tarihine kadar işlemiş faiz hesaplanmış ise de; davacı tarafça dava tarihinden önce temerrüt olgusunun gerçekleştiğine ilişkin delil ibraz edilmediği, faizin bu nedenle dava tarihinden itibaren istenebileceği sonucuna ulaşılmakla, bilirkişi kurulunun raporu işlemiş faize ilişkin hesaplama çıkarılıp, ana para miktarı yönünden ve yalnız dava konusu aylara ait hesaplamayı içerir kısmı ile hükme esas alınarak ıslah edilmiş davanın kısmen kabulüne, ...-TL'nin dava tarihi olan ... tarihinden, ...-TL'nin ıslah tarihi ... tarihinden itibaren davalı ...'den değişen oranlarda yasal faizi ile birlikte tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş ise de;
Mahkememizden verilen ... tarih ve .../... Esas .../... sayılı kararı Yargıtay ... Hukuk Dairesi'nin ... tarih ve .../... Esas .../... Karar sayılı ilamıyla karar tarihinden sonra yürürlüğe girmiş bulunan 6719 Sayılı Kanunun 26. Maddesi ve 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanuna eklenen geçici 19. ve 20. Maddeler ve 6446 Sayılı Elektrik Piyasası Kanununu 17. Maddesinin somut olaya etkisinin tartışılıp değerlendirilmesi gerektiğinden bahisle bozulmasına karar verilmiş olmakla mahkememizin .../... esas sırasına kaydı yapıldı.
Mahkememizin .../... yeni esasına kaydedilerek yapılan yargılama sırasında usul ve yasaya uygun Yargıtay bozma ilamına uyulmasına karar verilmiştir.
Dava, tahakkuk ettirilen elektrik fatura bedellerinden tahsil edilen kayıp kaçak bedellerinin iadesi davasıdır.
Dava tarihi itibari ile dava konusu uyuşmazlığın esasının düzenlendiği doğrudan bir yasa hükmü bulunmamakla birlikte davanın dayanağını Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 21.05.2014 tarih ve 2013/7-2454 Esas 2014/679 K. Sayılı kararı ve Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin kararları ile Anayasanın Vergi Ödevi Başlıklı 73. maddesindeki “... Vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülükler kanunla konulur, değiştirilir veya kaldırılır..." şeklindeki düzenleme oluşturmaktadır. Bu düzenlemelere göre; kayıp-kaçak, sayaç okuma, dağıtım, perakende hizmet ve iletim bedeli uygulamasının EPDK Kararları ve tebliğleri çerçevesinde uygulama arz eden kanunlar ve ikincil mevzuat hükümleri çerçevesinde EPDK tarafından belirlenerek uygulandığı, bu tarihteki mevcut hukuki düzenlemenin EPDK'na sınırsız bir fiyatlandırma ve tarife unsuru belirleme hak ve yetkisi vermediği, özellikle kaçak (elektrik enerjisinin hırsızlanması) bedellerinin kurallara uyan abonelerden tahsili yoluna gitmenin hukuk devleti ve adalet düşünceleri ile bağdaşmadığı, bu faturalara yansıtılan diğer kalemlere ilişkin bedel miktarlarının şeffaflık ilkesi ile denetlenebilmesi ve hangi hizmetin karşılığında ne bedel ödendiğinin bilinmesininde şeffaf hukuk devletinin vazgeçilmez unsuru olduğu, EPDK kararları ile bu bedellerin mevcut mevzuat kapsamında tüketicilerden alınmasının hukuka uygun olmadığı kabul edilmiştir.
Dava tarihinden sonra, 17.06.2016 tarihinde yürürlüğe giren 6719 Sayılı Kanun'un 21. maddesiyle 6446 Sayılı Elektrik Piyasası Kanunu'nun 17. maddesine eklenen 10. fıkra ile “Kurum tarafından gelir ve tarife düzenlemeleri kapsamında belirlenen bedellere ilişkin olarak yapılan başvurularda ve açılan davalarda; tüketici hakem heyetleri ile mahkemelerin yetkisi, bu bedellerin, Kurumun düzenleyici işlemlerine uygunluğunun denetimi ile sınırlıdır” hükümü ile yine aynı Kanuna eklenen Geçici 20. Madde ile "Kurul kararlarına uygun şekilde tahakkuk ettirilmiş dağıtım, sayaç okuma, perakende satış hizmeti, iletim ve kayıp-kaçak bedelleri ile ilgili olarak açılmış olan her türlü ilamsız icra takibi, dava ve başvurular hakkında 17 nci madde hükümleri uygulanır” hükmü getirilmek suretiyle Tüketici Hakem Heyetlerinin ve Mahkemelerin bu konularda açılacak davalarda inceleme ve araştırma yetkileri geçmişe de etkili olarak sadece bu dağıtım, sayaç okuma, perakende satış hizmeti, iletim ve kayıp-kaçak bedellerinin Kurumun bu konulardaki düzenleyici işlemlerine uygunluğunun denetimi ile sınırlanmış, bu bedellerin alınmasında esas olan ilgili tarifelerin düzenlenmesinde EPDK'nın Kanundaki yetkileri genişletilerek yukarıda sözü edilen bedeller maliyet unsuru kapsamına dahil edilmiştir.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 08/02/2017 tarih, 2016/16610 Esas, 2017/1011 Karar sayılı emsal içtihadında, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 24. Hukuk Dairesi'nin 210 esas, 210 karar sayılı ve benzeri kararlarında elektrik dağıtım ve tedarikçi firmalara karşı açılan istirdat davaları, ilgili yasal düzenlemeler uyarınca değerlendirilmiştir.
