T.C.
ANTALYA
4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2022/605 Esas
KARAR NO : 2025/255
DAVA : Tazminat (Rücuen Tazminat)
DAVA TARİHİ : 23/08/2022
KARAR TARİHİ : 14/05/2025
Mahkememizde görülmekte bulunan Tazminat (Rücuen Tazminat davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili kurum ile davalı şirketler arasında akdedilen sözleşmelere istinaden kurumları bünyesinde çalışmış olan dava dışı işçi ... tarafından müvekkili kurum aleyhine Antalya ... İş Mahkemesinin .../... Esas sayılı dosyası ile işçilik alacaklı talebiyle açtığı davada verilen karara istinaden dava dışı işçi tarafından Antalya İcra Müdürlüğünün .../... Esas sayılı dosyası ile icra takibine geçilmesi neticesinde müvekkilince icra dosyasına ... TL ödeme yapıldığını, bunun üzerine müvekkilince 4857 sayılı Kanunun 112 inci maddesinin altıncı fıkrası göre Davalılara gönderilen sözleşme sürelerine ait kıdem tazminatları tutarının müvekkili kurumun hesabına ödenmesi hususunda tebligatlar yapıldığını, ancak Davalılarca herhangi bir ödeme bulunulmadığını, bu kapsamda dava şartı olan arabuluculuk müessesine başvurulduğunu ancak uzlaşma sağlanamadığını, müvekkilince dava dışı işçiye ödenen meblağın asıl sorumlusunun e muhatabının Davalılar olduğunu, açıklanan nedenlerle rapor neticesinde ıslah edilmek üzere fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla dava dışı işçiye yapılan ve Davalılar payına düşen ödemenin şimdilik ... TL kısmının ödeme tarihinden hesaplanacak avans faiziyle birlikte sorumlulukları oranında davalılardan tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin Davalılara yükletilmesine arar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP :
Davalı ... vekili cevap Dilekçesinde; Açılan davanın hukuka aykırı olup reddi gerektiğini/Mahkeme dosyası ile aynı nitelikteki davada kazanılmış haklarının olduğunu ye davacının haksız davasının reddinin gerektiğini, gösterir ...nün ... Tarihli Kanun Yararına Temyiz kararı olduğunu, asıl işveren olan idarenin kıdem tazminatını alt işverene rücu edebilmesi için ayrıca kıdem tazminatından sorumlu olduğunun sözleşmede belirtilmiş olması gerektiğini, İş Kanunu m.32'de ücret "Genel anlamda ücret bir kimseye bir iş karşılığında işveren veya kişiler tarafından sağlanan ve para ile ödenen tutardır." şeklinde tanımlandığını, kıdem tazminatı kanuni anlamda "ücret" olmadığını, Özel Güvenlik Hizmeti Sayın Alımı İhalesine Ait Teknik Şartnamenin 14. Maddesinin 6. Fıkrasında kıdem tazminatı hariç olmak üzere çalıştırılan işçilerin sayılan haklarından yüklenicinin sorumlu olduğuna yet verildiği dikkate alınarak bu cihette yapılacak inceleme ve değerlendirmenin sonucuna göre bir karat verilmesi gerektiğini, İş Kanunu 2. Maddesi'nde;"Bu ilişkide asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı işyeri ile ilgili olarak bu Kanundan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerinden alt işveren ile birlikte sorumludur." hükmü amir olup, ası işverenin alt işveren ile birlikte sorumlu olduğunu gösterdiğini, ayrıca asıl işverenin alt işverene rücu etmesine imkan veren bir kanun maddesi de olmadığını, ayrıca davacının yaptığı ödemeden huzurdaki dava ile haberdar olunduğunu, alacaklının zararını tanzim eden davacının, taraflarına rücu ettiğini, ancak