T.C.
ANTALYA
4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2022/93
KARAR NO : 2025/231
DAVA : Bankalarca Kullandırılan Ticari Kredilerden Ve Ticari Kredili Mevduatlardan Kaynaklanan Davalar (Alacak)
DAVA TARİHİ : 03/02/2022
KARAR TARİHİ : 06/05/2025
Mahkememizde görülmekte bulunan Bankalarca Kullandırılan Ticari Kredilerden Ve Ticari Kredili Mevduatlardan Kaynaklanan Davalar (Alacak) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ;
DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili bankanın davalı ..., ... ve ...'den alacaklı olduğunu, müvekkili banka ile davalı .... Arasında imzalanan ..., ... ve ... tarihli Genel Kredi Sözleşmesi ile kredi açıldığını ve kullandırıldığını, kredi sözleşmelerine dayalı olarak ... tarihli protokolün akdedildiğini, Genel kredi sözleşmeleri ile protokol ve kefalet sözleşmesine dayalı borçlular ..., ... ve ...'nin müşterek müteselsil kefil sıfatıyla imza attığını, davalı asıl kredi borçlusu ...'nin kredi koşullarına uymaması, borcun zamanında ödenmemesi sebebi ile asıl kredi borçlusu ve müteselsil kefillere karşı Antalya ... Noterliğinin ... tarih ve ... yevmiye nolu ihtarnamesinin ve ekinde yer alan hesap özeti asıl kredi borçlusuna ve davalı müteselsil kefillere tebliğ edilmesine rağmen herhangi bir ödeme yapılmadığını, ödeme yapılmaması üzerine alacağın muaccel hale geldiğini, muaccel hale gelmesinden sonra davalı borçluların bankaya borcun yapılandırılması talebinde bulunması üzerine ... tarihli Protokol Sözleşmesi akdedildiğini, sözleşme hükümlerine uyulmaması nedeni ile davalı borçlular hakkında Antalya ... Noterliğinin ... tarih ve ... yevmiye nolu ihtarnamesi gönderildiğini, ihtarname ve hesap özetinin borçlulara tebliğ edilmesine rağmen herhangi bir ödeme yapılmadığını, ödenmeyen kredi alacağının tahsil ve tasfiyesini teminen borçlu davalı ... Hakkında tahsilde tekerrür olmamak üzere kaydı ile Antalya ... İcra Müdürlüğünün .../... Esas sayılı dosyasında borçlu hakkında ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile ilamlı icra takibi başlatıldığını, ipotekli taşınmazın ... tarihinde cebri icra yolu ile satışının yapıldığını, taşınmazın ... TL bedelle alacağa mahsuben müvekkili alacaklı bankaya ihale edildiğini, dosyanın rehin açığı olarak sonuçlandırıldığını, ödenmeyen kredi alacağının tahsil ve tasfiyesini teminen tahsilde tekerrür olmamak kaydı ile Borçlular ... (... TL üzerinden) diğer borçlular ...-..., ... (... TL üzerinden) Antalya ... Asliye Ticaret Mahkemesinin .../... D.İş sayılı dosyasından ihtiyati haciz kararı alınarak Antalya Genel İcra Müdürlüğünün .../... dosyası üzerinden genel haciz yolu ile ilamsız takip başlatıldığını, borçlu ... Ve aleyhine ihtiyati haciz kararı verilmesini talep ettikleri diğer davalı şirketler arasında fiili ve organik bağın açık bir şekilde görüldüğünü, ... firması ve borçlu şahıslar ... ve ...'in kanuna karşı hile, muvazaalı işlemler, yolsuz tescille namı müstearı davalılar ..., ..., ..., ..., ..., ve ... Firmalarına intikal ettirilmiş ve hileli yollarla kişilik ayrımı kötüye kullanılarak perde altına gizlenmek ve organik bağı kullanmak suretiyle alacaklı müvekkili bankadan mal kaçırarak alacaklının zararına sebebiyet verdiğini, davalılar üzerine kayıtlı mallar üzerine ihtiyati haciz kararı verilmesini, kredi borçlularının bankaya olan borçlarından şimdilik ... TL'sinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalılar üzerinde bırakılmasını talep ve dava etmiştir.
CEVAP : Davalılar ..., ..., ... ve ... vekili cevap dilekçesinde özetle; Davanın haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, müvekkillerine ait bulunmayan sosyal medya paylaşımlarına ve varsayımlara dayanıldığını, isimleri yazılı müvekkili firmaların zaten birlikte ve halen faaliyetlerine devam ettiklerini, dolayısıyla başka bir firma üzerinden gizli faaliyette bulunmaya ihtiyaçları olmadığını, vekili bulunduğu 4 davalının birlikte olduğu konusunda bir tereddüt bulunmadığın ancak diğer davalı gösterilen şirketlerin tarafları ile bir ilgisinin olmadığını, davacıya borçlu şirketlerin eski çalışanlarının, işten ayrılarak başka firmalarda çalışmalarından daha doğal bir durumun olmadığını, bunun delil olarak sunulmasının yersiz olduğunu, ... isimli personelin halen ... çalışanı olduğunu, ...-...-...'in zaten birlikte olduklarını, bu konudaki davacı beyanlarının önemi bulunmadığını, bunlar dışında tüm şirketlerin kuruluş adreslerinin ve faaliyet adreslerinin, çalışanlarının, yönetim ve idari yapısının aynı olduğu yönündeki iddiaların soyut ve yanlış olduğunu, müvekkillerinin zaten davacı yanın borçlusu olup bu davanın tarafı olmalarının usulen bir anlamı da olmadığını, müvekkillerine ikame edilen haksız ve dayanaksız davanın reddine, yargılama giderleri ile ücreti vekaletin davacı yana tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... ile ... vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketlerin sicile tescil tarihlerine bakıldığında ... 2014 yılı ...'nin 2013 yılında kurulduğunu, davacının iddiasına göre ... hakkında 2019 yılında takibe geçmesinden uzun zaman önce olduğunu, davacının iddiasının aksine henüz doğmamış, vadesi dahi gelmemiş bir alacak için 6 yıl öncesinden davacıdan mal kaçırmak amacıyla şirket kurulmasının mantıksız olduğunu, davalı müvekkili şirketlerin tek sahibinin ... olduğunu, diğer davalılarla arasında herhangi bir bağ da söz konusu olmadığını, davacının iddiasının aksine hiçbir zaman ... yada bağlı başka şirketlerde çalışmadığını ve diğer davalılarla arasında bir akrabalık bağı olmadığını, müvekkilinin her iki firmayı çalıştırmak amacıyla satın aldığını, 2018 yılından bu yana da şirketleri çalıştırdığını, bu şirketlerin de adresinin hiçbir zaman diğer davalılarla aynı olmadığını, davacının iddiasının geçerliliği için davalılarca kasten zarara uğratılması gerektiğini, ancak böyle bir durumun söz konusu olmadığını, davacının kendi beyanına göre zaten alacağının büyük bir kısmını tahsil ettiğini, rehin açığı belgesinde ipotekli olan taşınmazın değerinin ... TL alacak miktarı ise ... TL olarak gösterildiğini, müvekkili şirketlerin sahibi ...'nun hiç bir zaman ...'da çalışan ortak yada yönetici olmadığını, ...'dan müvekkili şirketlere yapılan bir mal yada para aktarımı da söz konusu olmadığını, tüm bunlar sadece davacı tarafın soyut iddialarından ibaret olduğunu, davacı taraf ..., ..., ... isimli markalardan bahsettiğini, ilgili markaların müvekkili şirketler üzerine tescilli olduğunu, ... ile bir ilgisi olmadığını, herhangi bir organik bağa yada hakkın kötüye kullanımına işaret etmediğini, firma çalışanlarının aynı kişiler olduğunu iddiasının dayanaksız olduğunu, ... isimli kişinin müvekkili şirketlerin çalışanı olmadığını, ...'da ... çalışanı olmadığını, müvekkili şirket ile davacı arasında yada diğer davalılar arasında davaya konu alacaktan kaynaklanan herhangi önceden bir anlaşma yada mal kaçırmayı gösterir bir devirde söz konulu olmadığını ve davacı tarafından haksı açılan davanın reddi ile yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasını talep etmiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının taleplerinin haksız ve hukuka aykırı olduğunu, davalıların dava dışı borçlu şirketin ne ortağı, ne kefili, ne de yöneticisi olduğunu, icra dosyalarında alacaklarının temlik alınması, akrabalık bağı, dava dışı şirket ortağı ve kefilin bir dönem davalı şirkette çalışması, dava dışı borçlu şirket ile davalı şirketin faaliyet konularının benzer olması, dava dışı şirket borcundan dolayı hacizli taşınmaz üzerinde davalı şirket unvanına benzer bir şirketin faaliyet göstermesinin tüzel kişilik