T.C.
ANTALYA
4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2023/309 Esas
KARAR NO: 2024/508
DAVA: Bankalarca Kullandırılan Ticari Kredilerden Ve Ticari Kredili Mevduatlardan Kaynaklanan Davalar (Menfi Tespit)
DAVA TARİHİ: 12/05/2023
KARAR TARİHİ: 18/07/2024
Mahkememizde görülmekte bulunan Bankalarca Kullandırılan Ticari Kredilerden Ve Ticari Kredili Mevduatlardan Kaynaklanan Davalar (Menfi Tespit) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının ... bankasından ticari kredi kullanıldığını ve ödenmeyen çek bedellerine istinaden Antalya Genel İcra Dairesi'nin ... E. Sayılı dosyası ile takip yapıldığını, takipte sabit % 36,36 faiz talebi ile dava tarihi itibari ile ... TL borçlu bulun bulunduğunu, öncelikle takip talebinde takip çıkışının ... TL iken takipte kesinleşen miktarın ... TL olarak takip kesinleştirildiğini ve bu tutar üzerinden faiz işletildiğini, takipte kesinleşen miktarınında usulsüz olduğunu, davalı bankanın davacının kullanmış olduğu Ticari Kredide ödeme palnında temerrüt faizi konusunda anlaşma yapılmadığını, akdi faizin % 50 fazlası temerrüt faizi uygulanacağının ek Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve Antalya Bölge Adliye Mahkeme kararında da açıkça belirtildiği gibi '' Ticari Kredilerde her kredi yönünden kredi ödeme planı ve kredi sözleşmesindeki Akdi ve Temerrüt Faizleri yazılı ise bu miktar üzerinden Temerrüt faizi konusunda anlaşma yapılmamış ise müşterinin kullanmış olduğu kredi akdi faiz oranın % 50 fazlası baz alınarak Temerrüt faizi uygulanması gerekeceği '' açık olduğunu, davacının ödenmeyen çek bedellerine istinaden TCMB'sının belirlemiş olduğu Reeskont faiz talep edilmesi gerekirken sabit % 36,36 faiz talep edilmesinin Merkez Bankasının değişen oranlarına açıkça aykırı olduğunu beyanla konusunda uzman bir bilirkişiden rapor alınarak Antalya Genel İcra Dairesi'nin ... E. Sayılı dosyasının dava tarihi itibari ile fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik ... TL borçlu olmadığının tespitine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP :Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davaya konu icra dosyası ve bağlantılı alacağı banka tarafından ... A.Ş’ye temlik edilmiş olup, vekâletname ve temlik beyannamesinin ekte sunulduğunu, davalı ... A.Ş. 5411 sayılı Bankacılık Kanunun 143.maddesi gereğince kurulduğunu, bu doğrultuda anılan kanun maddesi uyarınca 492 sayılı Harçlar Kanununa göre ödenecek harçlardan 14.10.2021 tarihinde yapılan kanun değişikliğiyle süresiz istisna olduğunu, zorunlu arabuluculuk yoluna başvuru yapılmadığını, davacının iddialarını kabul etmelerinin mümkün olmadığını, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2017/1650 E 2019/507 K sayılı ilamında da belirtildiği üzere "...Ticari işlere ilişkin düzenlemelerin bulunduğu 6102 sayılı TTK’nın 8/1. maddesinde; ticari işlerde faiz oranının serbestçe belirleneceği, 9/1. maddesinde; ticari işlerde kanuni, anapara ile temerrüt faizi hakkında ilgili mevzuat hükümlerinin uygulanacağı hükme bağlanmış olup bu maddede gönderme yapılan ilgili mevzuat 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun’dur. 3095 sayılı Kanunun 1/1. maddesinde, Borçlar Kanunu ve Türk Ticaret Kanunu’na göre faiz ödenmesi gereken hâllerde, miktarı sözleşme ile tespit edilmemişse faiz oranının yıllık % 12 olacağı düzenlenmiştir. Fakat Bakanlar Kurulu, Kanun’un ½. maddesinden aldığı yetkiye dayanarak 01.01.2006 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere ticari işlerde kanuni faiz oranını % 9’a