T.C.
ANTALYA
4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2022/496 Esas
KARAR NO : 2025/589
DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
DAVA TARİHİ : 04/07/2022
KARAR TARİHİ : 15/10/2025
Mahkememizde görülmekte bulunan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ... tarihinde sürücü ... yönetimindeki ... plakalı araç seyir halinde iken karşı yönden gelen davacının sevk ve idaresindeki ... plakalı araca çarptığını, kaza nedeniyle davacının yaralandığını ve vücudunun belirli yerlerinde kırılmaların olduğunu, davacının kazada herhangi bir kusurunun bulunmadığını, davalının ise kazada tam kusurlu olduğunu, ... Asliye Ceza Mahkemesinin .../... Esas sayılı dosyasında da bu durumun kanıtlandığını, kaza nedeniyle ağır yaralanan müvekkilinin sürekli ve geçici iş göremezliği oluştuğunu belirterek öncelikle davalının taşınır ve taşınmaz malları ile bankalardaki ve üçüncü kişilerdeki hak ve alacakları üzerine ihtiyati haciz kararı verilmesini, fazlaya ilişkin talep ve haklar saklı kalmak kaydıyla şimdilik ... TL sürekli, ... TL geçici iş göremezlik hali nedeniyle maddi tazminat ile ... TL manevi tazminatın davalılardan kaza tarihinden itibaren işleyecek en yüksek faiziyle birlikte tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet alacağının davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP :
Davalı ... şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; öncelikle yetki itirazında bulunduklarını beyanla, müvekkili şirketin üçüncü kişilerin uğramış olduğu bedeni zararlardan, sigorta poliçesinde belirtilen azami limitlerle ve işletenin veya işletenin eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilerin kusuru oranında maddi tazminat ile sorumlu tutulabileceğini, bununla birlikte davacının müvekkili şirkete usulüne uygun olarak müracaatta bulunmadığını, kaldı ki davacının uygun yönetmelik kapsamında alınmış sürekli sakatlık kurul raporunun bulunmadığını, itirazlarımız baki kalmak kaydıyla davacının maluliyetinin tespitinin gerektiğini, ayrıca geçici iş göremezlik tazminatı, bakıcı ve tedavi giderlerinin poliçe kapsamında olmadığını belirterek haksız ve dayanaktan yoksun davanın reddine savunmuştur.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; öncelikle zaman aşımı itirazında bulunduklarını beyanla, davacının maluliyet iddiasını destekleyen sağlık kurulu raporunun bulunmadığını, ... Asliye Ceza Mahkemesinin .../... Esas - .../... Karar sayılı ilamında davacının sadece sol ön 6.kotta nondeplese kırık meydana geldiğinin belirlendiğini, kusur tespitine ilişkin herhangi bir raporun da bulunmadığını, kaldı ki geçici iş göremezlikten kaynaklanan zararların genel sağlık sigortası kapsamında bulunduğunu, davacının manevi tazminat talebinin kazanç sağlamaya yönelik olduğunu, davacının faiz talebinin belirsiz olduğunu belirterek davacının dayanaktan yoksun davasının reddini savunmuştur.
İlgili Emniyet müdürlüğüne, SGK'ye, davalı sigorta şirketine yazılan müzekkerelere cevap verilmiştir.
... Asliye Ceza Mahkemesinin .../... Esas - .../... Karar sayılı dosyası sureti dosyamız arasına alınmıştır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;
Dava, trafik kazası nedeniyle zarar gören tarafından sürücü ve sigorta şirketi aleyhine açılan sürekli ve geçici iş göremezlik istemine ilişkin maddi tazminat ile manevi tazminat istemine ilişkindir.
Sürekli iş göremezlik talebi yönünden yapılan incelemede; Yargıtayın yerleşik içtihatlarında da belirtildiği üzere; Haksız fiil sonucu çalışma gücünde kayıp olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının tespiti açısından maluliyetin varlığı ve oranının doğru bir şekilde belirlenmesi gerekmektedir. Bu belirlemenin ise, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan yönetmelik hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir.
