T.C.
ANTALYA
4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2021/674
KARAR NO : 2024/540
DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
DAVA TARİHİ : 22/11/2021
KARAR TARİHİ : 11/09/2024
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı taraf vekili ..., dava dilekçesinde özetle; ... Tarihinde dava dışı ...'a ait ... plakalı araç Davacı ... sevk ve idaresinde ... - ... yolu istikâmetinde ilerlerken, karşı yönden gelen ... sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın davacının ilerlediği şeride girmek sureti ile iki aracın çarpışması neticesinde yaralamalı trafik kazası meydana geldiğini, davacının, Davalı ...'ün kendi şeridine girdiğini fark ettiği an her ne kadar kendi aracını yan bankete düşürmeye çalışmış ise de karşıdan gelen aracın kamyon tipi büyük araç olması nedeni ile karşı aracın kendisine çarpmasından kurtulamadığını, bu kazanın meydana gelmesine, ekli Trafik Kaza Tespit tutanağından da anlaşılacağı üzere 2918 Sayılı Karayolları Trafik Yasası'nın 84/1-(c) maddesi ihlâl edildiğinden dolayı davalı ...'ün asli ve tam kusurlu olarak sebebiyet verdiğini, davacı sevk ve idaresinde bulunan ... plakalı araç içerisinde yolcu olarak bulunan Davacı ...'ın araç içerisinde sıkışmak sureti ile ağır şekilde yaralandığını, Davacı ...'ın da yaralı olarak kazadan kurtulduğunu, kaza akabinde her iki yaralı Müvekkilin de ...'ne sevk edilerek burada ilk tedavileri yapıldığını, yaralanmanın mevcut olduğunu beyan ederek; Davacı ... yönünden şimdilik ... TL geçici iş göremezlik tazminatı ile şimdilik ... TL sürekli iş göremezlik tazminatının kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte Davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini, Davacı ... yönünden şimdilik ... TL geçici iş göremezlik tazminatı ile şimdilik ... TL sürekli iş göremezlik tazminatının kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte Davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili ... cevap dilekçesinde özetle; kendilerine tebligatın usulsüz yapıldığını, kazada tam kusurun davalıda olduğunu kabul etmediklerini, davaya konu edilen trafik kazasının ceza yargılamasının yapıldığı ... Asliye Ceza Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyasında alınan T.C. Adalet Bakanlığı Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi tarafından düzenlenen ... tarih ve ... sayılı raporunda da hem Davacı ...'ye hem de Davalı ...'e asli kusur atfedildiğini, davacıların cismani zarara uğrayıp uğramadığı, uğradılar ise bunun geçici ve sürekli olarak iş gücü kayıp oranları konusunda T.C. Adalet Bakanlığı İstanbul Adli Tıp Kurumu ... İhtisas Kurulu'ndan rapor alınması gerektiğini, talep edilen manevi tazminat miktarının da fahiş ve davacıların zenginleşmesine yol açacak nitelikte olduğunu beyan ederek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili ... cevap dilekçesinde özetle; davanın haksız olduğunu, davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, davada zaman aşımının geçtiğini, kazada kusur oranının belirlenmesinin gerektiğini, müvekkilinin geçici iş göremezlik talebinden ve manevi tazminat talebinden sorumlu olmadığını, geçerli bir maluliyet raporu alınmasını, faize itirazlarının olduğunu beyan ederek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Dava, haksız fiile (trafik kazasına) dayalı maddi manevi tazminat talebinden ibarettir.
