T.C.
ANTALYA
4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2022/826
KARAR NO: 2024/234
DAVA: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 14/10/2022
KARAR TARİHİ: 13/03/2024
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde ve duruşmalarda özetle: müvekkili aleyhine Antalya ... İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı icra dosyası ile icra takibi başlatıldığını, takip dayanağı olarak iki adet senet gösterildiğini, bu senetlerde borçlu olarak ... ve ...'ın imzalarının bulunduğunu, müvekkilinin ikamet adresi olarak Antalya'da bir adres gösterildiğini, bu adrese hacze gidildiğini, haciz esnasında taahhüt verildiğinin anlaşıldığını, müvekkilinin ...'i tanımadığını, hayatı boyunca hiç Antalya'da yaşamadığını, herhangi bir senet imzalamadığını, müvekkilinin kimlik bilgilerinin kötü niyetli kişilerin eline geçtiğini ve müvekkilinin borçlandırıldığını, kötü niyetli olarak başlatılan icra takibi müvekkilinin hiçbir alakası olmayan bir adrese tebliğ edildiğini, usulsüz tebligat neticesinde dosya kesinleştirilerek işlemler yapıldığını, müvekkilinin Avusturya'da yaşadığından icra takibinden haberi olmadığını, takibe itiraz edemediğini, müvekkilinin alacaklıya karşı herhangi bir borcu bulunmamasına rağmen taşınmazları hacizli ve banka hesapları da blokeli olduğunu, beyan ederek; izah edilen ve resen belirlenecek sebeplerle davanın kabulü ile Antalya ... İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı takip dosyasının durdurularak iptaline, müvekkilin davalıya borçlu olmadığının tespitine, davalılar aleyhine %20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ettiği görülmüştür.
Dava, ilk önce Antalya ... Asliye Hukuk mahkemesinin ... esasında açılmış, mahkemece görevsizlik kararı verilmiş ve dosya mahkememize tevzi edilmiştir.
Görevsizlik ilamının kesinleşme tarihi 19/11/2022 dir. Dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesi talepli dilekçenin tarihi 24/10/2022 olmakla, süresindedir ve usuli bir sorun yoktur.
Davalılar vekili, cevap dilekçesinde özetle; davanın haksız ve dayanaksız olduğunu, dava şartının yerine getirilmediğini, davanın usulden reddinin gerektiğini, zaman aşımı def-inde bulunduklarını, ortada gerçek bir borç ilişkisinin olduğunu beyan ederek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Dava, menfi tespit davasıdır.
Gerçekte var olmayan bir borç ya da geçersiz bir hukuki ilişki nedeniyle icra takibine maruz kalması muhtemel olan veya icra takibine maruz kalan bir kimsenin (borçlunun) gerçekte borçlu bulunmadığını ispat için açacağı dava, menfi tespit olarak adlandırılmaktadır.
Menfi tespit davası, 2004 sayılı İcra İflas Kanunu (İİK)’nun 72. maddesinde düzenlenmiştir. Menfi tespit davasında amaç bir hukuki ilişkinin veya bir hakkın gerçekten mevcut olmadığının tespitine yöneliktir. Başka bir deyişle hukuki bir yarar bulunması koşuluyla sonuçta alacak-borç ilişkisi doğuracak bir durumun olmadığının tespiti amaçlanır.
Menfi tespit davası, normal bir hukuk davası gibi açılır. Borçlu, itirazın kaldırılması sırasında tetkik merciinde (m. 68-68a) ileri sürüp ispat edemediği itiraz ve def’ilerini, menfi tespit davasında yeniden ileri sürebilir; çünkü itirazın kaldırılması kararı, menfi tespit davasında kesin hüküm teşkil etmez. Nitekim aynı ilkeler, T.C. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 17.03.2010 gün ve 2010/19-123 E. 2010/154 K; 07.12.2011 gün ve 2011/13-576 E. 2011/747 K sayılı kararında da vurgulanmıştır. (T.C. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu., 2011/19-622 esas, 2012/9karar, Tar. 18/01/2012)
Davanın türü hakkında yapılan bu açıklamalardan sonra dosyaya dönüldüğünde; usuli itirazların öncelikle karşılanması gerekir.
Yargıtay 19. HD., 2020/237 Esas, 2020/805 Karar sayılı, 04.06.2020 Tarihli, "Bölge Adliye Mahkemeleri'nin Kesin Nitelikteki Kararları Arasındaki Uyuşmazlığın Giderilmesine Yönelik" vermiş olduğu ilamında; ticari nitelikteki menfi tespit davalarında dava açılmadan önce arabuluculuğa gidilmesinin zorunlu olmadığına ve arabulucuya gidilmiş olmasının bir dava şartı olmadığına karar verilmiştir.(Benzer yönde Yargıtay 11. HD., 2020/4396 E, 2021/3198 K; 2020/6050 E, 2021/4519 K) Her ne kadar 7445 sayılı İcra ve İflas Kanunu İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun gereği Ticari davalardan, konusu bir miktar para olan itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında arabuluculuğun zorunlu dava şartı olduğu hüküm altına alınmış ise de bu kanun maddesi dava tarihi itibariyle de yürürlükte değildir. İş bu davada bu bakımdan bir usuli eksiklik yoktur. Bu yöne ilişkin davalı tarafın itirazı yerinde değildir.
