T.C.
ANTALYA
4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2021/66 Esas
KARAR NO : 2025/758
DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 04/02/2021
KARAR TARİHİ : 17/12/2025
Mahkememizde görülmekte bulunan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ... tarihinde davalı ...’nun maliki ve sürücüsü olduğu ... plakalı araç ve müvekkil ...’nin sürücüsü olduğu ... plakalı motosikletin karıştığı trafik kazası meydana geldiğini, ...'nun alkollü ve tam kusurlu bir şekilde kazanın gerçekleşmesine sebep olduğunu, kazada kusuru olmayan müvekkilin ölüm tehlikesi altında ağır bir şekilde yaralandığını, alkollü olduğu gerekçesiyle davalının olay yerinden kaçtığını, kazaya sebebiyet veren ... plakalı aracın davalı sigorta şirketi nezdinde sigortalı olduğunu, bu nedenle kazadan sigorta şirketinin de maddi ve manevi olarak sorumlu tutulması gerektiğini, kaza nedeniyle ... CBS .../... sayılı soruşturma dosyası ile şikayette bulunularak ... Asliye Ceza Mahkemesinin .../... Esas sayılı dosyası ile ceza davası da açtıklarını beyanla; söz konusu kaza nedeniyle ölüm tehlikesi geçiren müvekkilinin günlerce yoğun bakımda kaldığını, geçici ve kalıcı iş gücü kaybı yaşadığını, hastanelerde tedavi gördüğü süre zarfında masraflarını ödeyemeyecek duruma da düştüğünü, tedavi sürecinde davalı sürücünün, müvekkiline herhangi bir maddi manevi desteğinin de olmadığını belirterek davanın kabulü ile öncelikle davalı sürücü ...'nun taşınır taşınmaz malları üzerine ihtiyati tedbir kararı verilmesine, müvekkilinin maluliyetinin tespitine, trafik kazası sebebiyle bedensel zarara uğrayan müvekkiline şimdilik ... TL maddi tazminatın tüm davalılardan, ... TL manevi tazminatın davalı sürücü ...'dan ... kaza tarihinden işleyecek yasal faiziyle birlikte müvekkiline ödenmesine, yargılama giderleri ve vekalet alacağının davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP :
Davalı sigorta vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu kazaya karışan ... plakalı aracın müvekkili sigorta şirketi nezdinde sigortalı olduğunu, kabul anlamına gelmemek kaydıyla müvekkili şirketin sorumluluğunun poliçe üzerinde teminat limiti ile sınırlı olduğunu, gerçek zarar üzerinden sigortalının kusur oranında belirlenmesi gerektiğini, poliçe üzerinde ölüm / sakatlık halleri için kişi başına teminat limitinin sorumluluk için azami limit olarak esas alınması gerektiğini, kusura ilişkin ise Adli Tıp Kurumunca kusur oranının belirlenmesinin ön şart olduğunu, kaldı ki dava konusu kazada sigortalı araç sürücüsünün kurallara uygun şekilde U dönüşü yapacağı sırada arkasında farları yanmayan ve hızlı şekilde gelen motosiklet sürücüsünün çarptığını, davacının kural ihlali olduğu ve kusurlu olduğunun dosya kapsamında sabit olduğunu, ayrıca davacı ehliyeti bulunmamasına rağmen motosikleti kullandığını; müvekkili sigorta şirketinin geçici iş göremezlik tazminatından, tedavi giderlerinden ve manevi tazminat taleplerinden sorumlu tutulamayacağını belirterek kabul anlamına gelmemek kaydıyla dava sonucunda faize hükmedilecekse dava konusu kaz anın bir haksız fiil teşkil etmesi nedeniyle yasal faiz olduğunu, müvekkili şirketin olay tarihinden işleyecek faiz ile sorumlu olmasının mümkün olamayacağını belirterek davacının davasının müvekkili şirket yönünden reddini savunmuştur.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; meydana gelen kazada müvekkilinin yolu her iki yönlü kontrol ettikten sonra yola çıktığını ve motosiklet sürücüsü davacının müvekkiline çarpması neticesinde kazanın meydana geldiğini, kaza sonrasında müvekkilinin aracından çıkıp yaralıyla ilgilenmek isterken kendisine saldırıdan korkmuş ve olay yerinden uzaklaşmak zorunda kaldığını, müvekkilinin alkol sınırının çok az üstünde alkollü olduğunu, ayrıca davacının da kaza anındaki alkol oranının saptanması gerektiğini, davada kazanın oluşum şekli ve kusur durumunun belirlenmesinin gerektiğini, bu hususta ATK raporu alınmasının şart olduğunu, kazanın oluşumunda tanıklarla davacının müterafik kusurunun bulunduğunun tespit edileceğini ve ayrıca davacı tarafından talep edilen manevi tazminatın çok yüksek olduğunu belirterek haksız ve hukuka aykırı davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet alacağının davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Trafik Tescil Şube müdürlüğüne, ... ... A.Ş.ye, ... Hastanesine, ... Hastanesine, Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığına yazılan müzekkerelere verilen cevaplar dosya arasına alınmıştır.
