T.C.
ANTALYA
3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2025/206 Esas
KARAR NO: 2025/484
DAVA: İstirdat (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 24/11/2023
KARAR TARİHİ: 24/06/2025
... ... Asliye Hukuk Mahkemesi .../... E. Sayılı - .../... K. Sayılı dava dosyasında verilen görevsizlik kararı üzerine dava dosyası mahkememize tevzi edilmiş ve yukarıdaki esas numarası yazılı sırasına kaydedilmiştir. Yapılan açık yargılamanın sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Dava dilekçesinde özetle:Davacı taraf dava dilekçesinde özetle; Çek keşidecisi ... ile yıllardır süren ticareti ve arkadaşlığı sebebi ile ... keşide tarihli, ... numaralı ... TL bedelli çeki ...'den almış olduğunu, sözü edilen, ... TL'lik çek, zilyedimde iken rızası dışında elinden çıkmış olduğunu, dava konusu çekin rızası dışında elinden çıkınca ... Polis Merkezi Amirliğine ... tarihinde ihbarda bulunduğunu ve Zayii nedeni ile çekin iptali konulu davayı Antalya Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesi'ne ... tarihinde açmış olduğunu, Antalya ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin .../... Esas sayılı dosyası üzerinden görülen davada, davalı ...' ın vermiş olduğu davaya müdahale talebi içerikli dilekçe ile dava konusu çekin davalı ...' da olduğunu öğrenmiş olduğunu, davalı ...'ın dava konusu çeki tahsil için icraya koymuş olduğunu, şuan çek ile ilgili takip ... İcra Müdürlüğü'nün .../... Esas sayılı dosyası üzerinden devam etmekte olduğunu ve keşideci ... ile ilgili haciz işlemlerinin yapılmış olduğunu, davanın kabulü ile dava konusu edilen ... keşide tarihli, ... numaralı ... TL bedelli çekin davalıdan istirdadına ve tarafına iadesine, yargılama giderleri ile ileride avukat tutmam halinde vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle ; davacı tarafın TTK 704. md. hükümleri doğrultusunda meşru hamil olduğunu iddia ederek davaya konu çekin iptali için Antalya ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin .../... E. sayılı dosyası üzerinden Çek İptal davası açtığını, yasal hamilin kendileri olması sebebiyle çek gününde bankaya ibraz edildiğini, banka tarafından çekin arkasına ödeme yasağının şerhi işletildiğini ve akabinde dava konusu çek hakkında keşidecinin ...de ikamet etmesi nedeniyle ... İcra Müdürlüğü'nün .../... E. Sayılı dosyası üzerinden takibe geçildiğini, ve çekin taraflarında olduğu yasal hamilin tarafları olduğuna ilişkin Antalya ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin .../... E. Sayılı dosyasında beyanda bulunduklarını, davanın konusu ... Şubesi'nin ... çek seri no'lu ... keşide tarihli ... TL bedelli olan çekin TTK Madde 5'te belirtilen Mutlak Ticari işlerden kaynaklı (kıymetli evrak) konusubir miktar para olan işlerden olup, Mutlak Ticaret Mahkemesinin bakması gereken davalar olduğunu, bu nedenle davacının ... Asliye Hukuk Mahkemesi'ne hitaben yazmış olduğu dava dilekçesi ve mahkemenin tensip zaptından da anlaşılacağı üzere, davanın mutlak ticari (çek)işlerden kaynaklanan dava olması nedeniyle ... Asliye Hukuk Mahkemesi görevli olmayıp görevli mahkemenin Ticaret Mahkemeleri olduğunu, çek keşidecisi ...'in ticari meyve alım satım ve tedarik işleri ile iştigal ettiğini, bu bağlamda ... ili ... ilçesi ...'de bulunan ... Sahibi ... ile istişareye girdiğini ve kendisinden köyde bulunan çiftçilerden kiraz tedarik etmesi hususunda anlaştıklarını ...'ın keşideci adına kirazları toplattığını keşideci ...'in ... tarihinde aracı ile saat ... sularında kirazların toplandığı depoya çek karnesini alıp deponun idari işler ofis bölümüne geldiğini, ve müvekkiline verilmek üzere ilgili çeki hamiline düzenleyerek teslim ettiğini, kamera kayıtlarının mevcut olduğunu, keşidecinin çek bedelini ödememe kastıyla alacağa karşılık düzenlemiş olduğu çeki ödememek için hileli yollara başvurarak davacı ... ile birlikte hareket ederek çekin düzenlendiği tarihten (...) bir gün öncesine denk gelecek şekilde her zaman düzenlenmesi mümkün olan, tutanak adı altındaki (...) tarihli evrakı düzenlediğini, çekin meşru hamilinin müvekkili olduğunu, müvekkilinin kötü niyeti veya çekin iktisabında hiçbir kusurunun bulunmadığını, çek istirdadı davasında, ispat yükü iddia sahibi davacıda olduğunu, iddiasını ispatla mükellef olduğunu, bu nedenlerle ilk itirazlarının kabulünü ve müvekkilinin meşru hamili olduğu çek üzerindeki ödeme yasağının kaldırılmasını, davacının haksı ve kötü niyetle açmış olduğu davasının reddini, davacının haksız ve kötü niyetli hareket ederek çekin ödemesinin durdurulmasını sağlamış olduğundan çek bedelinin %20'sinden az olmamak kaydıyla tazminata mahkum edilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretlerinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Görevsizlik kararı veren mahkemece ... CBS'nın .../... Soruşturma sayılı dosyası UYAP sistemi üzerinden celp edilmiştir.
