T.C.
ANTALYA
4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2023/446
KARAR NO: 2024/481
DAVA: Menfi Tespit (Ticari İlişkiden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 07/07/2023
KARAR TARİHİ: 10/07/2024
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Ticari İlişkiden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; Davalı taraf müvekkil şirket aleyhine haksız ve kötüniyetli bir şekilde Antalya Genel İcra Dairesi ... E. Sayılı dosyası ile takip başlattığını, Haksız ve usulsüz bir şekilde başlatılan icra takibi ile müvekkil şirketin ticari itibarını zedelediğini; Davalı tarafın yapmış olduğu bu işlemler hukuka aykırı olduğunu, kötü niyetle yapıldığını. İcra takibi tarihi itibariyle müvekkil şirketin davalı alacaklı tarafa doğmuş ve doğacak herhangi bir borcu bulunmadığını. fakat davalı taraf anlaşılmaz bir şekilde, müvekkil şirketten hiçbir alacağı bulunmazken ... TL 'lik alacağı varmış gibi kendisi alacaklı olmak suretiyle icra takibi başlattığını. Müvekkil şirketin ve davalı tarafın ticari defterleri üzerinde yapılacak bilirkişi incelemesi sonucunda işbu keyfiyet ortaya çıkacağını. Ticari defterler TTK gereğince münhasır delil hükmünde kabul edildiğini. Ayrıca karşı tarafın ticari defterlerinin de incelenmesini talep ettiklerini, Müvekkil şirketin nakde çevirip borçlarını ödeyebilecekleri bazı malvarlıklarına ve 3.kişilerdeki hak ve alacaklarına hacizler konulduğunu, müvekkil şirket tamamiyle iş yapamaz duruma getirilmeye çalışıldığını, genel prensip olarak menfi tespit davalarında ispat külfeti davalı alacaklı tarafa ait olduğunu, Davalı alacaklı taraf davaya konu Antalya Genel İcra Dairesi ... E. Sayılı dosyasında takip dayanağı olarak "Taraflar arasındaki ticari ilişkiden kaynaklı bakiye borç ... TL" şeklinde belirttiğini; Davaya konu Antalya Genel İcra Dairesi ... E. Sayılı dosyasının içeriğine, esasına ve tamamına itiraz etmekle beraber davalı tarafın bir anlığına haklı olduğu düşünülse dahi, davalı tarafça düzenlenmiş takip talebinde ve buna bağlı olarak hazırlanan ödeme emrinde müvekkil şirket ile davalı alacaklı arasında hangi ticari iş belli edilmediğini; Dava konusu icra müdürlüğünce düzenlenen ödeme emrinin dayanak belgesi bulunmadığını, müvekkile yasal zorunluluk olan dayanak belgede tebliğ edilmediğini; Davalı alacaklı tarafın usul ve yasaya aykırı olarak iddia ettiği üzere davaya konu ticari işten kaynaklı alacağını ispat etmesi gerektiğini. İlgili icra dairesine de yapılan itiraz dilekçesinde de belirtildiği üzere müvekkil şirketin davalı alacaklı tarafa doğmuş veya doğacak herhangi bir borcu bulunmadığını; Yukarıda arz ve izah edilen sebeplerle ve re'sen görülecek sair nedenlerle fazlaya ilişkin her türlü dava, talep ve ıslah hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik; Haklı menfi tespit davalarının kabulü ile ; Öncelikle ve ivedilikle teminatsız yahut teminat mukabili olarak tedbiren Antalya Genel İcra Dairesi ... E. Sayılı sayılı icra dosyasında ihtiyati tedbir kararına istinaden vezneye giren paranın alacaklıya ödenmemesine ve icra takibinin ihtiyati tedbir kararına istinaden durdurulmasına, Müvekkilin davalı tarafa her hangi borçlu olmadığının tespitine, Antalya Genel İcra Dairesi ... E. Sayılı icra takibinin dava sonunda iptaline, Alacağın %20'sinden az olmamak kaydıyla davalının kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı Vekili cevap dilekçesinde özetle; Borçlu davacı aleyhinde Antalya Genel İcra Dairesi'nin ... Esas numarası ile ilamsız icra takibi başlatıldığını, Borçlu tarafça takibe süresi içerisinde itiraz edilmediği için takip kesinleştiğini; Bunun üzerine davacı borçlu, müvekkil aleyhine huzurdaki davayı ikame ettiğini; İlgili dava, davacı borçlunun