Davanın türü de dikkate alınarak, zaman aşımı def-inin de yerinde olmadığı anlaşılmaktadır.
Mahkememizce aşamalarda, imza örnekleri toplanmış ve grafoloji konusunda uzman bilirkişiden rapor alınmıştır.
12/01/2024 tarihli bilirkişi raporunda özetle; tetkike konu; müşterek borçluları ... ve ..., alacaklısı ... olarak düzenlenmiş 28.07.2007 tanzim; 10.10.2007 vade tarihli “760” YTL değerinde (1) adet ve 10.12.2007 vade tarihli “455” YTL değerinde (1)adet olmak üzere toplam (2) adet senet üzerinde “...” adına atılı bulunan borçlu imzalarının ... (...) ... elinden çıkmadığı kanaati bildirilmiştir.
Bilirkişi raporu taraflara tebliğ edilmiştir
Bilirkişi raporunu hakim denetlemelidir. Öğretide Akyol, bilirkişi raporunun denetimi sadece hâkime ait bir görev değil; aynı zamanda taraflara ait bir haktır demektedir(AKYOL, Şener :Hukuk Usulünde Bilirkişilerle İlgili Bazı Problemler, Mukayeseli Hukukta Bilirkişilik Ve Sorunları, Yargıtay 125.Yıl Dönümü, s. 72 naklen). Hâkimin bilirkişinin uzmanlığı nedeniyle taşıdığı egemenliği kıracak araçları olduğu, bir yanlışın mutlaka geri döneceği ve özellikle böyle bir yanlışın müeyyidelendirileceği konularında bilirkişi inandırılmalı; böyle bir bilinç oluşturulmalıdır.“Hâkim kesinlikle ve mutlak olarak usulün egemeni olmalı; dosyaya, kendi sorumluluğunda girecek olan tanık beyanı gibi bilirkişi raporu gibi hususların adaleti saptıracak biçimlerde tezahürünü önleyecek tedbirleri almalı ve bu egemenliğini davanın sonuna kadar sürdürmelidir.” (Akyol s. 64-65 naklen).
Bu hususlar doğrultusunda, bilirkişi raporunun, hükme ve denetime elverişli, dosya kapsamına uygun olduğu kanaatine varılmıştır.
Tüm dosya kapsamı, bilirkişi raporu, yukarıdaki açıklamalar ışığında; Davanın kabulü ile; davacının, Antalya Genel İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı (Kapatılan Antalya 2. İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası) dosyasındaki takibe konu senetler yönünden davalılara (davalılar murisine) borçlu olmadığının tespitine karar vermek gerekmiştir.
Davacı, kötü niyet tazminatı talebinde de bulunmuştur.
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72. maddesi uyarınca menfi tespit davası açan borçlunun tazminat isteme hakkı vardır. Anılan maddenin 5. fıkrası aynen; “Dava borçlu lehine hükme bağlanırsa derhal takip durur. İlamın kesinleşmesi üzerine münderecatına göre ve ayrıca hükme hacet kalmadan icra kısmen veya tamamen eski hale iade edilir. Borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırsa, talebi üzerine, borçlunun dava sebebi ile uğradığı zararın da alacaklıdan tahsiline karar verilir. Takdir edilecek zarar, haksızlığı anlaşılan takip konusu alacağın yüzde yirmisinden aşağı olamaz.” hükmünü içermektedir. Madde metninden de açıkça anlaşıldığı üzere menfi tespit davası açmak zorunda bırakılan borçlunun tazminat talep edebilmesi için gerekli koşullar; bu yönde bir talep olması, borçluya karşı icra takibi yapılmış bulunması ile takibin haksız ve kötüniyetli olmasıdır. Başka bir ifadeyle; İcra İflas Kanunu'nun 72/5. maddesi hükmüne göre, menfi tespit davasının davacı (borçlu) lehine sonuçlanması üzerine, alacak likit olsun veya olmasın, böyle bir alacağa dayalı takibin, haksız ve kötüniyetli olması halinde, istem varsa, davacı (borçlu) lehine kötüniyet tazminatına hükmedilmesi gereklidir. Takibin haksız olması tek başına yetmemekte, ayrıca kötüniyetli olması da gerekmekte olup, ispat yükü; takibin kötüniyetli olduğunu iddia eden davacı (borçlu)’nun üzerindedir. Nitekim aynı ilkeler, Hukuk Genel Kurulunun 17.03.2010 tarihli ve 2010/19-123 esas, 2010/154 karar, 07.12.2011 tarihli ve 2011/13-576 esas 2011/747 karar ve 20.03.2013 tarihli ve 2012/19-778 esas, 2013/250 sayılı kararlarında da vurgulanmıştır. Yukarıda da belirtildiği üzere; Senetteki imzaların borçlulara aidiyetini kontrol etmeyen veya imzaların huzurda atılmasını sağlamadan takibe koyan alacaklı ağır kusurludur. Alacaklının imzanın borçluya ait olup olmadığını bilmesi gerekir. Davacının haklı olduğunun ve takibin kötü niyetli olduğunun kabulü ile davacının tazminat talebinin kabulüne karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM/Ayrıntısı gerekçeli kararda açıklandığı üzere;