Konusunda uzman bilirkişilerden raporlar aldırılmıştır.
ATK raporları mahkememizce aldırılmıştır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, trafik kazası nedeniyle zarar gören tarafından sürücü, işleten ve sigorta şirketi (ZMMS ve KASKO şirketi) aleyhine açılan maddi-manevi tazminat istemine ilişkindir. Maddi tazminat olarak sürekli, geçici iş göremezlik, tedavi gideri ve ekonomik geleceğin sarsılması taleplerinde bulunulmuştur.
Manevi tazminat talebi sadece davalı ...'ya karşı yöneltilmiştir.
Taraflarca sunulan dilekçe ve belgeler incelenmiş, davacının kaza nedeniyle gördüğü tedavilere ilişkin evraklar, trafik kayıtları, SGK kayıtları celbedilmiştir.
Kazaya neden olan aracın zorunlu trafik sigortacısı ve kasko sigortasıcı olması hasebiyle davanın sigorta şirketine yöneltildiği, dava açılmadan önce başvuru koşulunun yerine getirildiği ve sigorta şirketine ... tarihli başvurusunun mevcut olduğu görülmüştür.
Davalı şirketin aynı zamanda Genişletilmiş Maksimum Kasko Poliçesi kapsamında kasko sigortacısı olduğu ve değer artırım dilekçesinde her iki poliçe kapsamında talebin ileri sürüldüğü gözetilerek bu hususta beyanı açıklatılmış ve davalı sigorta şirketinden her iki poliçe kapsamında talepte bulunduğu ileri sürülmüştür.
Kazadan sonra taraflar hakkında alkol ölçümleri yapılmış ve davacının gerçekleşen kazadan sonra ... tarihi saat ... itibariyle 0,54 promil alkollü olduğu, davacının ... tarihi saat ... 0,09 promil alkollü olduğu tespit edilmiştir.
Mahkememizce dosya davacının dava konusu trafik kazası sebebiyle kusura ilişkin rapor aldırılmak üzere, gerçekleşen kazada tarafların alkollü oldukları gözetilerek nöroloji uzmanı doktor ve adli trafik bilirklişisine sevk edilmiş; ... tarihli raporunda; davacının sürücü belgesinin olmadığı, kask takılı olmadığı, davalının yasal sınırın üzerinde alkollü olduğu, gerçekleşen kazada davacının kural ihlalinin bulunmadığı, davalının ise bir kısım kuralları ihlal ettiği ve kazanın münhasıran alkolün etkisi altında gerçeleştiği tespit olunmuş ve rapor dosyaya sunulmuştur.
Kaza tespit tutanağının kusura dair değerlendirme kısmında davacının kusuru bulunmadığı davalının kural ihlalinde bulunduğu tespit olunmuştur.
Savcılık dosyasının incelenmesinde davalının tam kusurlu, davacının ise kusursuz olduğu, davacının ehliyetinin olmadığı, davalının ise alkollü olduğu değerlendirmesi yapıldığı görülmüştür.
... ASCM'nin .../... esas .../... karar sayılı kararı ile davalının tam kusurlu, davacının ise kusursuz olduğu kabulü ile davalı olan sanığın cezalandırılmasına karar verildiği ve kararın istinaf incelemesi sonucunda kesinleştiği görülmüştür.
