T.C.
ANTALYA
4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2019/131
KARAR NO : 2025/316
DAVA : Menfi Tespit
DAVA TARİHİ : 08/04/2019
KARAR TARİHİ : 10/06/2025
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekilinin mahkememize sunmuş olduğu ... tarihli dilekçesinde özetle; Davacının keşide ettiği iddia edilen ... tarihli, ... TL bedelli bonoya istinaden Antalya ... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... tarihli .../... D. İş sayılı karan ile davacı aleyhine İhtiyati Haciz karan alındığını, Antalya ... İcra Müdürlüğü .../... E. Sayılı dosyası ile ihtiyati haciz kararının tatbik edilerek esasın takibe geçildiğini, ... Cumhuriyet Başsavcılığı'nın .../... Soruşturma nolu dosyasında ... tarihli şikayet dilekçesinde görüldüğü üzere bononun davacıdan hırsızlanmak suretiyle veya imzasının senede aktanlması suretiyle oluşturulduğunu, bu nedenle iş bu menfi tespit davasını açma zorunluluğu oluştuğunu, menfi tespit davası açılmadan önce Arabuluculuk Komisyonuna başvurulduğunu, Arabulucu tarafından tarafların anlaşamadığına ilişkin ... tarihli tarafların söz konusu uyuşmazlık konusunda anlaşamadıklarına ilişkin son oturum tutanağı düzenlendiğini, davacı ile ... tarihinde vefat eden eşi ... ile uzun yıllar ...'da yaşadıklarını, sonrasında ise Türkiye'ye yerleşerek ... bölgesinde otel işletmeciliği yaptıklarını, her ikisinin de ... ve ... vatandaşları olduğunu, maddi durumlarının oldukça iyi olduğunu olduğunu, eşinin ... tarihinde vefat ettiğini, davalının davacıya yardım etme bahanesi ile abis ile birlikte ... kumpas kurduğunu, ... tarihinde müteveffanın cenaze işlemleri yerine getirildikten sonra davacının sahibi olduğu otele yanında davalı, abisi ... ve ... ile birlikte geldiğini, davalı ve abisinin davacı ile ilgileniyormuş gibi davrandıklarını, bu sırada dolap veya çekmecelerden herhangi bir evrak alıp almadığının taraflarında tespit edilemediğini, ancak bir ara davacının davalı ...'ya bir takım anahtarlar verdiğini, bu olayın Savcılık dosyasında sunulan kamera kayıtlarında sabit olduğunu, söz konusu senedin bu sırada ele geçirildiğini düşündüklerini, Davalı ... ve ağabeyi ...'ın herhangi bir işleri ve gelirleri olmayan, ...' in ve müteveffa eşinin zaman zaman yaptıkları nakdi yardımlar ile geçimlerini sağlayan insanlar olduklarını, davacı ve müteveffa eşi ile aralarında hiçbir zaman herhangi bir ticari alış veriş yaşanmadığını ve borç - harç ilişkileri olmadığını, bu durumun ... ile Davalı ... arasındaki telefon konuşması , ses kayıtlarında tespit edilebileceğini, davalı ve abisi ...'ın ... tarihinde gece geç saatlerde geldikleri ...' in ve müteveffa eşinin işletmeciliğini yaptığı otelde sergiledikleri şüpheli davranışlanndan senetlerin kasadan veya ... odasındaki çekmecelerden hırsızlanmış olabileceğini veya resmi evrakta sahtecilik suçu işlenmek suretiyle sahte senet tanzim etmiş olabileceğini düşündüklerini, davalı ve abisinin daha öncede benzer olaylara adlarının karıştığını, Antalya ... İcra Müdürlüğü' nün .../... E. Sayılı icra dosyası incelendiğinde davacının mevduat hesabının bulunduğu bankanın ...'deki şubesine ve yine kiralık kasasının bulunduğu banka şubesine ihtiyati haciz müzekkeresinin