T.C.
ANTALYA
4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2021/366
KARAR NO: 2023/645
DAVA: İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 05/07/2021
KARAR TARİHİ: 15/11/2023
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin davalı şirkete depo hizmeti vererek davalının yurtdışından ithal ettiği ürünleri depolama hizmetiyle muhafaza ettiğini, müvekkilinin verdiği hizmet karşılığında davalıya ... tarihli 5.600,00 TL, ... tarihli 800,00 TL, ... tarihli 800,00 TL, ... tarihli 800,00 TL, ... TL, ... tarihli 800,00 TL, ... tarihli 800,00 TL, ... tarihli 800,00 TL, ... tarihli 800,00 TL, ... tarihli 800,00 TL, ... tarihli 800,00 TL,... tarihli 800,00 TL, ... tarihli 800,00 TL, ... tarihli 800,00 TL, ... tarihli 800,00 TL, ... tarihli 800,00 TL, ... tarihli 800,00 TL, ... tarihli 800,00 TL, ... tarihli ... tarihli 800,00 TL, ... tarihli 800,00 TL, ... tarihli 9,971,00 TL tutarlı faturalar düzenlediğini ve faturaların bedellerinin ödemediğini, bunun üzerine davalı aleyhine Antalya Genel İcra Dairesinin ... sayılı dosyası ile ... tarihinde icra takibi başlattıklarını, davalının süresinde takibe kısmi olarak itiraz ettiğini, davalının 20.000,00 TL asıl alacağı kabul ettiğini, temerrüde düşürülmediğinden işleyen ve işleyecek olan faizlere itiraz ettiğini, diğer alacak kalemleri açısından böyle bir borçları olmadığını bu nedenle de ödeme emrinde geri kalan 21.836,60 TL'lik borcun tamamına itiraz etmeleri üzerine takibin durduğunu, yapılan arabuluculuk sürecinin anlaşamama ile sonuçlandığını, bunun üzerine eldeki davanın ikame edilerek davalının Antalya Genel İcra Dairesinin ... sayılı dosyasına yaptığı itirazının iptali ile takibin devamına, haksız ve kötü niyetli itiraz nedeniyle asıl alacağın % 20 sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama gideri ile vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin davacıya sadece 20.000,00 TL borcunun bulunduğunu, davacı tarafın müvekkili şirkete depolama hizmeti sağladığını, depolama hizmeti için aylık 800,00 TL ücret konusunda anlaştıklarını, bunun dışında davacı tarafından verilen ek bir hizmet olmadığını, davacının 2018 yılı için hizmet verdiği aylara ilişkin toplu bir fatura düzenlediğini, bu faturanın da ... tarihli 5.600,00 TL'lik fatura olduğunu, 2020 yılı temmuz ayına kadar müvekkiline depolama hizmeti sağladığını, 2020 yılı haziran ayından sonra davacının herhangi bir depolama hizmeti vermediğini, davacının ... tarih 800,00 TL, ... tarih 800,00 TL ve ... tarih 9.971,00 TL'lik faturaları takibe konu ettiğini, bu faturaların da taraflarına tebliğ edilmediğini, anılan tarihten sonra mevcut fatura bedeli kadar iş yapılıp yapılmadığı konusunda ispat yükünün davacı üzerinde olduğunu belirterek, davalının haksız ve kötü niyetli davasının reddi ile, kötü niyet tazminatına hükmedilmesi ile yargılama gideri ile vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasını talep ve savunma etmiştir.
Dava, itirazın iptali talebinden ibarettir.
