T.C.
ANTALYA
4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2023/234
KARAR NO: 2024/292
DAVA: Tapu İptali Ve Tescil (Satın Almaya Dayalı)
DAVA TARİHİ: 22/07/2020
KARAR TARİHİ: 24/04/2024
Mahkememizde görülmekte olan Tapu İptali Ve Tescil (Satın Almaya Dayalı) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle ; ...'ne ait taşınmazın, davalı ... tarafından, "satış yapılan tarihte şirket yetkilisi olmadığı halde" kötüniyetli ve bedelsiz olarak vekil eden şirket ile hiçbir ilgisi bulunmayan kardeşi ...'e satılması ve ardından taşınmazın yine kötüniyetli olarak ve mal kaçırmak amacıyla ... isimli şahıs tarafından ...'a ... yoluyla devredilmesi şeklindeki muvazaalı satış işlemlerinin iptalini, tapu kaydındaki yolsuz tescilin iptali ve taşınmazın vekil eden şirket adına tescili, bunun mümkün olmaması halinde taşınmazın tespit edilecek bedelinin vekil eden şirkete iade edilmesi amacıyla işbu davayı ikame etme zorunluluğu hasıl olmuş olduğunu, davalı ... vekil eden şirketin ortaklarından olup halihazırda şirkete ait %1 oranındaki hissenin maliki olduğunu, davalı ..., ... tarihinde yapılan ortaklar kurulu toplantısında, daha önceden kendisine ait olan ... adet hisseden ...'unun dava dışı ...'e devredilmesine muvafakat etmiş, aynı tarihli noter senedi (Antalya ... Noterliğinin ... tarih ve ... yevmiye numaralı hisse devir sözleşmesi) ile de hisse devri gerçekleştirilmiş olduğu, davalı ..., genel kurul toplantısında hisse devrine muvafakat etmesine ve hatta bu devre ilişkin belgeleri kendisi ...'ya teslim etmesine karşın devirden haberi olmadığını, dava dışı ...'e verdiği ve noterde hisse devri sözleşmesine dayanak olan vekaletnamenin kötüye kullanıldığını iddia ederek Antalya ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... E. Sayılı dosyasıyla işbu devir işlemlerinin iptali için dava açmış olduğu, aynı zamanda Antalya Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunmuş olduğu, (işbu soruşturma Antalya Cumhuriyet Başsavcılığının ... sayı ve ... tarihli karan ile takipsizlik ile sonuçlanmış olduğunu) görülmekte olan davada Antalya ... Asliye Ticaret Mahkemesince ... tarihinde verilen ek karar ile dava dışı ...'in müdürlük ve şirket temsil yetkisi kaldırılmış ve yerine davacı (huzurdaki davanın davalısı) ... temsile yetkili kılınmış olduğunu, huzurdaki davaya konu olaylar da bu tarihten sonra başladığını, davalı ..., kendisine tedbiren tanınan temsil yetkisini tamamen şirketi zarara sokmak ve iflasa sürüklemek amaçlı kullanmış olduğunu, yaklaşık 4 yıllık süre boyunca yapılan tüm işlemlerin tespiti henüz yapılamadığından bu hususlarda talep ve dava haklarının saklı kalması kaydı ile, Antalya ... Asliye Ticaret Mahkemesince öncelikle ... E. ... K. Sayı ve ... tarihli karar ile davanın kabulüne (hisse devrinin iptaline) karar verilmiş olduğunu, Antalya Bölge Adliye Mahkemesi ... E. ... K. Sayılı ilamı ile karar ... bakımından onanmış olduğunu, ancak yapılan temyiz incelemesi neticesinde Yargıtay ... Hukuk Dairesinin ... E. ... K. Sayılı ve ... tarihli ilamı ile karar bozulmuş olduğu, Antalya Bölge Adliye Mahkemesi ... Hukuk Dairesinin bozma ilamına uyarak yaptığı yargılama neticesinde ... E. ... K. Sayılı ve ... tarihli kararı ile davacı (huzurdaki davanın davalısı) ...'in ikame etmiş olduğu davanın reddine, hisse devri işlemlerinin hukuka uygun olduğuna karar verilmiş olduğu, karara karşı taraflar temyiz yoluna başvurmamış olduğu ve bu nedenle karar ... tarihinde kesinleşmiş olduğu, davaya konu taşınmaz satış işlemi haksız ve kötüniyetli iddialarla vekil eden şirket yetkilileri aleyhine dava açan ve suç duyurusunda bulunan davalı ..., şirket temsil yetkisini mahkeme kararı ile elde ettikten sonra yukarıda da belirtildiği üzere usulsüz pek çok işlem yapmış olduğu, şirketi zarar uğratmış olduğu, ancak bunların en vahimi davalının, vekil eden şirkete ait ... ili ... İlçesi ... Mah. ... ada ... parsel .../.../... katta bulunan ... ... katlı işyeri niteliğindeki taşınmazını ... tarihinde ... yevmiye numaralı işlem ile ve yine ... ili ... İlçesi ... Mah. ... ada ... parsel ... katta bulunan işyeri niteliğindeki taşınmazını ... tarihinde ... yevmiye numaralı işlem ile vekil eden şirketle hiçbir ilgisi bulunmayan kardeşi ...'e satması olduğu, davacı tamamen şirketten mal kaçırmak amacıyla mahkemenin tedbir kararını ve temsil yetkisini kötüye kullanarak taşınmazları gerçek değerinin çok altında (iki taşınmaz için toplam ... TL) bir bedel ile kardeşine görünürde yapılan satış işlemi ile devretmiş olduğu, ancak taşınmazların ederinin çok altındaki bu bedel ... hiçbir şekilde şirket hesaplarına aktarılmamış olduğunu, yapılan devir görünüşte bir satış işlemiş olmasına karşın aslında tamamen mal kaçırmak amaçlı yapılmış bir bağışlama olduğu, ayrıca, tedbiren şirket yetkilisi kılınan ...'in şirkete ait tüm malvarlığı olan taşınmazları yalnızca şirket yetkilisi sıfatına dayanarak elden çıkarması da mümkün olmadığı, şirket maksat ve konusu dışına çıkan bir işin veya hukuki işlemin yönetim kurulu veya temsilciler tarafından yapılabilmesi TTK'nun 443/2. maddesi uyarınca, ancak genel kurulun vereceği özel bir yetki ile olabileceği, ayrıca, genel kurulun şirketin tek taşınmazını satmaya yetkili verebilmesi için anılan kanun hükmü gereğince, aynı kanunun 388. maddesinin 3. ve 4. fıkralarındaki toplanma ve karar yeter sayısı olması da şarttır (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Tarih: 06.04.2011 Esas: 2010 / 4-650 Karar: 2011 / 67). Bu nedenlerle yapılan taşınmaz satış işlemi usulsüzdür, yapılan tescil ise yolsuz olduğu, davalılar tarafından yapılan usulsüz işlemler bununla da kalmamış oldukları, ilk Derece Mahkemesinin ve sonrasında istinaf mahkemesinin kabul kararlan ile rahatlayan davalılar taşınmazı "nasıl olsa kimse hesap soramaz" mantığı ile yıllarca elinde tutmuşsa da Yargıtay'ın bozma ilamı ve ardından davanın reddedilmesi üzerine temsil yetkilerinin elinden alınacağını anlayan davalı ... ve kardeşi ..., taşınmazların geri istenilebilmesinin önünü kesmek amacıyla her iki taşınmazı da sözde üçüncü bir kişi olan ... isimli davalıya, ... yevmiye numaralı ... sözleşmesi ile devretmiş oldukları, işbu devir işlemi, karar taraflara tebliğ edildikten (...) ve karar kesinleştikten (...) çok sonra, kesinleşme şerhi yazıldıktan (...) ise hemen sonra, ... tarihinde yapılmış olduğu, buradan dahi anlaşılmaktadır ki davalıların üçü de taşınmazın aslında şirketin malı olduğunu bilmekte, birlikte mal kaçırma amacıyla hareket etmekte olduğu, vekil eden şirkete ait taşınmazın, yukarıda açıkladığımız dava süreci tamamlanıp karar kesinleştikten sonra "dolayısıyla temsil yetkisi sona erdikten sonra" acele ile üçüncü kişiye devri açıkça muvazaaya delil oluşturmakta olduğunu, tüm bu nedenlerle; vekil eden şirketin tek malvarlığı konumunda bulunan taşınmazların, tedbiren şirket yetkilisi konumunda bulunan davalı ... tarafından, genel kurul kararı olmaksızın ve tamamen şirketten mal kaçırmak amacıyla kardeşi diğer davalı ...'e ederinin çok altında ve kesinlikle şirket hesaplarına girmeyen bir bedel ile sözde satışı ve ardından, ...'in yetkili sıfatı mahkeme kararı ile sona erdikten hemen sonra işbu taşınmazların, tamamen tapu iptal ve tescili engellemek amacıyla üçüncü kişiye ... edilmesi işlemleri muvazaalıdır, taşınmazların tapu kaydı yolsuzdur, işlemlerin iptali ile taşınmazların gerçek maliki olan vekil eden şirket adına tesciline karar verilmesi gerekmekte olduğunu, ayrıca davalıların, davanın görülmesi sırasında taşınmazın üçüncü kişilere devrederek mal kaçırma olasılıkları bulunduğundan, bunun önlenmesi amacıyla dava konusu taşınmazlar üzerine tedbir konulmasına, bunun uygun görülmemesi halinde tapu kayıtlarına davalıdır şerhi işlenmesine karar verilmesi gerektiğini, yukarıda arz ve izah edilen ve Sayın Mahkemenizce re'sen göz önüne alınacak sair sebeplerle; öncelikle ihtiyati tedbir taleplerinin kabulü ile dava konusu ... ili ... İlçesi ... Mah. ... ada ... parsel .../.../... katta bulunan ... ... işyeri niteliğindeki taşınmaz ile ... ili ... İlçesi ... Mah. ... ada ... parsel ... katta bulunan işyeri niteliğindeki taşınmazların üçüncü kişilere devrinin önlenmesi için taşınmazlar üzerine öncelikle teminatsız olarak, talebin uygun görülmemesi halinde mahkemece belirlenecek uygun bir teminat karşılığı tedbir konulmasına ya da tedbir talebimiz kabul görmez ise taşınmaza "davalıdır" şerhi işlenmesine, davalı ...'in dava konusu taşınmaza karşılık ... yoluyla kazanmış olduğu ..., ... ada ... parsel ... m2 arsa olan taşınmaz üzerinde; ... Mah. ... arsa paylı ... Blok ... Kat. ... nolu mesken niteliğinde bulunan bağımsız bölümün davalının mal kaçırma tehlikesine ve davamızın bedel olarak kabulü ihtimaline binaen ihtiyaten haczine, aslen vekil eden şirkete ait olan ve muvazaalı işlemler sonucu iyiniyetli olmayan üçüncü kişi davalı ... adına tescilli bulunan taşınmazların tapu kaydının yolsuz olduğunun tespiti ile iptaline, taşınmazların vekil eden şirket adına kayıt ve tescil edilmesine, tapu iptali ve tescil yönündeki taleplerinin uygun görülmez ise, davaya konu taşınmazların rayiç değeri tespit edilerek, bu bedelin dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte, rayiç bedel belli olmadığı takdirde satış bedelinin devir tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte günümüz değerine güncellenerek ve değiştirilerek davalılardan alınarak vekil edene verilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılar üzerine yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekilinin cevap dilekçesinde özetle; dava değeri, davanın bu aşamasında, taşınmazların tapu değeri toplamı olan ...-TL'ye, kabul görmez ise davacı tarafça dava dilekçesinde belirtilen ...-TL'ye yükseltilmesi gerektiğini, ek kararla iyiniyetli 3. kişi olan müvekkilinin adına kayıtlı bulunan gayrimenkuller üzerinde açılmış davaya istinaden devir yasağı şerhi konmasına karar verdiğini, 6100 sayılı HMK 389. maddesinde ihtiyati tedbir kararı verilmesi için gereken şartların açılmış davada bulunmadığını, yargılama sırasında, davalı müvekkilinin taşınmazları 3. bir kişiye devretmesi halinde davacının 6100 sayılı HMK 125. maddesi gereğince davayı tazminat davasına dönüştürme hakkı zaten bulunduğunu, açılmış davanın terditli olması, gerekse 6100 Sayılı HMK'nın 125. maddesinde davacıya tanınmış seçimlik haklar HMK 389. maddede belirtilmiş olan ihtiyati tedbir kararının verilmesi için gereken şartların varlığını ortadan kaldırdığını, tedbirin kaldırılması konusundaki taleplerinin kabul edilmemesi halinde, mahkeme'den belirlenmiş olan teminat miktarının arttırılmasını, müvekkili tapuya güvenerek işlem yaptığı, iyiniyetli 3. kişi olduğunu, müvekkilinin mal kaçırma amacıyla hareket ettiğini iddia eden davacının, iddiasını ispatlaması gerektiğini, dava konusu ... ili ... ilçesi ... Mahallesinde kain, tapunun ... ada ve ... parseline kayıtlı ... ve ... nolu taşınmazlar, müvekkili davalı tarafından ... usulü ile ... tarihinde davalılardan ...'den devralındığını, bu ... işlemine karşılık da müvekkili, davalı ...'e ... ili ... ilçesi ... mevkiinde bulunan tapunun ... ada ... nolu parselinde bulunan taşınmazını devrettiğini, dava dilekçesinde ileri sürülen davacı şirket ve müvekkili dışındaki diğer davalılar arasında önceye dayalı husumetlerden ve davacı şirketin yapısından, müvekkili davalının ne davacı şirket ne de diğer davalılar ile hiçbir organik bağının olmadığı, ekonomik veya ticari hiç bir bağı, ilgisi ve alakası da bulunmadığını, davalı müvekkilinin, kendi mülkiyetindeki gayrimenkulü ... suretiyle davalı ...'e devrederek davalı ... adına kayıtlı olan taşınmazı devralmış üçüncü bir kişi olduğunu, davacının terditli davasındaki tali talebini taraflarına yükletilemeyeceğini, yokluklarında karar verilmiş ihtiyati tedbir kararına olan itirazlarının kabülünü ve tedbir kararının kaldırılmasını, mahkeme aksi kanaatte ise belirlenecek dava değeri oranında teminat miktarının yükseltilmesini, yargılama sonunda davanın iyiniyetli 3. kişi olan müvekkil davalı yönünden reddine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı üzerine bırakılmasını talep etmiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle ; dava konusu taşınmazların değerini davalılardan ... ile ... TL olarak kararlaştırdıklarını, ...'in Antalya ... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... esas sayılı dosyası ile şirketi temsile yetkili olarak atandığını, taşınmazların devrinin gerçek bir devir olduğunu aksi halde 3 yıl bekletilmeyeceğini, davalının ... yılında aldığı taşınmazdan bir gelir elde etmediğini, taşınmazın davacı şirket yetkilisi ... tarafından ... adıyla işletildiğini ve gelirinin ... tarafından alındığını, dolayısıyla müvekkilinin menfaati bulunmadığını, bu nedenlerle davanın reddini talep etmiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde ; Davacı şirketin ... yılında ... ve ... tarafından 2 ortaklı olarak kurulduğunu, %70 hissenin ...'e, %30 hissenin ...'e ait olduğunu, kurulduğu tarihten itibaren ... yıl süre ile ...'in şirket müdürlüğü yaptığını, ... tarihinde ...'in ortaklar kurulu toplanmış gibi karar alarak davalı ...'in %69 hissesini kendi üzerine geçirerek şirkette ki hissesini %99'a çıkarttığını, bunun üzerine Antalya ... ASTM'nin ... esas sayılı dosyasında yapılan yargılama ile ... adına atılan imzanın, ...'in eli ürünü olmadığının tespit edildiğini, mahkeme tarafından ... yıllık şirket müdürlüğü yetkisinin iade edildiğini, satışın yapıldığı tarihte ...'in şirket yetkilisi olduğunu, şirket ortağı ... tarafından ... yılında kendisi adına Gelir Vergisi Mükellefiyeti kaydı çıkartılarak ortağı olduğu şirket saf dışı bırakıldığını ve işletmeci olarak kendisini gösterdiğini, kendi adına gelir elde ettiği ve şirketi en az ... TL zarara uğrattığını, böylelikle ... tarafından şirketin işletmecisi olduğu ..., kendisi tarafından çok düşük bir bedel ile kiralanmış gibi gösterildiği ve buradan elde edilen tüm gelirin bizzat ...'e aktarıldığını, davacı şirketin ortağı ve yetkilisi olan ... tarafından muvazaalı işlemler ile önce şirketin borçlandırıldığını, ardından şirketin tek gelir kaynağı olan ... kendisine kiraya verilmiş göstererek şirketin kar etmesinin engellendiği gibi davalı ...'in şirket yetkilisi olduğu dönemde şirketi idare edememesi için şirket, yüksek oranda borçlandırıldığını, bu nedenlerle açılan davanın reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesini talep etmiştir.
Dava yolsuz tescil iddiasına dayalı tapu iptal tescil olmadığı taktirde taşınmaz bedelinin iadesine ilişkindir.
Davacının asıl talebi olan tapu iptali ve tescil talebi zorunlu arabuluculuk kurumuna başvuruya tabi değildir.
Dava, ilk önce, Antalya ... Asliye Hukuk mahkemesinin ... esasında görülmüş ve aşamalarda mahkemesince görevsizlik yönünde hüküm kurulmuştur ve görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemesi olduğuna dair karar verilmiştir.
Dosya mahkememize tevzi edilmiştir.
Görevsizlik kararı, ... tarihinde kesinleşmiştir ve dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesi talebi tarihi ... olmakla, usulen zamanında/zamanından önce talep mevcuttur.
Kural olarak söylemek gerekir ki; Süresi içinde görevli mahkemeye başvuru halinde, yeni mahkemede görülmeye başlayan dava, görevsiz mahkemede açılan davanın devamıdır. Tarafların görevsiz mahkemede yaptıkları usul işlemleri görevli mahkemede de geçerlidir ancak kural olarak görevsiz mahkemenin yaptığı usul işlemleri geçersizdir. Fakat, görevli mahkeme, görevsiz mahkemenin yapmış olduğu işlemleri, bunların tekrarlanması için bir sebep yoksa kararına esas alabilir.(KURU, Baki/ARSLAN, Ramazan/ YILMAZ, Ejder., Medeni Usul Hukuku, Yetkin Yayınları, Genişletilmiş 16. Baskı, Ders Kitabı, s. 156)
Mahkememizde de görevli mahkemenin Ticaret mahkemesi olduğu kanaati mevcuttur.
Burada usulen önemle belirtilmesi gereken bir noktaya değinmek gerekmektedir. Görevsiz mahkemedeki bir kısım duruşmalarda, ara karar ile celselerin gizli yapılmasına karar verilmiştir.
Aleniyet ilkesinde temel amaç yargılamanın kamuya açık olmasıdır. Duruşmanın gizli yapılmasına karar verilmesine rağmen dava sonunda verilen hüküm her zaman için aleni olarak tefhim edilir. Medeni usul hukukuna hakim olan ilkelerden olan alenilik ilkesi adil yargılanma hakkı ve hukuku dinlenilme hakkı çerçevesinde önem taşımaktadır. HMK'nın 24. ve devamı maddeleri, eski HUMK 149/1'den farklı olarak, kararların bildirilmesinin de aleni olduğunu düzenlemiştir. HMK'nın 28. maddesi ile, aleniyet ilkesi hükme bağlanmış olup, yargılamanın aleni ya da gizli yapıldığının mutlaka tutanağa yazılması gerektiği 154. maddede öngörülmüştür. A.İ.H.S.'nin 6. maddesinin 1. fıkrasında, adil yargılanma hakkı çerçevesinde aleniyet ilkesine yer verilmiştir. Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Beyannamesi 10. maddesi de, herkesin mahkeme tarafından davanın açık ve hakça görülmesini isteme hakkına yer vermiştir. Yargılama kural olarak aleni olmakla birlikte aksi şekilde gizlilik içinde de yapılabilir. HMK 295. maddesine göre, "Hüküm gizli müzakere edilerek hazırlanır ve alenen tefhim olunur." Buna ek olarak aleniyet ilkesine belirli istisnalar da getirilmiştir ki, duruşmanın gizli yapılması halinde HMK 28. maddesi 3. fıkrasına göre bunun gerekçesi esas hakkındaki kararda belirtilmelidir. Şu gerekçelerle, duruşmanın gizli yapılmasına karar verilebilir. Genel ahlakın ve kamu güvenliğinin kesin olarak gerekli kıldığı hallerde, küçüklerin yargılanması hallerinde, özel hükümlerin devreye girmesiyle özel hayatın gizliliği gerektirdiğinde, boşanma davalarında sebep gösterilerek duruşmanın gizli yapılmasına karar verilebilir veya davanın açık görülmesinin adaletin selametine zarar verebileceği özel durumlar mevcut olduğu takdirde duruşma gizli yapılabilir. Aleniyet ilkesine aykırı hareket edilmesi hükmü iptal edilebilir kılmaktadır. Aleniyet ilkesi gereği yargılama ve hükmün açıklanması aleni olacaktır.