elden götürülmüş olması ve diğer bankalara posta yoluyla gönderilmiş olması tüm iddialarımızı desteklediğini, ...' e kumpas kurulmuş olması nedeniyle ...' in tüm malvarlığının üzerinde haciz bulunması nedeniyle teminatsız olarak Antalya ... İcra Müdürlüğünün .../... E. Sayılı dosyasının HMK 209 Mad. uyarınca tedbiren durdurulmasına karar verilmesinin gerektiğini, aksi takdirde davacı açısından telafisi mümkün olmayacak zararların meydana gelebileceğini, Antalya ... İcra Müdürlüğünün .../... E Sayılı dosyası ile ...' in adına kayıtlı taşınmazlara ve yaklaşık ... TL yi bulan tüm mevduat hesaplarının ve" hatta toplam ağırlığı 2 kg bulan altın ve mücevherleri bulunan kiralık kasasının dahi üzerinde haciz bulanması ve İcra Müdürlüğünün alacaklının borç miktarını aşacak şekilde haciz koyarak ...in mülkiyet hakkını açıkça ihlal ettiğinin görüleceğini, ...' in onca malvarlığına rağmen yakınlarından borç alacak duruma geldiğini, adli yardım talebinin kabul edilerek , davanın harçlardan muaf tutulmasına karar verilmesini talep ettiklerini, dava konusu Antalya ... İcra Müdürlüğünün .../... E. Sayılı dosyasında İcra Müdürlüğünce yapılan bir takım usulsüzlükler nedeniyle de Antalya Cumhuriyet Başsavcılığına ve de Antalya Adalaet Komisyon Başkanlığına şikayetlerde bulunulduğunu, Davalının mahkememizce yapılabilecek ... malvarlığı sorgulamasından da anlaşılacağı üzere hiçbir malvarlığı olmadığını, ve dolayısıyla bu ticaretin aralarında bulunmayacağı nedeni ile Antalya ... İcra Müdürlüğünün .../... E. Sayılı dosyasının tedbiren durdurulmasının gerektiğini, davacının ... doğumlu ... yaşında ve hiçbir ticari faaliyeti olmayan evlleri, bankada yaklaşık ... TL nakit parası kiralık kasasısında mücevherleri olan ayrıca da ... de ... Yıldızlı bir otelinin kirada olduğunu, şu an tüm bunların davalı tarafından haczedilmiş olduğundan dolayı icraya konu senetten dolayı borçlu olmadığının tespit edilmesine, yapılan suç duyurusu nedeniyle sahtecilik veya hırsızlık iddiası somut bir hal aldığından ve de vekil edenin tüm mal varlığı hacizli olması ve haczedilen gayrimenkullerin borcu fazlası ile karşılayacak miktarda olması nedeni ile Antalya ... İcra Müdürlüğünün .../... E. Sayılı dosyasıyla yapılan takibin HMK 209 gereğince teminatsız olarak tedbiren durdurulmasına, ...' in tüm malvarlığı üzerinde haciz bulunduğundan davanın harçlar yönünden Adli yardım talebinin kabulüne, yargılama giderlerinin karşı tarafa yükletilmesi ile davanın kabulüne karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
Davalı vekilinin mahkememize sunduğu ... tarihli cevap dilekçesinde özetle: Davacı vekilinin senedin çalındığı veya üzerinin doldurulduğu iddiaları haksız olduğunu, iddiaların birbiri ile çelişkili ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, bono üzerindeki imza hususunda davacının iddiasını anlayamadıklarını, hayatın olağan akışında hiç kimse ...