T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
BAŞKAN : ... ...
ÜYE: ... ...
ÜYE: ... ...
KATİP: ... ...
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ: 02/02/2021
NUMARASI
DAVANIN KONUSU: Markaya Tecavüzün Men ve Ref'i, Maddi ve Manevi Tazminat
Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 02/02/2021 tarih ve 2018/315 E. - 2021/30 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkili şirkete ait “...” markası ile satışa sunulan “...&...” serisi bıçak ürünlerinin ülkemizde ve dünyada bilindiğini, müvekkiline ait.... markasının tanınmışlık, öncelik hakkı, benzerlik ve kötüniyet gerekçeleri ile hükümsüzlüğünün gerektiğini, davalının marka tescil kapsamından da görüleceği üzere davacı ile benzer ürünler üzerine kullanım gerçekleştirdiğini, davalının müvekkilinin şekil markasına tecavüz ederek ve ürün ambalajlarını taklit ederek gerçekleştirdiği kullanımların müvekkili nezdinde maddi zarara neden olduğunu, davalının müvekkilinin markasının ayırt edici karakterini zedelediğini, haksız yarar sağladığını ve itibarını zedelediğini ileri sürerek müvekkiline ait 2006/40386, 2003/01035 sayılı “...” marka tescillerine vaki tecavüzün tespiti ile meni, refi ve 5.000 TL maddi ve 5.000 TL manevi tazminat ile ambalaj ve ürünlerin benzer şekilde kullanılması, satılması dolayısıyla ortaya çıkan haksız rekabetin tespiti, men’i ve ref’ine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin marka tescilinin davacıdan önce olduğunu, davacının marka tescilinin halen başvuru aşamasında olduğunu, tescilli markası olmadığından davacının dava açma hakkının bulunmadığını, davacı yanın ... markasının tanınmış olduğu iddiasını kabul etmediklerini, müvekkilinin ... markasının 3 kelimenin birleşmesinden oluşmuş bir deyimin kısaltması olup davacı markası ile bir ilgisinin bulunmadığını, davacının ... markası ile ülkemize bıçak ithal edildiğini, müvekkilinin ise geçmiş yıllarda az miktarda bıçak ithal edip iddia edildiği gibi davacının marka ve tasarımını kullanmadığını, müvekkilinin markayı ahşap nihale, plastik çırpıcı, ahşap kaşık, çatal ve diğer ahşap ürünler üzerinde kullandığını, bu ürünlerin davacının ürünleriyle ilişkisinin bulunmayıp müvekkiline özgü olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı adına 2006/40386 sayılı markanın kapsamında uyuşmazlık konusu bıçak, ahşap nihale, plastik çırpıcı, ahşap kaşık, çatal gibi emtianın bulunmaması, 2018/70496 sayılı markanın ise dava açıldıktan sonra tescil edilmiş olması nedeniyle söz konusu markaların tecavüz incelemesinde dikkate alınamayacağı, davacı adına 2003/01035 sayı ile tescilli markanın esas unsurunun ..., davalının markasının esas unsurunun ... olan 10 harfli davalı markasının sadece ilk harflerinin farklı olduğu ancak sonraki 9 harfinin aynı olduğu, markaların Türkçe olmayıp ayırt ediciliklerinin yüksek olduğu, tek harf farklılığının markaları farklılaştırmadığı bu nedenle davacı markası ile davalı kullanımı arasında iltibasa yol açabilecek derecede benzerlik olduğu, diğer taraftan davacının markayı üzerinde kullandığı bıçak, ahşap nihale, plastik çırpıcı, ahşap kaşık, çatal gibi emtia davacının 2003/01035 sayılı markasının kapsamında bulunduğu, markalar arasında karıştırılma ihtimaline yol açabilecek derecede benzerlik olması, davalının kullanımına konu malların davacı markasının kapsamında olması hususları birlikte dikkate alındığında davalının söz konusu kullanımlarının bıçak, ahşap nihale, plastik çırpıcı, ahşap kaşık, çatal gibi malların ortalama tüketicileri nezdinde davacı adına 2003/01035 sayı ile tescilli ... +şekil markasından doğan haklara tecavüz teşkil ettiği, davacının davalıdan talep edebileceği maddi tazminatın bilirkişi marifeti ile incelenme yapılması sonrası TBK 50/2 maddesi uyarınca 16.547,26 TL ile 33.094,52-TL olabileceğinin anlaşıldığı, davacı vekilinin 08/01/2020 tarihli ıslah dilekçesiyle dava