Bu açıklamalar ışığında, görevsiz mahkemenin yerinde olmayan gerekçelerle gizli celseler yaptığı anlaşılmakla ve mahkememizin de ilk derece mahkemesi olduğunun kabulü ile, görevsiz mahkemenin aynı verdiği bir kısım kararların Antalya Bölge Adliye mahkemesince, gizli celse yapılmasının yerinde olmadığı gerekçeleriyle kaldırıldığı göz önüne alınarak (Antalya BAM 1. HD, 2023/14 E, 2024/134 K; 2022/987 E, 2023/1043; 2022/311 E, 2023/173 K sayılı vb. emsal ilamları), bu usuli kuralın üst mahkeme/BAM/Yargıtay incelmesine dosya gitmeden önce ilk derece yargılaması usulünde düzeltilmesi amacıyla her ne kadar ilgili gizli celselerde taraf vekilleri hazır da olsalar, mahkememizce tutanaklar, içerik tekrar huzurda okunmuştur ve buna ilişkin bir itiraz/beyan gelmemiştir. Mahkememiz, usuli eksikliğin giderildiği kanaatindedir.
Görevsiz mahkemece tanıklar dinlenmiştir.
Tanık ... duruşmada; "Ben davalı ... ve ...'ı tanıyorum. Patronumuz ...'in akrabalarıdır. Ben davacı şirkette yaklaşık ... yıldır çalışıyorum. Dava konusu taşınmazların devredildiğini biz sonradan öğrendik. Biz devirleri şirketin mal beyanı esnasında öğrendik. Ben patronum ...'ten öğrendiğim kadarıyla taşınmaz ...'ın üzerine geçtikten sonra ... ile aralarında karşılıklı mal değişimi yapmışlar. Ben şirketin yetkilisiyim. Muhasebe hesaplarını takip ediyorum. Baktığım zaman şirket hesaplarına geçen bir para göremedim. Patronum ... ile davalı yeğenleri arasında husumet olduğundan bu devirlerin olduğunu düşünüyorum. Dükkanın anahtarları yalnızca bendedir. Benim dışımda kimse orayı açamaz" şeklinde beyanda bulunmuştur.
Tanık ... duruşmada; "Davalılardan ...'i tanıyorum. Ben davacı şirketin muhasebe işlerini yürütüyorum. ... ve ... şirket ortağı idi. Bu ortaklığı iptal ettirmek için birtakım davalar açıldı. Kendileri hala ortaktır. Biz taşınmazların satıldığını ...'in eşi ...'ten öğrendik. ...'in anlattığına göre ortaklık esnasında şirket müdürü olarak ...'in mahkemece geçici görevlendirme yapıldığı esnada ... gidip taşınmazları devretmiş. Bu taşınmazların devrinden dolayı şirkete bir para girişi olmamıştır" şeklinde beyanda bulunmuştur.
Tanık ... duruşmada; "Ben şirketin ... ... mükellefim olur. Kendisini o sebeple tanırım. ... ve ...'in söylemesi üzerine davalı ...'nın ...'a devrettiği taşınmazlardan haberimiz oldu. Davalı ... bir ara mahkeme kararı ile geçici müdürlük yetkisi aldı. O esnada bu işlemleri yaptı diye biliyorum. Davalı ... tarafından taşınmazın satıldığına parasının alındığına dair bize bir bilgi verilmedi" şeklinde beyanda bulunmuştur.
Tanık ... duruşmada; "Davalı ... ve ... benim dükkan komşumun yeğenleridir. ... beyden taşınmazların ... tarafından ...'a devrini duydum. Ancak taşınmazların ...'a devrini duymadım. Ben ...'ı tanımıyorum. Bu satış ... ile ... arasında devam eden davanın sonuçlanmasına doğru yapılmış. Ben ...'nın taşınmazı ...'a ne kadara devrettiğini bilmiyorum" şeklinde beyanda bulunmuştur.
Tanık ... duruşmada; "Davalı ...'nın babası arkadaşım olur. Benim ... ve ... arasındaki taşınmaz satışından bilgim yoktur. Sadece babalarından satış yapıldı duydum. ...'ın babası bana yerinin olduğunu söyledi. Ben de davalı ...'in ağabeyi arkadaşım olan ...'a bu konuyu açtım. Bunun üzerine tarafları bir araya getirdim. Tarafların nasıl anlaştıklarını bilmiyorum. ... ve ... ...'i tanımıyor. Hepsini ben tanıyorum. Onları ben bir araya getirdim. Ben emlakçı değilim. ..." şeklinde beyanda bulunmuştur.
Tanık ... duruşmada; " Ben yalnızca davalı ...'ı tanıyorum. Onu da abisi ...'tan dolayı tanıyorum. Ben ...'in taşınmazı aldığı kısmı bilmiyorum. Ancak taşınmazın ondan başka kişiye satılması için bilgim vardır. Ben normalde taşınmazın değerine ... TL olması gerekirken yanlışlıkla ...'a ... TL olarak girdim. Ancak bu yanlışlığı sonra düzelttim. Ayrıca ... da taşınmaz ... TL'den satışa konulmuştu ..: ben taşınmazı gidip görmedim. Yalnızca uzaktan gördüm. İçine girmedim. O şekilde çekilen fotoğraflarla satışa sundum. Pazarlama sürecinin uzun olması sebebiyle taşınmazın içine girip fotoğraf çekmedim. Zira önce ilana koyuyoruz. Bazen acele olduğu durumlarda böyle yapabiliyoruz.." şeklinde beyanda bulunmuştur.
Tanık ... duruşmada; " Ben davalı ... ve ...'ı tanıyorum. Davalı ... Ortaokuldan arkadaşımdır. Davacı şirketi bilmiyorum. Davalı ... ve ...'ın yetkilisi olduğu şirketle ilgili uzun zaman geçmesi sebebiyle bir şey hatırlamıyorum. ... beni ... tarihinde aradı. Birlikte ...'ın ofisine gittik. ...'i ve yanındaki şahidi ilk kez o gün gördüm. Ben davalı ... ve ...'in nereden tanıştıklarını hatırlamıyorum. ... ve ... aralarında anlaştılar. ... kapora olarak ... TL elden para aldı. Ama kimin kime ne devrettiğini hatırlamıyorum" şeklinde beyanda bulunmuştur.