herhangi bir ihbar ve bildirimde bulunmadığını, bu durumun dürüstlük kuralına aykırılık teşkil ettiğini, davacının taraflarına öncelikle bildirimde bulunmalı hangi ücreti ne için ödediğini bildirmesi gerektiğini, davacının dava dışı işçiye ödemeyi ne için, nasıl ne miktarda yaptığı tarafımızca bilinmediğini, müvekkili şirketir davacıdan ihale ile iş aldığını, ihaleyi kazanan müvekkili şirketin mevcut işçilerle çalışmaya devam ettiğini, ancak davacı, işçileri işten çıkartma talimatı vermekte ve müvekkili şirketin asıl işverenden aldığı talimat ile hareket ettiğini, bunun yanı sıra müvekkili şirket ve davacı arasında imzalanan sözleşmelerin yada teknik ve idari şartnamelerin hiç birisinde asıl işverenin işçilik alacakları yönüyle müvekkili şirkete rücu edebileceği yönünde bir düzenleme bulunmadığını, ayrıca müvekkili şirketin ihale ile iş aldığını ve ihale şartnamesinde yazmayan hiç bir kalemi işçilere ödemesi mümkün olmadığını, İhale makamının kıdem tazminatı yönünden müvekkili şirkete herhangi bir ödeme yapmadığını, bu nedenle söz konusu alacağın ihale makamı olan davacı tarafından ödenmesi gerektiğini, aksi durum ihale şartnamesine de aykırılık oluşturduğunu, "Kamu İhale Kanununa Göre İhale Edilen Personel Çalıştırılmasına Dayalı Hizmet Alımları Kapsamında İstihdam Edilen İşçilerin Kıdem Tazminatlarının Ödenmesi Hakkında Yönetmelik" gereği kıdem tazminat ödemelerinin asıl işveren olan kamu kurumu tarafından ödeneceğini ve hizmet tespitine ilişkin usuli gösterdiğini, kaldı ki, müteselsil borçlulukta her ne kadar alacaklıya karşı borcun tamamından sorumlu olsalar da, borçluların her birinin borcunun birbirinden bağımsız nitelik taşıdığı genel olarak kabul edilmekte olduğunu, bu nedenle, her bir borçlunun davranışı yalnızca kendisi hakkında hüküm ve sonuç doğurduğunu, nitekim, TBK madde 165 hükmü ile de aksine anlaşma olmadıkça borçlulardan birinin kendi davranışıyla diğer borçluların durumunu ağırlaştıramayacağı kabul edildiğini, müvekkili şirketler davacıdan ihale ile iş almakta olduğunu, ihaleyi kazanan müvekkil şirketler mevcut işçilerle çalışmaya devam ettiğini, ancak davacı kurum, ihaleye çıktığı işçi sayısını zaman içerisinde düşürmekte olduğunu, örneğin 200 işçi ile ihale ettiği iş başladıktan bir müddet sonra, depolarını kapatmakta, depolarını kapatınca ise işçiler açıkta kaldığını, Davacı taraf, deponun kapatılacağını taraflarına yalnızca bir gün önceden bildirdiği için, müvekkili şirketin işçilere bilgi verme, tutanak tutma, ihbar önelleri v.s için zamanı da kalmadığını, ayrıca depolar kapandığı için de işçileri işe iade almakta mümkün olmadığını, yani müvekkili şirketin işçinin işten çıkarılması veyahut işe iade alınmamasında herhangi bir kusuru bulunmadığını, bu nedenle öncelikle kusur değerlendirilmesi yapılması gerektiğini, ayrıca Sayıştay ... Dairesi .../... sayılı kararı ile de kıdem tazminatından asıl işverenin sorumlu olacağı ve alt işverene rücu edemeyeceğinin belirtildiğini, ayrıca alacakların zaman aşımına uğradığını ve rücu imkanı bulunmadığını, açıklanan nedenlerle; davacının davasının haksız ve hukuka aykırı olması sebebiyle davanın reddine; yargılama giderleri ve vekalet ücretlerinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini savunma ve talep etmiştir.
