T.C.
ANTALYA
3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2024/454 Esas
KARAR NO: 2024/712
DAVA: İtirazın İptali
DAVA TARİHİ: 02/10/2019
KARAR TARİHİ: 10/10/2024
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı taraf ile müvekkil arasında ... tarihli sözleşme yapıldığını, sözleşmeye göre ...'ın müvekkili ... ile ...'a ait olan ... ait malzemeleri alması karşılığında ...'ın ... plakalı ... ... marka ... model ...-TL bedelli aracı ... tarihinde müvekkiline teslim etmeyi taahhüt ettiğini, araç satışından vazgeçilmesi halinde ...'ın ... tarihinde yapılan masraf miktarı olan ...-TL'yi müvekkile ödemeyi taahhüt ettiğini, bu teklifin müvekkili tarafından kabul edildiğini, söz konusu malzemelerin müvekkili tarafından ... ... teslim edildiğini, ancak malzemelerin teslim edilmesine karşın ...'ın sözleşmeye uygun şekilde gerekliliklerini yerine getirmediğini, bu sebeple alacağın tahsili için Antalya ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra dosyası açıldığını, davalı tarafın icra dosyasına kısmi itiraz ettiğini ve kısmi olarak takibin durdurulduğunu belirterek davalının haksız ve kötü niyetli itirazının iptali ile takibin devamını, müvekkilin mağduriyeti ve davalının mal kaçırma ihtimali göz önünde bulundurularak davalı şirketin taşınır ve taşınmaz tüm malları ile üçüncü kişilerdeki hak ve alacaklarının ihtiyaten haczini, davalının takibe haksız ve kötü niyetle itiraz etmesi sebebiyle aleyhine % 20’ den az olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesini, vekalet ücreti dahil tüm yargılama giderlerinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davacı vekili ... tarihli duruşmada, davanın davalının asıl alacağa yapmış olduğu kısmi itirazın iptaline ilişkin olduğunu, işlemiş faizin dava konusu edilmediğini beyan etmiştir.
Davalı ... usulüne uygun tebligata rağmen davaya cevap vermemiş ... tarihli duruşma sırasındaki beyanında, açılan davayı kabul etmediğini, davacı tarafın sözleşmedeki edimini yerine getirmediğini, dava dilekçesinde belirtmiş olduğu malzemeleri teslim etmediğini beyanla edimini yerine getirmeyen davacının davasının reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Dava; itirazın iptali davasıdır.
Mahkememizce yapılan yargılama sonucunda ... tarih ... Esas ... Karar sayılı kararla davanın kabulüne karar verilmiş, davalı tarafın istinaf kanun yoluna başvurusu üzerine Antalya Bölge Adliye Mahkemesi ... Hukuk Dairesi'nin ... tarih ... Esas ... Karar sayılı kararı ile; "...Somut olayda; uyuşmazlık satım sözleşmesinden kaynaklanmakta olup, bu nevi davaların ticari dava olduğuna ya da asliye ticaret mahkemelerinde görüleceğine ilişkin yasal bir düzenleme bulunmamaktadır. O halde, eldeki davanın ticari dava olarak kabulü ve uyuşmazlığın Asliye Ticaret Mahkemesince çözülmesi için uyuşmazlık konusu işin her iki tarafın birden ticari işletmesi ile ilgili olması zorunlu olmakla birlikte, tarafların tacir olup olmadıkları dosya kapsamından anlaşılamamaktadır. Bu nedenle mahkemece öncelikle, tarafların tacir olup olmadıkları ve buna göre davanın 6102 sayılı TTK'nın 4 ve 5. maddeleri kapsamında kalıp kalmadığı hakkında usulünce araştırma yapılarak sonucuna göre, karar verilmesi gerekirken, tarafların tacir olup olmadıkları konusunda herhangi bir araştırma yapılmaksızın yazılı olduğu şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmemektedir. Bu sebeplerle, HMK'nun 353/1-a-3 maddesi gereğince yerel mahkeme kararının esası incelenmeksizin ortadan kaldırılmasına karar vermek gerekmiştir.