Söz konusu belirlemenin ise Adli Tıp Kurumu veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşlarının çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikâyetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden kaza tarihi 11/10/2008 tarihinden önce ise Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11/10/2008 tarihi ile 01/09/2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01/09/2013-01/06/2015 tarihleri arası Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01/06/2015-20/02/2019 tarihleri arası Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik, 20/02/2019 tarihinden sonra Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir.
Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şarları A.2 maddesinin (i) fıkrasında "Kurul Raporu: Usulüne uygun olarak tanzim edilen, 20.02.2019 tarihli ve 30692 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik ve Çocuklar İçin Özel Gereksinim Değerlendirmesi Hakkında Yönetmeliğe göre düzenlenen, sakatlık oranını, geçici iş göremezlik süresini ve bakıcı ihtiyacını gösterir kurul raporunu ifade eder" hükmü yer almakta ise de, Çocuklar İçin Özel Gereksinim Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik incelendiğinde Yönetmeliğin amacının terör, kaza ve yaralanmaya bağlı olarak çocuklar ile ilgili özel gereksinim alanlarının belirlenmesine yönelik raporun hazırlanmasına ilişkin usul ve esasları belirlemek olduğu anlaşılmaktadır. Yönetmeliğin 4 üncü maddesinin (n) fıkrasında ise “Özel Gereksinim”in çocuğun toplumsal yaşama eşit katılabilmesi için bedensel ya da gelişimsel işlev kısıtlılığı olmayan bireylerden farklı sağlık, eğitim, rehabilitasyon, cihaz, ortez, protez, çevresel düzenlemeler ve diğer sosyal ve ekonomik haklara ve hizmetlere gereksiniminin olmasını ifade ettiği belirtilmiştir.
Aynı Yönetmelik'in 8 inci maddesinin (f) fıkrasında açıkça raporda engel oranının yazılmayacağının ifade edilmesi ile EK 2 ve EK.3 de bulunan Çocuklar İçin Özel Gereksinim Raporu (ÇÖZGER) Mevzuatla Uyum Arandığında Kullanılacak Tablo incelendiğinde engel oranı olarak %20'nin altındaki oranların gösterilmediği, Yönetmeliğin amacının engellilik oranları arasında çocukların özel gereksiniminin olup olmadığı ile ilgili olduğu, oysa TBK'nın 54 üncü maddesi gereği kişinin bedensel zararının belirlenmesi için “Çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar” ile sürekli iş gücü kaybı oranının belirlenerek buna bağlı olarak bedensel zararların tespit edilmesi gerektiği, çocukların trafik kazası sonucu sürekli sakatlık oranlarının tespitinde Çocuklar İçin Özel Gereksinim Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik'in uygulanma imkanın olmadığı ve Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik ve eklerinin uygulanması gerektiği anlaşılmaktadır.
Davacı hakkında düzenlenen Adli Tıp ... İhtisas Kurulu'nun ... tarihli raporunda; davacının 20/02/2019 tarihli 30692 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkındaki Yönetmelik Yönetmelik dikkate alındığında; Tüm Vücut Engellilik Oranının %0 (yüzdesıfır) olduğu, İyileşme (iş göremezlik) süresinin kaza tarihinden itibaren 1,5 (birbuçuk) aya kadar uzayabileceği mütalaasına varıldığını içerir rapor dosyaya sunulmuştur.
Kusur oranlarının tespiti için adli trafik bilirkişiden alınan bilirkişi raporu ile kazada davacının kusursuz, davalının kusurlu olduğunu tespit etmiştir. Bilirkişi raporunun kesinleşen ceza mahkumiyetine konu dosyada alınan ATK kusur raporu ile aynı olduğu ve ceza mahkememsinin kesinleşen kararda anılan kusur değerlendirmelerinin kabulü ile karar verildiği görülmüştür.
Somut olayda; ... tarihli kaza neticesinde davacının maruz kaldığı yaralanmaya ilişkin olarak ATK ... İhtisas Kurulu tarafından düzenlenen Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik ve ekinde yer alan cetvellere göre maluliyet oranının % 0 olduğu belirlenmiştir. Mahkememizce düzenlenen rapor dosya kapsamına uygun ve doğru yönetmelik hükümlerine göre tespit edildiğinden hükme esas alınmış ve sürekli iş göremezlik talebinin reddine karar verilmiştir.