Davalı ...-...- ...-...-...-... Vekili Cevap Dilekçesinde Özetle; Davacı tarafça müvekkili şirketler aleyhine açılan davanın tarafımızdan kabulü mümkün olmadığını, dava dilekçesinde bahsi geçen ve dilekçeye ekli olduğu belirtiler belge ve bilgilerin hiçbiri dava dilekçesinin ekinde müvekkillere tebliğ edilmediğini, Davacı dilekçesinde, asıl işveren sıfatı ile istihdam ettiği dava dışı işçiye ödenen tazminat ve sair işçilik alacaklarının rücuen tahsilini talep ettiğini, davayı kabul anlamına gelmemekle birlikte, davacının müvekkile rücu edebilmesi için yasada öngörülen 2 yıllık sürenin dolmuş olma ihtimaline binaen hak düşürücü süre itirazında bulunduklarını, davanın öncelikle hak düşürücü süre yönünden reddine karar verilmesini dilediklerini, davanın dayanağı işçi alacağının rücuen tahsili olup, müvekkil şirketler kendisine tazminat ödenen işçinin "İHALE SÜRESİ İLE SINIRLI OLARAK" işvereni durumunda olduklarını, buna karşın davacı idarenin dava dışı işçinin "asıl işvereni durumunda olduğu" ise kesinleşen mahkeme kararı ile sabit olduğunu, kesintisiz olarak devreden zincirleme hizmet akitleri ve yasal düzenlemeler gereği, asıl işveren olan davacı idare, istihdam ettiği işçilerin tüm çalışma dönemlerine ilişkin tüm hak ve alacaklarından sorumlu olduğunu, yine bu açıklamalarını destekler nitelikte olmak üzere; ... tarihinde “6552 Sayılı İş Kanunu İle Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması İle Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılmasına Dair Kanun” yürürlüğe girmiş olup, anılan yasanın 8.maddesi ile getirilen düzenleme uyarınca işçiyi istihdam eden idarenin işçinin tüm çalışma dönemine ait hak ve alacaklarından tek başına sorumlu tutulduğunu, kaldı ki, taraflar arasında imzalanan Hizmet Alım Sözleşmesi gereğince müvekkil şirkete çalışanların kıdem tazminatları vs. işçilik hak ve alacaklarına karşılık olmak üzere idare tarafından herhangi bir ödeme de yapılmadığını, Sözleşme ve İhale Şartnamesi ile idare tarafından ödenmemiş bir alacak kaleminden dolayı ve yine şartları da karşılıklı müzakere edilmeden idare tarafından tek taraflı olarak belirlenmiş bir tip sözleşme uyarınca müvekkillerin sorumlu tutulmasının yasal dayanağı olmadığı gibi bu durum hukuka ve hakkaniyete de aykırı olduğunu, Davacı yapılan ödemenin tamamının rücuen tahsilini talep ettiğini, davayı kabul anlamına gelmemekle birlikte; davacının rücu hakkı olduğu sonucuna varılacak dahi olsa, müvekkil şirketlerin sorumluluğu ancak dava dışı işçiyi çalıştırmış oldukları dönem ve o tarihte işçinin aldığı ücret üzerinden hesaplanacak yalnızca kıdem tazminatından sorumlu olabileceklerini, yine kabul anlamına gelmemekle birlikte, Mahkemenizce davacı idarenin yapmış olduğu ödeme nedeni ile rücu hakkı bulunduğu kabul edilecek dahi olsa bu miktar davacı tarafça yapılan ödemenin tamamı olmayıp,“Yargıtay'ın da pek çok içtihadında belirtildiği üzere, taraflar arasında işçiye karşı müştereken ve müteselsilen sorumluluk bulunmakla birlikte, taraflar ödenen bu miktardan bir birlerine karşı yarı yarıya sorumlu olduklarını, bu bağlamda müvekkilinin sorumluluğunun en fazla ödene miktarın yarısı ile sınırlı olacağını, taraflar arasında imzalanan hizmet alım sözleşmesi kapsamında hiçbir şekilde "işçilerin iş akitlerinden doğacak tazminatlardan müvekkil şirketin sorumlu olacağı veya müvekkil şirketin bu sorumluluğu tamamen üzerlerine aldığı" şeklinde bir ibare mevcut olmadığını, Davacının dava konusu alacağa ödeme tarihlerinden itibaren faiz talebi de haksız olduğunu, Mahkemenizce davanın kabulüne karar verilecek olması halinde temerrüt tarihinin dava tarihi olarak kabulü gerektiğini, zira işçi tarafından açılan davadan ve icra takibinden haberdar dahi olmayan müvekkillerin böyle