T.C.
ANTALYA
4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2020/205
KARAR NO : 2024/436
(ASIL DAVA BAKIMINDAN)
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 15/06/2020
(BİRLEŞEN ANTALYA ... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNİN ... ESAS, ... KARAR SAYILI DAVA DOSYASI YÖNÜNDEN)
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 13/11/2020
KARAR TARİHİ : 26/06/2024
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Asıl davada davacı ... vekili dava dilekçesinde; Müvekkil şirketin, ... üretim , satış ve pazarlaması alanında faaliyet gösterdiğini, davalı firma ile bir süredir ticari ilişkisi bulunduğunu, davalı şirkete aliminyum ürünlerinin satışı gerçekleştirdiğini, yapılan satışlara ait düzenlenen faturaların davalı tarafın cari hesabına kaydedildiğini, davalı tarafından sözkonusu alımlara istinaden yapılan kısmi ödemelerin de davalının cari hesabına alacak olarak kaydedilerek borcundan düşüldüğünü, son dönemde davalı tarafın sözkonusu satış faturalarından oluşan borcunu ödemeyerek geciktirmesi üzerine davalı tarafın, önce sözlü olarak uyarıldığını, bu uyarıya rağmen davalının, ... Euro cari hesap borcunu ödemediğini ve gerçek dışı ayıp iddiaları ileri sürerek borcu ödemekten kaçındığını, davalının ayrıca borcunu ödememek için maddi gerçeğe uygun olmayan faturalar düzenleyip müvekkil şirkete göndererek kendisini alacaklı gibi göstermeye de çalıştığını, bunun üzerine taraflarınca ilk olarak İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile davalı tarafa karşı ... Euro cari hesap alacağının tahsili için icra takibi başlatıldığını, ancak davalının süresi içinde yetkiye ve borca itiraz ederek takibin durmasına sebebiyet verdiğini, daha sonra da düzenlediği gerçek dışı faturalara dayanarak kendisini alacaklı olduğunu iddia ederek ... tarihinde Antalya Genel İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile müvekkil şirkete karşı ... TL bedelli bir icra takibi başlattığını, bu takibe de, hiçbir haklı gerekçesi olmayıp sadece borçtan kurtulmak maksadıyla başlatılmış kötüniyetli bir takip olması nedeniyle itiraz edildiğini, davalı tarafın Antalya Genel İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazı iptali ile takibin , takip talebindeki koşullarla devamına karar verilmesini talep etmiştir.
Asıl davada davalı ... vekili cevap dilekçesinde; Müvekkil şirket ile davacı şirket arasında, müvekkilin yükümlendiği projeler bazında ihtiyaç duyduğu alüminyum profiller ve sarf malzemelerinin alımından kaynaklı bir ticari ilişki ve işbirliği bulunduğunu, müvekkilinin 2015 ve 2016 yıllarında davacı tarafından üretilen ürünlere dayanarak verdiği teklifler ile aldığı bir kısım projelerde kullandığı malzemelerde kullanıma dayalı olarak oluşan ayıplar nedeniyle müşterilerinden şikayetler aldıklarını, bu şikayetleri derhal davacı şirkete bildirildiğini, kendisine ek bir külfet yüklemeden sorunların çözülmesini talep ettiğini, kullanılan ürünlerde oluşan ayıplar olduğunu, davacının, müvekkile işin fennine ve tekniğine uygun olmayan sözleşmeye aykırı nitelikte ayıplı ürünler teslim ettiğini, ayıplı olduğu tespit edilen ürünlerde ki hatanın davacı firmanın kusurundan kaynaklandığını, ayıplı üründe kullanılan malzemenin plastik olarak üretilmesi nedeniyle ayıbın oluştuğunu, şikayetlerin tekrarlanması nedeniyle soruna kesin bir çözüm üretilmesi hususunda ısrarla talepte bulunmuş ve neticede müvekkil davacının bilgisi dahilinde çözümü kendi imkanları ile ayıplı parçayı sisteme uygun bir ürün almak suretiyle çözdüğünü ve ... ... ile müvekkil ... arasında bila tarihli anlaşma tutanağı hazırlanarak imzalandığını, taraflar arasında imzalanan protokol ile davacı kullanılan ... sistemlerinde hata olduğunu, bu hata nedeniyle müvekkilin oluşan zararın tazmin etmek üzere ...-TL tutarlı destek vereceğini kabul ettiğini, davacı şirket, müvekkile sözleşmeye aykırı şekilde ürün teslim ettiğini kabul ettiğini, davacı müvekkilin KDV dahil ... TL'lik destekte bulunma talebini kabul ettiğini ve bu desteği de kendisinden mal alınarak yapılacak projelerde %5 ile %10 arasında iskonto yaparak gerçekleştirmeyi taahhüt ettiğini, ancak ilerleyen süreçte müvekkil ile davacı arasında proje bazında bir ticari bir birliktelik sağlanamadığını, müvekkilin ayıplı ürünler olan ... nedeniyle KDV dahil ...-TL zararı oluştuğu ve zararın kabil etmiş olmasına rağmen bu gün itibariyle ticari işbirliği oluşmaması nedeniyle müvekkilin karşılanmayan bir zararı var iken davacının alacak talebinde bulunması hukuka ve ticari etiğe aykırı olduğunu, müvekkilin uğradığı zararın tazmini için Antalya Genel İcra Müdürlüğünün ... sayılı takip dosyası ile başlatılan icra takibin itiraz edildiğini beyan ederek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Antalya ... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... esas sayılı dosyası iş bu dosyamız ile birleştirilmiştir.
Birleşen davaların sadece tahkikat aşamaları müşterek olup, davalar bağımsızlıklarını koruduğundan, ayrı ayrı hüküm verilmesi gerekmektedir.
Birleşen davada davacı olan ... vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile davalı şirket arasında ticari ilişki ve işbirliği bulunduğunu, müvekkili 2015-2016 yıllarında davalı tarafından üretilen ürünlerde müşteriler tarafından şikayet alındığını, bu şikayet ve ayıplar davalı şirkete iletilmiş ve ayıpların giderilmesini talep ettiklerini, ayıplı üründe kullanılan malzemenin önceki alınan ürünlerdeki gibi metal olması gerekirken plastik olarak üretilmesi nedeniyle ayıbın oluştuğunu, alüminyum doğramada yaşanan sıkıntılar hakkında ... ile bilgi verildiğini, bu ... ile ...'nın ... takımının ... sezonuna kadar iç mekanizmasının çelikten olduğu, sipariş sonrası ürünlerin iç mekanizmasını haber vermeksizin ve sipariş esnasında da belirtmeksizin ... ile değiştirdiği davalı tarafından kabul edildiğini, müvekkili kendi imkanları ile ayıplı parçayı sisteme uygun bir ürün almak suretiyle çözdüğünü, bunun maliyeti davalı şirket tarafından karşılanmadığını, taraflar arasındaki çözüm süreci sonucunda ... ile müvekkili ... arasında bila tarihli anlaşma tutanağı hazırlandığını, taraflar arasındaki protokol ile ... TL tutarlı destek vereceğini kabul ettiğini, ilerleyen süreçte aralarında ticari bir birliktelik sağlanamadığını, davalı ile sorunun çözülmesi için diyalog kurulmaya çalışılmış ancak bir sonuç alınamadığını, müvekkili müşterilerine mağdur olduğunu, müvekkilinin ayrıca gönderilen alüminyum profillerde oluşan renk farkını giderebilmek amacıyla müşteri memnuniyeti noktasında kendi imkanları ile boyadığı/değiştirdiği parçalardan kaynaklı ... TL zararı olduğunu, Davalı tarafından düzenlenen faturaya Antalya ... Noterliği ... tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile taraflarınca itiraz edildiğini, cari bakiye olrak ... TL alacaklarının bulunduğunu, davalı taraf hak etmediği bedelleri talep etmek amacı ile icra takibi başlattığını, itirazlar neticesinde takibin durduğunu ve davalı tarafından itirazın iptali ve takibin devamı amacıyla Antalya ... Asliye Ticaret Mahkemesi ... esas sayılı dosyası ile itirazın iptali davası açıldığını, Antalya Arabuluculuk bürosuna başvurulduğunu, anlaşmanın sağlanamadığını, davanın kabulü ile borçlunun yapmış olduğu itirazın iptalini, davalı/borçlunun %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesini talep ve beyan etmiştir.