Belirtmek gerekir ki; Genel haciz yoluyla ilamsız icra takiplerinde borçlunun itirazı üzerine takip durur ve alacaklının takibin devamını sağlamaya yarayan imkanlarından biri İcra İflas Kanunun 67. maddesinde öngörülen itirazın iptali davasıdır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2013/19-2415 esas, 2015/2335 karar sayılı emsal ilamında da belirtildiği üzere; İtirazın iptali davası, müddeabihi takip konusu yapılmış ve borçlunun itiraz etmiş olduğu alacak olan, normal bir alacak (eda) davasıdır. Takip alacaklısı tarafından (süresi içinde) ödeme emrine itiraz etmiş olan borçluya karşı açılır; yani davacı alacaklı, davalı ise takip borçlusudur. Davacı alacaklı bu davada, borçlunun itiraz etmiş olduğu alacağın mevcut olduğunu bildirerek, borçlunun itirazının iptaline karar verilmesini (ve istiyorsa, borçlunun icra inkar tazminatına mahkûm edilmesini) talep eder (KURU, Baki: İcra ve İflas Hukuku ... Kitabı, Türkmen Kitabevi, İstanbul, Kasım 2004, s. 220-221). Bu davada, ispat yükü kural olarak davayı açan alacaklıda olup, alacaklı alacağını ispatla yükümlüdür. Genel hükümler dairesinde her türlü delille ispat edilecek alacak ta yine takip talepnamesine konu olan ve borçlu yanca itiraza uğrayan alacaktır. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu., 2006/19-260 esas, 2006/251 karar)
Bu genel açıklamalardan sonra dosyaya dönüldüğünde; Mahkememizce taraf delilleri toplanmış ve tarafların ticari defterlerinin incelenmesine dair ara karar kurulmuştur.
HMK m. 222 gereği; Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. Bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın kanuni şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz. Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur. 7251 sayılı kanunla, 6100 sayılı Kanunun 222 nci maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan “ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi” ibaresi “diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi” şeklinde değiştirilmiş ve fıkraya birinci cümleden sonra gelmek üzere aşağıdaki cümle eklenmiştir; “Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz.” Usul hükümleri derhal uygulanırlılık ilkesine tabidir.
Davacı ticari defterlerinin incelenmesi sonucu (talimat yolu ile) bilirkişi Sn. ... tarafından düzenlenen raporda özetle; Davacı ... LTD. ŞTİ.’nin 2018-2019-2020 yılı yasal defterlerinin açılış ve kapanış onaylarının yapıldığı, dolayısıyla yasal defterlerin lehine delil olarak kullanılabileceği, Davacı tarafın yasal defterlerine göre; Takip Tarihi itibariyle davacı ... ...’in Davalı ...’dan 31.571,00 TL alacaklı olduğu, ... tarih ve ... fatura numaralı “ ... EK ARDİYE YANSITMA BEDELİ”
açıklamalı 9.971,00 TL tutarlı faturanın kabulünün Sayın Mahkemenin takdirinde olduğu, söz konusu faturanın kabul edilmemesi durumunda alacak tutarının 31.571,00 TL- 9.971,00 TL =21.600,00 TL olacağı,
Antalya Genel İcra Dairesinin ... E sayılı dosyası ... tarihli icra takibinin alacaklısının davacı ... LTD. ŞTİ. olan borçlu ise davalı ...LTD ŞTİ olduğu, 41.836,60 ₺ alacağının tahsili amacıyla başlatılan takipte; faturaların kdv’si olarak talep edilen 5.682,78 TL Fatura KDV’si ve İşlemiş Faiz KDV’si olan 405,32 TL’nin yasal defter kayıtlarına konu olmaması ve düzenlenen faturaların içeriğinde mevcut olması yahut KDV’siz faturalar olarak düzenlenmiş olması nedeniyle ayrıca talep edilemeyeceği" hususları belirtilmiştir.