indirmiştir. Görüldüğü üzere Türk Ticaret Kanunu ve 3095 sayılı Kanun’da ticari işlerde akdi faizi sınırlayacak bir hüküm bulunmamaktadır.6102 Sayılı TTK’nın 8. ve 9. maddelerinin gerekçesinde; ticarî işlerde faiz oranının serbestçe tayin olunacağı hususunun Türk Ticaret Kanunu’nda temel bir ilke olarak yer alması gerektiği, ticarî işlerde temel bir kanun olarak Türk Ticaret Kanunu’nun konunun düzenlenmesi gereken yer olduğu, ayrıca bir kanunun sadece kendi kapsamındaki konuları düzenlemesi, bunlara ilişkin hüküm koyması gerektiği, bu sebeple hükmün mülga 6762 sayılı TTK’da olduğu gibi ticarî işlere özgülendiği, 6762 sayılı TTK’da kullanılan "tayin olunabilir" ibaresinin ilke ile bağdaşmayan gereksiz bir esnekliğe yer verdiği, ilkenin tam olarak öngörülebilmesi için kesin bir ifade kullanılması gerektiği, bu sebeple ibarenin "belirlenir" şeklinde düzeltildiği vurgulanmıştır.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 sayılı TTK'nın 8/1. maddesinde ticari işlerde faiz oranının serbestçe belirleneceği hükmüne aynı maddenin 3. fıkrasında tüketicinin korunmasına ilişkin hükümlerin saklı tutulacağına ilişkin bir istisna getirilmiş ise de başkaca bir istisna bulunmamaktadır. Aynı Kanunun 9. maddesinde, ticari işlerde kanuni, anapara ile temerrüt faizi hakkında ilgili mevzuat hükümlerinin uygulanacağı hükme bağlanmıştır. Anılan hükümde sözü edilen ilgili mevzuatın 3095 sayılı Kanun hükümleri olduğunun, akdi faiz oranı yönünden bir sınırlama getirmediğinin ve 6102 sayılı TTK'nın 8. ve 9. maddelerinin ticari işler bakımından özel hüküm niteliğinde olup ticari işlerde bu hükümlerin uygulanması gerektiğinin, başka bir anlatımla 6098 sayılı TBK'nın 88. ve 120. maddeleri hükümlerinin ticari işlerde uygulanamayacağının kabulü gerekirTicari işlere ilişkin düzenlemelerin bulunduğu 6102 sayılı TTK’nın 8/1. maddesinde; ticari işlerde faiz oranının serbestçe belirleneceği, 9/1. maddesinde; ticari işlerde kanuni, anapara ile temerrüt faizi hakkında ilgili mevzuat hükümlerinin uygulanacağı hükme bağlanmış olup bu maddede gönderme yapılan ilgili mevzuat 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun’dur. 3095 sayılı Kanunun 1/1. maddesinde, Borçlar Kanunu ve Türk Ticaret Kanunu’na göre faiz ödenmesi gereken hâllerde, miktarı sözleşme ile tespit edilmemişse faiz oranının yıllık % 12 olacağı düzenlenmiştir. Fakat Bakanlar Kurulu, Kanun’un ½. maddesinden aldığı yetkiye dayanarak 01.01.2006 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere ticari işlerde kanuni faiz oranını % 9’a indirmiştir. Görüldüğü üzere Türk Ticaret Kanunu ve 3095 sayılı Kanun’da ticari işlerde akdi faizi sınırlayacak bir hüküm bulunmamaktadır. 6102 Sayılı TTK’nın 8. ve 9. maddelerinin gerekçesinde; ticarî işlerde faiz oranının serbestçe tayin olunacağı hususunun Türk Ticaret Kanunu’nda temel bir ilke olarak yer alması gerektiği, ticarî işlerde temel bir kanun olarak Türk Ticaret Kanunu’nun konunun düzenlenmesi gereken yer olduğu, ayrıca bir kanunun sadece kendi kapsamındaki konuları düzenlemesi, bunlara ilişkin hüküm koyması gerektiği, bu sebeple hükmün mülga 6762 sayılı TTK’da olduğu gibi ticarî işlere özgülendiği, 6762 sayılı TTK’da kullanılan "tayin olunabilir" ibaresinin ilke ile bağdaşmayan gereksiz bir esnekliğe yer verdiği, ilkenin tam olarak öngörülebilmesi için kesin bir ifade kullanılması gerektiği, bu sebeple ibarenin "belirlenir" şeklinde düzeltildiği vurgulanmıştır. 