-TL değerinde boş bir senedi imzalayarak kasasında tutmayacağını, davaya konu bononun sözleşme ve resmi evraklar incelendiğinde bono üzerindeki imzanın bizzat davacıya ait çıkacağını, davacı, davacının eşi ve davalı müvekkil arasında ... tarihli otel alım ve ortaklık sözleşmesi imzalandığını, davacı ve eşi tarafından, iş bu sözleşmedeki şartların yerine getirilmediğini, bu sebeple iki adet bono tanzim edildiğini, dava konusu bononun üzerindeki imza ve ... tarihli sözleşmedeki imza incelendiğinde, imzanın borçluya ait olduğunun görüleceğin, davacı borçlunun yurt dışına mal kaçırma maksatlı davranışları nedeniyle icra takip işlemlerini başlattığını, davacı borçlu aleyhine Antalya ...İcra Müdürlüğü’nün .../... E. numaralı dosyası ile ilamsız icra takibi başlatıldığını, İcra takibi kesinleştikten sonra davacı tarafından usulsüz tebligat iddiası ile Antalya ... İcra Hukuk Mahkemesi .../... esas sayılı dosya ile icra takibine itiraz edildiğini, ve dosyanın hala derdest olduğunu, davacının işbu davayı açmakta hukuki yararı olmadığını, hukuki yarar yokluğundan davanın reddinin gerektiğini, davacı tarafından senedin kaybolduğuna veya çalındığına yönelik olarak TTK 651 hükmüne göre açılmış bir iptal davası bulunmadığını, davacının takip tarihinden 1 ay sonra savcılığa suç duyurusunda bulunarak yapılacak soruşturma ile zaman kazanmak istediğini, bankalardaki nakitlerini çekmesi ve adresini yurtdışına almış olması ile anılan suç duyurusunda somut hiçbir delilin sunulmayarak yalnızca soyut iddialarda bulunduğunu, davacının, davalının malvarlığı hakkındaki iddiaları asılsız olduğu gibi iş bu dava ile ilgisi de bulunmadığını, bononun, niteliği itibariyle soyut borç ikrarı içerdiğini, bono ile yapılan işlemlerde tarafların ekonomik durumlarının önemi olmadığını, davacının takibe konu bonoyu, taraflar arasında imzalanan ... Tarihli “Otel Alım ve Ortaklık Sözleşmesi”nden doğan borcunu yerine getiremediğinden keşide ederek davalıya teslim ettiğini, bedeli ... TL olan bir senedin akıbeti hakkında çalındığı veya doldurulduğuna yönelik çelişkili iddiaların basiretli bir tacirden beklenmediğini, Aralarında ticaret ilişkisi bulunan bir kişiye bono verilmesi uygun bir durum iken bu bono ile ilgili haciz işlemleri yapıldıktan yaklaşık 1 ay geçtikten sonra bir tacirin çalınmış olabileceği bu olmamışsa rıza dışında doldurulduğuna yönelik ifadeleri basiretli bir iş adamından beklenemeyecek çelişkili beyanlarda bulunulduğunu, davacının adli yardım ve teminatsız tedbir taleplerinin reddi gerektiğini, mahkememizce adli yardım ve tedbir taleplerinin reddine karar verildiğini, haksız ve mesnetsiz davanın reddine, davacı aleyhine yüzde 20’den az olmamak üzere icra ve inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerine bırakılmasına karar verilmesi gerektiğini talep etmiştir.
Taraflara usulüne uygun meşruhatlı davetiyeler tebliğ edilmiş, taraf teşkili sağlanmıştır.
... C.Başsavcılığının .../... Soruşturma sayılı dosyasının incelenmek üzere uyap sistem üzerinden gönderilmesinin istendiği, dosyanın uyap sistem üzerinden gönderildiği, incelenmesinde; ... C.Başsavcılığı’nın dosyasında ... tarihinde Dolandırıcılık, Güveni Kötüye Kullanma, Resmi Belgede Sahtecilik, Şantaj, Tehdit suçlarından yapılan soruşturmada yetkisizlik kararı verilerek dosyanın Antalya C.Başsavcılığına gönderildiği, görülmüştür.
Antalya ... Ağır Ceza Mahkemesinin .../... Esas, .../... Karar sayılı dosyadan verilen kararın ... tarihinde kesinleştiği görülmüştür.