Yukarıda belirtilen rapor içeriği de dikkate alınarak, davalı ticari defterlerinin incelenmesi sonucu hazırlanan bilirkişi Sn. ... tarafından düzenlenen raporda özetle; Taraflar arasında fatura ile ... alınıp / verildiği, tarafların defterleri değerlendirildiğinde, 2018, 2019 ve 2020 yılı ticari defterlerinin HMK 222/2 kapsamında tam ve eksiksiz olarak talimat mahkemesi bilirkişi raporuna yansıtılmadığı, (Kebir ve Envanter defteri tasdik bilgileri), davalının ise 2018 yılı yevmiye kapanış tasdikinin yapılmadığı, 2019 yılı defterlerinin kullanılmaya başlayan yıldan önceki son ayda tasdiklettirilmesi gerekirken defterlerini ... döneminde tasdiklettirdiği, ancak davalının 2020 yılı defter tasdik ve onaylarının tam olarak yapılı olduğu, davalı tarafın ticari defter ve belgelerinde borcunun bulunmadığı, 20.000,00 TL ödeme yaptığını beyan ettiği, davacı defterlerinde ise alacağın 9.971,00 TL'lik fatura hariç 21.600,00 TL olarak kayıtlı olduğundan, kalan 1.600,00 TL fatura borçlarının Mart/2019 ve Temmuz/2020 dönemi faturaları olduğu, ancak defterlerine işlemediği, kayıtlı yer almadığı, davacının ticari defter kayıtlarına göre davalıdan 31.571,00 TL alacağının kayıtlı olarak yer aldığı tespit edilmiş ise de 31.571,00 TL - 9.971,00 TL = 21.600,00 TL alacağını talep edebileceği değerlendirildiğinde, Mart /2019 döneminden ve Temmuz/2020 döneminden 800,00'şer TL alacağının kalabileceği, davacının ... tarihli 9.971,00 TL faturaya ilişkin dosya kapsamında yazılı bir anlaşmaya rastlanmadığı, davalının da defterlerinde kayıtlı yer almadığı, ve Form BA ile bağlı vergi dairesine beyan etmediği, davacının usulüne uygun ihtarname göndermediği, davalıyı takipten önce temerrüte düşürmediği hususları belirtilmiştir.
Bilirkişi raporu taraflara tebliğ edilmiş ve itirazlar/beyanlar alınmıştır.
Mahkememizce taraf ticari defterleri üzerinde tekrar bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiştir.
... tarihli, bilirkişi ... tarafından hazırlanan raporda özetle;
Davacı tarafından dosya kapsamına sunulan 2018-2019 ve 2020 yıllarına ait Ticari Defterlerinin 6102 sayılı TTK. 64/3. Maddesine göre incelendiğinde, Davalının 2018 ve 2020 yılı ticari defter tasdiklerinin açılış ve kapanış tasdiklerinin yasal süresinde ve usulüne uygun yapıldığı ve defterlerin birbirini doğruladığı, takdiri ve değerlendirilmesi Yüce Mahkemenize ait olmak üzere 6100 sayılı HMK 222/2. maddesine göre Davalının 2018 ve 2020 yılı defter tasdik ve onaylarının davalarda davalı lehine delil özelliği taşıyabileceği,
Davalının; 2019 yılı Yevmiye, Kebir Ve Envanter Defterlerinin ise yasal açılışlarının kullanıma başlanmadan önceki yılın son ayı Aralık /2018 döneminde tasdiklettirilmesi gerekirken 31 Ocak 2019 tarihinde yasal süresi geçtikten sonra tasdiklettirildiği, kapanış tasdikine tabi Yevmiye Defterinin ise kapanış tasdikinin kanuni süresinde ve usulüne uygun yapıldığı tespit edilmiş olup, Davalının 2019 yılı defterlerinin açılış tasdik ve onaylarının HMK 222/2. Maddesine göre tam ve süresinde yapılmadığından Davalının 2019 yılı ticari defterlerinin lehe delil olmasına ilişkin takdir ve değerlendirmelerin Yüce Mahkemenize ait olduğu,
Davalının 2018-2019 ve 2020 yılı ticari defter kayıtlarında Davacıya ait carisini ... nolu hesap kodundan takip ettiği,
Davalının dosya kapsamına sunduğu ticari defter kayıtlarına göre Davalının Davacı tarafa dava / takip tarihi itibariyle herhangi bir borcunun bulunmadığı görüldüğü,