07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 sayılı TTK'nın 8/1. maddesinde ticari işlerde faiz oranının serbestçe belirleneceği hükmüne aynı maddenin 3. fıkrasında tüketicinin korunmasına ilişkin hükümlerin saklı tutulacağına ilişkin bir istisna getirilmiş ise de başkaca bir istisna bulunmamaktadır. Aynı Kanunun 9. maddesinde, ticari işlerde kanuni, anapara ile temerrüt faizi hakkında ilgili mevzuat hükümlerinin uygulanacağı hükme bağlanmıştır. Anılan hükümde sözü edilen ilgili mevzuatın 3095 sayılı Kanun hükümleri olduğunun, akdi faiz oranı yönünden bir sınırlama getirmediğinin ve 6102 sayılı TTK'nın 8. ve 9. maddelerinin ticari işler bakımından özel hüküm niteliğinde olup ticari işlerde bu hükümlerin uygulanması gerektiğinin, başka bir anlatımla 6098 sayılı TBK'nın 88. ve 120. maddeleri hükümlerinin ticari işlerde uygulanamayacağının kabulü gerekir..." diyerek ticari işlerde faiz serbestsi olduğunun açık bir şekilde belirtildiğini, Yargıtay 19. HD., E. 2014/20225, K. 2015/7696, T. 26.5.2015. Aynı yönde: Yargıtay 19. HD., E. 2014/7312, K. 2014/10600, T. 5.6.2014. Yargıtay 19. HD., E. 2014/13575, K. 2015/7002, T. 12.5.2015. Yargıtay 19. HD., E. 2014/11372, K. 2014/13738, T. 8.9.2014. Yargıtay 19. HD., E. 2014/8565, K. 2014/10978, T. 12.6.2014. Yargıtay 19. HD., E. 2014/11372, K. 2014/13738, T. 18.9.2014. Yargıtay 19. HD., E. 2014/8565, K. 2014/10978, T. 12.6.2014. Yargıtay 19. HD., E. 2014/7350, K. 2014/10605, T. 5.6.2014. Yargıtay 19. HD., E. 2013/10777, K. 2013/14096, T. 18.9.2013. bir çok kararında "...Dava, genel kredi sözleşmesinden kaynaklanıp ticari kredi uyuşmazlığına dayandığından somut olayda faiz T.T.K’nun 8. maddesi uygulanır. Yani ticari işlerde faiz serbestçe kararlaştırılır. Somut olayda 6098 sayılı TBK’nun 88. ve 120.. maddelerinin uygulama yeri bulunmamaktadır.” Yargıtay 19. HD., E. 2015/3157, K. 2015/9709, T. 30.6.2015. “Taraflar arasında düzenlenen sözleşmeler “genel kredi sözleşmesi” başlıklı olup, kullandırılan krediler de ticari niteliktedir. 6098 sayılı T.B.K.nın 120. maddesinde temerrüt faizi yönünden bir sınırlama getirilmiştir. 6101 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un 7. maddesinde ise T.B.K.nın 120. madde hükmünün görülmekte olan davalarda uygulanacağı hükme bağlanmıştır. Bununla birlikte 1.7.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 sayılı T.T.K.nın 8/1. maddesinde, ticari işlerde faiz oranının serbestçe belirleneceği hükme bağlanmış, aynı maddenin 3. fıkrasında ise tüketicinin korunmasına dair hükümler saklı tutulmuş, başkaca bir istisna getirilmemiştir. 6102 sayılı T.T.K.nın 9. maddesinde ticari işlerde; kanuni anaparayla temerrüt faizi hakkında ilgili mevzuat hükümlerinin uygulanacağı hükme bağlanmıştır. Anılan yasa hükmünde sözü edilen ilgili mevzuatın 3095 sayılı Kanun hükümleri olduğunun ve 6102 sayılı T.T.K.nun 8. ve 9. maddelerinin ticari işler bakımından özel hüküm niteliğinde olduğundan ticari işlerde bu hükümlerin uygulanması gerektiğinin, başka bir anlatımla 6098 sayılı T.B.K.nın 88. ve 120 maddeleri hükümlerinin ticari işlerde uygulanmayacağının kabulü gerekir. Mahkemece bu yönler ve taraflar arasındaki genel kredi sözleşmesinde kararlaştırılan faiz oranları gözetilmeksizin yazılı şekilde hüküm kurulması da doğru görülmemiştir...” denildiğini beyanla davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretini davacı yan üzerinde bırakılmasını, aksi halde kusurları bulunmadığından aleyhe olan vekalet ücreti ve yargılama giderlerine hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
... Bankasına yazılan müzekkeremize gelen cevabi yazı dosyamız arasına alınmıştır.
