T.C.
ANTALYA
4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2023/374
KARAR NO: 2024/464
DAVA: İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)
DAVA TARİHİ: 06/06/2023
KARAR TARİHİ: 03/07/2024
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;
... tarihinde müvekkil şirket ... hesabından ticari ilişkisi olan ... firmasına ... TL göndermek istediğini, ancak borçlunun hesabının bulunduğu ... ve alıcı adı kontrolü yapmaksızın banka hesabına müvekkil şirketin hiçbir borcu olmadığı halde ... TL geçirildiğini, davalının sehven hata ile hesabına gönderilen paranın iadesinin yapılması için Antalya ...Noterliği ... tarihli ... yevmiye numaralı ihtarı gönderildiğini, ancak geri ödeme sağlanamadığını, bunun üzerine Antalya Genel İcra Dairesi'nin .../... Esas sayılı dosyası ile borçlu aleyhine icra takibi başlatılmış kendisine ödeme emri gönderilmiş, borçlu tarafından ödeme emrine itiraz edilmiş ve takip durmuş olup, davalı borçlunun sebepsiz yere zenginleştiğini, davalının borca itiraz etmekte haksız ve kötü niyetli olduğunu, huzurdaki dava yöneltilmeden önce alternatif çözüm yolu olan dava şartı arabulucuya başvurulduğunu, .../... Dosya no anlaşmaya varılamadığını, sayılan nedenlerle, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile; Davanın kabulü ile, davalının yerinde olmayan Antalya Genel İcra Dairesi'nin .../... Esas Sayılı Dosyası itirazların iptaline takibin devamına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı her hangi bir cevap dilekçesi vermemiş ve böylelikle 6100 sayılı HMK m. 128 gereği, davacının dava dilekçesinde ileri sürdüğü vakıaların tamamını inkâr etmiş sayılmıştır.
Aşamalarda, davalı vekili, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Her ne kadar davalı icra dosyasına vekil aracılığı ile itiraz etmiş ise de mahkememizce asile tebligat yapılarak taraf teşkili sağlanmıştır. Çünkü; Ayrıntısı 2021/1 E., 2022/3 K. Sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararında da anlatıldığı üzere; Vekilin umumî vekâletname ile yetkilendirilmiş olması, müvekkilin talimatı olmadan tüm davaları takip etme yetki ve zorunluluğunu ona yüklemez. Örneğin, hakkında icra takibi yapılan borçlu, vekili aracılığıyla takibe itiraz etmiş olsa dahi, alacaklının açtığı “itirazın iptali davası” bakımından, borçlunun takibe itiraz aşamasında tayin ettiği vekilin, bu davada da yetkili bulunup bulunmadığı davanın açılması sırasında belirli olmadığından, dava dilekçesinin vekil yerine asile tebliği gerekir. Aksi takdirde usulüne uygun şekilde taraf teşkili sağlanmış olmaz. Bu itibarla bir davada vekilin temsil yetkisinin olup olmadığı mahkemece kendiliğinden araştırılmalıdır (Benzer yönde; Yargıtay 15. HD., 02.11.2004 T., 2004/2041-5550 sayılı kararı; Yargıtay 9. HD., 18.09.2013 T., 2011/25392 E., 2013/23002 K.; Yargıtay 22. HD, 23.06.2020 T, 2017/29927 E., 2020/7453 K.; Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 10. HD., 2019/794 E., 2019/888 K; Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. HD., 29/12/2017 T, 2017/1262 E., 2017/1552 K.)
Dava, itirazın iptali talebinden ibarettir.