... Asliye Ceza Mahkemesinin ... tarih .../... Esas .../... sayılı ilamı ile davalı ... ve abisi ... hakkında tehdit suçlarından beraat, bina içinde muhafaza altına alınmış olan eşya hakkında hırsızlık suçlarından beraat kararı verilerek kararın ... tarihinde kesinleştiği görülmüştür.
Antalya ... Ağır Ceza Mahkemesinin .../... Esas sayılı dava dosyasında ... tarih .../... Esas .../... Karar sayılı ilamı ile davalı hakkında resmi sahtecilik, özel belgede sahtecilik, kamu kurum ve kuruluşları ve benzeri tüzel kişiliklerin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçlarından beraat kararı verildiği, kararın ... tarihinde istinaf incelemesinden geçerek kesinleştiği görülmüştür.
Mahkememizce ... tarihli oturum ara kararı ile dava tarihi itibariyle takip çıkışı üzerinden eksik harcın tamamlanmasına karar verilmiş, davacı tarafça eksik harç ikmal edilmiştir.
DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE: Dava, icra takibinden sonra İİK 72/3.maddesine dayalı olarak açılan bono nedeni ile borçlu olunmadığı istemine ilişkindir.
Davacı tarafça ... tarihli ... TL bedelli bononun sahteliğinin iddia edilerek borçlu olunmadığı, davalı tarafla alacak - borç ilişkisinin bulunmadığı iddiasına dayanıldığı, bonodaki borçlu imzasına ayrıca ve açıkça itiraz edilmediği, davalı tarafça cevap dilekçesi ile senedin ... tarihli otel alım ve ortaklık sözleşmesinin gereği olarak verildiğinin iddia edildiği, davacı tarafça ... tarihli otel alım ve ortaklık sözleşmesinin sahteliğine ilişkin olarak suç duyurusunda bulunulduğu ve buna ilişkin olarak Antalya C.Başsavcılığı’nın .../... soruşturma sayılı evrakının bulunduğunun bildirildiği görülmüştür.
Ceza mahkemesinin maddi nedensellik bağını (illiyet ilişkisi) tespit eden kesinleşmiş hükmünün hukuk hâkimini bağlamasına, TBK'nın 74. maddesi bir engel oluşturmaz. Yargıtayın yerleşik uygulamasına ve öğretideki genel kabule göre maddi olgunun tespitine ilişkin ceza mahkemesi kararı hukuk hâkimini bağlar. Ceza mahkemesinde bir maddi olayın varlığı ya da yokluğu konusundaki kesinleşmiş kabule rağmen aynı konunun hukuk mahkemesinde yeniden tartışılması olanaklı değildir (HGK’nın 15.06.2022 tarihli ve 2019/10-111 E., 2022/948 K. sayılı ilamı).
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 12/11/2019 tarih 2015/10-2868 Esas, 2019/1159 Karar sayılı emsal kararında; "...ceza mahkemesi kararlarının hukuk davasına etkisi, başka deyişle ceza mahkemesinin hangi kararlarının hukuk mahkemelerini bağlayacağı konusu üzerinde durulmasında yarar bulunmaktadır.
Ceza mahkemesi kararlarının hukuk mahkemesine (davasına) etkisi, hukukumuzda mülga 818 sayılı Borçlar Kanununun (BK) 53. maddesinde (6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 74. maddesi) düzenlenmiş olup; hukuk hâkimi, ceza mahkemesinin kesinleşmiş kararları karşısında ilke olarak bağımsız kılınmıştır.
Bu ilke, ceza kurallarının kamu yararı yönünden bir yasağın yaptırımını; aynı uyuşmazlığı kapsamına alan hukuk kurallarının ise kişi ilişkilerinin medeni hukuk alanında düzenlenmesi ve özellikle tazmin koşullarını öngörmesi esasına dayanmaktadır.