Birleşen davada davalı olan ... vekili cevap dilekçesinde özetle; huzurdaki davanın kötüniyetli olduğunu, zira davacının, davalı olarak bulunduğu asıl davada da aynı ayıp iddialarını gündeme getirdiğini ve müvekkil şirket tarafından satılan ... hatalı olduğunu belirterek borçlu bulunmadıklarını ifade ettiğini, satılan ürünlerde ayıp bulunduğuna dair iddiaları kesinlikle kabul etmediklerini, yine huzurdaki davada ileri sürülen , ürünlerde renk farklılığı bulunduğu ve bunun giderilmesi için ... TL masraf yapıldığına dair iddiaların da hukuken dinlenebilir iddialar olmadığını, ... hata veya renk farkı varsa bunun dıştan yapılabilecek basit bir muayene ile anlaşılabilmesinin mümkün olduğunu, böyle bir durum varsa da davalı tarafın yasal süresi içinde tesbit ve karşı tarafa ihbar bildirimi yapması gerektiğini, kabul etmemekle beraber ayıp varsa da usulüne uygun ve malın teslim tarihine göre yasal süresi içinde bir ihbar yapılmadığı için bu açıdan da hukuken dinlenilebilir bir ayıp savunması bulunmadığını, davacı tarafça, müvekkil şirketin ürünlerdeki ayıbı kabul etmiş olduğu ve buna ilişkin taraflar arasında bir protokol yapıldığının beyan edildiğini, yine müvekkil şirketin bir çalışanı tarafından bu ayıbın ikrar edilmiş bulunduğu iddia edildiğini, söz konusu iddiaları kesinlikle kabul etmediklerini, şirket çalışan tarafından yazılan ... mesajının yine müvekkil şirketin müdürüne yönelik olarak yazılmış olduğunu, kişinin şahsi görüşlerini bildirdiğini ve müvekkil şirketi bağlamasının sözkonusu olmadığını, kaldı ki ne bu ... mesajında ne de protokolde ayıbın kabulü anlamına gelecek bir içerik bulunmadığını, taraflar arasında satışı yapılan ... kaynaklı bir sorun yaşandığı gerçek ise de, bu sorun ürünün ayıplı olmasından değil, protokolün ilk cümlesinde belirtiliği gibi satılan ürünlerin " müşteri tarafından sistem dışı bir kol ile birlikte kullanılması nedeni ile ... kırılması şeklinde ortaya çıkan şikayet" olduğunu, satılan ürünlerde bir ayıp mevcut olmayıp satılan ürünlerin sistem dışı bir kol ile kullanılmasından kaynaklı, yani kullanım hatasından kaynaklı bir sorun meydana geldiğini. müvekkil şirket yasal süresi içinde bildirimi yapılmayan , uygulama hatasından kaynaklı bu şikayet için normal koşullarda hiçbir sorumluluğu bulunmamasına rağmen iyiniyetli olarak bu protokol ile ilerdeki projelerde % 5 ile % 10 aralığında ilave iskontolar yapılarak müşteriye destek verilmesininin kabul edildiğini, taraflar arasında karşı tarafın "ayıp" olarak nitelendirdiği kendilerinin ise "müşteri tarafından ürünün sistem dışı bir kol ile kullanılması kaynaklı bir sorun" olarak nitelendirdiğimiz bir uyuşmazlık yaşanmış ise de, bu sorun taraflar arasında imzalanan protokol ile halledildiğini, sözkonusu protokolde davacı tarafın "meydana gelen bu sorundan kaynaklı destek talep ettiği , destek talebinin ise ... sistemlerinin kullanılacağı projelerden ilave % 5-10 arası indirim yapılarak karşılanacağı , fatura kabul edilmeyeceği " ifadesinin mevcut olduğunu, karşı tarafın protokolü açıkça ihlal ettiğini, ilave indirim talep etmek yerine protokole aykırı olarak müvekkil şirkete ( hem de sözkonusu malların satılmasından yaklaşık 3 yıl geçtikten sonra ) ... TL bedelli bir fatura keserek borcunu sıfırlamaya çalıştığını, müvekkil şirketin protokole aykırı böyle bir tutumu kabul edebilmesi mümkün olmadığını, müvekkil şirketin halen sözünün ve protokolün arkasında durmakta olup karşı tarafın ürün satın almak istemesi halinde protokoldeki ilave indirimi yapmaya hazır olduğunu, davalının protokoldeki fatura kabul edilmeyeceğine dair açık hükme rağmen müvekkil şirket ile ticari ilişkisini bitirmiş ve protokolü ihlal ederek fatura tanzimi yoluna gittiğini, davacının protokolü ihlalinin sadece ... TL bedelli fatura tanzimi ile de sınırlı olmadığını, Protokolün son fıkrasında müşterinin bahsi geçen iskontolar dışında başkaca hiçbir talepte bulunamayacağının da yazılı olduğunu, ancak ... firmasının bu açık hükme rağmen ... TL bedelli zarar faturası daha bulunduğunu iddia ederek bunu müvekkilden tahsil etmeye çalıştığını, oysa protokolde, bahsi geçen sıkıntı , yani ... kaynaklı sorun için ...'ten başkaca hiçbir talepte bulunulmayacağının yazılı olduğunu, kaldı ki protokolde, renk farkı sorunu olduğu iddia edilen ... için verilen ürünlerin bulunduğu da özellikle yazıldığını, bu durumda artık renk farkı gerekçe gösterilerek ... TL lik ilave zarar talep edilebilmesinin mümkün bulunmadığını, davacının beyan ve taleplerinin birbiri ile çeliştiğini, açıklanan nedenlerle ayıp iddialarının kesinlikle doğru olmayıp taraflar arasında ... ürününden kaynaklı sorun ise imzalanan protokol ile sonuçlandırıldığını beyan ederek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Asıl ve birleşen dava itirazın iptali talebinden ibarettir.
Dava, itirazın iptali talebinden ibarettir.
Belirtmek gerekir ki; Genel haciz yoluyla ilamsız icra takiplerinde borçlunun itirazı üzerine takip durur ve alacaklının takibin devamını sağlamaya yarayan imkanlarından biri İcra İflas Kanunun 67. maddesinde öngörülen itirazın iptali davasıdır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2013/19-2415 esas, 2015/2335 karar sayılı emsal ilamında da belirtildiği üzere; İtirazın iptali davası, müddeabihi takip konusu yapılmış ve borçlunun itiraz etmiş olduğu alacak olan, normal bir alacak (eda) davasıdır. Takip alacaklısı tarafından (süresi içinde) ödeme emrine itiraz etmiş olan borçluya karşı açılır; yani davacı alacaklı, davalı ise takip borçlusudur. Davacı alacaklı bu davada, borçlunun itiraz etmiş olduğu alacağın mevcut olduğunu bildirerek, borçlunun itirazının iptaline karar verilmesini (ve istiyorsa, borçlunun icra inkar tazminatına mahkûm edilmesini) talep eder (KURU, Baki: İcra ve İflas Hukuku El Kitabı, Türkmen Kitabevi, İstanbul, Kasım 2004, s. 220-221).
Bu genel açıklamalardan sonra dosyaya dönüldüğünde; mahkememizce deliller toplanmıştır ve tarafların ticari defterlerinin incelenmesine dair ara karar kurulmuştur.