Ancak Davalının ticari defter kayıtlarında yer alan ödemeler kontrol edildiğinde ödemelerin 100 KASA hesabından yapıldığı, banka ve finans kurumları kullanılmadığı görüldüğü,
Davalı tarafça gerek icra dosyasına yapılan itirazda ve gerekse dava dosyasına yapılan beyanlarda Davalının Davacı tarafa 20.000,00 TL borcunun olduğu beyan ve kabulü nedeniyle yukarıda kasa hesabından yapıldığı görülen ödemelerin kayden kapatıldığı anlaşıldığı,
Davacı tarafça Davalı adına düzenlenen ve icra takibine konu edilen aşağıda tabloda yer alan faturaların Davalının ticari defterlerinde kayıtlı olmadığı,
S.No Fatura Tarihi Fatura Tutarı
... ... 800,00 TL
... ... 800,00 TL
... ... 800,00 TL
... ... 800,00 TL
... ... 800,00 TL
... ... 800,00 TL
... ... 800,00 TL
... ... 800,00 TL
... ... 9.971,00 TL
... ... 800,00 TL
Davalı vekilince cevap dilekçesinde Davacı tarafça kendilerine 2020/Haziran dönemine kadar hizmet verildiğini, 2020 Temmuz ve Ağustos döneminde hizmet verilmediğini, bu nedenle bu dönemlere ilişkin düzenlenen faturaların kabul etmediklerini ayrıca ... tarihli 9.971,00 TL tutarındaki faturayı kabul etmediklerini beyan ettiği,
Davacı tarafça Davalı tarafa düzenlenen faturaların KDV siz düzenlendiği ve Davalının ticari defter kayıtlarına da KDV siz olarak kaydedildiği,
Davacı tarafça Davalı adına düzenlenen ... tarihli 9.971,00 TL bedelli Faturanın KDV dahil düzenlendiği halde takip talebinde ayrıca bu bedele ilişkin KDV ve KDV ye ilişkin faiz talep edildiği;
Mahkeme Davacı tarafın Davalı tarafa 2020/ Haziran ayına kadar hizmet verdiği, bu dönemden sonra hizmet vermediği, ayrıca Davacı tarafça Davalı adına düzenlenen ... tarihli 9.971,00 TL tutarlı Fatura ve içeriğinden sorumlu olmadığı kanaatinde ise;
Bu durumda Davalının Davacı tarafa 2018- Haziran dönemden 2020 Haziran dönemine kadar olan süre için 20.000,00 TL borçlu olduğu,
Mahkeme Davacı tarafın Davalı tarafa 2018 Haziran ayından 2020/ Ağustos ayına kadar hizmet verdiği, bu dönemden sonra hizmet vermediği, ayrıca Davacı tarafça Davalı adına düzenlenen ... tarihli 9.971,00 TL tutarlı Fatura ve içeriğinden sorumlu olmadığı kanaatinde ise;
Bu durumda Davalının Davacı tarafa 2018- Haziran dönemden 2020 Ağustos dönemine kadar olan süre için 21.600,00 TL borçlu olduğu,
Mahkeme Davacı tarafın Davalı tarafa 2018 Haziran ayndan 2020/ Haziran ayına kadar hizmet verdiği, bu dönemden sonra hizmet vermediği, ayrıca Davacı tarafça Davalı adına düzenlenen ... tarihli 9.971,00 TL tutarlı Faturadan da sorumlu olduğu kanaatinde ise;
Bu durumda Davalının Davacı tarafa 2018 Haziran dönemden 2020 Ağustos dönemine kadar olan süre için 21.600,00 TL Ardiye bedeli ve 9.971,00 TL ek ardiye ücreti yansıtması bedeli olmak üzere toplam 31.571,00 TL borçlu olduğu,
Davacı tarafın Davalı tarafı takip öncesi temerrüde düşürdüğüne dair dosya kapsamında herhangi bir bilgi ve belge bulunmadığı gibi taraflarca ödeme vadesi belirlenmiş bir sözleşmede dosya kapsamına ibraz edilmediğinden bu durumda Davacının Davalı tarafı takip tarihi itibariyle temerrüde düşürdüğü ve asıl alacak tutarına tarafların tacir ve yapılan işin ticari olması nedeniyle takip tarihinden itibaren Reeskont Avans Faizi talep edilebileceği,
Davacı tarafça Davalıdan takip talebinde 31.571,00 TL Asıl Alacak, 6.088,10 TL KDV ve 4.177,50 TL İşlemiş Faiz olmak üzere ceman 41.836,60 TL talep edildiği; hususları belirtilmiştir.