bir ödemenin varlığından da haberdar olmaları beklenemeyeceği gibi bu şekilde bir yükümlülük altına sokulmaları da mümkün olmadığını, açıklanan ve Mahkemenizce re'sen belirlenecek olan nedenlerle;6552 sayılı yasanın 8.maddesi ile getirilen düzenleme uyarınca tazminat ödemelerinden sorumluluk münhasıran davacı idareye ait olduğundan müvekkiller hakkındaki davanın reddine, Mahkemenin aksi kanaatte olması halinde, müvekkil şirketlerin yalnızca kıdem tazminatından ve dava dışı işçiyi çalıştırdığı dönemle ücretle sınırlı olacak şekilde ve davacı ile birlikte yarı yarıya sorumlu olduğunun kabulü ile fazlaya ilişkin taleplerin reddine, yargılama harç ve giderleri ile Mahkeme vekalet ücretinin davacı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Antalya SGK , Antalya Ticaret Sicil Müdürlüğü, ... Ticaret Sicil Müdürlüğü, ... Ticaret Sicil Müdürlüğü, ... Ticaret Sicil Müdürlüğü, ... Ticaret Sicil Müdürlüğü, Antalya Kurumlar Vergi Dairesince verilen cevabi yazılar dosyaya eklenmiştir.
Bilirkişi heyetinden rapor alınmış dosyaya eklenmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, rücuen tazminat istemine ilişkindir.
Dava dışı işçi ... özlük dosyası ve davacı ile davalı arasında imzalanan hizmet alım sözleşmeleri getirtilmiştir.
İncelenmesinde davalı ...'nin işveren olmadığı, sözleşmelerin incelenmesinde ... isimli firma ile hizmet sözleşmesi imzalandığı, dava dışı işçinin bu firma bünyesindeki çalışmalarının ...-... tarihleri arasında farklı dönemlerde gerçekleştiği, davalı gösterilen davalı ...'nin ise ... tarihinde tscil edildiğinin Ticaret Sicil Müdürlüğü tarafından bildirilmesi nedeniyle davanın davalı ... yönünden husumet yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir.
Davalının tacir olması ve dava tarihinde yürürlükte olan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 16/1. maddesi uyarınca özel hukuk hükümlerine göre yönetilmek üzere kamu tüzel kişileri tarafından kurulan kurum ve kuruluşlar tacir sayılacağından, somut uyuşmazlıkta ...'nun tacir olduğu gözetilerek eldeki davada mahkememizin görevli olduğu tespit edilerek yargılamaya devam olunuştur.
4857 sayılı İş Kanunu’nun 2/6. maddesinde, “Bir işverenden, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerinde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran diğer işveren ile iş aldığı işveren arasında kurulan ilişkiye asıl işveren-alt işveren ilişkisi denir. Bu ilişkide asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak bu Kanundan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerinden alt işveren ile birlikte sorumludur.” hükmü bulunmaktadır. Dava konusu olayda da taraflar arasında asıl işveren- alt işveren ilişkisi mevcuttur. Dava, asıl işveren davacının, davalı şirket tarafından çalıştırılan işçinin talebi sonrasında ödemek zorunda kaldığı alacağın rücuen tahsili istemine ilişkin olup, işçiye karşı olan bu tazmin yükümlülüğü nedeniyle asıl ve alt işverenler 4857 sayılı İş Kanunu’nun 2/6.maddesi gereğince müteselsilen sorumlu tutulmuşlardır. Burada Kanun’dan doğan bir teselsül hali söz konusudur.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 167. maddesinde, müteselsil sorumlu olan borçlular arasındaki iç ilişki düzenlenmiş olup, “Aksi kararlaştırılmadıkça veya borçlular arasındaki hukuki ilişkinin niteliğinden anlaşılmadıkça, borçlulardan her biri, alacaklıya yapılan ifadan, birbirlerine karşı eşit paylarla sorumludurlar. Kendisine düşen paydan fazla ifada bulunan borçlunun, ödediği fazla miktarı diğer borçlulardan isteme hakkı vardır.” şeklindeki bu hükümde, müteselsil borçlulardan her birinin alacaklıya yapılan ifadan birbirlerine karşı genel olarak eşit paylarla sorumlu oldukları, ancak bunun aksinin kararlaştırılabileceği belirtilmiştir.