Bilirkişi ... tarihli raporunda sonuç olarak; "Davalı ...'nin ticari defterlerine göre, davalı şirketin davacı şirketten mal alınması şeklinde taraflar arasında ticari bir ilişkinin mevcut olduğu, bu ticari ilişkiye istinaden hem esas dava dosyası hem de birleşen dava dosyası konusu olan icra takip tarihleri itibariyle davalı şirketin bakiye ...-TL.tutarında davacı şirketten alacağının kayıtlı olduğu, Davalı şirketin ticari defterlerine göre, davalı şirketten davacı şirketten alacaklı olmasının nedeninin, davalı şirketin davacı şirket adına düzenlediği ... tarihinde borç kaydedilen ... tarihli ... sıra nolu ...- TL. bedelli faturanın davacı adına borç kaydedilmesinden kaynaklandığı, bu fatura kaydından önce davalı şirketin ...-TL. tutarında davacı şirkete borcunun olduğu, taraflar arasında ihtilaf konusu olan ... tarihli ... sıra nolu ...-TL. bedelli faturanın davacı şirkete teslim edildiği, davacı şirket ise teslim aldığı faturaya karşı kanuni itiraz süresi olan 8 günlük itiraz süresinden sonra ... tarihinde iade faturası kestiği, davalı şirket de bu iade faturasını kabul etmeyerek davacı şirkete noter aracılığı ile iade ettiği, dava dosyasına sunulan ... tarihli ... sayılı yazısı ve ekindeki kayıtlara göre, davacı ...nin temsile yetkili müdürlerinin ... tarihinden itibaren ... ve ... olduğu, bu durumda da yukarıda belirtilen belge olan belge altında imzası olan ...'ın davacı şirketin temsile yetkili müdürü olmadığı" sonuç ve kanaatine varmıştır.
İstanbul ... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... tal. Sayısı ile ... tarihli bilirkişi ... raporunda sonuç olarak" Davacı ...'nin; incelenen defterler ve belgelerinin sahibi lehine delil vasfına haiz olduğu, Davacının ticari defter kayıtları ve tarafıma sunduğu belgelerin incelenmesi ile; Davacının, davalıdan ... tarihi itibariyle ... Euro alacaklı olduğu, Davalının ... TL. tutarında hatalı ürünlere ilişkin tanzim ettiği “Nefaset” faturası ile ... TL. tutarındaki ürün iade faturasına, davacının TTK. 21/2 Mad. ye göre 8 günlük yasal süresi içerisinde itiraz etmediği ancak her iki fatura için iade faturası tanzim ettiği, davalının ... TL.tutarındaki e-fatura içeriğinin ürün olduğu dikkate alındığında davacıya ne şekilde tespit edildiğine ilişkin bilgiye ulaşılamadığı, tüm bunlardan sonra; Davacı ile davalının hatalı ürünlere ilşikin aralarında akdettikleri tutanak ile davalının tanzim ettiği “Nefaset” faturasına ilişkin takdirin mahkemede olduğunu belirtmekle birlikte, davacının defter kayıtlarında davalıdan ... Euro alacaklı olduğu, ... tarihli icra takibi ile talep ettiği ... Euro talebin davacının defter kayıtları ile uyumlu olduğu, icra takip tarihine kadar işlemiş faiz talebinde bulunmadığı tespit edildiği " sonuç ve kanaatine varmıştır.
Bilirkişi raporu taraflara tebliğ edilmiş/itirazlar beyanlar alınmıştır.
Davalı birleşen dosya davacı vekili, ayıplı olan malların müvekkilinin deposunda hazır olduğunu beyan etmiştir ve mahkememizce aşamalarda keşif ve bilirkişi incelemesi kararı verilmiştir.
Ayıplı hizmet verildiğinin ispatının davalıya aittir. (Yargıtay 11. HD., 2016/902 esas, 2016/9215 karar)
Keşifte davalı birleşen dosya davacı vekili, doğramalar bakımından otel üzerinde inceleme yapılması gerektiğini, önce otelin ise ... da olduğunu, sonrasında ise otelin ... da olduğunu beyan etmiştir.
İnşaat mühendisi bilirkişi ... tarafından hazırlanan bilirkişi raporunuda özetle; "... bölümü ... döküm olması gerekirken ...'nin bilgisi ve onay dışında plastik yapılarak gönderildiği tespit edilmiştir. Aynı ürünün metal ve plastik olanı kıyaslandığında plastik kısımın dayanıksız olduğu ve zamana ve ... uygulanacak güce bağlı olarak kırılmalar meydana gelebileceği bu sebeple ürünün ayıplı olduğu tespit edilmiştir." sonuç ve kanaatine varmıştır.
Bilirkişi raporu taraflara tebliğ edilmiş/itirazlar beyanlar alınmıştır.
Mahkememizce her iki tarafın itirazları ve otelde de keşfin zaten icra edilecek olması göz önüne alınarak, tekrar keşif ve bilirkişi incelemesi (heyet oluşturulmuştur) kararı verilmiştir.
... tarihli bilirkişi heyet raporunda özetle; ... MAH. ... CAD.NO:.. .../... Adresindeki iş yerinde sehpa üzerindeki çok sayıdaki ... ürünleri üzerinde yaptığı incelemede Dikey hareketi yatay harekete dönüştürmesi gereken iç parçanın plastik olduğu kırılıp tahrip edilmiş olduğu, ... MAHALLESİ ... CADDESİ NO:.. .../... Adresinde Faaliyet gösteren ... monte edilmiş olan ... takımları da incelenmiş otelde ki imalatlarda ise ... nun irtibatlı olduğu Dikey hareketi yatay harekete dönüştüren iç parçanın Çelikten imal edildiği . ... takımının üzerinde de ... damgası mevcut olduğunun tespit edildiği; dosya içindeki taraf şirketler Genel Müdürlerinin imzaladığı evrak ve içeriğinde tarafların anlaştığı hususların aksine; dosya içinde bu protokolden dönme yada fesih konulu ihtarname/ fesih bildirimi de bulunmadığı; TTK Md. 219 vd. gereği ayıp, ayıba karşı tekeffül hükümleri, B.K. takas/ mahsup düzenlemesi çerçevesinde değerlendirildiğinde; anlaşma metni içeren işbu evraktaki (tenzilat yapılacaktır ve fatura kesilmeyecektir) düzenlemelerinin ayıba karşı tekeffül neticesinde takas/ mahsup yönünde değerlendirilip değerlendirilmeyeceği hususunda takdirin mahkemede olduğu, dosya içinde taraflarca yapılan anlaşmanın feshedildiğine dair belge bulunamamakla; kesilen faturaların anlaşmaya aykırı düzenlenip düzenlenmediği takdiri ile TTK m. 21/2 gereği süresinde itiraz etmemesi halinde, fatura içeriğini kabul etmiş sayılması kanunî bir adi karine olmakla, itiraz edilmeyip kaydedilen faturanın aksinin ispatı mümkün olduğu takdirin mahkemede olduğu belirtilmiştir.
Bilirkişi raporu taraflara tebliğ edilmiş/itirazlar beyanlar alınmıştır.
Mahkememizce ... tarihli celsenin ... numaralı ara kararında da açıkça belirtildiği üzere, taraf itirazlarının karşılanması ve mahkememizce sorulan sorulara cevap verilmesi için bilirkişi heyetinden ek rapor alınmasına karar verilmiştir.
... tarihli bilirkişi heyeti ek raporunda özetle; ... MAH. ... CAD.NO:.. .../... Adresin de sehpa üzerindeki çok sayıdaki ... ürünleri üzerinde yaptığı incelemede Dikey hareketi yatay harekete dönüştürmesi gereken iç parçanın plastik olduğu kırılıp tahrip edilmiş olduğu,... MAHALLESİ ... CADDESİ NO:.. .../... Adresinde faaliyet gösteren ... monte edilmiş olan ... takımları da incelenmiş otelde ki imalatlarda ise ... kolunun irtibatlı olduğu Dikey hareketi yatay harekete dönüştüren iç parçanın Çelikten imal edildiği, ... takımının üzerinde de ... damgası mevcut olduğunun tespit edildiği; ... takımında plastik olarak imal edilip kullanım esnasında zarara uğrayan kısım koldan aldığı gücü açıp kapama elemanına ileten en önemli elemandır. Çeliğin ... ve ... değeri ... iken plastiğin, ... değeri ... iyi şartlarda ... olduğu, hasarın sadece bir ... takımında değil Masa üzerindeki tüm ürünlerde meydana geldiği, ... belgesinin de olmadığı, bu şekilde ki ... takımlarının kullanılmasının fen ve sanat kurallarına tamamen aykırı olup kullanılmasının mümkün olmadığı, taraflar arasında imzalandığı söylenen, " müşteri tarafından sistem dışı bir kol ile birlikte kullanılması nedeni ile ... kırılması şeklinde ortaya çıkan şikâyet" belirlemesinin dava konusu şikâyetle benzer anlama geldiği, ... takımında plastik olarak imal edilen parçaların zaman içerinde tahrip olması kaçınılmaz olduğu, ... Yada ... belgesinin olması gerektiği; ... MAH. ... CAD.NO:.. .../... Adresin de sehpa üzerindeki çok sayıdaki ... Hasar sonradan ... takımın tamamında kullanılma sonucu ortaya çıkmış olup ... takımlarının gizli ayıplı olduğu; birleşen Antalya ... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... sayılı davanın konusunu oluşturan alüminyum doğramalarda oluşan renk farkının giderilmesi için yapılan boya yapılması konusunun Mimar tarafından incelenip irdelenmesi gereken bir konu olduğu bu nedenle heyetçe değerlendirilemediği hususları belirtilmiştir.