hukuki yararı olmaksızın huzura getirildiğinden usulden reddi gerektiğini; Dava dilekçesi Hukuk Muhakemeleri Kanununda yer alan zorunlu unsurları ihtiva etmediğini; gerçek kişi tacir müvekkil ..., ... adı ile faaliyet gösterdiğini; ... ve ... işlerini meslek edindiğini. Davacı borçlu ile de bu haseple ticari ilişki içerisinde olduğunu, bu ilişki çerçevesinde taraflar arasındaki ... tarihinden itibaren süregelmekte olan cari kart dilekçe ekinde sunulduğunu; bu evraklar, taraflar arasındaki bütün ticari alışverişi oluşturduğunu, davalı müvekkilin ticari defterlerinde kayıtlı olduğunu, Alacağın mevcudiyetinin ispatı için gerek müvekkilin gerekse karşı tarafın ticari defterlerinin incelenmesini istediklerini, bütün bu ... ve ihmaller silsilesinin, müvekkilin haklı alacağından mahrum kalması sonucunu doğuracağını, ülke ekonomisine hakim olan enflasyonist ortamda kaçınılmaz bir mağduriyetine sebebiyet vereceğini beyan ederek; öncelikle hukuki yarar bulunmaksızın ikame edilmiş bulunan işbu davanın H.M.K. m.114/1-f bendi uyarınca dava şartı noksanlığından usulden reddine, İşbu talepleri uygun görülmezse ekte sundukları deliller ve ispat vasıtaları neticesinde esasa girilerek, haksız ve hukuki dayanaktan yoksun huzurdaki davanın reddine, İşbu davanın açılmasında ve borcun ödenmemesinde tamamen kötüniyetli olan davacı hakkında İ.İ.K. md 72/4 uyarınca alacağın %20’ sinden az olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmolunmasına, karar verilmesini iddia ve talep etmiştir.
Dava, menfi tespit talebinden ibarettir.
Gerçekte var olmayan bir borç ya da geçersiz bir hukuki ilişki nedeniyle icra takibine maruz kalması muhtemel olan veya icra takibine maruz kalan bir kimsenin (borçlunun) gerçekte borçlu bulunmadığını ispat için açacağı dava, menfi tespit olarak adlandırılmaktadır. Menfi tespit davasında amaç bir hukuki ilişkinin veya bir hakkın gerçekten mevcut olmadığının tespitine yöneliktir. Başka bir deyişle hukuki bir yarar bulunması koşuluyla sonuçta alacak-borç ilişkisi doğuracak bir durumun olmadığının tespiti amaçlanır. Menfi tespit davası, normal bir hukuk davası gibi açılır. Borçlu, itirazın kaldırılması sırasında tetkik merciinde (m. 68-68a) ileri sürüp ispat edemediği itiraz ve def’ilerini, menfi tespit davasında yeniden ileri sürebilir; çünkü itirazın kaldırılması kararı, menfi tespit davasında kesin hüküm teşkil etmez. Nitekim aynı ilkeler, T.C. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 17.03.2010 gün ve 2010/19-123 E. 2010/154 K; 07.12.2011 gün ve 2011/13-576 E. 2011/747 K sayılı kararında da vurgulanmıştır. (T.C. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu., 2011/19-622 esas, 2012/9karar, Tar. 18/01/2012)
Bu genel açıklamalar ışığında, dosyaya dönüldüğünde; mahkememizce tarafların ticari defterlerinin incelenmesine karar verilmiştir.
Yargıtay 19. HD., 2020/237 Esas, 2020/805 Karar sayılı, 04.06.2020 Tarihli, "Bölge Adliye Mahkemeleri'nin Kesin Nitelikteki Kararları Arasındaki Uyuşmazlığın Giderilmesine Yönelik" vermiş olduğu ilamında; ticari nitelikteki menfi tespit davalarında dava açılmadan önce arabuluculuğa gidilmesinin zorunlu olmadığına ve arabulucuya gidilmiş olmasının bir dava şartı olmadığına karar verilmiştir.(Benzer yönde Yargıtay 11. HD., 2020/4396 E, 2021/3198 K; 2020/6050 E, 2021/4519 K) Her ne kadar 7445 sayılı İcra ve İflas Kanunu İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun gereği Ticari davalardan, konusu bir miktar para olan itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında arabuluculuğun zorunlu dava şartı olduğu hüküm altına alınmış ise de bu kanun maddesi dava tarihi itibariyle de yürürlükte değildir. İş bu davada bu bakımdan bir usuli eksiklik yoktur.