... yazılan müzekkeremize gelen cevabi yazı dosyamız arasına alınmıştır.
Antalya Genel İcra Dairesine yazılan müzekkeremize gelen cevabi yazı ile uyap sistem üzerinden gönderilmen ... esas sayılı takip dosyası dosyamız arasına alınmıştır.
12/06/2024 tarihli raporda özetle; " ...davacı ...’in, Antalya Genel İcra Dairesi,
... Esas Sayılı Takip Dosyasında ... dava tarihi itibariyle borcunun ...-TL. olarak hesaplandığı, dava tarihini takiben asıl alacağın taksitli ticari krediden kaynaklı ...-TL.’sinin %23,40 temerrüt faizine, çek bedeli kredisinden kaynaklı ...-TL.’sinin %30,24 temerrüt faizine tabi olduğu,
5941 sayılı Çek yasasının 3/9 maddesine göre, çekin üzerinde yazılı baskı tarihinden itibaren beş yıl içinde ibraz edilmemesi halinde, muhatap bankanın yasal garanti bedeli ödeme yükümlülüğünün sona ereceği dikkate alınarak, çek yapraklarının baskı tarihinden itibaren beş yıllık süre kaydı şartıyla depo talebinde bulunabileceği ancak 5 yıllık süre zarfında ...-TL. tutarlı depo bedeli talep edilen çeklerin nakde döndüğüne dair bir belgenin dosyada bulunmadığı,
... tarihli ön raporumuzda dosya kapak hesabında asıl alacağın mükerrer olarak hesaplamaya dâhil edildiği şüphesiyle dava tarihi itibariyle düzenlenmiş doğru kapak hesabı talep edilmesine rağmen dosyaya yeni kapak hesabının tevdi edilmediği bu nedenle mevcut dosya kapak hesabı ile karşılaştırma yapıldığı..." sonuç ve kanaatine varıldığı belirtilmiştir.
Davacı vekilinin sunduğu ... tarihli ıslah dilekçesinde özetle; ... TL fazlaya dair açmış oldukları dava da dava tarihi itibari ile mükerrer asıl alacaktan dolayı işlemiş faizin ... TL çıktığını, faize işletilen BSMV'nin de ... TL çıktığını, icra dosyası kapak hesabında işlemiş faiz ve BSMV tutarının ... TL + ... TL = ... TL olduğunu, asıl alacağın mükerrer girilmesinden dolayı işlemiş faizinde mükerrer iki katı olduğu açık olup icra dosyası kapak hesabında asıl alacağa işlemiş faiz ve BSMV tutarının ... TL olması gerektiğini, bilirkişi işlemiş faiz ve BSMV yönünden davacının dava tarihi itibari ile ... TL + ... TL = ... TL borçlu olmadığı yönünde rapor düzenlemiş olup ... TL - ... TL = ... TL dava tarihi itibari ile davacının borçlu olmadığının bilirkişi raporu ile kanıtlanmış olup dava değerini bilirkişi raporu doğrultusunda ... TL olarak ıslah ettiklerini beyan etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, menfi tespit davasıdır.