Bilirkişi raporu taraflara tebliğ edilmiş/itirazlar beyanlar alınmıştır.
Bilirkişi raporunu hakim denetlemelidir. Öğretide Akyol, bilirkişi raporunun denetimi sadece hâkime ait bir görev değil; aynı zamanda taraflara ait bir haktır demektedir(AKYOL, Şener :Hukuk Usulünde Bilirkişilerle İlgili Bazı Problemler, Mukayeseli Hukukta Bilirkişilik Ve Sorunları, Yargıtay 125.Yıl Dönümü, s. 72 naklen). Hâkimin bilirkişinin uzmanlığı nedeniyle taşıdığı egemenliği kıracak araçları olduğu, bir yanlışın mutlaka geri döneceği ve özellikle böyle bir yanlışın müeyyidelendirileceği konularında bilirkişi inandırılmalı; böyle bir bilinç oluşturulmalıdır.“Hâkim kesinlikle ve mutlak olarak usulün egemeni olmalı; dosyaya, kendi sorumluluğunda girecek olan tanık beyanı gibi bilirkişi raporu gibi hususların adaleti saptıracak biçimlerde tezahürünü önleyecek tedbirleri almalı ve bu egemenliğini davanın sonuna kadar sürdürmelidir.” (Akyol s. 64-65 naklen).
Bu hususlar doğrultusunda, Bilirkişi ... tarafından hazıranan ... tarihli rapor ve ... tarihli bilirkişi ... tarafından hazırlanan rapor içeriği, ... tarihli ve ... tarihli bilirkişi heyeti ek raporundaki tespitlerin, hükme ve denetime elverişli, dosya kapsamına uygun olduğu kanaatine varılmıştır.
Aşamalarda ... tarihli celsede davalı birleşen davacı vekiline, "Birleşen dosya yönünden, denetime elverişlilik, davayı aydınlatma ödevi, somutlaştırma ilkesi açısından, dava dilekçesi içeriğinde, iş bu davada da belirtilen ... TL lik sözleşme gereği bedel (iddia gereği) ve ... TL'lik boyamaya ilişkin bedel (iddia gereği) hususları anlatılmakla; birleşen davacı vekiline, dava değeri olarak cari hesaptan kaynaklı bildirilen ... TL yönünden açıklayıcı beyanda bulunması yukarıda anılan bedellerle ilgisinin net açıklanması, anılan iddia konusu ... TL lik faturaya ilişkin kalemlerin belirtilmesi (neyi kapsadığına ilişkin) ve dava değerinin bulunmasındaki etkisinin açıklanması için (... ve ... lik açıklamalar yapıldıktan sonra; dava dilekçesinin ... no'lu paragrafının ikinci satırında, cümleye başlarken, "son olarak müvekkil tarafından düzenlenen" ibaresi kullanıldıktan sonra ... TL'lik faturadan bahsedilmekle, ... ve ... lik idia edilen zarar kalemlerinden ayrı ve farklı bir anlam da çıkabileceği görülmekle) birleşen dosya davacı vekiline iki hafta süre verilmesine, (Dava dilekçesinde, "davalı tarafın kendi kusurundan kaynaklı ayıplar nedeniyle müvekkilinin uğradığı zararlar" ve "davalının da kabulünde bulunan bu ayıptan kaynaklı alacağımız" ibareleri mahkememizce bilinmekle beraber, denetime elverişlilik, net inceleme yapılabilmesi için dava değerinin dayanağı, anılan faturanın açıklanması, belirtilen ... ve ...'lik bedellerin bu kapsamda olup olmadığı, var ise ne şekilde olduğu hususu irdelenecektir)" şeklinde ara karar kurulmuştur.
Davalı-birleşen dava davacı vekili, ... tarihli beyan dilekçesinde;"müvekkil ile davacı/birleşen dava davalısı ... Arasında proje bazında ihtiyaç duyulan ürünlerin temini yönünde anlaşma yapıldığı; Bu kapsamda müvekkilin yükümlendiği projede ... üreticisi olduğu ... ve ... sistemleri kullanıldığı; ancak kullanılan istemlerin imalatında çelik yerine plastik malzemeler kullanılması nedeniyle ayıpla çıkan bu ürünler üreticinin de bilgisi dahilinde bir başka sistemle değiştirildiği ve ayıplı ürünlerin sökülerek müvekkil tarafından muhafaza altına alındığı; bu süreçte ...'nin Ürünlerdeki ayıpları kabul ettiği ve zararının karşılanacağını bildirdiği; bilirkişi raporlarında da ayıbın varlığının tespit edildiği; davacı/birleşen dava davalısı ... Ayıplı ürünlerden kaynaklı olarak oluşan zararı tazmin sözü vermesine rağmen bu kalem alacağını tahsil amacıyla icra takiplerine giriştiği; davacının icra takibine konu ettiği ... euro alacağını, ayıplı olan bu ... bedellerine dayandırdığı; Davacı ...'nin ayıplı maldan kaynaklı zararı olarak kabul ettiği ve tazmin etme sözü verdiği bu tutarı takibe konu etmesi hukuka ve ticari etiğe aykırı olduğu; kötü niyetin bir eseri olduğu; nitekim davacının ticari defterlerinde görünen bu tutarın da ayıplı mal tutarı olduğu; müvekkilin bu zararı karşılanmayınca ayıplı ... ve ... sistemlerinin iadesine ilişkin düzenlediği ... tarihli ... sayılı ... -TL tutarlı faturayı davacı tarafından kabzedilerek defter ve kayıtlarında yer verdiği; iade faturası ayıplı ürünlerin müvekkile fatura edildiği tutar üzerinden düzenlendiği; ayıplı ürünler uyuşmazlık konusunu oluşturduğundan yargılama esnasında bilirkişi incelemesi yapılabilmesi amacıyla müvekkil tarafından muhafaza edildiği, bu ürünlerin mahkemece bilirkişi incelemesine tabu tutulduğu ve ayıplı olduklarının tespit edildiği; Davacı ... Ayıplı ürünlerin tahsiline yönelik takibine dayanak oluşturacak ticari defterlerinde ki kayıtları düzenleyebilmek amacıyla takibe geçmeden yaklaşık bir ay önce ... sayılı fatura iadesi açıklaması ile ... tarihinde ... sayılı ve ... TL tutarlı e-Fatura sistemi üzerinden fatura düzenlendiği; bu fatura müvekkil tarafından kabul edilmediği ve davacı tarafından haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olarak düzenlenen faturaya karşı Antalya ... Noterliği'nin ... tarihli ve ... yevmiye numaralı işlemi ile ... TL tutarlı faturanın kabul edilmediğini, kayıtlarda faturaya yer verilmeyeceğini bildirildiği, bilirkişi raporlarından da bu hususun tespit edildiği; alınan bilirkişi raporlarında, müvekkilin muhasebe kayıtlarında ...' nin müvekkile ...-TL borcu olduğu tespit edilmiştir. Yine davacının ticari defter ve kayıtları üzerinde yapılan incelemelerde de bu faturaları muhasebeleştirdiklerinde euro bazında tutulan kayıtların faturaların düzenlendiği tarihteki kur üzerinden değerlendirmesi yapıldığında aynı sonuca varıldığı; ancak burada dikkat edilmesi gereken hususun müvekkil tarafından düzenlenen ... tarihli ... sayılı ...-TL tutarlı faturanın düzenlendiği tarihte ki değil, ayıplı ürünlerin müvekkile fatura edildiği tarihteki kur üzerinden değerlendirilmesi gerektiği; iade edildiği üzere mahkemenin açıklanması istediği ... tarihli ... sayılı ...-TL tutarlı faturanın müvekkile davacı ... Tarafından fatura edildiği tarihlerdeki kur değerleri üzerinden Türk Lirası olarak tanzim edildiği, bu fatura esasında takibe konu edilen ve ayıplı malların bedelinden kaynaklı ...