T.C.
ANTALYA
4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2020/576
KARAR NO : 2025/48
DAVA : Tazminat
DAVA TARİHİ : 20/11/2020
KARAR TARİHİ : 28/01/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı şirketin ... yılında kurulduğunu, şirketin ana sözleşmesinde, şirket sermayesinin kuruluş tarihinde ... TL olarak kararlaştırıldığını, şirket kayıtlarına göre kuruluş ana sermayesinde; ...'ın ... TL, ...'ın ... TL, ...'ın ... TL, ...'ın ... TL, ...'nın ... TL, ...'nın ... TL hissesi bulunduğunu, ... tarihinde ... hissesinin; ... TL'sini ..., ... TL'sini ..., ... TL'sini ..., ... TL'sini ..., ... TL'sini ...'ın aldığını, böylece ... şirkette hissesi kalmadığını, bunun sonucunda; ...'ın sermaye hissesi; (... ve ...'dan aldığı hisselerle beraber) ... TL, ...'ın; ... TL, ...'ın; ... TL olduğunu, ... tarihinde ... ve ... da hisselerini ...'a devrettiğini, ...'ın hissesi son hali ile ... TL olduğunu, 2005 yılında paramızdan altı sıfırın atılmasıyla beraber güncel hali ... TL olan şirket ana sermayesinin ... TL'si ... tarafından şirkete getirildiğini, ancak ortakların şirkete getirmeyi taahhüt ettikleri sermaye borcunun sona ermediğini, son durumda: ...'ın ... TL, ...'ın ... TL, ...'ın ... TL olmak üzere toplam ... TL borçları bulunduğunu, TTK m.128'e göre anonim şirketlerde taahhüt edilen nakit sermayenin %25'inin tescilden önce geriye kalan kısmının ise en geç yirmi dört ay içerisinde ödenmesi gerektiğinin düzenlendiğini, davacı şirket ortaklarından ..., ... ve ...'ın taahhüt ettikleri sermayeyi şirkete getirmediklerini, sermaye koyma borcunu yerine getirmeyen ortakların sermayelerini tamamlaması, borcunu yerine getirmeyen bu ortaklardan gecikme sebebiyle uğranan zararın tazminin gerektiğini, bu davanın açılabilmesi için arabuluculuk dava şartının da yerine getirildiğini, uyuşmazlık konusu hakkında Antalya .../... arabuluculuk numaralı ... tarihli arabuluculuk anlaşamama tutanağı düzenlendiğini ileri sürerek, ...'ın ... TL, ...'ın ... TL, ... ...'ın ... TL olmak üzere toplam ... TL olan şirket sermaye borçlarının faiziyle birlikte davalılardan tahsilini, şirket sermayesinin ödenmemesi nedeniyle şirketin uğradığı zararların tazmin edilmesini, yargılama giderleriyle vekalet ücretinin davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılara usulüne uygun meşruhatlı davetiyeler tebliğ edilmiş, taraf teşkili sağlanmıştır.
Antalya Ticaret Sicil Müdürlüğüne müzekkere yazılarak davacı şirkete ait sicil dosyası celp edilerek dosyamız arasına alınmıştır.
Antalya ... Sulh Ceza Hakimliğinin ... Esas sayılı dosyası uyap üzerinden celp edilerek dosyamız arasına alınmıştır.
Mahkememizce yapılan yargılamada: ... tarihli oturum ... nolu ara karar gereği davacının ticari defter ve belgelerinin incelenmesi için dosya 1 mali müşavir ve 1 ticaret mevzuatında kaynaklı nitelikli hesaplama uzmanı bilirkişiye tevdi edilmesine karar verilmiş, bilirkişiler tarafından sunulan ... tarihli raporda özetle; "...Dava dosyası ile davacı şirketin ticari defterleri üzerinde yapılan incelemelerde;
Davacı şirketin ticari defterleri ve dava dosyası kapsamına göre, davalıların dava tarihi itibariyle davacı şirketin ortakları oldukları,
Davacı şirketin ticari defterleri ve dava dosyası kapsamına göre, davacı şirket ortakları olan davalıların toplam ...-TL.tutarındaki sermaye koyma borcunu davacı şirkete ödemedikleri, ödenmeyen bu tutarlar bakımından TTK m. 129 uyarınca ihtar gerekmediği ve ... tarihinde ödenmeyen bu sermaye koyma borcuna ödenmesi gereken bu tarihden dava tarihine kadar işlemiş yasal faizinin toplam ...-TL.olduğu,
Davalıların şirkete ... tarihinde koymayı taahhüt edip de ödemedikleri sermaye koyma borcu tutarlarının, TTK m. 128/7 uyarınca temerrüt faizini aştığı ve bir tazminat olarak değerlendirildiği takdirde her ne kadar davalılara karşı ihtar şartının yerine getirildiğine ilişkin bir kayda rastlanmamışsa da mahkemece zarar kalemi olarak değerlendirildiği takdirde denkleştirici adalet ilkesine göre dava tarihindeki alım gücünün ...'ın sermaye koyma borcu olan ...-TL.nın ...-TL. olduğu,
...'ın sermaye koyma borcu olan ...-TL.nın ...-TL. olduğu,
...'ın sermaye koyma borcu olan ...-TL.nın ...-TL. olduğu" sonuç ve kanaatine varılmıştır.