Davalı ... şirketinin yetki itirazına bakıldığında;
Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesinin 2019/71 esas, 2019/798 karar sayılı emsal ilamında belirtildiği üzere; 6100 sayılı HMK'nın 16. Maddesi uyarınca haksız fiilden doğan davalarda genel yetkili mahkemeler yanında haksız fiilin işlendiği veya zararın meydana geldiği, yahut gelme ihtimalin bulunduğu yer ile zarar görenin yerleşim yeri mahkemeleri de yetkilidir. Motorlu aracın neden olduğu kazalardan doğan hukuki sorumluluğa ilişkin davalar, davalının yerleşim yeri (HUMK 9, KTK 110/2), haksız fiilin vuku bulduğu yer (HUMK 21, KTK 110/2), sigortacının merkez veya şubesi veya sigorta sözleşmesini yapan acentenin bulunduğu yer (KTK 110/2) mahkemesinde açılabileceği düzenlenmiştir. Bir dava için birden fazla ( genel ve özel ) yetkili mahkeme varsa, davacı, bu mahkemelerden birinde dava açmak hususunda bir seçimlik hakka sahiptir. Davacı, davasının bu genel ve özel yetkili mahkemeler haricindeki yetkisiz mahkemede açar ise, o zaman seçme hakkı davalılara geçer. Ayrıca, sigorta şirketinin hasım olarak gösterildiği davalar KTK 110 ve Sigorta Poliçesi Genel Şartları C/7 maddesine göre sigortacının merkez veya şubesinin ya da sigorta sözleşmesinin yapan acentanın bulunduğu yer mahkemelerinde açılabilir. Yine istikrar kazanmış Yargıtay HGK ile özel daire kararları uyarınca acenteden daha üst mevkide bulunan ve onu denetleyen bölge müdürlüğünün bulunduğu yer mahkemesinde de dava ikame edilebilir. Anılan bölge müdürlüğünün, kazanın vuku bulduğu veya sigorta sözleşmesinin yapıldığı acentenin bağlı bulunduğu bölge müdürlüğü olması da gerekmez. (Yargıtay HGK'nın 30/04/2014 tarih, 2013/17-2099 esas, 2014/572 karar; 17. Hukuk Dairesinin 12/06/2017 gün, 2016/5765 esas, 2017/6653 karar; 12/05/2016 gün 2016/6857 - 5849 E.K.; 20/01/2016 tarih, 2015/19323 esas, 2016/641 karar sayılı içtihatları)
Somut davada, davalılardan sigorta şirketinin mahkememiz yargı çevresi olan ...'da bölge müdürlüğü mevcuttur (...merkez-ofislerimiz) Bu nedenle, davalı ... vekilinin yetki itirazı yerinde bulunmamıştır.
Davalı ... şirketinin zaman aşımı itirazına bakıldığında; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 72-73 maddeleri arasında düzenlenen zamanaşımı, hakkın ileri sürülmesini engelleyici nitelikte olup, alacak hakkı alacaklı tarafından, yasanın öngördüğü süre ve koşullar içinde talep edilmediğinde etkin bir hukuki himayeden, başka bir deyişle, dava yoluyla elde edilebilme olanağından yoksun bırakılmaktadır. Zamanaşımına uğrayan alacağın tahsili hususunda Devlet kendi gücünü kullanmaktan vazgeçmekte, böylece söz konusu alacağın ödenip ödenmemesi keyfiyeti borçlunun iradesine bırakılmaktadır. Şu halde zamanaşımına uğrayan alacak ortadan kalkmamakla beraber, artık doğal bir borç (...) haline gelmektedir. Ancak belirtmek gerekir ki, alacağın salt zamanaşımına uğramış olması, onun eksik bir borca dönüşmesi için yeterli değildir; bunun için borçlunun, kendisine karşı açılmış olan alacak davasında alacaklıya yönelik bir def'ide bulunması gerekir (HGK’nun 05.05.2010 gün ve E:2010/8-231, K:255 sayılı ilamı). İşte, zamanaşımı hukuki niteliği itibariyle, maddi hukuktan kaynaklanan bir def'i olup; usul hukuku anlamında ise, bir savunma aracıdır (Kuru, Baki:Hukuk Muhakemeleri Usulü, Cilt:IV, İstanbul 2001, Cilt:2, s.1761;Von Tuhr. A.:Borçlar Hukuku (C.Edege Çevirisi), Ankara 1983, Cilt:1-2, s.688 vd.;Canbolat, Ferhat:Def’i ve İtiraz Arasındaki Farklar