Tanık ... duruşmada; " Davalı ... çocukluk arkadaşım olur. Diğer davalıları tanımıyorum. ... ofise geldi. ...de dükkan var. Kapora verdiğine dair şahit olarak imza atar mısın dedi. Ben de tamam dedim. Ve ... TL kaparo verilince imza attım. Davalı ... ve ...'in nasıl tanıştıklarını bilmiyorum. Ben yalnızca kapora verildiğine dair imza attım. Bunun dışında onların ne şekilde anlaştıklarını bilmiyorum....Davacı vekilinin talebi üzerine tanıktan soruldu: Ben sürekli ... ile beraberim. Ancak biz kendisi ile bu tür alım satım mevzularından konuşmayız. Bu yüzden bu konuda başkaca bir bilgim yoktur" şeklinde beyanda bulunmuştur.
Görevsiz mahkemece dinlenen tanıkların, tekrar dinlenilmesinde bir sebep olmadığından tanıklar tekrar dinlenmemiştir.(KURU, Baki/ARSLAN, Ramazan/ YILMAZ, Ejder., Medeni Usul Hukuku, Yetkin Yayınları, Genişletilmiş 16. Baskı, Ders Kitabı, s. 156)
Dosyada, görevsiz mahkemede keşif icra edilmiş ve keşif sonucu düzenlenen ... tarihli bilirkişi raporunda özetle; ... mahallesi, ... ada, ... parsel sayılı taşınmaz, ... numaralı bağımsız bölümün (...) satış tarihi itibariyle arsa dahil bedelinin ... TL, ... tarihi itibariyle arsa dahil bedelinin ... TL, dava tarihi itibariyle arsa dahil bedelinin ... TL olduğu;... mahallesi, ... ada, ... parsel sayılı taşınmaz, ... numaralı bağımsız bölümün, kat ...'in satış tarihi itibariyle arsa dahil bedelinin ... TL, ... tarihi itibariyle arsa dahil bedelinin ... TL, dava tarihi itibariyle arsa dahil bedelinin ... TL olduğu; ... mahallesi, ... ada ... parsel sayılı taşınmaz, ...-... bağımsız bölüm, ... numaralı katın, satış tarihi itibariyle arsa dahil bedelinin ... TL, ... tarihi itibariyle arsa dahil bedelinin ... TL, dava tarihi itibariyle arsa dahil bedelinin ... TL olduğu hususları belirtilmiştir.
Bilirkişi raporu taraflara tebliğ edilmiş, itirazlar/beyanlar alınmıştır.
Mahkemece itirazların karşılanması amacıyla ek rapor alınmış ve ... tarihli ek raporda özetle; kök rapordaki her hangi bir değişiklik gerekmediği bildirilmiştir.
Bilirkişi raporu taraflara tebliğ edilmiş, itirazlar/beyanlar alınmıştır.
Görevsiz mahkemedeki ... tarihli celsede, davacı vekilinin, dosyanın yeni bir bilirkişiye tevdi talebinin müstemir yetkili hakim tarafından değerlendirilmesine dair ara karar kurulmuş ve devamında görevsizlik kararı verilmiştir.
Dosya mahkememize tevzi edildiğinde, karşılanmayan itirazlar da dikkate alınarak, mahallinde tekrar keşif ve bilirkişi incelemesi yapılmasına ve ayrıca davacı şirket ticari defterlerinin incelenmesine dair ara karar kurulmuştur.
... tarihli gayrimenkul değerleme uzmanı bilirkişi tarafından düzenlenen raporda özetle; taşınmazların mahallinde yapılan incelemesinde konumu, imar durumu, kullanma durumu, bina cepheleri, yüzölçümü, bina yaşı göz önünde bulundurularak, çevrede yapılan piyasa araştırmalarına göre; ... İli, ... İlçesi, ... Mahallesinde bulunan ... ada ... parsel numaralı ... m² yüzölçümlü arsa üzerine inşa edilen binanın ...+...+... katında bulunan, ... ... Katlı İşyeri nitelikli ... (...) bağımsız bölüm numaralı taşınmazın ... arsa payı ile birlikte; a) Davacı ... nin ...’e satış tarihi olan ve ...’in Davalı ... ile yaptığı ... ... tarihi itibariyle ...-TL.(...) b) ... Dava tarihi itibariyle ...-TL. (...) c) Huzurdaki Dosya Dava Tarihi olan ... tarihi itibariyle, ...-TL(...) ; ... İli, ... İlçesi, ... Mahallesinde bulunan ... ada ... parsel numaralı ... m² yüzölçümlü arsa üzerine inşa edilen binanın ...+...+... katında bulunan, İşyeri nitelikli ... (...) bağımsız bölüm numaralı taşınmazın ... arsa payı ile birlikte; a) Davacı ... nin ...’e satış tarihi olan ve ...’in Davalı ... ile yaptığı ... ... tarihi itibariyle ...-TL.(...) b) ... Dava tarihi itibariyle ...-TL. (...)c) Huzurdaki Dosya Dava Tarihi olan ... tarihi itibariyle, ...-TL. (...) ... İli, ... İlçesi ... İlçesi, ... Mahallesinde bulunan ... ada ... parsel numaralı ... m² yüzölçümlü arsa üzerine inşa edilen ... nin ... katında bulunan ... bağımsız bölüm numaralı taşınmazın ... arsa payı dahil; a) Davacı ... nin ...'e satış tarihi olan ve ...’in Davalı ... ile yaptığı ... tarihi ile, Davalı ... adına yapılan ... tescil tarihi itibariyle ...-TL. (...) b) ... Dava tarihi itibariyle ...-TL. (...) c) Huzurdaki Dosya Dava Tarihi olan ... tarihi itibariyle, ...-TL (...) olduğu belirtilmiştir.
Bilirkişi raporu taraflara tebliğ edilmiş, itirazlar/beyanlar alınmıştır.