HMK m. 222 gereği; Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. Bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın kanuni şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz. Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur. 7251 sayılı kanunla, 6100 sayılı Kanunun 222 nci maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan “ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi” ibaresi “diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi” şeklinde değiştirilmiş ve fıkraya birinci cümleden sonra gelmek üzere aşağıdaki cümle eklenmiştir; “Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz.” Usul hükümleri derhal uygulanırlılık ilkesine tabidir.
Davacı ticari defterlerinin incelenmesi sonucu hazırlanan, ... tarihli bilirkişi raporunda özetle: Davacı ile davalı arasında ticari işin olduğu, davacının tüzel kişi davalının tacir olduğu, Davacı, davalının“e” fatura olarak düzenlediği icra takibine ve davaya konu edilen faturaları 2023 yılına ait ticari defterlerine veresiye borç (davalı alacaklı) olarak kayıt ettiği, Davacının ticari defterlerinde davalıdan ... tarihi itibariyle icra takibine ve davaya konu edilen faturadan dolayı ... TL. bakiye cari hesap alacağı olduğu, Davacı kayıtlarına göre davacı her ne kadar davalıdan ... TL. alacaklı olarak görünmekte ise de; davalının düzenlediği ... tarih ... seri nolu ... TL. bedelli faturanın davacı kayıtlarında mevcut olmadığı, davacı ve davalı kayıtları arasındaki uyumsuzluğun bu faturadan kaynaklandığı, Davacı kayıtlarında olmayan ,ancak davalı vekilince dosyaya ibraz edilen muavin kayıtlarında ,mevcut olan ve 2023 yılına ait davalının ticari defterlerindeki kayıtlar ile muavin kayıtların bir birini teyit etmesi halinde, davalının ,davacıdan icra takibine ve davaya konu edilen ... TL.tutar kadar alacaklı olduğu, Davacının, 2023 yılında “e “ Defter-Beyan Sistemi vasıtasıyla elektronik ortamda bilanço esasına göre defterlerini TTK’ nun 64 ve 65 maddesine uygun olarak tuttuğu, açılış ve kapanış beratlarının uygulamasının yapıldığı,bütün defterlerin kapsamının birbirini doğruladığı, sahibi lehine delil olduğu hususları belirtilmiştir.
Davalı ticari defterleri incelenerek hazırlanan ... tarihli bilirkişi raporunda özetle; Davalı ...’nun Ticari defterlerinin muhasebenin temel kavram ve genel kabul görmüş muhasebe ilkeleri ile yürürlükteki mevzuat hükümlerine uygun olarak açılış ve kapanış beratlarının
bulunduğu; Ticari defterlerinin muhasebenin temel kavram ve genel kabul görmüş ilkeler ile yürürlükteki mevzuat hükümlerine uygun olarak tutulduğu, defter kayıtlarının birbirini doğruladığı, sahibi lehine delil niteliği taşıdığı;
Davalının ticari defterlerinde davacıya ... yılında toplamda ... adet ... TL fatura düzenlendiği; Faturalardan
... Tarih ... Nolu ... TL
... Tarih ... Nolu ... TL
... Tarih ... Nolu ... TL
Kısmının Ticari Fatura senaryosuyla açık fatura şeklinde düzenlendiği
... Tarih ... Nolu ... TL
Faturanın Temel Fatura senaryosuyla düzenlendiği, açık yada kapalı olduğunun belli olmadığı, davacının Ticari defterlerini inceleyen Bilirkişi ... tarafından faturanın davacının kayıtlarında yer almadığının tespit edildiği, davalının beyan dilekçesi ekinde bu faturanın bilgisayar ortamında davacıya gönderildiğine dair ekran görüntülerin mevcut olduğu, dosya içeriğinde bu faturaya davacı tarafından itiraz yada iade edildiğine dair her hangi bir belge yada bilginin bulunmadığı;
... Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği’nde yapılan değişiklik ile (Form Ba) ve (Form Bs) Bildirim
verme yükümlülüğü bulunan ancak tüm alış ve/veya satışları belirlenen ... olan KDV hariç ... TL’nin altında kalan veya elektronik belge olarak düzenlenen belgelerden oluşan mükelleflerin, ilgili dönem Form Ba
ve/veya Form Bs bildirimlerini verme zorunlulukları .../... dönemine ilişkin olarak verilecek bildirim formlarından itibaren uygulanmak üzere kaldırıldığı;
Davacı tarafından Toplamda ... adet ... TL ödeme gerçekleştirildiği;
Buna karşılık ... Takip tarihinde davalının düzenlediği, ... adet ... TL Faturadan, davacının ödediği ... adet ... TL ödeme düşüldüğünde davalının davacıdan ... TL alacaklı olduğu hususları belirtilmiştir.
