T.C.
ANTALYA
4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2022/437
KARAR NO: 2024/386
DAVA: İtirazın İptali
DAVA TARİHİ: 07/06/2022
KARAR TARİHİ: 31/05/2024
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı ... ile davalılardan ... arasında akdedilen ... tarihinde Kredi Genel Sözleşmesi-yapılandırma sözleşmesine istinaden adı geçene davacı bankaca kredi açıldığını ve kullandırıldığını, diğer davalılar ..., ... ve ...'ün ise kredi sözleşmesini müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzalamak suretiyle söz konusu genel kredi sözleşmesi kapsamında borçlu şirket tarafından kullanmış olduğu ve ileride kullanacağı kredilerden her türlü bankacılık işleminden vs. nedenlerden dolayı davacı bankaya karşı doğmuş ve doğacak borçlarına kefil olmuş ve borcun sorumluluğunu asıl borçlu ile beraber müştereken ve müteselsilen üstlendiklerini, açılan ve kullandırılan kredinin geri ödenmemesi nedeniyle davalı borçluların kredi sözleşmesine dayalı davacı banka alacakları yönünden; kredi hesabı kat edilmiş, asıl borçlu ile birlikte davalı kefillere Üsküdar ... Noterliği ... tarihli, ... yevmiye numaralı ihtarnamesi gönderilerek hesap özetinde gösterilen borcu ödemeleri, aksi halde haklarında yasal yollara başvurulacağının ihtar edildiğini, ihtarnameye rağmen borcun ödenmemesi üzerine müteselsil kefiller hakkında Antalya Banka Alacakları Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı dosya ile genel haciz yolu ile icra takibi başlatılarak alacağın tahsilinin talep edildiğini, davalıların borca, faize ve tüm fer'ilerine hiçbir hukuki dayanağı olmaksızın itiraz ederek icra takibinin durdurulmasını talep ettiklerini, itirazdan ... tarihinde dosyadan haberdar olduklarını ve aynı gün Antalya Arabuluculuk Bürosu'na başvurulduğunu, asıl borçlu ve kefiller ile anlaşma sağlanamadığını beyanla davalıların Antalya Banka Alacakları İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı dosyasına yapmış oldukları haksız itirazlarının tamamı ile iptaline, takibin kaldığı yerden takip taleplerindeki esaslar dahilinde devamına, %20 dan aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatının davalılardan tahsiline, yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin de davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı ... ile davalı ... arasında ... tarihli ve ... numaralı Genel Kredi Sözleşmesi imzalandığını, bu sözleşme ile ..., ... ve ..., ...'in borcuna müteselsilen kefil olduklarını, davalılardan, genel kredi sözleşmesi'nden sonra tahsis edilen ve ayrıca bir kefalet ilişkisi kurulmayan kredi kullandırımları için icra takibi ikame edildiğini, davalı ... ile davacı banka arasında yeni bir kredi tahsisi; Genel Kredi Sözleşmesi kaynaklı ödeme planını, kredi tutarını ve faiz oranını değiştirerek yenileyen (yani hukuken bertaraf eden) bir sözleşme olup; ancak beraberinde yeni bir kefalet sözleşmesi akdedilmediğini, talep edilen miktarların ... tarih, ... hesap numaralı kredi ile ...hesap numaralı kredilere ait olduğunu, dolayısıyla ..., ... ve ... ile sonradan tahsis edilen kredilere ilişkin kefillik ilişkisi kurulmadığını, zira, TBK 582. Maddesi uyarınca; kefalet sözleşmesi, mevcut ve geçerli bir borç için yapılabileceğini, işbu ödeme planlarında ve kullandırılan kredilerde yalnızca ...'in kaşesi bulunduğunu, borçların yeniden yapılandırılması, yeni bir kredi tahsisi, mevcut borcun miktarının artırılması ya da eksiltilmesi veya ödeme şeklinin ya da takviminin