... uyap tarihli (raporda sehven ... yazdığı görülmektedir) bilirkişi Sn. ... tarafından hazırlanan raporda özetle;
VUK. md.182 ve 6102 sayılı TTK m.64’e göre tutulması gereken davacı şirketin 2018-2019-2020 yıllarına ait ticari defterlerinin 6102 sayılı TTK md. 64 ve VUK 221-226. md. uyarınca açılış tasdiklerinin yasal süresinde yaptırıldığı; 6102 sayılı TTK m.64’e göre kapanış tasdikine tabi olan ilgili yıllar yevmiye defterlerinin kapanış tasdiklerinin de yasal süresinde yaptırıldığı; davacının ticari defter kayıtlarının birbirini doğruladığı;
Huzurdaki davaya konu icra takibinde talep edilen alacak kalemlerinden;
Toplam 5.682,78 TL tutarında talep edilen KDV tutarlarının talep edilemeyeceği, keza bu alacağa dayanak tüm faturaların KDV’siz olarak düzenlenmiş olduğu, dolayısıyla takip konusu yapılan "KDV" alacak kalemlerinin dayanağı herhangi bir belge olmadığı,
Toplam 4.177,50 TL tutarında talep edilen işlemiş faiz tutarlarının + 405,32 TL tutarında talep edilen işlemiş faiz KDV si tutarlarının talep edilemeyeceği, keza davalı şirketin takip tarihinden önce temerrüde düşürüldüğüne ilişkin herhangi bir belge sunulmadığı;
Dava konusu somut olayda, taraflar arasında uyuşmazlık konusu olduğu tespit edilen faturaların ise, ... tarihli 800,00 TL tutarlı, ... tarihli 800,00 TL tutarlı, ... tarihli 9.971,00 TL tutarlı faturalar olduğu;
Uyuşmazlık konusu ... tarihli 9.971,00 TL (KDV dahil) tutarlı faturanın, "... EK ARDİYE YANSITMA BEDELİ" olarak tanzim edilmiş olduğu; ancak taraflar arasında fiyat artışı yapılacağı veya ek bedel alınacağı yönünde anlaşma sağlandığına ilişkin herhangi bir belge dosyaya sunulmadığından işbu faturanın kabul edilemeyeceği
-Uyuşmazlık konusu ... tarihli 800,00 TL tutarlı, 31.08.2020 tarihli 800,00 TL tutarlı faturaların ise kabul edilmesi gerektiği, keza takip konusu faturalardan, taraflar arasındaki ticari ilişkinin başlangıcından ... tarihine kadar olan süreçte davacının davalıya ... nolu beyannameye konu "2 kap 520 kg" ürün için ardiye hizmeti verdiğinin anlaşıldığı; davacının verdiği bu hizmetin, davalının beyan ettiği gibi 2020/Haziran ayı sonunda sonlandırılmış olduğuna yönelik herhangi bir tespit yapılamadığı (bu hususta herhangi bir belge sunulmadığı);
Yukarıdaki tespitlerin Sayın Mahkemenizce kabul edilmesi halinde, davacının talep edebileceği alacak tutarının; sadece "Fatura Alacağı" (asıl alacak) alacak kalemlerine ilişkin olarak (uyuşmazlık konusu 9.971,00 TL tutarlı fatura haricindeki diğer tüm fatura tutarları toplamı olan) toplam 21.600,00 TL olduğu hususları belirtilmiştir.
Bilirkişi raporları taraflara tebliğ edilmiş, itirazlar/beyanlar alınmıştır.
Bilirkişi raporunu hakim denetlemelidir. Öğretide Akyol, bilirkişi raporunun denetimi sadece hâkime ait bir görev değil; aynı zamanda taraflara ait bir haktır demektedir(AKYOL, Şener :Hukuk Usulünde Bilirkişilerle İlgili Bazı Problemler, Mukayeseli Hukukta Bilirkişilik Ve Sorunları, Yargıtay 125.Yıl Dönümü, s. 72 naklen). Hâkimin bilirkişinin uzmanlığı nedeniyle taşıdığı egemenliği kıracak araçları olduğu, bir yanlışın mutlaka geri döneceği ve özellikle böyle bir yanlışın müeyyidelendirileceği konularında bilirkişi inandırılmalı; böyle bir bilinç oluşturulmalıdır.“Hâkim kesinlikle ve mutlak olarak usulün egemeni olmalı; dosyaya, kendi sorumluluğunda girecek olan tanık beyanı gibi bilirkişi raporu gibi hususların adaleti saptıracak biçimlerde tezahürünü önleyecek tedbirleri almalı ve bu egemenliğini davanın sonuna kadar sürdürmelidir.” (Akyol s. 64-65 naklen).