Mahkememizce alınan bilirkişi raporu ile kaza tespit tutanağı ve savcılık dosyasında alının raporun kusura dair değerlendirme kısmı arasında çelişki bulunmadığı, alınan raporun dosya kapsamı ile uyumlu olduğu hususu da gözetilerek yapılan itirazlara itibar edilmemiş ve işbu rapor hükme esas alınmıştır. Her ne kadar davacının da alkollü olduğu hususunun değerlendirilmediği ve ehliyetsizlik durumunun değerlendirilmediği ileri sürülmüşse de; ehliyetsizlik iddiasının müterafik kusur olarak mahkeme tarafından değerlendirilmesi gerektiği kabul edilmiş ve alkolün kazaya etkisinin araştırılmadığı iddiası yönünden mahkememizce alınan rapor ve ceza dosyasında alınan rapor ve kaza tespit tutanağında davacının kusuru bulunmadığı tespit edildiğinden ayrıca araştırma yapılmamıştır.
Mahkememizce dosya davacının dava konusu trafik kazası sebebiyle maluliyetine ilişkin rapor aldırılmak üzere Adalet Bakanlığı Adli Tıp Kurumu Başkanlığına sevk edilmiş,
Davacı yönünden, Adli Tıp ... İhtisas Kurulu'nun ... tarihli ... karar sayılı raporunda; davacının 20/02/2019 tarihli 30692 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkındaki Yönetmelik Yönetmelik dikkate alındığında; Tüm Vücut Engellilik Oranının %0 (yüzdesıfır) olduğu, İyileşme (iş göremezlik) süresinin kaza tarihinden itibaren 4 (dört) aya kadar uzayabileceği, geçici veya sürekli olarak bakıma muhtaç durumda olmadığı mütalaasına varıldığını içerir rapor dosyaya sunulmuştur.
Bu kez mahkememizce davacı hakkında eğitim ve araştırma hastanesi tarafından düzenlenen rapor ile mevcut rapor arasındaki çelişkinin giderilmesi için Adli Tıp ... Üst Kurulu'nun ... tarihli ... karar sayılı raporunda; davacının 20/02/2019 tarihli 30692 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkındaki Yönetmelik Yönetmelik dikkate alındığında; Tüm Vücut Engellilik Oranının %19 (yüzdeondokuz) olduğu, İyileşme (iş göremezlik) süresinin kaza tarihinden itibaren 9 (dokuz) aya kadar uzayabileceği, geçici veya sürekli olarak bakıma muhtaç durumda olmadığı mütalaasına varıldığını içerir rapor dosyaya sunulmuştur.
Bu kez mahkememizce davacı hakkında ATK tarafından düzenlenen iki farklı rapor arasındaki çelişkinin giderilmesi için Adli Tıp ... Üst Kurulu'nun ... tarihli ... karar sayılı raporunda; davacının 20/02/2019 tarihli 30692 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkındaki Yönetmelik Yönetmelik dikkate alındığında; Tüm Vücut Engellilik Oranının %17 (yüzdeonyedi) olduğu, İyileşme (iş göremezlik) süresinin kaza tarihinden itibaren 9 (dokuz) aya kadar uzayabileceği, geçici veya sürekli olarak bakıma muhtaç durumda olmadığı mütalaasına varıldığını içerir rapor dosyaya sunulmuştur.
Mahkememizce maluliyet yönünden alınan son rapor ile çelişkiler giderildiğinden ... tarihli celsede maluliyet raporu alınması talebinin reddine karar verilmiş ve çelişkileri de giderir mahiyetteki Adli Tıp ... Üst Kurulu'nun ... tarihli ... karar sayılı raporu hükme esas alınmıştır.
Mahkememizce dosya davacının dava konusu trafik kazası sebebiyle tazminat hesabına ilişkin rapor aldırılmak üzere aktüerya ve doktor bilirkişine teslim edilmiş, aktüer ve doktor bilirkişinin ... tarihli raporunda; davacının sgk evraklarından ... oalrak çalıştığının tespit edildiği ve gelirinin asgari ücret düzeyinde kabul edildiği, TRH-2010 Yaşam Tablosu, progresif rant yöntemi
(%10 artırım iskonto) uygulanarak hesaplama yapıldığı, geçici iş göremezlik zararının ... TL olduğu,
Sürekli iş göremezlik zararının ... TL olduğu, tedavi giderlerinin ... TL olduğu, ekonomik geleceğin sarsılmasına ilişkin tazminat talebinin hesaplanamadığı, ZMMS limitinin ... TL olduğu ve tazminatların limiti aştığı, ... Genişletilmiş Maksimum Kasko poliçesinin ihtiyari mali sorumluluk bedeni ve maddi zarar limitinin ... TL olduğu ve manevi zararlarında bedeni zararlar limitleri ile dahil edildiği tespit edilmiş ve bu hesaplamalara dair rapor dosyaya ibraz edilmiştir.