Dava dilekçesindeki anlatım içeriği dikkate alındığında, talebin faize yönelik menfi tespit talebi olduğu anlaşılmaktadır.
Gerçekte var olmayan bir borç ya da geçersiz bir hukuki ilişki nedeniyle icra takibine maruz kalması muhtemel olan veya icra takibine maruz kalan bir kimsenin (borçlunun) gerçekte borçlu bulunmadığını ispat için açacağı dava, menfi tespit olarak adlandırılmaktadır. Menfi tespit davasında amaç bir hukuki ilişkinin veya bir hakkın gerçekten mevcut olmadığının tespitine yöneliktir. Başka bir deyişle hukuki bir yarar bulunması koşuluyla sonuçta alacak-borç ilişkisi doğuracak bir durumun olmadığının tespiti amaçlanır. Menfi tespit davası, normal bir hukuk davası gibi açılır. Borçlu, itirazın kaldırılması sırasında tetkik merciinde (m. 68-68a) ileri sürüp ispat edemediği itiraz ve def’ilerini, menfi tespit davasında yeniden ileri sürebilir; çünkü itirazın kaldırılması kararı, menfi tespit davasında kesin hüküm teşkil etmez. Nitekim aynı ilkeler, T.C. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 17.03.2010 gün ve 2010/19-123 E. 2010/154 K; 07.12.2011 gün ve 2011/13-576 E. 2011/747 K sayılı kararında da vurgulanmıştır. (T.C. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu., 2011/19-622 esas, 2012/9karar, Tar. 18/01/2012)
İlkesel olarak yargı kararlarına bakıldığında; Kısmi menfi tespit davası açılamaz. Böye bir durumda, mahkemece harcın tamamlattırılması gerekir.(Yargıtay 19. HD., 2016/20400 E., 2018/5505 K., 2012/8341 E, 2013/3997 K, 2015/14071 E, 2016/2564 K, 2015/7720 E, 2016/4845 K, 2016/7775 E, 2017/4600 K, 2016/14070 E, 2017/7936 K, 2016/19417 E, 2018/4868 K, 2017/2989 E, 2019/798 K sayılı emsal ilamları ve Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. HD., 2019/151 E, 2019/1938 K sayılı emsal ilamı)
Ancak, somut olayda, talep faiz oranına ve dolayısıyla sonuç miktara ilişkin olduğundan kısmi dava açılmasında bir usulsüzlük yoktur.
Menfi tespit davalarında tarafların haklılık durumunun dava tarihi itibariyle tespiti gerekir.(Yargıtay 19. HD., 2018/3676 E, 2020/106 K; 2017/3407 E, 2019/2006 K; 2014/20597 E, 2015/11667 K)
İcra dosyası uyap üzerinden dosya arasına alınmıştır.
Dosya bankacı bilirkişiye tevdi edilmiş bilirkişi raporunda: Dosyada yer alan banka kayıtlarının ve Uyap üzerinden dava dosyasına eklenmiş olan Antalya Genel İcra Dairesinin, ... Esas sayılı takip dosyasının ve ... tarihinde alınan ... tarihli dosya kapak hesabının incelenmesi neticesinde;
Davacı ile dava dışı temlik eden banka arasında ... TL limitli Genel Kredi Sözleşmesi temelli taksitli ticari kredi hesabı sözleşmesi, gayri nakdi çek hesabı sözleşmesi imzalandığı, sözleşmelere istinaden davacının, temlik eden Banka nezdinde çek karnesi, ticari mevduat hesabı, taksitli ticari kredi ürünlerini kullandığı, bu minvalde bankanın kayıtlarında ticari nitelikli olarak işlem gördüğü, Yargıtay emsal kararları gereği, ticari işlerde, icra ödeme emrinde kat edildiği tarihe kadar işleyen akdi faiz ve ferilerin ilavı le oluşacak asıl alacak tutarının talep edilmesinin mümkün olduğu, 5464 Sayılı Kanun gereğince, yukarıdaki tabloda detaylı olarak gösterildiği üzere, tarafımızca T.C. Merkez Bankası tarafından belirlenen, dönemine uygun, değişen oranlarda akdi ve temerrüt faiz oranlarının uygulanması neticesinde; Davacının Antalya Genel İcra Dairesinin, ... Esas sayılı ilamsız takip dosyası altında, dava tarihi itibariyle toplam borcunun ... TL olarak hesaplandığı belirtilmiştir.