değiştirilmesi sonucunu doğuracak şekilde yeniden düzenlenmesinin mümkün olduğunu, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununda (TBK. m. 133) borçların sona erme sebepleri içinde sayılan “borcun yenilenmesi” olarak görüldüğünü, banka tarafından kredi sınıflandırılması ve düzenlenmesinde yönetmelikle belirlenen süreler ile yapılandırma hükümlerine aykırı şekilde hareket edildiğini, kefillerin Genel Kredi Sözleşmesi'ne dayanarak borçlu olduklarını kabul etmemekle birlikte; Antalya Banka Alacakları İcra Dairesi ... Esas sayılı icra takip dosyasında mevcut ödeme emri incelendiğinde kefiller bakımından da işlemiş faiz kalemleri talep edildiğini, ancak kefilin borçtan dolayı temerrüde düşürülmesi için hesap kat ihtarının kefile tebliğinin şart olduğunu, asıl borçlu yönünden sözleşmede belirlenen adrese tebligat çıkartılması ve tebliğ edilememesi halinde de temerrüdün gerçekleşeceğine ilişkin hüküm konulmuş olması halinde, İİK. 68/b maddesi uyarınca asıl borçlu yönünden temerrüt oluşur ise de bu hükmün kefil yönünden uygulanması mümkün olmadığını, dolayısıyla davalı kefillere tebliğ edilmeyen hesap kat ihtarnameleri sonucunda temerrüt oluşmayacak ve işlemiş faiz talep edilemeyeceğini, davacı tarafından alacaklı olunduğu iddia edilen takip değeri ve uygulanan faiz oranları fahiş olup; hakkaniyete ve Yargıtay içtihatlarına aykırı şekilde belirlendiğini belirterek, hukuki dayanaktan yoksun ve mesnetsiz iddialar ile açılan davanın reddini, takibinde haksız ve kötü niyetli olan davacının, takip konusu alacağın %20'sinden az olmamak üzere tazminata mahkum edilmesini, yargılama giderleri ile ücret-i vekaletin karşı tarafa yükletilmesini talep etmiştir.
Taraflara duruşma gününü bildirir meşruhatlı davetiyeler tebliğ edilmiş, usulüne uygun taraf teşkili sağlanmıştır.
Antalya Banka Alacakları İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasının uyap üzerinden celp edilerek dosyamız arasına alınmıştır.
Davacı bankaya müzekkere yazılarak, takibe dayanak kredi sözleşmeleri, hesap bildirim cetvelleri ve asıl borçlu ve kefiller tarafından yapılan ödemelere ilişkin kayıt ve belgeler celp edilerek dosyamız arasına alınmıştır.
Mahkememizce yapılan yargılamada:
Dosya bir bankacı ve bir borçlar mevzuatında uzman nitelikli hesaplama uzmanı bilirkişilere tevdi ile asıl borçlu, müşterek borçlu müteselsil kefiller tarafından imzalanan genel kredi sözleşmesi, ... ve ... tarihli yapılandırma planları, hesap özetleri, tüm kayıt ve belgeler birlikte değerlendirilmek suretiyle ... tarihli genel kredi sözleşmesinde müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatı ile imzası bulunan davalıların kefaletlerinin geçerli olup olmadığı, geçerli ise kefalet miktarları ve tutarları, ... ve ... tarihli yapılandırmaların TBK'da düzenlenen borcun yenilenmesi kapsamında olup olmadığı, söz konusu yapılandırmalarda müşterek borçlu müteselsil kefillerin imzası olmasa dahi asıl kredi sözleşmesinde sonraki taahhütnamelerin kredi sözleşmesinin ayrılmaz parçası olduğuna dair kayıt olup olmadığı, neticeten talep edilen Antalya Banka Alacakları İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyasında asıl borçlu davalı ile diğer davalılar yönünden takip tarihi itibari ile talep edilebilecek alacak bulunup bulunmadığı ile miktarına ilişkin mahkeme ve yargı denetimine elverişli rapor tanzimine karar verilmiş, bilirkişiler tarafından mahkememize sunulan 15/11/2023 tarihli raporda özetle; "...