ve İleri Sürülmesinin Hukuki Sonuçları, EÜHF Dergisi, Cilt:III, Sayı:1, Kayseri 2008, s.255 vd.; HGK’nun 06.04.2011 gün ve E:2010/9-629, K:2011/70 sayılı ilamı). .6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 49 ve devamı maddeleri haksız fiillerden doğan borç ilişkilerini düzenlemektedir. Buna göre; Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür.Zarar verici fiili yasaklayan bir hukuk kuralı bulunmasa bile, ahlaka aykırı bir fiille başkasına kasten zarar veren de, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır. Uğranılan zararın miktarı tam olarak ispat edilemiyorsa hâkim, olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak, zararın miktarını hakkaniyete uygun olarak belirlenir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 72. maddeye göre; Tazminat istemi, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yılın ve her hâlde fiilin işlendiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar. Ancak, tazminat ceza kanunlarının daha uzun bir zamanaşımı öngördüğü cezayı gerektiren bir fiilden doğmuşsa, bu zamanaşımı uygulanır. 2918 sayılı Karayolları trafik kanunu'nun 109 uncu maddesi gereğince de ; Motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin, zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yıl ve herhalde, kaza gününden başlayarak on yıl içinde zamanaşımına uğrar. Dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve ceza kanunu bu fiil için daha uzun bir zaman aşımı süresi öngörmüş bulunursa, bu süre, maddi tazminat talepleri için de geçerlidir. 2918 sayılı Kanunun anılan madde hükmünde, gözden kaçırılmaması gereken husus, ceza kanununda öngörülen daha uzun zamanaşımı süresinin, tazminat talebi ile açılacak davalar için de geçerli olabilmesinin, sadece eylemin Ceza Kanununa göre suç sayılması koşuluna bağlanmış bulunmasıdır. Bu düzenlemenin iki ayrı sonucu bulunmaktadır. Söz konusu yasa hükmü, ceza zamanaşımının uygulanabilmesi için sadece eylemin aynı zamanda bir suç oluşturmasını yeterli görmekte; bunun dışında, fail hakkında mahkumiyet kararıyla sonuçlanmış bir ceza davasının varlığı, hatta böyle bir ceza davasının açılması ya da zarar görenin o davada tazminat yönünden bir talepte bulunmuş olması koşulu aranmamaktadır. Dahası, söz konusu hükümde, ceza zamanaşımının uygulanması bakımından sürücü ve diğer sorumlulular (örneğin işleten) arasında bir ayrım da yapılmamış, böylece kuralın bunların tümü için geçerli olduğu, hepsi için aynı zamanaşımı süresinin uygulanacağı öngörülmüştür.(HGK'nın 10.10.2001 gün 2001/19-652-705 ve HGK'nın 16.04.2008 gün, 2008/4-326-325 sayılı kararları ile uzamış ceza zamanaşımı benimsenmiştir)
Açıklanan ilkeler ışığında somut olay değerlendirildiğinde; kaza tarihi, dava tarihi, haksız fiilin aynı zamanda suç teşkil eden bir eylem olması (ceza mahkemesinde yargılamının sürmesi/sanık hakkında yakalama kararının infazının beklenmesi/ceza zaman aşımının da uygulanacak olması) göz önüne alınarak, davalının zaman aşımı def-inin de yerinde olmadığı anlaşılmıştır.
Dava, haksız fiile dayanmakla; TBK m. 50 gereği; Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır.
... Asliye Ceza mahkemesinin dava konusu ile ilgili ... esas sayılı dosyası örneği uyap üzerinden dosya arasına alınmıştır. Ceza davasında, şikayetçilerin iş bu davanın davacıları, sanığın ise iş bu davanın davalılarından olan ... olduğu, atılı suçun, "Taksirle Birden Fazla Kişinin Yaralanmasına Neden Olma" olduğu anlaşılmaktadır.