Belirtmek gerekir ki; Genel haciz yoluyla ilamsız icra takiplerinde borçlunun itirazı üzerine takip durur ve alacaklının takibin devamını sağlamaya yarayan imkanlarından biri İcra İflas Kanunun 67. maddesinde öngörülen itirazın iptali davasıdır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2013/19-2415 esas, 2015/2335 karar sayılı emsal ilamında da belirtildiği üzere; İtirazın iptali davası, müddeabihi takip konusu yapılmış ve borçlunun itiraz etmiş olduğu alacak olan, normal bir alacak (eda) davasıdır. Takip alacaklısı tarafından (süresi içinde) ödeme emrine itiraz etmiş olan borçluya karşı açılır; yani davacı alacaklı, davalı ise takip borçlusudur. Davacı alacaklı bu davada, borçlunun itiraz etmiş olduğu alacağın mevcut olduğunu bildirerek, borçlunun itirazının iptaline karar verilmesini (ve istiyorsa, borçlunun icra inkar tazminatına mahkûm edilmesini) talep eder (KURU, Baki: İcra ve İflas Hukuku El Kitabı, Türkmen Kitabevi, İstanbul, Kasım 2004, s. 220-221). Bu davada, ispat yükü kural olarak/aksi kanunen öngörülmedikçe davayı açan alacaklıda olup, alacaklı alacağını ispatla yükümlüdür. Genel hükümler dairesinde her türlü delille ispat edilecek alacak ta yine takip talepnamesine konu olan ve borçlu yanca itiraza uğrayan alacaktır. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu., 2006/19-260 esas, 2006/251 karar)
Dosyaya bakıldığında, ilgili icra dosyası, uyap üzerinden dosya ile ilişkilendirilmiştir.
Mahkememizce davacının ticari defterlerinin incelenmesine dair ara karar kurulmuştur ve bilirkişi incelemesine karar verilmiştir.
18/04/2024 tarihli bilirkişi raporunda özetle; Davacı şirketin dosya kapsamına incelemeye ibraz edilen ... yılı ticari defter kayıtlarını ... Seri No lu Elektronik Defter Tutma Genel Tebliğ uyarınca elektronik ortamda (e-Defter) tuttuğu, bu hususla ilgili Mali Mühür, E İmza, Berat ve Elektronik Sisteme sahip olduğu, Davacı şirketin 2022 yılı ticari defterlerinin açılış ve kapanış işlemlerinin/beratlarının kanuni süresinde ve usulüne uygun yapıldığı, Davacı tarafın 2022 yılları ticari defterlerinin TTK’na göre usulüne uygun tutulduğu, kayıtların yasanın cevaz verdiği süre içerisinde usulüne uygun işlendiği, bu haliyle Davacı şirketin ... yılı ticari defterlerinin üzere sahibi lehine delil olma niteliğini taşıdığı, Davacının ... yılı ticari defter kayıtlarında Davalı ...’a ait carisinin muavin kaydını ... hesap kodundan takip ettiği, Davacı şirketin ... yılı ticari defter kayıtlarında yukarıda yer alan muavin kaydından anlaşıldığı üzere Davacının Davalıdan ... tarihi itibariyle ... TL Alacaklı olduğu gözüktüğü, Davacı şirket ticari defter kayıtlarında Davalı tarafça Davacı adına bu tutara ilişkin düzenlenmiş herhangi bir ürün satışı, mal teslimi veya faturaya rastlanılamadığı, Yine Davacı şirketin ... yılı ticari defter kayıtlarında dava dışı ...’ne ilişkin ait carisinin muavin kaydını ... hesap kodundan takip ettiği, Davacının ... yılı ticari defter kayıtlarına göre Davacının dava dışı ... firmasından ... tarihinde ... seri nolu fatura ile KDV dahil toplam ... TL tutarında ... aldığı ve bu ürünün bedelini ... tarihinde ödediği, Davacının ... yılı ticari defter kayıtları ve banka hesap hareketlerine göre Davalı ...’a ... tarihinde yapılan ödemenin taraflar arasındaki ticari ilişkiden kaynaklı olmadığı, dava dışı ... firmasına ödeme yapılmak istenirken sehven ... hesabına havale yapıldığı, yapılan havaleye ait dekontun açıklamasında da alıcının dışı ... olduğu bilfiil yazılı olduğu, bu kapsamda Davacı şirketin Davalı ...’tan bu sehven yapılan ödeme nedeniyle ... TL Alacaklı olduğu, bu alacak tutarına Davalıya Antalya ... Noterliği ... tarihli ... yevmiye numaralı ihtarın tebliğ tarihi olan ... tarihinden itibaren takip tarihi olan ... tarihine kadar işlemiş yasal faizin ... TL olduğu, bu durumda ... takip tarihi itibariyle Davacı şirketin Davalıdan ... TL Asıl alacak ve ... TL İşlemiş Faiz olmak üzere takip tarihi itibariyle toplam alacağının ... TL olduğu, Davacı tarafça Davalıdan takip talebinde ... TL Asıl Alacak ve ... TL İşlemiş Faiz olmak üzere takip tarihi itibariyle toplam alacağının ... TL talep edildiği hususları bildirilmiştir.