1- Davalı asıl kredi lehtarı ... şirketinin yukarıda ayrıntılı olarak açıklandığı üzere ... kat tarihi itibariyle taleple bağlı ... TL. olarak belirlenen asıl alacak tutarı üzerinden ve ... tarihi itibariyle temerrüt halinde bulunduğu dikkate alınarak, şirket yönüyle hesaplama
...
Davalı şirketin kullandığı ... ve ... numaralı taksitli kredilerden doğan banka alacağı takip tarihi itibariyle:
... Asıl alacak
... İşlemiş faizleri
... Gider vergisi(BSMV)
... İhtar gideri olmak üzere toplam ... TL. bulunmaktadır.
Talep sınırları dikkate alındığında banka alacağı:
... Asıl alacak
... İşlemiş faizleri
... Gider vergisi(BSMV)
... İhtar gideri olmak üzere toplam ... TL. olmaktadır.
Asıl alacak tutarı takip tarihinden itibaren %29,9 temerrüt faizi ve faiz üzerinden %5 gider vergisine tabi bulunmaktadır.
2- Davalı kefillerin kefalet sorumluluğu:
Davacı banka tarafınca, davalı ... şirketine kullandırılan ... kat tarihi itibariyle taksitli krediden doğan toplam ... TL. asıl alacak olarak belirlenen banka alacağının davalı kefiller ..., ... ve ... şirketinin kefalet limitleri içerisinde bulunması nedeniyle, davalı kefillerin sözü edilen banka alacağının tamamından ve kendi temerrütlerinden sorumlulukları doğmaktadır.
Tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla, ... tarihinde temerrüt halinde bulunan davalı kefil ... şirketinin takip tarihi itibariyle kefalet sorumluluğu yukarıda asıl borçlu davalı şirket için yapılan hesaplama ile aynı bulunmakta olup, ... tarihi itibariyle temerrüt halinde bulunan davalı kefiller ... ve ...'ün takip tarihi itibariyle kefalet sorumlulukları ise aşağıdaki tabloda gösterilmektedir:
...
Tablo özetlendiğinde, davalı şirketin kullandığı ... ve ... numaralı taksitli kredilerden doğan banka alacağı takip tarihi itibariyle:
... Asıl alacak
... İşlemiş faizleri
... Gider vergisi(BSMV)
... İhtar gideri olmak üzere toplam ... TL. bulunmaktadır.
Talep sınırları dikkate alındığında banka alacağı:
... Asıl alacak
... İşlemiş faizleri
... Gider vergisi(BSMV)
... İhtar gideri olmak üzere toplam ... TL. olmaktadır.
Asıl alacak tutarı takip tarihinden itibaren %29,9 temerrüt faizi ve faiz üzerinden %5 gider vergisine tabi bulunmaktadır." sonuç ve kanaatine varılmıştır.
17/03/2024 tarihli ek raporda itirazlar doğrultusunda inceleme yapılmış ve kök raporda belirtilen hesaplamaların geçerli olduğu belirtilmiştir.
DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE; Dava, asıl borçlu ve müşterek borçlu müteselsil kefiller hakkında ödenmeyen kredi borcunun tahsili istemiyle yapılan ilamsız takipte itiraz üzerine takibin durmasından sonra alacaklı banka tarafından açılan itirazın iptali istemine ilişkin olduğu anlaşıldı.
Açılan dava süresindedir.
Eldeki dava yönünden Mahkememizin görevli yetkili olduğu anlaşılmıştır.
İİK. 67/1. Maddesinde: "Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir." düzenlemesi mevcuttur.