Mahkememizce aşamalarda kusur raporu aldırılmış olup, ... tarihli, ...-...-... sayılı raporda özetle; Davalı sürücü ... % 50 (yüzde elli) oranında kusurlu olduğu, Davacı sürücü ...’ın % 50 (yüzde elli) oranında kusurlu olduğu belirtilmiştir.
Bilirkişi raporu taraflara tebliğ edilmiş, itirazlar/beyanlar alınmıştır.
İtirazlar göz önüne alınarak, mahkememizce İstanbul Ticaret Mahkemesi aracılığı ile tekrar kusur raporu aldırılmıştır.
... tarihli kusur heyet raporunda özetle; ...'ın kazada % 50, ...'ün % 50 oranında kusurlu olduğu belirtilmiştir.
Bilirkişi raporu taraflara tebliğ edilmiş, itirazlar/beyanlar alınmıştır.
... Asliye Ceza mahkemesinin ... esas sayılı dosyasında aldırılan ... tarihli ATK raporunda da özetle; Sanık sürücü ...’ün asli kusurlu olduğu, müşteki sürücü ...’ın asli kusurlu olduğu bildirilmiştir.
Mahkememizce alınan bilirkişi raporları birbirini teyit etmektedir. Ceza dosyasında alınan bilirkişi raporu da mahkememiz dosyasındaki bilirkişi kusur raporlarındaki ile benzer tespitler içermektedir.
Kabule göre; kazada; Davalı sürücü ... % 50 (yüzde elli) oranında kusurlu olduğu, Davacı sürücü ...’ın % 50 (yüzde elli) oranında kusurlu olduğu anlaşılmıştır.
Mahkememizce maluliyet raporu aldırılmıştır.
Yargıtayın yerleşik içtihatlarında da belirtildiği üzere; Haksız fiil sonucu çalışma gücünde kayıp olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının tespiti açısından maluliyetin varlığı ve oranının doğru bir şekilde belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise Adli Tıp Kurumu veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşlarının çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikâyetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden kaza tarihi 11/10/2008 tarihinden önce ise Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11/10/2008 tarihi ile 01/09/2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01/09/2013-01/06/2015 tarihleri arası Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01/06/2015-20/02/2019 tarihleri arası Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik, 20/02/2019 tarihinden sonra Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir. Yine, Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği hükümlerine göre rapor düzenlenmesi teknik olarak mümkün olmadığı bu dönem için de yine 11 Ekim 2008 tarih ve 27021 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği uygulanacak (Nitekim Yargıtay 17 HD nin 2016/16240 esas 2019/7273 karar 2016/15369 esas 2019/6853 karar sayılı ilamları)
... tarihli ATK raporunda özetle; (...) davacı ...’ın ... tarihinde geçirmiş olduğu trafik kazasına bağlı yaralanması 20.02.2019 tarihli 30692 sayılı Resmi Gazetede Yayınlanan Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkındaki Yönetmeliğe göre, tüm vücut engellilik oranının %0 (yüzdesıfır) olduğu, İyileşme (iş göremezlik) süresinin olay tarihinden itibaren 4 (dört) aya kadar uzayabileceği; (...) ...’ın ... tarihinde geçirmiş olduğu trafik kazasına bağlı yaralanması 20.02.2019 tarihli 30692 sayılı Resmi Gazetede Yayınlanan Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkındaki Yönetmeliğe göre, tüm vücut engellilik oranının %0 (yüzdesıfır) olduğu, İyileşme (iş göremezlik) süresinin olay tarihinden itibaren 6 (altı) aya kadar uzayabileceği belirtilmiştir.
Bilirkişi raporu taraflara tebliğ edilmiş, itirazlar/beyanlar alınmıştır.