Kabule göre de, davacı ... ile dava dışı ... arasında adi ortaklık ilişkisi bulunduğu anlaşılmaktadır. Adi ortaklığın tüzel kişiliği olmadığı gibi taraf ehliyeti de bulunmamaktadır. Adi ortaklığın taraf olduğu işlemlerden doğan davaların tüm ortaklar tarafından açılması ve icra takibinin de tüm ortaklar tarafından birlikte yapılması gerekir. Ortaklar arasında zorunlu dava arkadaşlığı mevcuttur. Bu sebeple davacının tek başına taraf ehliyeti (aktif husumet) bulunmamaktadır. Bu halde, adi ortaklığın alacaklı olduğu iddia edildiğine göre, takibin tüm ortaklar tarafından yapılması ve mevcut davanın da tüm ortaklar tarafından açılması veya icra takibi yapmayan ve dava açmayan ortağın dava konusu işlemden doğan haklarını dava açan ortağa temlik etmesi ya da açılan davaya muvafakatinin sağlanması gerekir. Bu nedenle ilk derece mahkemesince davacı vekiline, diğer adi ortak ...'ın haklarının davacıya temlik edilip edilmediğinin, davacı tarafından yapılan icra takibine ve açılan davaya onayının bulunup bulunmadığının bildirilmesi ve buna dair belgeleri sunması için usulünce kesin süre verilmesi, verilen bu kesin süre içerisinde eksikliğin tamamlanması halinde, davanın esastan görülüp sonuçlandırılması, eksiklik giderilmediği takdirde ise icra takibinin adi ortaklardan birisi tarafından yapılmasının mümkün bulunmaması nedeniyle, davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmemektedir. " gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile Mahkememiz kararının ortadan kaldırılmasına karar verilerek dosya Mahkememize gönderilmiş olmakla yukarıda belirtilen esas sırasına kaydedilerek yargılamaya devam olunmuştur.
Mahkememizce Antalya ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ... üzeriden dosya arasına alınmış, taraflar hakkında tacir araştırması yapılmıştır.
Antalya ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasının incelenmesinden; alacaklı ... tarafından borçlu ... aleyhine taraflar arasındaki sözleşmeye istinaden ...-TL asıl alacak ve ...-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam ...-TL'nin tahsili amacıyla icra takibine girişildiği, ödeme emrinin borçluya tebliğ edildiği, borçlunun süresinde borcun ...-TL'lik kısmına itiraz etmesi üzerine takibin kısmen durdurulduğu anlaşılmıştır.
Mahkemelerin görevi kanunla düzenlenir. Göreve ilişkin kurallar, kamu düzenindendir. 6100 sayılı HMK'nın 114/c maddesi uyarınca mahkemelerin görevi dava şartı olup, 115. maddesi uyarınca mahkeme dava şartlarının varlığını res'en araştırmakla yükümlüdür.
6102 sayılı TTK'nın 4. maddesinde, bu kanundan doğan hukuk davalarının ticari dava sayıldığı, aynı Kanunun 5. maddesinin ikinci fıkrasında, bir yerde ticaret mahkemesi varsa asliye hukuk mahkemesinin vazifesi içinde bulunan ve bu Kanunun 4. maddesi hükmünce ticari sayılan davalara ticaret mahkemesinde bakılacağı hususları düzenlenmiştir.
6102 sayılı TTK'nın 3. maddesinde, "Bu Kanunda düzenlenen hususlarla bir ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işlem ve fiiller ticari işlerdendir." düzenlemesi getirilmiştir.
6102 sayılı TTK'nın 11. maddesinde; “Ticari işletme, esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletmedir. Ticari işletme ile esnaf işletmesi arasındaki sınır, Bakanlar Kurulunca çıkarılacak kararnamede gösterilir.'', 12. maddesine göre; “Bir ticari işletmeyi kısmen dahi olsa kendi adına işleten kimseye tacir denir.” Aynı Kanunun 15.maddesinde de; “İster gezici olsun ister bir dükkânda veya bir sokağın belirli yerlerinde sabit bulunsun, ekonomik faaliyeti sermayesinden fazla bedenî çalışmasına dayanan ve geliri 11'inci maddenin ikinci fıkrası uyarınca çıkarılacak kararnamede gösterilen sınırı aşmayan ve sanat veya ticaretle uğraşan kişi esnaftır" düzenlemesi bulunmaktadır.