Bilirkişi raporları taraflara tebliğ edilmiş, itirazlar/beyanlar alınmıştır.
Davacı taraf, itirazlarında ortak olarak özetle; "....Dava konusu edilen ihtilafın davalı tarafından düzenlenen ... tarihli ... nolu ... TL'lik faturadan kaynaklandığı anlaşılmakla birlikte bu faturanın ... TL'lik kısmının yapılan işin karşılığı olduğundan doğru olduğu, ancak dava konusu edilen bu faturanın ... TL lik kısmının doğru olmadığı, davalı tarafından faturaya fazladan yazıldığı, bu miktarın davalı tarafından yapılan bir işin karşılığı olmadığı hususlarının yargılama ile tespit edilmesini müvekkil adına talep ettiklerini..." beyan etmiştir. Dava dilekçesinde ise bu yönüyle bir açıklama yoktur. Dava dilekçesinde davacı taraf, davalıya borçlarının olmadığını söylemiş ve ayrıca sadece; " Müvekkil şirketin ve davalı tarafın ticari defterleri üzerinde yapılacak bilirkişi incelemesi sonucunda işbu keyfiyet ortaya çıkacaktır. Ticari defterler TTK gereğince münhasır delil hükmünde kabul edilmiştir. Ayrıca karşı tarafın ticari defterlerinin de incelenmesini talep etmekteyiz." şeklinde talep ileri sürmüştür. Bilirkişi raporlarına karşı beyanlar, ... muvafakat da olmadığından iddia ve savunmanın genişletilmesi/değiştirilmesi yasağı kapsamında kalmıştır. Dava dilekçesinde borç hiç kabul edilmezken, raporlara itirazda, ihtilafın ... TL'lik faturadan kaynaklandığı anlaşılmakla birlikte bu faturanın ... TL'lik kısmının yapılan işin karşılığı olduğundan doğru olduğu, ancak dava konusu edilen bu faturanın ... TL lik kısmının doğru olmadığı belirtilmiştir. Davacı tarafça kısmen kabul edilen bu faturanın ise yine davacı defterlerinde kayıtlı olmadığı bilirkişi raporunda belirtilmiştir. ... tarihli raporda da özetle; davalının beyan dilekçesi ekinde bu faturanın bilgisayar ortamında davacıya gönderildiğine dair ekran görüntülerin mevcut olduğu, dosya içeriğinde bu faturaya davacı tarafından itiraz yada iade edildiğine dair her hangi bir belge yada bilginin bulunmadığı bildirilmiştir. Davalı vekilinin ... tarihli dilekçe ekinde ekran görüntülerini de sunduğu anlaşılmıştır.
Tüm dosya kapsamı, yukarıdaki açıklamalar, iddia ve savunmanın genişletilmesi/değiştirilmesi ilkesi (keşif ve bilirkişi incelemesi talebine dayanak gösterilen vakıalar yönünden) göz önüne alınarak, davalının alacaklı olduğunun anlaşılması karşısında, davanın reddine karar vermek gerekmiştir.
Davalının, İİK m. 72/4 gereği tazminat talebi mevcuttur.