Mahkememizce davalı tanıkları dinlenmiştir.
Mahkememizce aşamalarda eksik hususlar giderilerek, dosya hesap bilirkişisine tevdi edilmiştir.
... tarihli hesap bilirkişisi raporunda özetle;
Davacı ...’ın maluliyeti bulunmadığından sürekli iş göremezlik zararının olmadığı; bunun yanında, içtihatlar çerçevesinde, davacının kaza tarihinde ev hanımı olması nedeniyle geçici iş göremezlik zararının da olmadığı;
Davacı ...’ın maluliyeti bulunmadığından sürekli iş göremezlik zararının olmadığı; iyileşme süresinin 4 ay, gelirinin asgari ücret olduğu kabul edilerek yapılan hesaplama neticesinde; %50 kusur indirimi sonrası geçici iş göremezlik zararının ise ... TL olduğunun hesaplandığı;
Hesaplanan zararın ZMSS sağlık giderleri teminatı limitini aşmadığı (Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2021/26005 E. 2022/5356 K.) belirtilmiştir.
Bilirkişi raporu taraflara tebliğ edilmiş, itirazlar/beyanlar alınmıştır.
Bilirkişi raporunu hakim denetlemelidir. Öğretide Akyol, bilirkişi raporunun denetimi sadece hâkime ait bir görev değil; aynı zamanda taraflara ait bir haktır demektedir(AKYOL, Şener :Hukuk Usulünde Bilirkişilerle İlgili Bazı Problemler, Mukayeseli Hukukta Bilirkişilik Ve Sorunları, Yargıtay 125.Yıl Dönümü, s. 72 naklen). Hâkimin bilirkişinin uzmanlığı nedeniyle taşıdığı egemenliği kıracak araçları olduğu, bir yanlışın mutlaka geri döneceği ve özellikle böyle bir yanlışın müeyyidelendirileceği konularında bilirkişi inandırılmalı; böyle bir bilinç oluşturulmalıdır.“Hâkim kesinlikle ve mutlak olarak usulün egemeni olmalı; dosyaya, kendi sorumluluğunda girecek olan tanık beyanı gibi bilirkişi raporu gibi hususların adaleti saptıracak biçimlerde tezahürünü önleyecek tedbirleri almalı ve bu egemenliğini davanın sonuna kadar sürdürmelidir.” (Akyol s. 64-65 naklen).
Bu hususlar doğrultusunda, bilirkişi raporlarının, hükme ve denetime elverişli, dosya kapsamına uygun olduğu kanaatine varılmıştır.
Davacı vekili, ... tarihli dilekçesi ile özetle; maddi tazminat yönünden taraflar arasında sulh sağlandığını, davanın bu yönden sulh ile sonuçlandırılmasını talep etmiştir. Davacı vekili, ... tarihli (her ne kadar dilekçede ... yazsa da dilekçe altında belgenin tarihinin ... tarihinde hazırlandığı anlaşılmaktadır) dilekçesinde de feragat beyanında bulunmuştur. Davalı ... vekili de feragat nedeni ile davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Feragat, davayı sona erdiren kesin bir usul işlemidir. (HMK. 311/1-2. cümle; Kuru, B.:Hukuk Muhakemeleri Usulü, 6.Baskı, Cilt:IV, İstanbul 2001, sahife:3646 vd.)Bilindiği gibi, feragat yalnız mevcut davadan değil, o dava ile istenen haktan da vazgeçme anlamına gelmektedir. Davadan feragat neticesinde, feragate konu hak tamamen düşer ve artık bir daha dava konusu yapılamaz (Postacıoğlu,İ.E.:Medeni Usul Hukuku Dersleri, 6.Bası,İstanbul 1975, sahife:479).
Mahkememizce maddi tazminat yönünden feragat nedeni ile redde karar vermek gerekmiştir.