... tarihli mali müşavir bilirkişi tarafından düzenlenen bilirkişi raporunda (raporda sehven ek rapor yazılmıştır) özetle; ... tarihli resmi senedin incelenmesi neticesinde dava konusu taşınmazların ...’e satıldığı ve satış bedelini nakden ve tamamen alındığının beyan edildiği, davacı tarafça 2013 yılı defteri kebir ve 2009 yılı karar defterinin ibraz edildiği, ibraz edilen davacı taraf defterlerinin Yeni TTK 64.maddesine göre 2013 yılına ait ibraz edilen defteri kebir defterinin açılış tasdikinin süresi içerisinde yaptırıldığı görülmüş olup 2013 yevmiye ve envanter defteri ibraz edilmediğinden 2013 yılı ticari defterlerinin usulüne uygun tutulup tutulmadığı ile ilgili bir tespit yapılamadığı, davacı vekilince ... tarihli dilekçede 2015-2016-2017 yılına ait ticari defterlerin ... ...’de olduğu beyan edilmiş olduğundan ... numaralı telefondan ... aranarak defterlerin incelemesinin yapılacağı söylenmiş olup ... tarafından ticari defterlerin kendisinde olmadığı defterleri ...’e teslim ettiklerinin beyan edildiği, bu nedenle 2015-2016-2017 yılları ticari in incelemediği, ibraz edilen karar defterinin tetkiki neticesinde en son kararın ... nolu karar olduğu bu kararda şirket müdürlüğüne 10 yıl süreliğine ...’in atanmasına karar verildiği, 2013 yılı kebir defterinin incelenmesi neticesinde ... hesabında ... adı altında ... TL’lik taşınmaz kaydı olduğu ancak taşınmazların detaylarının belli olmadığı, satışın yapıldığı dönem olan 2017 dönemi ticari defterleri de incelemediğinden ... tarafından gönderilen ... tarihinde davacı şirketi temsilen dava konusu taşınmazları satan ve resmi senette bedelleri aldığını beyan eden ...’in bu bedelleri şirkete yatırıp yatırmadığının tespitinin yapılamadığı, bunun tespiti için 2017 yılı ticari defterlerinin incelenmesi gerekmekte olduğu hususları belirtilmiştir. Aşamalarda raporda belirtilen 2017 ticari defterlerine ulaşılamamıştır. Davacı, davalı ...'in yetkili olduğu dönemin defterlerinin sunulamadığını belirtmektedir. Defter tarihleri gerçekten de davalı ...'in yetkili olduğu döneme ilişkindir. Ancak, aşağıda da ayrıntılı anlatıldığı üzere, hüküm dayanağı anılan kararın hukuki niteliğine ilişkin olduğundan ve yokluk hukuki yaptırımının her hangi bir hukuki forma dönüşerek işleme geçerlilik kazandırılması mümkün olmadığından, ticari defterlerin iş bu davada sonuca etkisi görülmemiştir. Bedellerin şirkete kaydedildiği yönünde bir belirleme ise dosya kapsamında başkaca bir belgeden de anlaşılamamaktadır. Bir kısım tanıklar da bedellerin şirkete girmediğini belirtmiştir.
Bilirkişi raporu taraflara tebliğ edilmiş, itirazlar/beyanlar alınmıştır.
Davacının asıl talebi tapu iptal tescile yöneliktir. Hemen belirtilmelidir ki; iddianın içeriği ve ileri sürülüş biçiminden davanın taşınmaz malın aynına ilişkin olduğu ve konusunu oluşturan hakkın para ile değerlendirilmesinin mümkün bulunduğu açıktır. Bu tür bir davada, HUMK'nun 413 ve 492 Sayılı Harçlar Kanununun 16.maddesi dava değerinin ve buna göre harcın alınmasında “…Değer ölçüsüne göre harca tabi işlemlerde (...) sayılı tarifede yazılı değerler esastır. Müdahalenin men'i tescil ve tapu kayıt iptali gibi gayrimenkulün aynına taalluk eden davalarda gayrimenkulün değeri nazara alınır…”hükmünü düzenlemiştir. Öte yandan, Harçlar Kanunu harç alınması veya tamamlanmasını yanların isteklerine bırakmamış, değinilen yönün mahkemece kendiliğinden (re'sen) gözetilmesini ve harcı yatırılmaması halinde de ne gibi bir mukteza tayin edileceğini 30. ve 32.maddelerinde hükme bağlamıştır. Hal böyle olunca, dava konusu taşınmazların değerinin belirlenmiş ve ... tarihli gayrimenkul değerleme uzmanı raporu gereği dava tarihine göre saptanan değer dikkate alınarak harç ikmali yaptırılmıştır.
Dosyaya dönüldüğünde; Davalı ...'in, devirden haberi olmadığını, dava dışı ...'e verdiği ve noterde hisse devri sözleşmesine dayanak olan vekaletnamenin kötüye kullanıldığını iddia ederek Antalya ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... E. Sayılı dosyasıyla işbu devir işlemlerinin iptali için dava açtığı; görülmekte olan davada Antalya ... Asliye Ticaret Mahkemesince ... tarihinde verilen ek karar ile dava dışı ...'in müdürlük ve şirket temsil yetkisi kaldırıldığı ve yerine davacı (huzurdaki davanın davalısı) ...'in temsile yetkili kılınmış olduğu, Antalya ... Asliye Ticaret Mahkemesince öncelikle ... E. ... K. Sayı ve ... tarihli karar ile davanın kabulüne (hisse devrinin iptaline) karar verilmiş olduğu, Antalya Bölge Adliye Mahkemesi ... E. ... K. Sayılı ilamı ile karar ... bakımından onanmış olduğu, ancak yapılan temyiz incelemesi neticesinde Yargıtay ... Hukuk Dairesinin ... E. ... K. Sayılı ve ... tarihli ilamı ile karar bozulmuş olduğu, Antalya Bölge Adliye Mahkemesi ... Hukuk Dairesinin bozma ilamına uyarak yaptığı yargılama neticesinde ... E. ... K. Sayılı ve ... tarihli kararı ile davacı (huzurdaki davanın davalısı) ...'in ikame etmiş olduğu davanın reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.
Dosya kapsamından, davalı ...'in taşınmazları ilk önce kardeşi diğer davalı ...'e devrettiği, sonrasında taşınmazların ... ...'a devredildiği anlaşılmaktadır. Davacının iddiası bu yönden muvazaaya dayanmaktadır. Yapılan devri görünüşte bir satış işlemi olmasına rağmen mal kaçırmak amaçlı yapılmış bir bağışlama olduğu iddia edilmiştir. Davacı, şirkete ait tüm malvarlığı olan dava konusu taşınmazların satışının mülga TTK m. 443/2 maddesi uyarınca genel kurulun alacağı özel bir yetki ile olabileceğini belirtmiştir.