perdesinin kaldırılması yada organik bağın varlığının kabulü için yeterli olmadığını, müvekkili şirketin hiçbir dönemde davalı takip borçluları ile yanı adreste faaliyet göstermediğini, müvekkili şirket yetkilisinin dava tarihinden on yıl varlığı iddia olunan borcun doğum tarihinden altı yıl önce kısa bir süre ile davalı borçlu şirkette çalışmış olması hiçbir şekil ve şart altında teorinin uygulanması için geçerli ve yeterli neden olmadığını, davacı bankanın zorlama bir yorum ve yaklaşımla varsayım ve hisse dayalı olarak kendilerine karşı kanundan, sözleşmeden veya herhangi bir nedenlen kaynaklanan hiçbir sorumluluğu bulunmayan 3. Kişi müvekkiline karşı dava ikame ettiği son derece açık bir şekilde anlaşıldığını belirterek davanın reddi ile yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasını talep etmiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin faaliyet konusunun inşaat işleri, dekorasyon işleri, turizm sektöründe ..., ahşap, yarı ahşap ve betonarme toplu konut ve özel konut inşaatı, tadilat, montaj, peyzaj ve çevre düzenlemesi yapmak, mimarı çizim ve bunları uygulamak ile yurtiçi ve yurt dışında bu işleri gerçekleştirdiğini, davacının iddiasının aksine müvekkili şirketin diğer davalılar ile ilgili bulunmadığı gibi organik bir bağı hatta herhangi bir ilişkisi de olmadığını, zira şirketin ilk ve tek ortağı ve yönetim kurul başkanı olan ... olduğunu o günden bu yana ticari faaliyetini tek başına gerçekleştirdiğini, müvekkilinin markasının başkaları tarafından kullanıldığını kabul anlamına gelmemek kaydı ile bir firmanın markasının o firmanın bilgisi ve muvaafakatı olmadan başkaları tarafından kullanılması ne zamandan beri markası kullanılan ile markayı kullananın ilişkisi içinde olduğu gösterdiğini, davacının dava dilekçesi incelendiğinde organik bağ iddiasını sıklıkla aynı şekilde dile getirdiği ya da aynı adresi kullan şirketleri birleştirdiği ya da mevcut şirket sahibini önceki çalıştığı şirket ile ilişkilendirdiği görüldüğünü, müvekkili açısından davaya delil olarak sunduğu beyanların internetten yaptığı araştırmayı yorumlamaktan öteye gitmediğinin görüldüğünü, ancak muvazaa iddiası söz konusu olduğundan ispat yükünün kendisinde olan davacı tarafından daha net ve somut deliller sunması gerektiğini, belirterek haksız açılan davanın reddi ile yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasını talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, Antalya Genel İcra Müdürlüğü’nün .../... Esas sayılı takip dosyasında borçlu olan ... ile diğer davalılar arasında organik bağ bulunduğu gerekçesi, muvazaa ve tüzel Kişilik perdesinin aralanması hukuki nedenlerine dayalı olarak alacağın davalılardan tahsili istemine ilişkindir.
Antalya Genel İcra Müdürlüğü’nün .../... Esas (Kapatılan Antalya ... İcra Müdürlüğünün .../... Esas) sayılı icra dosyası incelendiğinde; davacı alacaklı ... tarafından, davalılar ..., ..., ... ve ... aleyhine ... TL asıl alacak, ... TL İşlemiş Faiz, ... TL BSMV olmak üzere toplam ...-TL alacak için girişilmiş icra takibi olduğu, davalıların ... tarihinde borca itiraz ettikleri, itirazın iptali davasının Antalya ... Asliye Ticaret Mahkemesinin .../... Esas, .../... Karar sayılı dosyasında görülüp karara baplandığı anlaşılmıştır.
Mahkememizce davacı bankadan taraflar arasında imzalanan genel krediye ilişkin sözleşme ve ekli belgeler getirtilerek dosyamız arasına alınmıştır.
Mahkememizce Ticaret Sicil Müdürlüğüne müzekkere yazılarak davalı şirketlerin kuruluştan itibaren ortak, yönetici, müdür ve yetkililerini, şirketlerin faaliyet alanlarını gösterir kayıtlar getirtilerek dosyamız arasına alınmıştır.
Türk Patent Endüstrisi Markalar Daire Başkanlığı'na müzekkere yazılarak, her bir davalı için lisansı verilen tescilli markalarının bulunup bulunmadığı, davalılar arasında markaların tahsis ve kullanımına ilişkin izinler sorulmuştur.
Dava dilekçesinde adı geçen, davacı delil listesinde bildirilen dava dışı kişilerin SGK hizmet dökümleri dosya arasına alınmıştır.
Antalya ... Asliye Hukuk Mahkemesi'ni .../... Esas sayılı dosyası sistem aracılığı ile dosyamız arasına alınmıştır.
Mahkememiz dosyası mahkememizce re'sen seçilen bir mali müşavir, bir bankacı ve bir nitelikli hesap bilirkişisine tevdi edilerek davalı şirketlerin şirket ortakları da belirlenerek, davalı şirketler arasında organik bağ bulunup bulunmadığı, davalı şirketler arasında ticari işletme, marka devrinin bulunup bulunmadığı, tarafların iddia ve savunmaları kapsamında, kanuni karineler de dikkate alınarak rapor düzenlenmesi istenilmiş, bilirkişi heyeti ... tarihli raporunda sonuç olarak;
Bankacılık işlemleri yönünden;
Davacı banka .../... ... şubesi ile davalı asıl kredi lehtarı ... arasında ... tarih ... TL, ... tarihli ... TL, ... tarihli ... TL ve ... tarihinde ... TL limit artış ek sözleşmesi, olmak üzere üç ayrı genel kredi sözleşmesi bağıtlanmak suretiyle ve bankacılık işlemleri yapıldığı, sözleşmeler bağlı ve devamı niteliğindeki kefalet sözleşmelerine ... ve ...'in müteselsil kefil oldukları, kefalet dışında asıl kredi lehtarı şirketin banka lehine taşınmaz ipoteği verdiği, davalı şirkete açılan ve kullandırılan nakdi ve gayri nakdi kredilerin ödenmesi ve sözleşmeden yükümlülüklerin yerine getirilmediği ileri sürülerek davalı ... Davalı ..., ... ve ...'ya davacı banka tarafınca keşide edilen Antalya ... Noterliğinin ... tarih ... yevmiye numaralı ihtarnamesinde, davalı şirkete açılan ve kullandırılan kredi hesabının ... tarihi itibariyle toplam ... üzerinden kat edilerek akdi ilişkinin sonlandırılması yoluna gidildiği, ... tarihli ihtarnameyi takiben taraflar arasında düzenlenen ... tarihli protokolde, ... tarihli ihtarnamenin içeriğinin borçlular tarafından aynen kabul edildiği, protokol taksitlendirilmesine uygun ödeme yapılmaması ve ... tarihinde gayri nakdi kredi teminat mektuplarının tazmin edilmesini takiben yukarıda açıklanan davacı banka tarafınca davalılara Antalya ... Noterliğinin ... tarih ... yevmiye numaralı ihtarnamenin keşide edilmesiyle taraflar arasındaki protokolün fesih edilerek, banka alacağının nakdi ve gayri nakdi kredilerden ... TL’ye baliğ olduğu belirtilerek akabinde, davalı asıl borçlu şirkete Antalya ...İcra Dairesinin ... tarih ... esas sayılı (Antalya Genel İcra Dairesi .../... esas) İpoteğin paraya çevrilmesi yoluyla İcra emri gönderilerek rehin tutarıyla sınırlı olarak ... TL. alacak üzerinden, davalı asıl borçlu şirket yanı sıra, sözleşme kefilleri ..., ... ve protokolde kefil gözüken ... aleyhine Antalya ...İcra Dairesinin ... tarih ... esas ( Antalya Genel İcra Dairesi .../... esas) sayılı ilamsız takip dosyasıyla ... TL. asıl alacak, işlemiş faizi ve gider vergisiyle toplam ... TL. (Takip çıkışı) tahsili, Gayri Nakit alacak için ... TL. depo edilmesi ve takip tarihinden itibaren asıl alacak tutarına %25,68 oranında temerrüt faizi ve faiz üzerinden %5 gider vergisi işletilmesi talebiyle, tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla İcra takibine başlanıldığı,
İlamsız icra takibiyle ilgili olarak Antalya ... Asliye Ticaret Mahkemesinin .../... esas sayılı itirazın iptali davasında ... takip tarihi itibariyle,
... Asıl alacak
... İşlemiş faizi
... Gider vergisi
... İhtiyati haciz vekalet ücreti