Hizmet alım sözleşmeleri; ihale şartları ile belirlenen işin sözleşmede kararlaştırılan bedel ile yapılmasının üstlenildiği sözleşmelerdir. Bu sözleşme türünde yüklenicinin edimi, hizmetin kendi işçisi ile yerine getirilmesi, işverenin edimi ise sözleşme bedelinin ödenmesidir. Sözleşme kapsamında yapılması gereken iş yüklenici işçisi tarafından yerine getirilecektir. İş akdinin yüklenici ile işçi arasında yapıldığı hususu ihtilaflı değildir. SGK kayıtları da bu hususu doğrulamaktadır. Hizmet alımı tip sözleşmelerinde işverenin, yüklenici tarafından çalıştırılan işçinin ücretinin ödenmesi, sosyal haklarının takibi gibi denetim dışında işçiye karşı bir sorumluluğu yoktur.
İşveren ile yüklenicinin İş Kanunu’na göre işçiye karşı müteselsilen sorumlu olmasına rağmen rücu ilişkisinde taraflar arasında imzalanan sözleşmenin uygulanması sözleşme hukukunun en temel ilkelerindendir.
İşçilik alacakları işveren tarafından ödenen işçinin; yüklenici işçisi olması, sözleşme ücretine işçinin ücret ve sosyal haklarının dahil olması, işverenin işçilik alacaklarından sorumlu olacağına dair sözleşmede bir hüküm bulunmaması hususları nazara alındığında davacı işverenin işçiyi çalıştıran yüklenicilerden ödediği bedeli ve ferilerinin tamamını talep etme hakkı bulunduğunun kabulü gerekir.
Hizmet alım ihaleleri aynı yüklenici tarafından alındığı gibi, değişik yükleniciler tarafından da alınabilmektedir. Bu halde işyeri devri suretiyle işçiler yeni yükleniciye devredildiği için hizmet akitleri kesintiye uğramadan devam etmekte ve işçilik alacakları da bu doğrultudahesaplanmaktadır.
İşçiye ödenen kıdem tazminatı iş sözleşmesinin feshedildiği tarihteki giydirilmiş ücret üzerinden hesaplanmakta olup bu kıdem tazminatının tamamından işçiyi çalıştırdıkları dönemle orantılı olarak yükleniciler işverene karşı sorumludurlar.
Yıllık izinler kullanılmadığı taktirde iş sözleşmesinin feshi ile ücrete dönüşmektedir. Sözleşmeyi feshedenin son yüklenici olduğu ve yıllık izinlerinde bu fesih ile ücrete dönüştüğü gözönüne alındığında yıllık izin ücretinden son yüklenici sorumlu olacaktır.
İhbar tazminatından son işveren sorumludur. Bunların dışında hafta tatil ücreti, ücret alacağı, fazla mesai ücreti gibi işçiye ödenen tazminatlardan yükleniciler işverene karşı işçiyi çalıştırdıkları dönemle sınırlı olarak sorumlu olacaklardır.
İşveren tarafından bu ödemelerin feri mahiyetinde yapılan ödemeler de aynı esasla yüklenicilerden tahsil edilebilecektir. (Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 2021/2735 Esas, 2022/2436 Karar sayılı ilamı)
Yükleniciler aleyhine açılan rücu davalarında ayrı sözleşmelerle hizmet ifa eden yükleniciler mecburi dava arkadaşı olmadığı gibi borçtan müteselsilen sorumlu olacaklarına ilişkin kanun hükmü veya sözleşme bulunmamaktadır. Bu nedenle alacak davalarında her davalı aleyhine ayrı tahsil hükmü kurulmalıdır.