TTK m. 634 gereği; Limited şirketlerde, Tasfiye usulü ile tasfiyede şirket organlarının yetkileri hakkında anonim şirketlere ilişkin hükümler uygulanır. Tasfiye üst başlıklı, TTK m. 634 gereği limited şirketlerde de uygulanma kabiliyeti olan, Aktifleri satma yetkisi başlıklı TTM m. 538/2 gereği; Önemli miktarda aktiflerin toptan satılabilmesi için genel kurulun kararı gereklidir. Bu karar hakkında 421 inci maddenin üçüncü ve dördüncü fıkraları uygulanır. TTK 421. maddeye yapılan atıf nedeniyle konuya ilişkin 421/3. maddesi incelendiğinde ise, şirketin işletme konusunun tamamen değiştirilmesi, imtiyazlı pay oluşturulması, nama yazılı payların devrinin sınırlandırılması hususlarında esas sözleşme değişikliğinde, sermayenin en az yüzde yetmişbeşini oluşturan payların sahiplerinin veya temsilcilerinin olumlu oylarıyla karar alınacağına yer verildiği görülmüştür. Yine konuya ilişkin Anonim Şirketlerin Genel Kurul Toplantılarının Usul Ve Esasları İle Bu Toplantılarda Bulunacak Bakanlık Temsilcileri Hakkında Yönetmeliğin Toplantı ve Karar Nisapları başlıklı 22. maddesinin 12. fıkrasında da ( TTK 421/3. maddesine benzer şekilde) "Genel kurul toplantısında, önemli miktarda şirket aktiflerinin toptan satışı kararı, şirket sermayesinin en az yüzde yetmişbeşini oluşturan pay sahiplerinin olumlu oylarıyla alınır. İlk toplantıda bu nisabın bulunmaması halinde, yapılacak ikinci toplantıda da aynı nisaplar aranır." hükmüne yer verilmiştir. 6102 sayılı TTK'nın 408/2-f. maddesinde önemli miktarda şirket varlığının toptan satışı genel kurulun devredilemez yetkileri arasında sayılmıştır. TTK m. 408/2-f kapsamında tasfiye halinde olmayan şirket için alınacak kararın olağan nisaplara tabi olduğu, TTK m. 421/3 maddesindeki ağırlaştırılmış nisabın tasfiye halindeki anonim şirketlere uygulanacağı (TTK m. 634 gereği limited şirketlere de) Yargıtay 11. HD'nin 2020/306 E, 2021/6945 K sayılı emsal ilamında da belirtilmiştir. Yine Yargıtay 11. HD, 21/01/2019 tarih, 2017/3458 esas, 2019/558 karar sayılı emsal ilamında da özetle şirketin tek taşınmazının satışı halinde şirketin gayrifaal hale geleceği belirtilerek, TTK m. 538/2 hükmünün yollamasıyla, TTK m. 421/3-4 hükmünün uygulanacağı belirtilmiştir.
Öğretide çoğunluk ve Yargıtay, toplantı ve karar yetersayılarına uyulmaksızın alınan kararların da yoklukla sakatlanacağı görüşündedir.(KIRCA, İsmail, Anonim Şirket Genel Kurul Kararlarının Hükümsüzlüğü, 3. Basım, On İki Levha Yayınları, İstanbul, 2022, s. 8-9; ÇAMOĞLU, Ersin/POROY, Reha/TEKİNALP, Ünal; Ortaklıklar Hukuku I, N. 921; PULAŞLI, Hasan, Şirketler Hukuku Genel Esaslar, 2020, s. 390) Bunun yanında önemle söylemek gerekir ki; 6102 sayılı TTK’nın 643. maddesinin yollamasıyla, TTK 538. maddesi (eTTK 443) uyarınca, şirket tasfiye aşamasında olmasa bile olsa, tasfiyeye yol açacak ölçüde şirket aktiflerinin toptan satılması şirket genel kuruluna ait mutlak bir yetkidir. Söz konusu yetkinin genel kurul yerine yönetim kurulu veya yöneticilerce kullanılması da yokluk sebebidir.(Yargıtay ... HD, ... E, ... K) Yokluk, bir hukuki işlemin doğabilmesi için öngörülen kurucu/şekli nitelikte olan emredici hükümlere aykırılık halidir. Bir başka deyişle, bir hukukî işlem, meydana gelişi bakımından emredici hukuk kurallarına aykırı ise o işlem yok hükmündedir. Meydana gelişe ilişkin olan emredici hukuk kuralları, hukukî işlemin unsurlarını oluşturan, onun mevcudiyet şartlarını belirleyen kurucu-şekli nitelikteki hükümlerdir. Yokluk yaptırımına tabi hukuki işlemlerde, hukuki işlem şeklen dahi meydana gelmemiştir ve hukuken yok olan bir işleme, hukuken tahvil yoluyla da hiçbir sonuç bağlanması mümkün değildir. Yokluk, bunu ileri sürme konusunda hukuki menfaati bulunan herkes tarafından her zaman ileri sürülebilir ve tespit ettirilebilir, hâkim tarafından da kendiliğinden dikkate alınır. Mahkemenin vereceği tespit hükmü, bu durumu açıklayıcı niteliktedir.(BAHTİYAR, Mehmet., Ortaklıklar Hukuku, 13. Bası, Beta, İstanbul 2019, s. 196; DURAL, Mustafa/SARI, Suat., Türk Özel Hukuku Cilt 1- Temel Kavramlar ve Medeni Kanunun Başlangıç Hükümleri, Filiz Kitapevi, İstanbul 2005, 164; EREN, Fikret., Borçlar Hukuk Genel Hükümler, 14. Bası, Yetkin Yayınları, Ankara 2012, s. 331.)
Davalı ...'in, şirkete ait ve tasfiye sonucu doğuracak/anlamı taşıyacak malvarlığı olan taşınmazları yalnızca şirket yetkilisi sıfatına dayanarak, TTK nın aradığı anlamda genel kurulda gerekli çoğunlukla karar alınmadan, elden çıkarması hukuken mümkün değildir. Yok hükmündedir.
Yine, dosyaya bakıldığında; Türk Medeni Kanunu’nun 705. maddesinin birinci fıkrası uyarınca (aynı maddenin ikinci fıkrasında sayılan istisnai nitelikteki tescilsiz kazanma hâlleri dışında) taşınmaz mülkiyetinin kazanılması, tescille olur. TMK’nın 1022. maddesinde de tescilin sonuçları düzenlenmiş ve birinci fıkrada aynî hakların kütüğe tescil ile doğacağı ve sıraları ile tarihlerini tescile göre alacakları hüküm altına alınmıştır. Ancak, tescilin aynî bir hüküm ve sonuç meydana getirebilmesi için geçerli bir hukukî sebebe dayanması gerekir. Çünkü, hukuk sistemimizde tapu kayıtlarının oluşumunda “illilik” diğer bir anlatımla “sebebe bağlılık” prensibi esas alınmış olup, bu prensip uyarınca tescilin geçerli ve haklı bir sebebe dayanması zorunluluğu bulunmaktadır. Bu husus TMK’nın 1015. maddesinin birinci fıkrasında; “Tescil, terkin, ve değişiklik gibi tasarruf işlemlerinin yapılabilmesi, istemde bulunanın, tasarruf yetkisini ve hukukî sebebi belgelemiş olmasına bağlıdır” şeklindeki ifade edildiği gibi, 1024. maddenin ikinci fıkrasında “Bağlayıcı olmayan bir hukukî işleme dayanan veya hukukî sebepten yoksun bulunan tescil yolsuzdur” şeklindeki hüküm ile daha açık olarak ifade edilmiştir. Yasa maddesindeki bu tanımdan anlaşılacağı gibi gerçek hak durumuna uymayan tescil, yolsuz tescildir. Bu yolsuz tescil durumu, tescilin kurucu unsurlarından biri veya bir kaçının eksik olması nedeniyle başlangıçtan itibaren söz konusu olabileceği gibi sakat bir terkin veya tadil yüzünden sonradan da oluşabilir. İllilik prensibi uyarınca tapu kütüğüne tescil, hukukî sebebe bağlı bir işlemdir. Burada sözü geçen hukukî sebep, aynî hakkı ya da mülkiyeti geçirme borcu doğuran hukukî işlem anlamında kullanılmaktadır. Tescilin taraflar arasında hukukî sonuç doğurması için hukukî sebebi doğuran borçlandırıcı işlemin esas ve şekil yönünden geçerli ve doğru bir işlem olması gerekir. Bu nedenle, tapu kütüğünde yapılan sebebe bağlı kazandırıcı tasarruf işlemlerinde, kazandırma sebepsiz ya da geçerli bir hukukî sebep olmaksızın yapılmış ise hiçbir hüküm ve sonuç doğurmaz. Böyle bir tescil yolsuzdur. (Yargıtay HGK, 2020/1-52 E, 2022/1233 K)
Bu bağlamda; Davalı ...'in, şirkete ait ve tasfiye sonucu doğuracak/anlamı taşıyacak malvarlığı olan taşınmazları yalnızca şirket yetkilisi sıfatına dayanarak, TTK nın aradığı anlamda genel kurulda gerekli çoğunlukla karar alınmadan, elden çıkarmasının hukuken mümkün olmaması, yok hükmün olması dikkate alınarak; ... tarafından da taşınmazların diğer davalı ...'a devri de yolsuzdur. Yukarıda da değinildiği üzere; Yokluk yaptırımına tabi hukuki işlemlerde, hukuki işlem şeklen dahi meydana gelmemiştir ve hukuken yok olan bir işleme, hukuken tahvil yoluyla da hiçbir sonuç bağlanması mümkün değildir, buna dayanarak hak elde etmek de hukuken mümkün değildir.