Yukarıda belirtilen içtihatlarda da belirtildiği üzere, her dava açıldığı tarihteki fiili ve hukuki sebeplere ilişkin koşullara göre hükme bağlanır. Ne var ki, dava açıldıktan sonra meydana gelen bir olay nedeniyle dava konusunun ortadan kalkması ve tarafların, davanın esası hakkında karar verilmesinde hukuki yararının kalmaması gibi hallerde işin esası hakkında infaz kabiliyeti olan bir hüküm kurulmamaktadır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun “Esastan Sonuçlanmayan Davada Yargılama Gideri” başlıklı 331.maddesinin 1.fıkrasında; davanın konusuz kalması sebebiyle davanın esası hakkında bir karar verilmesine gerek bulunmayan hâllerde, hâkimin, davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumuna göre yargılama giderlerini takdir ve hükmedeceği düzenlenmiştir. Bu durumda mahkemenin yargılamaya devam ederek dava açıldığı zaman hangi tarafın haksız olduğunu tespit etmesi ve tutumuyla dava açılmasına sebep olan tarafı yargılama gideri ile mahkum etmesi gerekmektedir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 18.11.2009 tarih, 2009/18-421 Esas - 2009/526 Karar sayılı ilamında "Dava tarihinde davasında haklı bulunan davacının, sonradan yürürlüğe giren yasa nedeniyle haksız duruma düşmesi söz konusu olmadığından, davacı lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği" belirtilmiştir.
Somut olayda, davacı tarafın dava açıldığı tarihteki mevzuat, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 21.05.2014 tarih ve 2013/7-2454 Esas 2014/679 Karar Sayılı kararı ve Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin emsal kararları gereği içtihat durumuna göre dava açmakta haklı olduğu, bu kapsamda kayıp kaçak ve diğer bedellerin tahsilini talep edebileceği dikkate alındığında, dava açıldıktan sonra yürürlüğe giren geçmişe etkili yasa değişikliği ya da içtihadı birleştirme kararı gereği konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına, dava yasa değişikliği nedeniyle konusuz kaldığından davacının yargılama giderlerinden sorumlu tutulamayacağına ve davacı lehine maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğine dair anılan gerekçelerle karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Neden ve kanıtları yukarıda açıklandığı üzere,
1-6719 sayılı Kanun'un 21. Maddesi ile 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanununun 17. Maddesine eklenen 10. Fıkra hükmü ve 6719 sayılı Kanunun 26. Maddesi ile 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanununa eklenen Geçici 20. Maddesi hükümlerine istinaden davanın konusuz kalması nedeni ile DAVANIN ESASI HAKKINDA KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,
2-Alınması gerekli ..-TL harçtan peşin alınan ...-TL harcın mahsubu ile bakiye ...- TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,
3-Davacı tarafça bozmadan önce yapılan ...-TL ve bozmadan sonra yapılan ...-TL üç adet tebligat gideri olmak üzere toplam ...-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-Davalı tarafça yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA,
5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret tarifesi uyarınca mahkememizce takdir edilen ...-TL maktu vekâlet ücretinin davalıdan alınarak davacı tarafa VERİLMESİNE,
6-Davacı tarafından yatırılan gider avansı bakiyesinin karar kesinleştiğinde davacıya iadesine,
Dair, davalı vekilinin yüzüne karşı, davacı vekilinin mazeretli yokluğunda, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay ilgili Hukuk Dairesi'nde temyiz yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okundu, usulen anlatıldı. 14/03/2025
Katip ...
(E-İmzalıdır)
Hakim ...
(E-İmzalıdır)