... İhtiyati haciz masrafı olmak üzere toplam ... TL. banka alacağı hesaplanmış ve tahsilde tekerrüre yer verilmemek kaydıyla, davalı ...’nin kefaletinin geçerliliğinin taktiri Sayın Mahkemede olmak üzere, davalı kefillerin takip tarihi itibariyle kefalet sorumlulukları, asıl borçlu davalı şirket için yapılan hesaplama ve talep sınırları yönüyle aynı bulunduğu, aynı banka alacağı için asıl borçlu davalı şirket aleyhine yapılan ipotekli takipteki azami had ipoteği ... TL’nin tenziliyle davalı asıl borçlu ... şirketinin davaya konu icra takibinden sorumluluğunun ... TL. olduğu, asıl alacak tutarı takip tarihinden itibaren %25,68 temerrüt faizi ve faiz üzerinden %5 gider vergisine tabi olup, davacı banka tarafların protokolle mutabık oldukları %30 faizin altında olan %25,68 temerrüt faiziyle bağlı bulunduğu, Gayri nakdi kredilerden depo talebi, teminat mektubu kredisinden ... TL ve çek kredisinden ... TL. olmak üzere davacı bankanın talebine uygun olarak ... TL. Bulunduğu, Antalya ... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... tarihli .../... karar sayılı kararında ise, davalılar ... şirketi ve kefilleri ... ve ...’in itirazlarının ... TL. asıl alacak, ... TL işlemiş faizi, ... TL. gider vergisi ... TL. ihtiyati haciz vekalet ücreti, ... TL. ihtiyati haciz masrafı olmak üzere toplam ... TL. üzerinden iptaline ve takibin bu miktar üzerinden devamına, (... şirketinin ipotekli takipteki ... TL. ipotek tutarının tenziliyle takip sorumluğunun ... TL. olduğuna) hükmedilen alacağın %20’si oranında ... TL. icra inkar tazminatına, davalıların ... TL. gayri nakdi alacak depo talebinin kabulüne, harç, dava giderleri ve avukatlık ücretlerine karar verildiği, mahkeme kararına takiben ilamsız icra dosyasına ... TL. tahsilat dışında asıl borçlu ve kefiller tarafından yapılan bir ödeme bulunmadığı ancak, dava dilekçesi ekinde sunulan İpoteğin para çevrilmesi yoluyla takip dosyasından verilen ... tarihli rehin açığı belgesinde görüldüğü üzere ipotekli taşınmazın ... TL. satış tutarı üzerinden davacı banka tarafınca tefevvüz edildiği anlaşılmakta olup, davalı asıl borçlu şirketin işleyen temerrüt faiziyle birlikte ... tarihi itibariyle ... TL. borcu bulunduğu, davacı banka şube yetkilisi ... tarafınca beyan edildiği,
Bu durumda davacı banka alacağının devam ettiği, ... takip tarihi itibariyle ... TL. asıl alacak olan davalı şirketin borcuna takip tarihinden sonra %25,68 oranında temerrüt faizi ve faiz üzerinden %5 gider vergisinin işlemeye devam edeceği, TBK 100.maddesi uyarınca yapılan tahsilatın öncelikle icra masraf ve icra vekalet ücreti ve işleyecek faizlere mahsup edileceği göz önüne alındığında banka alacağının devam ettiği, anlaşılmıştır.
Mali Veriler ve Nitelikli Hesaplama Yönünden;
a)... Şirket ... yılında ... ve ... tarafından ... şirket olarak kurulduğu, Şirket merkezinin ... Mahallesi ... Caddesi No:.. ... olduğu, ... tarihinde ... şubesini ... ... Apt. No:.. ... adresinde açıldığı, ... tarihinde ... Şubesini, ... ... Sok. No:.. ... adresinde açıldığı, ... yılında ...’e bir kısım hisse devri gerçekleştiği, ... tarihinde ... ile birleştiği, ... yılında ... adresini, ... Mah. ... ... Apt. No:.. ... adresine taşıdığı, ... tarihinde şirket merkezinin ... Cadde No:.. ... adresine taşındığı,... yılında ortaklık yapısının ... ve ... olarak değiştiği, ... tarihinde şirket merkezinin ... Caddesi ... Apt. No:.. .../... adresine taşındığı, ... tarihinde şirket merkezinin ... Mah. ... Sok. No... .../... adresine taşındığı, ... tarihinde şirket ... olarak tek ortaklı hale geldiği, ... tarihinde şirket merkezinin ... Cadde No:.. .../... adresine taşındığı, ... tarihinde ..., ..., ... ve ... sirketlerini devir aldığı, ... tarihinde şirket merkezinin ... Mah. ... Blok No:.. İç kapı No:.. ... / ... adresine taşındığı,
b)... ... yılında ... ve ... tarafından kurulduğu, Şirket merkezinin ... Cadde No:.. .../ ... olduğu, ... tarihinde ... Şubesini, ... Mah. ... No:.. .../ ... adresinde açıldığı, ... tarihinde ... Şubesi Unvanının ... ... Şubesi olarak değiştirildiği ve adresinin ... Mah. No:.. ... / ... adresine taşındığı, ... tarihinde ... Şubesini, ... Cad. No:.. .../ ... adresinde açıldığı, ... yılında ...’in hissesini ...’e devri sonucu şirket tek ortaklı şirket haline geldiği, ... yılında ... hissesini ...’e devrederek şirketin tek hissedarı ... olduğu, ... tarihinde şirket merkezinin ... Mah. ... Blok No:.. İç kapı No:.. ... / ... adresine taşındığı,
c) ... ‘nin ... tarafından ... tarihinde kurulduğu, Şirket merkez adresinin ... Mah. ... Cad. ... Sit. No:.. .../ ... olduğu,
d) ...’nin ... tarihinde ... tarafından kurulduğu, şirket merkez adresinin ... Mah. ... Cad. ... Blok Apt. No:.. .../ ... olduğu, davacının ... şirketinin ... eski çalışanı ... tarafından kurulduğu iddiasına ilişkin, dosyada SGK hizmet dökümü, işe giriş belgesi vs. bulunmadığından tespitinin yapılamadığı,
e) ...’nin önce ... olarak ... Tarihinde ... tarafından kurulduğu, şirket merkez adresinin ... Cadde No:.. .../ ... olduğu, Daha sonra ... tarihinde unvan değişikliğine giderek ... ünvanını aldığı, ... tarihinde ... Şubesini, ... Mah. No:.. ... / ... adresinde açıldığı, ... tarihinde şirket merkezinin ... Mah. No:.. ... / ... adresine taşındığı, ... tarihinde şirket merkezinin ... Mahallesi ... Sokak No:../... ... / ... adresine taşındığı, aynı tarihte ...’in hissesini ...na devir ettiği şirketin tek ortaklı olduğu, ... tarihinde şirket merkezinin ... Mah. ... Sok.No:.. ... / ... adresine taşındığı, davalı şirketin kurucusunun davalı ... ‘in eşi olduğu,
...’ın tek ortağı ...’nun (TCKN:..), borçlu davalı ... şirketinin eski çalışanı olduğu iddiası;na ilişkin; dosyada bulunan ...’nun (TCKN:..), Hizmet Dökümünde ...’de çalışması mevcut olmayıp ... nin eski çalışanı olduğu,
...’ın (TCKN:..) ... Eski çalışanı - ... eski çalışanı – Şimdiki ... çalışanı olduğu tespit edildiği iddiasına ilişkin, Dosyaya sunulan ...’ın (TCKN:..), Hizmet Dökümünde ...’de çalışması mevcut olmayıp ... nin çalışanı olduğu aynı firmada görevinin devam ettiği,
f) ...’nin ... yılında ... tarafından kurulduğu, şirket merkez adresinin ... Cadde No:.. .../ ... olduğu, davalı şirketin kurucusunun davalı ... ‘in eşi olduğu,
g) ..., ..., ... (... Markasıdır.), ... (... markasıdır.), ... (... markasıdır.) ... (... markasıdır.), ... (... markasıdır) ile ... başta olmak üzere yurtdışında birçok farklı ülkede faaliyet gösterdikleri, bu şirketlerin Türkiye’ de bulunan faaliyetlerini ... firmalarında çalışan personeller tarafından gerçekleştirildiği iddiası:
Marka ile ilgili Sayın Mahkemece Türk Patent ve Marka Kurumuna müzekkere yazıldığı, müzekkereye cevap verildiği, Sayın Mahkemenin takdirinde konunun marka/patent uzmanı bilirkişi tarafından değerlendirilmesinin uygun olacağı, bununla birlikte tarafımızca dosya içerisindeki hizmet dökümlerinden davalı şirketlerin kurucu veya ortaklarının ... eski çalışanı olup olmadığına ilişkin tespit yapılabildiği, sahada adı geçen markaların bünyesinde gerçekleştirilen şirket faaliyetlerinin kimin tarafından yapıldığının tespitinin tarafımızca mümkün olmadığı,
h) ...nin şirketinin ... Şubesi yetkilisi ...’ın ... eski çalışanı olduğu iddiasına ilişkin olarak; Dosyaya sunulan ...’ın Hizmet Dökümünde ...’de çalışması mevcut olup, halen görevinin devam ettiği, ...nin de eski çalışanı olduğu, bununla birlikte davalılardan ..., ..., ..., ... ‘in savunmasında bu dört davalının birlikte faaliyet gösterdiklerinin kabulünde olduğu
i) ...’nin Eski ... çalışanı olduğu iddiasına ilişkin, Dosyaya sunulan ...’nin Hizmet Dökümünde ...’de çalışmasının olmadığı görülmüştür.
j) Adresler yönünden özetle;
- ... Cadde No:.. .../ ... adresinin
Davalı ... ‘un ... - ... arası şirket adresi olduğu,
Davalı ... ... ‘ten itibaren şirket adresi olduğu,
Davalı ... ... ... – ... arası şirket adresi olduğu görülmüştür. Davalı ... ile davalı ...’un bir dönem aynı adresi kullandığı, davalılar ... ve ... ‘un da ...-... arası aynı adresi kullandığı görülmektedir.