1-Davanın KABULÜ İLE; davacının, Antalya Genel İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı (Kapatılan Antalya ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası) dosyasındaki takibe konu senetler yönünden davalılara (davalılar murisine) BORÇLU OLMADIĞININ TESPİTİNE,
2-Davacının kötüniyet tazminatı talebinin kabulü ile; takip ve dava konusu miktarın % 20 si üzerinden hesap edilen toplam 243,00 TL tazminatın davalılardan müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
3-Davacı tarafça başlangıçta yatırılan 80,70 TL başvurma harcının mahsubu ile hazineye gelir kaydına,
4-Davacı tarafça başlangıçta yatırılan 80,70 TL peşin harcın mahsubu ile hazineye gelir kaydına, hüküm gereği alınması gerekli bakiye 346,90 TL harcın davalılardan müteselsilen alınarak hazineye gelir kaydına,
5-492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 28. maddesi gereğince; bakiye harcın, kararın tebliğinden itibaren bir ay içinde ödenmesi gerektiğinden, kararın tebliğinden itibaren bir ay içinde ödenmeyen harç için -kanunen belirlenen sınır göz önünde tutularak- "harç tahsil müzekkeresi" yazılmasına, bakiye karar ve ilam harcının ödenmemiş olmasının, hükmün tebliğe çıkarılmasına, takibe konulmasına ve kanun yollarına başvurulmasına engel teşkil etmeyeceğinin bu şekilde hükümde belirtilmesine,
6-Davacı tarafça yatırılan ve mahsup edilen toplamda 161,40 TL'nin davalılardan müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
7-Davacı tarafça dosyada yapılan ve mahkememizce uyap sisteminden kontrol edilen (denetime elverişlilik açısından, uyap ekranında harç-masraf bölümü altında tahsilat reddiyat bilgileri başlığının içeriğinde masraflar açıkça yazmaktadır) posta-tebligat-bilirkişi ücreti gideri toplamı 2.527,25 TL'nin davalılardan müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
8-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden; 1.215,00 TL vekalet ücretinin davalılardan müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
9-Davacı tarafça yatan gider avansından harcanmayan kısmın hüküm kesinleştiğinde UYAP üzerinden kontrolü de sağlanarak davacı tarafa iadesine, karardan sonra tebligat ve benzeri masraflar için gider avansının kullanılması davacı tarafından istenirse tebligat ve benzeri için yapılacak masraflar düşüldükten sonra arta kalan miktarının UYAP üzerinden kontrolü sağlanarak karar kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine, (6100 sayılı HMK m. 333) ;12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu gereğince dava açılırken mahkeme veznesine yatırılacak olan gider avansının miktarı ile avansın ödenmesine ilişkin usul ve esasları belirten, "Hukuk Muhakemeleri Kanunu Gider Avansı Tarifesi" göz önünde tutularak; her hangi bir bankaya ait hesap numarası ve/veya herhangi bir banka hesabına ait IBAN numarası verilmesi halinde taraflara ait artan gider avansının bildirdikleri hesaba aktarılmasına, davalı tarafından yatırılan gider avansının aynı şekilde istek halinde iadesine,
10-Kararın, Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavvcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmelik m. 216 gereği ve Yargıtay 1. HD'nin 2016/12476 E, 2019/2779 K sayılı emsal ilamı gereği talep ve masraf bulunması halinde taraflara ve/veya Teb. K. m. 11 ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulu., 22/01/2003, 2003/1-25 E., 2003/7 K., Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı., 10/07/1940, 1940/7 E., 1940/75 K. nolu kararları gereği vekil ile temsil edilen tarafın vekiline tebligata çıkartılmasına,(RUHİ, Ahmet Cemal., Tebligat Hukuku., 2008, 6. Baskı, s. 127); taraflardan birisi tarafından kanun yoluna başvurulması halinde bu hususun tebliğ isteği olarak değerlendirilerek, gerekçeli kararın tebliğe çıkarılmasına,
Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı kesin olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı13/03/2024
Katip ...
¸e-imzalıdır
Hakim ...
¸e-imzalıdır