Antalya Bölge Adliyesi Mahkemesi 11. HD 18/09/2017 tarihli 2017/721 esas, 2017/840 sayılı kararında da belirtildiği üzere; Somut olayda hakkın özünden feragat söz konusu değildir. Davacı, verdiği dilekçe ile maddi tazminat yönünden davalı ... ile sulh olduklarını beyan etmiştir. Davalı ... ve diğer davalılar kendilerine karşı dava açılmasına yine kendileri sebebiyet vermişlerdir. Bu nedenle, mahkemece feragat nedeniyle reddedilen maddi tazminat yönünden davalılar lehine davacı aleyhine vekalet ücretine hükmedilmemesi gerekmektedir(Yargıtay 17. HD'nin 13/10/2016 tarih ve 2014/9955 Esas, 2016/8876 Karar) Mahkememiz bu nedenlerle, maddi tazminat kalemi bakımından davacı aleyhine vekalet ücreti takdir etmemiştir. Ayrıca, davacı vekili, yargılama gideri ve vekalet ücreti taleplerinin de olmadığını beyan etmiştir. Buradan, sulhün kapsamına bu giderlerin de girdiği anlaşılmaktadır. Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 4. HD nin, 2019/555 esas, 2020/91 karar sayılı güncel emsal ilamında da belirtildiği üzere; Davacılar maddi ve manevi tazminat isteklerini birlikte ileri sürmüşlerdir. Niteliği icabı "sadece maddi tazminata özgü" olan gider dışındaki tüm giderler ortaktır. Sadece maddi tazminata özgü yargılama gideri ise "hesap raporu" alınması için sarf edilen giderdir. Maddi tazminattan feragat beyanında yargılama gideri de talep edilmediğinden, manevi tazminata özgü bir gider de olmadığından, dosyada davacı lehine yargılama gideri (manevi tazminat talebine dayanak yapılarak) hükmedilmemiştir. Zorunlu arabuluculuk ücreti bakımından bir beyanda bulunulmamıştır. Bu gider hazinece karşılandığından, hükme bağlanması gerekir. Genel ilkeler ışığında, bu gidere ilişkin hüküm kurulmuştur.
Davacıların manevi tazminat taleplerine bakıldığında;
6098 Sayılı TBK'nun 49. Maddesi gereğince sürücüye, 2918 Sayılı Kanunun 85. maddesi gereğince motorlu araç işletenine karşı ve sorumluluk sigortacısına karşı dava açabilir. İşleten ve sürücü zarar görenlere karşı müteselsilen sorumludur. Aynı Kanunun, 56 ıncı maddesi (mülga 818 Sayılı BK un 47 md) uyarınca bedensel zarar gören ve yakınları kendisine uygun bir paranın manevi tazminat olarak ödenmesini isteyebilir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 09.04.1982 gün ve E:1981/4-56, K:1982/348 sayılı ilamında da belirtildiği üzere, kişilik hakları, kişinin kendi hür ve bağımsız varlığının bütünlüğünü sağlayan, herkese karşı ileri sürülebilen ve kaynağını Anayasa’dan alan; yani Anayasa’nın teminatı altında bulunan mutlak bir haktır. Manevi tazminat sade bir ifade ile, zarar görenin kişilik değerlerinde iradesi dışında meydana gelen eksilmenin (manevi zararın) giderilmesi, tazmin ve telafi edilmesidir(EREN, Fikret., Borçlar Hukuku-genel