-Euro tutarın karşılığı olduğu; bu bedelden caride müvekkilin borçlu göründüğü ...-TL bedelin mahsubu ile müvekkilin bilirkişi raporlarında tespit edilen ...-TL alacağı oluştuğu; bu itibarla davacı ...'' nin takip tarihi itibariyle müvekkilden alacağı bulunmadığı; nitekim karşılıkılı olarak ... edilen ve davacı tarafından itiraza uğramayan ... de müvekkilin netice itibariyle alacaklı olduğu ve bu alacağın ...-TL olarak kabul edildiği; öte yandan birleşen dava yönünden değerlendirildiğinde yine mahkemeye sunulan ... de görüldüğü üzere müvekkilin gönderilen doğramalarda ki boya farkları nedeniyle ... TL gideri olduğu bu tutarın davalı ...'nin kabulünde olduğu, bu tutar yönünden müvekkilin ... tarihli ... sayılı fatura itiraza uğramadan davalının defter ve kayıtlarına işlendiğinin sabit olduğu; bu itibarla dava dilekçesinde yer alan çelişki oluşturduğu ifade edilen paragrafa yönelik açıklayıcı beyanlarımız ... tarihli ... sayılı ...-TL tutarlı faturanın, dava konusu ayıplı ... davacı ... tarafından fatura edildiği tarihlerdeki kur değerleri üzerinden Türk Lirası olarak tanzim edilmekle fatura muhteviyatı takibe konu edilen ve ayıplı malların bedelinden kaynaklı ...-Euro tutarın karşılığı olduğu; bu bedelden caride müvekkilin borçlu göründüğü ...-TL bedelin mahsubu ile müvekkilin bilirkişi raporlarında tespit edilen ...-TL alacağı oluştuğu bu hali ile müvekkilin davacı/alacaklıya herhangi bir borcunun olmadığı, müvekkilin boya farkı nedeniyle oluşan giderlerinin tazmini yönünden düzenlenen ... tarihli ... sayılı fatura itiraza uğramadan davalının defter ve kayıtlarına işlendiğinden birleşen dava konusun oluşturan ...-TL alacağın sübut bulduğu" hususları belirtilmiştir.
Aşamalarda mahkemece tekrardan ... tarihli celsede denetime elverişlilik açısından; "birleşen davada cari hesap alacağını ve buna ilişkin takibin dava konusu edildiği, takipte de cari hesap alacağının yazdığı, bu miktara ulaşma yönteminin beyan dilekçesinde ve bununla birlikte dava dilekçesi incelendiğinde anlaşılabildiği, ancak boya kaynaklı iddiaların dava kapsamında görülemediği şu aşamada anlaşılmakla; bu konuda tekrar açıklama yapması için davalı birleşen dava dosya vekiline tekrar süre verilmiştir.
... tarihli açıklama dilekçesinde; "Mahkeme dosyası ile birleşen davanın konusunu oluşturan boyadan kaynaklı hataların müvekkil tarafından giderilmesi nedeniyle oluşan zararının tazmini talebi müvekkilin davacı birleşen davanın davalısı ... Nin ürünler keşfin yapıldığı ... Mahallesi, ... Caddesi, No:.. ... ... adresinde kullanıldığı; bilirkişi itiraz dilekçesinde de belirttikleri üzere birleşen davanın konsunu oluşturan parça değişimi ve renk farkının giderilmesi için yapılan boya giderlerinden kaynaklı tazminat talebi yönünden bilirkişi heyetince de bir değerlendirme yapılamadığı; önceki beyan dilekçelerinde de ifade edildiği üzere dosyaya deliller arasında sunulan ve otel sahibi ... Tarafından görevlendirilmiş bulunan inşaat proje müdürü ... tarafından ... tarihinde düzenlenen Hatalı Ürün Tespit tutanağında da görüldüğü üzere ... adet ... doğrama kasalarının muhtelif yerlerinde boya olmadığı, bu alanların da yerinde yapılan boya uygulaması ile renk farkı oluştuğu, ... meydana geldiğinin tespit edildiği; müvekkil son kullanıcıdan alınan ayıp ihbarı üzerine durumu, yine delilleri arasında dosyaya sunulan ... tarihli ... ile üretici ... ne bildirdiği, ayıplı olan ... ile doğramalardaki boya renk farklılıklarından kaynaklanan ayıpların müvekkil tarafından üretici firmanın bilgisi dahilinde giderildiği; ancak gelinen noktada ayıplı olarak üretilen ve boya hatası olan ... adet ... doğrama kasalarında ki boya farkının tespiti mümkün görünmediği; ancak bu durumun davalı ...' nin bilgisi ve kabulünde olduğu, nitekim davanın dayanağını oluşturan cari hesaba yönelik bilirkişi raporunda bu husus sübut bulduğu, İşbu davanın dayanağını oluşturan cari hesap içerikleri ve itiraza uğramayan ... tarihli ... sayılı fatura muhteviyatından da anlaşıldığı, bilirkişi raporları ve dosya kapsamı ile uyumlu, cari hesaba ve dayanak faturaya yönelik açıklayıcı beyan diekçesinden de anlaşılacağı üzere birleşen dava yönünden de dava sübut bulduğu, sunulan nedenlerle aradan geçen süre, boya farklılıklarının ve hatalı sürme kasa doğramalarının müvekkil tarafından giderilmiş olması nedeniyle mahallinde yapılacak keşfin davanın ispatı yönünde bir katkı sağlamayacağı da değerlendirilerek; asıl davalının reddine, birleşen davanın kabulüne karar verilmesini" beyan etmiştir.
Dosyaya bakıldığında; asıl dosya davalı vekili, taraflar arasında imzalanan protokol le davacının kullanılan ... sistemlerinde hata olduğunu, bu hata nedeniyle müvekkilinin oluşan zararı tazmin etmek üzere ... TL destek vereceğini kabul ettiğini beyan etmiştir. Asıl dosya davacı vekili, cevaba cevap isimli dilekçesinde de, söz konusu protokolü inkar etmemiştir. Ancak, bahsi geçen bu protokolün kesinlikle ürünlerdeki ayıbın kabulü anlamına gelmediğini, Protokolün ilk cümlesinde belirtiliği gibi satılan ürünlerin " müşteri tarafından sistem dışı bir kol ile birlikte kullanılası nedeni ile ... kırılması şeklinde ortaya çıkan şikayet" ten bahsedildiğini, görüldüğü gibi satılan ürünlerde bir ayıp mevcut olmayıp satılan ürünlerin sistem dışı bir kol ile kullanılmasından kaynaklı, yani kullanım hatasından kaynaklı bir sorun meydana geldiğini beyan etmiştir.
Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. HD'nin 2018/2039 Esas, 2019/751 Karar sayılı, 26/02/2018 tarihli kararında da belirtildiği üzere; Taraflar tacir olup, uyuşmazlığın ticari nitelikteki satım sözleşmesinden kaynaklanması nedeniyle uyuşmazlıkta 6098 sayılı TBK ve 6102 sayılı TTK hükümlerinin uygulanması gerekir.
Borçlar Kanunu’nun satım sözleşmesine dair hükümlerinin (TBK 'nun 207.maddesi) esasen tacirler arasında yapılan satım sözleşmelerine de uygulanması benimsenmiştir. Bununla birlikte satım sözleşmesinde malın ayıplı olması halinde özel hükümler öngörülmüştür (TTK'nun 23.maddesi). Dolayısıyla tacirler arası satım sözleşmelerine Borçlar Kanunu hükümleri ile birlikte TTK m. 23/1 ve 1-c hükmü de uygulanacaktır.