Görevsizlik kararı veren mahkemece Antalya ... Asliye Ticaret Mahkemesi .../... esas sayılı dosyası UYAP sistemi üzerinden celp edilmiştir. Söz konusu dava dosyası incelendiğinde ;davacının ..., dava konusunun ; ... Şubesi’nin ... seri numaralı, ... keşide tarihli, keşide yeri ... olan ... TL bedelli çekin zayi nedeniyle iptali talebine yönelik olduğu, mahkemece ... tarihli kurulan ara karar ile davacıya ...'a karşı istirdat davası açması için süre verildiği , görülmüştür.
Görevsizlik kararı veren mahkemece ... İcra Dairesinin .../... Esas sayılı dosyası UYAP sistemi üzerinden celp edilmiştir. Söz konusu dosya incelendiğinde;faturaya dayalı ilamsız icra takip tarihinin ... olduğu, alacaklının ..., borçlunun ... Olduğu, ...-TL toplam alacak olduğu, borçlu tarafın ... tarihinde itiraz etmesi üzerine takibin durdurulduğu anlaşılmıştır.
Mahkememizce, ... Cumhuriyet Savcılığı .../... soruşturma nolu dosyası uyap sistemi üzerinden celp edilmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE :
Dava, ... keşide tarihli, ... numaralı ... bedelli çekin istirdatı talebine yöneliktir.
28/3/2023 tarihli ve 7445 sayılı Kanunun 31 inci maddesiyle değişik 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5/A maddesinin 1. fıkrası " (1) Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır." hükmünü içermektedir.
6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 'Dava Şartı Olarak Arabuluculuk' başlıklı 18/A maddesinde ise "(1) İlgili kanunlarda arabulucuya başvurulmuş olması, dava şartı olarak kabul edilmiş ise arabuluculuk sürecine aşağıdaki hükümler uygulanır.
(2) Davacı arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması halinde mahkemece davacıya son tutanağın 1 haftalık kesin süre içerisinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması halinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir." şeklindeki yasal düzenlemeye yer verilmiştir.
Benzer bir olayda Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2024/5728 E.2025/3826 K.sayılı ilamında özetle ; "İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ... tarihli ön inceleme duruşmasında davacı vekilinin davanın arabuluculuk dava şartına tabi olmadığına yönelik açıklamalarda bulunarak, arabuluculuk yoluna gidilmediğini ifade ettiği, bu nedenle 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun "Dava Şartı Olarak Arabuluculuk" başlıklı 18/A-2. maddesi hükmünde yer alan son tutanak aslının sunulması hususundaki bir haftalık sürenin verilmesinde hukuki yarar bulunmadığı, dava şartı arabuluculuk yoluna dava açılmadan önce gidilmediğinin taraf vekillerinin beyanları ile sabit olduğu, arabuluculuk dava şartının yargılama aşamasında tamamlanabilir nitelikte bir dava şartı olmadığı gerekçesiyle davanın dava şartı arabuluculuğa ilişkin dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden reddine karar verilmiş, hüküm, davacılar vekilince istinaf edilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar, davacılar vekilince temyiz edilmiştir.
Dava, dava konusu çek nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti ve çekin istirdatı istemine ilişkindir.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir." denilmiştir.