Geçici iş göremezlik talebi yönünden yapılan değerlendirmede; Mahkememizce dosya davacının dava konusu trafik kazası sebebiyle tazminat hesabına ilişkin rapor aldırılmak üzere aktüerya bilirkişine teslim edilmiş, aktüer bilirkişinin ... tarihli raporunda; davacının asgari ücretli olduğunun kabul edildiği, geçici iş göremezlik zararının ... TL olduğu,
Sürekli iş göremezlik zararının olmadığı, sigorta şirketinin teminat limitinin ... TL olduğu, başvurunun sigorta şirketine ... tarihinde ulaştığı hususlarında rapor tanzim edildiği görülmüştür.
Dava dosyasına ilişkin olarak tanzim edilen maluliyet raporu ile kusur ve aktüerya yönünden alınan raporların denetlenmesinden kazaya ve yaralanmaya uygun, teknik, ayrıntılı ve gerekçeli olduğu anlaşılmış, raporlar hüküm kurmaya elverişli bulunmuştur. Bu kapsamda ve yukarıda belirtilen yasal düzenlemeler kapsamında davacının ... tarihinde gerçekleşen trafik kazası sonucu uğradığı zararları, kazaya tam kusurlu olarak sebebiyet veren aracın zorunlu trafik sigortacısının davalı sigorta şirketinden ve davalı sürücüden talep etmekte haklı olduğu, davacının geçici iş göremezlik zararının ... TL olduğu,
Sürekli iş göremezlik zararının olmadığı, kaza tarihi itibariyle belirlenen ZMSS poliçe teminat limiti kapsamında kaldığı ve davalıların zararlarından müşterek ve müteselsil olarak (sigorta şirketi teminat limiti ile sınırlı) sorumlu olduğu anlaşılmıştır.
Neticeten davacının maddi tazminata ilişkin talepleri yönünden aktüerya bilirkişisi tarafından Yargıtay tarafından nazara alınan ilkeler doğrultusunda düzenlenen mahkeme ve yargı denetimine elverişli raporda belirtilen tutarlar üzerinden, talep edilen sürekli iş göremezlik tazminatı yönünden talebin reddine, geçici iş göremezlik tazminatı talebi yönünden kabulüne dair karar vermek gerekmiştir. Faiz başlangıç tarihi sigorta şirketi yönünden davacılar vekilinin sigorta şirketine yaptığı başvurunun şirkete ulaştığı tarihinden 8 iş günü sonrası (temerrüt tarihi), diğer davalı yönünden kaza tarihi olarak belirlenerek karar verilmiştir. Her ne kadar zamanaşımı defiinde bulunulmuşsa da uzamış ceza zamanaşımı süresi gözetilerek bu defiiye itibar edilmemiştir.
Davacının manevi tazminat talebi bakımından yapılan değerlendirmede ise; davaya konu haksız fiil neticesinde, davacı yaralanmış olup, manevi tazminat talep etme hakkı bulunmaktadır. Ancak davalı sigorta şirketi ZMMS şirketi olup teminat altına alınan kalemler arasında manevi tazminat bulunmamaktadır. Açıklanan sebeplerle manevi tazminat istemi davalı sigorta şirketi yönünden reddedilmiştir.