Bu noktada uyuşmazlığın temelini oluşturan “ayıp ve ayıba karışı tekeffül” kavramları üzerinde durmakta yarar vardır:
Ayıba ilişkin hukuki düzenleme, dava konusu uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken 6098 sayılı Borçlar Kanununun 219. maddesinde yer almaktadır. Düzenlemede “Satıcı, alıcıya karşı herhangi bir surette bildirdiği niteliklerin satılanda bulunmaması sebebiyle sorumlu olduğu gibi, nitelik veya niteliği etkileyen niceliğine aykırı olan, kullanım amacı bakımından değerini ve alıcının ondan beklediği faydaları ortadan kaldıran veya önemli ölçüde azaltan maddi, hukuki ya da ekonomik ayıpların bulunmasından da sorumlu olur." denilmektedir.
Ayıba ilişkin diğer sınıflandırma, ayıbın açık ve gizli olup olmamasına göre yapılmaktadır. Açık ayıp hemen ilk bakışta ya da yüzeysel bir muayene ile tespit edilebilen ayıptır. Durumun gerekli kıldığı, muayene ile anlaşılamayan ayıplar, gizli ayıptır. Alıcı gizli ayıpları araştırmakla yükümlü değilse de ayıp meydana çıkar çıkmaz derhal ihbar etmelidir (Domaniç, H.: Türk Ticaret Kanunu Şerhi, C.I, İstanbul 1988, s.155; Yavuz, N.: Ayıplı İfa, 2.b., Ankara 2010, s. 107; Karakaş, C.F.: Ticari Satımda Ayıp İhbarının Süresi ve Şekli, XXII. Ticaret Hukuku ve Yargıtay Kararları Sempozyumu, Ankar 2006, s.172). Derhal kavramı, halin icabına uygun fazla vakit geçirmeden bildirim olarak anlamak gerekir. Eğer alıcı iğfal edilmiş, yani maldaki ayıp ondan bilerek saklanmış ise Kanunun öngördüğü çözüm satıcı bakımından ağırlaştırılmış bir sorumluluğu gerektirmektedir. Nitekim 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 225. maddesine göre alıcıyı iğfal etmiş olan satıcı, ayıbın kendisine vaktinde ihbar edilmemiş olduğunu ileri sürerek sorumluluktan kurtulamaz.
Ticari satımlarda muayene ve ihbar külfeti TTK 21/1-c. maddede düzenlenmiştir. Bu hükme göre “ Malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya bildirmeye mecburdur. Açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde muayene etmeye veya ettirmeye ve bu muayene neticesinde malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için bu durumu bu süre içerisinde satıcıya bildirmeye mecburdur.” Ancak ayıp ihbarının bu süre içinde satıcıya ulaşması şart değildir. Bu süre içinde satıcıya ulaşmasa bile alıcı haklarını korumuş olur. TTK 21/1-c. maddede gizli ayıbın sonradan ortaya çıkması halinde Borçlar Kanunun 223. maddesinin uygulanacağı belirtilmiştir. Borçlar Kanunun 223. maddesinde ayıbın sonradan ortaya çıkması halinde bildirimin derhal yapılması aksi halde alıcı malı ayıp ile beraber kabul edilmiş sayılacaktır.
Alıcı ihbar külfetini yerine getirmiş ise zamanaşımı süresi içinde Borçlar Kanununun 227. maddesinde kendisine tanınan hakları dava yoluyla talep edebileceği gibi zamanaşımı süresi dolsa bile kendisine karşı açılan davada ayıptan doğan defi hakkını ve seçimlik haklarını ileri sürebilir. Bu halde artık alıcının ayıpları bildiği ya da bilmesi gerektiği konusunda ispat yükü satıcıya aittir. Zira bu suretle satıcı yasal olarak kendisine düşen bir sorumluluğu reddetmektedir.
TBK'nun 231.maddesine göre, satıcı daha uzun süre için kefalet etmemiş ise, satılanı ayıba karşı tekeffülden kaynaklanan her türlü dava, satılandaki ayıp daha sonra ortaya çıksa bile alıcıya teslimin gerçekleşmesinden itibaren bir yıl geçmekle zamanaşımına uğrar.
Alıcının muayene süresini kaçırdıktan sonra yapacağı ayıp ihbarı hukuken sonuç doğurmayacağı gibi, alıcı ayıba karşı tekeffül hükümlerinden faydalanamaz.(Yargıtay 19.H.D 2015/17709 E,2016/8206 K, 19 HD.2016/5159 E,2017/915 K,19.HD 2012/9334 E,2012/18827 K,19 HD.2015/12062E,2016/5585 K,19. HD 2012/13847 E.2013/982K )
Bu genel açıklamalardan sonra somut olayda, taraflar arasında imzalandığı söylenen, cevap dilekçesinde de bahsedilen protokolde geçen "müşteri tarafından sistem dışı bir kol ile birlikte kullanılması nedeni ile ... kırılması şeklinde ortaya çıkan şikâyet" belirlemesinin dava konusu şikâyetle, ayıp iddiası ile benzer anlama geldiği (cevaba cevap isimli dilekçede ise bu belirlemenin aksine asıl davadaki davacı taraf bunun ayıp anlamına gelmediğini beyan etmiştir) ve hasar sonradan ... takımın tamamında
kullanılma sonucu ortaya çıkmış olup ... takımlarının gizli ayıplı olduğu ... tarihli bilirkişi heyeti ek raporunda açıkça belirtilmiştir. Söz konusu hususların ayıp olduğu raporla belirlenmekle, bahsi geçen protokolde de asıl dava davalısının ayıp olarak ne sürdüğü, mahkemenin de kabulünde olan ayıbın asıl dava davacı tarafın da kabulünde olduğu anlaşılmıştır. Süresinde ayıp ihbarının da yapıldığı (derhal) ve hatta karşı tarafın kabul ettiği dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Protokol yapılmasına rağmen ticari ilişkinin taraflar arasında devam etmediği anlaşılmaktadır. Bu husus, asıl dava cevap dilekçesinde de belirtilmiş ve hatta dosyadaki cevaba cevap dilekçesi ismindeki ... tarihli dilekçe içeriğinde de özetle; ... vekili, "...cevap dilekçesinde de ifade edildiği gibi taraflar arasında ticari alışveriş meydana gelmemesi nedeniyle...." diyerek, protokolden sonra ticari ilişkinin devam etmediğini belirtmiştir. Bunun yanında ticari ilişkinin devam ettiğine dair muhasebe bilirkişi raporlarında da bir belirleme yoktur.
Dosya içeriğinde; taraflar arasında ihtilaf konusu olan ... tarihli ... sıra nolu ...-TL. bedelli faturanın davacı şirkete teslim edildiği, davacı şirket ise teslim aldığı faturaya karşı kanuni itiraz süresi olan 8 günlük itiraz süresinden sonra ... tarihinde iade faturası kestiği, davalı şirket de bu iade faturasını kabul etmeyerek davacı şirkete noter aracılığı ile iade ettiği anlaşılmaktadır. Kural olarak belirtmek gerekir ki; faturaya tebliğ tarihinden itibaren sekiz gün içinde (mücerret) itiraz edilmemiş olması hâli, sadece o faturanın -miktar ve fiyat yönünden- münderecatını kabul anlamını taşır, yoksa o faturada yazılı malın alıcıya mutlaka, daha önce teslim edilmiş olduğu anlamına gelmez; satıcının faturada yazılı malı alıcıya veya kanuni temsilcisine teslim ettiğini ayrıca ispat etmesi zorunludur (Doğanay, İ.: Ticari Alım-Satım Akdi ve Nevileri, Ankara 2003, s:52, Doğanay,İ: Faturanın Kapatılması, Delil Olma Özelliği ve Faturaya İtiraz Aylık Yaklaşım Dergisi Sayı 4, Nisan 1993, s:8-13). Ancak, hiçbir tacir kendi defterine aleyhe kayıt düşemeyeceğinden faturaların davalı defterinde kayıtlı olması faturalar içeriğindeki malın davalıya teslim edildiğine karine oluşturur. Bu karinenin aksini bir başka deyişle faturalar içeriği emtianın teslim edilmediğini, faturaların usulsüz olduğunu davalı ispatlamalıdır. (Yargıtay HGK., 14/05/2019 Tarih, 2017/19-823 E. 2019/553 K.). Yine belirtmek gerekir ki; iade faturasının davacı defterinde kayıtlı olmaması veya süresinde iade olması nedeniyle iadenin davalı tarafından usulüne uygun delillerle ispatı gerekir .İade faturasının davalı defterinde kayıtlı olması tek başına iadenin geçerliliğini ispatlamaya yeterli değildir. Ticari defterlerdeki kayıtların dayanak belgeler ile de doğrulanması gerekir.(Yargıtay 19. HD., 2017/5491 Esas, 2018/5733 Karar) Talimat yolu ile aldırılan muhasebe bilirkişi raporunda özetle; davalının ... TL.tutarındaki e-fatura içeriğinin ürün olduğu dikkate alındığında davacıya ne şekilde tespit edildiğine ilişkin bilgiye ulaşılamadığı şeklinde bir belirleme yapılsa da bu husus ispat külfeti ile ilgili olup, izlenecek yol yukarıdaki emsal içtihatlar doğrultusundadır. Somut olayda da zaten, ürünlerin, asıl dava davalı/birleşen dava davacı taraf uhdesinde olduğu hususunda da bir ihtilaf yoktur. Keşif asıl dava davalı/birleşen dava davacı taraf uhdesi mahallerde yapılmıştır.