Başka bir benzer olayda Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi'nin 2025/101 E.2025/672 K.sayılı ilamında ;"Dava, çekin istirdatı istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
6102 sayılı TTK’nın 792. maddesi; “Çek, herhangi bir suretle hamilin elinden çıkmış bulunursa, ister hamile yazılı, ister ciro yoluyla devredilebilen bir çek söz konusu olup da hamil hakkını 790. maddeye göre ispat etsin, çek eline geçmiş bulunan yeni hamil ancak çeki kötü niyetle iktisap etmiş olduğu veya iktisapta ağır bir kusuru bulunduğu takdirde o çeki geri vermekle yükümlüdür.” hükmünü haiz olup anılan kanunî hüküm bağlamında iyi niyetli hamilin hak sahibi olmayan kimselerden elde ettiği kazanımlar korunmaktadır. Bu kapsamda bir kimsenin muntazam bir ciro zinciriyle çeki iktisabı, kendisine ancak şeklî anlamda meşru hamil sıfatını kazandıracak olup maddî hukuk anlamında hak sahipliğinin mevcudiyeti için devralanın çeki iktisabında kötü niyetinin yahut ağır kusurunun bulunmaması gerekmektedir. Aksi takdirde 6102 sayılı TTK’nın 792. maddesi uyarınca açılacak istirdat davası sonucu çeki iadeye mecbur kalır (Kendigelen, Abuzer: Çek Hukuku, İstanbul 2019, s. 237-238).
İstirdat davası olarak nitelenen bu dava, özü itibariyle menkullerin iadesini sağlamak için açılan menkul davası niteliğindedir. Medenî hukukta bu dava gasp, çalınma veya zayi hâllerinde sadece kötü niyetli değil, iyi niyetli hamile karşı da açılmakta ise de, kambiyo senetleri yönünden bir sınırlama getirilmiş ve aynî haklardaki genel prensipten ayrılmak suretiyle, söz konusu davanın yalnızca kötü niyetli veya senedi iktisabında ağır kusuru bulunan kimselere karşı açılabileceği esası benimsenmiştir. Bu tür davalarda, davacının senedin rızası hilafına elinden çıktığını ve senedi elinde bulunduran şahsın kötü niyetli veya iktisabında ağır kusurlu olduğunu ispat etmesi gerekir (Öztan, Fırat: Kıymetli Evrak Hukuku, Ankara 2000, s. 294). Bu kapsamda yukarıda anılan kanunî düzenleme, emre yazılı çeklerle ilgili olarak, hâmile yazılı senetlere ilişkin 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 990. maddesine paralel bir koruma sağlamakta olup bahse konu maddeye göre, “Zilyet, iradesi dışında elinden çıkmış olsa bile, para ve hamile yazılı senetleri iyiniyetle edinmiş olan kimseye karşı taşınır davası açamaz.” Ancak hâmilin çeki kötü niyetle iktisap ettiği veya iktisabında ağır kusuru bulunduğu takdirde iade davası açılabilecektir.
6102 sayılı TTK’nın 792. maddesinde belirtilen kötü niyetten maksat, senedin önceki hamilin elinden rızası hilafına çıktığını bilmek veya bilebilecek durumda bulunmaktır. Ağır kusur ise, senedin iktisabında olağan özenin gösterilmemesini ifade eder. Yine, 6102 sayılı TTK’nın 792. maddesindeki “Çek, herhangi bir suretle hamilin elinden çıkmış bulunursa...” ibaresi, çekin önceki hamilin elinden rızası hilafına çıkmış olmasını, yani çalınmasını, tehdit ya da hile ile alınmasını, kaybedilmesini veya rıza ile fakat devri sakatlayan hukuki olgularla elden çıkmasını ifade etmektedir. Ancak çeki çalan veya hile ile hamilinden alan ya da bulan kişinin senedi ciro ile devretmesi hâlinde, bunu bilmeyen ve bilebilecek durumda da olmayan, başka bir deyişle kötü niyetli ve ağır kusurlu bulunmayan yeni hâmil korunur. Bu tür davalarda, çekin önceki hâmilin elinden rızası hilafına çıkarak yeni hâmil tarafından kötü niyet veya ağır kusur ile iktisap edildiği iddiasını ispat külfeti davacıya ait olup anılan olgular tanık dâhil her türlü delile kanıtlanabilir (Bkz. Yargıtay HGK'nın 06/04/2021, E. 2017/11-159, K. 2021/417 tarih ve sayılı kararı).
7155 sayılı Kanun'un 20. maddesi ile 6102 sayılı TTK'ya eklenen dava şartı olarak arabuluculuk başlıklı 5/A maddesinde; "(1) Bu kanunun 4'üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır." düzenlemesi getirilmiştir.
Ticarî davalarda arabulucuya başvuru zorunluluğu getiren TTK m. 5/A(1) hükmü 28/03/2023 tarihli ve 7445 sayılı Kanunun 31 inci maddesiyle bu fıkrada yer alan “paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında” ibaresi “para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında,” şeklinde değiştirilmiştir.
01/09/2023 tarihinde yürürlüğe giren 7445 sayılı Kanun'un m. 31 hükmü ile değişik 6102 sayılı TTK m. 5/A hükmünün son hâli "Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır." şeklinde olup, eldeki davanın ... tarihinde açılmış olması nedeniyle olayda uygulanması gereken hüküm budur.