hükümler-, 8. Bası, Ekim 2003, s. 745, KILIÇOĞLU,Ahmet, Borçlar Hukuku, Ankara 2004, s. 311, ERTAŞ, Şeref., Manevi Tazminatın Hukuki Niteliği ve Miktarının Tespiti, Postacıoğlu'na Armağan, Ankara 1990, s. 83 vd.)Manevi tazminatta zarar, kişinin iç huzuru ve manevi bütünlüğüne yapılan saldırının mecazi ifadesidir(KILIÇOĞLU,Mustafa, Tazminat Hukuku,3. Baskı, Şubat 2010, s.1031.,HATEMİ, Hüseyin, Sözleşme Dışı Sorumluluk, C.II,İstanbul 1993, s.102) Manevi tazimnata hükmedilirken uygulamaya 22/06/1966 gün 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararındaki (Belirtilmelidir ki; Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararları konularıyla sınırlı, sonuçlarıyla bağlayıcıdırlar, bkz: 2797 saıyılı Yargıtay kanunu m. 45;"İçtihadı birleştirme kararları benzer hukuki konularda Yargıtay Genel Kurullarını, dairelerini ve adliye mahkemelerini bağlar.)ilkeler ışık tutmaktadır. Manevi tazminat uygulamadaki yerleşen ilkeler ve tarafların sosyal ve ekonimik durumları da gözetilerek, hakimin takdirinde bir husustur. Mahkemeler kanunen kendilerine tanınan takdir haklarını dikkatlı kullanmalıdırlar. Takdir yetkisi, kanun koyucunun bilerek ve isteyerek, yani bilinçli olarak bıraktığı kural-içi (intra legem) boşlukların; hukuk kurallarını uygulamakla yükümlü olanlarca, olaylardaki özelliklerle toplumdaki ahlâkî düşünceler, hukukun birliği, takdir yetkisini tanıyan kuralın amacı, sosyal adalet gibi hususlar göz önünde tutularak ferdîleştirilip doldurulması yetkisidir. Hukukî niteliği bakımından, MK. m. 4'de tanınmış olan bu yetki, kural-içi boşluğu doldurup doldurmamak bakımından yargıca bir « s e r b e s t i » (ihtiyar) vermemiş; tersine, bir ödev yüklemiştir. Gerçekten, MK. m. 4'e göre, «hâkim ... hükmeder». Bu ibareden ödev niteliği kolaylıkla anlaşılmaktadır. Şu halde, hakim, takdirle ilgili şartların gerçekleşmesi halinde, takdir yetkisini kullanmakla yükümlüdür. Aksi takdirde, hakkın dağıtımından kaçınmış olur(EDİŞ, Seyfullah; Hukukun Uygulanmasında Yargıca Tanınmış Takdir Yetkisi).
Dosyadaki bilirkişi raporları yerinde, hukuka ve oluşa uygun bulunmuşlardır.
Somut olayda, gerçekleşen haksız fiil/trafik kazası nedeni ile davacıların manevi zarara uğramaları mutlaktır. Tarafların sosyal ekonomik durumları, olaydaki sürücü kusurları, olayın oluşu, bunun yanında davalı Bülent'in sürücü olmaması, aracı diğer davalının kullanması (onlar bakımından takdiri etkileyen hususlar içinde), davacıların maluliyeti, dava dilekçesindeki talep miktarı, yaş durumları, 22/06/1966 gün 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararındaki ilkeler göz önünde tutarak, hükümde belirtildiği şekilde manevi tazminatlara hükmetmek, manevi tazminata ilişkin davanın kısmen kabulüne karar vermek gerekmiştir.