Davacı vekili ... tarihli ıslah dilekçesi ile; ... TL olarak açtıkları davayı, ... TL arttırarak toplam ... TL olarak ıslah etmiştir.
DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE; Dava, Anonim Şirkette sermaye koyma borcunu yerine getirmeyen pay sahibi ortaklardan sermaye koyma borcunun temerrüt faiziyle tahsili ile gecikme tazminatı istemine ilişkindir.
Borçlarından dolayı üçüncü kişilere karşı olan sorumluluğu malvarlığı ile sınırlı bulunan anonim şirketlerin bu nedenle de sermayelerinin üçüncü kişiler için bir teminat ve şirketin mali gücünün ölçüsü yönünden de önemli bir gösterge niteliğinde olması nedeniyle şirket sermayesinin ödenmiş olması, üçüncü kişilerin haklarını da etkileyen bir husustur. Öte yandan, bir şirketin devamını sürdürebilmesi ve ticari faaliyette bulunabilmesi için paraya ihtiyacı olduğundan, ortakların şirkete karşı sermaye borçlarını yerine getirmemelerinin şirketi mutlak şekilde zarara uğrattığının kabulü gerekir. Bu itibarla ortaklar yönünden şirkete karşı sermaye borcunu ödeme yükümlülüğü mevcut olduğu gibi ödenmemesi halinde makul bir süre içinde bu tutarların tahsil edilmemesi yoluna gidilmemesi nedeniyle oluşan zarardan, kusursuz olduklarını kanıtlayamamaları halinde yönetim ve denetim kurulu üyeleri de sorumlu bulunmaktadır. Anonim şirketin bu şekilde oluşan zararı, en azından ödenmeyen sermaye tutarı kadardır. Şirketin zararının tahsili için öncelikle ortaklara, mümkün olmadığı taktirde, yönetici ile denetçilere başvurmak zorunluluğu da bulunmamaktadır. Tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla, birlikte veya ayrı ayrı zararın tazminini talep hakkının varlığı kabul edilmelidir. (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 11/12/2014 tarih, 2014/9467 E. 2014/19501 K.)
Antalya Ticaret Sicil Müdürlüğünün ... sicil numarasında kayıtlı davacı şirketin ... yılında kurulduğu, ... TL sermayeye sahip şirkette ...'ın toplam ... TL, ... ve ...'ın ise ...'er TL sermayelerinin bulunduğu, ...'ın ödenmiş ... TL, ödenmemiş ... TL sermaye borcunun olduğu, diğer davalıların da ... TL sermaye borçlarını ödemedikleri görülmüştür.
6102 sayılı TTK'nun 127. Maddesinde şirkete sermaye olarak konulabilecek değerler belirtilmiştir.
128. Maddesinde de; "Her ortak, usulüne göre düzenlenmiş ve imza edilmiş şirket sözleşmesiyle koymayı taahhüt ettiği sermayeden dolayı şirkete karşı borçludur...
7) Şirket, her ortağın sermaye koyma borcunu yerine getirmesini isteyebileceği ve dava edebileceği gibi, yerine getirmede gecikme sebebiyle uğradığı zararın tazminini de isteyebilir. Tazminat istemi için ihtar şarttır. Şahıs şirketlerinde bu davayı ortaklar da açabilir..."
129. Maddesinde ise, " Zamanında ifa edilmeyen sermaye para ise, 128 inci madde gereğince tazminat hakkına halel gelmemek şartıyla, aksine şirket sözleşmesinde veya esas sözleşmede hüküm yoksa, şirketin tescili anından itibaren temerrüt faizi de ödenir." düzenlemeleri mevcuttur.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 24/11/2016 tarih, 2015/12168 Esas, 2016/9107 Karar sayılı ilamında; "...ek borç ilkesi uyarınca anonim ortaklıklarda pay sahibinin borcu, taahhüt ettiği payların karşılıklarının ödenmesinden ibarettir. Bu ilke, hem nakdi, hem de ayni sermaye taahhütleri için geçerlidir. Sermaye koyma borcunun yerine getirilmemesi halinde, 6762 sayılı TTK 407.maddesi uyarınca, bu borcun icra takibi yoluyla tahsili mümkün olduğu gibi, bunun yerine ortağın ortaklıktan ıskatı yoluna da başvurulabilecektir.