Talep faize ilişkindir ve dosya arasında kapak hesabı mevcuttur.
Davacı davasını ıslah etmiştir ve ıslah dilekçesi davalıya tebliğ edilmiştir.
Tüm dosya kapsamı, bilirkişi raporu içeriğine göre, davacının bilirkişi raporundaki toplam miktarlar arasındaki farka ilişkin talepte bulunduğu, talebin ise sadece faize ilişkin olduğu, talep miktarı, bilirkişi raporundaki faize ilişkin fark miktarı göz önüne alınarak; davanın kısmen kabulü ile; davacının, Antalya Genel İcra dairesinin ... esas sayılı takip dosyasında, dosya içerisinde mevcut icra dosyasında ... tarihinde alınan ... kapak hesabında bildirilen ... TL toplam faizin ... TL’sinden borçlu olmadığının tespitine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar vermek gerekmiştir.
Son olarak belirtmek gerekir ki;
Yargıtay 19. HD., 2020/237 Esas, 2020/805 Karar sayılı, 04.06.2020 Tarihli, "Bölge Adliye Mahkemeleri'nin Kesin Nitelikteki Kararları Arasındaki Uyuşmazlığın Giderilmesine Yönelik" vermiş olduğu ilamında; ticari nitelikteki menfi tespit davalarında dava açılmadan önce arabuluculuğa gidilmesinin zorunlu olmadığına ve arabulucuya gidilmiş olmasının bir dava şartı olmadığına karar verilmiştir.(Benzer yönde Yargıtay 11. HD., 2020/4396 E, 2021/3198 K; 2020/6050 E, 2021/4519 K) Her ne kadar 7445 sayılı İcra ve İflas Kanunu İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun gereği Ticari davalardan, konusu bir miktar para olan itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında arabuluculuğun zorunlu dava şartı olduğu hüküm altına alınmış ise de bu kanun maddesi dava tarihi itibariyle de yürürlükte değildir.(Yürürlük Tarihi 01/09/2023)
HÜKÜM: Ayrıntıları yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın kısmen KABULÜ İLE; davacının, Antalya Genel İcra Dairesi ... E. sayılı takip dosyasında ... tarihinde alınan ... tarihli kapak hesabında bildirilen ... TL toplam faizin ...TL sinden borçlu olmadığının tespitine, fazlaya ilişkin talebin reddine,
2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan harçlar tarifesine göre alınması gereken ... TL nisbi harçtan davacının yatırdığı ... TL peşin harç, ... TL tamamlama harcı olmak üzere toplam ... TL’nin mahsubu ile kalan ... TL karar ve ilam harcının davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
3-Davacı tarafından yatırılan toplam peşin harç ... TL’nin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,
4-Davacı tarafından yapılan ve UYAP sisteminde dökümü bulunan toplam ... TL masrafın kısmen kabul kısmen red oranına(... / ...) göre hesaplanan ... TL’sinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, artan gider avansının resen HMK 333. maddesi gereğince karar kesinleştikten sonra masrafı kendisine ait olmak üzere davacının göstereceği bir IBAN/hesap numarasına yatırılmasına ancak hesap numarası bildirilmemiş veya bildirilmez ise masrafı avanstan karşılanmak suretiyle PTT merkez ve işyerleri vasıtasıyla adreste ödemeli olarak gönderilmesine,
5-Davacı kendini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT ye göre hesaplanıp takdir olunan ... TL nisbi vekâlet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren davacı yönünden KESİN; davalı yönünden HMK'nin 345/1 maddesi gereğince iki hafta içerisinde mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere başka bir yer mahkemesine dilekçe verilmek suretiyle Antalya Bölge Adliye Mahkemesi ilgili hukuk dairesince incelenmesi için tarafların istinaf yoluna başvuru hakkı kabil kalmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 18/07/2024
Katip ...
¸E- İmzalı
Hakim ...
¸E- İmzalı