T.C.
ANTALYA
3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2023/526 Esas
KARAR NO: 2024/31
DAVA: Menfi Tespit (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 28/07/2023
KARAR TARİHİ: 11/01/2024
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı arasında ... tarihinde akdedilen eser sözleşmesi uyarınca müvekkilinin yükümlülüklerini yerine getirerek işi zamanında ve eksiksiz teslim ettiğini, müvekkilinin davalı taraftan alacağının mevcut olduğunu ve tahsil edemediğini, müvekkilinin söz konusu Antalya ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı takibe konu olan sözleşme borcunu ifa ettiğini ve hiçbir borç ve yükümlülüğünün kalmadığını, bu işe ilişkin ... tarihinde teslim alma tutanağı düzenlendiğini, müvekkili tarafından işin sözleşmeye uygun ve kusursuz olarak yapıldığını, davalı alacaklı şirketin vekili ... tarafından davacı müvekkiline İstanbul ... Noterliği'nden ... tarih ... yevmiye numaralı ve konusu ... tarihli eser sözleşmesi olan ihtarnamenin e-tebligat olarak gönderildiğini, müvekkilinin ihtarnameden haberdar olmadığını, davacı müvekkili aleyhine Bodrum ... Sulh Hukuk Mahkemesi'nin ... D.iş sayılı dosyası ile tespit yaptırıldığını ve alınan rapor ve karardan müvekkilinin haberdar olmadığını, taraflar arasında akdedilen ... tarihli eser sözleşmesinde, sözleşme nedeniyle yapılacak her türlü ihbar, talep, tebligat ve diğer bildirimlerin müvekkilinin ... Mah. ... Sk. ... Apt. No:.../... .../... adresi olduğunu ancak davalı tarafından tebligatların UETS olarak yapıldığını, bu sebeple yapılan tebligatların geçersiz sayılması gerektiğini, müvekkilinin tüm yükümlülüklerini eksiksiz olarak yerine getirdiğini ancak davalı tarafça işin bitiminden 1 yıl sonra kötü niyetli olarak kalan bakiye borcunun ödenmediğini bildirerek öncelikle İİK md72 gereğince Antalya ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. Sayılı dosyasında davalı alacaklıya ödenmemesi yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesine, müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespitine, davalı tarafından haksız ve kötü niyetli müvekkiline takip yapıldığından %20'den aşağı olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafça üstlenilen edimlerin sözleşmeye uygun, eksiksiz ve ayıpsız olacak şekilde teslim edilmediğini, sözleşmede belirlenen yazılı sürelere riayet edilmediğini, müvekkili şirket tarafından tüm ayıp ve eksik iş bildirimi ile sayısız davetiyeye rağmen yüklenici firmanın ayıp ve eksikleri gidermediğini, Bodrum ... Sulh Hukuk Mahkemesi'nce bilirkişi raporu düzenlendiğini, raporda söz konusu ayıplı imalatın toplam bedelinin ...-TL olduğu ve gereken sürenin en az 9 gün olduğunun belirlendiğini, müvekkili tarafından davacıya davet ve çağrı gönderilmesine rağmen davacı tarafından eksik ve ayıpların giderilmediğini, bunun üzerine Antalya ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. Sayılı dosyası ile ilamsız takibe geçildiğini, davacının, müvekkilinden alacağının bulunduğu şeklindeki iddiasının kabulünün mümkün olmadığını, ispat yükünün davacıda olduğunu, sayısız ihbar ve ihtarda bulunulduğunu, davacı tarafından üstlenilen işin müvekkili tarafından teslim alınmadığını, bu sebeple ihbar sürelerinin başlamadığını, davacıya verilen ihtiyati tedbir kararının müvekkilinin ileride telafisi mümkün olmayan zararlara yol açmaması için kararın kaldırılması gerektiğini bildirerek haksız davanın usul ve esastan reddine, davacıya %20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Dava; eser sözleşmesinden kaynaklı alacağın tahsili istemiyle başlatılan icra takibinden sonra açılan menfi tespit davası niteliğindedir.
Mahkememizce davacı tarafın tacir olup olmadığı hususunda araştırma yapmak üzere Antalya Ticaret ve Sanayi Odası'na, Antalya Esnaf ve Sanatkarlar Odası'na ve Antalya Vergi Dairesine müzekkere yazılmış, gelen müzekkere cevapları dosya arasına alınmıştır.
Mahkemelerin görevi kanunla düzenlenir. Göreve ilişkin kurallar, kamu düzenindendir. 6100 Sayılı HMK'nın 114/c maddesi uyarınca mahkemelerin görevi dava şartı olup, 115. maddesi uyarınca mahkeme dava şartlarının varlığını res'en araştırmakla yükümlüdür.
6102 sayılı TTK'nun 4. maddesinde, bu kanundan doğan hukuk davalarının ticari dava sayıldığı, aynı Kanunun 5. maddesinin ikinci fıkrasında, bir yerde ticaret mahkemesi varsa asliye hukuk mahkemesinin vazifesi içinde bulunan ve bu Kanunun 4. maddesi hükmünce ticari sayılan davalara ticaret mahkemesinde bakılacağı hususları düzenlenmiştir.
6102 sayılı TTK'nun 3. maddesinde, "Bu Kanunda düzenlenen hususlarla bir ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işlem ve fiiller ticari işlerdendir." düzenlemesi getirilmiştir.