818 sayılı BK’nın “Ceza Hukuku İle Medeni Hukuk Arasında Münasebet” başlıklı 53. maddesinde; “Hâkim, kusur olup olmadığına yahut haksız fiilin faili temyiz kudretini haiz bulunup bulunmadığına karar vermek için ceza hukukunun mesuliyete dair ahkamiyle bağlı olmadığı gibi, ceza mahkemesinde verilen beraat kararıyla da mukayyet değildir. Bundan başka ceza mahkemesi kararı, kusurun takdiri ve zararın miktarını tayin hususunda dahi hukuk hâkimini takyit etmez.” hükmü yer almaktadır (6098 sayılı TBK’nın 74. maddesi de aynı düzenlemeyi içermektedir) .
Bu açık hüküm karşısında, ceza mahkemesince verilen, beraat kararı, kusur ve derecesi, zarar tutarı, temyiz gücü ve yükletilme yeterliği, illiyet gibi esasların hukuk hâkimini bağlamayacağı konusunda duraksama bulunmamaktadır.
Hemen belirtilmelidir ki, hukuk hâkiminin yukarıda açıklanan bu bağımsızlığı sınırsız değildir. Gerek öğretide ve gerekse Yargıtay’ın yerleşmiş içtihatlarında, ceza hâkiminin tespit ettiği maddi olaylarla ve özellikle “fiilin hukuka aykırılığı” konusu ile hukuk hâkiminin tamamen bağlı olacağı kabul edilmektedir. Diğer bir anlatımla, maddi olayları ve yasak eylemlerin varlığını belirleyen ceza mahkemesi kararı, taraflar yönünden kesin delil niteliğini taşır (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 10.01.975 tarihli ve 1971/T-406 E, 1975/1 K. sayılı kararı; 23.01.1985 tarihli ve 1983/10-372 E, 1985/21 K. sayılı kararı; 27.04.2011 tarihli ve 2011/17-50 E, 2011/231 K. sayılı kararı; 06.06.2018 tarihli ve 2017/15-248 E, 2018/1175 K. sayılı kararı).
Vurgulamakta yarar vardır ki, hukuk usulü bir şekil hukukudur. Davanın açılması, itirazların ileri sürülmesi, tanıkların ve diğer delillerin bildirilmesi belirli süre koşullarına bağlı kılındığı gibi, ikinci tanık listesi verilememesi, iddia ve savunmanın genişletilmesi yasağı gibi, yargılamanın süratle sonuçlandırılması gayesi ile belirli kısıtlamalar getirilmiştir. Bunun sonucunda, hukuk hâkimi şekli gerçeği arayacak, maddi gerçek öncelikli hedef olmayacaktır. Ancak ceza hâkimi bunun tersine öncelikli hedef olarak maddi gerçeğe ulaşmaya çalışacaktır. O hâlde ceza mahkemesinin maddi nedensellik bağını (illiyet ilişkisi) tespit eden kesinleşmiş hükmünün hukuk hâkimini bağlamasına, 818 sayılı BK’nın 53. maddesi bir engel oluşturmaz (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 16.09.1981 tarihli ve 1979/1-131 E, 1981/587 K sayılı kararı).
Yargıtay’ın yerleşik uygulamasına ve öğretideki genel kabule göre, maddi olgunun tespitine ilişkin ceza mahkemesi kararı hukuk hâkimini bağlar. Ceza mahkemesinde bir maddi olayın varlığı ya da yokluğu konusundaki kesinleşmiş kabule rağmen, aynı konunun hukuk mahkemesinde yeniden tartışılması olanaklı değildir..." şeklinde belirtilmiştir.
Mahkememizce davacının sahtecilik iddiasına ilişkin olarak hırsızlık, resmi ve özel belgede sahtecilik ile kamu kurum ve kuruluşlarının araç olarak kullanılması suretiyle yapılan yargılamanın sonucu bekletici mesele yapılmış ve bu davalar sonucunda verilen beraat kararının yukarıda belirtildiği şekilde kesinleştiği görülmüştür.