Bu belirtilen genel kurallar ışığında, dosyaya bakıldığında;
Taraflar arasında davacı asıl işveren ile davalı alt işveren ilişkisi mevcuttur. Rucü edilebilecek miktarın tespiti açısından taraflar arasındaki hizmet sözleşmesi ve eki şartnamelerde hüküm bulunması halinde bu hüküm dikkate alınarak sonuca gidilmesi gerekir. Hüküm bulunmaması halinde ise davalı alt işverenin kendi dönemiyle sınırlı olmak üzere davacı asıl işveren ile yarı oranında sorumlu olduklarının kabulü gerekir. (Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin 2013/19323 Esas, 2016/2426 Karar sayılı ilamı)
İşçinin çalışmış olduğu her bir alt işveren dönemine isabet eden işçilik alacaklarında, ilgili olan alt işveren sorumlu olacağından, davalı alt işverenin sorumluluğu da sadece kendi dönemi ile sınırlı olmalıdır, davalının son işveren olması da bu sonucuda değiştirmez. Bununla birlikte feshe bağlı bir hak olan ihbar tazminatından ise, diğer işverenler sorumlu olmayıp, sadece son işveren sorumludur. Başka bir ifade ile davacı üst işveren dava dışı işçiye ödemiş olduğu ihbar tazminatının ancak son işverenden rücuen tahsilini talep edebilir. Bunun dışındaki tüm işçilik alacaklarında ise, işçinin çalışmış olduğu dava dışı ve davalı alt işverenler, davacı üst işverene karşı, kendi dönemleri ile sınırlı olmak üzere sorumludurlar. (Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin 2015/28892 Esas, 2016/5818 Karar sayılı ilamı, Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin 2015/868 Esas, 2016/5316 Karar sayılı ilamı, Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin 2014/45619 Esas, 2016/3965 Karar sayılı ilamı)
Somut olayda, uyuşmazlığın çözümü için taraflar arasında imzalanan hizmet alım sözleşmesi, hizmet alım tip sözleşmesi, teknik şartname ve hizmet işleri genel şartnamelerinin sorumluluğa yönelik hükümlerinin tatbiki gerekir. Bu nedenle tarafların serbest iradeleri ile düzenlemiş oldukları sözleşme ve şartname hükümlerinde işçi alacaklarından kimin ne kadar sorumlu olduğuna ilişkin hüküm varsa bu hükümler tarafları bağlar. Konuya ilişkin sözleşme kapsamında çalıştırılan işçilerin, işçi alacağından asıl işveren ve alt işverenin sorumlulukları yönünden Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 7. ve 14. Hukuk Daireleri arasında çıkan uyuşmazlıkta Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 05/05/2023 tarihli 2023/1118 E. 2023/1683 K sayılı kararı ile; "...Somut olaya gelince; Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 7'nci Hukuk Dairesi ile Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 14'ncü Hukuk Dairesi arasındaki uyuşmazlık, az yukarıda yer verilen emsal Yargıtay ilâmı doğrultusunda giderilmelidir. Dairemiz'in istikrar kazanan uygulamalarında da belirtildiği gibi, hizmet alımına ilişkin sözleşmelerde, hizmetin yüklenicinin (alt işveren) işçileri tarafından yerine getirilmesi kabul edildiğinden, asıl işverenin yüklenicinin (alt işveren) işçileri ile herhangi bir organik bağı bulunmamaktadır. Hizmet alımına ilişkin tip sözleşmelerde, işçilik ücretleri arasında işçilere ait özlük haklarının tümü belirlenmekte ve bu şartlarla sözleşme imzalanmaktadır. İş Kanunu'nda, işçiyi korumak amacıyla düzenlenmiş olan asıl işveren ve alt işverenin (yüklenici) müteselsil sorumluluğuna ilişkin düzenlemenin taraflar arasındaki hizmet sözleşmelerinde iç ilişki bakımından uygulanması mümkün değildir. Hizmet alım sözleşmelerinde, işçilerin özlük hakları ile ilgili olarak yüklenici (alt işveren) lehine herhangi bir hüküm bulunmaması durumunda, yüklenicinin (alt işveren) işçisi ile organik bir bağı olmayan asıl işveren, işçilerin özlük haklarından sorumlu tutulmamalıdır. Bu itibarla, Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 7'nci Hukuk Dairesi ile Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 14'üncü Hukuk Dairesi arasındaki uyuşmazlığın, asıl işverence yüklenicinin (alt işveren) işçilerine ödenen ücretlerden yükleniciyi (alt işveren) tamamen sorumlu tutan Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi'nin uygulaması doğrultusunda giderilmesi gerekmiştir..." şeklindeki uyuşmazlığın giderilmesine karar verildiği görülmüştür.