- ... Mah. No:.. ... / ... adresinin;
Davalı ...‘nun ... – ... arası şirket adresi olduğu,
Davalı ... Şubesinin ... tarihinde şube adresi olduğu, ... tarihinde şirket merkezinin ... Mah. No:.. ... / ... adresine taşındığı, ... - ... arasında şube ve şirket merkez adresi olarak kullanıldığı," hususlarında görüş bildirildiği anlaşılmıştır.
Marka ve Patent Bilirkişi tarafından sunulan ... tarihli raporun incelenmesinde; "Davalı ... adına .../... nolu tescilli marka ile davalı ... adına .../... nolu tescilli markanın "... ..." ibarelerini aynı renk ve aynı yazı sitilinde tescil ettirdikleri ancak marka sınıflarının farklı olduğu, davalılardan ... ve ...'in sosyal medya ve internet paylaşımlarında ... Sahibi veya yetkilisi olarak belirtildikleri, diğer davalı şirketlerin reklam, sosyal medya ve sair paylaşımlarında davalı ... İle bağlantı kurulabilecek bir logo, marka ya da reklamlarına rastlanmadığı, davacı tarafından delillerinde işaret edilen ... ibarelerinin, sektörel hizmet türü belirleyici harf grubu olmasından dolayı Sınai Mülkiyet Kanunu madde 5/1-c uyarınca bir kişi ya da şirkete özgülenemeyeceği ve marka olamayacağı, davacı delilleri arasında belirtilen "..." ... hesabı paylaşımlarında marka olarak "..." ibaresinin kullanıldığı, ayrıca "..." ibareli bir fotoğrafın "..." paylaşımının yer aldığı, dava dışı "..." markalı ... ve ... firmanın ... sayfasında davalı şirketlerden ...'ne, ...'ne ve ...'ne ait logo tasarımlarının bulunduğu" hususlarında görüş bildirildiği anlaşılmıştır.
Mahkememizce dosyanın önceki raporu hazırlayan bilirkişi heyetine tevdi ile taraf vekillerinin tüm iddia ve itirazlarını karşılar mahiyette ayrıca davalı şirketlerin kuruluşundan beri kar-zarar durumları ile kredi borçluları ile diğer davalılar arasında nakit akışının bulunup bulunmadığı, asıl kredi borçlusu şirket ve kefilleri yanında diğer davalıların mali durumlarının iyileşip iyileşmediğinin de belirlenmesi hususunda ek rapor düzenlenmesi istenilmiş, bilirkişi heyeti ... tarihli ek raporunda özetle, "Davalı ... adına .../... nolu tescilli marka ile davalı ... adına .../... nolu tescilli markanın "..." ibarelerini aynı renk ve aynı yazı stilinde tescil ettirdiklerini ancak marka sınıflarının farklı olduğu, davalılardan ... ve ...'in sosyal medya ve internet paylaşımlarında ... Veya yetkilisi olarak belirtildikleri, diğer davalı şirketlerin reklam, sosyal medya ve sair paylaşımlarında davalı ... ile bağlantı kurulabilecek bir logo, marka yada reklamlarına rastlanılmadığı, davacı tarafından delillerinde işaret edilen ... ibarelerinin, sektörel hizmet türü belirleyici harf grubu olmasından dolayı sınai mülkiyet kanunu madde 5/1-c uyarınca bir kişi yada şirkete özgülenemeyeceğini ve marka olamayacağı, davacı delilleri arasında belirtilen "..." ... hesabı paylaşımlarında marka olarak "..." ibaresinin kullanıldığı, ayrıca "..." ibareli bir fotoğrafın "..." paylaşımının yer aldığı, dava dışı "..." markalı ... ve ... firmanın ... sayfasında davalı şirketlerden ...'ne ...'ne ve ...'ne ait logo tasarımlarının bulunduğu" hususlarında görüş bildirildiği anlaşılmıştır.
Dosyada alınan rapor ve ek raporların yeterli nitelikte olmadığı kanaatine varılarak, davalılardan defter ibrazı istenilmiş, dosyamız Mahkememizce dosyanın re'sen seçilen bir mali müşavir ve bir nitelikli akademisyen nitelikli hesap bilirkişisine tevdi edilerek, borçlu şirket ve davalı şirketler arasında şirket ortakları da belirlenerek organik bağ bulunup bulunmadığı, davalı asıl borçlu ... şirketinin kullanmış olduğu kredinin davalı şirketlere aktarılıp aktarılmadığı, şirketler arasında başkaca nakit akışlarının bulunup bulunmadığı, varsa bunların muvaazalı işlemler, yolsuz tescil, namı müstear,tüzel kişilik perdesinin aralanması suretiyle yapılıp yapılmadığı, buna göre kredi borcu nedeniyle davalıların borçlu olup olmadıkları ve borçlu iseler talep edilebilecek alacak miktarına ilişin rapor düzenlenmesi istenilmiş ve bilirkişi heyeti, ... tarihli raporunda özetle;
A-1- Davalı şirketlerden kuruluşları ve ortaklıkları yönünden;
• ... nin ... tarihinde tescil ve ilan edildiği, Davalılardan ...’in şirkette kurucu ortak olduğu ve halen devam ettiği, Davalılardan ...’in bir dönem ...’in şirkette ...-... arası ortaklığı bulunduğu, ...’in şirkette tek ortak ve yetkili olduğu, ...’ın dosya kapsamına kazandırılan SGK hizmet dökümüne göre ilgilinin davalı ... firmasının eski çalışanı olduğu, hali hazırda Davalı ... Firmasının çalışanı olduğu,
• ... Şti. ... tarihinde tescil ve ilan edildiği, şirketin kurucu ortaklarının Davalılardan ... ve ... olduğu, hali hazırda şirketin tek ortak ve yetkilisinin ... olduğu, ...’ın dosya kapsamına kazandırılan SGK hizmet dökümüne göre ilgilinin davalı ... firmasının eski çalışanı olduğu, hali hazırda Davalı ... Firmasının çalışanı olduğu,
• ... Şti. ... tarihinde tescil ve ilan edildiği, kurucu ve tek ortağın ... olduğu, ...’in Davalılardan ...’in eşi olduğu, ...’in şirketteki tüm hissesini ... tarihinde ... isimli şahsa devrettiği, ...’nun ... firmasının eski çalışanı olduğu,
• ... Şti. ... tarihinde tescil ve ilan edildiği, kurucu ve tek ortağın ... olduğu, ...’in Davalılardan ...’in eşi olduğu, ...’in şirketteki tüm hissesini ... tarihinde ... isimli şahsa devrettiği, ...’nun ... firmasının eski çalışanı olduğu,
• ... A.Ş. ... tarihinde tescil ve ilan edildiği, kurucu ortağın ... olduğu, halen tek ortak ve yetkilisinin ... olduğu,
• ... A.Ş. ... tarihinde tescil ve ilan edildiği, kurucu ortağın ... olduğu, halen tek ortak ve yetkilisinin ... olduğu,
A-2- Davalı şirketlerin Ticari Defter Kayıtları yönünden;
• Davalı şirketlerin ticari defter kayıtları kapsamında yapılan tetkik ve incelemelerde davalı şirketlerin yıllar itibariyle incelemeye ibraz ettiği ticari defterlerinin açılış ve kapanış tasdiklerinin kanuni süresinde ve usulüne uygun yapıldığı, işlemlerin ticari defter kayıtlarına yasanın cevaz verdiği süre içerinde işlendiği, tarafların ticari defterlerinin TTK ve VUK açısından usulüne uygun tutulduğu, bu haliyle davalıların inceleme ibraz ettiği ticari defterlerinin sahibi lehine delil olma özelliklerine haiz oldukları,
A-3-Davalı Şirketler Arasındaki Ticari İlişkileri yönünden;
Davalı ... Firması ile Davalı ... Arasındaki Ticari İlişkinin İncelenmesi;
Her iki davalı firma arasında öteden beri gelen ticari ilişkinin mevcut olduğu, söz konusu ticari ilişkiye ilişkin kayıtlar incelendiğinde ekte flaş bellek içinde yer alan muavin kayıtları ve faturalardan görüleceği üzere davalılar arasında mal ve hizmet teslimine ilişkin ticari ilişki bulunduğu, bu ilişki kapsamında karşılıklı düzenlenen faturalar ve bu faturalar neticesinde oluşan cari hesaplara ilişkin ödemeler yer aldığı, Davalı borçlu ... firması tarafından diğer davalı ... firmasına Davalı borçlu ... firmasının mal varlığını azaltıcı yönde veya gayesinde ya da her hangi bir hizmet veya mal teslimi olmaksızın fiktif şekilde yapılmış bir para transferine veya düzenlenmiş bir belgeye rastlanılamadığı, davalılar arasındaki ticari ilişkinin ekte flaş bellek içerisinde yer alan faturalardan da görüleceği gerçek bir mal ve hizmet teslimine ilişkin düzenlenen belgelere istinaden yapılan ödemeler olduğu, bu nedenle Davalı borçlu ... firmasının Davacı Bankadan kullandığı krediyi yukarıda açıkladığımız üzere diğer Davalı ... firmasına aktardığına ilişkin bir hususa rastlanılamadığı, Davalılar arasında mevcut bu ticari ilişkiden kaynaklı Davalı Borçlu ... firmasının diğer Davalı ... firmasından ... dava tarihi itibariyle ... USD alacak bakiyesinin bulunduğu,