Ayrıca önemli bir kural olarak; Mahkemece alınan raporlar birbiriyle çelişse dahi hakim bunlardan birine dayanarak karar verebileceği gibi hiçbirini hüküm kurmaya yeterli bulmaz ise yeniden bilirkişi raporu alabilir.(T.C.Yargıtay Hukuk Genel Kurulu., E: 2010/19-27 K: 2010/50 T: 03/02/2010)
Bu hususlar doğrultusunda, Sn. ... ve Sn. ... tarafından düzenlenen bilirkişi raporlarının, hükme ve denetime elverişli, anlaşılır, denetime elverişli, dosya kapsamına uygun olduğu kanaatine varılmıştır.
Davacı, 2020 temmuz ve ağustos aylarında da hizmet verdiğini iddia etmekte olup, davalı taraf bu durumu kabul etmemektedir. Yukarıda da anlatıldığı üzere, itirazın iptali davasında ispat külfeti kural olarak davacıdadır. Davacı anılan iddiasını usule uygun delillerle ispat etmelidir ancak dosya kapsamında bu durumu ispata yarar bir delil mevcut değildir. Ancak, dava dilekçesinde, "yemin" deliline de dayanmıştır. İspat yükü altında bulunan tarafın başvurabileceği delillerden biri de yemin delilidir. Yemin, taraflardan birinin davanın çözümlenmesine etkili olan bir vakıanın doğru olup olmadığı hakkında kanunun belirlediği şekilde mahkeme (hakim) önünde beyanda bulunmasıdır. Bir başka deyişle; Yemin, taraflardan birinin davanın çözümünü ilgilendiren bir olayın doğru olup olmadığı konusunu, kanunda belirtilen usule uyarak, mahkeme önünde, kutsal sayılan değerlerle teyit eden ve kesin delil vasfı yüklenmiş sözlü açıklamalardır (03.03.2017 tarihli ve 2015/2 E., 2017/1 K. sayılı YİBK). Medeni Usul Hukukumuzda yemin delili kesin delil niteliğindedir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu., 2015/22-2376 esas, 2019/370 karar) HMK m. 74 gereği; Açıkça yetki verilmemiş ise vekil, yemin teklif edemez, yemini kabul, iade veya reddedemez. Taraf vekillerinin vekaletnamelerinde, yemini teklif, kabul ve iade özel yetkileri mevcuttur. Burada önemle belirtmek gerekir ki; HMUK m. 63/cümle 2, yeminin kabulü veya iadesinin beyanı için (özel) yetkinin ancak yemin edecek kimse tarafından yemin teklif olunacak konuyu öğrendikten sonra verilebileceğini düzenlemekte idi. Bu düzenleme, vekilin bu konuda talimat almadan hareket edemeyeceği ve zaten uygulamasının da yarar sağlamadığı gerekçeleriyle, HMK m. 74 metnine alınmamıştır. Dolayısıyla, vekile önceden yetki verilebilmesi, olanak dahiline sokulmuştur ifadelerini belirtmiştir. (YILMAZ, Ejder., Hukuk Muhakemeleri Kanunu Şerhi, Ankara 2013, 2. Baskı, s.645) Bu nedenle, davacı vekiline yemin hakkı hatırlatılmıştır. Davacı vekilinin iddiası gereği 2020 Temmuz ve Ağustos aylarına ilişkin davalıya hizmet verildiği hususunda davalı tarafa yemin teklifinde bulunup bulunmayacağı davacı tarafa sorulmuş, davacı yemin teklifinde bulunmayacaklarını beyan etmiştir. Ayrıca, 9.971,00 TL değerindeki faturanın da davalının ticari defterinde yer almadığı anlaşılmıştır. Uyuşmazlık konusu ... tarihli 9.971,00 TL (KDV dahil) tutarlı faturanın, "... EK ARDİYE YANSITMA BEDELİ" olarak tanzim edilmiş olduğu; ancak taraflar arasında fiyat artışı yapılacağı veya ek bedel alınacağı yönünde anlaşma sağlandığına ilişkin herhangi bir belge dosyaya girmediği bilirkişi raporunda da açıkça belirtilmiştir. Bu faturadan kaynaklı alacağın olduğuna ilişkin bir bilgi ve belge de dosyada mevcut değildir. Mahkememizce, Davacı tarafın Davalı tarafa 2020/ Haziran ayına kadar hizmet verdiği, bu dönemden sonra hizmet vermediği, ayrıca Davacı tarafça Davalı adına düzenlenen ... tarihli 9.971,00 TL tutarlı Fatura ve içeriğinden sorumlu olmadığı kanaatine varılıp, bu durumda Davalının Davacı tarafa 2018- Haziran dönemden 2020 Haziran dönemine kadar olan süre için 20.000,00 TL borçlu olduğu anlaşılmıştır. Zaten, davalı vekili, cevap dilekçesinde de bildirdiği üzere 20.000,00 TL borçlu olduklarını ikrar etmiştir. Uyuşmazlık bu yönden mevcut değildir.