Tıp doktoru bilirkişi tarafından sunulan tedavi giderine ilişkin bilirkişi raporunda, davacı tarafça belgelendirilemeyen ve SGK ödemesi dışında kalan zorunlu ulaşım ve tedavi giderleri yönünden hesaplamalar yapılmış ve bu giderlerin ... TL olabileceği tespit edilmiştir. Davacının belgelendirilememesi olağan olan ulaşım gideri, yeme vb. ödemelerini somut davada talep etmesi mümkün olup, dosya içerisinde yer alan tedavi evrakları ile diğer bilgi ve belgeler dikkate alındığında bilirkişi tarafından takdir edilen tazminat miktarının dosya kapsamıyla uyumlu olduğu kanaatiyle, hükme esas alınmıştır.
Aktüer bilirkişinin oluşa, dosya içeriğine ve bilimsel verilere uygun bulunan rapor mahkememizce benimsenmiş ve hükme esas alınabilir kabul edilmiştir.
Davacı vekili belirsiz alacak davası olarak açılan davada verilen kesin sürede, talep sonucunu ... tarihli dilekçesi ile arttırmış ve taleplerini; davacı yönünden geçici iş göremezlik tazminatı yönüyle ... TL, sürekli iş göremezlik tazminatı talebi yönünden ... TL, tedavi giderlerini ... TL olarak arttırmış ve davalı sigorta şirketi yönünden maddi tazminat bakımından zmms ve kasko limitleri ile sınırlı, limit dışında kalan kısım yönünden davalı ...'dan tahsilini istemiştir.
İddia, savunma, dosya kapsamında toplanan deliller ile alınan maluliyet, kusur ve aktüer raporlarının bir bütün halinde değerlendirilmesinde; Davacının ... tarihinde meydana gelen kazada yaralandığı, davacının motosiklette sürücü olarak bulunduğu, davacı tarafından davadan önce davalı sigorta şirketine başvuru yapıldığı, hasar dosyası açıldığı, davacıya herhangi bir ödeme yapılmadığı, bu nedenle işbu davanın açıldığı anlaşılmıştır.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 49. maddesinde; Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiil ile başkasına zarar verenin bu zararı gidermekle yükümlü olduğu, 54. maddesinde; Tazminat talep edilebilecek bedensel zarar kalemlerinin, tedavi giderleri, kazanç kaybı, çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar ve ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar olduğu düzenlenmiştir.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 85. maddesinde; Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olacağı, 91. maddesinde; İşletenlerin bu kanunun 85. maddesinin 1. fıkrasına göre olan sorumlulukların karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmalarının zorunlu olduğu, 97. maddesinde; Zarar görenin ZMMS sigortacısına başvurabileceği; 99. Maddesinde; trafik sigortacısının, hak sahibinin başvuru tarihinden itibaren 8 iş günü içinde ZMMS kapsamındaki miktarları ödemek zorunda olduğu, 109. maddesinde de; Motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin taleplerin , zarar görenin, zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrenmesinden itibaren iki yılın her durumda kaza tarihten itibaren 10 yılın geçmesiyle zaman aşımına uğrayacağı, davanın cezayı gerektiren bir fiilden doğması ve ceza kanunun bu fiil için daha uzun bir zaman aşımı süresi öngörmüş ise bu sürenin maddi tazminat talepleri içinde uygulanacağı, 111. maddesinde; bu Kanunla öngörülen hukuki sorumluluğu kaldıran veya daraltan anlaşmaların geçersiz olduğu, tazminat miktarlarına ilişkin olup da, yetersiz veya fahiş olduğu açıkça belli olan anlaşmaların veya uzlaşmaların yapıldıkları tarihten başlayarak iki yıl içinde iptal edilebileceği düzenlenmiştir.