Davalı ... Firması ile Davalı ... Firması Arasındaki Ticari İlişkinin İncelenmesi;
Her iki davalı firma arasında öteden beri gelen ticari ilişkinin mevcut olduğu, söz konusu ticari ilişkiye ilişkin kayıtlar incelendiğinde ekte flaş bellek içinde yer alan muavin kayıtları ve faturalardan görüleceği üzere davalılar arasında mal ve hizmet teslimine ilişkin ticari ilişki bulunduğu, bu ilişki kapsamında karşılıklı düzenlenen faturalar ve bu faturalar neticesinde oluşan cari hesaplara ilişkin ödemeler yer aldığı, Davalı borçlu ... firması tarafından diğer davalı ... firmasına Davalı borçlu ... firmasının mal varlığını azaltıcı yönde veya gayesinde ya da her hangi bir hizmet veya mal teslimi olmaksızın fiktif şekilde yapılmış bir para transferine veya düzenlenmiş bir belgeye rastlanılamadığı, davalılar arasındaki ticari ilişkinin ekte flaş bellek içinde yer alan faturalardan da görüleceği gerçek bir mal ve hizmet teslimine ilişkin düzenlenen belgelere istinaden yapılan ödemeler olduğu, bu nedenle Davalı borçlu ... firmasının Davacı Bankadan kullandığı krediyi yukarıda açıkladığımız üzere diğer Davalı ... firmasına aktardığına ilişkin bir hususa rastlanılamadığı, Davalılar arasında mevcut bu ticari ilişkiden kaynaklı Davalı Borçlu ... firmasının diğer Davalı ... firmasından ... dava tarihi itibariyle ... TL alacaklı bakiyesi bulunduğu, ancak söz konusu bedelin ... yapılan havale ile ... tarihinde ödenerek kapatıldığı,
Davalı ... Firması ile Davalı ... Firması Arasındaki Ticari İlişkinin İncelenmesi;
Her iki davalı firma arasında öteden beri gelen ticari ilişkinin mevcut olduğu, söz konusu ticari ilişkiye ilişkin kayıtlar incelendiğinde ekte flaş bellek içinde yer alan muavin kayıtları ve faturalardan görüleceği üzere davalılar arasında mal ve hizmet teslimine ilişkin ticari ilişki bulunduğu, bu ilişki kapsamında karşılıklı düzenlenen faturalar ve bu faturalar neticesinde oluşan cari hesaplara ilişkin ödemeler yer aldığı, Davalı borçlu ... firması tarafından diğer davalı ... firmasına Davalı borçlu ... firmasının mal varlığını azaltıcı yönde veya gayesinde ya da her hangi bir hizmet veya mal teslimi olmaksızın fiktif şekilde yapılmış bir para transferine veya düzenlenmiş bir belgeye rastlanılamadığı, davalılar arasındaki ticari ilişkinin ekte flaş bellek içinde yer alan faturalardan da görüleceği gerçek bir mal ve hizmet teslimine ilişkin düzenlenen belgelere istinaden yapılan ödemeler olduğu, bu nedenle Davalı borçlu ... firmasının Davacı Bankadan kullandığı krediyi yukarıda açıkladığımız üzere diğer Davalı ... firmasına aktardığına ilişkin bir hususa rastlanılamadığı, Davalılar arasında mevcut bu ticari ilişkiden kaynaklı Davalı Borçlu ... firmasının diğer Davalı ... firmasından bakiye herhangi bir alacağı veya borcu bulunmadığı,
Davalı ... Firması ile Davalı ... Firması Arasındaki Ticari İlişkinin İncelenmesi;
Her iki davalı firma arasında öteden beri gelen ticari ilişkinin mevcut olduğu, söz konusu ticari ilişkiye ilişkin kayıtlar incelendiğinde ekte flaş bellek içinde yer alan muavin kayıtları ve faturalardan görüleceği üzere davalılar arasında mal ve hizmet teslimine ilişkin ticari ilişki bulunduğu, bu ilişki kapsamında karşılıklı düzenlenen faturalar ve bu faturalar neticesinde oluşan cari hesaplara ilişkin ödemeler yer aldığı, Davalı borçlu ... firması tarafından diğer davalı ... firmasına Davalı borçlu ... firmasının mal varlığını azaltıcı yönde veya gayesinde ya da her hangi bir hizmet veya mal teslimi olmaksızın fiktif şekilde yapılmış bir para transferine veya düzenlenmiş bir belgeye rastlanılamadığı, davalılar arasındaki ticari ilişkinin ekte flaş bellek içinde yer alan faturalardan da görüleceği gerçek bir mal ve hizmet teslimine ilişkin düzenlenen belgelere istinaden yapılan ödemeler olduğu, bu nedenle Davalı borçlu ... firmasının Davacı Bankadan kullandığı krediyi yukarıda açıkladığımız üzere diğer Davalı ... firmasına aktardığına ilişkin bir hususa rastlanılamadığı, Davalılar arasında mevcut bu ticari ilişkiden kaynaklı Davalı Borçlu ... firmasının diğer Davalı ... ... dava tarihi itibariyle ... TL alacak bakiyesinin bulunduğu, ancak söz konusu bedelin ... yapılan havale ile ... tarihinde ödenerek kapatıldığı,
Davalı ... Firması ile Davalı ... Firması Arasındaki Ticari İlişkinin İncelenmesi;
Her iki davalı firma arasında öteden beri gelen ticari ilişkinin mevcut olduğu, söz konusu ticari ilişkiye ilişkin kayıtlar incelendiğinde ekte flaş bellek içinde yer alan muavin kayıtları ve faturalardan görüleceği üzere davalılar arasında mal ve hizmet teslimine ilişkin ticari ilişki bulunduğu, bu ilişki kapsamında karşılıklı düzenlenen faturalar ve bu faturalar neticesinde oluşan cari hesaplara ilişkin ödemeler yer aldığı, Davalı borçlu ... firması tarafından diğer davalı ... firmasına Davalı borçlu ... firmasının mal varlığını azaltıcı yönde veya gayesinde ya da her hangi bir hizmet veya mal teslimi olmaksızın fiktif şekilde yapılmış bir para transferine veya düzenlenmiş bir belgeye rastlanılamadığı, davalılar arasındaki ticari ilişkinin ekte flaş bellek içinde yer alan faturalardan da görüleceği gerçek bir mal ve hizmet teslimine ilişkin düzenlenen belgelere istinaden yapılan ödemeler olduğu, bu nedenle Davalı borçlu ... firmasının Davacı Bankadan kullandığı krediyi yukarıda açıkladığımız üzere diğer Davalı ... firmasına aktardığına ilişkin bir hususa rastlanılamadığı, Davalılar arasında mevcut bu ticari ilişkiden kaynaklı Davalı Borçlu ... firmasının diğer Davalı ... firmasından ... dava tarihi itibariyle ... TL avans hesabından kaynaklı alacak bakiyesinin bulunduğu,
A-4- Davalı Şirketlerin Kullandığı Adresler yönünden;
... Cadde No:.. ... ... adresinin ...-... tarihleri arası Davalı ... firmasının, ...-... tarihleri arası Davalı ... firmasının, ...-... tarihleri arası Davalı ... firmasının merkezi olduğu,
... Mahallesi No:.. ... ... adresinin; ...-... tarihleri arası ... firmasının, ...-... tarihleri arası ... firmasının merkezi olduğu,
A-5- Şirketler arası organik bağ açısından davalı asıl borçlu ... şirketinin davacıdan kullanmış olduğu kredinin davalı şirketlere aktarılıp aktarılmadığı, şirketler arasında başkaca nakit akışlarına ilişkin olarak Davalı Borçlu Şirket ... firması ile Davalı şirketler arasında ticari ilişki bulunmakla birlikte söz konusu ticari ilişkinin hukuki ve ticari temele ve belgeye dayalı bir ticari ilişki olduğu, borçlu ... firmasının kullandığı kredinin bu şirketlere aktarılmasına ilişkin bir ticari ilişki olmadığı, tarafların birbiri ile mal ve hizmet teslimi ve buna ilişkin düzenlenen faturalara istinaden yapılan ticari ödemeler olduğu, borçlu ... şirketinin mal varlığını azaltıcı yönde bir ilişki olmadığı, yolsuz ve veya yersiz bir para veya sermaye transferi olmadığı,
A-6- Davalılardan ... ile Davalılardan ..., ..., ... arasında ticari ilişki ve organik bağın mevcut olduğu, aynı zamanda Davalı ... Firmasının Davalı borçlu ... firmasının kredisine kefaleti olduğu, davalıların dosya kapsamında yer alan belge ve beyanlarda da bu hususun belirtildiği,
Yukarıda yapılan tespit ve değerlendirmeler neticesinde perdenin kaldırılıp kaldırılmayacağı ile perde kaldırılacaksa hangi davalının mevcut borcun ne kadarından sorumlu olacağı" hususlarında görüş bildirildiği anlaşılmıştır.