5362 sayılı Esnaf ve Sanatkarlar Meslek Kuruluşları Kanununun 3’üncü maddesinde, Esnaf ve sanatkâr, ister gezici ister sabit bir mekânda bulunsun, Esnaf ve Sanatkâr ile Tacir ve Sanayiciyi Belirleme Koordinasyon Kurulunca belirlenen esnaf ve sanatkâr meslek kollarına dahil olup, ekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedenî çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olan, basit usûlde vergilendirilenler ve işletme hesabı esasına göre deftere tâbi olanlar ile vergiden muaf bulunan meslek ve sanat sahibi kimseler olarak ifade edilmiştir.
19.02.1986 tarih ve 19024 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan 25.01.1986 tarihli Bakanlar Kurulu Kararına göre; Vergi Usûl Kanununa istinaden birinci sınıf tacir sayılan ve bilanço esasına göre defter tutanlar ile işletme hesabına göre defter tutan ve birinci madde de belirtilenlerin dışında kalanların tacir ve sanayici sayılmaları kararlaştırılmıştır.
Vergi Usûl Kanununun 177. maddesinde; “Birinci Sınıf Tüccarlar” sayılmış olup bu maddedeki birinci sınıf tacirlerle ilgili şartları taşımayanlar ise ikinci sınıf tacir sayılırlar. İkinci sınıf tacirler ise; ticari işletme hesabına göre defter tutarlar.
21 Temmuz 2007 gün ve 26589 s. Resmi Gazete'de yayınlanan, Esnaf ve Sanatkâr ile Tacir ve Sanayicinin Ayrımına İlişkin Bakanlar Kurulu Kararı'nın 1/b maddesi ile de, "213 sayılı Vergi Usul Kanununa istinaden birinci sınıf tacir sayılan ve bilanço esasına göre defter tutanlar ile işletme hesabına göre defter tutan ve bu Kararın (a) bendinde belirtilenlerin dışında kalanların tacir ve sanayici sayılmaları..." kararlaştırılmıştır.
Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; dava satım sözleşmesine dayalı alacağın tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptali davası olup, dosya kapsamına alınan müzekkere cevaplarına göre davacı ve davalı yanın tacir kaydının bulunmadığı, davacının dava konusu uyuşmazlığa ilişkin dönemde esnaf kaydının bulunduğu, davalının esnaf kaydının da bulunmadığı, yine davacının dava konusu uyuşmazlığa ilişkin dönemde işletme hesabı esasına göre defter tuttuğu, tarafların tacir olmadığı, yine bu davanın TTK'nın 4. maddesinde sayılan dava türleri arasında yer almadığından mutlak ticari dava olarak da nitelendirilemeyeceği, görev ile ilgili düzenleme kamu düzenine ilişkin olup taraflarca ileri sürülmese dahi yargılamanın her aşamasında resen gözetileceği, HMK'nın 114. maddesi uyarınca görev hususunun dava şartı niteliğinde olduğu nazara alınarak Mahkememizin davaya bakmakla görevli olmadığı, dava konusu uyuşmazlığın çözüm yerinin genel mahkeme olan Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu anlaşıldığından davanın göreve ilişkin dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden reddine karar vermek gerektiği sonuç ve kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçeleri yukarıda açıklandığı üzere;
1-Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, davanın göreve ilişkin dava şartı noksanlığı nedeniyle HMK'nın 114/1-c ve 115/2. maddeleri uyarınca USULDEN REDDİNE,
2-Davaya bakmaya Antalya Asliye Hukuk Mahkemesi'nin GÖREVLİ OLDUĞUNA,
3-6100 sayılı HMK'nın 20. maddesi uyarınca kararın kesinleşmesinden sonra iki haftalık süre içerisinde talep edilmesi halinde dosyanın görevli ANTALYA NÖBETÇİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ'NE GÖNDERİLMESİNE,
Varsa artan gider avansının dosyasına AKTARILMASINA,
İki haftalık süre içinde dosyanın gönderilmesi için talepte bulunulmaması halinde mahkememizce re'sen davanın açılmamış sayılacağına karar verileceğine,
4-6100 sayılı HMK'nın 331. maddesi gereğince harç, vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin görevli mahkemeye gönderilmesi halinde görevli mahkemece değerlendirilmesine; davaya bir başka mahkemede devam edilmemesi halinde dava açılmamış sayılacağından yargılama giderlerinin mahkememiz dava dosyası üzerinden KARARA BAĞLANMASINA,
Dair; davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize veya mahkememize sunulmak üzere herhangi bir yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek bir dilekçe ile başvurulmak suretiyle Antalya Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.10/10/2024
Katip ...
¸e-imza
Hakim ...
¸e-imza