2004 sayılı İİK madde 72/4 uyarınca; Dava alacaklı lehine neticelenirse ihtiyati tedbir kararı kalkar. Buna dair hükmün kesinleşmesi halinde alacaklı ihtiyati tedbir dolayısıyla alacağını geç almış bulunmaktan doğan zararlarını gösterilen teminattan alır. Alacaklının uğradığı zarar aynı davada takdir olunarak karara bağlanır. Bu zarar herhalde yüzde yirmiden aşağı tayin edilemez. Menfi tespit davasının reddine karar veren mahkemenin, borçluyu tazminata mahkum edebilmesi için, alacaklının borçluya karşı bir icra takibi yapmış olması ve borçlunun bu icra takibini durdurması ( İİK madde 72/2) veya icra veznesindeki paranın alacaklıya ödenmemesi ( madde 72/3.c.2) için ihtiyati tedbir kararı almış ve bu tedbir kararının uygulanmış olması gerekir. ( Baki Kuru, İcra ve İflas Hukuku El Kitabı, s. 377) Davalı tarafın tazminat talebi hakkında mahkememizce yapılan değerlendirme sonucunda ise; gerek yukarıda anılan yasal düzenleme, gerekse yapılan açıklamalar ışığında, davacı tarafın talebi üzerine mahkememizce İİK madde 72/3 uyarınca, icra veznesindeki paranın alacaklıya ödenmemesi yönünde ihtiyati tedbir kararı verildiği ve bu yönde icra dosyasına bildirimde bulunulduğu anlaşılmakla davalı tarafın talep ettiği tazminatın şartlarının oluştuğu kanaatine varılmakla, İİK m. 72/4 gereği tazminat talebinin kabulüne karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Ayrıntısı gerekçeli kararda açıklandığı üzere;
1-Davanın REDDİNE,
2-Mahkememizce verilen tedbirin kendiliğinden kalkmış olması nedeni ile icra dairesine bu hususta yazı yazılmasına,
3- Davalının İİK m.72/4. Gereğince talep ettiği tazminatın kabulü ile; ...-TL tazminatın davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
4-Davacı tarafça yatırılan ... TL başvurma harcının mahsubu ile hazineye gelir kaydına,
5-Hükmün niteliği ve tarihi dikkate alınarak, alınması gerekli ... TL maktu ret karar harcının, davacı tarafça başlangıçta yatırılan ... TL harçtan mahsubu ile hazineye gelir kaydına, arta kalan miktarın karar kesinleştiğinde istek halinde davacıya iadesine,
6-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
7-Davacı tarafça dosyada yapılan ve mahkememizce uyap sisteminden kontrol edilen (denetime elverişlilik açısından, uyap ekranında harç-masraf bölümü altında tahsilat reddiyat bilgileri başlığının içeriğinde masraflar açıkça yazmaktadır) posta-tebligat-bilirkişi ücreti gideri toplamı ... TL'nin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
8-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden; ... TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
9-Davacı tarafça yatan gider avansından harcanmayan kısmın hüküm kesinleştiğinde UYAP üzerinden kontrolü de sağlanarak davacı tarafa iadesine, karardan sonra tebligat ve benzeri masraflar için gider avansının kullanılması davacı tarafından istenirse tebligat ve benzeri için yapılacak masraflar düşüldükten sonra arta kalan miktarının UYAP üzerinden kontrolü sağlanarak karar kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine, (6100 sayılı HMK m. 333) ;12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu gereğince dava açılırken mahkeme veznesine yatırılacak olan gider avansının miktarı ile avansın ödenmesine ilişkin usul ve esasları belirten, "Hukuk Muhakemeleri Kanunu Gider Avansı Tarifesi" göz önünde tutularak; her hangi bir bankaya ait hesap numarası ve/veya herhangi bir banka hesabına ait IBAN numarası verilmesi halinde taraflara ait artan gider avansının bildirdikleri hesaba aktarılmasına, davalı tarafından yatırılan gider avansının aynı şekilde istek halinde iadesine,
Dair, davacı vekili ... ve davalı vekili ...'ın yüzüne karşı kararın tebliğinden itibaren 6100 Sayılı Kanunun 345.maddesi gereğince 2 hafta içerisinde ilgili İstinaf Dairesi Başkanlığına sunulmak üzere Mahkememize verilecek dilekçe ile İstinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı..10/07/2024
Katip ...Hakim ...
¸e-imzalıdır ¸e-imzalıdır