Bilirkişi raporu taraflara tebliğ edilmiştir.
Davalı vekili, itiraz dilekçesinde özetle; müvekkilinin, davacıya borçlu olmadığını, aksine alacaklı olduğunu, mahkememizin .../... esas sayılı dosyasında alacak davası açtığını, istinaf incelemesinde olduğunu belirterek, bu dosyanın bekletici mesele yapılmasını talep etmiştir.
Bilirkişi raporunu hakim denetlemelidir. Öğretide Akyol, bilirkişi raporunun denetimi sadece hâkime ait bir görev değil; aynı zamanda taraflara ait bir haktır demektedir(AKYOL, Şener :Hukuk Usulünde Bilirkişilerle İlgili Bazı Problemler, Mukayeseli Hukukta Bilirkişilik Ve Sorunları, Yargıtay 125.Yıl Dönümü, s. 72 naklen). Hâkimin bilirkişinin uzmanlığı nedeniyle taşıdığı egemenliği kıracak araçları olduğu, bir yanlışın mutlaka geri döneceği ve özellikle böyle bir yanlışın müeyyidelendirileceği konularında bilirkişi inandırılmalı; böyle bir bilinç oluşturulmalıdır.“Hâkim kesinlikle ve mutlak olarak usulün egemeni olmalı; dosyaya, kendi sorumluluğunda girecek olan tanık beyanı gibi bilirkişi raporu gibi hususların adaleti saptıracak biçimlerde tezahürünü önleyecek tedbirleri almalı ve bu egemenliğini davanın sonuna kadar sürdürmelidir.” (Akyol s. 64-65 naklen).
Bu hususlar doğrultusunda, bilirkişi raporunun, hükme ve denetime elverişli, dosya kapsamına uygun olduğu kanaatine varılmıştır. Davalı itirazı yeniden rapor veya ek rapor aldırılmasını, kabule göre gerektirmeyecek niteliktedir.
Taraflar arasındaki alacak davası, iş bu dava ile doğrudan ilgili değildir. Bu dava ile bağlantısının olduğu kabule göre değerlendirilemez. İş bu davada, davacı taraf, sehven gönderildiğini iddia ettiği paranın istirdatını istemektedir. Bu paranın her hangi bir ticari ilişki nedeniyle gönderilmediği iddia edilmektedir. Taraflar arasındaki başka bir alacak davası kabule göre bu dosya için bekletici mesele yapılamaz.
Tüm dosya kapsamı, bilirkişi rapor içeriği, raporda özetle; yapılan havaleye ait dekontun açıklamasında da alıcının dışı ... olduğunun yazması hususları da bir arada düşünülerek, dava konusu paranın sehven gönderildiği kanaatiyle, davanın kabulüne karar vermek gerekmiştir.
Davacı tarafın icra inkar tazminatı talebine gelince;
Alacaklının icra dairesine yapacağı takip talebi ile başlayan, takibin durması için borçlunun itirazının yeterli olduğu ve cebri icraya devam edilebilmesi için alacaklının harekete geçmesinin gerekli olduğu ilamsız icra usulunde; gerek alacaklının haksız ve kötüniyetli takipte ve gerekse borçlunun haksız itirazda bulunmasını önlemek amacıyla icra tazminatına hükmolunması esası kabul edilmiştir. Öğretide, hakim görüşe göre (POSTACIOĞLU, İlhan, İcra Hukuku Esasları, İstanbul, 1982, s. 184 vd., KURU, Baki, İcra ve İflas Hukuku, C. I, 3. Bası, İstanbul 1988, s. 304 vd., UYAR, Talih, İcra Hukukunda İtiraz, s. 215 vd.) itirazın haksız olup olmadığı, takip konusu yapılan ve borçlunun itiraz ettiği alacağın likit olup olmadığına göre belirlenmelidir.