6102 sayılı TTK'nun 11. Maddesinde; “Ticari işletme, esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletmedir. Ticari işletme ile esnaf işletmesi arasındaki sınır, Bakanlar Kurulunca çıkarılacak kararnamede gösterilir.'', 12. maddesine göre “Bir ticari işletmeyi kısmen dahi olsa kendi adına işleten kimseye tacir denir.” Aynı Kanunun 15.maddesinde de; “İster gezici olsun ister bir dükkânda veya bir sokağın belirli yerlerinde sabit bulunsun, ekonomik faaliyeti sermayesinden fazla bedenî çalışmasına dayanan ve geliri 11'inci maddenin ikinci fıkrası uyarınca çıkarılacak kararnamede gösterilen sınırı aşmayan ve sanat veya ticaretle uğraşan kişi esnaftır" düzenlemesi bulunmaktadır.
5362 sayılı Esnaf ve Sanatkarlar Meslek Kuruluşları Kanununun 3’üncü maddesinde, Esnaf ve sanatkâr, ister gezici ister sabit bir mekânda bulunsun, Esnaf ve Sanatkâr ile Tacir ve Sanayiciyi Belirleme Koordinasyon Kurulunca belirlenen esnaf ve sanatkâr meslek kollarına dahil olup, ekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedenî çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olan, basit usûlde vergilendirilenler ve işletme hesabı esasına göre deftere tâbi olanlar ile vergiden muaf bulunan meslek ve sanat sahibi kimseler olarak ifade edilmiştir.
19.02.1986 tarih ve 19024 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan 25.01.1986 tarihli Bakanlar Kurulu Kararına göre; Vergi Usûl Kanununa istinaden birinci sınıf tacir sayılan ve bilanço esasına göre defter tutanlar ile işletme hesabına göre defter tutan ve birinci madde de belirtilenlerin dışında kalanların tacir ve sanayici sayılmaları kararlaştırılmıştır.
Vergi Usûl Kanununun 177. maddesinde “Birinci Sınıf Tüccarlar” sayılmış olup bu maddedeki birinci sınıf tacirlerle ilgili şartları taşımayanlar ise ikinci sınıf tacir sayılırlar. İkinci sınıf tacirler ise ticari işletme hesabına göre defter tutarlar.
21 Temmuz 2007 gün ve 26589 s. Resmi Gazete'de yayınlanan, Esnaf ve Sanatkâr ile Tacir ve Sanayicinin Ayrımına İlişkin Bakanlar Kurulu Kararı'nın 1/b maddesi ile de, "213 sayılı Vergi Usul Kanununa istinaden birinci sınıf tacir sayılan ve bilanço esasına göre defter tutanlar ile işletme hesabına göre defter tutan ve bu Kararın (a) bendinde belirtilenlerin dışında kalanların tacir ve sanayici sayılmaları..." kararlaştırılmıştır.
Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; dava taraflar arasındaki eser sözleşmesinden kaynaklı icra takibinden sonra açılan menfi tespit davası niteliğinde olup dosya kapsamına alınan müzekkere cevaplarına göre davacının tacir kaydının bulunmadığı, esnaf kaydının bulunduğu, işletme hesabı esasına göre defter tuttuğu ve işletmesinin esnaf boyutunda olduğu, yine bu davanın TTK'nın 4. maddesinde sayılan dava türleri arasında yer almadığından mutlak ticari dava olarak da nitelendirilemeyeceği, görev ile ilgili düzenleme kamu düzenine ilişkin olup taraflarca ileri sürülmese dahi yargılamanın her aşamasında resen gözetileceği, HMK'nın 114. maddesi uyarınca görev hususunun dava şartı niteliğinde olduğu nazara alınarak Mahkememizin davaya bakmakla görevli olmadığı, dava konusu uyuşmazlığın çözüm yerinin genel mahkeme olan Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu anlaşıldığından davanın göreve ilişkin dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden reddine karar vermek gerektiği sonuç ve kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçeleri yukarıda açıklandığı üzere;
1-Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, davanın göreve ilişkin dava şartı noksanlığı nedeniyle HMK'nın 114/1-c ve 115/2. maddeleri uyarınca USULDEN REDDİNE,
2-Davaya bakmaya Antalya Asliye Hukuk Mahkemesi'nin GÖREVLİ OLDUĞUNA,
3-6100 sayılı HMK'nın 20. maddesi uyarınca kararın kesinleşmesinden sonra iki haftalık süre içerisinde talep edilmesi halinde dosyanın görevli ANTALYA NÖBETÇİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ'NE GÖNDERİLMESİNE,
Varsa artan gider avansının dosyasına AKTARILMASINA,
İki haftalık süre içinde dosyanın gönderilmesi için talepte bulunulmaması halinde mahkememizce re'sen davanın açılmamış sayılacağına karar verileceğine,
4-6100 sayılı HMK'nın 331. maddesi gereğince harç, vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin görevli mahkemeye gönderilmesi halinde görevli mahkemece değerlendirilmesine; davaya bir başka mahkemede devam edilmemesi halinde dava açılmamış sayılacağından yargılama giderlerinin mahkememiz dava dosyası üzerinden KARARA BAĞLANMASINA,
Dair; davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize veya mahkememize sunulmak üzere herhangi bir yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek bir dilekçe ile başvurulmak suretiyle Antalya Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 11/01/2024
Katip ...
¸e-imza
Hakim ...
¸e-imza