Bu belirlemeler ışığında tekrar bakıldığında; taraflar arasında ihtilaf konusu olan ... tarihli ... sıra nolu ...-TL. bedelli faturanın davacı şirkete teslim edildiği, davacı şirket ise teslim aldığı faturaya karşı kanuni itiraz süresi olan 8 günlük itiraz süresinden sonra ... tarihinde iade faturası kestiği, davalı şirket de bu iade faturasını kabul etmeyerek davacı şirkete noter aracılığı ile iade ettiği anlaşılmaktadır.
Birleşen davanın, harca esas dava değeri cari hesaptan kaynaklanan ... TL olarak gösterilmiştir. ... tarihli bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere, (asıl davadaki taraf sıfatları dikkate alınarak) hem esas dava dosyası hem de birleşen dava dosyası konusu olan icra takip tarihleri itibariyle davalı şirketin bakiye ...-TL.tutarında davacı şirketten alacağının kayıtlı olduğu, Davalı şirketin ticari defterlerine göre, davalı şirketten davacı şirketten alacaklı olmasının nedeninin, davalı şirketin davacı şirket adına düzenlediği ... tarihinde borç kaydedilen ... tarihli ... sıra nolu ...- TL. bedelli faturanın davacı adına borç kaydedilmesinden kaynaklandığı, bu fatura kaydından önce davalı şirketin ...-TL. tutarında davacı şirkete borcunun olduğu belirtilmiştir. Bu miktarlar arasındaki fark ise ... TL'dir. Birleşen davada, dava dilekçesi içeriğinde, boya farkı zararından bahsedildiği de görülmekle, aşamalarda netleştirici beyan asıl dava davalı/birleşen dava davacı vekilinden alınmıştır.
Her ne kadar Davalı - Birleşen Dosya Davacı vekili, ... tarihli dilekçesinde özetle; "...müvekkilin boya farkı nedeniyle oluşan giderlerinin tazmini yönünden düzenlenen ... tarihli ... sayılı fatura itiraza uğramadan davalının defter ve kayıtlarına işlendiğinden birleşen dava konusun oluşturan ...-TL alacağın sübut bulduğu yönündedir...." şeklinde bir beyanda bulunmuş ise de aynı dilekçede yine, "... ... tarihli ... sayılı ...-TL tutarlı fatura, dava konusu ayıplı ... davacı ... tarafından fatura edildiği tarihlerdeki kur değerleri üzerinden Türk Lirası olarak tanzim edilmekle fatura muhteviyatı takibe konu edilen ve ayıplı malların bedelinden kaynaklı ...-Euro tutarın karşılığıdır. Bu bedelden caride müvekkilin borçlu göründüğü ...-TL bedelin mahsubu ile müvekkilin bilirkişi raporlarında tespit edilen ...-TL alacağı oluştuğu bu hali ile müvekkilin davacı/alacaklıya herhangi bir borcunun olmadığı...." beyanı da mevcuttur. Aşamalarda netleştirici beyanda bulunmak üzere davalı/birleşen dosya davacı vekiline süreler verilse de ve iki açıklama dilekçesi ile kısmen açıklamalar yapılsa da sonuç olarak kısmen açıklama amaçlı verilen dilekçeler içeriği, hakimin hukuku re'sen uygulaması, dava dilekçesindeki taleple (istisnalar hariç) bağlılık ilkesi, dava değerinin ... TL olarak gösterilmesi, cari hesap alacağının dava konusu olduğunun belirtilmesi dikkate alınarak, birleşen davanın cari hesaptan kaynaklı bakiye alacak olduğu, boya zararı adı altında bağımsız bir talebin olmadığı mahkememizce kabul edilmiştir. Birleşen davanın dayanağı icra takip dosyasının temeli bütünüyle cari hesaptan kaynaklı bakiye alacaktır. Birleşen dava temeli icra takip dosyasında da bu husus takip talebinde belirtilmiştir ve dayanak fatura ... tarihli ... sayılı ...-TL tutarlı faturadır.
Tüm dosya kapsamı, Bilirkişi ... tarafından hazıranan ... tarihli rapor ve ... tarihli bilirkişi ... tarafından hazırlanan rapor içeriği, ... tarihli ve ... tarihli bilirkişi heyeti ek raporundaki tespitler gereği gizli ayıbın mevcudiyeti, ürünlerin ayıplı olması, süresinde ayıp ihbarının da yapıldığı (derhal) ve hatta karşı tarafın kabul ettiği dosya kapsamından anlaşılması, protokol yapılmasına rağmen ticari ilişkinin taraflar arasında devam etmediğinin anlaşılması, (asıl davadaki taraf sıfatları dikkate alınarak) hem esas dava dosyası hem de birleşen dava dosyası konusu olan icra takip tarihleri itibariyle davalı şirketin bakiye ...-TL.tutarında davacı şirketten alacağının kayıtlı olduğu, Davalı şirketin ticari defterlerine göre, davalı şirketten davacı şirketten alacaklı olmasının nedeninin, davalı şirketin davacı şirket adına düzenlediği ... tarihinde borç kaydedilen ... tarihli ... sıra nolu ...- TL. bedelli faturanın davacı adına borç kaydedilmesinden kaynaklandığı, bu fatura kaydından önce davalı şirketin ...-TL. tutarında davacı şirkete borcunun olduğu, bu miktarlar arasındaki fark ise ... TL olduğunun anlaşılması, birleşen davanın cari hesap alacağına dayanması hususları bir arada düşünülerek; asıl davada davacının alacağının olmadığı, birleşen davada ise birleşen dava davacısı/asıl dava davalısının, ... TL alacağı olduğunun anlaşılması karşısında; asıl davanın reddine, birleşen davanın kabulüne karar vermek gerekmiştir.
Dosyada mevcut icra inkar tazminatı ve kötü niyet tazminatı taleplerine gelince;
Alacaklının icra dairesine yapacağı takip talebi ile başlayan, takibin durması için borçlunun itirazının yeterli olduğu ve cebri icraya devam edilebilmesi için alacaklının harekete geçmesinin gerekli olduğu ilamsız icra usulunde; gerek alacaklının haksız ve kötüniyetli takipte ve gerekse borçlunun haksız itirazda bulunmasını önlemek amacıyla icra tazminatına hükmolunması esası kabul edilmiştir. Anlaşıldığı üzere alacaklı lehine hükmolunacak icra tazminatının amacı, gerçekten borçlu olduğunu bildiği halde, süre kazanmak kasdı ile ya da başka bir sebeple icra takibini haksız olarak engelleyen kişinin, alacaklının hakkına kavuşmasını geciktirmeye yönelik kötü niyetli davranışlarını önlemektir. Borçlunun itirazının haksızlığı, itirazın yapıldığı andaki duruma göre tespit edilir. Borçlu hakkında tazminatına hükmedilmesi için, onun ödeme emrine “kötüniyet”le itiraz etmiş olması şart değildir. Borçlunun itirazının haksızlığına karar verilmiş olmalıdır. Alacaklının bir zarar görmüş olması da şart değildir.