./..
Anonim ortaklılarda ödenmemiş bakiye sermaya taahhütlerinin paydaşlardan istenmesi ve buna bağlı olarak gündeme gelen pay sahiplerinin ıskatı usul ve şartları, mülga 6762 sayılı TTK 406-408. maddelerinde düzenlenmiş olup, 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 sayılı TTK 481-483. maddelerinde de 6762 sayılı TTK'dakine paralel düzenlemelere yer verilmiştir. Buna göre, 6762 sayılı TTK'nın 406. vd. madde uyarınca ıskat prosedürü için pay sahiplerine ödemeye davet ve ıskat ihtarının ayrı ayrı gönderilmesi gerekmektedir. TTK 407. maddesi uyarınca ıskat kararı vermeye yetkili organ anonim ortaklık yönetim kuruludur. Iskat prosedürünün işletilebilmesi için öncelikle pay sahiplerinin, anasözleşmede başkaca hüküm yoksa, ilan suretiyle pay bedellerini ödemeye davet edilmesi gerekmektedir. Bununla birlikte, 6762 s. TTK. 408/2 (6102 s. TTK 483/2) maddesi uyarınca, ödemeye davet ve ihtarın, nama yazılı paylar yönünden ilan suretiyle değil, ilandan daha kuvvetli bir bildirme yolu olan taahhütlü mektupla yapılması ve her ikisinde de enaz bir aylık sürenin verilmesi şarttır (Dairemizin 21.02.1980 tarih, 456/818 sayılı ilamı). Ancak anasözleşmede başkaca bir bildirme usulü öngörülmüş ise ana sözleşme hükümlerine de uyulması gerekmektedir (İ. Doğanay, TTK Şerhi, s.1226, par.2).
Sermaye borcunu ödemeyen bir pay sahibinin ıskat edilebilmesi için öncelikle temerrüte düşürülmesi gerekir. Temerrütün söz konusu olabilmesi için de bakiye sermaye borcunun ödenmesi konusunda yetkili organın bir karar alması ve bunu ana sözleşmede öngörülen usul ve esaslar doğrultusunda talep etmesi, uygulamadaki ifade ile apel işleminin yapılması gerekir. Şayet, anasözleşmede sermaye borcunun ödeme süreleri ve miktarı duraksamaya neden olmayacak biçimde belirlenmiş ise pay sahibi kendiliğinden mütemerrit olacaktır..." şeklinde belirtilmiştir.
Yukarıda belirtilen kanun maddeleri ve emsal içtihat doğrultusunda yapılan değerlendirmede: Davacı taraf dava dilekçesinde hem temerrüt faizi hem de tazminat talep etmiştir. Davacı tarafın tazminat talebi için ihtar şartını yerine getirdiğini gösteren bir belge dosyada mevcut olmadığı gibi yapılan bilirkişi incelemesinde de tespit edilememiştir.
Şirket ana sözleşmesi ... Maddesinde, davacı şirketin ... TL sermayesinin her biri ... TL kıymetinde ... adet olduğu, bu sermayenin ortaklar tarafından muvazaadan ari olarak tamamen taahhüt edildiği, şirket sermayesinin 1/4'ünün en geç ... tarihinde, kalan 3/4'ünün ise en geç ... tarihinde ödeneceği hususunun düzenlendiği görülmüştür.
Davacı şirketin ... ile ... yılları arasında 6762 sayılı TTK 'nun yürürlükte olduğu dönemde kurulduğu ve sermaye borçlarının bu döneme tekabül ettiği, 6762 sayılı TTK 272. Maddesi bakımından sermaye payının en az ödeme tutarı ve zamanına ilişkin bir düzenleme bulunmamakla birlikte 279. Maddesinde esas sözleşmede esas sermaye payının ödeme zamanı şartlarına yer verilmesi zorunluluğu bulunduğundan şirket esas sözleşmesinde ...nın .../... sayılı tebliğinde olduğu gibi 1/4'ü peşin, 3/4'ü üç yıl içinde ödenmesi şeklinde düzenlendiği öngörüldüğünden davacı şirketin ana sözleşme hükümlerine göre şirketi ödemeyi taahhüt ettikleri sermaye tutarını en geç ... tarihinde şirkete ödemeleri gerekmektedir. Dolayısıyla bu tarih itibariyle mütemerrit olduklarının kabulü gerekmiştir. Buna göre, davalı ...'ın ödenmemiş ... TL sermaye borcu ile ... tarihinden dava tarihine kadar işleyen ... TL temerrüt faizi, ... ve ...'ın da ayrı ayrı ... TL sermaye borcu ve ... tarihinden dava tarihine kadar işleyen ayrı ayrı ... TL temerrüt faizi olmak üzere toplam ... TL şirket sermaye borcu ile ... TL temerrüt faizinin davalılardan tahsili ile davacılara verilmesine karar vermek gerekmiştir.