Davalılar tarafından müterafik kusura ilişkin indirim sebeplerinin somut olayda uygulanması gerektiği, davacının ehliyetsiz olduğu ve kask takılı olmadığı iddia edilmiştir.
Somut olayda; müterafik kusura ilişkin indirim sebeplerinin uygulanıp uygulanmayacağı yönünde yapılan değerlendirmede;
Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 4. HD'nin 2018/1905 E, 2019/449 K sayılı emsal kararında da belirtildiği üzere; Hatır taşıması, zarar görenin ücret mukabili taşınmadığı bir taşıma türüdür. Bir olayda hatır taşımasının varlığının kabul edilebilmesi için taşımanın ücretsiz olması yeterli olmayıp, taşıma işinin ailevi bir yükümlülüğün icrası kapsamında da gerçekleştirilmemesi gerekir. Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin istikrarlı uygulamasına göre hatır taşımacılığı varsa hükmedilen maddi tazminattan %20 nispetinde, manevi tazminat yönünden ise takdir edilecek oranda makul bir miktar indirim yapılması gerekir. Ayrıca hatır taşıması sebebiyle tazminattan hakkaniyet düşüncesiyle indirime gidildiğinden bu mahsup sebebiyle davalı yararına vekalet ücreti takdir edilmemesi gerekir. (Yargıtay 17. HD. 01/12/2016 gün, 2014/21879 Esas ve 2016/11087 Karar) 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 51/1. maddesinde hakimin tazminatın kapsamını ve ödeme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirleyeceği, 52/1. maddesinde ise zarar gören, zararı doğuran fiile razı olmuş veya zararın doğmasında yahut artmasında etkili olmuş ya da tazminat hükümlüsünün durumunu ağırlaştırmış ise hakimin tazminatı indirebileceği veya tamamen kaldırabileceği düzenlenmiştir. Zarar görenin müterafik kusurunun olması durumunda yerleşik yargısal uygulamalara göre tazminat miktarından %20 oranında indirim uygulanması gerekir. Müterafik kusur indirimi sebebiyle yapılabilecek azami indirim oranı %20'dir. Birden fazla müterafik kusur oluşturan davranış bulunsa bile indirim oranı %20'yi aşamaz(17. Hukuk Dairesi 2014/21303- 2017/4354) Ayrıca, müterafik kusur sebebiyle indirim yapılması için davalının bu hususu savunma olarak ileri sürülmesi şart değildir. Dosya kapsamında hal ve şartlara göre tazminattan indirim yapılmasını gerektirir. Müterafik kusurun belirlenmesi halinde usulünce tenkis yapılması gerekir (Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 09/04/2018 tarih, 2015/9251 - 2018/3894 E.K. Sayılı içtihadı).
Yargıtay 17.Hukuk Dairesi'nin 12/05/2016 gün, 2016/5244 Esas, 2016/5846 Karar sayılı emsal içtihadında; "...2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 87. Maddesine göre "Yaralanan veya ölen kişi, hatır için karşılıksız taşınmakta ise veya motorlu araç, yaralanan veya ölen kişiye hatır için karşılıksız verilmiş bulunuyorsa, işletenin veya araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibinin sorumluluğu ve motorlu aracın maliki ile işleteni arasındaki ilişkide araca gelen zararlardan dolayı sorumluluk, genel hükümlere tabidir."
Hatır taşıması bir kimseyi ücretsiz olarak ve bir karşılık almadan ve bir yararı bulunmadan taşıma halidir. Yani hatır için taşımada, taşımanın karşılıksız olması veya alınan karşılığın önemsiz olması gerekir. Taşıma, işletenin veya sürücünün değil taşınanın yararına olmalıdır.
Hatır taşımaları bir menfaat karşılığı olmadığından, bu gibi taşımalarda BK.nın 43. maddesi uyarınca tazminattan uygun bir indirim yapılması, gerek öğretide gerekse Yargıtay İçtihatlarında benimsenmiş ve yerleşmiş bulunmaktadır.
6098 sayılı TBK'nın 52.maddesine göre; "Zarar gören, zararı doğuran fiile razı olmuş veya zararın doğmasında ya da artmasında etkili olmuş yahut tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırmış ise hâkim, tazminatı indirebilir veya tamamen kaldırabilir."