Emsal karar, TBK'nın 167. maddesinde yer alan "...borçlular arasındaki hukuki ilişkinin niteliğinden anlaşılmadıkça..." hükmü çerçevesinde değerlendirildiğinde, kararda da ifade edildiği gibi hizmet alımına ilişkin tip sözleşmelerde, işçilik ücretleri arasında işçilere ait özlük haklarının tümü belirlendiği ve bu şartlarla sözleşme imzalandığı için sözleşmede aksi kararlaştırılmadıkça asıl işverenin sorumluluğuna gidilemeyecektir.
Bu genel ilkeler ışığında somut olaya bakıldığında, deliller toplanmış, mahkememizce dosya bilirkişiye tevdi edilmiştir. Bilirkişi raporu taraflara tebliğ edilmiş, itirazlar/beyanlar alınmıştır. İtirazlar değerlendirilmek üzere ek rapor alınmıştır.
Bilirkişi incelemesi ile, alternatifli hesaplama yapılmış;
-Birinci alternatif ile, kıdem tazminatı ve işlemiş faizinin davalılara çalışma sürelerine göre, ihbar tazminatı ve yıllık izin ücreti ile bunların işlemiş faizlerinin son alt işverene, yargılama giderleri, vekalet ücretleri, harç, dosya masraflarının ise davalılara rücu edilecek ücretlerin toplam ücret tutarındaki oranlarına göre hesaplama yapılmıştır.
-İkinci alternatif ile, taraflar arasında akdedilen sözleşmelerde kıdem tazminatının kim tarafından ödeneceğine dair bir belirleme olmadığından kıdem tazminatı ve işlemiş faizinin davacı kurum ile davalılar tarafından dava dışı işçinin davalılarda çalışma sürelerine göre davacı ile davalılar tarafından yarı yarıya ödenmesi, ihbar tazminatı ve yıllık izin ücreti ile bunların işlemiş faizlerinin son alt işverence ödenmesi, yargılama giderleri, vekalet ücretleri, harç, dosya masraflarının ise taraflara isabet edecek tutarların toplam tutar içerisindeki oranlarına göre hesaplama yapılmıştır.
Yukarıda ayrıntılı açıklandığı üzere, tarafların serbest iradeleri ile düzenlemiş oldukları sözleşme ve şartname hükümlerinde işçi alacaklarından kimin ne kadar sorumlu olduğuna ilişkin hüküm varsa bu hükümler tarafları bağlar. Açıkça hizmet alım sözleşmelerinde kıdem ve diğer sosyal hakların kim tarafından ödeneceğine ilişkin bir belirleme olmadığı ve bu nedenle davacının ödediği bedeli rücu edebileceği mahkememizce kabul edilmiş ve bilirkişi raporundaki birinci alternatifteki hesaplama hükme esas alınmıştır.
Bu hususlar doğrultusunda, bilirkişi raporunun, hükme ve denetime elverişli, Yargıtay uygulamaları doğrultusunda, dosya kapsamına uygun olduğu kanaatine varılmıştır.