Son olarak belirtmek gerekir ki; Yargıtay 17. HD'nin 2016/18332 esas, 2019/7698 karar sayılı emsal ilamında da belirtildiği üzere; Davacılar arasında zorunlu dava arkadaşlığı bulunmadığı, aralarında ihtiyari dava arkadaşlığı bulunanların usul ekonomisi ilkesi dikkate alınarak birlikte dava açtıkları durumda esasen birden fazla dava olduğu dikkate alınarak; maddi (manevi )tazminat yönünden her bir davacı yönünden reddedilen kısım üzerinden ayrı ayrı, kendisini vekille temsil ettiren davalılar lehine tek vekalet ücreti takdir edilmesi gerekmektedir. Bu yönde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Ayrıntısı gerekçeli kararda açıklanacağı üzere;
1-Davacıların maddi tazminat talepleri yönünden FERAGAT NEDENİ İLE REDDİNE,
2-Davacı ...'ın manevi tazminat talebinin KISMEN KABULÜ İLE; ... TL manevi tazminatın ... tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'den alınarak davacı ...'a verilmesine,
3-Davacı ...'ın manevi tazminat talebinin KISMEN KABULÜ İLE; ... TL manevi tazminatın ... tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'den alınarak davacı ...'a verilmesine,
4-Davacılarca tarafça yatırılan ... TL başvurma harcının mahsubu ile hazineye gelir kaydına,
5-Davacılarca yatırılan ... TL peşin harcın mahsubu ile hazineye gelir kaydına, manevi tazminat talebine verilen hüküm dikkate alınarak; alınması gerekli bakiye kalan ... TL'nin davalı ...'den alınarak hazineye gelir kaydına,
6-492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 28. maddesi gereğince; bakiye harcın, kararın tebliğinden itibaren bir ay içinde ödenmesi gerektiğinden, kararın tebliğinden itibaren bir ay içinde ödenmeyen harç için -kanunen belirlenen sınır göz önünde tutularak- "harç tahsil müzekkeresi" yazılmasına, bakiye karar ve ilam harcının ödenmemiş olmasının, hükmün tebliğe çıkarılmasına, takibe konulmasına ve kanun yollarına başvurulmasına engel teşkil etmeyeceğinin bu şekilde hükümde belirtilmesine,
7-Davacı tarafça yatırılan ve mahsup edilen ... TL'nin davalı ...'den alınarak davacılara verilmesine,
8-Davacılarca yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerlerinde bırakılmasına,
9-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/13 ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği 26/2. Maddeleri, 6100 sayılı HMK 297/1-ç, 326.maddeleri uyarınca, arabuluculuk faaliyeti sonunda tarafların anlaşamamaları halinde iki saatlik ücret tutarı tarifenin birinci kısmına göre ileride haksız çıkan taraftan tahsil olunmak üzere Adalet Bakanlığı bütçesinden ödeneceği öngörüldüğünden; ... TL'nin haklılık ve hakkaniyet durumu gereği; ... TL'sinin davalılardan eşit oranda, ... TL'sinin davacılardan eşit oranda alınarak hazineye gelir kaydına,
10-Davacıların maddi tazminat talepleri yönünden lehlerine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
11-Davalılar lehine, davacıların maddi tazminat talepleri bakımından, vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
12-Davacı ... kendisini manevi tazminat talebinde vekil ile temsil ettirdiğinden; ... TL vekalet ücretinin davalı ...'den alınarak davacı ...'a verilmesine,
13-Davalı ..., davacı ...'ın manevi tazminat talebi yönünden kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden; ... TL vekalet ücretinin davacı ...'dan alınarak davalı ...'e verilmesine,
14-Davacı ... kendisini manevi tazminat talebinde vekil ile temsil ettirdiğinden; ... TL vekalet ücretinin davalı ...'den alınarak davacı ...'a verilmesine,
15-Davalı ..., davacı ...'ın manevi tazminat talebi yönünden kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden; ... TL vekalet ücretinin davacı ...'dan alınarak davalı ...'e verilmesine,
16-Davacı tarafça yatan gider avansından harcanmayan kısmın hüküm kesinleştiğinde UYAP üzerinden kontrolü de sağlanarak davacı tarafa iadesine,
Dair, davacı vekili ... ve davalı ... vekili ..., davalı ... vekili ...'in yüzüne karşı kararın tebliğinden itibaren 6100 Sayılı Kanunun 345.maddesi gereğince 2 hafta içerisinde ilgili İstinaf Dairesi Başkanlığına sunulmak üzere Mahkememize verilecek dilekçe ile İstinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.11/09/2024
Katip ...
¸e-imzalıdır
Hakim ...
¸e-imzalıdır