Öğretide, hakim görüşe göre (POSTACIOĞLU, İlhan, İcra Hukuku Esasları, İstanbul, 1982, s. 184 vd., KURU, Baki, İcra ve İflas Hukuku, C. I, 3. Bası, İstanbul 1988, s. 304 vd., UYAR, Talih, İcra Hukukunda İtiraz, s. 215 vd.) itirazın haksız olup olmadığı, takip konusu yapılan ve borçlunun itiraz ettiği alacağın likit olup olmadığına göre belirlenmelidir. Alacak likit ise borçlu itirazında haksızdır, alacak likit değilse borçlu itirazında haklıdır. Öğreti, likit alacağı, miktarı belirli veya belirlenebilir olan ve bunun için tarafların anlaşmalarına veya böyle bir anlaşma olmazsa mahkeme kararına gerek olmayan alacak olarak tanımlamışlardır. Buna göre; borçlu alacağın gerçek miktarını tayin için bütün unsurları bildiği veya bilmesi gerektiği halde ödeme emrine itiraz ederse itirazında haksızdır; şayet diğer şartlarda gerçekleşmiş ise yargılama sonunda icra tazminatı ödemeye mahkum edilir. Alacağın gerçek miktarını tayin için tarafların anlaşmasına veya mahkeme kararına ihtiyaç varsa itiraz haklıdır ve borçlu itirazın iptali davasını kaybetse bile icra inkar tazminatı ödemeye mahkum edilemez. İcra inkar tazminatının şartları şunlardır:
a)Geçerli ilamsız icra takibi yapılmış olmalı,
b)Borçlu süresi içinde ödeme emrine itiraz etmiş olmalı,
c)Süresi içinde açılmış bir itirazın iptali davası olmalı,
d)Talep olmalı,
e)Borçlunun itirazının haksızlığına karar verilmelidir.
Ayrıca, itirazın iptali davalarında, mahkeme, alacaklının takip konusu yaptığı alacağının mevcut olmadığı sonucuna varırsa, itirazın iptali davasının reddine karar verir. Bu ret kararının kesinleşmesi ile, alacaklının başlamış olduğu (ve borçlunun itirazı ile duran) icra takibi iptal edilmiş sayılır. Davanın reddi kararının kesinleşmesi ile, takip konusu alacağın mevcut olmadığı kesin hüküm olarak tespit edilmiş olur. Alacaklı, borçluya karşı aynı alacaktan dolayı yeni bir alacak davası açamaz(6100 sayılı HMK m. 303). Davanın reddine karar veren mahkeme, alacaklının kötüniyetle icra takibinde bulunduğu ve itirazın iptali davası açtığı kanısına varırsa, alacaklıyı, borçluya bir tazminat ödemeye mahkum eder. Bu tazminat reddolunan alacak miktarının %20 sinden aşağı olamaz. Mahkememinin borçlu lehine tazminata hükmedebilmesi için, borçlunun (cevap dilekçesinde) tazminat istemiş olması gerekir(KURU,Baki/ARSLAN,Ramazan/YILMAZ,Ejder., İcra ve İflas Hukuku, Ankara 2006, s. 76).
Dosyaya baktığımızda; asıl davada, davacının kötü niyetli olduğu yönünde bir belirleme mahkememizce yapılmadığından, davalının kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir. Birleşen davada ise, mahkememizce birden çok bilirkişi raporu alındığı da dikkate alınarak, miktarı belirli veya belirlenebilir olan ve bunun için tarafların anlaşmalarına veya böyle bir anlaşma olmazsa mahkeme kararına gerek olmayan alacağın söz konusu olmadığı kanaatine varıldığından, inkar tazminatı talebinin de reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM/Ayrıntısı gerekçeli kararda açıkandığı üzere;
(ASIL DAVA YÖNÜNDEN)
1-Davanın REDDİNE,
2-Davalının kötü niyet tazminatı talebinin reddine,
3-Davacı tarafça yatırılan ... TL başvurma harcının mahsubu ile hazineye gelir kaydına,
4-Hükmün niteliği ve tarihi dikkate alınarak; alınması gerekli ... TL maktu karar ret harcının, davacı tarafça yatırılan ... TL harçtan mahsubu ile hazineye gelir kaydına, bakiye harcın karar kesinleştiğinde istek halinde davacıya iadesine,
5-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
6-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/13 ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği 26/2. Maddeleri, 6100 sayılı HMK 297/1-ç, 326.maddeleri uyarınca, arabuluculuk faaliyeti sonunda tarafların anlaşamamaları halinde iki saatlik ücret tutarı tarifenin birinci kısmına göre ileride haksız çıkan taraftan tahsil olunmak üzere Adalet Bakanlığı bütçesinden ödeneceği öngörüldüğünden; ... TL'nin davacı ...'nden alınarak hazineye gelir kaydına,
7-Davalı ... kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden; ... TL vekalet ücretinin davacı ...'nden alınarak davalı ...'ne verilmesine,
8-Davacı tarafça yatan gider avansından harcanmayan kısmın hüküm kesinleştiğinde UYAP üzerinden kontrolü de sağlanarak davacı tarafa iadesine,
(BİRLEŞEN DAVA YÖNÜNDEN)
1-Davanın KABULÜ İLE; davalının, Antalya Genel İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasına yaptığı itirazın iptali ile; takibin, ... TL asıl alacak üzerinden DEVAMINA,
2-Davacının inkar tazminatı talebinin REDDİNE,
3-Davacı tarafça yatırılan ... TL başvurma harcının mahsubu ile hazineye gelir kaydına,
4-Davacı tarafça yatırılan ... TL peşin harcın mahsubu ile hazineye gelir kaydına, hüküm gereği alınması gerekli bakiye ... TL'nin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
5-492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 28. maddesi gereğince; bakiye harcın, kararın tebliğinden itibaren bir ay içinde ödenmesi gerektiğinden, kararın tebliğinden itibaren bir ay içinde ödenmeyen harç için -kanunen belirlenen sınır göz önünde tutularak- "harç tahsil müzekkeresi" yazılmasına, bakiye karar ve ilam harcının ödenmemiş olmasının, hükmün tebliğe çıkarılmasına, takibe konulmasına ve kanun yollarına başvurulmasına engel teşkil etmeyeceğinin bu şekilde hükümde belirtilmesine,
6-Davacı tarafça yatırılan ve mahsup edilen toplamda ... TL harç bedelinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7-Davacı tarafça dosyada yapılan ve mahkememizce uyap sisteminden kontrol edilen (denetime elverişlilik açısından, uyap ekranında harç-masraf bölümü altında tahsilat reddiyat bilgileri başlığının içeriğinde masraflar açıkça yazmaktadır) posta-tebligat-bilirkişi-keşif ücreti gideri toplamı ... TL'nin davalı ...'nden alınarak davacı ...'ne verilmesine,
8-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/13 ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği 26/2. Maddeleri, 6100 sayılı HMK 297/1-ç, 326.maddeleri uyarınca, arabuluculuk faaliyeti sonunda tarafların anlaşamamaları halinde iki saatlik ücret tutarı tarifenin birinci kısmına göre ileride haksız çıkan taraftan tahsil olunmak üzere Adalet Bakanlığı bütçesinden ödeneceği öngörüldüğünden; ... TL'nin davalı ...'nden alınarak hazineye gelir kaydına,
9-Davacı ... kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden; ... TL vekalet ücretinin davalı ...'nden alınarak davacı ...'ne verilmesine,
10-Davacı tarafça yatan gider avansından harcanmayan kısmın hüküm kesinleştiğinde UYAP üzerinden kontrolü de sağlanarak davacı tarafa iadesine,
Dair, davacı birleşen dosya davalı vekili ... ve davalı birleşen dosya davacı vekili ...'ın yüzüne karşı kararın tebliğinden itibaren 6100 Sayılı Kanunun 345.maddesi gereğince 2 hafta içerisinde ilgili İstinaf Dairesi Başkanlığına sunulmak üzere Mahkememize verilecek dilekçe ile İstinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.26/06/2024
Katip ...
¸e-imzalıdır
Hakim ...
¸e-imzalıdır