Dosyaya baktığımızda; dava dışı ... İle ... isimlerinin karıştırılmasının hele ki mahkemenin bir başka dosyasında ticari ilişki iddiasına dayalı olarak alacak davasının da olması göz önüne alınarak, dosya kapsamına göre alacağın likit olmadığını kabule göre göstermesi ve net bir şekilde o an için itirazda haksızlık tespiti yapılmasının doğru ve hakkaniyet gereği olmadığının kabulü ile, inkar tazminatının reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM/Ayrıntısı gerekçeli kararda açıklandığı üzere;
1-Davanın KABULÜ İLE;
Davalının Antalya Genel İcra dairesinin .../... esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın ...-TL asıl alacak üzerinden iptali ile takibin ...-TL asıl alacak üzerinden devamına,
2-Davacının inkar tazminatı talebinin REDDİNE,
3-Davacı tarafça yatırılan ... TL başvurma harcının mahsubu ile hazineye gelir kaydına,
4-Davacı tarafça yatırılan ... TL peşin harcın mahsubu ile hazineye gelir kaydına, hüküm gereği alınması gerekli bakiye ... TL'nin (... TL - ... TL = ... TL) davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
5-492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 28. maddesi gereğince; bakiye harcın, kararın tebliğinden itibaren bir ay içinde ödenmesi gerektiğinden, kararın tebliğinden itibaren bir ay içinde ödenmeyen harç için -kanunen belirlenen sınır göz önünde tutularak- "harç tahsil müzekkeresi" yazılmasına, bakiye karar ve ilam harcının ödenmemiş olmasının, hükmün tebliğe çıkarılmasına, takibe konulmasına ve kanun yollarına başvurulmasına engel teşkil etmeyeceğinin bu şekilde hükümde belirtilmesine,
6-Davacı tarafça yatırılan ve yukarıda (3) ve (4) numaralı hüküm fıkraları ile mahsubuna karar verilen toplamda ... TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7-Davacı tarafça dosyada yapılan ve mahkememizce uyap sisteminden kontrol edilen (denetime elverişlilik açısından, uyap ekranında harç-masraf bölümü altında tahsilat reddiyat bilgileri başlığının içeriğinde masraflar açıkça yazmaktadır) posta-tebligat-bilirkişi ücreti gideri toplamı ... ₺'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
8-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/13 ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği 26/2. Maddeleri, 6100 sayılı HMK 297/1-ç, 326.maddeleri uyarınca, arabuluculuk faaliyeti sonunda tarafların anlaşamamaları halinde iki saatlik ücret tutarı tarifenin birinci kısmına göre ileride haksız çıkan taraftan tahsil olunmak üzere Adalet Bakanlığı bütçesinden ödeneceği öngörüldüğünden; ... ₺'nin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
9-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden; ... ₺ vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
10-Davacı tarafça yatan gider avansından harcanmayan kısmın hüküm kesinleştiğinde UYAP üzerinden kontrolü de sağlanarak davacı tarafa iadesine, karardan sonra tebligat ve benzeri masraflar için gider avansının kullanılması davacı tarafından istenirse tebligat ve benzeri için yapılacak masraflar düşüldükten sonra arta kalan miktarının UYAP üzerinden kontrolü sağlanarak karar kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine, (6100 sayılı HMK m. 333) ;12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu gereğince dava açılırken mahkeme veznesine yatırılacak olan gider avansının miktarı ile avansın ödenmesine ilişkin usul ve esasları belirten, "Hukuk Muhakemeleri Kanunu Gider Avansı Tarifesi" göz önünde tutularak; her hangi bir bankaya ait hesap numarası ve/veya herhangi bir banka hesabına ait IBAN numarası verilmesi halinde taraflara ait artan gider avansının bildirdikleri hesaba aktarılmasına,
Dair, davacı vekili ... ve davalı vekili ...'ın yüzüne karşı kesin olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.03/07/2024
Katip ...
¸e-imzalıdır
Hakim ...
¸e-imzalıdır