Yukarıda belirtilen açıklamalar ve emsal içtihat doğrultusunda mahkememizce yapılan değerlendirmede, davacının rızası dışında hırsızlık ve sahtecilik iddialarına dayalı olarak aleyhine yapılan takipte borçlu olmadığının tespitine ilişkin Antalya Genel Müdürlüğünün .../... Esas sayılı takip dosyasında borçlu olmadığının istemi ile açtığı davada, hukuk hakiminin ceza mahkemesindeki kesinleşmiş vakıalarla bağlı olduğu olgusu dikkate alındığında hırsızlık, resmi ve özel belgede sahtecilik ile kamu kurum ve kuruluşları ve benzeri tüzel kişiliklerin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçlarının işlenmesi suretiyle bononun tanzim edildiği hususunun ispatlanamadığı anlaşıldığından menfi tespit isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.
2004 sayılı İİK madde 72/4 uyarınca; Dava alacaklı lehine neticelenirse ihtiyati tedbir kararı kalkar. Buna dair hükmün kesinleşmesi halinde alacaklı ihtiyati tedbir dolayısıyla alacağını geç almış bulunmaktan doğan zararlarını gösterilen teminattan alır. Alacaklının uğradığı zarar aynı davada takdir olunarak karara bağlanır. Bu zarar herhalde yüzde yirmiden aşağı tayin edilemez.
Menfi tespit davasının reddine karar veren mahkemenin, borçluyu tazminata mahkum edebilmesi için, alacaklının borçluya karşı bir icra takibi yapmış olması ve borçlunun bu icra takibini durdurması (İİK madde 72/2) veya icra veznesindeki paranın alacaklıya ödenmemesi (madde 72/3.c.2) için ihtiyati tedbir kararı almış ve bu tedbir kararının uygulanmış olması gerekir. ( Baki Kuru, İcra ve İflas Hukuku El Kitabı, s. 377)
İİK 72/4. Maddesindeki yukarıda belirtilen yasal koşulların davalı alacaklı yönünden oluştuğu, mahkemece verilen tedbir kararının uygulandığı, ceza mahkemelerinin kararlarının kesinleşmesinden sonra tedbirin kaldırıldığı görülmekle, davacı aleyhine dava konusu alacağın %20 oranında hesaplanan tazminatın davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine karar vermek gerekmiş, açıklanan gerekçelerle aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM: Ayrıntısı gerekçeli kararda açıklandığı üzere;
1-Davanın REDDİNE,
2-İİK 72/4 maddesi gereğince dava konusu alacağın %20'si üzerinden hesaplanan ... TL tazminatın davacıdan tahsili ile davalıya VERİLMESİNE,
3-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken ... TL karar harcının peşin alınan ... TL harç ile tamamlanarak alınan ... TL harcın mahsubu ile fazla alınan ... TL harcın karar kesinleştiğinde istek halinde davacıya İADESİNE,
4-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/13 ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği 26/2. Maddeleri, 6100 sayılı HMK 297/1-ç, 326.maddeleri uyarınca, arabuluculuk faaliyeti sonunda tarafların anlaşamamaları halinde iki saatlik ücret tutarı tarifenin birinci kısmına göre ileride haksız çıkan taraftan tahsil olunmak üzere Adalet Bakanlığı bütçesinden ödeneceği öngörüldüğünden; ... TL'nin davacıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
5-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık ASgari Ücret Tarifesi Gereğince hesaplanan ... TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya VERİLMESİNE,
6-Yapılan yargılama masraflarının davacı üzerinde BIRAKILMASINA,
7-Davacı tarafça yatırılan gider avansının harcanmayan kısmının karar kesinleştikten sonra davacı tarafa istek aranmaksızın İADESİNE,
Dair; davacı vekili ve davalı vekilinin yüzlerine karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 6100 Sayılı Kanunun 345.maddesi gereğince 2 hafta içerisinde Antalya Bölge Adliye Mahkemesi ilgili İstinaf Dairesi Başkanlığına sunulmak üzere Mahkememize verilecek dilekçe ile İstinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.10/06/2025
Başkan ...
¸e-imzalıdır
Üye ...
¸e-imzalıdır
Üye ...
¸e-imzalıdır
Katip ...
¸e-imzalıdır