Yukarıda anılan ilke ve esaslar çerçevesinde yapılan değerlendirmede; 7445 sayılı Kanun'un m. 31 hükmü ile 6102 sayılı TTK m. 5/A hükmünde yapılan değişiklik ile uygulamada ortaya çıkan tereddütlerin giderilmesi amacıyla maddeye açıklık getirildiği, davanın 6102 sayılı TTK m. 792 hükmü uyarınca çek istirdadı talebine ilişkin olduğu ve 6102 sayılı TTK m. 4(1)-a kapsamında mutlak ticarî dava olduğu ve konusunun da bir miktar para olduğu, kanunda istisna belirtilmeden istirdat davalarının dava şartı arabuluculuk kapsamında kabul edildiği, bir miktar paranın tahsilini amaçlayan istirdat davaları gibi, somut olayda parasal değeri olan bir şeyin aynen iadesi talebini içeren istirdat davalarının da ... tarihinden itibaren dava şartı (zorunlu) arabuluculuk kapsamında olduğu, dava konusu çekin de üzerinde yazılı meblağ kadar parasal değer içerdiği ve çek istirdadı davasının aynı zamanda konusunun bir miktar para olduğu anlaşıldığından, davacı vekilinin aksi yöndeki istinaf itirazları yerinde görülmemiştir.
Öte yandan, 6325 sayılı HUAK'a "Dava Şartı Olarak Arabuluculuk" başlığı ile eklenen 18/A maddesinin 2. fıkrasında ise "Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir." düzenlemesi getirilmiştir.
Bu yasal düzenleme gereğince konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce uyuşmazlıkla ilgili arabulucuya başvurup anlaşılamaması halinde son tutanağın aslının veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğinin dava dilekçesine eklenmesi zorunludur. Arabulucuya başvurulmadan doğrudan dava açıldığının anlaşılması halinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilecektir.
Genel dava şartlarının düzenlendiği 6100 sayılı HMK m. 115 hükmünde; dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise, bunun tamamlanması için mahkemenin kesin süre vereceği; dava şartı noksanlığının, mahkemece, davanın esasına girilmesinden önce fark edilmemiş, taraflarca ileri sürülmemiş ve fakat hüküm anında bu noksanlık giderilmişse, başlangıçtaki dava şartı noksanlığından ötürü, davanın usulden reddedilemeyeceği ifade edilmiştir. Ancak 6325 sayılı HUAK m. 18/A(2) hükmünde, kanun koyucu açık düzenleme yaparak arabuluculuk dava şartının tamamlanabilir nitelikte olmadığı konusunda iradesini net olarak ortaya koymuştur. Bu nedenlerle, 6325 sayılı HUAK m. 18/A(2) hükmünün özel ve emredici nitelikte olması nedeniyle, 6100 sayılı HMK’nın sonradan tamamlanabilen dava şartlarına ilişkin m. 115 hükmünün uygulanma olanağı bulunmamaktadır." denilmiştir. (Benzer olaylara ilişkin olarak aynı yönce Antalya BAM 11. H.D'nin 2021/1600 E. 2021/1469 K. Sayılı içtihatı bulunmaktadır. )
Somut uyuşmazlıkta; taraflar arasındaki davanın 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4/1-a. maddesi gereği ticari dava olduğu, Türk Ticaret Kanunu'nun 5/A. maddesi gereğince 4. maddede ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davaları hakkında dava açılmadan önce arabuluculuğa başvurulması gerektiği, dava dosyasının mahkememize tevzi edilmeden önce düzenlenmiş bir arabuluculuk tutanağı bulunmamaktadır, Arabuluculuğa ilişkin dava şartının gerçekleşmediği anlaşıldığından 6102 sayılı TTK'nın 5/a maddesi, 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/a-2 maddesi ile HMK'nın 114/2 ve 115. maddeleri uyarınca, davanın dava şartı yokluğu nedeni ile usulden reddine karar vermek gerektiği sonuç ve kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın arabuluculuk dava şartı yokluğu nedeniyle USULDEN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu ve Harçlar Tarifesi gereğince alınması gereken ...-TL maktu karar ve ilam harcının peşin alınan ... TL harçtan mahsubu ile bakiye ... TL harcın karar kesinleştiğinde talep halinde davacıya iadesine,
3-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden yürürlükteki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince ...-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
4- Mahkememiz veznesine depo edilen ve kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,
5-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,
Dair; taraf vekillerinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Antalya Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 24/06/2025
Katip ...
¸e-imza
Hakim ...
¸e-imza