Uyuşmazlık, davalı şirketler arasında muvaaza, namı müstear ve kanuna karşı hile yolları kullanılmak sureti ile kötü niyetli olarak davacının alacağının tahsil edilmesine engel olup olmadıkları ile davacının alacağının tahsili isteminine ilişkindir.
Akdi ilişkinin incelenmesinde; davacı ... ile davalı asıl kredi lehtarı ... arasında ... tarih ... TL, ... tarihli ... TL, ... tarihli ... TL ve ... tarihinde ... TL limit artış ek sözleşmesi olmak üzere üç ayrı genel kredi sözleşmesi bağıtlanmak suretiyle ve bankacılık işlemleri yapıldığı, sözleşmelere bağlı ve devamı niteliğindeki kefalet sözleşmelerine ... tarihli sözleşmelerine ... tarihli sözleşmede davalılar ... ve ...'in ... tarihli ... TL , ... tarihli sözleşmeye bağlı kefalet sözleşmesinde ...'in ... tarihli ... TL ...'in ... TL ... tarihli kefalet sözleşmesinde ... ve ...'in ... tarihli ... TL ... tarihli ek sözleşmeye bağlı sözleşmede ise ... ve ...'in ... tarihli ... TL üzerinden müteselsil kefil oldukları, kefalet dışında asıl kredi lehtarı şirketin banka lehine taşınmaz ipoteği verdiği anlaşılmıştır. İpoteğin paraya çevrilmesinin ardından banka borcunun devam ettiği gerekçesi ile davacı tarafça ilamsız icra takibinin yapıldığı görülmüştür.
Davalı ..., ..., ... ve ... vekili cevap dilekçesinde bu 4 davalının birlikte hareket ettiklerini beyan ettiği gibi, ön inceleme duruşmasında davayı kabul ettiklerini beyan etmiştir.
"Tüzel kişilik perdesinin aralanması/çapraz aralanması teorisi ile organik bağ " hakkında Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 01.07.2020 tarih, 2019/11-808 Esas, 2020/504 Karar sayılı emsal içtihadında; "...6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 125. (6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 137.) maddesi gereğince ticaret şirketleri tüzel kişiliği haiz olup, kanuni istisnalar haricinde 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 48. maddesi kapsamında bütün haklardan yararlanabilir ve borçları üstlenebilirler. Ticaret şirketleri tüzel kişiliğe sahip olduklarına göre, istisnalar hariç olmak üzere, şirket malvarlığının, aktif ve pasifiyle birlikte, sahibi tüzel kişidir (Poroy, Reha/ Tekinalp, Ünal/Çamoğlu, Ersin: Ortaklıklar Hukuku I, İstanbul, 2019, s.105).
Tüzel kişiliğin bu malvarlığı, kendine özgü, bir amaç birliği içinde ve kendisini oluşturan kişilerin malvarlığından bağımsız bir malvarlığı olarak ortaya konulmalıdır. Tüzel kişiliğin bu malvarlığının onu oluşturan kişilerin malvarlığından da bağımsız olması gerektiğini belirten bu temel ilkeye “mal varlığının bağımsızlığı” veya “mal ayrılığı” ilkesi denilmektedir (Antalya, Gökhan: Tüzel Kişilik Perdesinin Aralanması Teorisi, Erol Ulusoy (Editör), I. Uluslararası Ticaret Hukuku Sempozyumu, Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi, İstanbul, 2008, s. 146.). Ayrılık ilkesi gereğince, tüzel kişilik çatısı altında bir araya gelen, başka bir deyişle tüzel kişiliği oluşturan gerçek veya tüzel kişiler, oluşturdukları tüzel kişiliğin borçlarından sorumlu olmazlar.
Tüzel kişi ile üyeleri arasındaki bu ayrılık ilkesinin mutlak olarak her durum ve koşulda uygulanması bazı haksız durumların ortaya çıkmasına yol açmaktadır. Öğreti ve uygulamada, özellikle borç ve sorumluluktan kurtulabilmek amacıyla tüzel kişiliğin bir araç olarak kullanıldığı hâllerde, tüzel kişi ve üyeleri arasındaki bu ayrılığın kaldırılarak üyelerin sorumluluğuna gidilebileceği kabul edilmektedir (Pulaşlı, Hasan: Şirketler Hukuku Şerhi, C. I, Ankara, 2011, s. 468.). Bu durum öğreti ve uygulamada “tüzel kişilik perdesinin aralanması” olarak ifade edilmektedir.
Gerçekten de hukuk kuralları dolanılmak suretiyle kanuna karşı hile yapılması, ayrı tüzel kişilik kavramına sığınarak onun ardında yer alan kişilerin taraf oldukları sözleşmeden kaynaklanan yükümlülüklerini ihlal etmeleri ya da üçüncü kişilere zarar vermeleri, sonra da tüzel kişilik kavramının ardına gizlenmeleri dürüstlük kuralı ve hakkın kötüye kullanılması yasağı ilkelerine açıkça aykırı olup hukuk düzenince de korunamaz. Bu gibi durumlarda TMK’nin 2/2 maddesi gereğince hakkın kötüye kullanılması söz konusu olduğu için tüzel kişilik perdesi aralanmalı ve perdenin ardında yer alan kişiler gerektiğinde sorumlu tutulmalıdır (Sağlam, İpek: Tüzel Kişilik Perdesinin Aralanmasına Genel Bir Bakış, Erol Ulusoy (Editör), I. Uluslararası Ticaret Hukuku Sempozyumu, Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi, İstanbul, 2008, s. 146.). Başka bir deyişle tüzel kişiye hukuk hayatında ayrı bir hukuki varlık tanınması ancak TMK’nin 2. maddesi kapsamında kurallara uygun hareket edilmesi ve tüzel kişiliğin ortakları veya yöneticileri tarafından kötüye kullanılmaması hâlinde söz konusu olabilir. İyi niyet kurallarına riayet edilmemesi ve tüzel kişiliğin kötüye kullanılması hâllerinde tüzel kişilik perdesi aralanarak, tüzel kişilik perdesinin arkasındaki gerçek duruma göre bir sonuca varılması gerekmektedir (Battal, Ahmet: Bir Alan Araştırması Işığında Sermaye Şirketlerinin Sorumluluğu Konusundaki Hukuki Bilgi Eksikliğinin Olumsuz Sonuçları ve Perdenin Kaldırılması Teorisi Yardımıyla Giderilmesi, Yargıtay Dergisi, C. 24, Ekim 1998, s. 659.).
Öğreti ve uygulamada kabul edilen tüzel kişilik perdesinin aralanması teorisi; bazı şartların varlığı hâlinde, tüzel kişilik ve mal ayrılığı ilkesi dikkate alınmadan, mevcut tüzel kişiliğin arkasına saklanan gerçek veya tüzel kişinin borçtan sorumlu tutulmasını ifade etmektedir. Bu teori, yalnızca ticaret hukukunda değil iş hukuku, vergi hukuku, icra ve iflas hukuku ve diğer hukuk dallarında da uygulama alanı bulmuş; hatta 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun ve 5941 sayılı Çek Kanunu gibi kanunlarda kamu yararı gibi özel menfaatlerin korunması amacı güdülerek gerektiğinde bu teorinin uygulanması ve sorumluluğa karar verilebilmesi için bir takım düzenlemeler yapılmıştır. Elbette, kanundan kaynaklanan bu gibi durumlarda tüzel kişilik perdesinin aralanmasına ilişkin tartışmaya gerek bulunmamaktadır. Yine muvazaa, kanuna karşı hile gibi durumlarda da bazen tüzel kişilik perdesinin aralanması teorisi uygulanmadan da sorumluluğa hükmedilebilmektedir (Akıncı, Şahin: Alacaklılardan Mal Kaçırmak İçin Kurulan Yeni Şirkete Müracaat İmkânı Bakımından; Muvazaa, Tüzel Kişilik Perdesinin Kaldırılması ile Organik Bağ Kavramlarının Elverişliliği ve Yargıtay Uygulamaları, Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, C. 27, S. 3, 2019, s. 653.).