Her ne kadar davacı tarafından faiz talebinin yanında tazminat talebinde de bulunulmuş ise de; tazminat talebine ilişkin ihtar koşulunun yerine getirilmediği anlaşılmakla bu talebin reddine karar vermek gerekmiştir.
129. Maddeye ilişkin olarak Madde de öngörülen faizin niteliği açıklanmamıştır. Keza faizin oranı hakkında da herhangi bir düzenleme getirilmemiştir. TTK da öngörülen bu faizin, ticari faiz olarak kabul edilmesi gerekir. Çünkü, ortakla şirket arasındaki ilişkinin ne olabileceği yasada düzenlenmemiş olmakla birlikte, bu faizin temerrüt faizi ve oranın da ticari işlerde uygulanan avans faizinin olduğunun kabulü, ilişkinin niteliğine uygundur.( Gönen Eriş, Açıklamalı-İçtihatlı Ticari İşletme ve Şirketler Cilt 2, Sayfa 1420-21 Açıklamaları)
Dava dilekçesinde davacı tarafından talep edilen faizin türü belirtilmemiştir. Mahkememizce sermaye borcuna ilişkin asıl alacak kalemleri yönünden kısa kararda yasal faiz uygulanmasına karar verilmiştir. Zira, faizin türünün açıkça belirtilmediği hallerde uygulanması gereken faiz yasal faiz olmakla mahkememizce temerrüt faizine ilişkin olarak uygulanması gereken oranın taleple bağlılık ilkesi dikkate alınarak yasal faiz olduğu kabul edilmiş, açıklanan gerekçelerle aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM: Ayrıntısı gerekçeli kararda açıklandığı üzere;
1-Davanın KISMEN KABUL KISMEN REDDİNE, buna göre; davalı ...’dan ... TL ve ... tarihinden dava tarihine kadar işleyen ... TL temerrüt faizi, ...’dan ... TL ve ... tarihinden dava tarihine kadar işleyen ... TL temerrüt faizi, ...’dan ... TL ve ... tarihinden dava tarihine kadar işleyen ... TL temerrüt faizi olmak üzere toplam ... TL şirket sermaye borcu ile ... TL temerrüt faizinin davalılardan yukarıda belirtilen tutarlarda tahsili ile davacıya VERİLMESİNE,
2-Davalıların yukarıda belirtilen sermaye borcuna ilişkin asıl alacak kalemleri yönünden dava tarihinden itibaren yasal faiz UYGULANMASINA,
3-Davacı tarafın tazminat talebinin koşulları ve yasal unsurları oluşmadığından REDDİNE,
4-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken ... TL karar ve ilam harcının davalılardan (... yönünden ... TL, ... ve ... yönünden ... TL karar ve ilam harcından sorumlu olmak üzere) müteselsilen tahsili ile HAZİNEYE İRAD KAYDINA,
5- Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi Gereğince ... TL nispi vekalet ücretinin davalılardan (... yönünden ... TL, ... ve ... yönünden ... TL vekalet ücretinden sorumlu olmak üzere) müteselsilen tahsili ile davacıya VERİLMESİNE,
6-Davacı tarafından yapılan davetiye, posta, bilirkişi giderinden ibaret toplam ... TL yargılama giderinin davanın kabul ve ret oranı gözetilerek ... TL'sinin davalılardan (... yönünden ... TL, ... ve ... yönünden ... TL yargılama giderinden sorumlu olmak üzere) müteselsilen tahsili ile davacıya VERİLMESİNE, bakiye yargılama giderinin davacı üzerinde BIRAKILMASINA,
7-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/13 ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği 26/2. Maddeleri, 6100 sayılı HMK 297/1-ç, 326.maddeleri uyarınca, arabuluculuk faaliyeti sonunda tarafların anlaşamamaları halinde iki saatlik ücret tutarı tarifenin birinci kısmına göre ileride haksız çıkan taraftan tahsil olunmak üzere Adalet Bakanlığı bütçesinden ödeneceği öngörüldüğünden ... TL arabuluculuk ücretinin; ... TL'sinin davalılardan, ... TL'sinin davacıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAD KAYDINA,
8-Artan ve kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde istek aranmaksızın yatıran tarafa İADESİNE,
Dair; davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 6100 Sayılı Kanunun 345.maddesi gereğince 2 hafta içerisinde Antalya Bölge Adliye Mahkemesi ilgili İstinaf Dairesi Başkanlığına sunulmak üzere Mahkememize verilecek dilekçe ile İstinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 28/01/2025
Başkan ...
¸e-imzalıdır
Üye ...
¸e-imzalıdır
Üye ...
¸e-imzalıdır
Katip ...
¸e-imzalıdır