başında talep ettiği 5.000-TL maddi tazminat talebini 16.547,26-TL olarak ıslah ettiği, taleple bağlı kalınarak maddi tazminat tutarının 16.547,26-TL olacağı, ayrıca SMK hükümleri gereğince, marka hakkı tecavüze uğrayan marka sahibi tecavüz fiilleri nedeniyle, tarafların ekonomik durumları, ihlal olunan hakkın mahiyeti, tecavüzün etkileri, tecavüzün ulaştığı kitle, fiilin ve kusurun ağırlığı, paranın satın alma gücü ibraz olunan belgeler ve eylemin gerçekleştirilme biçimi karşısında taleple bağlılık ilkesi de gözetilerek manevi tazminat miktarının 5.000-TL olarak saptanmasının hakkaniyete uygun olacağı gerekçesi ile davanın kabulü ile davacının markasına davalının 2017/106206 tescil numaralı "..." markasını kullanmak suretiyle yapılan haksız rekabetin tespitine, tecavüz fiillerinin durdurulmasına ve önlenmesine, markanın davalının ürünleri üzerinden silinmesi mümkün ise silinmesi, silinmesi mümkün değil ise ürünlerin imhasına, 16.547,26 TL maddi tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5.000 TL manevi tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı şirket vekili istinaf başvuru dilekçesinde, davanın markanın hükümsüzlüğü ve tazminat davası olduğunu, ileri sürülen yetkisizlik iddiasına nedeniyle mahkemece dosyanın hükümsüzlük açısından tefrik edildiğini, sadece hükümsüzlüğe ilişkin kısım için yetkisizlik kararı verildiğini, oysa dosyanın bir bütün olarak ele alınması ve oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerektiğini, hükümsüzlük davası istinaf aşamasında olup, halen derdest olduğunu, davacının markasının tanınmış bir marka olmadığını, davacıya ait markanın ülkemizde ortalama bir tüketicinin dahi haberdar olmadığı bir marka olduğunu, markanın sadece bir harfinin farklı olmasının gerekçe sayılarak davanın kabulüne karar verilmiş olmasının haksız bulunduğunu, davacının markası ile müvekkilinin markasının görsel farklılıkları bulunmakta olup bunların birbiriyle karıştırılmasının mümkün olmadığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE: Dava, markaya tecavüzün men ve ref'i, maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davacı adına 2003/01035 sayı ile tescilli ... markası ile ... ibareli davalı markasının biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede SMK'nın 6/1. maddesi anlamında bir benzer bulunduğu, zira taraf markalarında bulunan esas unsurların bir harf dışında aynı olduğu, işin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, mesnet marka ve dava konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu mallar için ayırdığı satın alma süresi içinde, davacının markasını gördüğünde derhal ve hiç düşünmeden davalının markasından farklı bir marka olduğunu algılayamayacağı, her iki marka arasında yanılgı yaşayabileceği, diğer taraftan davacının markayı üzerinde kullandığı bıçak, ahşap nihale, plastik çırpıcı, ahşap kaşık, çatal gibi emtianın davacının 2003/01035 sayılı markasının kapsamında bulunduğu, söz konusu kullanımların ortalama tüketicileri nezdinde davacı adına 2003/01035 sayı ile tescilli ... +şekil markasından doğan haklara tecavüz teşkil ettiği, TBK'nın 50/2. maddesi uyarınca hükmedilen maddi ve manevi tazminat miktarının dosya kapsamı ile uyumlu ve hakkaniyete uygun olduğu anlaşılmakla, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;
1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 1.471,89-TL nispi istinaf karar ve ilam harcından, davalı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 367,97-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 1.103,92-TL'nin davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
3-İstinaf aşamasında davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davalı uhdesinde bırakılmasına,
4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 05/07/2024 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 09/07/2024
Başkan
...
Üye
...
Üye
...
Katip
...