Müterafik kusur; aynı şartlar altındaki makul, dürüst ve ortalama bir kişinin, kendi menfaati icabı, zarara uğramamak için kaçınacağı veya kaçınması gereken bir davranış tarzını ifade etmektedir. (EREN, Fikret. Borçlar Hukuku Genel Hükümler. Y. 2015. S. 582) Zararın doğumu ya da artmasına yol açan fiil, zarar görenin davranışlarından ileri gelmişse müterafik (ortak) kusurdan söz edilir. (KILIÇOĞLU, Ahmet, Borçlar Hukuku Genel Hükümler. Y. 2012, s.418)
Yukarıda açıklandığı üzere; müterafik kusur ile hatır taşıması ayrı kavramlardır.
Buna göre, hatır taşıması indirimi için kural olarak hatır için taşınması yeterli iken, müterafik kusur indirimi için zarar görenin, zararı önleyici ya da azaltıcı tedbirleri almamasında kusurlu olması aranmaktadır.
Müterafik kusur yönünden yapılan değerlendirmede; Mahkememiz dosyası ve ceza soruşturma dosyası kapsamından bilirkişi raporu ile davacının kask takmadan motosikleti kullandığı ve kullandığı araca yeterli sürücü belgesinin bulunmadığının tespit edildiği, bu sebeple davacının müterafik kusurlu olduğunun kabulü ile tazminattan sorumlu olan tüm davalılar yönünden %20 oranında hesaplanan tazminat miktarından indirim yapmak gerekmiştir.
Her ne kadar davacının da alkollü olduğu ve bu sebeple de indirim yapılması gerektiği iddia olunmuşsa da, yukarıda açıklandığı üzere gerçekleşen kazada davacının kusuru bulunmadığından hesaplanan tazminat miktarından ayrıca bu sebeple indirim yapılmamıştır.
Davacının maddi tazminata ilişkin talepleri yönünden aktüerya bilirkişisi tarafından dosyada toplanan deliller ışığında tazminat hesabında Yargıtay tarafından nazara alınan ilkeler doğrultusunda düzenlenen mahkeme ve yargı denetimine elverişli kök ve ek raporlarda belirtilen tutarlar ile mahkememizce yapılan ve yukarıda açıklanan müterafik kusur indirimleri dikkate alınarak davacı yönünden davalı işleten/sürücü ile davalı sigorta şirketinin sorumlu olduğu miktarlar ayrı ayrı belirtilmek şartıyla davalı işleten ve sürücü yönünden kaza tarihinden itibaren, davalı sigorta şirketi yönünden ise başvuru tarihinden 8 iş gününden sonra gelmek üzere; davalıya ait aracın hususi nitelikte olduğu gözetilerek işleyecek yasal faiz ile birlikte tahsilde tekerrür olmamak şartıyla hükmedilen tazminatların müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, karar vermek gerekmiştir
Davacının manevi tazminat talebi bakımından yapılan değerlendirmede ise; davaya konu haksız fiil neticesinde, davacı yaralanmış olup, manevi tazminat talep etme hakkı bulunmaktadır.
Sadece gerçek kişi davalı yönünden manevi tazminat istenmiştir.