Davacı banka ... Şubesi ile davalı ... arasında ... tarihli Çerçeve Niteliğinde kredi sözleşmesinin devamı ve sözleşmeye bağlı aynı tarihli kefalet sözleşmesinde davalılar ..., ... ve ...'nin ... TL azami miktar üzerinden müteselsil kefil oldukları, ... ve ...'ün kredi sözleşmesi yanı sıra ...'nin kefalet sözleşmesine şirket kaşesi üzerine şirketi temsilen ve kefalet sözleşmesinin ise kendi adlarına asaleten imzaladıkları görülmüştür.
Süresiz bir kredi sözleşmesiyle ilgili kefalet sözleşmesinde aksine bir hüküm bulunmadıkça kefaletin, süresiz kredi sözleşmesindeki yapılan işlemle sınırlı olmaksızın, aynı sözleşmeye dayanılarak daha sonra yapılacak kredi işlemlerini de kapsadığı kabul olunur. Ne var ki, kefil kefaleti altında yapılmış en son işlemden doğan borcun tamamen ödenmesinden sonra, artık süresiz olan kefaletinin sona erdirilmesi ve bundan böyle aynı kredi sözleşmesine göre, kefaletinin sona erdirilmesinin ve bundan böyle kredi sözleşmesine göre kefaletinde kredi ve borçlandırma işlemi yapılmamasını, kefalet sorumluluğunu üstlenmeyeceği, bankaya ve borçlanacak kişiye usulen geçerli olacak şekilde kendisi tacir ise TTK 18/3 maddesine göre ihbarda bulunması suretiyle bildirmesi durumunda, bankanın talebi gözeterek, kefalet sorumluluğuna son vermesi Türk Medeni Kanunun 2.maddesi düzenlenen ve hukukun tüm alanlarında emredici hüküm olarak uygulanan dürüstlük kurallarının gereği olup, bankanın aynı kredi sözleşmesiyle yapacağı yeni kredi işlemi için kredi müşterisinden yeni bir kefil istemesi gerektiği yangı uygulamasında kabul gören bir görüş olarak geçerliliğini sürdürmektedir. (Banka Kredi Sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıklar Cengiz Kostakoğlu Beta Yayınları 2016 sayfa 80)
Davalı tarafça cevap dilekçesinde, yapılandırma sözleşmesinin TBK 133. Maddesi kapsamında borcun yenilenmesi olarak değerlendirilmesi gerektiği belirtilmiş ise de; eski borcun açıkça ortadan kaldırılması ve yeni bir borç meydana getirilmesine ilişkin koşulun somut olayda bulunmadığı, tek bir çerçeve sözleşmenin bulunduğu, ... kapsamında davalı şirkete yapılandırma amaçlı olarak kredinin açıldığı ve kullandırıldığı, kredi geri ödeme planı ve kat ihtarnamesinde yazılı olup, ayrıca kredi sözleşmeleri dışında kredi yapılandırmasına ilişkin ayrı bir sözleşme ve protokolün dosyaya ibraz edilmediği görülmüştür.
Dava ve icra takibine konu kredi işleminin ... tarihli kredi sözleşmesi davalı şirkete yapılandırma amaçlı olarak açıldığı ve kullandırıldığı, kredi geri ödeme planı ve kat ihtarnamesinde yazılı olup, ayrıca kredi sözleşmesi dışında kredi yapılandırmasına ilişkin yeni bir sözleşme ve/veya protokol dosyaya ibraz edilmediğinden kredi borcunun müteselsil kefaletin yer aldığı ... tarihli kredi sözleşmesinden kaynaklandığının kabulü gerekmiştir.
... tarafından yürütülen hazine desteğinin ... ve takiben ... düzenlemeleri kapsamında ... ve bankalar arasında düzenlenen protokole bağlı olarak yürütüldüğü, buna göre ... tarafından yürütülen hazine desteğine ilişkin yapılan kamu düzenlemelerine göre kredi kullanan ve kredi veren arasındaki sözleşmelerin aynen geçerli olduğu, ... krediye müteselsil kefil sıfatıyla ifada bulunduğu ölçüde kredi verenin haklarına halef olduğu, temerrüt durumunda kanuni takip işlemlerinin kredi veren tarafından yürütüleceği açıktır.
Dosyaya ibraz edilen davalı ... ticari mevduat hesabı hareketlerinde dava tarihine kadar ... tarafınca davacı şirket kredisi için tazmin edilen bir tutar bulunmamaktadır. Kaldı ki, ... tarafınca davacı bankaya yapılan bir tazmin ödemesi olması hali davalılar hakkında yürütülen icra takibini etkilemeyecektir.
... uygulamasına benzer bir durumu gösteren Finansal Yeniden Yapılandırma Sözleşmelerinin yasal temelini, 7186 sayılı Kanun ile 5411 sayılı Bankacılık Kanununa eklenen geçici 32. Madde, bu yasa ile ilişkilendirilen Yönetmelik ve BDDK tarafından onaylanarak yürürlüğe giren Finansal Yeniden yapılandırma Büyük Ölçekli Uygulama Çerçeve Anlaşması, oluşturmaktadır. Söz konusu Yapılandırma Sözleşmesi, kanuna istinaden akdedilmiş olan ve asıl borcun ödenmesini ağırlaştırmayan, dolayısıyla da kefilin de sorumluluğunu ağırlaştırmayan, tam tersine hafifleten bir sözleşmedir. Ayrıca, akdedilen ...*de belirtildiği üzere; bu Sözleşme dava dışı asıl borçlunun finans sektörüne, aralarında akdedilen sözleşmelerde dayalı olarak kullandırılan kredilerin, firmanın lehine olacak yeni bir. vade ve faiz/kar payı uygulanmak suretiyle yapılandırılması olup, ...'ye konu kredilerin hiçbir şekilde ertelendiği, yenilendiği veya nakledildiği, anlamına gelmemektedir. Bu husus ... içeriğinde açık bir şekilde vurgulanmış olup devamında da, alacaklı kuruluşlar ile borçlu ve kefiller arasında akdedilmiş olan kredi sözleşme ve taahhütnamelerin bu sözleşmelere dayalı ipotek, rehin ve sair teminat belgelerinin geçerliliğini ortadan kaldırmadığı belirtilmiştir. Bu durum sebebiyle davacının, davalı bankaya Genel Kredi Sözleşmesine istinaden verdiği kefaletlerinden, kefalet limiti dahilinde ve dava dışı firma lehine tesis ettirdiği ipoteklerden ipotek miktarıyla sınırlı olarak sorumlu olduğu dolayısıyla da, Yapılandırma Sözleşmesinin akdedilmesiyle birlikte kefaletinin sona ermemiş olduğu açıktır.
6098 Sayılı TBK 583.Maddesinde ; "Kefalet sözleşmesi, yazılı şekilde yapılmadıkça ve kefilin sorumlu olacağı azami miktar ile kefalet tarihi belirtilmedikçe geçerli olmaz. Kefilin, sorumlu olduğu azami miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda, bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleşmesinde kendi el yazısıyla belirtmesi şarttır.
Kendi adına kefil olma konusunda özel yetki verilmesi ve diğer tarafa veya bir üçüncü kişiye kefil olma vaadinde bulunulması da aynı şekil koşullarına bağlıdır. Taraflar, yazılı şekle uyarak kefilin sorumluluğunu borcun belirli bir miktarıyla sınırlandırmayı kararlaştırabilirler.
Kefalet sözleşmesinde sonradan yapılan ve kefilin sorumluluğunu artıran değişiklikler, kefalet için öngörülen şekle uyulmadıkça hüküm doğurmaz." düzenlemesi mevcuttur.
Yukarıda belirtilen açıklamalar, kanun maddeleri birlikte değerlendirildiğinde, kredi borcunun yapılandırılmasının borcun yenilenmesi olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı, dolayısıyla kredi sözleşmesindeki müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatıyla imzaları bulunan davalılar yönünden kefaletin geçerli olduğu, yapılandırmanın kefillerin kefilliklerini sona erdirmediği anlaşılmakla hüküm kurmaya, yargı denetimine elverişli bilirkişi raporunda takip tarihi itibariyle söz konusu kredi işlemleri nedeniyle davalı borçlu şirketten ve müşterek borçlu müteselsil kefil davalılardan talep edilebilecek alacak miktarı hesaplanmış, mahkememizce hesaplanan tutar üzerinden itirazın iptali isteminin kabulüne karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. H.D. 2020/3617 E. 2021/2059 K. sayılı emsal içtihatında “…Dava Genel Kredi Sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine dayalı icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. Takibe konu alacak likit ve belirlenebilir nitelikte olduğundan bilirkişi incelemesi sonucu borcun belirlenmesi alacağın belirlenebilir olma niteliğini kaldırmayacağından hükmedilen miktar üzerinden davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekirken bu hususun gözetilmemesi doğru görülmemiştir….” şeklinde belirtilmiş olup davacı lehine hükmolunan alacak üzerinden hesaplanan miktarda icra inkar tazminatına hükmetmek gerekmiş, açıklanan gerekçelerle aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM: Ayrıntısı gerekçeli kararda açıklandığı üzere;
1-Davanın KABULÜNE; Buna göre; Antalya Banka Alacakları İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasında borçlu davalıların itirazlarının taleple bağlı kalınarak ... TL asıl alacak, ... TL işlemiş faiz, ... TL gider vergisi, ... TL ihtar gideri olmak üzere toplam ... TL üzerinden İPTALİNE, takibin bu miktar üzerinden DEVAMINA,
2-Asıl alacağa takip tarihinden itibaren %29,9 temerrüt faizi ve faiz üzerinden %5 gider vergisi UYGULANMASINA,
3-Hükmolunan alacağın %20’si oranında hesaplanan ... TL icra inkar tazminatının davalılardan müteselsilen tahsili ile davacıya VERİLMESİNE,
4-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken ... TL karar ve ilam harcı ile ... TL başvuru harç toplamı olan ... TL harcın davalılardan müteselsilen tahsili ile HAZİNEDE İRAD KAYDINA,
5-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi Gereğince hesaplanan ... TL nispi vekalet ücretinin davalılardan müteselsilen tahsili ile davacıya VERİLMESİNE,
6-Davacı tarafından yapılan davetiye, posta ve bilirkişi giderinden ibaret toplam ... TL yargılama giderinin davalılardan müteselsilen tahsili ile davacıya VERİLMESİNE,
7-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/13 ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği 26/2. Maddeleri, 6100 sayılı HMK 297/1-ç, 326.maddeleri uyarınca, arabuluculuk faaliyeti sonunda tarafların anlaşamamaları halinde iki saatlik ücret tutarı tarifenin birinci kısmına göre ileride haksız çıkan taraftan tahsil olunmak üzere Adalet Bakanlığı bütçesinden ödeneceği öngörüldüğünden ... TL arabuluculuk ücretinin davalılardan müteselsilen tahsili ile HAZİNEDE İRAD KAYDINA,
8-Artan ve kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde istek aranmaksızın taraflara İADESİNE,
Dair; davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzlerine karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 6100 Sayılı Kanunun 345.maddesi gereğince 2 hafta içerisinde ilgili İstinaf Dairesi Başkanlığına sunulmak üzere Mahkememize verilecek dilekçe ile İstinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 31/05/2024
Başkan ...
¸e-imzalıdır
Üye ...
¸e-imzalıdır
Üye ...
¸e-imzalıdır
Katip ...
¸e-imzalıdır