Hemen belirtilmesi gerekir ki, öğreti ve uygulamada özellikle vurgulandığı üzere; mal varlığının bağımsızlığı ve sınırlı sorumluluk ilkelerinin istisnası olan tüzel kişilik perdesinin aralanması teorisi ancak istisnai ve sınırlı durumlarda titizlikle uygulanması gereken bir teoridir. Bu teoriye ihtiyatlı bir biçimde yaklaşılmalı; istisnai bir teori olduğundan mümkün olduğunca dar yorumlanmalı ve bu teorinin uygulanmasına ancak tüzel kişilik kavramının arkasına saklanılarak dürüstlük kuralına aykırı davranıldığı, kendisine tanınan hakkın kötüye kullanılarak üçüncü kişilerin zarara uğratıldığı, zarara yol açan tüzel kişinin sorumluluğuna hükmedebilmek için ise başka bir yasal nedene dayanılmasının mümkün olmadığı durumlarda başvurulmalıdır. Zira tüzel kişilik perdesinin aralanması, tüzel kişilerin borçlarından dolayı başkalarının sorumlu tutulamayacağı ilkesinin, özellikle şirketlerin sadece sermayeleri ile sorumlu olacakları ve tüzel kişilerin borçlarından dolayı ortakların sorumlu tutulamayacağı kuralının önemli bir istisnasını teşkil etmektedir (Çamoğlu, Ersin: Ticaret Ortaklıkları Bağlamında Perdenin Kaldırılması Kuramı ve Yargıtay Uygulaması, BATİDER, C. 32, S. 2, 2016, s. 12.).
Görüldüğü üzere tüzel kişilik perdesinin aralanması teorisi her somut olayın özelliği gözetilerek değerlendirilmeli ve TMK’nin 2. maddesi gereğince dürüstlük kuralı ve hakkın kötüye kullanılma yasağı gözetilerek tüzel kişiliğin alacaklılardan mal kaçırmak amacıyla kullanılıp kullanılmadığı, tüzel kişiliği düzenleyen normların dışına çıkılıp çıkılmadığı incelenmelidir. Bununla birlikte öğretide; tüzel kişi ile ortakların alanlarının organizasyon ve malvarlıklarının birbirine karışması, ortağın kendi fiil ve işlemleriyle üçüncü kişilere karşı sanki tüzel kişilik ile kendisi arasında bir ayrım yokmuşçasına işlemler yapması ya da ortağın kendi malvarlığı ile şirketin malvarlığı birmiş gibi davranması, yetersiz sermaye ile faaliyete devam edilmesi özellikle şirket tüzel kişiliğinin bilinçli (kötü niyetli) olarak üçüncü kişileri zarara uğratması hâllerinde perdenin aralanması gerektiğinden bahsedilmektedir (Öztek, Selçuk/Memiş, Tekin: Şirketler Hukuku ve İcra İflas Hukuku İlkeleri Karşısında Borçlu Şirketin Alacaklılarının Hakim Ortağa Karşı Korunması, Erol Ulusoy (Editör), I. Uluslararası Ticaret Hukuku Sempozyumu, Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi, İstanbul, 2008, s. 205 vd.;Akıncı, s. 662.).
Öğreti ve uygulamada tüzel kişilik perdesinin aralanmasının genel olarak üç değişik durumda mümkün olabileceği ifade edilmektedir. Birinci durum perdenin düz aralanması olarak ifade edilen şirketin borcu için şirkete ilave olarak ortakların da borçtan sorumlu tutulmasıdır. İkinci durum perdenin ters çevrilerek aralanması olarak ifade edilen ortağın borcu için ortağın yanında şirketin de borçtan sorumlu tutulmasıdır. Nihayet üçüncü durum ise somut uyuşmazlık bakımından tartışılması gereken ve perdenin çapraz aralanması olarak ifade edilen, borçlu şirketin yanında aynı ana şirkete bağlı bir kardeş şirketin sorumluluğu cihetine gidilmesidir (Öztek/Memiş, s. 199.). Perdenin çapraz aralanması sadece ana ve kardeş şirket için değil, aynı zamanda grup veya holding sistemi içinde yer alan kardeş şirketler arasında da söz konusu olmaktadır (Tekinalp, Gülören/Tekinalp, Ünal: Perdeyi Kaldırma Teorisi, Reha Poroy’a Armağan, 1995, s. 399.).
Tüzel kişilik perdesinin çapraz aralanması genellikle kardeş şirketler arasında söz konusu olduğundan, ana şirket ile kardeş şirket ve ortaklar arasındaki karmaşık ilişkiler zinciri net bir şekilde ortaya konulmalıdır. Bu noktada bu şirketlerin ekonomik anlamda bağımsız şirket vasfında olup olmadığının araştırılması büyük önem taşımaktadır. Çünkü kardeş şirketler arasında perdenin aralanması teorisine başvurabilmek için tek bir iktisadi işletmenin yürütüldüğü farklı faaliyetler için birbirinden bağımsız tüzel kişiliklerin kurulmuş olması gerekmektedir. Hukuken iki farklı tüzel kişilik gibi görünen bu şirketler aslında özdeştir, alacaklılardan mal kaçırmak ya da sorumluluktan kurtulmak amacıyla kötü niyetli olarak iki farklı tüzel kişilik gibi kurulmuştur. Ayrıca bunların üretim, pazarlama ve ihracat faaliyetleri birbirini tamamlayıcı nitelikte olup, şirketler aslında tek ve aynı iktisadi işletmeye vücut vermektedir (Öztek/Memiş, s. 209.).
Tüzel kişilik perdesinin çapraz aralanmasına benzeyen bir başka kavram organik bağ kavramıdır. Tüzel kişilik perdesinin çapraz aralanmasında olduğu gibi organik bağ kavramında da bir tüzel kişinin borçlarından bir başka tüzel kişinin sorumluluğuna gidilmektedir. Bu hâliyle organik bağ kavramının da kaynağını TMK’nin 2. maddesinde yer alan dürüstlük kuralı ve hakkın kötüye kullanılması yasağı oluşturmaktadır (Öztek/Memiş, s. 210.). Ancak organik bağ kavramı, tüzel kişilik perdesinin aralanmasına göre daha geniş bir anlama sahip olsa da organik bağın varlığı, tek başına tüzel kişilik perdesinin aralanmasını gerektirmemektedir. Başka bir deyişle şirketler arasında organik bağ tespit edilse dâhi tüzel kişilik perdesinin aralanması ve alacağın perdenin arkasındakinden de istenebilmesi için sırf alacaklıdan mal kaçırmak ve onu zarara uğratmak amacıyla kötü niyetli işlemler yapıldığının da somut verilerle ispatlanması gerekmektedir.
Şirketler arasında organik bağ olup olmadığı; şirketlerin adreslerinin aynı olması, ortaklık yapılarının ve yönetim kurullarının benzer olması veya temsilcilerinin aynı olması, faaliyet alanları, hisse devirleri, muvazaalı işlemler gibi hususlar ve somut olayın özellikleri de gözetilerek tespit edilebilir. Ancak tüzel kişilik perdesinin çapraz aralanmasında her iki şirketin faaliyet alanı, ortaklık yapısı, ortakları gibi konularda öyle büyük ve derin bir kesişme vardır ki; bu şirketlerle iş yapan kişiler nezdinde iktisadi bir bütünlük içerisinde tek bir şirketle iş yapılıyor algısı oluşmaktadır. Ayrıca üçüncü kişiler nezdinde uyandırılan bu algı neticesinde, ticaret yaparken güçlü bir yapıya sahip görüntüsü oluşturularak, şirketlerden birinin borca batırılması ya da içinin boşaltılıp iş alanının diğerine kaydırılması işlemleri tipik bir hakkın kötüye kullanılması olarak değerlendirilmelidir.