Davacının, davalıyı takipten önce temerrüde düşürdüğüne ilişkin bir bilgi veya belge dosyada mevcut değildir. Bu yönden, temerrüdün mevcut olmadığı anlaşılmıştır. Davacı faize dayanak olarak, talebini, TTK m. 1530'a dayandırmıştır.
6102 sayılı TTK'nın 1530.maddesi; "Ticari işletmeler arasında mal ve hizmet tedariki amacıyla yapılan işlemlerde, alacaklı, kanundan veya sözleşmeden doğan tedarik borcunu yerine getirmiş olmasına rağmen, borçlu, gecikmeden sorumlu tutulamayacağı hâller hariç, sözleşmede öngörülmüş bulunan tarihte veya belirtilen ödeme süresinde borcunu ödemezse, ihtara gerek olmaksızın temerrüde düşer." düzenlemesini haizdir. Madde hükmü, yalnızca mal ve hizmet tedariki amacıyla akdedilen sözleşmelerde, mal veya hizmet karşılığı ödenecek bedelde temerrüde düşüldüğü durumda ve iki ticari işletme arasında akdedilen sözleşmeler bakımından uygulanır. Madde, borcunu zamanında ödemeyen borçlunun ihtara gerek olmaksızın temerrüde düşmesi ve faize hak kazanmasını öngörür. Ancak TTK'nın 1530/2. maddesi mal ve hizmet tedarik sözleşmesine ilişkindir. Söz konusu maddenin gerekçesinde de; hükmün üreticileri, KOBİ'leri ve ödeme talepleri karşılığı hizmet veren ticari işletmeler ile kişileri, şartları dayatma konumları güçlü ticari işletmeler, özellikle market, süper market, hiper market gibi alışveriş merkezleri karşısında koruma amacıyla, üreticiler ile KOBİ'lerin ticari olarak büyük ve güçlü konumda bulunan işletmelere mal / hizmet tedarik etmesi halinde, teslim ettikleri mal ve hizmetlerin bedellerini zamanında tahsil etmesine olanak sağlanması amacıyla ihdas edildiği belirtilmiştir. Dava konusu uyuşmazlık, kabule göre ticari alım satım ilişkisinden kaynaklanmaktadır. Somut olayda, tarafların konumu ve aralarındaki işlem hacmi de dikkate alındığında, ilişkinin TTK'nın 1530. maddesi anlamında mal veya hizmet tedariki olarak nitelendirilmesi kabule göre mümkün değildir. TTK 1530.maddenin konuluş amacına bakıldığnında, mal tedarik sözleşmeleri kapsamında küçük ve orta ölçekli tedarikçiyi, büyük şirketlere karşı korumak amacıyla getirilmiş bir hüküm olduğu anlaşılmaktadır. Bu nedenle alacaklının bu madde kapsamında faiz talep hakkı bulunmamaktadır. Bu durumda alacaklının davacıdan faiz talep edebilmesi için, TBK'nın 117. maddesi uyarınca davalı borçluya bir temerrüt ihtarı tebliği veya borcun ifa tarihinin bir sözleşme hükmüyle tayin edilmiş olması gerekmektedir. Ancak, yukarıda da belirtildiği üzere, davacıya keşide edilmiş bir ihtar bulunmadığı gibi, bu hususta akdedilmiş bir sözleşme de bulunmamaktadır. Bu nedenle takip tarihinden önceki dönem için faiz talep edilmesi mümkün değildir.(İstanbul BAM 12. HD., 2020/337 E, 2022/1629 K; Bursa BAM 5. HD., 2020/288 E, 2022/1410 K; Samsun BAM 3. HD., 2021/1938 E, 2022/1237 K; İstanbul BAM 43. HD., 2020/802 E, 2022/463 K; Konya BAM 6. HD., 2019/1975 E, 2021/2493 K) Davacının, somut olayda, TTK m. 1530 hükmünün uygulanması gerektiği yönündeki talebi hukuken yerinde değildir. Somut olay bakımından uygulanma yeri yoktur.