Tüm dosya kapsamı, tanıklar ..., ... ve ...'in taşınmazların devri karşılığında şirkete para girişi olmadığına yönelik beyanları, şirkete para girişinin olduğuna dair bir tespitin mevcut dosya kapsamında görülmemesi, aksi kabulde dahi hüküm dayanağının anılan kararın hukuki niteliğine ilişkin olduğundan ve yokluk hukuki yaptırımının her hangi bir hukuki forma dönüşerek işleme geçerlilik kazandırılması mümkün olmadığından, ticari defterlerin iş bu davada sonuca etkisinin olmadığının da kabulü, dava konusu taşınmazların ...'e satılmasının yok hükmünde olması, buna dayanarak taşınmazların diğer davalı ...'a devri de yolsuz olması karşısında; davanın, tüm davalılar yönünden kabulü ile; dava konusu, ... ili, ... ilçesi, ... mahallesi, Cilt/Sayfa no: ... olan ... ada ... parsel sayılı, ... (Bağımsız bölüm no ...) olan taşınmaz ile ... ili, ... ilçesi, ... mahallesi, Cilt/Sayfa no: ... olan ... ada ... parsel sayılı, Blok/Kat/Giriş-B.B.No: ... (Bağımsız bölüm no: ...) olan taşınmazların davalı ... üzerine olan tapu kayıtlarının iptali ile; davacı adına kayıt ve tesciline karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM/Ayrıntısı gerekçeli kararda açıklandığı üzere;
1-Davanın, tüm davalılar yönünden KABULÜ İLE; dava konusu, ... ili, ... ilçesi, ... mahallesi, Cilt/Sayfa no: ... olan ... ada ... parsel sayılı, Bodrum/Zemin (Bağımsız bölüm no ...) olan taşınmaz ile ... ili, ... ilçesi, ... mahallesi, Cilt/Sayfa no: ... olan ... ada ... parsel sayılı, Blok/Kat/Giriş-B.B.No: -...- (Bağımsız bölüm no: ...) olan taşınmazların davalı ... üzerine olan tapu kayıtlarının İPTALİ İLE; davacı adına KAYIT VE TESCİLİNE,
2-2004 sayılı İcra ve İflas kanunu m. 28 gereği; davacının talebine hacet kalmaksızın hükmün iş bu tefhimi ile beraber örneğinin tapu sicili dairesine, ilgili dairenin bu durumu hükmolunan taşınmazın kaydına Türk Medeni Kanununun 1010 uncu maddesinin ikinci fıkrası hükmüne tâbi şerh vermesi için bildirilmesine, verilen karar ileride davacının aleyhine kesinleşirse mahkememizce, derhal bu hükmün örneğinin de tapu sicili dairesine bildirilmesine,
3-Davacı tarafça yatırılan ... TL başvurma harcının mahsubu ile hazineye gelir kaydına,
4-Davacı tarafça başlangıçta yatırılan ... TL peşin harç ve aşamalarda yatan ... TL tamamlama harcı toplamı ... TL'nin mahsubu ile hazineye gelir kaydına, hüküm gereği alınması gerekli bakiye kalan ... TL harcın davalılardan müteselsilen alınarak hazineye gelir kaydına, (Hesaplama=... TL*68,31/1000=... TL - ... TL = ... TL)
5-492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 28. maddesi gereğince; bakiye harcın, kararın tebliğinden itibaren bir ay içinde ödenmesi gerektiğinden, kararın tebliğinden itibaren bir ay içinde ödenmeyen harç için -kanunen belirlenen sınır göz önünde tutularak- "harç tahsil müzekkeresi" yazılmasına, bakiye karar ve ilam harcının ödenmemiş olmasının, hükmün tebliğe çıkarılmasına, takibe konulmasına ve kanun yollarına başvurulmasına engel teşkil etmeyeceğinin bu şekilde hükümde belirtilmesine
6-Davacı tarafça yatırılan ve yukarıdaki (3) ve (4) numaralı hüküm fıkraları ile mahsup edilen toplamda ... TL'nin davalılardan müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
7-Davacı tarafça dosyada yapılan ve mahkememizce uyap sisteminden kontrol edilen (denetime elverişlilik açısından, uyap ekranında harç-masraf bölümü altında tahsilat reddiyat bilgileri başlığının içeriğinde masraflar açıkça yazmaktadır) posta-tebligat-bilirkişi-keşif ücreti gideri toplamı ... TL'nin davalılardan müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
8-Dava ile birlikte istenen tedbir talebi harca tabi olmadığı için dava açılırken alınan ... TL tedbir harcının davacı tarafa iadesine (ALDEMİR, Hüsnü., Hukuk Davalarında Yargılama Giderleri, Ankara 2009, s. 383; KAYA, Hasan, Yargılama Giderleri, Adalet Yayınevi, Ankara 2021, s. 18)
9-Uyaptan yapılan kontrolde ... tarafından yapılan ... TL'lik harcamanın adı geçen davalı üzerinde bırakılmasına,
10-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden; ... TL vekalet ücretinin davalılardan müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
11-Davacı tarafça yatan gider avansından harcanmayan kısmın hüküm kesinleştiğinde UYAP üzerinden kontrolü de sağlanarak davacı tarafa iadesine,
Dair, davacı vekilinin ve davalıların vekillerinin yüzlerine karşı, diğer davalıların yokluğunda, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 24/04/2024
Katip ...
¸e-imzalıdır
Hakim ...
¸e-imzalıdır