Manevi tazminat, zarar görenin kişilik değerlerinde meydana gelen eksilmenin (manevi zararın) giderilmesi, tazmin ve telafi edilmesidir. Anayasamız 5, 12, 17 ve 26 maddelerinde kişilik değerlerinin önemini esas alarak bunları ihlal edenlere karşı kişinin korunmasını garanti altına almıştır. Kanun koyucu, manevi tazminat davası açılacak halleri ayrı ayrı düzenlemiştir. 6098 sayılı BK. 56. Maddesi ise özel nitelikte bir hüküm olup, fizik (maddi) kişilik değerlerinin, yani yaşama hakkı ile vücut bütünlüğünün ihlalinden doğan hallerde manevi zararların tazminini düzenlemiştir. Zarar görene tanınmış olan manevi tazminat hakkı kişinin sosyal, fiziksel ve duygusal kişilik değerlerinin saldırıya uğraması durumunda öngörülen bir tazminat türüdür. Amacı ise kişinin, hukuka aykırı olan eylemden dolayı bozulan manevi dengesinin eski haline dönüşmesi, kişinin duygusal olarak tatmin edilmesi, zarar vereni bir daha böyle bir eylemde bulunmaktan alıkoyması gibi olguları karşıladığı bir gerçektir. Manevi tazminat, kişinin çekmiş olduğu fiziksel ve manevi acıları dindirmeyi ve hafifletmeyi amaçlar. Bu tazminat bizzat yaşanan acı ve elemin karşılığıdır. Bu tazminat türü, kişinin haksız eylem sonucu duyduğu acı ve elemin giderilmesini amaçladığı için, zarar gören kişi, öngördüğü miktarı belirleyerek istemde bulunabilir. Esasen manevi tazminat, ne bir ceza ne de gerçek manasında bir tazminattır. Ceza değildir, çünkü davacının menfaati düşünülmeksizin, sorumlu olana hukukun ihlalinden dolayı yapılan bir kötülük değildir. Mamelek hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını amaç edinmediği için de, gerçek manasında bir tazminat, mağdurda veya zarara uğrayanda bir huzur hissi, bir tatmin duygusu tevlit etmelidir.
Maddi zararda olduğu gibi manevi tazminatta kesin bir hesabın yapılması olanaksızdır. Bunun için miktarı, somut olayın özelliği, tarafların sosyal ve ekonomik durumları dikkate alınarak M.K.nun 4. Maddesi uyarınca Hakim tarafından takdir ve tayin edilir. Miktarın belirlenmesinde her olaya göre değişebilecek özel hal ve şartların bulunacağı da gözetilerek takdir hakkını etkileyecek nedenleri karar yerinde objektif olarak gösterilmektedir. Çünkü Kanunun takdir hakkı verdiği hususlarda Hakimin hukuka ve hakkaniyete göre hüküm vereceği Türk Medeni Kanunu'nun 4. Maddesinde belirtilmiştir. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonsiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi malvarlığı hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. (Yargıtay İBK 22/06/1966 T. ve 1966/7 E.- 1966/7 K., Yargıtay HGK 01/03/2006 T. ve 2006/2-14 E.- 2006/26 K., Yargıtay HGK 06/02/2013 T. ve 2012/4-722 E.-2013/201 K., Yargıtay HGK 09/04/2014 T. ve 2013/21-2036 E.-2014/491 K.)
Somut olayda; Davacının haksız fiil neticesinde yaralandığı, dosyamız arasına davacıya ait yapılan tedavi belgelerinin alındığı, ATK'dan rapor alındığı, davacının sürekli maluliyetinin tespit edildiği, iyileşme sürecinin 9 ay olduğunun belirlendiği, taraflar hakkında SED araştırmalarının yapıldığı, bu kapsamda davacının yaralanması nedeniyle, manevi tazminatın zenginleşme aracı olmadığı gibi kişilerin mahvına da yol açmaması gerektiği, davacıların ve davalıların sosyal ve ekonomik durumları ve mal varlığı durumları, özellikle yaralanmanın niteliği ve ağırlığı, üzerinden geçen zaman aralığı ve paranın alım gücünün düşmesi gibi tüm bu hususlar nazara alınarak ... TL manevi tazminat yönünden davanın kabulüne dair aşağıdaki gibi hüküm kurmak gerekmiştir.