Tüm açıklamalar, Sn. ... ve Sn. ... tarafından düzenlenen bilirkişi raporları, davacının, davalının kabul ettiği miktardan daha fazla asıl alacak ve faiz alacağı olduğunu ispatlayamaması hususları karşısında, ispatlanamayan davanın reddi gerekmiştir.
HÜKÜM/Ayrıntısı gerekçeli kararda açıklandığı üzere;
1-Davanın REDDİNE,
2-Davacı tarafça başlangıçta yatırılan 59,30 TL başvurma harcının mahsubu ile hazineye gelir kaydına,
3-Hükmün niteliği ve tarihi dikkate alınarak, alınması gerekli 269,85 TL maktu dava ret harcının, davacı tarafça başlangıçta yatırılan 372,92 TL harçtan mahsubu ile hazineye gelir kaydına, bakiye harcın karar kesinleştiğinde istek halinde davacıya iadesine,
4-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,
5-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/13 ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği 26/2. Maddeleri, 6100 sayılı HMK 297/1-ç, 326.maddeleri uyarınca, arabuluculuk faaliyeti sonunda tarafların anlaşamamaları halinde iki saatlik ücret tutarı tarifenin birinci kısmına göre ileride haksız çıkan taraftan tahsil olunmak üzere Adalet Bakanlığı bütçesinden ödeneceği öngörüldüğünden; 1.320,00 ₺ (TL) nin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
6-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden; 17.900,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
7-Davacı tarafça yatan gider avansından harcanmayan kısmın hüküm kesinleştiğinde UYAP üzerinden kontrolü de sağlanarak davacı tarafa iadesine, karardan sonra tebligat ve benzeri masraflar için gider avansının kullanılması davacı tarafından istenirse tebligat ve benzeri için yapılacak masraflar düşüldükten sonra arta kalan miktarının UYAP üzerinden kontrolü sağlanarak karar kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine, (6100 sayılı HMK m. 333) ;12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu gereğince dava açılırken mahkeme veznesine yatırılacak olan gider avansının miktarı ile avansın ödenmesine ilişkin usul ve esasları belirten, "Hukuk Muhakemeleri Kanunu Gider Avansı Tarifesi" göz önünde tutularak; her hangi bir bankaya ait hesap numarası ve/veya herhangi bir banka hesabına ait IBAN numarası verilmesi halinde taraflara ait artan gider avansının bildirdikleri hesaba aktarılmasına,
8-Kararın, Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavvcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmelik m. 216 gereği ve Yargıtay 1. HD'nin 2016/12476 E, 2019/2779 K sayılı emsal ilamı gereği talep ve masraf bulunması halinde taraflara ve/veya Teb. K. m. 11 ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulu., 22/01/2003, 2003/1-25 E., 2003/7 K., Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı., 10/07/1940, 1940/7 E., 1940/75 K. nolu kararları gereği vekil ile temsil edilen tarafın vekiline tebligata çıkartılmasına,(RUHİ, Ahmet Cemal., Tebligat Hukuku., 2008, 6. Baskı, s. 127); taraflardan birisi tarafından kanun yoluna başvurulması halinde bu hususun tebliğ isteği olarak değerlendirilerek, gerekçeli kararın tebliğe çıkarılmasına,
Dair, davacı vekili Sn. Av. ... ve davalı vekili Sn. Av. ... yüzüne karşı kararın tebliğinden itibaren 6100 Sayılı Kanunun 345.maddesi gereğince 2 hafta içerisinde ilgili İstinaf Dairesi Başkanlığına sunulmak üzere Mahkememize verilecek dilekçe ile İstinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.15/11/2023
Katip ...
¸e-imzalıdır
Hakim ...
¸e-imzalıdır