Manevi tazminat, zarar görenin kişilik değerlerinde meydana gelen eksilmenin (manevi zararın) giderilmesi, tazmin ve telafi edilmesidir. Anayasamız 5, 12, 17 ve 26 maddelerinde kişilik değerlerinin önemini esas alarak bunları ihlal edenlere karşı kişinin korunmasını garanti altına almıştır. Kanun koyucu, manevi tazminat davası açılacak halleri ayrı ayrı düzenlemiştir. 6098 sayılı BK. 56. Maddesi ise özel nitelikte bir hüküm olup, fizik (maddi) kişilik değerlerinin, yani yaşama hakkı ile vücut bütünlüğünün ihlalinden doğan hallerde manevi zararların tazminini düzenlemiştir. Zarar görene tanınmış olan manevi tazminat hakkı kişinin sosyal, fiziksel ve duygusal kişilik değerlerinin saldırıya uğraması durumunda öngörülen bir tazminat türüdür. Amacı ise kişinin, hukuka aykırı olan eylemden dolayı bozulan manevi dengesinin eski haline dönüşmesi, kişinin duygusal olarak tatmin edilmesi, zarar vereni bir daha böyle bir eylemde bulunmaktan alıkoyması gibi olguları karşıladığı bir gerçektir. Manevi tazminat, kişinin çekmiş olduğu fiziksel ve manevi acıları dindirmeyi ve hafifletmeyi amaçlar. Bu tazminat bizzat yaşanan acı ve elemin karşılığıdır. Bu tazminat türü, kişinin haksız eylem sonucu duyduğu acı ve elemin giderilmesini amaçladığı için, zarar gören kişi, öngördüğü miktarı belirleyerek istemde bulunabilir. Esasen manevi tazminat, ne bir ceza ne de gerçek manasında bir tazminattır. Ceza değildir, çünkü davacının menfaati düşünülmeksizin, sorumlu olana hukukun ihlalinden dolayı yapılan bir kötülük değildir. Mamelek hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını amaç edinmediği için de, gerçek manasında bir tazminat, mağdurda veya zarara uğrayanda bir huzur hissi, bir tatmin duygusu tevlit etmelidir.
Maddi zararda olduğu gibi manevi tazminatta kesin bir hesabın yapılması olanaksızdır. Bunun için miktarı, somut olayın özelliği, tarafların sosyal ve ekonomik durumları dikkate alınarak M.K.nun 4. Maddesi uyarınca Hakim tarafından takdir ve tayin edilir. Miktarın belirlenmesinde her olaya göre değişebilecek özel hal ve şartların bulunacağı da gözetilerek takdir hakkını etkileyecek nedenleri karar yerinde objektif olarak gösterilmektedir. Çünkü Kanunun takdir hakkı verdiği hususlarda Hakimin hukuka ve hakkaniyete göre hüküm vereceği Türk Medeni Kanunu'nun 4. Maddesinde belirtilmiştir. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonsiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi malvarlığı hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. (Yargıtay İBK 22/06/1966 T. ve 1966/7 E.- 1966/7 K., Yargıtay HGK 01/03/2006 T. ve 2006/2-14 E.- 2006/26 K., Yargıtay HGK 06/02/2013 T. ve 2012/4-722 E.-2013/201 K., Yargıtay HGK 09/04/2014 T. ve 2013/21-2036 E.-2014/491 K.)
Somut olayda; Davacının haksız fiil neticesinde yaralandığı, iddianameye ve dosya kapsamındaki belgeler ve özellikle kesinleşen ceza mahkemesi kararına göre davacının yaralanması nedeniyle davacının vücudunda kemik kırığı oluşacak şekilde yaralandığı, dosyamız arasına davacıya ait yapılan tedavi belgelerinin alındığı, ATK'dan rapor alındığı, taraflar hakkında SED araştırmalarının yapıldığı, bu kapsamda davacının yaralanması nedeniyle, manevi tazminatın zenginleşme aracı olmadığı gibi kişilerin mahvına da yol açmaması gerektiği, davacıların ve davalıların sosyal ve ekonomik durumları ve mal varlığı durumları, özellikle yaralanmanın niteliği ve olayın üzerinden geçen zaman aralığı gibi tüm bu hususlar nazara alınarak ... TL manevi tazminat yönünden davanın kısmen kabulüne dair aşağıdaki gibi hüküm kurmak gerekmiştir.