Yukarıda belirtilen ilkeler ışığında mahkememizce bilirkişi raporu ile belirlenen maddi tazminat tutarından TBK 51. ve 52. Maddeleri gereği müterafik kusura ilişkin takdiri indirim sebepleri uygulanmış olmakla; davalılar lehine maddi tazminat kalemlerinde bu yönüyle yapılan indirim (aynı oranda) nedeniyle vekalet ücreti takdir edilmemiştir. (Yargıtay 17. H.D.nin 2019/3781 E. 2020/2098 K., Yargıtay 17. H.D.nin 2016/2975 E.2018/11904 K., Yargıtay 17. H.D. Nin 2016/287 E.2018/10887 K.; Yargıtay 17. HD'nin 2017/384 E. 2019/9684 K; Yargıtay 17 HD'nin 2018/1094 E, 2018/6778 K)
Tüm bu hususlar nazara alınarak davanın kabulüne dair aşağıdaki gibi hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM: Ayrıntıları yukarıda açıklandığı üzere; DAVANIN KISMEN KABULÜNE,
1-... TL geçici iş göremezlik tazminatının; davalı ... yönünden kaza tarihi olan ... tarihinden itibaren işleyecek, davalı sigorta şirketi yönünden temerrüt tarihi ... tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile (davalı sigorta şirketi yönünden ZMMS poliçe limiti olan ... TL ve sonrasında Genişletilmiş Maksimum Kasko Poliçesi limiti olan ... ile sınırlı olmak kaydı ile) birlikte, davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ÖDENMESİNE, fazlaya dair istemin reddine,
2-... TL sürekli iş göremezlik tazminatının; davalı ... yönünden kaza tarihi olan ... tarihinden itibaren işleyecek, davalı sigorta şirketi yönünden temerrüt tarihi ... tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile (davalı sigorta şirketi yönünden ZMMS poliçe limiti olan ... TL ve sonrasında Genişletilmiş Maksimum Kasko Poliçesi limiti olan ... ile sınırlı olmak kaydı ile) birlikte, davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ÖDENMESİNE, fazlaya dair istemin reddine,
3-... TL tedavi gideri tazminatı talebinin; davalı ... yönünden kaza tarihi olan ... tarihinden itibaren işleyecek, davalı sigorta şirketi yönünden temerrüt tarihi ... tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile (davalı sigorta şirketi yönünden ZMMS poliçe limiti olan ... TL ve sonrasında Genişletilmiş Maksimum Kasko Poliçesi limiti olan ... ile sınırlı olmak kaydı ile) birlikte, davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ÖDENMESİNE,
4-Ekonomik geleceğin sarsılmasından kaynaklı tazminat talebinin geri alındığı ve davalı taraflarca muvafakat edildiği anlaşılmakla açılmamış sayılmasına,
5-Davacının manevi tazminata ilişkin davasının kabulü ile; ... TL manevi tazminatın haksız fiil tarihi olan ... tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte taleple bağlı kalarak davalı ...'dan tahsili ile davacıya verilmesine,
6-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken ... TL harçtan peşin olarak yatırılan ve sonradan tamamlanan ... TL harcın mahsubu ile kalan ... TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen (sigorta şirketi yönünden ... TL ile sınırlı olmak kaydı ile) alınarak HAZİNEYE İRAD KAYDINA,
7-Dava açılışta yatırılan ve sonradan tamamlanan ... TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen (sigorta şirketi yönünden poliçe limiti ile olmak kaydı ile) alınarak davacıya verilmesine,
8-Dava nedeniyle davacı tarafından yapılan davetiye, posta masrafı, bilirkişi ücreti gideri, vb. yargılama gideri toplamı ... TL'nin; (takdiri indirim tutarları gözetilmeksizin) davalılardan müteselsilen (sigorta şirketi yönünden poliçe limiti ile sınırlı olmak kaydı ile) alınarak davacıya verilmesine,
9-Manevi tazminat talebi yönünden ayrıca yargılama gideri sarf edilmediğinden bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,
MADDİ TAZMİNAT YÖNÜNDEN;
10-Karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre kabul edilen miktar üzerinden hesaplanan ... TL vekalet ücretinin davalılardan müteselsilen (sigorta şirketi yönünden ... TL ve poliçe limiti ile sınırlı olmak kaydı ile) alınarak davacıya VERİLMESİNE,
11-Takdiri indirim sebebiyle reddedilen kısım yönünden davalılar lehine vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,
MANEVİ TAZMİNAT YÖNÜNDEN;
12-Karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre kabul edilen miktar üzerinden hesaplanan ... TL vekalet ücretinin davalı ...'dan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
13-Arabuluculuk faaliyeti nedeniyle sarf edilen ... TL'nin; davalılardan müteselsilen (sigorta şirketi yönünden poliçe limiti ile sınırlı olmak kaydı ile) alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
14-Taraflarca yatırılan gider avansından kullanılmayan bakiye kısmın HMK 333. maddesi gereğince karar kesinleştikten sonra taraflara iadesine,
Dair taraf vekillerinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık yasal süresi içerisinde Antalya Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 17/12/2025
Katip ...
E-imzalı
Hakim ...
E-imzalı