Organik bağ ile tüzel kişilik perdesinin çapraz aralanması arasında benzerlikler olduğu kadar farklılıklar da bulunmaktadır. Özellikle somut olayın niteliği gereği organik bağın tespitinde; şirketlerin aynı holdinge bağlı olması, yöneticilerinin veya kurucularının aynı olması, bir borç takibinden kurtulmak için hisselerin devredilmesi, muvazaalı işlemler yapılması, hatta belirli işlemlerin aynı şekilde ve aynı usulde yapılması bile rol oynayabilmekte iken; tüzel kişilik perdesinin çapraz aralanması için iki şirket arasında alacaklıdan mal kaçırmak ve onu zarara uğratmak amacıyla kötü niyetli olarak işlemlerin yapıldığının ve bu nedenle asıl borçlu şirketten alacağın tahsil edilemediğinin somut verilerle ispatlanması gerekmektedir. Bununla birlikte bu iki kavram arasındaki en önemli fark ise; organik bağın varlığı hâlinde bir şirketin borçlarından dolayı bir başka şirketin mal varlığına el atılabilmekte iken tüzel kişilik perdesinin çapraz aralanması hâlinde borçlu şirketin yanı sıra kardeş şirketin hatta talep hâlinde kardeş şirketin ortaklarının mal varlığına dahi el atılmasının mümkün olmasıdır (Öztek/Memiş, s. 210.).
Görüldüğü üzere aralarında bazı farklılıklar bulunmakla beraber organik bağ ile perdenin çapraz aralanması kavramları birbirinin alternatifi olan kavramlar değildir. Bu nedenle aynı olayda hem organik bağ hem de tüzel kişilik perdesinin çapraz aralanması yolları işletilerek sonuca ulaşılabilmesi mümkündür..." şeklinde belirtilmiştir.
Dava konusu somut olayda; Asıl kredi lehtarı ... Şirketinin banka lehine taşınmaz ipoteği verdiği, İpoteğin paraya çevrilmesinin ardından banka borcunun devam ettiği gerekçesi ile davacı tarafça Antalya Genel İcra Müdürlüğü'nün .../... Esas sayılı dosyasında ilamsız icra takibinin yapıldığı ancak bu kez davalılar arasında muvaazalı işlemler yapılarak davacının alacağının tahsilinin önüne geçilmek istendiği iddiasının işbu davada ileri sürüldüğü görülmüştür.
Davacı tarafça bu iddiaya dayalı olarak, davalı şirketlerin faaliyet konularının aynı olduğu, aynı reklam ve içerikleri kullandıkları, aynı adresleri kullandıkları, asıl borçlu şirket çalışanlarının şirketten ayrılarak, yeni şirketler kurdukları, dolayısıyla bu şirketler arasında da bağ bulunduğu, tüzel kişilik perdesinin çapraz aralanması teorisinin uygulanarak alacağın tahsili talep edilmiştir.
Davalı şirketlerin ticaret sicil kayıtları, dava dosyasındaki deliller, bilirkişi raporları ile yukarıda belirtilen emsal içtihat doğrultusunda yapılan değerlendirmede; “Tüzel Kişilik Perdesinin Kaldırılması Teorisi”nin belirli ve sınırlı durumlarda sakınılarak kullanılması gereken bir yol olduğu dikkate alınarak, davalı şirketlerin bir bütün olarak aynı adreste faaliyette bulunmadıkları, davalı şirketlerin farklı tarihlerde merkez ve şube adreslerinin aynı adrese tekabül etmesinin bir organik bağa işaret etmeyeceği, borçlu şirketin diğer davalı şirketler üzerinden faaliyetini sürdürdüğüne ve şirketi gizlemek için göstermelik adres değişikliği yapıldığına ilişkin bilgi ve belge bulunmadığı, davalı şirketlerin reklam, sosyal medya vs. paylaşımlarında borçlu şirket ile bağlantı kurulabilecek logo. Marka ya da reklamın bulunmadığı, aynı şekilde davalı şirketlerin, borçlu şirket yetkilileri tarafından perdenin arkasından birlikte yönetildiğine ilişkin iddialarının da kanıtlanamadığı, borçlu şirketin davalılara, davacı alacaklı banka alacağının tahsilini imkansız bırakmaya yönelik mal varlığı devri olarak değerlendirilebilecek bir hukuki işlemi bulunmayıp, davalı şirketler ile borçlu şirket arasındaki ticari ilişkinin faturalara dayalı gerçek bir mal ve hizmet teslimine ilişkin olduğu görülmekle, davalı borçlu şirket ile davalılar..., ..., ..., ... arasında muvaazalı işlemler yapıldığı, davalılar arasında organik bağın bulunduğu, perdenin aralanması koşullarının oluştuğu hususlarında mahkememizce bu yönde bir kanaat oluşmamakla, davanın işbu davalı şirketler yönünden reddine karar vermek gerekmiştir.
6100 sayılı HMK'nun 308. maddesinde "Kabul, davacının talep sonucuna, davalının kısmen veya tamamen muvafakat etmesidir. Kabul, ancak tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri davalarda hüküm doğurur"
Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 6. maddesinde; “Anlaşmazlık, davanın konusuz kalması, feragat, kabul, sulh veya herhangi bir nedenle; ön inceleme tutanağı imzalanıncaya kadar giderilirse, tarife hükümleriyle belirlenen ücretlerin yarısına, ön inceleme tutanağı imzalandıktan sonra giderilirse tamamına hükmolunur. Bu madde yargı mercileri tarafından hesaplanan akdi avukatlık ücreti sözleşmelerinde uygulanmaz.” düzenlenmesine yer verilmiştir.
492 sayılı Harçlar Kanununun 22. maddesine göre; Davadan feragat veya davayı kabul veya sulh, muhakemenin ilk celsesinde vuku bulursa, karar ve ilam harcının üçte biri, daha sonra olursa üçte ikisi alınır.
Davalı ... Şti, ... Şti, ... ve ... vekili cevap dilekçesinde bu 4 davalının birlikte hareket etiklerini beyan etmiş, ön inceleme duruşmasında davayı kabul ettiklerini beyan etmiştir. 6100 sayılı HMK'nın 311/1 fıkrası gereği kabulün kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğurması ve aynı sayılı yasanın 309/2 maddesi gereği hüküm ifade etmesinin karşı tarafın ve mahkemenin muvafakatine bağlı olmaması sebebiyle, davanın davalılar ..., ..., ... ... yönünden takip dosyası ile tahsilde tekerrür olmamak kaydı ile kabul nedeniyle kabulüne, kabul beyanı ön inceleme duruşmasında sunulduğundan harcın ve vekalet ücretinin buna göre belirlenmesine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Ayrıntıları yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın KISMEN KABULÜ İLE; Antalya Genel İcra Müdürlüğü’nün .../... Esas sayılı dosyası ile tahsilde tekerrür olmamak kaydı ile ...-TL’nin davalılar ..., ..., ... ...’den tahsili ile davacıya ödenmesine,
2-Davalılar..., ..., ..., ... yönünden açılan davanın REDDİNE,
3-Alınması gereken ...-TL harçtan peşin alınan ...-TL'nin mahsubu ile, bakiye ...-TL'nin davalılar ..., ..., ... ...’den alınarak HAZİNEYE İRAD KAYDINA,
4-Davacı tarafça yapılan davetiye, posta masrafı, bilirkişi giderinden ibaret toplam ...-TL yargılama gideri ile ilk dava gideri olan ... TL'nin toplamı olan ... TL davalılar ..., ..., ... ...’den tahsili ile davacıya VERİLMESİNE,
5-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/13 ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği 26/2. Maddeleri, 6100 sayılı HMK 297/1-ç, 326.maddeleri uyarınca, arabuluculuk faaliyeti sonunda tarafların anlaşamamaları halinde iki saatlik ücret tutarı tarifenin birinci kısmına göre ileride haksız çıkan taraftan tahsil olunmak üzere Adalet Bakanlığı bütçesinden ödeneceği öngörüldüğünden ...-TL'nin davalılar ..., ..., ... ...’den tahsili ile HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
7-Karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan ...-TL vekalet ücretinin davalılar ..., ..., ... ...’den tahsili ile davacıya VERİLMESİNE,
8-Davalılar..., ..., ..., ... kendisini vekille temsil ettirdiğinden ... TLvekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılar ..., ..., ..., ...'ye VERİLMESİNE,
9-Davacı ve davalılar tarafından yatırılan gider avansından kullanılmayan bakiye kısmın HMK 333. maddesi gereğince karar kesinleştikten sonra masrafı kendisine ait olmak üzere davacının göstereceği bir IBAN/hesap numarasına yatırılmasına ancak hesap numarası bildirilmemiş veya bildirilmez ise masrafı avanstan karşılanmak suretiyle PTT merkez ve işyerleri vasıtasıyla adreste ödemeli olarak gönderilmesine veya davacıya iadesine,
Dair, davacı vekili ..., davalı ... ve ... vekili ..., davalı ... vekili ..., davalı ... vekili ... ile davalı ... ve ... ve ... ve ... vekili ...'nün yüzüne karşı kararın tebliğinden itibaren 6100 Sayılı Kanunun 345.maddesi gereğince 2 hafta içerisinde ilgili İstinaf Dairesi Başkanlığına sunulmak üzere Mahkememize verilecek dilekçe ile İstinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 06/05/2025
Katip ...
e-imza
Hakim ...
e-imza