Davacı taraf ıslah dilekçesi sunmuş davalı taraflara tebliğ edilmiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle davalının sorumluluğunda olan ödemelerinin rücu isteminin yerinde, yine yukarıda içeriği paylaşılan Yargıtay kararı da emsal alındığından yapılan ödemelerin ferisi niteliğinde olan faiz, vekalet ücreti ve yargılama giderinin de davalının sorumluluğunda olduğu hususları gözetilerek, ödeme tarihinden itibaren faize hükmedilmiş, bilirkişi raporundaki birinci alternatifteki hesaplama uyarınca davanın kısmen kabulüne dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM: Ayrıntıları yukarıda açıklandığı üzere; DAVANIN KISMEN KABULÜ ile;
1-Davalı ...'ne açılan davanın pasif husumet yokluğu sebebiyle usulden reddine,
2-... TL'nin ödeme tarihi ... tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalı ....'nden tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine,
3-... TL'nin ödeme tarihi ... tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalı ...'nden tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine,
4-... TL'nin ödeme tarihi ... tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalı ...'nden tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine,
5-... TL'nin ödeme tarihi ... tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalı ...'den tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine,
6-... TL'nin ödeme tarihi ... tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalı ...'den tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine,
7-... TL'nin ödeme tarihi ... tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalı ...'nden tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine,
8-... TL'nin ödeme tarihi ... tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalı ...'den tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine,
9-... TL'nin ödeme tarihi ... tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalı ... ile ....'nden tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine,
10-... TL'nin ödeme tarihi ... tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalı ...'den tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine,
11-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken ... TL harçtan peşin alınan ... TL ve ıslah ile alınan ... TL harç olmak üzere toplam ... TL 'nin mahsubu ile, bakiye ... TL harcın;
... TL'sinin ... şirketinden,
... TL'sinin ... şirketinden,
... TL'sinin ... şirketinden,
... TL'sinin ... şirketinden,
... TL'sinin ... şirketinden,
... TL'sinin ... şirketinden,
... TL'sinin ...'den,
... TL'sinin ... şirketinden,
... TL'sinin ...den alınarak HAZİNEYE İRAD KAYDINA,
12-Davacı tarafından peşin olarak yatırılan ... TL başvuru, ... Peşin harç, ... TL ıslah harcı olmak üzere toplam ... TL nin davalılar ... şirketinden, ... şirketinden, ... şirketinden, ... şirketinden, ... şirketinden, ... şirketinden, ...'den, ... ile ... şirketinden, ... şirketinden alınarak alınarak davalıya verilmesine,
13-Davacı tarafça yapılan bilirkişi ücreti, tebligat posta gideri olmak üzere toplam ... TL yargılama giderinin kabul ve red oranına göre hesaplanan ... TL'nin;
... TL'sinin ... şirketinden,
... TL'sinin ... şirketinden,
... TL'sinin ... şirketinden,
... TL'sinin ... şirketinden,
... TL'sinin ... şirketinden,
... TL'sinin ... şirketinden,
... TL'sinin ...'den,
... TL'sinin ... ile ... şirketinden,
... TL'sinin ... şirketinden alınarak davacıya verilmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,
14-Karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan ... TL vekalet ücretinin;
... TL'sinin ... şirketinden,
... TL'sinin ... şirketinden,
... TL'sinin ... şirketinden,
... TL'sinin ... şirketinden,
... TL'sinin ... şirketinden,
... TL'sinin ... şirketinden,
... TL'sinin ...'den,
... TL'sinin ... ile ... şirketinden,
... TL'sinin ... şirketinden alınarak davacıya verilmesine,
15-Karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan ... TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı ...'ne verilmesine,
16-Arabuluculuk faaliyeti nedeniyle sarf edilen ... TL'nin;
... TL'sinin ... şirketinden,
... TL'sinin ... şirketinden,
... TL'sinin ... şirketinden,
... TL'sinin ... şirketinden,
... TL'sinin ... şirketinden,
... TL'sinin .. şirketinden,
... TL'sinin ...'den,
... TL'sinin ... ile ... şirketinden,
... TL'sinin ... şirketinden alınarak
... TL'sinin davacıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
17-Taraflarca yatırılan gider avansından kullanılmayan bakiye kısmın HMK 333. maddesi gereğince karar kesinleştikten sonra taraflara iadesine,
Dair davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı, miktar itibariyle kesin olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 14/05/2025
Katip ...
e-imzalıdır.
Hakim ...
e-imzalıdır.