Yargılama gideri ve vekalet ücreti yönünden; Anayasa Mahkemesi, 25/12/2024 tarihli ve E.2024/29-K.2024/226 sayılı kararı ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun "Yargılama giderlerinden sorumluluk" kenar başlıklı 326. maddesinin (2) numaralı fıkrasındaki "Davada iki taraftan her biri kısmen haklı çıkarsa, mahkeme, yargılama giderlerini tarafların haklılık oranına göre paylaştırır." hükmünün “manevi tazminat davaları” yönünden Anayasa’nın 13. ve 36. maddelerine aykırı olduğu tespitinde bulunarak hükmü iptal etmiştir. Anayasa Mahkemesi anılan kararında, hukuki bir uyuşmazlığın bu konuda karar verme yetkisine sahip bir mahkeme önüne götürülmesi hakkının Anayasa'nın 36. maddesinde güvenceye alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkı ile ilgili olduğu ve manevi tazminat davasının kısmen reddedilmesi hâlinde davayı açan kişinin yargılama giderlerinin bir bölümünden sorumlu tutulmasının bu kişi üzerinde oluşturduğu baskı nedeniyle bu hakkı sınırladığı tespitinde bulunmuştur. Anayasa Mahkemesi'ne göre, manevi zararların karşılanmasında paradan yararlanılması kaçınılmaz olmakla birlikte Türk hukukunda ilgili yasal düzenlemelerde manevi tazminat olarak ödeneceği ifade edilen uygun bir miktar ya da bir miktar paranın belirlenmesine yönelik herhangi bir hesaplama yöntemi bulunmamakta olup ödenecek manevi tazminat miktarının belirlenmesinin tamamen hakimin takdirinde olduğu, miktar belirtmek suretiyle manevi tazminat davasını açacak kişinin hâkimin hükmedeceği tazminat tutarını öngörebilmesinin mümkün olmadığı ve tazminat miktarının hâkimin takdirine göre belirlendiği davalara ilişkin yargılama giderleri bakımından herhangi bir özel düzenleme de bulunmadığından HMK 326/2 maddesi ile mahkemeye erişim hakkına getirilen sınırlama “manevi tazminat davaları” yönünden kanunilik şartını sağlamamaktadır (AYM, E.2024/9, K.2024/226, 25/12/2024, 23-46 §§).
Her ne kadar iptal hükmünün ilgili kararın Resmi Gazete'de yayım tarihinden itibaren 9. ay sonra yürürlüğe gireceği kararlaştırılmış ise de, Anayasa'nın 13. maddesinde temel hak ve hürriyetlerin özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabileceği hüküm altına alınmış olup Anayasa Mahkemesi tarafından HMK'nun 326/2 hükmünün manevi tazminat davaları yönünden "kanunilik" şartını karşılamadığı tespit edilmiş ve bu nedenle ilgili hükmün iptaline karar verilmiştir. Bu halde Anayasa Mahkemesi tarafından Anayasa'ya aykırılığı tespit edilmiş ancak iptal kararının yürürlüğe girmesi için süre verilen durumlarda söz konusu kuralın uygulanıp uygulanmayacağının irdelenmesi gerekmiştir. Anayasa Mahkemesi Hulusi Yılmaz [GK B. No: 2017/17428, 1/12/202] kararında Anayasa'nın 11. maddesi uyarınca Anayasa hükümlerinin yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, diğer kuruluş ve kişileri bağlayan temel hukuk kuralları olup kamu gücü kullanan makamların her türlü iş ve işlemlerinde öncelikle Anayasa hükümlerini gözetmek zorunda olduklarını ve Anayasa'nın 138. maddesi uyarınca hâkimlerin önlerine gelen uyuşmazlıkları öncelikle Anayasa hükümlerini dikkate alarak çözüme kavuşturmaları gerektiğini anayasal bir zorunluluk olarak belirlemiş ve mahkemelerin Anayasa'ya aykırılığı açık olan bir kanun hükmüne dayalı olarak uyuşmazlığı çözmesinin Anayasa'nın 152. maddesine aykırı olduğu gibi ilgili hükmün bireysel başvuruya konu olması hâlinde Anayasa ile korunan temel hak ve hürriyetlerin de ihlaline sebebiyet verebileceğine işaret etmiştir. Somut uyuşmazlıkta ilgili kanun hükmü Anayasa Mahkemesince iptal edildiğinden Anayasa'nın 152. maddesi uyarınca hükmün iptali için itiraz yoluna gidilmesi söz konusu olamayacağı ve bu hükme dayalı olarak karar verilmesi iptal kararı ile açık bir çelişki oluşturup bireysel başvuruya konu edilmesi halinde mahkemeye erişim hakkının ihlaline neden olabileceğinden manevi tazminat isteğinin redde konu bölümü esas alınarak davacı aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine karar verilmemiştir.
Yukarıda açıklanan gerekçelerle davanın kısmen kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Ayrıntıları yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacının maddi tazminata ilişkin sürekli iş göremezlik talebinin REDDİNE,
2-Davacının maddi tazminata ilişkin geçici iş göremezlik talebinin kabulü ile, ... TL geçici iş göremezlik ... TL'sine davalı ...'dan kaza tarihi ... itibaren, davalı ... Şirketinden (poliçe limiti ile sınırlı olmak kaydı ile) ... tarihinden itibaren, kalan ... TL'sine ıslah tarihi olan ... tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsili ile davacıya ÖDENMESİNE,
3-Davacının manevi tazminata ilişkin davasının kısmen kabulü ile; ... TL manevi tazminatın haksız fiil tarihi olan ... tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'dan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya dair istemin reddine,
4-Davalı ... ... Şirketine karşı ileri sürülen manevi tazminat talebinin reddine,
5-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken ... TL harçtan peşin olarak yatırılan ve sonradan tamamlanan ... TL'nin mahsubu ile, bakiye ... TL'nin davalılardan alınarak HAZİNEYE İRAD KAYDINA,
6-Davacı tarafından peşin olarak yatırılan ve sonradan tamamlanan ... TL'nin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
7-Davacı tarafça yapılan davetiye, posta masrafı, bilirkişi ücreti gideri, başvurma harcı vb. yargılama gideri toplamı ... TL'nin; kabul ret oranına göre hesaplanan ... TL'sinin davalılardan tahsili ile (davalı ... ... Şirketinin poliçe limiti ile sınırlı olmak kaydı ile) davacıya VERİLMESİNE, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,
8-Davalı ... tarafından yapılan ... TL yargılama giderinin; kabul ret oranına göre hesaplanan ... TL'sinin davacıdan tahsili ile davalı ...'a VERİLMESİNE, bakiye kısmın davalı ... üzerinde bırakılmasına,
9-Manevi tazminat yönünden ayrıca bir yargılama gideri yapılmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
10-Maddi Tazminat Yönünden; Karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre kabul edilen miktar üzerinden hesaplanan ... TL vekalet ücretinin davalılardan alınarak (davalı ... ... Şirketinin poliçe limiti ile sınırlı olmak kaydı ile) davacıya VERİLMESİNE,
11-Maddi Tazminat Yönünden; Davalılar kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan AAÜT gereğince hesaplanan ve reddedilen miktarı geçemeyeceğinden ... TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara eşit olarak verilmesine,
12-Manevi Tazminat Yönünden; Karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre kabul edilen miktar üzerinden hesaplanan ... TL vekalet ücretinin davalı ...'dan davacıya VERİLMESİNE,
13-Manevi tazminat yönünden, davalı ... yararına vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,
14-Manevi Tazminat Yönünden; Davalı ... ... Şirketi kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden ve ret sebebi farklı olduğundan karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan AAÜT gereğince reddedilen miktar üzerinden hesaplanan ... TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara eşit olarak verilmesine,
15-Arabuluculuk faaliyeti nedeniyle sarf edilen ... TL'nin; kabul ret oranı gözetilerek hesaplanan ... TL'sinin davalılardan, ... TL'sinin davacıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
16-Taraflarca yatırılan gider avansından kullanılmayan bakiye kısmın HMK 333. maddesi gereğince karar kesinleştikten sonra taraflara iadesine,
Dair verilen karar davacı vekili ve davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık sürede Antalya Bölge Adliye Mahkemesi istinaf yolu açık olmak üzere açıkça okunup usulen anlatıldı. 15/10/2025
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır